David A. Weintraub – Mars’ta Yaşam (2021)

Son yılların en önemli gündem konularından biri Mars’ta yaşam olup olmadığı.

David Weintraub, kapsamlı, anlaşılır ve yalın bir dille kaleme aldığı bu kitabında, Kızıl Gezegen’in şaşırtıcı keşif hikâyesinin ayrıntılarını sunuyor.

Dünya, canlılara ev sahipliği yapan tek yer olabilir mi gerçekten?

Öte yandan yaşamın, evrenin dört bir yanındaki yüz milyarlarca yıldızda da var olması olası.

Yaşamın doğuşu için doğru ortam ve gerekli temel maddeler tam olarak sağlanıyorsa komşumuz olan Mars’ta da bazı yaşam biçimleri var olabilir.

Üstelik Mars’ta keşfedilen yaşam, dünyadaki yaşamdan bağımsız bir kaynaktan geliyorsa, yaşamın evrende yaygın olduğu çıkarımını gönül rahatlığıyla yapabiliriz.

Böyle bir keşif kesinlikle sıra dışı olurdu.

NASA, 2030’lara kadar Mars yörüngesine astronot göndermeyi planlıyor.

SpaceX, 2024’e Mars’a kadar gitmek istiyor; Mars One ise 2032’de oraya kalıcı bir yerleşim kurmak istiyor.

Çünkü , Mars önemli.

İşte Mars’ın kapsamlı bir incelemesi olan bu kitap, gezegene dair son bilgileri öğrenmek için mutlaka okunmalı.

  • Künye: David A. Weintraub – Mars’ta Yaşam: Gitmeden Önce Bilmemiz Gerekenler, çeviren: Eylül İdemen Doğramacı, Alfa Yayınları, bilim, 380 sayfa, 2021

Ulusal Öğrenci Birliği – Öğrenci Hayatının Sefaleti (2021)

Bugün apolitikliğin ve açlığın dayatıldığı öğrenciler, Raskolnikov’un yaşadığı sefaletin beterini yaşıyor.

’68 olayları öncesinde dağıtılan ‘Öğrenci Hayatının Sefaleti’ ise, kurumsal bir cehalet örgütü haline gelmiş üniversitelere çarpıcı saptamalarla başkaldıran harika bir manifesto.

O dönem Strasbourg Üniversitesi’nde dağıtılan ve bir doğrudan demokrasi çağrısı niteliği taşıyan ‘Öğrenci Hayatının Sefaleti’ manifestosu, sayısız korsan baskıyla kısa süre içinde binlerce öğrenciye ulaşır.

Başlığını Guy Debord’un koyduğu ve Tunuslu sendikacı Mustapha Khayati’nin kaleme aldığı, Sitüasyonist Enternasyonal’in bu çağrısı; hem tüketim ve gösteri toplumu entelijansiyasının hem de sendikal ve politik bürokrasilerin yergisi olarak, öğrencileri iktidar çarkları içinde oyalanmayıp devrim umuduna şenlikli bir hava katmaya davet ediyor: “Sıkıntı karşıdevrimcidir!”

Dünyayı kapitalizmin ötesine taşıyacak özne, yeni bir “hayatın bilinçli yönetimini” şekillendirecek yapı ve ortaya çıkacak bu yeni dünyanın kategorilerine dair sorulara verdiği cevaplarla ‘Öğrenci Hayatının Sefaleti’, üniversitenin kurumsal bir cehalet örgütü haline geldiği, profesörlerin seri üretiminin ritmine uyumlanan yüksek kültürün çözülüp dağıldığı, akademik uzmanlık kisvesi altında bütünsel bakışın önüne set çekildiği günümüzde de güncelliğini koruyor.

Kitap, Ferda Keskin’in önsözüyle sunuluyor.

  • Künye: Ulusal Öğrenci Birliği – Öğrenci Hayatının Sefaleti, çeviren: Metin Yetkin, Sel Yayıncılık, siyaset, 53 sayfa, 2021

Artun Ünsal ve Beyhan Gence Ünsal – İstanbul’un Lezzet Tarihi (2021)

Başka pek çok şeyin yanı sıra, yemek ve mutfak kültürü alanında da önemli çalışmalara imza atmış Artun Ünsal’dan bir şaheser daha.

Ünsal burada, İstanbul’un yemek kültüründe keyifli bir yolculuğa çıkıyor.

Bize bu yolculukta ise, Beyhan Gence Ünsal’ın birbirinden lezzetli tarifleri eşlik ediyor.

Yazarlar çalışmalarını, kendilerine yemek zevkleri ve damak tatlarını miras bırakmış aile büyüklerinin yanı sıra başta ünlü yazar, döneminin sayılı yemekseverlerinden ve hepsi de birer şaheser olan anı kitaplarının yazarı Refik Halit Karay ve onun izinden giden, yemek olayını sadece nefis köreltmek ya da karın doyurmak değil, ortak kültürümüzün ayrılmaz bir parçası gibi gören herkese adadıklarını belirtiyor.

‘İstanbul’un Lezzet Tarihi’, İstanbul ve mutfağı konusunda ilgi, sevgi, bilgi ve emek içeren uzun soluklu bir çalışmanın ürünü.

  • Künye: Artun Ünsal ve Beyhan Gence Ünsal – İstanbul’un Lezzet Tarihi, Everest Yayınları, yemek, 550 sayfa, 2021

Bernie Sanders – Ne Yapmalı? (2021)

Dünya tarihinin en zengin ülkesi Amerika’da muazzam düzeyde bir gelir ve servet eşitsizliği var.

ABD seçimlerinde Biden’la yarışmış Bernie Sanders, Amerika’yı daha adil bir hale getirecek siyasal devrimin koşullarını tartışıyor.

Kitap,

  • Milyonlarca insanın neden açlık düzeyinde ücretlere maruz kaldığı,
  • Neden iki veya üç işte çalışmaya zorlandıkları,
  • Niçin rekor kârların yaşandığı bir dönemde, federal asgari ücretin yaşanamaz bir ücret olan saat başına 7.25 dolar olarak kaldığı,
  • Ve neden ortalama işçilerin zararına, zengin ve büyük şirketlerin yararına olan ticaret politikalarının uygulanmaya devam edildiği gibi önemli sorunlar üzerine derinlemesine düşünmesiyle dikkat çekiyor.

Sanders’a göre siyasal devrim, ancak ve ancak çok daha fazla insanı, çok daha fazla işçiyi, çok daha fazla kadını, çok daha fazla siyahı, çok daha fazla Latin’i, yerli Amerikalıyı, Asyalıyı bu mücadeleye katmakla gerçekleşebilir.

Kitaptan bir alıntı:

“Siyasi devrim, büyük düşünmekle ilgilidir. Sadece bir seçim, sadece bir aday, sadece bir sorun hakkında değil. Ülkemizin ekonomik, politik, sosyal ve çevresel yaşamını dönüştürecek bir hareket yaratmakla ilgilidir. Bu kolay değil, ama yapılması gereken bu.”

  • Künye: Bernie Sanders – Ne Yapmalı?: Direnişte İki Yıl, çeviren: Mustafa Kemal Coşkun, İmge Kitabevi, siyaset, 316 sayfa, 2021

John Gribbin – Kuantum: Ansiklopedik Sözlük (2021)

Kuarkları anlamakta güçlük çekenler ve fizikteki önemli olayların kısa bir özetini arayanlar için muhteşem bir referans çalışması.

John Gribbin, 655 sayfalık bu eserinde, yüz yıllık parçacık fiziği kuramlarını A’dan Z’ye anlatıyor.

Çalışma, mikro-dünyanın bilimsel incelenişinin hızlı gözden geçirilişini tarihsel bir görünüm içine yerleştirmeyi amaçlıyor.

Ansiklopedik bir sözlük şeklinde düzenlenen kitapta, tüm teknik terimler alfabetik sırasıyla eksiksiz açıklanıyor.

İlk tanışılan atomaltı parçacık olan elektronun 1897’deki keşfinden günümüzdeki Parçacık Fiziğinin Standart Modeline kadar kuantum mekaniğini meydana getiren tüm bileşenlerin yer aldığı kitap günümüzdeki fizik problemlerini de özetliyor.

“Kuantum, Latincede “kemiyet, miktar” anlamına gelen quantum kelimesinin,

Max Planck tarafından ışık için önerdiği enerji “topakları”ndan genelleyerek (ana metnin ilgili maddelerinde de açıklandığı şekilde) açısal momentum, enerji ve eylem gibi fiziksel niceliklerin bir sistemde yalnızca belli yalınık değerler alışını niteleyen ve Batı dillerinde aynen kullanılan terimin “Türkçeleştirilmişi”dir.

Latince çoğulu ise, (İngilizcesi de) quanta’dır.

  • Künye: John Gribbin – Kuantum: Ansiklopedik Sözlük, çeviren: Ömür Akyüz, Alfa Yayınları, bilim, 655 sayfa, 2021

Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – Delişmenlik Çağı (2021)

İnsanın benzersiz olmadığını, hayvanlarla insanlardaki ortak ebeveynlik deneyimlerinden bile görebiliriz.

Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers, erişkinliğimizi inşa eden ve biçimlendiren biyolojinin hepimizde ortak olduğunu gözler önüne seriyor.

İnsanlar için bu kadar önemli bir süreç olan ergenlik diğer hayvanlarda nasıl geçer?

Onlar da bizimkilere benzer tecrübeler yaşar mı?

Daha önce burada ufuk açıcı çalışmaları ‘İnsan Denen Hayvan’a da yer verdiğimiz Natterson-Horowitz ve Bowers, ‘Delişmenlik Çağı’nda çocuklukla yetişkinlik arasındaki dönemin evrenselliğini inceliyor.

İnsana özgü olduğunu düşündüğümüz ergenlik çağı deneyimlerinin hemen hepsinin bütün hayvanlarda gözlemlendiğini ilginç örneklerle açıklayan yazarlar, “bu ortak tecrübelerden aktarılan kadim mirasın, yetişkinliğe geçerken hayatta kalmak ve büyümek için modern bir yol haritası oluşturabileceğine” inanıyor.

Ergenlerde sık gözlenen riskli davranışlardan zorbalık ve kaygıya, ebeveyn-çocuk çatışmasından akran baskısı ve cinsel rızaya pek çok konuyu evrimsel bakış açısıyla açıklayarak bunlara yepyeni bir gözle bakmamızı sağlayan bu kitabı, ergenlik çağındaki insan ve hayvanları daha iyi anlamak isteyen tüm okurlara tavsiye ederiz.

  • Künye: Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – Delişmenlik Çağı: Ergenlikten Erişkinliğe İnsanların ve Diğer Hayvanların Destansı Yolculuğu, çeviren: Şiirsel Taş, Metis Yayınları, bilim, 352 sayfa, 2021

Raphaël Meyssan – Komünün Lanetlileri (2021)

Yalnızca 72 gün yaşayabilmiş Paris Komünü üzerine muazzam bir yapıt.

Raphaël Meyssan, Lavalette adlı bir komüncünün izini sürerek 1871 Paris Komününün temel kaynaklarına, ilk elden tanıklıklara dayanıyor ve o günleri döneminde çizilmiş 136 gravürle anlatıyor.

Meyssan’la birlikte bir buçuk yüzyıl önce yaşamış bir komüncünün peşine düşüyor ve arşivlerde, eski gazetelerde, kitaplarda, tarihî duvar afişlerinde, her yerde Lavalette adlı bu komüncüyü arıyoruz.

Yapboz gibi, her seferinde tek bir parça yerleştiriyoruz resme.

Sayfalar ilerledikçe Lavalette’in yanında Ulusal Muhafız Merkez Komitesinin diğer üyeleri beliriyor.

Prusya kuşatmasından sağ çıkmış Paris’i ve Komünü kuran, canı pahasına savunan Paris halkını görüyoruz.

Bütün resim ortaya çıktığında ise sadece yetmiş iki gün sürmüş Komünün hazin sonuna tanıklık ediyoruz.

Yine de aklımızda bu son değil, yüz elli yıldır yazılıp çizilen bu devrim üzerine daha yazılacak çok şey olduğu kalıyor.

  • Künye: Raphaël Meyssan – Komünün Lanetlileri: Paris Komünü 150 Yaşında!, çeviren: Damla Kellecioğlu, Alfa Yayınları, tarih, 464 sayfa, 2021

Füsun Üstel – Kültür Politikasına Giriş (2021)

Kültür politikasına sağlam bir giriş yapmak isteyenler bu kitabı muhakkak edinsin.

Füsun Üstel, kültür politikasını bir kamu politikası olarak ele alıyor ve bunu yaparken de disiplinlerarası bir yaklaşımı benimsiyor.

Kitap, altı bölümden oluşuyor.

“Kültür Politikası Nedir?” başlıklı ilk bölümde, kültür politikasının tarihsel süreç içinde ortaya çıkışı ve gelişim süreci, kapsamı, belli başlı politika modelleri ve alandaki güncel tartışmalar yer alıyor.

“Kültürel Haklar: Külkedisi mi, Zeyna mı?” başlıklı ikinci bölümde, kültür hakkı ve

kültürel hakların özellikle İkinci Dünya Savaşı ertesinde ülkelerin iç hukukunda ve uluslararası insan hakları hukukunda yer bulması, demokrasi ve/veya demokratikleşme perspektiflerinden değerlendiriliyor.

Üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümler, kültür politikası alanındaki ideal-tiplerin örneği olarak kabul edilen Fransa, Birleşik Krallık ve Almanya’yı inceliyor.

Bu bölümlerin her birinin farklı bir sorunsaldan hareket ettiği dikkatli okuyucunun gözünden kaçmayacaktır.

“Kültür Politikası Bir Fransız İcadı mı?” başlığını taşıyan üçüncü bölümde vurgu, devlet üzerine.

Başka bir anlatımla, devletin kültür ve sanat alanına müdahalesinin meşruiyeti ve gerekliliği konusunda kadim bir geleneğe sahip Fransa’da zaman içindeki dönüşümlere rağmen devam eden “kültürel devlet” olma iradesi tartışılıyor.

“‘Kültür Ulus’tan ‘Kültür Devlet’e: Almanya’da Kültür Politikaları” başlıklı dördüncü bölümün ağırlık merkezi, ulus üzerine.

Bu çerçevede Almanya’nın, her ne kadar anlamı ve yönü değişse de siyasal birliğin kurulduğu 19. yüzyıldan Nazi rejimine, merkezî bir yapıdan federalizme, bölünmeden yeniden birleşmeye ve günümüze, ulus-devlet-kültür ilişkisi değerlendiriliyor.

“Birleşik Krallık Kültür Politikaları: Mesafeli Yönetim mi, İçli Dışlı mı?” başlığını taşıyan beşinci bölümde vurgu, ekonomi üzerine.

Liberal ekonominin gerekleri doğrultusunda devletin uzun süre boyunca kültür alanına müdahaleden kaçındığı, daha sonra ise “mesafeli yönetim” olarak tanımlanan bir modelin öncülüğünü yaptığı Birleşik Krallık’ta, kültür politikasının ekonominin önemli bir bileşeni haline geliş sürecine ve bu bağlamda ortaya çıkan çeşitli tartışmalara odaklanılmış.

“Trenin Son Yolcusu: Avrupa Birliği’nde Kültür Politikası” başlıklı son bölümde ise, bütünleşme sürecinde bir “Avrupalılık kimliği”nin inşası çerçevesinde hayata geçirilen; ancak kapsayıcı ve sistemli bir politikaya dönüşmeksizin daha çok dağınık kültür projeleri düzeyinde kalan çabalar ve her birinin sorunları ele alınmış.

  • Künye: Füsun Üstel – Kültür Politikasına Giriş: Kavramlar, Modeller, Tartışmalar, İletişim Yayınları, inceleme, 380 sayfa, 2021

Jonathan Sumption – Mahkemelerin Yükselişi (2021)

Yargıçlar kanunları yorumlamak yerine giderek kanun koyucu gibi davranıyor.

Jonathan Sumption, yasama organı ile yargı erki arasındaki yetki karmaşasının çözümü için siyasileri daha fazla sorumluluk almaya çağırıyor.

Son birkaç on yıldır, dünyanın her yerindeki yasama organları tıkanıklıktan mustarip.

Demokrasilerde yasalar ve politikalar yapılır yapılmaz kaldırılıyor.

Görünen o ki yasama meclisleri ilerleme veya fikir birliği sağlayamıyor; dahası mahkemeler seçilmişlerin almış olduğu kararları sıklıkla bozuyor.

Etkin siyasilerin yokluğu karşısında, pek çok kişi, siyasi ve ahlaki sorunların çözümünde mahkemelerden medet umuyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’taki Yüksek Mahkemelerin veya Strazburg’daki Avrupa Mahkemesinin kararları tartışmayı sona erdiriyor gibi görünse de bölünme ve tartışmalar azalmıyor.

Esasen, demokratik hesap verebilirliğin yokluğu radikalleşmeye yol açıyor.

Yargı erkinin altından kalkamayacağı kadar iş üstlenmesi, siyasilerin eksikliklerini gidermeye yetmemektedir.

Bu durum özellikle insan hakları alanında akut hale gelmiş durumda.

Örneğin, kürtaj ve mahkûmların oy kullanma hakları konularında kim karar vermeli? Seçilmiş siyasiler mi yoksa atanmış yargıçlar mı?

İlk olarak 2019 yılında BBC Reith Derslerinde ortaya konan görüşlerini genişleten Sumption, bazı sorunları siyasilere geri döndürmenin zamanının geldiğini savunuyor.

  • Künye: Jonathan Sumption – Mahkemelerin Yükselişi: Yasamanın Gerileyişi ve Hukuk Üzerine, çeviren: Anıl Aygen, Lykeion Yayıncılık, hukuk, 93 sayfa, 2021

Anthony Aveni – Yıldız Hikâyeleri (2021)

Gökyüzü, yaşamın anlamı hakkında hikâyeler anlatmak için öteden beri bir tuval vazifesi gördü.

Kozmoloji üzerine kültürel çalışmalarıyla bildiğimiz Anthony Aveni de bu harika çalışmasında, antik ve çağdaş çok sayıda kültürün tasavvur ettiği yıldız hikâyelerini irdeleyerek kozmik anlatıların doğasında var olan kültürel çeşitliliğe odaklanıyor.

Gökyüzünün farklı çağlarda ve farklı kültürlerde hayatın anlamı, kader ve gelecekle ilgili hikâyelerle birlikte anılması insanların ilgisini çekmeyi hep başarmıştır.

Yunan ve Roma mitlerinden Çin mitolojisine, kadim kâhinlerden modern falcılara varıncaya dek, bilinmezi bilmenin başrolü olmuştur gökyüzü ve yıldızlar.

Aveni, nesillerden beri sevilerek anlatılan hikâyeleri bir araya getirerek yıldızlarla dolu gökyüzünün sıra dışı bir haritasını çıkarıyor: Orion, Pleiadlar, Samanyolu’nun karanlık bulut takımyıldızları, Kutup takımyıldızlar…

Bizden önce sayısız kuşak boyunca anlatılagelen bu hikâyeler, bugün de bizler tarafından paylaşılmayı ve üzerinde düşünülmeyi çokça hak ediyor.

‘Yıldız Hikâyeleri’, hayat karşısında yaşadığımız deneyimlerin gökyüzündeki yansıması üzerine olağanüstü bir çalışma.

  • Künye: Anthony Aveni – Yıldız Hikâyeleri: Dünya Kültürlerinde Takımyıldızlar, çeviren: Erdem Gökyaran, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 152 sayfa, 2021