Özcan Karabulut – Amida, Eğer Sana Gelemezsem (2008)

‘Hüzünle Bazı Günler’, ‘Aşkın Halleri’, ‘Belki de Kaybeden Zaman’ ve ‘Baştan Sona Yalnızlık’, Özcan Karabulut’un daha önce yayınlanmış öykü kitapları.

Bu kez, ‘Amida, Eğer Sana Gelmezsem’ isimli bu romanıyla okuyucunun karşısına çıkan Karabulut, karakteri Arat üzerinden, Türkiye’nin doğusunda yaşanan şiddeti ve bunun neden olduğu çıkışsızlığı, kısır döngüyü hikâye ediyor.

Karabulut’un öykülerinde karşımıza çıkan güçlü politik hava, romanın ele aldığı konuya da bağlı olarak daha da baskın bir hal alıyor.

Arat, çocuk işçilerle ilgili bir araştırma için Diyarbakır’a gider.

Burada bir kadına âşık olur ve ona, zamanında kente hükümdarlık etmiş Amida ismiyle seslenir.

Fakat bu yasak aşk, Arat’ı, siyasal çatışmalardan, kimlik ve aidiyet sorunundan oluşan zorlu bir mücadeleye sürükleyecektir.

Arat’ın hikâyesi, bölgenin içinde bulunduğu sıkıntıyı, gerçekçi ayrıntılar eşliğinde veriyor.

  • Künye: Özcan Karabulut – Amida, Eğer Sana Gelemezsem, Can Yayınları, roman, 316 sayfa

Rose Tremain – Müzik ve Sessizlik (2008)

Rose Tremain, ‘Müzik ve Sessizlik’ isimli bu tarihi romanında, 17. yüzyıl Avrupa’sında yaşayan müzisyen Peter Claire’in trajik hikâyesini anlatıyor.

Peter Claire, Danimarka kralı IV. Christian’ın saray müzisyeni olarak atanır.

İçinde bulunduğu orkestra sarayın altında çalarken, kral yukarıdaki odasında müziği dinlemektedir.

Genç müzisyen, kraliçenin eşini aldattığına tanık olur.

Bu esnada kahramanımız saraydaki hizmetçilerden Emilia’ya da âşık olur.

Roman bu aşkı, sarayda kıyasıya süren iyi ile kötünün savaşı çerçevesinden tasvir eder.

“Kralın meleği” genç müzisyenin, bu kirlenmişlik içinde ruhunu kurtarma çabası, aşkı ve hayalleri arasında gidip gelişleri, romanın en iyi bölümlerini oluşturuyor.

Bu başarılı hikâyenin, 1999 yılı Whitbread Ödülü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Rose Tremain – Müzik ve Sessizlik, çeviren: Emre Kuzuoğlu, Can Yayınları, roman, 507 sayfa

Refik Durbaş – Kurabiye Ev (2014)

Refik Durbaş ‘Kurabiye Ev’de, büyülü çocukluk ülkesinde geçen öyküler sunuyor.

Yazar, parka gitmek için türlü bahaneler uyduran, çocuklardan ziyade onların anne-babalarına hitap eden çocuk tiyatrolarına isyan eden, babasıyla futbol maçına gitmenin heyecanını yaşayan ve büyüklerden çokça dinledikleri masalları bu sefer kendileri anlatmaya koyulan çocukları anlatıyor.

Kitabın son öyküsünde, Hansel ve Gretel masalındaki eve benzer kurabiyeden ev yapma tarifi de veriliyor.

  • Künye: Refik Durbaş – Kurabiye Ev, Can Yayınları, çocuk, 48 sayfa

Jasper Kent – Halkın İradesi (2014)

Jasper Kent ‘Halkın İradesi’nde, 1812’de Rusya’nın Napoléon tarafından işgal edildiği döneminde yaşanmış tarihi olayları bir vampir öyküsüyle harmanlıyor.

St. Petersburg’ta başvampir Zimeyeviç, kötücül emellerinin önündeki en büyük engel olan Çar II. Aleksandr’ı ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.

Bu esnada Zimyeviç için çalışan Albay Otrepyev, Çarın ortadan kaldırılması görevinde çok önemli rol üstlenecek bir tutsağı Türkmenistan’dan Rusya’ya getirmiştir.

Fakat Çarın düşmanları Zimyeviç’le sınırlı değildir.

Nitekim Çar’a suikast düzenleyen terörist örgüt Halkın İradesi de (Narodnaya Volya), tüm dengeleri alt üst edecektir.

  • Künye: Jasper Kent – Halkın İradesi, çeviren: Samim Sakacı, Can Yayınları, roman, 511 sayfa

Süleyman Bulut – Arkadaşım Nasreddin Hoca (2017)

Nasreddin Hoca, zekâsı ve hazırcevaplığıyla bizde sempati kazanmış karakterlerden. Üstelik yalnız bizde değil, farklı kültürlerin halk edebiyatlarında da karşımıza çıkan bir karakterdir kendisi.

Örneğin Azerbaycan ve İran’da Molla Nasreddin, Özbekistan’da ve Uygurlarda Nasreddin Efendi, Kazaklarda Hoca Nasir, Çeçenlerde Nasaret adıyla fıkraları anlatılır.

Arapların ünlü fıkra karakteri Cuha ile Nasreddin Hoca arasında büyük benzerlikler vardır. Hatta Çin’de Avanti adıyla ortaya çıkar.

Çocuk yazınının önemli kalemlerinden Süleyman Bulut da, bu çalışmasında, Nasreddin Hoca fıkralarından zengin bir derleme yapmış ve bunları yeniden kaleme almış.

Çocuklar bu fıkraları okuyunca eğlenecek, öte yandan Bulut’un fıkraların yanına koyduğu “Sözün Özü” bölümleriyle de, hikâyenin vermek istediği mesaj hakkında aydınlanacak.

Burcu Yılmaz’ın fıkralara eşlik eden masalsı çizimleri ise, kitaba ayrı bir zenginlik katıyor.

  • Künye: Süleyman Bulut – Arkadaşım Nasreddin Hoca, resimleyen: Burcu Yılmaz, Can Yayınları, çocuk, 192 sayfa

Terry Eagleton – Güç Mitleri (2017)

İngiliz geç romantik dönemin önde gelen yazarları Brontë kardeşleri Marksist bir bakışla inceleyen bir kitap.

Kız kardeşlerin eserlerini, fabrikalar ve pamuk atölyeleriyle kuşatılmış küresel sanayi toplumunun göbeğinde yazdıklarını belirten Eagleton, bu eserleri hem yazarların sınıfsal ve yazınsal kimlikleri hem de dönemin karakteristiği bağlamında ele alıyor.

Eagleton, Brontë’lerin özgür, asi ruhlu muhafazakâr romantik kadınlar olarak, bu dönemde ortaya çıkan işçi sınıfının kitlesel hareketi Çartizm’e hem sempati hem de korku hissettiklerini savunuyor ve bu durumu, tipik alt orta sınıf çelişkisi olarak tartışıyor.

Kuzey İngiltere kırsalında yetişmiş üç kız kardeşin edebi, sınıfsal ve kültürel dünyasına daha yakından bakmak isteyenlere.

  • Künye: Terry Eagleton – Güç Mitleri, çeviren: Alev K. Bulut, Can Yayınları, edebiyat inceleme, 184 sayfa

Ertuğ Uçar – Woolf’un İzinde (2017)

Ertuğ Uçar’ın bu kitabının ilk nüveleri, kendisinin deniz fenerlerine duyduğu tutkuyla ortaya çıkmış.

Yazarın, Virginia Woolf’un meşhur Deniz Feneri kitabına ilham kaynağı olan Godrevy Fenerini görmesiyle de kitabın devamı deyim yerindeyse çorap söküğü gibi gelmiş.

Bu kitap, Uçar’ın yazma deneyimini kelime ve kavramlara döktüğü ve bunu yaparken de Woolf’un ardında bıraktıklarının ince ince izini sürdüğü bir anlatı aslında.

Antalya, İstanbul, Eastburne ve St. Ives arasında hem coğrafi hem zihinsel bir yolculuğa çıkan Uçar’ın kitabı, neden yazdığımız, nasıl yazdığımız, yazarken neler yaşadığımız ve yazmamızın altındaki psikolojik ve varoluşsal etkenler konusunda bir tefekkür metni.

Yazar adaylarının da kendini ispatlamış yazarların da bakmakla iyi edecekleri bir kitap.

  • Künye: Ertuğ Uçar – Woolf’un İzinde, Can Yayınları, deneme, 96 sayfa

Stefan Zweig – Vicdan Zorbalığa Karşı (2014)

Stefan Zweig, Kalvinizmin kurucusu olup, baskı ve şiddet üzerine kurulu yönetimiyle “Cenevre Diktatörü” olarak adlandırılan Jean Calvin’i ve onun zorbalığına boyun eğmeyen Sebastian Castellio’yu anlatıyor.

Gençliğinde Luther ve Erasmus’un yapıtlarına hayranlık duyan Calvin, Cenevre’ye geldikten sonraki yıllarında giderek otoriterleşir ve halkı tek inanç kaynağı olduğunu düşündüğü Kitab-ı Mukaddes taraftarı olmaya zorlar.

Calvin’in, hümanist din adamı Miguel Serveto’yu ölüm cezasına çarptırması bardağı taşıran son damla olur.

Şimdi sıra, Calvin’in karşısındaki tarihi yerini alacak din adamı Sebastian Castellio’dadır.

  • Künye: Stefan Zweig – Vicdan Zorbalığa Karşı, çeviren: Zehra Kurttekin, Can Yayınları, monografi, 235 sayfa

Refik Durbaş – Kırmızı Kanatlı Kartal (2014)

‘Kırmızı Kanatlı Kartal’da, şair ve yazar Refik Durbaş’ın çocukların dünyasına inmeyi amaç edinen, onların hayal güçlerinden beslenen şiirleri yer alıyor.

Durbaş’ın, ‘Sinemaya Giden Serçe’ isimli şiiri şöyle:

“Serçeyle bir daha sinemaya gitmem

ne zaman perdede bir koru görse

uçup gidiyor dalların yeşilinde

uçup gidiyor onunla birlikte

bütün çocuklar ve anılar

bir ben kalıyorum tek başıma

yalnızlık korusunun sinemasında

 

Serçeyle bir daha sinemaya gitmem”

  • Künye: Refik Durbaş – Kırmızı Kanatlı Kartal, resimleyen: Vaqar Aqaei, Can Yayınları, şiir, 55 sayfa

Wolfgang Korn – Polar Yeleğin Dünya Seyahati (2014)

Genç okurlar için kaleme aldığı araştırmalarıyla ünlü Wolfgang Korn, bir polar yeleğin üretiminden tüketimine giden uzun yolu gözler önüne sererken bizi adeta dünya çapında bir seyahate çıkarıyor.

Hem de şaşırtıcı ve keyifli bir seyahate.

Yalnızca bir ürün üzerinden, globalleşmenin nasıl işlediğini yetkin bir biçimde ortaya koyan Korn, Birleşik Arap Emirlikleri’nden yola çıkarak Bangladeş, Singapur, Almanya, Senegal ve Kanarya Adaları’nı kapsayan bir yolculuğa çıkıyor.

Korn bunu yaparken, Dubai’nin dudak uçuklatan petrol zenginliği, Chittagong’taki grev, korkunç şartlarda çalışan işçiler ve insan kaçakçılığı gibi, geçtiği coğrafyaların ekonomik sistemlerine dair zengin gerçek-hikâyeler de sunuyor.

Bu hikâyeler öylesine güçlü ki, kitabın omurgasını oluşturuyor diyebiliriz.

  • Künye: Wolfgang Korn – Polar Yeleğin Dünya Seyahati, resimleyen: Birgit Jansen, çeviren: Saliha Nazlı Kaya, Can Yayınları, inceleme, 156 sayfa