Max Weber’in bu eseri, kenti yalnızca fiziksel bir yerleşim alanı olarak değil, belirli toplumsal, ekonomik ve siyasal ilişkilerin tarihsel ürünü olarak ele alan klasik bir sosyoloji çalışmasıdır. Weber bu kitapta, özellikle Batı kentinin ortaya çıkışını ve özgüllüğünü anlamaya çalışıyor.
Weber’e göre kenti ayırt eden temel unsur, pazarın sürekliliği ve buna bağlı olarak gelişen ekonomik özerkliktir. Kent, yalnızca nüfus yoğunluğuyla değil, zanaatkârların, tüccarların ve loncaların örgütlü varlığıyla tanımlanıyor. Bu ekonomik yapı, kent sakinlerine kırsal dünyadan farklı bir yaşam biçimi ve toplumsal konum kazandırıyor.
Kitapta Batı kenti ile Doğu kentleri karşılaştırmalı biçimde ele alınıyor. Weber, Batı kentlerinde görülen hukuki özerklik, yurttaşlık bilinci ve belediye kurumlarının, modern kapitalizmin ve rasyonel yönetimin gelişiminde belirleyici olduğunu savunuyor. Buna karşılık Doğu kentlerinde siyasal iktidarın ve patrimonyal yapının daha baskın olması, kentsel özerkliğin sınırlı kalmasına yol açıyor.
Weber ayrıca kentin savunma yapıları, askeri örgütlenmesi ve hukuki statüsü üzerinde duruyor. Surla çevrili olma, kendi hukukuna sahip olma ve yurttaşların kolektif sorumluluk bilinci, kenti feodal düzenden ayıran unsurlar olarak ele alınıyor. Bu özellikler, modern devlet ve yurttaşlık anlayışının tarihsel zeminini oluşturuyor.
‘Şehir’ (‘Die Stadt’) Weber’in tarihsel karşılaştırmalı yöntemini kente uyguladığı, modernliğin toplumsal kökenlerini anlamaya yönelik temel bir metindir. Kentin, ekonomik rasyonalite, hukuki düzen ve siyasal özerklikle kurduğu ilişkiyi açıklayarak, modern toplumun nasıl şekillendiğine dair güçlü bir çerçeve sunuyor.
Max Weber — Şehir: Garp Dünyasında Şehrin ve İdaresinin Tarihi Serüveni
Çeviren: Ahmet Aydoğan · Say Yayınları
Sosyoloji · 328 sayfa · 2025

