Hadas Thier – Halk İçin Kapitalizm Reheri (2024)

‘Halk İçin Kapitalizm Rehberi’, kapitalizmin krizlerinin yükünü neden her zaman yoksulların ve işçi sınıfının çektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Kapitalist eşitsizliğin gizemini herkes tarafından anlaşılır bir anlatımla gözler önüne seren Hadas Thier, finansal krizlerin temel nedenlerini anlamamıza yardımcı oluyor.

Anaakım iktisatçılar kapitalizmi gezegenimizi süsleyen en büyük sistem olarak tanıtıp, ardından piyasanın sihirli güçlerini anlama işini “uzmanlara” bırakmamız gerektiğini söylüyorlar.

Bu anaakım yorumcuların bizi bu yönde ikna etme çabalarına rağmen, birçoğumuz bu sistemin neden bu kadar büyük bir eşitsizlik ve kendi çevresel yıkımına karşı ahlâksızca bir umursamazlık ürettiğini sorguluyoruz.

‘Halk İçin Kapitalizm Rehberi’, Marksist kavramlara bir giriş niteliğinde olmanın ötesinde, radikal bir ekonomi kuramına dayanarak tam da bu sorulara herkesin anlayacağı yanıtlar öneriyor.

  • Künye: Hadas Thier – Halk İçin Kapitalizm: Rehberi Marksist İktisada Giriş, çeviren: İsmail Ferhat Çekem, İletişim Yayınları, siyaset, 359 sayfa, 2024

Sibel Zandi Sayek – Osmanlı İzmir’i (2024)

On dokuzuncu yüzyıl İzmir’i “Doğu’nun Batısı ve Batı’nın Doğusu” olarak sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi bir kavşak niteliğindeydi.

Muazzam bir değişimin çalkantılarını yaşıyor, bir yandan zenginleşiyor, diğer yandan da yeni sorunlarla karşı karşıya kalıyor, yeni kurumlarla donanıyor, fiziksel olarak da yenileniyordu.

Sibel Zandi-Sayek, Osmanlı İzmir’i adlı çalışmasında, 1840-1880 arasında İzmir’in yaşadığı bu köklü dönüşümü, farklı kentsel aktörler arasındaki ilişkileri mercek altına alarak inceliyor: bürokratlar, dinî cemaatler, etnik gruplar, yabancılar, gazeteciler ve kent sakinleri.

Çalışma, 19. yüzyılın ortalarında yoğunlaşan hızlı değişim döneminde, İzmir’deki yapılı çevreyi, çeşitli yerel aktörlerin kentsel politika ve uygulamaları şekillendirmek ve görece etki ve konumlarını korumak için mücadele ettiği bir alan olarak öne çıkarıyor.

Gündelik hayatın biçimlenişini yurttaşlık, kentsel aidiyet gibi kavramlar etrafında ele alıyor.

İzmir’i kendi bağlamı içinde yorumlayarak, hassas dengeler üzerine kurulu bir dünyayı özgün bir bakış açısıyla gözler önüne seriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“19. yüzyılın ortalarında İzmir’i özellikle büyüleyici kılan şey, kent modernleşmesinin dinamiklerine ve bu dinamiklerin geçici, değişken ve çatışmalı niteliğine açılan bir pencere olmasıydı.”

  • Künye: Sibel Zandi Sayek – Osmanlı İzmir’i: Çokuluslu Bir Limanın Yükselişi (1840-1880), çeviren: Gül Tunçer, İletişim Yayınları, tarih, 327 sayfa, 2024

Diler Bulut – Linç, Toplum ve Devlet (2024)

Diler Bulut, Türkiye’de linç olgusunu gerek sosyolojik açıdan, gerek devlet rejimi açısından enine boyuna analiz ediyor.

Hukuki pratiğe, faillerin ve mağdurların algılarına, açıklama ve meşrulaştırma biçimlerine eğiliyor.

‘Linç, Toplum ve Devlet’, lincin toplumsal dinamiği, meşrulaştırma kalıpları bakımından farklı yönlerini görmemizi sağlayan beş vakaya odaklanıyor.

  • 2010 yılbaşı gecesi Manisa-Selendi’de kahvehanede sigara içme meselesinden çıkan münakaşa sonrası, Romanları hedef alan linç saldırıları… 2014 Ekimi’nde İzmir’de, Kobani’ye yönelik IŞİD saldırılarını protesto eden gruptan bir kişinin linç edilerek öldürülmesi…
  • 2015 Eylülü’nde Kırşehir’de bir “Teröre Lanet” yürüyüşü sonrası HDP il binasının yanı sıra dört işyerinin yakılması, 32 ev ve işyerinin saldırıya uğraması…
  • 2015 Eylülü’nde Muğla’da bir şehit erin mahallesinde düzenlenen yürüyüşün ardından, peşmerge kıyafetiyle fotoğraf çektirmesi nedeniyle mimlenen bir mahallelinin evinden zorla alınıp dövülmesi ve kendisine zorla Atatürk büstü öptürülmesi…
  • 2015 Martı’nda İstanbul-Beyazıt’ta, yanında köpeğiyle evine giden birisinin mahalleliyle basit bir kavgası gibi başlayan olayın, lince dönüşmesi…

Güvenlikçi olağanüstü hal siyasetinin, şiddeti nasıl “tabana indirdiğini” gösteren bir inceleme.

Kitaptan iki alıntı:

“Linç, sadece fiziksel bir cezalandırma eylemi olmaktan öte sembolik, psikolojik, ekonomik ve politik, toplumsal baskı ve sınırlamalara yol açan bir kitle eylemidir. Bireysel bir husumet ya da öç almadan öte, şiddetin toplumsal karakteri belirgindir. Linç, çoğunlukla kamusal alanda bir gösteri biçiminde icra edilir ve seyirciye ihtiyaç duyar.”

“Linç, bir kolektif şiddet biçimi olarak kitlenin hızlı bir biçimde hüküm vermesi ve bu hükmü hemen o anda uygulaması, “suçlu” olduğunu düşündüğü kişi ya da kişileri cezalandırması olarak tanımlanabilir. Ortada ne mahkeme ne de hâkim vardır. Belki suç bile yoktur. Hukukun yokluğuyla karakterize olan bu şiddet eylemi, kitlenin adalet iddiasını taşır.”

  • Künye: Diler Bulut – Linç, Toplum ve Devlet, İletişim Yayınları, sosyoloji, 269 sayfa, 2023

Meltem Türköz – “Bu soyadı alınmamış ise…” (2023)

Soyadı “siyaseti”, milli kimlik inşasının bir aracı.

Meltem Türköz, kitabında öncelikle “soyadlandırmanın” bu yönüne odaklanıyor.

Türk kimliğinin inşasında ve asimilasyon stratejilerinde Soyadı Kanunu’nun işlevini inceliyor.

Gayrimüslim ve “yabancı” sayılan isim-soyadların durumuna ve Kürtçe isim meselesine değiniyor.

Soyadı anlatıları ve tartışmaları üzerinden inceleme derinleşiyor.

Nüfus memurlarının etkisine; sülale bağlarını, lakapları, etnik ve dinî kimlikleri sürdürme -veya gizleme- gayretlerini; “herkesin fantezisine göre bir isim uydurduğu” şikâyetlerini; soyadlarının muhakkak “-oğlu” ekiyle oluşturulmasını savunan muhafazakâr itirazları; soyadı değiştirme girişimlerini öğreniyoruz.

Dil Devrimi’nden sonra unutulan bazı sözcüklerin ve öneklerin, soneklerin soyadlarında yaşamaya devam etmesi de, soyadı “folklorunun” ilginç bir ayrıntısıdır.

“Bu soyadı alınmamış ise…”, Türkiye’nin milli kimlik inşası ve modernleşme tarihinin ilginç bir faslına ışık tutuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Toplumsal ve kişisel kimlik göstergeleri olan isimler imparatorlukların ve ulus-devletlerin –şekil ve dillerini kontrol ederek– kanunlarla müdahale ettikleri unsurlar olmuşlardır. (…) Ulus-devletler, ideolojik değişimlere bağlı olarak soyadlarının dilini çeşitli şekillerde kontrol etmişlerdir. Teresa Scassa, devletlerin isimleri kontrol ettiği üç yol olarak ‘ayrıştırma, asimilasyon ve ulus inşasına’ işaret etmektedir.”

  • Künye: Meltem Türköz – “Bu soyadı alınmamış ise…”: Ulus İnşası ve Soyadları, İletişim Yayınları, siyaset, 224 sayfa, 2023

Bengü Aydın Dikmen – İnkılabı Nakşedecek Resimler (2023)

Bengü Aydın Dikmen, ‘İnkılabı Nakşedecek Resimler’de, Cumhuriyet’in kuruluş ve inşa dönemindeki resim politikasına eğiliyor.

Bu vesileyle, dönemin farklı estetik anlayışlarının bir resmi geçidini de koyuyor ortaya.

Arka planda, Türkiye’de modern resmin “ağabey” ve genç kuşakları arasındaki rekabeti de görüyoruz.

Erken Cumhuriyet, resimde zevki yaymayı ve “yükseltmeyi” hedeflemişti.

Bunu yaparken “popüler zevklere” kapılmak istemediği gibi, “estetik modernizme” ve kübizm gibi avangart akımlara da mesafeliydi.

Kişi kültünü destekleyen lider portreleri, inkılabı temsil eden modern yapılar, ulusal mitleri besleyen kahramanlık temsillerini ortaya çıkaran İnkılap Resimleri ve Sergileri’nden başka, ressamların “inkılabı nakşetmek” üzere seferber edildiği Yurt Gezileri projesi, başlı başına ilginç bir deneyimdir.

Bu projeden beklenen, vatan imgesini canlandıran manzara resimleri, yerel âdetler, figürler, tarihî yapılar üzerinden vatanın görsel envanterinin oluşturulmasıydı.

Sadece ideolojik temsillerin değil, bizzat resmin ve estetik deneyimin tarihine, meraklı ve dikkatli bir bakış.

Kitaptan bir alıntı:

“Yönetimin yönlendirme, denetleme ve kimi zaman da tevkifat yoluyla sanat alanının aktörleri üzerinde göreli bir baskı kurmuş olduğunu gösterse de bu durum sanatçıların bu dönemde kendilerini kıymetli hissetmelerine engel olamamış, bu nedenle sanat hamiliği mekanizmalarından yararlanmak isteyenlerin bunu sadece maddi destek için değil aynı zamanda Parti tarafından kabul ve tanınma için yaptıkları da ortaya konmuştur. Bu kitabın iç içe geçen iki boyutu var; biri söylemi, düşünsel-ideolojik temelleri inceliyor, diğeri patronaja bakıyor. Hem sosyal hem de ekonomik sermaye ile ilgileniyor.”

  • Künye: Bengü Aydın Dikmen – İnkılabı Nakşedecek Resimler: Tek-Parti Döneminde Resim ve Siyaset, İletişim Yayınları, resim, 339 sayfa, 2023

Selim Deringil – Denge Oyunu (2023)

Nazi-Sovyet Saldırmazlık Antlaşması’nın imzalandığı, Fransa’nın birkaç hafta içinde çöktüğü, Mihver güçlerinin hızla ilerlediği bir dönemde bağımsızlığını yakın zamanda kazanmış Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmemek için büyük bir gayret gösterdi.

‘Denge Oyunu’, iktisadi ve askerî açıdan eli zayıf olan Türkiye’nin bu dönemde nasıl bir dış politika izlediğini oldukça ayrıntılı bir şekilde ele alıyor.

Dış politikayı yönetenlerin gerçekçiliği ön plana alarak, nasıl kararlı bir “aktif tarafsızlık” izlediklerini, Müttefik ve Mihver ülkelerin diplomatlarıyla nasıl pazarlıklar yaptıklarını, hangi argümanları kullandıklarını, savaş sırasında yaşananlar ve savaş sonrasında olacaklar konusunda hangi hususlara dikkat ettiklerini diplomatik kaynakları, anıları, belgeleri ve basını ayrıntılı bir şekilde inceleyerek ortaya koyuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Türkiye İkinci Dünya Savaşı’nın güçlü devletlerini başarıyla etkilemiş ve böylelikle savaşa karıştırılma olasılığını
 azaltmıştır. Etkinliği ise yoksul ve azgelişmiş bir ülkenin konumu ile orantılı değildir. Bu etkinlik elindeki olanakları en iyi şekilde değerlendirmesini bilen bir ‘karar verici kadronun’ varlığı ve ülkenin coğrafi konumunun olağanüstü duyarlığı sayesinde sağlanmıştır. Ancak coğrafi konum bu tür bir başarı için yeterli değildir, zira doğru değerlendirilmediği takdirde ülkenin mahvına da neden olabilir.”

  • Künye: Selim Deringil – Denge Oyunu: İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin Dış Politikası, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2023

Ceren Lord – Cumhuriyet’in Doğuşundan AKP’ye Türkiye’de Din Siyaseti (2023)

Ceren Lord bu kitapta, Türkiye’nin kuruluşundan itibaren bir ulus-devlet oluşturulması amacıyla İslâm’ın nasıl kullanıldığını, İslâmî seferberliğin devlet eliyle ve devlet aygıtları yoluyla nasıl güçlendirildiğini anlatıyor.

2002 seçimlerinden sonra iktidara gelen AKP’nin Türkiye’yi “İslâmileştirmeye” başladığına dair genel kanının aksine, bunun yeni bir olgu olmadığını, yerleşik bir devlet geleneği olarak kullanıldığını ortaya koyuyor.

‘Cumhuriyet’in Doğuşundan AKP’ye Türkiye’de Din Siyaseti’, Diyanet’i de ihmal etmiyor.

Bu kurumun ortaya çıkış nedenlerinden günümüzde elde ettiği güce, Sünnilere tanınan ayrıcalıklardan diğer dinleri ve mezhepleri dışlamaya uzanan bir yelpazede Diyanet’i mercek altına alarak din-devlet ilişkilerine çokyönlü bir açıdan bakıyor.

Lord, Türkiye’deki din politikalarını yalnızca sekülerlik-İslâmcılık ikiliğine ve çatışmasına sokmadan, daha derinlikli bir araştırma ve kavrayışın mümkün olduğunu gösteriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Devletin ordu gibi fraksiyonları dini kontrol etmeye çalışmış olabilir, ama Diyanet buna nasıl tepki gösterdi, hangi stratejileri benimsedi ve hangi ölçüde başarılı oldu? Bu kitap bunun hiçbir şekilde tek yönlü bir ilişki olmadığını ve Diyanet’in de kamusal alanın ve ahlâkın İslâmileştirilmesi amacıyla şimdiye kadarki çalışmalarda ihmal edilen bir şekilde mücadele etmek için her bir fırsatı kullanarak kendi alanı ve otoritesini genişletmek için stratejik olarak manevra yaptığını gösteriyor. Bu şekilde kitap aynı zamanda İslâmcı hareket ve AKP’nin yükselişiyle ilgili alternatif bir değerlendirme sunuyor.”

  • Künye: Ceren Lord – Cumhuriyet’in Doğuşundan AKP’ye Türkiye’de Din Siyaseti, çeviren: Sami Oğuz, İletişim Yayınları, siyaset, 440 sayfa, 2023

Kolektif – Türkiye’nin 1980’li Yılları (2023)

Türkiye’de ‘80’ler, siyasi, iktisadi ve büyük bir toplumsal dönüşümün miladıdır.

Travmaların, yeni bir insan ve toplum tipinin, arayışların olduğu kadar kayboluşların, dahası yeni bir “dünya”nın habercisidir…

  • 24 Ocak Kararları, 12 Eylül Darbesi ve 1982 Anayasası
  • Mamak, Metris, Diyarbakır cezaevleri
  • Kenan Evren, Turgut Özal, Bülent Ecevit, Turhan Feyzioğlu, Erdal İnönü, Saim Bülend Ulusu, Mesut Yılmaz, Yıldırım Akbulut, Hüsamettin Cindoruk
  • Ordu ve siyaset ilişkisi, bankerler, prensler, 1402’likler, toplu davalar, YÖK
  • Aydınlar Dilekçesi, İnsan Hakları Derneği, 1989 Bahar Eylemleri, Devekuşu Kabare
  • Feminist hareket, LGBTİ+ hareketi, Kürt hareketi, Aleviler
  • Müzik, sinema ve edebiyat âleminde gelişmeler ve tartışmalar…

Mete Kaan Kaynar’ın hazırladığı derlemeye İsmet Akça, Mehmet Ö. Alkan, Murat Arslan, Şükrü Aslan, Gökhan Atılgan, Pınar Aydoğan, Ahmet Bayar, Arzu Bayar, Tanıl Bora, Kemal Can, Aziz Çelik, Zişan Ataman Çelik, Elifcan Çoruk, Kadir Dede, Hande Dönmez, Selçuk Duran, Veysel Ergüç, Çimen Günay-Erkol, Kaan Gaytancıoğlu, Çağdaş Görücü, Demet Gülçiçek, Şenol Gündoğdu, Bora Gürdaş, Nurettin Kalkan, Murat Karayalçın, Erdinç Kaygusuz, Mete Kaan Kaynar, Tuğçe Kelleci, Nuray Ertürk-Keskin, Merve Eken-Küçükaksoy, Bayram Koca, Selçuk Koca, Ertuğrul Zengin, Levent Odabaşı, Göze Orhon, Asım Öz, Gencer Özcan, Celal Oral Özdemir, Cansu Parlak, Selman Saç, Ayşem Sezer-Şanlı, Funda Şenol, Tuncay Şur, Alper Torun, Sibel Utar, Anıl Varel, Aybars Yanık, Kerem Yavaşça, Koray R. Yılmaz, Onur Alp Yılmaz, Mehmet Yüce, Besim Can Zırh, Bengü Öztan-Körün katkıda bulunmuş.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’nin 1980’li Yılları, derleyen: Mete Kaan Kaynar, İletişim Yayınları, inceleme, 1272 sayfa, 2023

Kolektif – Devletin Güvenliği Adına (2023)

AKP iktidarında devletin kamusal kimliğini, rejimin ortalama demokratik niteliğini tamamen ortadan kaldıran yeni bir milli güvenlik devleti inşa edildi.

Eldeki derleme ise, bu olağanüstü sürecin sosyo-ekonomik ve ideolojik-düşünsel arka planının, Türkiye’de iktidar ve muhalefetin milli güvenliğe yaklaşımlarını belirleyen eski ve yeni toplumsal/siyasal dinamikleri tartışıyor.

Başka bir deyişle ‘Devletin Güvenliği Adına’, Türkiye’de milli güvenlik siyasetinin bir panoramasını çiziyor.

Soğuk Savaş döneminden günümüze, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne…

ABD’nin milli güvenlik anlayışının yansımalarına ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın oluşumunda dış etkilere…

Ordunun rolünden olağanüstü hal rejiminin biçimlenmesine…

Manisalı gençler davası, 12 Eylül darbesi ve “terörist”-öznenin inşası, AKP iktidarının “devlet sırrı rejimi” gibi, milli güvenlik kavramının soy kütüğünü çıkartmamızı sağlayan vakalara…

Sağ ve sol ideolojilerdeki milli güvenlik anlayışlarından, bu kavramın feminist okumalarına…

Özlem Kaygusuz ve Behlül Özkan’ın hazırladığı derlemede ayrıca İsmet Akça, Mert Arslanalp, T. Deniz Erkmen, C. Akça Ataç, Tuncer Beyribey, Seçkin Çelik, Serhat Güvenç, Funda Hülagü, Okan İrtem, Alper Kaliber, Cangül Örnek, İpek Gencel Sezgin, Ekin Kadir Selçuk, Alper H. Yağcı, Tunahan Yıldız ve Barış Zeren’in katkıları yer almış.

Kitaptan bir alıntı:

“Günümüz Türkiyesi’nde milli güvenlik sadece güvenlik kurumları ve dış politika alanında değil, sosyo-ekonomik işleyiş, kamusal idari yapı, anayasal düzen, ordu-siyaset ilişkileri, demokratikleşme, milliyetçilik/vatandaşlık, toplumsal cinsiyet, din-devlet ilişkileri ve sivil toplum gibi tüm alanlarda iktidarın söylem ve politikalarının ana meşruiyet çerçevesini oluşturmaya devam ediyor.”

  • Künye: Kolektif – Devletin Güvenliği Adına: Türkiye’de Milli Güvenlik Siyaseti, derleyen: Özlem Kaygusuz, Behlül Özkan, İletişim Yayınları, siyaset, 456 sayfa, 2023

Élise Massicard – Mahalleyi Yönetmek (2023)

Osmanlı Devleti zamanından bu yana yerel yönetimin en alt düzeyini oluşturmakla birlikte şekil değiştirerek de olsa varlığını hâlâ koruyan muhtarlık, en uzun ömürlü kurumlardan biri olarak yurttaş ile devlet arasında aracılık rolünü devam ettiriyor.

Élise Massicard’a göre, muhtar gündelik hayat ile iktidarın kesiştiği noktada yer alıyor, yurttaşların denetlenmesini sağlıyor ve devletin erişilebilir bir makam olduğu duygusunu yaratıyor.

Bu sayede kimi zaman devletin memuru kimi zaman da yurttaşın savunucusu rolünü üstleniyor.

Kapsamlı bir saha çalışmasına dayanan ‘Mahalleyi Yönetmek’, muhtarların muğlak konumlarını, hangi rolleri üstlendiklerini, nasıl çalıştıklarını, usulleri kimi zaman devlet kimi zaman da mahalle sakinleri lehine nasıl esnettiklerini, daha genel olarak da devlet ile yurttaş arasındaki ilişkilerin biçimlenişini araştırıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bu çalışma muhtarlık uygulamalarının, tutarlı ve merkezî bir devlet imajını nasıl aynı zamanda hem zedeleyip hem de desteklediğini, söz konusu imajın kendisinin de yurttaşların ve memurların uygulamalarını zorlayıp şekillendirdiğini inceliyor. Dolayısıyla kitabın sorduğu soru, Türk Devleti’nin güçlü olup olmadığına ilişkin değil, söz konusu karşılaşmalar çerçevesinde kurulan ve etkili olan ilişkilerde devletin günlük olarak nasıl üretildiğine ve yaşandığına ilişkindir.”

  • Künye: Élise Massicard – Mahalleyi Yönetmek: Muhtarlar Üzerinden Türkiye’de Devlet-Toplum İlişkileri, çeviren: Olcay Kunal, İletişim Yayınları, siyaset, 373 sayfa, 2023