Daniel Lee – SS Subayının Koltuğu (2022)

‘SS Subayının Koltuğu’, sıradan bir vatandaşın nasıl acımasız bir faşiste döndüğünün hikâyesi.

Bir koltuktan çıkan belgelerin izini süren Daniel Lee, bir Nazinin hikâyesini gün yüzüne çıkarıyor.

“Sıradan” bir Alman’ın nasıl bir Naziye dönüşebildiğini, bu dönüşümün arka planındaki motivasyonların, ailenin geçmişinin ve zihniyetinin yanı sıra Birinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’nın içinde bulunduğu durumu da ihmal etmeden inceliyor.

Robert Griesinger isimli düşük rütbeli bir SS subayının peşine düşerken, isimleri tarih kitaplarının sayfalarında yer almamış, unutulmuş yüzlerce, binlerce Nazinin, Nazizmi nasıl beslediklerini, yaşatılan vahşette aslında ne kadar ciddi bir payları olduğunu hatırlatıyor.

‘SS Subayının Koltuğu – Bir Nazinin Gizli Yaşamının Peşinde’, adı duyulmamış bir Nazinin hayat hikâyesiyle Nazi Almanyası’nın gözden kaçırılan bir kesimine dikkat çekiyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Düşük rütbeli görevlilerin, 1930’lu ve 1940’lı yıllarda neler yaşadığına dair hâlâ çok az şey biliyoruz. Griesinger’in hayatı, Nazi yönetimini mümkün kılan şeyi anlamamızı sağlayacak. Ünlü fanatikler ve katiller, eğer hükümeti ayakta tutan, evrak işlerini yapan, korku ve şiddet tehdidi içlerine işlenmiş, rejimin potansiyel kurbanlarıyla yan yana yaşayan sayısız destekçileri olmasaydı var olamazlardı.”

  • Künye: Daniel Lee – SS Subayının Koltuğu: Bir Nazinin Gizli Yaşamının Peşinde, çeviren: Büke Temizler, İletişim Yayınları, inceleme, 344 sayfa, 2022

Sam Kean – Casuslar Tugayı (2021)

Hitler’in atom bombasını yapmasına ramak kalmıştı.

Zira Almanlar reaktör mimarisi ve uranyum zenginleştirmede epey yol kat etmişti.

Sam Kean, polisiye roman tadında okunacak ‘Casuslar Tugayı’nda, ABD ve Almanya arasındaki atom bombası yarışını aydınlatıyor.

İkinci Dünya Savaşının hemen arifesinde Avrupalı fizikçiler uranyum çekirdeğinin parçalanmasının mümkün olduğunu keşfederler.

Fakat bu çok tehlikeli bilgiyi sır olarak saklamayı beceremezler.

Sırrı öğrenen Amerikalılar, İkinci Dünya Savaşı patlak verince, Nazileri durdurmak için bir atom bombası yapmaya koyulurlar.

Ancak Müttefik istihbaratçılar Almanların reaktör mimarisi ve uranyum zenginleştirme konusunda epey yol kat ettikleri kanısındadır.

Hitler’in bir-iki kilo uranyumla savaşın seyrini değiştirme gücüne kavuşacağı düşüncesi Amerikalıları telaşlandırır.

Hemen bilim adamları, komandolar ve ajanlardan oluşan özel bir birlik kurup Nazi atom bombası programını durdurmak üzere bir dizi operasyon başlatırlar.

Bu elit birlik Nazilerin kontrolü altındaki bölgelere sızacak, casusluk, sabotaj yapacak ve mecbur kalırsa cinayet işleyecektir.

‘Casuslar Tugayı’, sadece ABD ve Alman atom bombası programlarının yarışını esprili bir dille anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda radyoaktivitenin keşfi ile başlayıp Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasıyla sonuçlanan bilimsel gelişmeleri, bilim insanlarının merak ile ahlak daireleri arasında bocalayışlarını çarpıcı biçimde ele alıyor.

Kitap, bilim ve tarihin güzel bir bireşimi olarak okunabilir.

  • Künye: Sam Kean – Casuslar Tugayı: Nazi Atom Bombası Programının Durduruluşunun Nefes Kesici Öyküsü, çeviren: Sema Özgün, Say Yayınları, tarih, 488 sayfa, 2021

Milton Mayer – Özgür Olduklarını Sanıyorlardı (2021)

Alman halkı, Nazilerin kendileri için en iyi seçenek olduğunu düşünüyordu.

Sonuç, kötülüğün kitlesel yükselişiydi.

Milton Mayer, savaş sonrasında bazı Almanlarla birebir görüşerek onları Nazi yapan etkenlerin neler olduğunu araştırdığı şahane bir kitapla karşımızda.

Frankfurt Üniversitesi’nde araştırma profesörü olan Mayer, Kronenberg adındaki küçük bir kasabada yaşadığı sırada, on Alman ve onların 1933-1945 yıllarındaki hayatları üzerine bir çalışma yapar.

Mayer bu insanları Nazi yapan şeyin ne olduğunu merak etti ve bu kişilerle yaptığı savaş sonrası röportajları temel alan bu kitabı yazdı.

Onlarla Nazilik, Nazi Almanya’sının güç kazanması, kötülüğün kitlesel yükselişi üzerine yaptığı söyleşiler ‘Özgür Olduklarını Sanıyorlardı’ çalışmasının temelini oluşturuyor.

İlk kez 1955’te basılan ‘Özgür Olduklarını Sanıyorlardı’, değişimin yavaş bir şekilde kendini hissettirmesini, kötülüğün sessiz yükselişini, ahlaki otoritenin ortadan kalkmasını basit ama açıklayıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Nazi denen bu korkunç canavar ruhlu adamı hep görmek istedim. Onunla konuşmak ve onu dinlemek istedim. Onu anlamaya çalışmak istedim. İkimiz de insandık neticede.”

  • Künye: Milton Mayer – Özgür Olduklarını Sanıyorlardı, çeviren: Murat Demirtekin, The Kitap Yayınları, siyaset, 376 sayfa, 2021

Richard J. Evans – Hitler Komploları (2021)

Komplolar bugün yeniden revaçta.

Hitler ve Nazilerle ilgili en çok tartışılan beş iddiayı araştıran ‘Hitler Komploları’, komplo teorisyenlerinin düşünme biçimini de aydınlatıyor.

Tarihte hiçbir şeyin tesadüfen gerçekleşmediği, hiçbir şeyin ilk bakışta göründüğü gibi olmadığı, olan her şeyin de perde arkasında bir şeyleri maniple eden kötü niyetli insan gruplarının çevirdiği gizli entrikaların sonucu olduğu fikri tarihin kendisi kadar eskidir.

Fakat pek çok insan komplo teorilerinin yirmi birinci yüzyılda daha da popülerlik ve yaygınlık kazandığına, internetin ve sosyal medyanın yükselişinden güç aldığına, gazete editörleri ve kitap yayıncıları gibi geleneksel kanaat bekçilerinin eski önemlerini kaybetmesiyle bir şeyler öğrenmek isteyen insanlar nezdinde komplo teorisyenlerinin etkinlik kazandıklarına, neyin doğru neyin yanlış olduğu hakkındaki –çarpık “alternatif gerçek” kavramında ifadesini bulan– belirsizlik tarafından teşvik edildiğine inanıyor.

Bu kitap, Hitler ve Nazilerle ilgili çokça tartışılan beş iddiayı ele alıyor:

  • Yahudilerin Siyon Liderlerinin Protokolleri’nde özetlendiği gibi medeniyeti baltalamak için komplo kurmaları,
  • Alman ordusunun 1918’de sosyalistler ve Yahudiler tarafından “arkadan bıçaklanması”,
  • Nazilerin iktidarı ele geçirmek için Reichstag’ı yakması,
  • Rudolf Hess’in 1941’de İngiltere’ye uçuşunun Hitler tarafından onaylanması ve beraberinde barış önerileri taşıması,
  • Ve Hitler’in 1945’te sığınaktan çıkıp Güney Amerika’ya kaçması.

Yakın dönem Alman tarihi üzerine çok sayıda kitabı bulunan Evans, hakikat sonrası (post-truth) çağı için hayati önem taşıyan bu tarih kitabında, Adolf Hitler ve Nazileri çevreleyen komplo teorilerini bütün ayrıntılarıyla ele almasının yanında diğer komplo teorilerinin de bazı şaşırtıcı ortak özelliklerini ve komplo teorisyenlerinin düşünme biçimini de bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Richard J. Evans – Hitler Komploları, çeviren: Ali Karatay, Runik Kitap, tarih, 305 sayfa, 2021

Annette Weinke – Nürnberg Yargılamaları (2021)

Ekim 1945’ten Nisan 1949’a kadar süren Nürnberg duruşmaları, Nazilerin tabutuna son çiviyi çaktı.

Annette Weinke de, Hitler’in nasyonal sosyalist imparatorluğunun üst yönetim kadrosuna açılan toplam 13 davanın arka planını, işleyişini ve sonuçlarını irdeleyerek izliyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın Müttefik Devletleri, Ağustos 1945’te Alman işgalciliğine ve nasyonal sosyalistlerin tarihte emsali görülmemiş zulüm ve soykırımlarına karşılık Londra Antlaşması’nın imzalanması ve uluslararası bir askerî mahkeme kurulması konusunda mutabakata vardı.

Nürnberg duruşmalarında Ekim 1945’ten Nisan 1949’a kadar Nazi rejiminin 200’den fazla üst düzey temsilcisi, kısmen uluslararası ceza hukuku normları temelinde, işledikleri suçlardan dolayı ayrı ayrı yargılandılar.

Weinke de bu eserinde, bir yandan tarihi önemdeki bu yargılamaların hukuki temelini anlaşılır biçimde ele alırken diğer yandan da siyasal, toplumsal ve kültürel yansımalarını tasvir ediyor.

Kitapta ayrıca Alman, İngiliz, Sovyet ve Amerikan cephelerinde hukuki süreçlerin yürütülmesindeki çelişki ve tutarsızlıklar da tarafsız gözlemlerle betimleniyor.

Weinke, bağımsız tarihçi ve Berlin Özgür Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.

Weinke’nin, geçmişle yüzleşme politikaları tarihine ve Nazi soykırımlarıyla hukuki hesaplaşmalara ilişkin Federal ve Demokratik Alman devletlerinde yayımlanmış pek çok çalışması bulunuyor.

  • Künye: Annette Weinke – Nürnberg Yargılamaları, çeviren: Oğuzhan Açıcı, Runik Kitap, tarih, 134 sayfa, 2021

Ernst Fraenkel – İkili Devlet (2020)

Sosyalist hukukçu Ernst Fraenkel, Nazilerin iktidara geldiği dönemde yeraltı direniş gruplarına katkıda bulunmuştu.

1939’da Amerika’ya iltica eden Fraenkel’in, ilk olarak 1941’de yayımlanmış ‘İkili Devlet’i de, totaliterlik, otoriterlik ve faşizm araştırmaları alanında bugün tam bir klasiktir.

Fraenkel burada, Nazi iktidarını norm devleti ve önlem devleti gibi ikili özellikler arasında gidip gelen bir devlet organizasyonu şeklinde tanımlayarak analiz ediyor.

Buna göre norm devleti, kendi koyduğu yasa ve kurallara uyar yahut en azından uymaya çalışırken önlem devleti de, keyfi kararlarla hareket eden, hatta çoğu zaman kendini herhangi bir normla bağlı saymayan devlet anlamına geliyor.

Nazi iktidarında bu iki devlet yaklaşımı sürekli birbirinin ayağına dolanıyor, birbirleriyle rekabet ediyorlardı.

Fraenkel, bu çifte yapının Naziler iktidarında her zaman önlem devleti lehine geliştiğini ve böylece yurttaş güvencelerini adım adım zayıflatan bir düzene nasıl dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Carl Schmitt’in siyaset ve hukuk felsefesinin derinlemesine bir eleştirisini sunmasıyla da dikkat çeken kitap, nasyonal sosyalist devletin hukuki karakterini çarpıcı bir şekilde betimlemesiyle büyük önem arz ediyor.

  • Künye: Ernst Fraenkel – İkili Devlet: Diktatörlük Teorisine Bir Katkı, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2020

Paddy Ashdown – Nein! (2020)

Azılı diktatör Hitler, nasıl oldu da bu kadar güçlenebildi?

Buna engelleyecek kimseler oldu mu, olduysa neden başaramadılar?

İşte bu kitabın konusu, Hitler karşıtları ve onların diktatörü devirmek için giriştikleri çabalar.

Paddy Ashdown, Hitler Almanyası’nda İkinci Dünya Savaşı’nı önlemeye çalışan, Hitler’i öldürmek için tekrar tekrar girişimlerde bulunan, yenilsin diye elinden geleni yapan, Müttefik devletleriyle erken barışı sağlama çabası gösteren ve yaptıklarından dolayı korkunç şekilde öldürülen en üst düzeydeki kişilerin çarpıcı hikâyelerini anlatıyor.

Bunu yaparken, “İkinci Dünya Savaşı olmak zorunda mıydı?” gibi çok kritik bir sorunun yanıtını da arayan Ashdown, Ordu istihbaratı Abwehr’in başkanından genelkurmay başkanına, Birinci Dünya Savaşı’nda kahramanlığıyla ismini duyurmuş, feldmareşal, general rütbelerindeki pek çok aklıselim sahibi subaya uzanarak yüksel rütbeli subayların Hitler’i devirmek için neler yaptıklarını ve hangi sebeplerden dolayı başarısız olduklarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitabın, bilhassa bizi ilgilendiren kısmıysa, Hitler’e yönelik komploda İstanbul’un rolünü de irdelemesi.

Burada, Hitler’e muhalif istihbarat elemanları ve hatta generallerin, İstanbul’da kimlerle görüştüğü, bu görüşmelerde neler konuşulduğu ve burada hangi planların yapıldığı da ele alınıyor.

  • Künye: Paddy Ashdown – Nein!: Hitler’in Muhalifleri (1935-1944), çeviren: Yunus Sağır, İndie Kitap, tarih, 528 sayfa, 2020

Antonio G. Iturbe – Auschwitz Kütüphanecisi (2020)

Büyük bir vahşetin yaşandığı Auschwitz toplama kampında kitaplara tutunarak hayatta kalmaya çalışan on dört yaşındaki Dita Kraus’un gerçek yaşam öyküsüne dayanan bir roman.

Dita, anne ve babasıyla birlikte Prag’tan Naziler tarafından esir alınıp toplama kampına konmuştur.

Dita burada, dehşet ve korku içinde günlerini geçirmektedir.

Bir süre sonra buradaki esirler gizli bir okul kurar.

Fakat kitapların kampa girmesi kesinlikle yasaktır.

Günün birinde, Alman asıllı bir Yahudi olan blok sorumlusu Fredy Hirsch, Dita’ya mahkûmların gizlice içeri soktukları kıymetli sekiz kitaptan bahseder ve ondan bu kitaplarla ilgilenmesini, onları korumasını ister.

Başından beri kitaplara tutkun olan Dita da, seve seve bu görevi kabul eder.

Dita, artık Auschwitz’in kütüphanecisidir.

Kahramanımız, şiddetin, kötülüğün ve korkunun egemen olduğu kampta, tek silahı olan kitaplardan güç alarak cesaretini korumaya, direnmeye ve ümidini kaybetmemeye çalışacaktır.

  • Künye: Antonio G. Iturbe – Auschwitz Kütüphanecisi, çeviren: Ceren Kıran, Pegasus Yayınları, roman, 408 sayfa, 2020

Goce Smilevski – Freud’un Kız Kardeşi (2016)

Naziler Viyana’da, Sigmund Freud’a ülkeden çıkması için vize ve yanında götürmek istediği kişilerin bir listesini yapma şansı tanır.

Freud, doktorundan hizmetçisine hatta köpeğine kadar birçok kişiyi listeye alır, fakat kız kardeşlerini listeye dahil etmez.

Bu insafsız seçimin nedeni nedir ve daha da önemlisi, bu tercih dört kız kardeşin kaderini nasıl etkileyecektir?

Goce Smilevski, çalkantılı bir dönem üzerine çarpıcı bir romanla karşımızda.

  • Künye: Goce Smilevski – Freud’un Kız Kardeşi, çeviren: Levent Ademov, Nora Kitap

Klaus P. Fischer – Nazi Almanyası (2020)

Naziler üzerine tam 880 sayfalık, konuyla ilgilenen herkesin kitaplığında muhakkak bulunması gereken bir çalışma.

Klaus Fischer, 19. yüzyıldan başlayarak Hitler’in iktidarı ele geçirmesinden Yahudilerin soykırıma tabi tutuluşuna, 2. Dünya Savaşı’ndan Almanya’nın savaştaki mağlubiyetine uzanarak konuyu derinlemesine izliyor.

O dönemde kitlelerin neden Hitler’in peşinden sürüklendiğini de irdeleyen çalışma, Üçüncü Reich’ın ekonomik, politik, askeri, diplomatik, uluslararası, dini ve kültürel bileşenlerini çok yönlü bir şekilde ele alıyor.

‘Nazi Almanyası’nın bir diğer büyük katkısı ise, anılar ve fotoğraflardan da yararlanarak Holokost gerçeğini ve Avrupalı Yahudilerin yaşadıklarını bütün açıklığıyla ortaya koyması.

Künye: Klaus P. Fischer – Nazi Almanyası: Yeni Bir Tarih, çeviren: Yavuz Alogan, Alfa Yayınları, tarih, 880 sayfa, 2020