Michel Foucault – Eleştiri Nedir? (2020)

‘Eleştiri Nedir?’, Michel Foucault’nun 1978 ve 1983’de verdiği iki ayrı konferansı bir araya getiriyor.

İki konferansında da Foucault, Kant’ın ‘Aydınlanma Nedir?’ adlı metnine referans yaparak Aydınlanma’yı felsefi ve tarihsel bir sorgulamaya tabi tutuyor.

Düşünür burada, hem Kantçı yaklaşımı çok yönlü bir bakışla irdeliyor ve alternatif bir Kantçı yaklaşımı tartışıyor hem de kendi felsefi pratiğinin soykütüğüne yeni bir yön vermeye girişiyor.

Bu iki konferansın diğer bir özelliği de, Foucault düşüncesinin 1978 ile 1983 arasındaki evrimi hakkında bize fikir vermesi.

Foucault’nun ‘Aydınlanma Nedir?’i nasıl farklı biçimlerde okuduğuna tanık olduğumuz konferanslar, aynı zamanda Foucault’nun kendi tarihsel ve felsefi perspektifini olduğu gibi şimdiki ve geçmişteki çalışmalarını da, Kant’ın bu metniyle başlattığını gösteriyor.

‘Eleştiri Nedir?’, Aydınlanma, bilgi, iktidar ve özne arasındaki ilişkiler üzerine düşünmek isteyenlerin severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Michel Foucault – Eleştiri Nedir?: Kendilik Kültürü, çeviren: Murat Erşen, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 2020

İbrahim Çelik – Tek Yola Sığmayan Devrim (2016)

İbrahim Çelik lise yıllarında, Karadeniz bölgesinde Devrimci Yol saflarında aktif olarak mücadele etti.

Çelik, 1981 yılında Artvin’de düzenlenen bir operasyonda bir grup genç arkadaşıyla tutuklanır.

İşte Çelik bu kitabında, çocukluğundan yetişkinliğine uzanan hayatına ve cezaevi yıllarındaki, işkence ve kitlesel açlık grevleri dair anılarını paylaşıyor.

Hem de birbirinden ilgi çekici hikâyeler eşliğinde.

  • Künye: İbrahim Çelik – Tek Yola Sığmayan Devrim, Ayrıntı Yayınları

Alison Pargeter – Müslüman Kardeşler (2016)

Arap Baharı’nın öngörülememiş sonuçlarından birisi, Müslüman Kardeşler’in yeraltından Ortadoğu siyaset sahnesinin ön saflarına fırlatılması oldu.

Bu kitap da, hareketin doğuşundan günümüze kadar kat ettiği yolu, demokrasiyle sorunlu ilişkisini, stratejisindeki dönüşüm ve kırılmaları kapsamlı bir şekilde irdelemekte.

  • Künye: Alison Pargeter – Müslüman Kardeşler, çeviren: Semih Çelik, Ayrıntı Yayınları

Şehriban Teyhani – Ateşi Çalan Yolcular 1 (2020)

Devrimci Yol’un işçi örgütlenmesi ve bu bağlamda büyük mücadeleler vermiş Kamer Teyhani’nin hayatı ve çalışmaları hakkında dört dörtlük bir tanıklık.

Burada hem Teyhani’nin hayatına hem de uğruna mücadele ettiği Türkiye halklarının Devrimci Yol’una ve onun işçi sınıfı içerisindeki çalışmasına tanıklık ediyoruz.

Kitap için, Teyhani’nin yol arkadaşları Çetin Uygur, Sedat Şeyhoğlu, İsmet Yılmaz, Mehmet Ünsallı, Doğan Halis, İlbay Kahraman, Kamil Kartal, Erdal Dönmez, Remzi Kılıç, Çeçen Karakoyun, Yasin Nuri Aydınlı, Hasan Basri Çıplak, Zafer Ayden, Ruhsati Yalçın, Hüseyin Gülseven, Tarık Günlü ve Necmettin Çobanoğlu ile görüşülmüş.

Çalışma, geçmiş deneyimleri aktarırken aynı zamanda bugünün siyaseti için de muazzam dersler ve perspektifler sunmasıyla ve ayrıca faşizmin kurumsallaşması karşısında muhalefetin ne gibi yollar ve araçlara başvurabileceğine dair sağlam fikirler vermesiyle çok değerli.

‘Ateşi Çalan Yolcular 1’, Ayrıntı Yayınları’nın yakın tarih dizisinin –şimdilik– son kitabı.

Bu diziden çıkan kitapların her biri, Türkiye’nin özgürlük ve sosyalizm mücadelesi üzerine birer hazine değerinde.

  • Künye: Şehriban Teyhani – Ateşi Çalan Yolcular 1: Kamer Teyhani Kitabı, Ayrıntı Yayınları, tarih, 464 sayfa, 2020

Yusuf Örnek – Mektuplardaki Felsefe (2020)

 

Yirminci yüzyıla damgasını vurmuş düşünürlerden Hannah Arendt, çağımızın iki büyük filozofu olan Martin Heidegger ve Karl Jaspers’in öğrencisi olmuştu.

Hatta Arendt’in Nazi Almanyası’nın yarattığı acılar nedeniyle hocalarıyla olan ilişkisi bir dönem kesintiye uğrasa da, savaştan sonra onlarla yeniden ilişki kurmuş ve her ikisine de olan bağına sadık kalmıştı.

Bu ilişkinin ne denli güçlü olduğunun en iyi örneği de, üçlü arasında yıllarca süren mektuplaşmalardır.

Elimizdeki kitap da, bu mektuplaşmalardan yola çıkarak üç düşünürün birbiriyle olan ilişkilerinin ayrıntılarına iniyor.

Yusuf Örnek çalışmasında, bununla da yetinmeyerek üç filozofun mektuplaşmasına yansıyan felsefi görüşlerini, yaşananlar hakkındaki düşüncelerini ve karşılıklı besledikleri duyguları ortaya koyuyor.

Yusuf Örnek bunların yanı sıra mektuplara dökülen düşünce ve duyguların arka planındaki tarihsel bağlamları da yansıtabilmek amacıyla Jaspers’in savaş sonrasında Freiburg Üniversitesi Nazilerden Arındırma Komisyonu’na Heidegger hakkında yazdığı mektupların ve onu antisemit olmakla suçlayan Arendt’e yazdığı bir mektubun çevirilerini de kitabına almış.

Kitap, bu üç düşünürün felsefi düşünceleri arasında yapılabilecek olası araştırmalar ve karşılaştırmalar için başlangıç niteliğinde bilgi vermesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Yusuf Örnek – Mektuplardaki Felsefe: Arendt – Jaspers – Heidegger, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2020

Steve Jones – Dâhilere Gerek Yok (2020)

Fransız devrimi, bilimsel alanda da büyük devrim ve dönüşümlerin kaydedildiği olağanüstü bir dönemdi.

Steve Jones da bu dikkat çekici çalışmasında, modern fiziğin, kimyanın ve biyolojinin temellerinin bu dönemde nasıl atıldığını ve bunlarda katkısı olmuş bilim insanlarının bilimsel ve politik duruşlarını çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

Bilim insanı siyasetle uğraşmaz tezini alaşağı eden kitap, devrim günlerinde Fransız bilim insanlarının salt Paris’i dünyanın dönemin bilim merkezine dönüştüren yeniliklere imza atmakla kalmayıp aynı zamanda içinde bulundukları toplumu dönüştürecek politik aktivitelerde de ne denli aktif olduklarını gözler önüne seriyor.

Kitap, modern bilimin öncüleri olan Lavoisier, Bailly, Marat ve daha pek çok ismin bu dönemdeki çalışmaları ve daha da önemlisi politik aktiviteleri üzerine referans niteliğinde bir çalışma.

Uçan balonların ilk keşfinden patlayıcıların kitlesel imha araçları olarak kullanılmalarına; patatesin Eski Dünya’daki açlığa çare oluşundan kimya bilimiyle atletizmin evliliğine kadar; dönemin bilimsel gelişmelerini ve Fransız Devrimi’ni sıra dışı bir açıdan incelemek isteyenler için keyifle okunabilecek bir çalışma.

  • Künye: Steve Jones – Dâhilere Gerek Yok: Giyotin Çağında Devrimci Bilim, çeviren: Onur Orhangazi ve Ogül Büber, Ayrıntı Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2020

Zafer Aydın – İşçilerin Haziranı (2020)

15-16 Haziran direnişi, Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük işçi direnişlerinden biri olarak tarihe geçti.

Eşi benzeri görülmemiş bu direnişin üzerinden tam 50 yıl geçti ve şimdi o zamanlardaki karanlığı daha da zifiri kılan kötü bir dönemden geçmekteyiz.

Zafer Aydın’ın bu muazzam çalışması ise, Türkiye’nin toplumsal ve siyasal tarihine yön vermiş 15-16 Haziran direnişi üzerine bir başvuru kaynağı.

Yaklaşık bin sayfayı bulan çalışma, 15-16 Haziran direnişini, öncesi ve sonrasıyla kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Çalışma, doğrudan eylemde yer alan tanıklarla çoğunluğu birincil kaynaklardan oluşan devasa belgelerin ışığında hazırlanmış.

Kitapta eylemi ortaya çıkaran faktörler, olgunlaşma ve karar süreçleri, örgütlenme dinamikleri, eylemlere katılan işçilerin yaklaşımları, yaşadıkları sorunlar, eylemin yarattığı etki ve sonuçlar ayrıntılı bir biçimde ele alınıyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, 15-16 Haziran üzerine yeni tartışmalar, yeni bakış açıları, yeni araştırmalar için de önemli bir zemin sunması.

‘İşçilerin Haziranı’, tarihsel bir örnek üzerinden, bugün sendikal harekette ve toplumsal siyasette cevabı aranan çeşitli sorular için de temel bir referans niteliğinde.

  • Künye: Zafer Aydın – İşçilerin Haziranı: 15-16 Haziran 1970, Ayrıntı Yayınları, tarih, 992 sayfa, 2020

Paul Martin ve Patrick Bateson – Oyun, Oyunseverlik, Yaratıcılık ve Buluş (2020)

 

Paul Martin ve Patrick Bateson, daha önce yayımlanan ‘Oyun, Oyunbozanlık, Yaratıcılık ve İnovasyon’ adlı kitaplarında, pozitif duygu durumuyla oynanan oyunu, “oyunbaz oyun” olarak tanımlamış ve böylece oyun ve yaratıcılık literatürüne yeni bir kavram kazandırmışlardı.

Yazarlar söz konusu çalışmada, oyunbaz oyunun ne olduğunu çok yönlü bir şekilde ortaya koydukları gibi, oyunbaz oyunun düşünce, evrim ve gelişimde oynadığı rolü de irdelemişti.

Martin ve Bateson şimdi de, çalışmalarını bir adım daha ileriye taşıyor ve oyun ile oyunbazlığın yaratıcılık ve buluştaki rolünü ele alıyor.

Yazarlara göre, oyunbaz davranış ve oyunbaz düşünce, fiziksel ve toplumsal çevrenin önümüze çıkardığı engelleri aşmada bize muazzam katkıda bulunabilir.

Özellikle yaratıcı süreçlerin kökenlerine ilişkin önemli bilgiler barındırmasıyla dikkat çeken kitap, konuyu yaratıcı gelişim seçeneklerinin itici gücü olarak oyun, bir davranışsal yenilik kaynağı olarak oyun ve bireysellik ve toplumun daha kapsamlı sorunlarına yönelik düşünceler ve yaklaşımların kaynağı olarak oyun bağlamında irdeliyor.

Hayvanın bilme yetisinden çocuk gelişimine, hayal kurmaktan hezeyana yol açan ilaçlar ve uyuşturuculara kadar dikkat çekici pek çok konunun irdelendiği kitabın anlaşılır bir üslupla yazıldığını da belirtelim.

  • Künye: Paul Martin ve Patrick Bateson – Oyun, Oyunseverlik, Yaratıcılık ve Buluş, çeviren: Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, bilim, 192 sayfa, 2020

Gérard Genette – Anlatının Söylemi (2020)

Fransız eleştirmen ve edebiyat teorisyeni Gérard Genette, geliştirdiği “anlatı yöntembilimi” ile dünya çapında bilinen bir isim.

Genette’nin bu konudaki fikirlerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyduğu eldeki kitabı ise, temel olarak anlatı teriminin en yaygın anlamına, yani kendisinin tabiriyle anlatının söylemine odaklanıyor.

“Olay-Zaman-Anlatı’’ kavram bütünlüğünü odaklanma olarak tanımlayan Genette, anlatı söylemi analizinin, daima ilişkilerin incelenmesini gerektirdiğini belirtiyor.

Yazar, buradan yola çıkarak bir yandan söylem ile naklettiği olayların ilişkisini (ikinci anlamıyla anlatı), diğer yandan aynı söylem ile onu üreten edim arasındaki gerçek

(Homeros) ya da kurmaca (Ulysses) ilişkiyi (üçüncü anlamıyla anlatı) irdeliyor.

Kitabın en güzel taraflarından biri de, bu derinlemesine incelemeyi Marcel Proust’un ‘Kayıp Zamanın İzinde’ eserini merkeze alarak yapması.

Genette, ‘Kayıp Zamanın İzinde’yi, genel bir anlatının ya da roman anlatısının, otobiyografik anlatının ya da herhangi başka bir sınıf, tür ve çeşitte anlatının basit bir örneği gibi ele almıyor.

Yazara göre ‘Kayıp Zamanın İzinde’, evrensel bileşenlerden mürekkeptir, ama bunları özel bir sentezde, kendine özgü bir bütünlükte bir araya getirmiştir.

Genette bu eşsiz eseri, mecazlar, anakroni, odaklanma, paralipsis ve yinelemeli şeklinde adlandırdığı kavramlarla tartışıyor.

  • Künye: Gérard Genette – Anlatının Söylemi: Yöntem Hakkında Bir Deneme, çeviren: Ferit Burak Aydar, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2020

Valentin Nikolaevich Voloshinov – Marksizm ve Dil Felsefesi (2020)

Valentin Nikolaevich Voloshinov’un 1929 yılında yayımlanan ‘Marksizm ve Dil Felsefesi’, yalnızca dilbilimdeki değil, aynı zamanda antropoloji, psikoloji, edebiyat ve kültür incelemelerindeki modern eğilimler açısından eşsiz bir eserdir.

Voloshinov’a göre, insan dili konusundaki incelemeler zaman ve mekân içindeki toplumsal varoluştan ve toplumsal-ekonomik koşulların etkisinden ayrı tutulamaz.

Düşünür burada, her şeyden önce dilsel olanın toplumsal rolüyle ilgilenir ve dili, en tipik haliyle diyalojik değiş tokuşlarda ve içselleştirme aracılığıyla iç konuşmalarda ve düşüncelerde sergilenen toplumsal etkileşim olarak görür.

Varoluşun insan bilincinin merceğinden geçerek kırılmasının yalnızca, doğası gereği toplumsal etkileşime demir atmış olan dilsel iletişimden kaynaklandığını düşünen Voloshinov’a göre, diyalektik yöntem çerçevesinde diyaloğu kavramlaştırmak, insan medeniyetinin tüm boyutları açısından dilin taşıdığı temel önemi anlamanın biricik yoludur.

Kitabın bir diğer muazzam katkısı ise, dil teorisi ve incelemeleri alanında, Humboldtçu/Vosslerci tez ile bunun karşısına dikilen Saussurecü antitezin yerini almaya aday olacak sıkı bir sentez sağlaması.

Fredric Jameson’ın, Voloşinov’un kitabı üzerine 1974’te kaleme aldığı kapsamlı tanıtım yazısında, ‘Marksizm ve Dil Felsefesi’ni “Bir bütün olarak dilbilim incelemeleri konusundaki en iyi giriş kitabı” olarak nitelediğini de belirtelim.

  • Künye: Valentin Nikolaevich Voloshinov – Marksizm ve Dil Felsefesi, çeviren: Mehmet Küçük, Ayrıntı Yayınları, dilbilim, 323 sayfa, 2020