Orhan Şevki – Gölge Adam (2009)

Orhan Şevki, Türkiye popüler müziğinin yakın tarihine tanıklık etmiş önde gelen isimlerden.

Şevki’yi önemli kılan hususlardan biri, 60, 70 ve 80’li yılların popüler müzik dünyasının içinde yer almış olması.

Örneğin Sezen Aksu, Cem Karaca, İlhan İrem, Nazan Şoray, Barış Manço, Kayahan, Nilüfer ve Yeliz, Orhan Şevki’nin menajerliğini yaptığı müzisyenlerden birkaçı.

Şevki’nin ‘Gölge Adam’ başlıklı elimizdeki kitabı, o dönem popüler müzik dünyasında yaşananları canlı bir biçimde okurlara sunuyor.

Kitapta, magazin dünyasında yaşananlar kadar, Türkiye yakın tarihinin sosyal, siyasî ve ekonomik süreçleri irdeleniyor; bu süreçlerin magazin dünyasındaki yansımaları tahlil ediliyor.

  • Künye: Orhan Şevki – Gölge Adam: Bir Menajerin Anıları, Heyamola Yayınları, anı, 680 sayfa

Hidayet Karakuş – Sılam Isparta (2009)

‘Sılam Isparta’da, şiirleri, romanları ve çocuk kitaplarından bildiğimiz Hidayet Karakuş, doğduğu ve büyüdüğü Isparta’yı, çok yönlü bir biçimde anlatıyor.

Edip Cansever’in o meşhur dizesinde söylediği “insan yaşadığı şehre benzer” gerçeğinden hareket eden Karakuş, çocukluğunun geçtiği yerlerin, tarihsel ortamından coğrafyasına, kişiliğini nasıl oluşturduğunu okurla paylaşıyor.

Kitabının kurgusunu yaşantılar üzerine kuran yazar, oradan kentin tarihine, kültürüne ve coğrafyasına uzanan bir anlatıma başvuruyor.

Edebi bir anlatımın egemen olduğu kitabın, Isparta’ya dair ayrıntılı bilgiler sunarken, yazarın kişisel tarihine dair zevkli bir okuma sunduğunu da söyleyelim.

  • Künye: Hidayet Karakuş – Sılam Isparta, Heyamola Yayınları, şehir, 383 sayfa

Bilge Akçakoca Öngöre – Nazlı Nilüfer Bolu (2009)

Edebiyatçı Bilge Akçakoca Öngöre ‘Nazlı Nilüfer Bolu’da, bu kentin çok yönlü kimliğini çizerken, okuru geçmişten günümüze uzanan bir yolculuğa çıkarıyor.

Anılarından hareket ederek şehrin tarihini yazmaya koyulan Öngöre, eskiye ve yeniye ait pek çok kaynağı taramış, Bolu’nun tarihi ve sosyal yaşamına dair önemli ayrıntılar barındıran eserini meydana getirmiş.

Bolu’nun binlerce yıllık tarihini, kültürünü ve insanlarını anlatan yazarın, bunu, günümüzün Bolu’sunun kapsamlı bir tasviriyle de zenginleştirdiğini söyleyebiliriz.

Yazar, doğduğu kenti anıları yoluyla yeniden hatırlamaya çalışırken, ortaya, sosyal tarih türünde de zevkle okunacak bir eser çıkarmış.

  • Künye: Bilge Akçakoca Öngöre – Nazlı Nilüfer Bolu, Heyamola Yayınları, şehir, 238 sayfa

Nedret Gürcan – Hoşça Kal Dinar (2009)

1931 yılında Dinar’da dünyaya gelen şair Nedret Gürcan ‘Hoşça Kal Dinar’da, hayatının yetmiş yılını geçirdiği bu Anadolu şehrini anlatıyor.

Dinar’la ilgili yayımlanmış ‘Benim Sevgili Taşram’ ve ‘Yaşanmış Taşra Öyküleri’yle de bildiğimiz Gürcan, bu kentin öyküsünü, milattan önceye dayanan tarihi eşliğinde, şiirsel bir üslupla sunuyor.

Dinar’la kişisel ilişkilerinin 1900’lü yılların ilk otuzundan 2000’li yılların başlarına dek izini süren Gürcan, şehirde bu zaman aralığında yaşanan dönüşümü; Suçıkan, İstasyon ve Santral Park gibi şehrin simge mekânlarını, anılarında yer etmiş unutulmaz kişilerini ve onların öykülerini, fotoğrafların tanıklığından da yararlanarak anlatıyor.

  • Künye: Nedret Gürcan – Hoşça Kal Dinar, Heyamola Yayınları, anı, 492 sayfa

Necati Mert – Hikâyem Adapazarı (2008)

Necati Mert ‘Hikâyem Adapazarı’nda, hem kendini hem de Adapazarı’nı anlatmış.

Sadece beş yıllık yükseköğretim nedeniyle Adapazarı’ndan ayrıldığını söyleyen Mert, uzun yıllarını geçirdiği ve hâlen yaşadığı Adapazarı’nı, tarihi-coğrafi özellikleri ve şehrin önde gelen isimlerinden ziyade; ailesi, çocukları, öğretmenleri, arkadaşları, mahalle sakinleri, çarşı esnafı, köylüleri, işçileri ve zanaatkârlarıyla, yani şehrin resmi tarihine girmemiş insanlarıyla anlatıyor.

Şehrin sosyal tarihinden önemli ayrıntılar barındıran kitabın böylece, rehber bir nitelik kazandığını söyleyebiliriz.

  • Künye: Necati Mert – Hikâyem Adapazarı, Heyamola Yayınları, anı, 396 sayfa

Lütfiye Aydın – Anka Kentim Antep’im (2008)

Lütfiye Aydın imzalı ‘Anka Kentim Antep’im’, yazarının kişisel dünyası ekseninde, bir şehrin tarihini, coğrafyasını ve kültürünü anlatıyor.

Aydın’ın yıllar önce Antep üzerine kaleme aldığı bir senaryo, bazı aksaklıklar nedeniyle filme çekilememiş.

İşte bu kitap, o filme geçmeyen Antep’i, çok boyutlu, ona belli bir mesafe koymadan, oralı bir yazarın dünyasından dile getiriyor.

Kitapta, Antep Müzesi’ndeki Fırtına Tanrısı heykelinden Uzun Çarşı’nın filozof ustalarına, yöre folklorundan meşhur mutfak kültürüne kadar birçok konu okurun karşısına çıkıyor.

Aydın, eski Antep ile günümüzün Antep’ini ele alırken, kente dair çocukluğundan kalan anımsamalara da sıklıkla başvurarak metnini zenginleştiriyor.

  • Künye: Lütfiye Aydın – Anka Kentim Antep’im, Heyamola Yayınları, şehir, 324 sayfa

Gülseren Engin – Sancılı Kent Ankara (2008)

Gülseren Engin ‘Sancılı Kent Ankara’da, yaşamının yarısını geçirdiği, sadece Türkiye’yi değil dünyayı da etkilemiş bir kent olan Ankara’yı anlatıyor.

Kitaplar, belgeler, anılar ve hatta Ankara ile ilgili roman ve öyküler aracılığıyla kentin güncel ve tarihsel serüvenini vermesi, çalışmanın asıl zenginliğidir diyebiliriz.

Engin’in kalemi aracılığıyla okur, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, Hıristiyanlığın önemli merkezlerinden, Ahi Cumhuriyeti şehri, Kurtuluş Savaşı’nın karargâhı, darbelerin inlettiği aydınlatıcı bir Ankara portresiyle karşılaşıyor.

  • Künye: Gülseren Engin – Sancılı Kent Ankara, Heyamola Yayınları, şehir, 475 sayfa

Mustafa Duman – Nasreddin Hoca ve 1555 Fıkrası (2008)

2008, Nasreddin Hoca’nın 800. doğum yıldönümü.

Mustafa Duman’ın uzun yıllar üzerinde çalışarak tamamladığı bu kitapta da, Nasreddin Hoca’nın biyografisi ile 857’si Türkiye’deki yazılı ve sözlü kaynaklardan, 698’i ise Türkiye dışından derlenen 1555 Nasreddin Hoca fıkrası yer alıyor.

Dolayısıyla çalışma, Nasreddin Hoca kaynak kitabı niteliğinde.

Ayrıca eserde, Nasreddin Hoca hakkında yeni bilgiler ve kaynakların bulunduğunu da belirtmekte fayda var.

Bugüne kadar yayımlanan Nasreddin Hoca kitapları içerisinde en çok fıkra içeren kitap olma özelliğini taşıyan eserdeki ilklerden biri de, ‘Menâkıb-ı Nasreddin Efendi’ isimli yazmanın metnini de barındırıyor olması.

  • Künye: Mustafa Duman – Nasreddin Hoca ve 1555 Fıkrası, Heyamola Yayınları, mizah, 672 sayfa

Kudret Emiroğlu, A. Cemal Saydam ve Nihal K. Çevik – Hamsi: Kurban O Göze (2008)

Üç yazarlı eldeki kitap, Türkiye’nin en meşhur balıklarından Hamsi’yi, deniz, tarih ve mutfak kültürü yönleriyle değerlendiriyor.

Doğu Karadeniz kültürünün üretim, mutfak, halk edebiyatı gibi birçok öğesinde hamsinin tuttuğu yerin ne denli önemli olduğu bilinir.

Bölgenin, Türkiye’nin toplam balık ve hamsi üretiminde tuttuğu yer düşünüldüğünde, bu durum anlaşılabilir.

Bu kitap ise, hamsinin bölgede sahip olduğu ağırlığı irdelerken, aynı zamanda balığın tarihteki izini de sürüyor.

Kitapta ayrıca, hamsinin başat eleman olduğu lezzetli yemek tarifleri de yer alıyor.

  • Künye: Kudret Emiroğlu, A. Cemal Saydam ve Nihal K. Çevik – Hamsi: Kurban O Göze, Heyamola Yayınları, yemek kültürü, 198 sayfa

Gültekin Emre – Yitik Kent Ankara (2008)

Şair Gültekin Emre, ‘Yitik Kent Ankara’da, Türkiye’nin başkentinin monografisini sunuyor ve bunu yaparken de, hayatının bu şehirle iç içe geçen bir çetelesini tutuyor.

Emre’nin Ankara’yla bağı, 1956-1980 zaman aralığını kapsıyor.

1980’den sonra Ankara’yla yolları ayrılan Emre, daha sonra hep bu şehirle buluşmayı, onunla yolunun kesişmesini beklemiş.

Kitabın adına ve içeriğine de sinen yitikliğin başlıca nedeni bu.

Emre, Ankara’nın çocukluğunda top oynadığı arsalarını; çoğu yanan, yıkılan ya da düğün salonuna dönüşen sinemalarını; caddelerini, sokaklarını ve meydanlarını; Ankara’daki öğrenciliğini, yürüyüşleri, gösterileri ve tabi insanlarını, buruk bir tebessümle hatırlıyor.

  • Künye: Gültekin Emre – Yitik Kent Ankara, Heyamola Yayınları, şehir, 430 sayfa