Özlem Karakul ve Neriman Şahin Güçhan – Dört Usta Dört Yapı (2022)

Tarihî konutlar, uzun yıllar içinde edinilen birikimin getirdiği teknik bilgiye dayalı, gelenek yoluyla aktarılan inşa kültürünün ürünleridir.

Geleneksel yapı ustaları yapıyı inşa edecekleri çevrenin özelliklerini, yöreden temin edilebilecek malzemelerin niteliklerini ve yapıyı kullanacak ailenin gereksinimlerini tespit ederek bu konutları inşa etmişlerdir.

Böylece bir yandan yerleşmeler yerin koşullarına özgü çözümlerle yapılmış, bir yandan da gelenekten öğrenilen inşa teknikleri yapı ustaları aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.

Türkiye genelinde bölgelerarası farklılıkları da içerecek şekilde, geleneksel konutların mimari ve teknik özellikleri üzerine yapılmış pek çok çalışma mevcut.

Ancak bu yapıların inşa sürecinin parçası olan, uzun yıllar içinde oluşmuş, gelenek içinde yaparak/inşa yoluyla öğrenilen ve yapı ustaları eliyle aktarılan teknik bilgi üzerine yapılmış çalışmalar son derece kısıtlıdır.

Bu araştırmayla yazarların amacı, Osmanlı konut geleneğinin bir parçası olan, Ankara ve yakınındaki yerleşimlerde yer alan tarihî konutların inşa tekniklerini eski ustalardan görerek öğrenmiş ve bunu yaşamı boyunca ya da yaşamının bir döneminde uygulamış geleneksel yapı ustalarının bilgi, beceri ve davranışlarını belgeleyerek, bu bilgiyi yerel inşa teknikleriyle birlikte tanımlamak.

Bu amaçla öncelikle Ankara çevresinde yer alan geleneksel özelliklerini koruyan yerleşimlerde bu geleneği sürdüren eski yapı ustalarına ulaşılmaya çalışılmış.

Beş ana bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde, Ankara ve çevresinde geleneksel konutlara ve yapı ustalarına ilişkin bilginin bağlamını aktarmak üzere, Osmanlı konutunun özelliklerinden yola çıkılarak “Ankara konutu” ve nitelikleri tanımlanmış; alanyazındaki araştırmalara dayanarak, Osmanlı’dan bu yana tarihsel bir perspektif içinde konut üreten yapı ustaları hakkında bilinenler aktarılmış.

Sonraki dört bölümde, tanımlanan genel çerçeveye göre Ankara’nın yakın çevresinden seçilen Sivrihisar, Beypazarı, Polatlı ilçesi Sarıoba köyü ve Kazan ilçesi Fethiye köyü yerleşimlerinde ulaşılan bir yapı ustası ve incelenen bir yapı üzerinden yerel mimari konut kültürü ile geleneksel konutun özellikleri tanımlanmış.

  • Künye: Özlem Karakul ve Neriman Şahin Güçhan – Dört Usta Dört Yapı: Ankara ve Yakın Çevresinde Geleneksel Konut, VEKAM Yayınları, mimari, 316 sayfa, 2022

Nazmi Özalp – Bir Başkentin Anatomisi (2022)

Ankara’nın 1950’li yılları üzerine paha biçilemez bir çalışma.

Hekim, bestekâr ve kemençe sanatçısı Nazmi Özalp, hayatının bir parçası olmuş başkenti tarihi mekânları, insanları, kültürü ve tarihiyle harmanlayarak anlatıyor.

Eğitimini Ankara’da yapmış ve bu şehirle kalbi bağlarını her geçen zamanla biraz daha pekiştirmiş Özalp, Ankara için baha biçilemez ve vazgeçilmez bir kaynak.

  • Künye: Nazmi Özalp – Bir Başkentin Anatomisi: 1950’lerde Ankara, hazırlayan: Haluk İmga, İdealKent Yayınları, şehir, 434 sayfa, 2022

Temuçin Faik Ertan ve Bahattin Demirtaş – Türkiye’yi Ziyaret Eden Yabancı Devlet Adamlarının Ankara Günleri (2022)

Bir dönemin Ankara’sı hakkında arşivlik bir çalışma.

Bu kitap, Ankara’ya 1923 yılından 1960 yılına değin gelen devlet başkanı ve başbakan düzeyindeki yabancı ziyaretçilerin panoramasını çıkarıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasından sonra birçok devlet başkanıyla temasa geçen Atatürk, onları Cumhuriyet’in başkenti Ankara’da konuk etmeye başlamıştı.

Bu bağlamda Atatürk döneminde Ankara’yı Afganistan, Japonya, Irak, Hicaz, İran, İsveç ve Ürdün devlet başkanları ziyaret etti.

Yine bu dönemde, Irak, Yunanistan, Macaristan, Bulgaristan, Yugoslavya, Suriye ve Romanya olmak üzere yedi ülke başbakanı başkente geldi.

Atatürk tarafından çoğunlukla Ankara Tren Garı’nda karşılanan ve Ankara Palas’ta ağırlanan bu ziyaretçiler Ankara’da bulundukları süre zarfında, Gazi Orman Çiftliği’ni, Numune Hastanesi’ni, İmalat-ı Harbiye Fabrikalarını, Çocuk Esirgeme Kurumunu, Ankara Etnografya Müzesini, Çubuk Barajı’nı, Zafer Abidesi’ni, Yenişehir’deki heykeli ve daha birçok yeri gezip incelemelerde bulundu.

Yabancı konuklar için akşamları balo ve suareler yapılmış ve Türk devlet adamları tarafından konuklar şerefine ziyafetler düzenlenmişti.

Ziyaretler, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ın cumhurbaşkanlıkları döneminde de devam etti.

Ancak İkinci Dünya Savaşı yıllarında yalnızlık politikasının da etkisiyle Türkiye’ye olan ilgi azaldı.

Bu nedenle İnönü döneminde Ankara’ya sadece Bulgaristan, Ürdün, Irak ve Lübnan devlet başkanları ve başbakanları geldi.

Bu dönemde Ankara Üniversitesine ait fakülte ve enstitüler ile Hasanoğlan Köy Enstitüsü yabancı konukların uğrak yerleri oldu.

Celal Bayar’ın cumhurbaşkanlığında ise 16 farklı ülkeden devlet başkanı ve başbakan düzeyinde toplam 27 ziyaret gerçekleştirilmişti.

Ankara’da bulunan askerî ve sivil havaalanlarında veya Ankara Tren Garı’nda karşılanan ve uğurlanan konuk devlet adamları ilk iş olarak Anıtkabir’i ziyaret etmiş ve Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı tarafından kabul edildi.

Bu araştırma kapsamında Ankara’ya 1923 yılından 1960 yılına değin gelen devlet başkanı ve başbakan düzeyindeki yabancı ziyaretçiler tespit ediliyor ve değerlendiriliyor, yazılı panoraması çıkarılıyor.

Ayrıca bazı analitik bilgiler elde edilmiş ve ziyaretlere ait çok sayıda Ankara temaları taşıyan görsellere ulaşılmış.

Araştırma ile bilimsel ve yenilikçi bir bakış açısıyla Ankara’nın yakın tarihini yeniden ele almak; özgün yöntem, teknik ve kaynaklar kullanarak Ankara tarihi çalışmalarına dikkat çekmek; çevremizdeki önemsenmeyen mekânların ve merak edilmeyen nesnelerin de tarihin bir parçası olduğunun fark edilmesini sağlamak; tarih ve kültür bilincine sahip bir toplum oluşmasına ve şehir tarihlerinin sadece ülke bazında değil dış dünyada da irdelenmesine katkıda bulunmak amaçlanmış.

  • Künye: Temuçin Faik Ertan ve Bahattin Demirtaş – Türkiye’yi Ziyaret Eden Yabancı Devlet Adamlarının Ankara Günleri (1923-1960), VEKAM Yayınları, anı, 588 sayfa, 2022

Yonca Köksal Özyaşar – Tanzimat Döneminde Osmanlı İmparatorluğu (2022)

Tanzimat reformlarının eyalet/vilayet yönetimi üzerindeki etkileri hakkında çok değerli bir çalışma.

Yonca Köksal Özyaşar’ın incelemesi, Tanzimat reformlarını hem tarihe hem de sosyal bilimlere katkıda bulunmak üzere değerlendirmesiyle önemli.

Osmanlı tarihçileri Tanzimat’ı uzun süre yukarıdan aşağı bir bakış açısıyla çalıştı; buna göre imparatorluk başkenti İstanbul’da planlanan politikalar, vilayetlere ve merkezden uzaktaki nüfusa dayatılıyordu.

Bu bakış açısı son yıllarda, tarihçilerin farklı toplumsal aktörlerin devletin reformlarına nasıl karşılık verdiğini çalışmak için vilayetlere yoğunlaşmasıyla değişti.

‘Tanzimat Döneminde Osmanlı İmparatorluğu’, Tanzimat reformlarının eyalet/vilayet yönetimi üzerindeki etkilerini araştırarak vilayetler arasındaki çeşitliliği ve elbette âyan, aşiret reisleri, tüccarlar ve zaman zaman devletin iktidarını zayıflatan, fakat başka zamanlarda da devletle el ele çalışan tüm diğer yerel aracıların önemli rolünü inceliyor.

Derin bir arşiv araştırmasına dayanan çalışma, Tanzimat reformlarını hem tarihe hem de sosyal bilimlere katkıda bulunmak üzere değerlendiriyor; her ikisi de Osmanlı devletinin merkezi bölgeleri olan Ankara ve Edirne’den bakışla.

Kitaptan bir alıntı:

“Aynı Tanzimat politikaları iki bölgede de uygulanmış, fakat reformlar farklı sonuçlar vermişti. (…) Bu iki Osmanlı vilayetinde Tanzimat uygulamalarını karşılaştırmak bazı sorular doğurur: Tanzimat süresince devletle toplumsal aktörler arasında ne tür etkileşimler vardı? Bu etkileşimler reformların sonucunu nasıl etkiledi? Bu ilişkiler ve reformlar üzerindeki etkileri bize devletlerin dönüşümü hakkında ne söylüyordu? Söz konusu soruların cevapları sadece Edirne ve Ankara vilayetlerindeki toplumsal ve ekonomik değişiklikleri anlatmakla kalmaz, aynı zamanda merkeziyetçilik / ademimerkeziyetçilik, devlet kontrolü ve imparatorluğun çöküşü gibi kanıksanmış kavramları yeniden düşünmemize neden olurlar.”

  • Künye: Yonca Köksal Özyaşar – Tanzimat Döneminde Osmanlı İmparatorluğu: Ankara ve Edirne’den Bakış, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 232 sayfa, 2022

Kolektif – Kentlerin Türkiyesi (2021)

AKP iktidarında, Türkiye modernleşme tarihinin en dramatik dönüşümleri yaşandı.

Bu güzel kitap ise, Adana-Mersin, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Samsun ve Van’ın, 2000’li yıllardan itibaren AKP’nin uyguladığı ekonomi politikalarından sonra nasıl dönüştüğünü izliyor.

Çalışma, küreselleşme ve politika arasındaki diyalektik ilişkiyi odağa alarak, küreselleşmenin son evresinde tanık olunan mekânsallıkları politik olarak inşa olunan, kendi içinde çelişki ve çatışmalar barındıran bir süreç olarak irdeleyerek açılıyor.

Kitabın devamında da,

  • Türkiye’nin kentleşme tarihinin temel nitelikleri ve dönüm noktaları,
  • 2000’li yıllarda kent-bölge oluşumlarını biçimlendiren maddi yapıları ve politik süreçler,
  • İkinci Dünya Savaşı sonrasını izleyen üç ayrı alt dönemde Türkiye kentleşmesini biçimlendiren yasal, kurumsal, politik ve ekonomik dinamikler,
  • 2000’li yıllarda Anadolu kentlerinin içinden geçtiği ekonomik dönüşüm süreci,
  • Adana-Mersin, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Samsun ve Van’ın ulusal ölçekte birbirlerine kıyasla konumlarının ne yönde değiştiği, bu süreçte kentlerin ulus-üstü ölçeklerle ne derece eklemlendiği ve tüm bu sürecin toplumsal kalkınma açısından ne ölçüde tatminkâr sonuçlar ürettiği,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Kitabın yazarları ise şöyle: Fırat Genç, Çağlar Keyder, E. Fuat Keyman ve Ayşe Köse Badur.

  • Künye: Fırat Genç, Çağlar Keyder, E. Fuat Keyman ve Ayşe Köse Badur – Kentlerin Türkiyesi: İmkânlar, Sınırlar ve Çatışmalar, İletişim Yayınları, kent çalışmaları, 248 sayfa, 2021

Suraiya Faroqhi – Orta Halli Osmanlılar (2009)

Son dönemin en verimli Osmanlı tarihçilerinden Suraiya Faroqhi ‘Orta Halli Osmanlılar’da, 17. yüzyılda Ankara ve Kayseri’deki evleri, ev sahiplerini ve mülkiyet ilişkilerini inceliyor.

Faroqhi, söz konusu iki kentteki evlerin fiziksel şekilleri; bir ev satın almanın bedelleri; kentli mülk sahipleri ve kentli mülk sahibinin karşılaştığı zorluklar gibi konuları, kadı sicillerine dayanarak kapsamlı bir şekilde incelerken, Osmanlı tarihinin önemli bir evresine de ışık tutuyor.

Yazar bu esnada, “O dönemdeki Anadolu kentlerinin işleyişi nasıldı?”, “Söz konusu kentlerde ne tür binalar vardı?” ve “Bu binalar nasıl kullanılıyordu?” sorularının yanıtlarını arıyor.

  • Künye: Suraiya Faroqhi – Orta Halli Osmanlılar, çeviren: Hamit Çalışkan, İş Kültür Yayınları, tarih, 312 sayfa

Muzaffer Çelik – Taş Mektep ve İbret Belgesi (2009)

‘Taş Mektep ve İbret Belgesi’, emekli Başkomiser Muzaffer Çelik’in, görev yaptığı yıllardaki anılarından ve hayat hikâyesinden oluşuyor.

Çelik, polislik eğitiminden sonra, Edirne, Balya, Gönen, İvrindi, Adıyaman, Aşkale, Hınıs, Erzurum, Ankara, İstanbul, Niğde, Ulukışla ve Sakarya’da görev yaptı.

Polisliğin değişik dallarında otuz yıl görev alan Çelik, Başkomiser rütbesiyle 1981 yılında emekli olur. Çelik’in kitabı, yazarının 2. Dünya Savaşı’nı da kapsayan anılarının yanı sıra, Malkara’ya dair folklorik-kültürel ayrıntıları da okurlarına sunuyor.

Halkın giyim-kuşamı, beslenme alışkanlıkları, köy düğünleri ve hayvan bakımı, bu konulardan birkaçı.

  • Künye: Muzaffer Çelik – Taş Mektep ve İbret Belgesi, Uyum Yayınları, anı, 448 sayfa

Umut Şumnu – Mimarlar ve Apartmanları (2018)

Mimarlıkta ikonik yapılar, daha çok kamu yapıları ve mekânları üzerinden dillendirilir.

Oysa mimarlıktaki egemen anlatıya hiçbir şekilde uymayan bazı sivil mimari örnekleri vardır ki, bu eserler asıl vuruculuklarını da bu niteliklerinden alır.

İşte ‘Mimarlar ve Apartmanları’, Ankara’da 1930-1980 arasındaki elli yıllık zaman diliminde yapılmış sivil mimari örneklerini inceliyor.

Ana akım mimarlık tarihi içerisinde yer almayan bu yapıların çoğu, şu an ne yazık ki yıkılmaya yüz tutmuş durumda.

Umut Şumnu, bu yapıların detaylı mimari analizini yapmakla yetinmiyor, aynı zamanda eserlerin yapıldığı dönemdeki konut politikalarını, bu eserleri yapan mimarları, eserleri kullanan kişilerin özelliklerini ve nihayet bu eserlerin ortaya koyduğu barınma/yaşam kültürünü detaylı bir şekilde ortaya koyuyor.

Çalışma hem Türkiye’nin sivil mimari kültür mirasını Ankara bağlamında araştırmasıyla önemli hem de benzer çalışmaların önünü açma potansiyeliyle oldukça değerli.

  • Künye: Umut Şumnu – Mimarlar ve Apartmanları: Ankara’da Konut ve Barınma Kültüründen Örnekler, Kitap Yayınevi, mimari, 155 sayfa, 2018

Nurşen Şenol Güllüoğlu – Mutfağın Hatıra Defteri (2017)

Nurşen Şenol Güllüoğlu bu nitelikli anlatısında, Ankara’nın güzel günlerinde geçen çocukluğuna dair hatıralarını, ailesinin ve akrabalarının birbirinden ilginç ve lezzetli yemek tarifleriyle harmanlayarak anlatıyor.

Güllüoğlu’nun çocukluğu, o zamanlar küçük bir memur semti olan Ankara’nın Yenimahalle semtinde geçti.

Kuşkusuz, pek çok yer gibi, Yenimahalle’nin de eski halinden eser yok şimdi.

Çocukluğun o büyülü dünyasını yeniden anımsamaya koyulan Güllüoğlu ise, kitabında her bir çocukluk anısı için bir yemek tarifi veriyor.

Kitap, tas kebabından kuru kayısı tatlısına, büzeydenden kâğıt helva pastasına, yaprak kereviz tatlısından mahlepli çöreğe ve yenge usulü spagettiye, tam on sekiz yemek tarifi barındırıyor.

Birbirinden lezzetli yemek tarifleri barındırması bir yana, bu toprakların özgün yemek kültürü ve okurken ziyadesiyle keyif verecek ayrıntılar eşliğinde Ankara’nın bir döneminden enstantaneler vermesiyle de ilgi çekebilecek bir kitap.

  • Künye: Nurşen Şenol Güllüoğlu – Mutfağın Hatıra Defteri, Ayizi Kitap, yemek, 144 sayfa, 2017

Gülseren Engin – Sancılı Kent Ankara (2008)

Gülseren Engin ‘Sancılı Kent Ankara’da, yaşamının yarısını geçirdiği, sadece Türkiye’yi değil dünyayı da etkilemiş bir kent olan Ankara’yı anlatıyor.

Kitaplar, belgeler, anılar ve hatta Ankara ile ilgili roman ve öyküler aracılığıyla kentin güncel ve tarihsel serüvenini vermesi, çalışmanın asıl zenginliğidir diyebiliriz.

Engin’in kalemi aracılığıyla okur, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, Hıristiyanlığın önemli merkezlerinden, Ahi Cumhuriyeti şehri, Kurtuluş Savaşı’nın karargâhı, darbelerin inlettiği aydınlatıcı bir Ankara portresiyle karşılaşıyor.

  • Künye: Gülseren Engin – Sancılı Kent Ankara, Heyamola Yayınları, şehir, 475 sayfa