Rich Karlgaard – Geç Çiçek Açanlar (2025)

Rich Karlgaard’ın ‘Geç Çiçek Açanlar’ kitabı, başarıyı geleneksel kalıpların dışına taşıyarak, başarı kavramını yeniden tanımlıyor. Yazar, erken yaşta başarı elde etme baskısının bireyler üzerindeki olumsuz etkilerini vurgularken, “geç çiçek açan” olarak adlandırdığı, potansiyellerini daha geç keşfeden ve başarılı olan kişilerin hikayelerini inceliyor.

Karlgaard’a göre, başarı sadece genç yaşta elde edilen akademik başarılar veya yüksek gelirle sınırlı değil. Sabır, farklı alanları keşfetme ve kendi hızında ilerleme, uzun vadede daha büyük başarılar elde etmeyi sağlıyor. Kitap, başarıyı kişisel tatmin ve mutluluk olarak yeniden tanımlarken, her bireyin farklı bir öğrenme süreci ve yeteneği olduğunu vurguluyor.

‘Geç Çiçek Açanlar’, erken yaşta başarı baskısı altında hisseden veya kariyer yolunda belirsizlik yaşayan kişiler için oldukça faydalı bir kaynak. Kitap, okuyuculara şu konularda ilham veriyor:

Kendi hızında ilerlemek: Herkesin farklı bir zamanlaması olduğunu ve başarı için acele etmenin gereği olmadığını gösteriyor.

Potansiyellerini keşfetmek: Farklı alanları denemek ve kendi ilgi alanlarını takip etmek konusunda cesaretlendiriyor.

Sabırlı olmak: Uzun vadeli hedeflere odaklanmanın önemini vurguluyor.

Mutluluğu yeniden tanımlamak: Başarının sadece maddi kazançlarla sınırlı olmadığını gösteriyor.

‘Geç Çiçek Açanlar’ kitabı, başarı anlayışımızı yeniden şekillendirerek, bireylerin kendilerine olan güvenlerini artırmalarına ve daha mutlu ve tatmin edici bir yaşam sürmelerine yardımcı oluyor. Kitap, özellikle kariyerinde belirsizlik yaşayanlar, erken yaşta başarı baskısı hissedenler ve kişisel gelişimle ilgilenen herkes için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Rich Karlgaard – Geç Çiçek Açanlar: Erken Başarı Odaklı Bir Çağda Sabrın Gücü, çeviren: Şafak Tahmaz, Serenad Yayınları, psikoloji, 362 sayfa, 2025

Carla Francis – Kediler ve Zen (2024)

Carla Francis’in ‘Kediler ve Zen’ kitabı, Japon kültüründe kedilerin özel yerini ve bu minik dostlarımızdan öğrenebileceğimiz felsefi derinlikleri inceleyen eğlenceli ve düşündürücü bir eserdir.

Yazar, Japon mitolojisinde, edebiyatında ve günlük hayatta kedilerin sembolize ettiği kavramları, Japon felsefesiyle harmanlayarak okura sunuyor.

Kitap, kedilerin Zen Budizmi’ndeki yerini ve meditasyon gibi uygulamalarda nasıl bir ilham kaynağı olabileceğini araştırıyor.

Kedilerin sakinliği, farkındalığı ve anda kalma becerileri, Zen felsefesinin temel prensipleriyle örtüşüyor.

Japon kültüründe kedilerin iyi şans, refah ve bağımsızlık gibi kavramları temsil ettiğini vurguluyor.

Maneki-neko (çalan kedi) gibi sembollerin hikayeleri ve anlamları detaylı bir şekilde anlatılıyor.

Yazar, kedilerin yaşam tarzlarından ve davranışlarından ilham alarak, hayatın daha basit ve keyifli yönlerine odaklanmanın önemini vurguluyor.

Kedilerin meraklı, bağımsız ve aynı zamanda sevgi dolu doğaları, insanlara ilham verici örnekler sunuyor.

Japon edebiyatında kedilerin sıkça yer aldığını ve bu eserlerde nasıl tasvir edildiğini örneklerle açıklıyor.

Kitap, Japon kültürüne ve felsefesine ilgi duyan okuyucular için keyifli bir okuma deneyimi sunuyor.

Kedi severler, bu kitap sayesinde kedilerine dair daha derin bir anlayış kazanacak ve onlardan ilham alacaklar.

Kitap, kedilerin sakin ve huzurlu doğasından yola çıkarak, okuyuculara stres azaltma ve farkındalık konusunda pratik öneriler sunuyor.

  • Künye: Carla Francis – Kediler ve Zen: A’dan Z’ye Japon Kedi Felsefesi, çeviren: Şafak Tahmaz, Serenad Yayınları, felsefe, 232 sayfa, 2024

Mary Ann Little – Çocuklarda Narsisizm (2024)

Mary Ann Little’ın bu kitabı, günümüzde giderek artan bir sorun haline gelen çocukluk narsisizmi üzerine odaklanıyor.

Yazar, çocukların bencil, hak talep eden ve başkalarına karşı duyarsız davranışlar sergilemelerinin altında yatan nedenleri ve bu durumla nasıl başa çıkılabileceğini ele alıyor.

Little, çocukluk narsisizminin kökenlerini aile içindeki yetiştirme tarzı, kültürel faktörler ve toplumun genel eğilimleri gibi çeşitli faktörlerde arıyor.

Yazar, çocuklarda narsist davranışların erken belirtilerini tanılamanın önemini vurguluyor ve bu belirtileri örneklerle açıklıyor.

Little, empati ve özsaygının birbirini tamamlayan kavramlar olduğunu ve sağlıklı bir benlik gelişimi için her ikisinin de önemli olduğunu belirtiyor.

Kitap, ebeveynlerin çocuklarında empati, alçakgönüllülük ve başkalarına saygı gibi değerleri nasıl geliştirebileceği konusunda pratik öneriler sunuyor.

Narsisistik gelişimi teşvik eden dört ebeveyn tipini ve buna yol açabilecek erken uyarı işaretlerini belirliyor.

Çocuklara sınırlar koymanın, onların güvenli bir ortamda büyümelerini ve sorumluluk almayı öğrenmelerini sağladığı vurgulanıyor.

Çocukları övmenin önemi vurgulanırken, aşırı övmenin narsist eğilimleri tetikleyebileceği konusunda uyarılar yapılıyor.

Çocukları disipline ederken fiziksel cezadan kaçınılması ve pozitif pekiştirmenin önemi vurgulanıyor.

Aile içinde açık ve dürüst iletişimin, çocukların duygusal olarak sağlıklı bireyler olarak gelişmelerine yardımcı olduğu belirtiliyor.

Çocukların topluma karşı sorumluluklarının olduğunu öğretmenin önemi vurgulanıyor.

Little’ın amacı, ebeveynlere çocuklarının sağlıklı bir kişilik geliştirmelerine yardımcı olacak etkili stratejiler sunmak.

Kitap, hem çocuk psikolojisi alanındaki bilimsel araştırmalara hem de yazarın kendi deneyimlerine dayanıyor.

  • Künye: Mary Ann Little – Çocuklarda Narsisizm: Bencil Olmayan, Duyarlı ve Empatik Çocuklar Yetiştirme Yöntemleri, çeviren: Elif Kayurtar, Serenad Yayınları, psikoloji, 384 sayfa, 2024

Emma Carenini – Güneş (2024)

  • Güneş neyin aynasıdır?
  • İnsanlık hakkında ne anlatır?

Yaşamın ve enerjinin kaynağı olmasına rağmen Güneş hakkında pek düşünmeyiz.

Her zaman oradadır, bu yüzden neredeyse sıradandır.

Yüzünü gün ışığında gösterir.

Saklayacak hiçbir şeyi yoktur.

Bazen edebi eserlere konu olma şerefine erişse de bize dair ne anlattığını gerçekten öğrenmeye çalıştığımız anlar oldukça nadirdir.

Yine de Güneş, tüm halkların düşüncelerini derinden şekillendiren bir unsur olmuştur.

İnka inançlarından modern astronomlara, antik tutulmalardan nükleer füzyona, Roma kâhinlerinden günümüzdeki çöküş senaryosu savunucularına kadar çok yönlü değerlendirilmiş, hayal gücü ve anlam bakımından zengin bir nitelik kazanmıştır.

Emma Carenini’nin bu kitabında, Güneş’le birlikte gün yüzüne çıkan doğa ve insan temsillerine şahit olacak, Güneş’in felsefe ve bilimin merkezine nasıl yerleştiğini keşfedeceksiniz.

  • Künye: Emma Carenini – Güneş: Mitler, Tarih ve Toplumlar, çeviren: Ezgi Uğur, Serenad Yayınları, inceleme, 168 sayfa, 2024

Jaime Green – Evrende Yaşam Arayışı (2024)

Yalnız değiliz çünkü bir galaksinin kollarının girdabından ya da rüzgârın bir girdapta tozu yakalamasından farklı değiliz.

Bir atom kadar kuraldışı değiliz.

Kendimizi nasıl yalnız hissedebiliriz ki?

Ünlü bilim yazarı Jaime Green, ‘Evrende Yaşam Arayışı’nda Galileo ve Kopernik’ten günümüzün ötegezegen arayışına kadar uzanan bilgi birikimimizin tarihsel izini sürüyor.

Bilim insanlarının ve kurdukları dünyalarla onlara ilham kaynağı olan bilimkurgu yazarlarının içgörülerini bir arada irdeliyor.

Uzman söyleşileri, astronomi araştırmaları, felsefi sorgulamalar ve ‘Zamanda Kıvrılma’, ‘Uzay Yolu’, Geliş gibi pek çok popüler kültür referansını içeren bu kitap, evrene dair gelişen algımız hakkında kapsamlı bir keşif sunarken daha derin bir soru ortaya çıkıyor: Peki, uçsuz bucaksız bu evrende insan olmak ne anlama geliyor?

  • Künye: Jaime Green – Evrende Yaşam Arayışı: İnsanoğlunun Kainatta Benzerlerini Arama Yolculuğu, çeviren: Sema Utkueri, Serenad Yayınları, bilim, 256 sayfa, 2024

Johannes Hepp – Homo Dijital (2023)

Sigmund Freud tarih boyunca insanlığın üç büyük hakarete uğradığını söylemişti.

Bunlardan ilki Kopernik’in evrenin merkezinde güneşin olduğunu keşfetmesi, ikincisi Darwin’in evrim teorisi, üçüncüsüyse Freud’un kendisinin ortaya attığı bilinçaltı kavramıydı.

Öyle ki Freud “İnsan kendi evinde bile patron değildir” diyerek insanın kibirli tahtını sarsmıştı.

Bugünse insanlık en büyük ve en kapsamlı dördüncü büyük hakarete maruz kalıyor, insanın bilinçdışının, gizli arzularının, isteklerinin ve duygularının kontrolünü ele geçirdiği dijital devrim yapıyor bunu.

Artık akıllı telefonlarımız ve algoritmalar bizim ne istediğimizi bizden çok daha iyi biliyor üstelik böyle bir çağda nevrozların şekli ve adı da değişiyor…

Bu sarsıcı kitapta psikolog ve psikoterapist Johannes Hepp, hızla ilerleyen dijitalleşme sürecinde 21. yüzyılın 21 nevrozunu tanımlıyor.

Çevrimiçi seks bağımlılığı, ilişki korkusu, artan iletişime rağmen yalnızlık, ahlak nevrozu, kusursuzluk peşinde koşma, patolojik yalan, değer görme bağımlığı, flört nevrozu, kendini sömürme ve deneyim doyumsuzluğuna kadar bugünün endüstri dünyasının yarattığı yeni sorunları ortaya koyuyor.

Hepp, somut ipuçları, kişisel deneyimler ve psikoterapötik uygulamalardan örneklerle zihinsel dayanıklılığımızı güçlendirmeye ve bu karanlık dijital ormanda güvenli bir şekilde yolumuzu bulmaya yardımcı oluyor.

  • Künye: Johannes Hepp – Homo Dijital: 21. Yüzyılda Bizi Zorlayan 21 Nevroz, çeviren: Gonca Gül Kurtulmuş, Serenad Yayınları, psikanaliz, 408 sayfa, 2023