Eşkol Nevo – Dört Ev Hep Hasret (2013)

  • DÖRT EV HEP HASRET, Eşkol Nevo, çeviren: Özden Özberber, Can Yayınları, roman, 442 sayfa

DORT

İsrailli yazar Eşkol Nevo ‘Dört Ev Hep Hasret’te, 1990’larda trajik boyutlara varmış İsrail-Filistin sorununu, farklı kökenlerden gelen dört karakterinin gözünden anlatıyor. Roman, Irak’tan gelerek kendilerine yabancı İsrail coğrafyasında yaşama tutunmaya çalışan Sakianlar ailesi, birbirlerine aşık olup bu savaş ortamında ümitlerini yitirmemeye çalışan Amir ile Noa çifti, askeri bir saldırıda ağabeyini yitirdikten sonra her şeye ve herkese şüpheyle bakmaya başlayan Yotam ve henüz çocukken doğduğu toprakları terk eden bir Arap olan Sadık’ın yaşadıkları üzerinden, huzurlu bir yuva arayan insanların trajik arayışını sunuyor.

Michel Pastoureau – Mavi: Bir Rengin Tarihi (2013)

  • MAVİ: BİR RENGİN TARİHİ, Michel Pastoureau, çeviren: İnci Malak Uysal, Can Yayınları, kültür, 183 sayfa

 MAVI

Michel Pastoureau, renkleri, doğal bir fenomenden ziyade karmaşık birer kültürel yapı olarak tanımlıyor. Yazar, bu kitabında, bu tanımlamadan hareketle mavinin Neolitik Çağ’dan 20. yüzyıla olan bir tarihini sunuyor. Bu zaman zarfında mavinin, dil, kumaşlar, giysiler, semboller, günlük yaşam, din ve sanat üzerinde nasıl bir etki bıraktığını araştıran Pastoureau, Antikçağ halkları için pek önemli olmayan, Romalılar açısından barbarların rengi olarak algılanmasıyla nahoş ve değersiz kabul edilen mavinin, 12. yüzyıldan itibaren tüm alanlarda, özellikle giyside ve günlük yaşamda adım adım yükselişini gözler önüne seriyor.

David Vann – Pislik (2013)

  • PİSLİK, David Vann, çeviren: Esra Birkan, Can Yayınları, roman, 259 sayfa

 PISLIK

Çağdaş Amerikan edebiyatının önemli kalemlerinden David Vann ‘Pislik’te, bir gencin sancılı büyüme serüveni ekseninde, aile kurumunu bireyin kendini gerçekleştirmesi önündeki en zorlu, sıkıntılı engellerden biri olarak tasvir ediyor. Ailesinde şiddet ve sevgisizlikten başka hiçbir şey görmeyen genç Galen, sıradan bir hayattan başka bir şey istememektedir. Bu durum, başlarda kabul edilebilir bir seviyedeyken, zamanla çığırından çıkan nefret, genç adamın hayatını dehşetle çepeçevre sarmıştır. Galen şimdi, bir yandan kendi duygusal çıkmazlarıyla boğuşurken, ailesinin sevgisizliği karşısında insanlığını kaybetmemeye çalışacaktır.

Savaşta Bir Yazar: Vasili Grossman (2013)

  • SAVAŞTA BİR YAZAR: VASİLİ GROSSMAN, yayına hazırlayan: Antony Beevor ve Lyuba Vinogradova, çeviren: Sabri Gürses, Can Yayınları, anlatı, 382 sayfa

SAVASTA

‘Savaşta Bir Yazar’, edebiyatın önemli eserlerinden olan ‘Yaşam ve Yazgı’nın yazarı Vasili Grossman’ın savaş yazılarını bir araya getiriyor. Kızıl Ordu gazetesi olan Krasnaya Zvedza’nın özel muhabiri olan Grossman 1941-1945 yılları arasında Sovyet cephelerinde yaşananların tanığı olmuştu. Cephede bin günden fazla bir süre kalan Grossman’ın yazıları, gözlemlerinin yetkinliği ve insani bakışı merkeze almalarıyla öne çıkıyor diyebiliriz. Alman ordusunun Sovyetler’i işgal etmesiyle başlayan yazılar, savaşın acımasız gerçeklerini betimlediği gibi, bizzat Sovyetler’in insanlık dışı uygulamalarını ortaya dökmekten de çekinmiyor.

Zeruya Şalev – Ve Yeniden Başlar Hayat (2013)

  • VE YENİDEN BAŞLAR HAYAT, Zeruya Şalev, çeviren: Zehra Kurttekin, Can Yayınları, roman, 370 sayfa

VE

Zeruya Şalev ‘Ve Yeniden Başlar Hayat’ta, bir ailenin üç bireyinin yaşadığı karmaşaları, geçmişle ve bugünleriyle giriştikleri yüzleşmeyi hikâye ediyor. Ölüm döşeğinde mazisinin karanlığıyla yüz yüze gelen anne Şemda; annesinin yaklaşan ölümü vesilesiyle hayatına dair önemli kararlar almaya karar veren oğul Avner ve annesi Şemda’dan göremediği sevgiyi çocuğuna aşırı bir şekilde bağlanarak telafi etmeye çalışan, daha sonra da ailesini alt üst edecek bir karar vermeyle karşı karşıya kalan kızı Dina, romanın merkezi karakterleri. Şalev, hızla parçalanan bir ailenin dramını, İsrail’in geçirdiği dönüşümlerle harmanlıyor.

Serhat Öztürk – Tiflis (2013)

Serhat Öztürk elimizdeki çalışmasında, Gürcistan’ın başkenti, Kura Irmağı’nın iki yakasına kurulmuş tarihi kentlerden Tiflis’i anlatıyor.

Daha önce Halep ve Selanik monografilerini de kaleme alan Öztürk, burada da Tiflis’i bir tarihçi veya araştırmacının gözünden değil, şehrin sosyal yapısı, gündelik hayatı ve insanlarını merkeze alan bir seyyahın bakış açısından sunuyor.

Öztürk, kimi Tiflis fotoğraflarıyla da zenginleştirdiği kitabında, şehrin sosyal ve kültürel yapısını; haçapuri, hinkali ve pkhali gibi yemeklerini; bitpazarı kültürünü; gündelik hayatı ve devrimin Tiflis’te bıraktığı etkileri okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Serhat Öztürk – Tiflis, Can Yayınları, şehir, 155 sayfa

Michel Houellebecq – Temel Parçacıklar (2013)

  • TEMEL PARÇACIKLAR, Michel Houellebecq, çeviren: Osman Senemoğlu, Can Yayınları, roman, 306 sayfa

 TEMEL

Michel Houellebecq ‘Temel Parçacıklar’da, birbirine zıt karakterde iki kardeşin dünyasına iniyor. Kardeşlerden ilki, başarılı bir bilim insanı olmasına rağmen insanı sevmekten uzak   Michel, diğeri de vasat bir edebiyat öğretmeni olan ve saplantılı cinselliğinin esiri olmuş Bruno’dur. Birbirinden haberi olmayan iki kardeşin neredeyse ortak özelliği de, annelerinin onları terk etmesinin verdiği travmanın hayatlarında silinmez izler bırakışıdır. İki kardeş bir gün, rastlantı sonucu karşılaşacaktır. Houellebecq, bu karşılaşmanın yıkıcı sonuçları üzerine, tüketim toplumunu ve modern bireyin karmaşalarını inşa ediyor.

Isabel Allende – Maya’nın Günlüğü (2013)

  • MAYA’NIN GÜNLÜĞÜ, Isabel Allende, çeviren: İnci Kut, Can Yayınları, roman, 459 sayfa

 MAYA

Türkiyeli okurların beğeniyle takip ettiği Isabel Allende ‘Maya’nın Günlüğü’nde, bir genç kızın sancılı ve olağanüstü gelişmelerle dolu olgunlaşma macerasını anlatıyor. Romanın başkahramanı olan Maya Vidal, anne ve babası tarafından ihmal edilmiş, büyükannesi ve büyükbabası tarafından büyütülmüştür. Çok sevdiği büyükbabası öldükten sonra kendini uyuşturucu ve alkole veren Vidal, bir anda kendini suç dünyasının merkezinde bulacaktır. Vidal şimdi, yakalanmamak için büyükannesinin yardımıyla Şili’deki Chiloé adasına kaçmıştır. Genç kadın bu sûkunetle sarılmış son durağında, başından geçmiş olayları adım adım günlüğüne yazacaktır.

Joseph Roth – Radetzky Marşı (2013)

  • RADETZKY MARŞI, Joseph Roth, çeviren: Ahmet Arpad, Can Yayınları, roman, 410 sayfa

RADETZKY

Joseph Roth, edebiyat tarihinin kült eserlerinden ‘Radetzky Marşı’nda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun yükselişi ve çöküşünü anlatıyor. Romanın merkezindeki Trotta ailesi, genç bir teğmen olan Joseph Trotta’nın bir savaşta İmparator Ferdinand Joseph’in hayatını kurtarması neticesinde ülke monarşisine dahil olmuştur. Dönem 1. Dünya Savaşı’ndan hemen önceki süreçtir ve gelecek kimsenin tahmin edemeyeceği trajik olaylara gebedir. Roth, Trottaların dönüşen hayatı ile dışarıdan güçlü görünüp hızla çöküşe doğru yol alan Habsburg hanedanının trajik öyküsünü kendine has üslubu ve dikkat çekici gözlemlerle harmanlayarak sunuyor.

Fatih Balkış – Fars (2013)

  • FARS, Fatih Balkış, Can Yayınları, roman, 107 sayfa

 FARS

Fatih Balkış ‘Fars’ta, şehirlerarası bir tren yolculuğunda hayatıyla hesaplaşmaya girişen karakterinin yaşadıklarını anlatıyor. Roman, Çehov’un ‘Martı’ oyununu sahnelemeye çalışan bir tiyatro ekibinin, İstanbul’dan Ankara’ya yaptığı bir tren yolculuğuyla açılır. Bu esnada ekipten biri, yemek vagonunda bir köşeye çekilerek çevresinde olup bitenleri gözlemlemeye başlar. Bir süre sonra bu gözlem, trenin içindekileri de aşıp, kahramanımızın geçmişine, üniversite yıllarındaki arkadaşlıklarına, onu bir gölge gibi izlemiş büyük hayalkırıklıklarına, kısacası hayatıyla giriştiği bir sorgulamaya ve yüzleşmeye doğru yol alacaktır.