Melda Kaptana – Ben Bir Bizans Bahçesinde Büyüdüm (2012)

  • BEN BİR BİZANS BAHÇESİNDE BÜYÜDÜM, Melda Kaptana, E Yayınları, anı, 335 sayfa

 

Yeni bir baskıyla sunulan ‘Ben Bir Bizans Bahçesinde Büyüdüm’, Melda Kaptana’nın İstanbul’da başlayıp Paris’e, New York’a ve Stockholm’e uzanan hayatından kesitler sunuyor. İstanbul’da gerçek bir Bizans bahçesinde dünyaya gelen Kaptana, genç bir Cumhuriyet aydını olarak Paris’te eğitim almış, New York’ta uzun bir süre bulunmuş, geçimini sağlamak için neredeyse sayısız işte çalışmış ve yaşadığı sıkıntılara rağmen hayattan keyif almayı da unutmamış isimlerden. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk sanat galericilerden biri olan Kaptana’nın anıları, Doğu ile Batı kültürünün iyi bir bireşimini sunmasıyla da okunmayı hak ediyor.

C. J. Sansom – Madrid’de Kış (2012)

  • MADRİD’DE KIŞ, C. J. Sansom, çeviren: Meral Gaspıralı, E Yayınları, roman, 727 sayfa

 

C. J. Sansom ‘Madrid’de Kış’ta, İngiliz İstihbarat Servisi için çalışan bir ajanın, Franco diktatörlüğü altında ezilen İspanya’da yaşadığı maceraları anlatıyor. İç Savaş’ın henüz sona erdiği İspanya’da iktidarda bulunan Franco diktatörlüğü, Nazilerle işbirliği yapıp 2. Dünya Savaşı’na girmeyi tasarlamaktadır. Ülkede olup bitenlerle fazlasıyla ilgili olan İngilizler de, başarılı ajan Harry Brett’i görevlendirir. Brett’in görevi, Madrid’de iş çevreleriyle karanlık ilişkiler kurmuş Sandy Forsty’nin gözüne girerek, onun ne işler çevirdiğini açığa çıkarmaktır. Roman, dönemin İspanyası’nın renkli bir panoramasını da sunuyor.

Lee Martin – Cennet Nehirleri (2011)

  • CENNET NEHİRLERİ, Lee Martin, çeviren: Meral Gaspıralı, E Yayınları, roman, 271 sayfa

Lee Martin, dokunaklı hikâyesi ‘Cennet Nehirleri’nde, olağanüstü bir olayın iki kardeşin sıradan hayatlarını altüst edişini anlatıyor. Sam Brady’nin hayatı, çocukluk arkadaşı Dewey Finn’in anılarıyla doludur. Brady, Finn’in elli yıl önce bir demiryolu treninin altında kalarak ölmesini bir türlü unutamamaktadır. İnsanlardan olabildiğince uzak durarak yaşayan Brady’yi huzursuz eden başka bir detay da, yıllardır haber alamadığı ağabeyiyle arasında süren büyük yabancılaşmadır. Günün birinde Brady, ağabeyini televizyonda görür. Bu durum, Brady’nin ağabeyiyle olduğu kadar, geçmişindeki acımasız gerçekle hesaplaşmasına da vesile olacaktır.