Ian McEwan – Siyah Köpekler (2009)

İngiliz edebiyatçı Ian McEwan, Türkiyeli okurların uzun zamandır aşina olduğu isimlerden.

McEwan elimizdeki romanı ‘Siyah Köpekler’de, hayatları savaşlarla alt üst olmuş, dünyanın iki kampa ayrıldığı sıkıntılı günlerde ideolojik olarak birbirinden kopmuş June ve Bernard’ın trajik hikâyesini anlatıyor.

Çiftin damadı ve küçük yaşta ailesini kaybetmenin acısını bir türlü unutamayan Jeremy, June’un anılarını yazmak için kollarını sıvar.

Bu yol onu, İkinci Dünya Savaşı’nın sıkıntılı günlerine götürecektir.

Jeremy, o zamanlar Fransa’nın bir dağ köyünde balayı geçirmekte olan çiftin, tanık oldukları dehşet verici bir olayın ertesinde birbirinden tümüyle koptuklarını keşfedecektir.

  • Künye: Ian McEwan – Siyah Köpekler, çeviren: Aslı Çelik, Turkuvaz Kitap, roman, 183 sayfa

Joanna Trollope – İkinci Balayı (2009)

Joanna Trolloppe, modern insanın sorunlarına eğildiği ‘İkinci Balayı’nda, çocukları evden ayrılan ve böylece başbaşa kalan ebeveynlerin yaşadıklarını hikâye ediyor.

Üç çocukları da evden ayrılan Eddie ve Russel Boyd çifti, kendilerini boşlukta hisseder.

Kısa bir süre sonra ikisi de kendi kariyerlerine odaklanır ve böylece daha sakin bir hayat yaşamaya başlarlar.

Fakat Eddie’nin, annelik içgüdüsüyle, genç oyuncu Lazlo’yu kol kanat germesi ve evde ona bir oda ayırması, bu sakinliğe gölge düşürür.

Ayrıca, evden ayrılan çocukların çeşitli sorunlarla baş edemeyip tekrar eve dönmeleri, ikili için sıkıntılı bir süreci de beraberinde getirecektir.

  • Künye: Joanna Trollope – İkinci Balayı, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Turkuvaz Kitap, roman, 328 sayfa

Olga Gruşin – Suhanov’un Düş Yaşamı (2009)

‘Suhanov’un Düş Yaşamı’, bazı garip olayların tüm dünyasını alt üst ettiği Anatoli Pavloviç Suhanov’un trajikomik hikâyesini anlatıyor.

Gençliğinde bir yeraltı sanatçısı olarak ün kazanmış Suhanov, Moskova’da bir sanat dergisinin genel yayın yönetmenliği yapmaktadır.

Bu iş, onun iyi bir yaşam sürmesine ve güçlü ilişkiler kurmasına vesile olur.

Fakat günün birinde Suhanov, geçmişine dair belleğinden silmeye çalıştığı gerçeklerin saldırısına uğrar.

Suhanov için bundan sonra, gerçek hayatla düşler arasındaki ayrım ortadan kalkacaktır.

Kahramanımız, bu uçurumdan kurtulabilmenin, geçmişiyle yüzleşmekten ve barışmaktan geçtiğini görecektir.

  • Künye: Olga Gruşin – Suhanov’un Düş Yaşamı, çeviren: Dilek Şendil, Turkuvaz Kitap, roman, 335 sayfa

İlber Ortaylı – İstanbul’dan Sayfalar (2009)

‘İstanbul’dan Sayfalar’, İlber Ortaylı’nın kaleme aldığı, İstanbul semtleri ve eski hayatı üzerine yazılardan oluşuyor.

Kitap, esas olarak, içinde yaşandığı halde, tarihi pek bilinmeyen bu kadim şehrin, uygarlık tarihinin her anından ne denli zengin kalıntılar ve renkler taşıdığını göstermesiyle dikkat çekiyor.

Ortaylı, akıcı bir üslupla kaleme aldığı bu öğretici yazılarında, İstanbul’un eski semtlerini, etnik topluluklarını, kiliselerini, camilerini, çeşmelerini, sıradan insanlarını, sosyal ve kültürel hayatını, kısacası İstanbul’a dair akla gelebilecek pek çok tarihi ayrıntıyı okurlarıyla paylaşıyor.

Ortaylı’nın anlatımı, Sevinç Altan’ın desenleriyle de renkleniyor.

  • Künye: İlber Ortaylı – İstanbul’dan Sayfalar, Turkuvaz Kitap, tarih, 280 sayfa

Turgay Fişekçi – Leylâ ile Mecnun (2008)

Birçok ozan tarafından işlenmiş ‘Leylâ ile Mecnun’, yıllar boyu hiç eskimeyecek ve aşk söz konusu olduğunda ilk akla gelecek metinlerden.

Fuzuli’nin ‘Leylâ ile Mecnun’u, lirik anlatımı ve yaşanan aşkı tasavvufla çerçevelemesiyle en özgün anlatıların başında gelir.

İşte şair Turgay Fişekçi, yüz yıllardır kuşaklardan kuşaklara geçen bu masalı, bugünün dil ve duygu dünyasıyla yeniden yazıyor.

Cem Kızıltuğ’un çizimlerini yaptığı kitapta, Leylâ ve Mecnun’un birbirlerini görmeleri, âşık olmaları, birlikte olmalarının önündeki engelleri aşma çabaları, Leylâ’nın evlenip ardından dul kalması ve iki âşığın trajik sonları, şiirlerle bezenerek anlatılıyor.

  • Künye: Turgay Fişekçi – Leylâ ile Mecnun, çizimler: Cem Kızıltuğ, Turkuvaz Kitap, masal, 92 sayfa

Henry James – Hayalet Hikâyeleri (2008)

Henry James’in gerilim öyküleri, kendisinin yazma serüveninde önemli bir ağırlık noktası oluşturuyor.

Zira bu öykülerin, James’in ustalığının doruğa ulaştığı metinler olduğu ve daha sonraki yazın kuşaklarını büyük ölçüde etkilediği bilinir.

İşte ‘Hayalet Hikâyeleri’nde, James’in, ‘Eski Giysilerin Romansı’, ‘Hayalet Kiracı’, ‘Owen Wingrave’ ve ‘Yürek Burgusu’ gibi gerilim türünde yazdığı dört güzel öyküsü bulunuyor.

İki kız kardeş arasındaki kıskançlık; bir babanın pişmanlığı; asker olmak istemeyen bir gencin yaşadığı kararsızlık ve bir dadının iki küçük çocuğu korumak için giriştiği mücadele, bu öykülerin konuları.

  • Künye: Henry James – Hayalet Hikâyeleri, çeviren: İpek Babacan, Turkuvaz Kitap, öykü, 230 sayfa

Deniz Banoğlu – Bir Şnitzel Lütfen (2008)

Deniz Banoğlu, 1930’lu yılların İstanbul’unda geçen ‘Bir Şnitzel Lütfen’de, İstanbul’un bir dönemine imzasını atmış bir lokantanın ve o lokantaya can veren ailenin öyküsünü anlatıyor.

Alman Lokantası’nı kuran Nunmacher ailesinin hayatı, trajik göçlerle şekillenmiştir.

Almanya’dan ayrılmak zorunda kalan aile, sırasıyla Fransa, Rusya, Arjantin, Meksika ve son olarak da İstanbul’da yaşar.

Alman baba ile Tatar anneden olma ailenin kızı Inge Nunmacher, göçlerinin İstanbul durağında, İstiklal Caddesi’nde şnitzeli ve birasıyla meşhur lokantalarını açar.

Banoğlu, bu lokantanın ve ailenin hikâyesini, bir kuşağın trajik göçü ve dönemin İstanbul’unun tasviriyle zenginleştiriyor.

  • Künye: Deniz Banoğlu – Bir Şnitzel Lütfen, Turkuvaz Kitap, roman, 195 sayfa

Alan Palmer – Bir Çöküşün Yeni Tarihi (2008)

Alan Palmer’ın ‘Bir Çöküşün Yeni Tarihi’ isimli bu çalışması, Osmanlı İmparatorluğu’nun son 300 yılını kapsayan gerileme ve çöküş dönemini anlatıyor.

Yedi cihana hükmeden, muhteşem bir güce ve sağlam bir iktidara sahip Osmanlı, son dönemlerinde ise, Avrupa’nın hasta adamı durumuna geldi.

Palmer çalışmasında, hem imparatorluğu çöküşe götüren son 300 yılındaki ayrıntılara odaklanıyor hem de o dönemin Osmanlı İmparatorlarını zaafları ve erdemleri gibi insani yönleriyle ele alıyor.

Kitap, bu dönemi tarafsız ve dışarıdan bir gözle değerlendirmesiyle konuya dair değerli bir kaynak; kolay okunabilir olmasıyla da, uzman olmayan okurlara da hitap edecek nitelikte.

  • Künye: Alan Palmer – Bir Çöküşün Yeni Tarihi, çeviren: Belkıs Çorakçı Dişbudak, Turkuvaz Kitap, tarih, 351 sayfa

Lâle Aytaman – İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl (2008)

Lâle Aytaman, Türkiye’nin ilk kadın valisi.

Aytaman, 1991 yılında, Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın Başbakanlığındaki kabine tarafından Türkiye’nin ilk kadın valisi olarak atanmıştı.

Aytaman, 1995 yılında Muğla Milletvekili olarak Meclis’e girene kadar, dört buçuk yıl bu görevi yürüttü.

İşte bu kitap, kendisi için gurur verici ve kısmen de sıkıntılı olan bu süreçteki valilik görevine dair anılarını bir araya getiriyor.

Çalışma, Aytaman’ın valilik görevine başladıktan sonra, hem devlet erkânının hem de halkın kendisine nasıl yaklaştığını, ilk olmanın heyecanını, aldığı sorumluluğun ağırlığını ve o dönemde yaşadığı kimi acı kimi tatlı anılarını barındırıyor.

  • Künye: Lâle Aytaman – İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl, Turkuvaz Kitap, anı, 392 sayfa

Ian McEwan – Sahilde (2008)

Ian McEwan ‘Sahilde’de, ikisi de birbirinden farklı toplumsal sınıflara ait bir kadınla erkek karakteri üzerinden, 1960’ların İngiltere’sinde aşka ve cinselliğe nasıl bakıldığını hikâye ediyor.

Varlıklı bir aileden gelen Florence ile babası bir kasaba okulunda müdür olan Edward, evlendikleri gün balayını geçirmek üzere bir sahil oteline giderler.

Burada geçirilen bir geceye dayanan roman, bu iki gencin evlilik ve cinsellik konusundaki farklı fikirlerine yer vermesinin yanı sıra, ikisinin kökenlerine ve geçmişlerine odaklanarak, bu farklılığın toplumsal/sınıfsal boyutunu analiz ediyor.

Beklenmedik bir sonla biten roman, birey ve toplum çatışmasının iyi kurgulayan metinlerden.

  • Künye: Ian McEwan – Sahilde, çeviren: İlknur Özdemir, Turkuvaz Kitap, roman, 152 sayfa