Étienne Henry Gilson – Ortaçağ’da Felsefe (2021)

 

Ortaçağ’da felsefe üzerine, bin sayfayı bulan bir şaheser.

Yerinde bir tercihle ciltli olarak basılmış kitap, Yunan ve Latin babalardan Karolenj atılımına ve oradan ta 14. yüzyılın realistlerine uzanarak konuyu çok yönlü bir bakışla ortaya koyuyor.

Sorbonne’un Ortaçağ felsefesi uzmanı Étienne Henry Gilson’ın çalışmasını özgün kılan hususlardan biri de, konuyu yalnızca Avrupa Ortaçağ felsefesiyle sınırlı tutmaması.

Yazar, aynı dönemde varlık göstermiş Arap ve Yahudi felsefelerinin katkılarını da aydınlatıyor, bunun yanı sıra Yunan-Arap etkisinin Avrupa’da üniversitelerin kuruluşu üzerindeki etkilerini de tartışmaya açıyor.

Ortaçağ dünyasında akıl, metafizik, felsefe, teoloji, inanç ve skolastik düşüncenin niteliği konusunda aydınlanmak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Étienne Henry Gilson – Ortaçağ’da Felsefe, çeviren: Ayşe Meral, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 991 sayfa, 2021

Amir D. Aczel – Sıfır (2020)

Bugün kullandığımız Hint-Avrupa rakamları nereden geldi?

Amir Aczel, matematik tarihinde “sıfır”ın kaynağını keşfe çıkarak bu soruya çarpıcı yanıtlar veriyor.

Hayatı boyunca sayılara takıntılı bir şekilde ilgi duymuş Aczel, hem tozlu arşivlerde gizlenen metinleri tarayarak hem de sözde akademisyenlerin sayıların ortaya çıkışı konusundaki iddialarını karşılaştırarak antik dünyanın bir resmini çiziyor.

Bu yolculukta Hindistan’a, Tayland’a, Laos’a, Veitnam’a ve oradan da Kamboçya’nın derinliklerine uzanıyoruz.

Kamboçya’da yedinci yüzyılda inşa edilmiş bir tapınağın aşınmış duvarında en eski “sıfır”ı, yani sayı sistemimizin kilit taşını keşfeden Aczel’in “sıfır”ın kaynağına yönelik arayışı, bize matematik ve felsefe tarihine ilişkin derin düşüncelerle dolu bu kitabı armağan etmiş.

  • Künye: Amir D. Aczel – Sıfır: Sayıların Kökenine Yolculuk, çeviren: Zeynep Alpar, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, bilim, 210 sayfa, 2020

Ali Arayıcı – Kemalist Türkiye’de Eğitim Sorunu ve Köy Enstitüleri (2020)

Kemalist dönem Türkiye’sinin eğitim-kültür politikaları ve bunların günümüz Türkiye’sindeki yansımaları üzerine iyi bir eleştirel analiz.

Köy Enstitüleri tartışmasını da konuya dâhil eden Ali Arayıcı’nın kitabı, bugün nasıl bir eğitim sistemi istediğimiz sorusuna yanıt olabilecek türden.

Kemalist dönem Türkiye’sinin eğitim-kültür politikaları, arayışları ve kırsal alanda eğitim üzerine önemli tezler içeren kitap, ilk olarak eğitimin sınıfsal niteliğinden hareketle, kapitalist ve sosyalist eğitim sistemlerini karşılaştırıyor.

Arayıcı ardından, Türkiye’nin eğitim serüvenini, Cumhuriyetin kuruluş yıllarından Köy Enstitüleri’ne kadar izliyor, daha sonra da Türkiye’nin bugünkü eğitim sisteminde öne çıkan sorunları ele alıyor.

Kitap, özellikle Köy Enstitüleri bağlamında bazı kesimler tarafından bilinçli yahut bilinçsiz şekilde saptırılan konulara açıklık getirmesiyle de önemli.

  • Künye: Ali Arayıcı – Kemalist Türkiye’de Eğitim Sorunu ve Köy Enstitüleri, Doruk Yayınları, tarih, 382 sayfa, 2020

Peter Burke – Erken Modern Dünyada Kimlik, Kültür ve İletişim (2021)

Peter Burke, erken dönem modern Avrupa tarihin yanı sıra, sosyal ve kültürel tarih alanlarında da öncü isimlerden biridir.

Bu kitap ise, Burke’ün dilin toplumsal tarihi ile kentlerin kültürel tarihini iletişim teması bağlamında bir araya getirdiği makalelerini sunuyor.

Kitap, ele aldığı pek çok konuyla dikkat çekiyor.

Örneğin burada nezaket kültürünün yanı sıra çevirmenlik, kentlerin duyumsal tarihi ve kentlerdeki şiddet gibi konular, Burke’ün kendine has analitik ve yalın üslubuyla karşımıza çıkıyor.

Kent ve kimlik arasındaki ilişki üzerine ilgi çekici ayrıntılar barındıran çalışma, bilhassa çevirmenlerin de ilgisini çekebilecek muhtevaya sahip.

Zira kitapta, erken modern dünyada çevirmenin kimliği, çevirmenlik mesleğinin kuralları, kültürler arasında köprü işlevi gören çevirmenlerin faaliyetleri gibi önemli konular tartışılıyor.

  • Künye: Peter Burke – Erken Modern Dünyada Kimlik, Kültür ve İletişim, çeviren: Turgay Sivrikaya, Islık Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2021

Robert Heath – Bilinçaltını Ayartmak (2021)

Reklamcılık hem bilinç hem de bilinçaltı seviyede çalışır.

İlki hakkında biraz uyanık olsak da, reklam ve pazarlamacıların bilinçaltı manipülasyonlarının pek farkına varmayız.

İşte bu konudaki bilinmeyenleri açıklayan ‘Bilinçaltını Ayartmak’, reklam psikolojisinin nasıl kullanıldığı üzerine usta işi bir çalışma olarak karşımızda duruyor.

Marka iletişimi alanında uzun yıllardır çalışmakta olan Robert Heath, reklamları hem bilinçaltı hem de yarı bilinçli seviyede işleme şeklimizin kararlarımız üzerindeki etkisini derinlemesine izliyor.

Bunu yaparken kapsamlı psikolojik ve nörobilimsel araştırmalardan da yararlanan Heath, reklamcılık dünyasının nasıl çalıştığını ve sırlarını, üstelik başarılı olmuş reklam kampanyalarından çarpıcı örneklerle zenginleştirerek gözler önüne seriyor.

  • Künye: Robert Heath – Bilinçaltını Ayartmak: Reklam Psikolojisi, çeviren: Emrah Bilge, The Kitap Yayınları, psikoloji, 288 sayfa, 2021

Daniel R. DeNicola – Cehaleti Anlamak (2020)

Komplo teorilerinin ve yalan haberlerin cirit attığı bugünlerde, cehalet altın dönemlerini yaşıyor.

Sadece Boğaziçi Üniversitesi’nde olup bitenlere baktığımızda dahi, cehalet ile pervasızlığın köklü bir kuruma dahi nasıl göz koyabileceğini ve amacına ulaşmak için nasıl akla hayale gelmez adımlar atabileceğini görebiliyoruz.

Cehalet boldur ve çok da dirayetlidir.

Felsefe profesörü Daniel DeNicola da, bir nevi anlaşılamaz olanı anlamaya girişerek cehaleti keşfetmeye koyuluyor.

Cehaletin bilgiyle kurduğu karmaşık ilişkiyi daha iyi kavramamıza yardımcı olan DeNicola, düşünülenin aksine, cehaletin basit bir bilgi eksikliği olmadığını, bundan çok daha fazlası olduğunu ortaya koyuyor.

DeNicola cehaletin bir eksiklik ve boşluktan fazlası olduğunu, bilgi ile dinamik ve karmaşık etkileşimlerde bulunduğunu belirtiyor.

‘Cehaleti Anlamak’ın, 2018 yılında Amerikan Yayıncılar Birliği’nden PROSE ödülünü kazandığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Daniel R. DeNicola – Cehaleti Anlamak: Bilmediklerimizin Şaşırtıcı Etkisi, çeviren: Semih Süren, Sola Unitas Yayınları, inceleme, 320 sayfa, 2020

Umberto Eco ve Kardinal Martini – İnanç ya da İnançsızlık (2021)

Dünya, hakikaten başkalarına güzel.

Mesela, yirmi iki yaşına kadar Katolik olarak kalmış, sonra kendisini şüpheci olarak tanımlamış Umberto Eco ile Kardinal Carlo Maria Martini, din konusunda en tartışmalı konuları, gayet soğukkanlı bir şekilde tartışabilmiş.

Zamanında bir gazete için hazırlanmış bir yazı dizisi için bir araya gelmiş ikilinin, bize gösterdikleri en güzel şey şu:

Din hakkında tartışılabilir, hassas konular rahatlıkla ele alınabilir ve bu durum hiçbir şekilde insanların birbirlerine olan saygılarından taviz vermek anlamına gelmez.

Eco ve Martini burada, “Yeni kıyamet nedir?”, “Tanrısız bir ahlak anlayışı mümkün mü?”, “Kadınlar dini lider olamaz mı?” ve “Şiddet ile hoşgörüsüzlük arasındaki ilişki nedir?” gibi önemli konuları tartışıyor.

İki isim bunu yaparken de, bizleri “İnananlar ve inanmayanlar arasında yeni ve ortak bir umut inşa edilebilir mi?” sorusu üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Umberto Eco ve Kardinal Martini – İnanç ya da İnançsızlık, çeviren: Kemal Atakay, Nora Kitap, din, 104 sayfa, 2021

Ethem Alpaydın – Yapay Öğrenme (2020)

 

Yapay öğrenme, son yılların en heyecan verici, en çığır açıcı keşiflerindendir.

Ethem Alpaydın da, yüz tanımadan şoförsüz arabalara, konuşma tanımadan otomatik çeviriye, yapay öğrenme hakkında bilinmesi gereken her şeyi açıklıyor.

Yapay öğrenmenin temellerini daha iyi kavramak açısından muhakkak okunması gereken çalışma, yapay öğrenmenin kullanımları ve sınırlarına ilişkin bizi aydınlatıyor.

Bilgisayar biliminin evrimi, derin sinir ağları, yapay zekâ, veri mahremiyeti ve veri güvenliğinin etik boyutları da, kitapta tartışılan diğer konular.

  • Künye: Ethem Alpaydın – Yapay Öğrenme: Yeni Yapay Zekâ, çeviren: Aylin Ağar, Tellekt Kitap, bilim, 152 sayfa, 2020

Noriko Nakayama – Köy Kadını, Modernite ve İslam (2020)

Bir Japon sosyal bilimcinin gözünden, 1990’ların Türkiye’si üzerine muazzam bir antropolojik okuma.

90’larda Zonguldak Ereğli’de bir yıl kalmış Noriko Nakayama’nın çalışması, köy kadınının yaşamında gelenek ve modernitenin rolünü ayrıntılı bir bakışla resmediyor.

Sosyolojik, antropolojik çalışmaların büyük çoğunluğu, kadın ve İslam konusunda genellikle şehirli kadınların konumunu merkeze alarak tartışır.

Nakayama’nın incelemesi ise, yaşayan köy geleneğinin içinde İslam’ın, açık veya kapalı olmanın anlamını irdelemesiyle konuya farklı bir yerden bakıyor.

Kitabın asıl katkısı ise, Kemalist, muhafazakâr yahut liberal gibi özünde kutuplaşmaya sebebiyet veren söylemleri dışlayarak ele aldığı coğrafyadaki kadını olduğu gibi aktarabilmiş olması.

Özellikle Zonguldak Ereğli’nin bir köyünde kadınların modern yaşamın içinde Cumhuriyet’in kurumlarını, değişen toplumsal koşulları ve köyün özgün kültürünü nasıl birleştirdiklerini gözler önüne sermesiyle dikkat çeken çalışma, modern toplumsal gerçekliğin tek bir şablondan ziyade çok yönlü bir açıklama gerektirdiğini bir kez daha vurgulamasıyla önemli.

Köy kadınının gelenek ve modernite ile nasıl bir ilişki kurduğuna yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Noriko Nakayama – Köy Kadını, Modernite ve İslam: Bir Antropoloğun Gözünden 1990’ların Türkiyesi, çeviren: Tolga Özşen, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, antropoloji, 208 sayfa, 2021

Benjamin J. Cohen – Paranın Gücü (2020)

Kimilerine göre ABD doları eski görkemli günlerini geride bıraktı.

Uluslararası para ilişkileri politikası alanında uzman isimlerden olan Benjamin Cohen ise, küresel para rekabetinin halen ABD dolarının lehinde olduğunu savunarak bunun tam aksini iddia ediyor.

Kitabına, uluslararası para biriminin ortaya çıkışı ve yükselişini açıklayarak başlayan Cohen, ardından da uluslararası parasal gücün dinamiklerini, kaynaklarını, kullanımlarını ve sınırlarını irdeleyerek devam ediyor.

Dünya ülkelerinin karşılıklı bağımlılıklarının parasal güç üzerindeki etkileri, günümüzde para birimlerinin rekabeti, değer saklama aracı olarak uluslararası paraların rolleri, ekonomi, finans ve jeopolitik alanlarında yaşanan gelişmelerin para üzerinde uzun ve kısa vadedeki etkileri, Cohen’in burada ele aldığı diğer konular.

Kitabın en önemli katkılarından biri de, Avro ve Yuan gibi, küresel güç dengesinin odağında yer alan diğer para birimlerinin dolar karşısındaki avantaj ve dezavantajlarını derinlemesine işlemesi.

  • Künye: Benjamin J. Cohen – Paranın Gücü: Parasal Rekabeti Anlama, çeviren: Tuncel Öncel, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, iktisat, 290 sayfa, 2020