Kolektif – Proletaryanın Büyülü Kutusu (2021)

Türkiye siyasal hayatında çok önemli ve değerli bir yeri olan Türkiye İşçi Partisi, 13 Şubat 1961ʼde 12 işçi-sendikacı tarafından kuruldu.

Bu yıl, Türkiye İşçi Partisiʼnin 60. kuruluş yıldönümü ve bu eşsiz çalışma da, TİP sözcülerinin 1961-1971 döneminde yaptıkları o efsanevi radyo konuşmalarına odaklanıyor.

Türkiye’nin 1960ʼlı yıllarında radyo en önemli iletişim aracıydı.

Televizyon yayınları bu on yılın sonlarına doğru başlayacaktı.

Radyo, 1961 yılına gelinceye dek devletin ve egemen sınıfların ağzıydı.

Fakat mikrofonların başına Türkiye İşçi Partisi sözcüleri geçince, devlet radyosu bir anda “proletaryanın büyülü kutusu” haline geldi.

Türkiye İşçi Partisi sözcüleri, devlet radyosunda yaptıkları konuşmalarla yepyeni bir siyaset dili ve etkileyici bir siyasal seslenme biçimi oluşturdular.

İşte bu özenli çalışma, TİP sözcülerinin altı seçim için yaptıkları efsanevi radyo konuşmalarının metinlerini içermekle kalmıyor, Mehmet Ali Aybar’dan Yaşar Kemal’e, Kemal Türkler’den Can Yücel’e, Rıza Kuas’tan Hamdoş’a, Tarık Ziya Ekinci’den Çetin Altan’a TİP’in çok etkili hatiplerinin radyoda yaptığı konuşmaların ses kayıtlarını da içinde barındırıyor.

Bu tarihî konuşmalar, karekodlar aracılığıyla da dinlenebiliyor.

Yedi bölümden oluşan ‘Proletaryanın Büyülü Kutusu’nun “Nağmeler” başlığını taşıyan ilk bölümünde, Erdem Buriʼnin yazıp Tülay Germanʼın seslendirdiği ve TİPʼin seçim şarkısı olarak da kullanılan “Yarının Şarkısı” ile Can Yücel tarafından yazılıp Barış Özgenç tarafından bu kitap için özel olarak seslendirilen “TİP Türküsü” adlı şiir yer alıyor.

İkinci bölümde Gökhan Atılganʼın bu konuşmaları ele alan makalesi bulunuyor.

“Sesler” başlığını taşıyan üçüncü bölümde, TİPʼin sözcülerinin radyodaki seçim konuşmalarının metinleri yer alıyor.

Behice Boranʼın 1968ʼdeki radyo konuşması da ilk kez bu kitapla okuyucuya ulaşıyor.

“Sözler” başlığını taşıyan Dördüncü Bölümde TİPʼin 1963, 1965, 1966, 1968 ve 1969 seçim bildirileri yer alıyor.

TİP adına radyo konuşması yapan 43 kişinin portrelerinin yer aldığı beşinci bölüm, “Yüzler” başlığını taşıyor.

Kitabın ekler bölümünde ise, TİPʼin 1961-1969 dönemindeki radyo konuşmalarına ilişkin bazı belgeler bulunuyor.

  • Künye: Kolektif – Proletaryanın Büyülü Kutusu: Türkiye İşçi Partisi Radyoda, hazırlayan: Attila Aşut ve Gökhan Atılgan, Yordam Kitap, siyaset, 544 sayfa, 2021

N. N. Sukhanov – 1917 Rus Devrimi (2020)

Nikolai Nikolaevich Sukhanov, ilk Sovyet MYK üyelerinden biri olmasıyla tarihçiden de öte, Rus Devrimi’nin birebir tanığıdır.

Sukhanov’un günü gününe tuttuğu notlardan oluşan bu nadide kitap ise, Rus Devrimi’nde yaşananları sıcağı sıcağına anlatan eşsiz bir çalışma.

Sukhanov’un toplamda yedi ciltlik, binlerce sayfalık bu eseri, ilk olarak Berlin’de yayımlandı, Stalin yönetimindeki Rusya’da yayımlanması ise mümkün olmadı.

Rus Devrimi literatüründe kabul görmüş ilk on kitaptan biri olarak gösterilen kitabında Sukhanov, Şubat Devrimi’nden Ekim Devrimi’ne, Nisan Günleri’nden Temmuz Günleri’ne 1917’yi baştan sona kapsayan notlarla detaylı bir Rus Devrimi fotoğrafı çekiyor.

Kitap, Sukhanov’un Martov gibi mesai ve mücadele arkadaşlarının yanı sıra Lenin, Troçki, Kamenev, Kerenski gibi isimler üzerine yaptığı incelikli gözlemleriyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: N. N. Sukhanov – 1917 Rus Devrimi: Devrim Üzerine Notlar, çeviren: Gün Zileli, Edebi Şeyler Yayınları, siyaset, 632 sayfa, 2020

Burcu Karakaş – “Biz Her Şeyiz” (2021)

Bugün, iktidarın sopası olarak işlev gören Diyanet, hayatımızın her alanına burnunu sokuyor.

Burcu Karakaş, mevcut iktidarın bize dayattığı toplumsal değişim ile Diyanet’in artan faaliyetleri arasındaki paralellikleri gözler önüne seriyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Cumhuriyet tarihinin en tartışmalı kurumlarından biri.

Kurulduğu günden bu yana farklı tartışmaların odağında olan Diyanet, Türkiye’nin değişen siyasi ikliminin de etkisiyle özellikle son on yıldır gündemden düşmüyor.

Karakaş da, Diyanet’in toplumsal ve siyasal süreçlerde üstlendiği rolün giderek güçlenmesinin arkasındaki dinamikleri masaya yatırıyor.

Kitapta, kamusal ve siyasi alanın vazgeçilmez aktörlerinden birine dönüş(türül)en Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı harcamalar, Türkiye Diyanet Vakfı’nın çalışmaları,

Diyanet’in aile, kadın, çocuk ve gençlere yönelik geliştirdiği faaliyetler, kamu kurum ve kuruluşlarıyla imzaladığı işbirliği protokollerine dayanarak ürettiği politikalar, imzalanan protokollere açılan davalar, kendine ait medya araçları ile topluma ilettiği mesajlar ayrıntılı bir şekilde alınıyor.

Kitap, eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu ile yapılan ve Diyanet’in dünü ile bugününe ışık tutan bir söyleşiyle de zenginleşmiş.

  • Künye: Burcu Karakaş – “Biz Her Şeyiz”: Diyanet’in İşleri, İletişim Yayınları, siyaset, 262 sayfa, 2021

Albrecht Beutelspacher – Gizli Diller ve Kodlar (2021)

Bugünün ufuk açıcı dijital kodlama yöntemlerine gelene kadar, insanoğlu tarih boyunca özel bilgilerinin istenmeyen kişilerin eline geçmesini önlemek için sıra dışı gizli diller ve kodlara başvurdu.

Albrecht Beutelspacher, tam da bu konu üzerine enfes bir çalışmaya imza atmış.

Tarihten günümüze, kodlama ve kod çözmenin sayısız yöntemlerini anlaşılır bir şekilde açıklayan Beutelspacher, giderek daha da dijitalleşen bir çağda artık gündelik yaşantımızın her yerine sirayet etmiş durumdaki gizleme ve güvenlik bilimi “kriptoloji”yi kapsamlı bir şekilde tanıtıyor.

Gizli diller ve kodlar, yalnızca casuslar ya da kanunsuzlar için değildir.

Örneğin bugün kullandığımız akıllı telefonlar, ATM’ler, uzaktan kumandalar, internet işlemleri, hepsi ve çok daha fazlası, güvenle çalışmak için kodlamaya ve kriptolojiye ihtiyaç duyar.

İşte bu kitap da, tarihteki ilk örneklerinden günümüze ve hatta geleceğe doğru uzanan bir şifreleme tarihçesi vermesiyle konuyla ilgilenenler açısından çok önemli bir kaynak.

  • Künye: Albrecht Beutelspacher – Gizli Diller ve Kodlar: Tarihçeleri ve Teknikleri, çeviren: Sefa Yıldız, Runik Kitap, dil, 116 sayfa, 2021

Jon Miller – Spinoza ve Stoacılar (2021)

Spinoza, Stoacı olarak tanımlanabilir mi?

Jon Miller’ın bu kitabı, Spinoza düşüncesi ile Stoacılık arasındaki ilişkiyi irdeleyen ilk sistematik çalışma olmasıyla çok değerli.

Spinozacılığın ana unsurlarından metafiziğin, epistemolojinin, felsefi psikolojinin ve etiğin Stoacılıktaki muadilleriyle ilişkisini gözler önüne seren Miller’ın, bunu yaparken birincil metinler üzerine yaptığı titiz inceleme dikkat çekiyor.

Aynı zamanda literatürdeki tüm ikincil kaynaklara başvuran Miller, Spinoza’nın Stoacı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine doyurucu yanıtlar verdiği gibi, her iki sistemin özgünlüklerini de ortaya koyuyor.

  • Künye: Jon Miller – Spinoza ve Stoacılar, çeviren: Berk Utkan Atbakan, Albaraka Yayınları, felsefe, 360 sayfa, 2021

Robin George Collingwood – Sanatın İlkeleri (2021)

Sanat eseri ile insanın ürettiği diğer nesneler arasındaki ayrım nedir?

Robin George Collingwood’un bu klasikleşmiş yapıtı, sanat ve sanat felsefesine ilgi duyan her okurun kitaplığında bulunmalı.

İlk olarak “Sanat nedir?” sorusunun yanıtını arayan Collingwood, ardından ifade olarak sanatın ne anlama geldiğini; sanatın, zanaat ve büyü ile bağının neler olduğunu; dil, duyum ve hayalgücünün sanat ile ilişkisini nasıl okuyabileceğimizi; tarihsel olarak sanatın toplumdaki konumunun nasıl gelişip dönüştüğünü ve bunun gibi birbirinden önemli konuları tartışıyor.

Kitabın bunun dışındaki iki önemli katkısı ise, “sanat” sözcüğünü yanlış kullanımlarından arındırmaya çalışarak “sözde sanat” ve “hakiki sanat” ayrımını yapması, ikincisi de psikoloji temelli sanat kuramlarının eleştirisi temelinde, Platon’un sanat felsefesine yönelik devrimci bir bakış ortaya koyması.

  • Künye: Robin George Collingwood – Sanatın İlkeleri, çeviren: Mukadder Erkan, Fol Kitap, sanat, 328 sayfa, 2021

Kolektif – Kent ve Planlama (2020)

Kent planlaması üzerine nitelikli eser arayanlar bu kitabı kaçırmasın.

48 yazarın katkıda bulunduğu, tam 728 sayfalık bu dev çalışma, planlama kavramlarından planlama hukukuna, İstanbul’un dönüşümünden planlamada yenilikçi yaklaşımlara konuyu çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Çalışmanın, Türkiye’de şehir ve bölge planlama, kentsel tasarım ve kentsel planlamanın öncü isimlerinden Prof. Hüseyin Kaptan’a armağan olması ise bambaşka bir güzellik.

Kaptan Hoca ile birlikte çalışmış, planlamış, üretmiş, yolu kesişmiş akademisyen ve tasarımcıların 34 makalesini bir araya getiren kitap, konuyla ilgilenen her okurun kitaplığında muhakkak bulunmalı.

  • Künye: Kolektif – Kent ve Planlama (Hüseyin Kaptan’a Armağan), editör: İclal Dinçer ve Zeynep Enlil, YEM Yayın, mimari, 728 sayfa, 2020

İlhan Sami Çomak – Karınca Yuvasını Dağıtmamak (2021)

Şair İlhan Sami Çomak aklımıza düştükçe iç çekip yutkunuyoruz, onun yaşadıklarını anlatacak kelimelerimiz yok henüz.

Daha 21 yaşındayken, 1994’te tutuklandı, tam 27 senedir haksız, hukuksuz bir şekilde içeride tutuluyor.

‘Karınca Yuvasını Dağıtmamak’ ise, şiirleri birçok dile çevrilmiş, dünyaca tanınan bir şair olan Çomak’ın anılarına yer veriyor.

Burada Çomak’ın çocukluğunu, tutukluluk sürecini, cezaevinde şair olmanın ne anlama geldiğini, acılar, hayal kırıklıkları ve öfkeyle dolu adalet arayışını ve en önemlisi de, yaşadığı bütün olumsuzluklara rağmen umudunu nasıl hep diri tuttuğunu, insan olmanın güzelliğinden hiçbir zaman geri adım atmadığını daha yakından görüyoruz.

Kitaptan iki alıntı:

“… adalet hayatıma çelme taktı, yere düştüm, yere çok kötü düştüm ve doğrulup kalkmak yıllarımı aldı ama beni zehirleyecek hislerden, insan olmanın güzel yönlerini hatırımdan çıkarmayarak, bir şekilde sakınmayı bildim.”

“Umutsuzluğun ağır karanlığını tartmak, kalbe ve akla çöken sessizliğin çoraklığını dağıtmak, hayatı derli toplu tutmak için umut hep yanımda oldu veya ondan uzaklaşmadım.”

Künye: İlhan Sami Çomak – Karınca Yuvasını Dağıtmamak, İletişim Yayınları, 160 sayfa, 2021

Ian Olasov – Nöbetçi Filozof (2021)

Ian Olasov, 2016’dan bu yana, New York’un çeşitli kamusal mekânlarında isteyen herkesin gelip soru sorabildiği felsefe tezgâhı etkinlikleri düzenliyor.

Bu güzel kitap ise, Olasov’a bu süreçte sorulmuş birbirinden ilginç, hatta kimisi tuhaf felsefi sorulara verilmiş yanıtları bir araya getiriyor.

Kitapta, “Felsefe nedir?”den “Tanrı var mı?”ya, “Özgür irade var mı?”dan “Neden hiçbir şey olmayabilecekken bir şeyler var?”a, “İklim krizinin pençesindeki bir dünyada çocuk sahibi olunur mu?”dan “Renkler öznel midir?”e, “Zaman yolculuğu mümkün mü?”den “Süpermen gücünü güneşte alıyorsa neden bronz tenli değil?”e, “Bitkiler düşünebilir mi?”den “Sevenler için de sevmeyenleri için de jelibonun tadı aynı mıdır?”a, kimisi alışık olduğumuz, kimisi ise inanılmaz sıra dışı pek çok soru ve buna verilen yanıtlar yer alıyor.

Kitabın en güzel yanlarından biri de, insanların merak edebilecekleri şeylerin ne kadar sınırsız, ne kadar olağanüstü olabileceğini bize bir kez daha hatırlatması.

  • Künye: Ian Olasov – Nöbetçi Filozof, çeviren: Cansen Mavituna, Metropolis Kitap, felsefe, 200 sayfa, 2021

Luis Martín-Santos – Sessizlik Zamanı (2021)

‘Sessizlik Zamanı’, Franco diktatörlüğü sonrası İspanyası üzerine çarpıcı bir roman.

Kimilerinin İspanyol edebiyatının ‘Ulysses’i olarak tanımladığı Luis Martín-Santos’un romanı, yıllarca sansürlenip yasaklanmıştı.

Dili bir ustaca kullanan Martín-Santos, romanında doğrusal bir anlatım yerine, şehrin tüm katmanlarının rejim tarafından bastırılmış sesine bilinç akışı tekniğiyle aracılık ediyor.

Roman, kanser gibi yayılan falanjist rejimi, faşist rejimin altında sıkışmış ve yalnızca elindeki değerlere tutunan halkı, aile ve evlilik kurumunu, entelektüalite ve bilimi, geleneksel rolleri, ideal toplumu, lümpen orta sınıfı ve altkültürünü, faşizmin tekdüzeleştirip sunileştirdiği her toplumsal nüveyi bu insanlık trajedisinin ortasında yeniden yoğurarak sunuyor.

Roman, uzun bir aradan sonra yeniden Türkçede.

  • Künye: Luis Martín-Santos – Sessizlik Zamanı, çeviren: Yıldız Ersoy Canpolat, Sel Yayıncılık, roman, 256 sayfa, 2021