Hans Belting – Sanat Tarihinin Sonu (2020)

Modernizmin ve tarihin sonunun ilan edilişi, tarihsel kültürümüze yön veren imge olarak sanat tarihini nasıl etkiledi?

Ortaçağ ve Rönesans sanatının yanı sıra, çağdaş sanat ve imge teorisi üzerine yaptığı çalışmalarla bildiğimiz sanat tarihçisi Hans Belting, bu soruya çarpıcı yanıtlar veriyor.

Belting, modernliğin, tarihin ve nihayet insanın sonunun ilan edildiği çağdaş zamanlarda, modernlikten beri sanata yön vermiş olan “sanat tarihi”nin de sona erdiğini savunuyor.

Yazara göre bu, sanatın ya da sanatla ilgilenen bilimin sona ermesi anlamında değil, fakat sanatta ve sanat tarihi söyleminde yerleşmiş bir geleneğin bittiğine işaret ediyor.

Sanat tarihinin kurduğu çerçeveye sığamayan çağdaş sanatın sonunda onu parçaladığını öne süren Belting, günümüzde sanat üzerine düşünmek ve yazmak için yeni bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu savunuyor.

Bilhassa İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ve Amerika’da modernizm ve avangardın seyrini izleyerek çağdaş sanattaki gelişmelerin kökenlerini ve sonuçlarını irdeleyen Belting, yüksek/düşük kültür ayrımı, sanat eleştirisi karşısında sanat tarihi, modernizmin sanat tarihinde icat edilişi gibi konuları tartışıyor.

  • Künye: Hans Belting – Sanat Tarihinin Sonu: Modernizmden Sonra Sanat Tarihi, çeviren: Mustafa Tüzel, İletişim Yayınları, sanat tarihi, 343 sayfa, 2020

Kolektif – Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 10: Feminizm (2020)

Ne mutlu ki, dünden bugüne her geçen gün kadın hareketi, kadın dayanışması güçleniyor, mücadele pratikleri artıyor, çeşitleniyor.

Bu kitap ise, bu topraklarda feminizmle ilgili olarak kadınların politik ve ideolojik açıdan ne biriktirdikleri, ne düşündükleri, hangi izleklerden gelerek buluştukları ya da ayrıldıkları üzerine 880 sayfalık çok önemli bir çalışma.

Yayınevinin başvuru niteliğindeki ‘Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce’ başlıklı dizisinin onuncu cildi olarak yayımlanan kitap, 19. yüzyıldan itibaren feminizme dair üretilen fikirleri ve bu fikriyatın nasıl, kimler tarafından ve hangi tarihsel koşullar içerisinde üretildiğini ele alıyor.

Müslüman Osmanlı kadınları ve feminizmden dergicilik üzerinden feminizm tartışmalarına, 1980 sonrası kadın hareketinde gözlemlenen kurumsallaşmadan Türkiye’de İslâmi feminizm tartışmalarına, Kürt kadın hareketinin feminist hareketle ilişkisinden feminist hareketin erkek şiddetiyle mücadelesine kadar pek çok farklı konunun karşımıza çıktığı çalışma, bizdeki feminist fikriyat ve feminist mücadele külliyatına muazzam katkı sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 10: Feminizm, İletişim Yayınları, editör: Feryal Saygılıgil ve Nacide Berber, İletişim Yayınları, feminizm, 880 sayfa, 2020

Kolektif – Devletle Kalkınma (2020)

 

Devletin kalkınma süreçlerindeki rolünü farklı boyutlarıyla ve ülke örnekleriyle inceleyen çok önemli bir derleme.

Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli iktisatçılardan olan Fikret Şenses’e armağan olarak hazırlanan kitap, devlet-ekonomi ilişkisini sosyal politikalardan küreselleşmeye, teknolojik gelişmeden bölgesel kalkınmaya, para politikasından tarım politikalarına, Türkiye’nin yakın geçmişinden Japonya, Güney Kore, Çin örneklerine uzanan geniş bir zeminde irdeliyor.

Kitapta,

  • Türkiye’de sosyal politika alanının dönüşümü ve devletin yeniden dağıtımda değişen rolü,
  • Küresel ticarette değişimler ve devlet,
  • Devlet kaynaklı teknolojik gelişme,
  • Bölgesel kalkınma politikalarında devletin rolü,
  • Nüfus politikaları, toplumsal refah ve iktisadi kalkınma süreci,
  • İktisadi kalkınma sürecinde merkez bankacılığının rolü,
  • Gelişmekte olan ülkeler için 2008 küresel krizi sonrasında devletin yeni rolü,
  • Zeytin ve zeytinyağı sektörü üzerinden türkiye’deki son dönem tarım politikaları,
  • Japonya bağlamında kalkınmacı devletten finansallaşmaya,
  • Güney Kore’de devletin değişen rolü,
  • Çin ekonomisinin “yeni normali”nde devletin rolü,
  • Ve siyasi iktisat perspektifinden yeni-kalkınmacı devlet gibi önemli konular tartışılıyor.

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle: Volkan Yılmaz, Ayça Tekin-Koru, İ. Semih Akçomak, A. Ulaş Emiroğlu, A. Ayşen Kaya, M. Aykut Attar, Murat Yağcı, Hüseyin Emrah Karaoğuz, Fikret Adaman, K. Ali Akkemik, M. Mustafa Erdoğdu, Murad Tiryakioğlu, Altay Atlı ve Mustafa Kutlay.

  • Künye: Kolektif – Devletle Kalkınma: Fikret Şenses’e Armağan, derleyen: Murad Tiryakioğlu, İletişim Yayınları, iktisat, 415 sayfa, 2020

Serhat Celâl Birdal – Bir Başka Devrim (2020)

 

1960-1980 arası Türkiye sol hareketini, Deleuze ve Guattari’nin genişlettiği Spinozacı arzu kavramının ışığında inceleyen özgün bir çalışma.

Politik bir kavram olarak arzuyu irdeleyerek çalışmasına başlayan Serhat Celâl Birdal, devamında da, Türkiye solunun arzu politikasını ve bir kimlik olarak devrimciliği çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Kitap, ’60’lar ve ’70’lerde büyük kalabalıkları yepyeni bir dünyanın imkânında siyasal mücadeleye sevk eden, çoğu zaman ideolojik konumların ve tarihsel gelişmelerin altında kalan dinamiğinin, Birdal’ın deyimiyle “tarihselliğin altındaki şiirselliğin” izlerini arzu kavramı zemininde takip ediyor.

Çalışma, söz konusu süreçte devrim perspektifine sahip sol siyasetin, salt ideoloji ve bilinç düzeyinde halkın ya da sınıfın çıkarlarının temsil edilmesinden ve gerçekleştirilmesinden ibaret görülemeyeceği kabulünden hareketle, ’60’lar ve ’70’ler boyunca ortaya çıkan toplumsal dönüşüm olanaklarını ve bu olanaklar zemininde tetiklenen siyasallaşma sürecini, bilinçdışı toplumsal arzu yatırımları düzeyinde değerlendiriyor.

Yazar böylece, söz konusu siyasallaşmayı kapitalist üretim ilişkilerinin yerleşmeye başlamasının ardından sınıfsal çelişkilerin keskinleşmesinin “zorunlu” bir sonucu olarak, sömürülen sınıfların ve halk kesimlerinin gerçek çıkarlarının bilincine varması ve mücadeleye atılması olarak tarif eden klasik Marksist anlayışın ötesine geçmeyi amaçlıyor.

  • Künye: Serhat Celâl Birdal – Bir Başka Devrim: Türkiye Sol Hareketinde Arzu, İdeoloji, Politika (1960-1980), İletişim Yayınları, siyaset, 259 sayfa, 2020

Ahmet Kardam – Mustafa Suphi (2020)

 

Türkiye sosyalist hareketinin öncü isimlerinden, Türkiye Komünist Partisi’nin kurucusu Mustafa Suphi, hakkında gerçekle efsanenin en çok iç içe geçtiği isimlerdendir.

Ahmet Kardam’ın pek çok belgeyle zenginleşen ve bir anlamda Türkiye Komünist Partisi’nin sağlam bir tarihyazımı olarak okunabilecek bu çalışması ise, Mustafa Suphi üzerindeki karanlığın dağıtılmasına katkı sunmasıyla büyük bir boşluğu dolduruyor.

Kardam burada, Mustafa Suphi’nin kim olduğunu, savunduğu politik görüşlerini, Türkiye için nasıl bir devrim öngördüğünü, Türkiye’ye dönüş kararının kısa ve uzun vadeli politik hedeflerinin neler olduğunu, Karadeniz katliamı karşısında Bolşevik Partisi ile Komünist Enternasyonal’in içine gömüldükleri derin suskunluğun nedenlerin ne olduğunu ve bunun gibi pek çok konuyu aydınlatıyor.

Sadece Türkiye solunun değil, Türkiye tarihinin önemli bir şahsiyeti hakkında, canlı ve düşündürücü bir politik-entelektüel biyografi olmasıyla dikkat çeken çalışmayı, konuyla ilgilenen her okura öneriyoruz.

  • Künye: Ahmet Kardam – Mustafa Suphi: Karanlıktan Aydınlığa, İletişim Yayınları, biyografi, 408 sayfa, 2020

Kolektif – Türkiye’nin 1970’li Yılları (2020)

Türkiye’nin bugüne nasıl geldiğini daha iyi kavramak için, ülkenin 70’li yıllarına daha yakından bakmamız gerekir.

1120 sayfalık bu derleme de, Türkiye’nin 1970’li yıllarını, başka bir deyişle Cumhuriyet’in 12 Mart ile başlayıp, 12 Eylül ile biten, iki darbe arasına sıkışmış yıllarını farklı yönleriyle izliyor.

12 Mart dönemi anayasa değişikliklerinden 70’li yıllarda gecekondu direnişlerine, Fatsa deneyiminden Çorum ve Maraş katliamlarına, yetmişli yıllarda Türkiye’de protest müzikten sinemaya ve dönemin Kürt hareketine pek çok konunun ele alındığı kitap, aynı zamanda Demirel, Ecevit, Nihat Erim, Erbakan ve Türkeş gibi dönemin önde gelen aktörlerini de irdeliyor.

Bu yıllara iç politik gelişmelerden spora, uluslararası ilişkilerden sanata, iktisattan müziğe, emek ve kadın hareketlerinden gündelik hayata, görsel sanatlara kadar oldukça geniş bir perspektifle bakan kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Sevgi Adak, Emel Akal, Pınar Akarçay, İsmet Akça, Mehmet Ö. Alkan, Murat Arslan, Sernaz Arslan, Şükrü Aslan, Gökhan Atılgan, İlker Aytürk, Tanıl Bora, Funda Şenol-Cantek, Yalçın Çakmak, Aziz Çelik, Kadir Dede, Veysel Dinler, Selçuk Duran, Evren Eken, Arda Ercan, Çağdaş Görücü, Veysel Ergüç, Çimen Günay-Erkol, Bora Gürdaş, Kerem Hocaoğlu, Süleyman İlaslan, Mete Kaan Kaynar, Nurettin Kalkan, Nuray Keskin, Bayram Koca, Selçuk Koca, Bilsay Kuruç, Murat Meriç, Levent Odabaşı, Asım Öz, Gencer Özcan, Celal Oral Özdemir, Hüseyin Özel, Güven Gürkan Öztan, Selman Saç, Ayşem Sezer-Şanlı, Burcu Sümer, Tuncay Şur, Anıl Varel, Kerem Yavaşça, Yavuz Yıldırım, Mete Yıldız, Mehmet Yüce ve Yelda Yürekli.

Künye: Kolektif – Türkiye’nin 1970’li Yılları, derleyen: Mete Kaan Kaynar, İletişim Yayınları, siyaset, 1120 sayfa, 2020

Virginia Cox – İtalyan Rönesansı’nın Kısa Tarihi (2020)

İtalya’nın 14. ile 16. yüzyıl arası toplumsal, iktisadi, dini ve siyasi tarihini köklü bir şekilde dönüştürmüş Rönesans’ının klasik antikiteyle bağlantı içerisinde kökleşmiş bir kültürel hareket olarak analiz eden harika bir çalışma.

Virginia Cox çalışmasını, bu dönemin “manşet” kültürünü oluşturan büyük bilgin, düşünür ve sanatçılarının katkılarıyla sınırlandırmıyor.

Tersine, manşetlerin ötesine, Rönesans hareketine daha sessiz, tali bir şekilde katılan erkek ve kadın kitlesine bakıyor.

Dolayısıyla burada karşımıza, Masaccio, Leonardo, Rafael ve Titian kadar Petrarca, Boccaccio, Alberti, Castiglione, Machiavelli de çıkar, sokak şairinin yanı sıra haritacılar, maden mühendisleri, dantel desencileri, anatomi uzmanları, terziler, aşçıbaşılar, kurtezanlar ve meşhur yiyecek oymacıları da çıkar.

Kitabın ilk bölümü, hareketi tanımlayıp kronolojisini kuruyor, İtalya’nın bu dönemdeki siyasi bölünmüşlük ve bölgesel çeşitlilik gerçeğine dikkat çekiyor ve hareketteki “pay sahiplerinin” genişlik ve toplumsal çeşitliliğinin altını çiziyor; böylelikle Rönesans’ın temel parametrelerini ortaya koyuyor.

İkinci bölüm, edebiyat ve düşünce tarihi, sanat tarihi ve maddi kültürdeki klasik etkileri takip ederek Rönesans İtalya’sının klasik antik çağın metinsel ve maddi kalıntılarıyla olan uzun ve tutkulu aşk serüveni tarihinin izini sürüyor.

Üçüncü bölüm, Rönesans’ın bir kültürel hareket olarak hız kazandığı bir zamandaki dünyayı yeniden şekillendiren önemli yeniliklere, özellikle de matbaanın Avrupa’ya girişine ve dönemin coğrafi ve bilhassa Yeni Dünya “keşiflerine” verilen yanıtlara bakıyor.

Dördüncü bölüm, 19. yüzyılın büyük kültür tarihçisi Jacob Burckhardt’ın, İtalyan Rönesansı’nın kendisinin “bireycilik” formülüyle kavradığı yeni ve modern bir benlik biçiminin doğuşuna şahit olduğu şeklindeki ünlü görüşünü yeniden gözden geçiriyor.

Beşinci bölüm, Rönesans’ın üç ayrı toplumsal ve kültürel tipini inceliyor: tüccar, saray insanı ve sanatçı.

Sanatçı yalnızca ressamları, heykeltıraşları ve mimarları değil, her tür performans sanatçısını ve kalifiye küçük sanatkârı da kapsamak maksadıyla mümkün olan en geniş manada ele alınıyor.

Çalışmanın “Rönesans Kadını” başlıklı altıncı ve son bölümü ise, bu dönemde kadınların kültürel durumunu derinden etkileyen iki önemli ve bağlantılı gelişmenin izini sürüyor.

Birincisi, geniş anlamda yazarları, müzisyenleri, ressamları, aktrisleri, bestecileri, gravürcüleri kapsayacak şekilde anlaşılan dünyevi olanla iştigal eden kadın yaratıcı sanatçı ya da virtuosa figürünün ortaya çıkışıdır.

İkincisi cinsiyet ve toplumsal cinsiyet hakkında, kadının erkekten aşağı olduğu şeklindeki geleneksel iddialara karşı çıkmak üzere tasarlanmış yeni düşünce biçimlerinin gelişmesidir.

Virginia Cox’un enfes çalışması, Rönesans’ı hakkıyla anlamak için çok iyi bir rehber.

  • Künye: Virginia Cox – İtalyan Rönesansı’nın Kısa Tarihi, çeviren: Cumhur Atay, İletişim Yayınları, tarih, 288 sayfa, 2020

İlkay Öz – Mülksüzleştirme ve Türkleştirme (2020)

Türkleştirme ve mülksüzleştirme politikası yerel bürokrasi, eşraf ve halk işbirliği içinde nasıl gerçekleştirildi?

İlkay Öz, Edirne’nin altmış yıllık tarihini, gayrimüslimlere yönelik mülksüzleştirme süreci ekseninde irdeleyerek bu soruya çarpıcı yanıtlar veriyor.

Bu amaçla yerel gazeteler ve tapu kayıtlarında derinlemesine bir soruşturma yürüten yazar, ulus-devlet inşa sürecinde yerel bürokrasi, eşraf ve halk işbirliği ve aynı zamanda aracılığıyla gerçekleştirilen devletin gayrimüslimlere yönelik yereldeki politikalarını inceliyor.

Kitap, Türkiye’de milli iktisat politikasının birincil gayelerinden olan burjuva ve küçük burjuva sınıflarının oluşturulabilmesi için ihtiyaç duyulan ilkel birikimin ekonomi dışı zor yöntemleriyle, gayrimüslimlerin mülksüzleştirilmesi yoluyla gerçekleştiğini ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Öz’e göre, özellikle Balkan Savaşları’ndan sonra belirginleşen milliyetçi paradigma, kurtuluşu milli iktisat ve homojenleştirme politikalarında buldu.

Bu politikalar gayrimüslim azınlık ve özellikle Hıristiyan karşıtı bir hal aldı ve bu tarihten Cumhuriyetin ilanına kadar olan süreçte Ermeni ve Rum halkları “tehcir”, “katliam”, “mübadele” gibi metotlarla tasfiye edildiler ve mülksüzleştirildiler.

Böylece Müslüman-Türkler de ilkel birikimlerini bu iki Hıristiyan halk üzerinden gerçekleştirdi.

  • Künye: İlkay Öz – Mülksüzleştirme ve Türkleştirme: Edirne Örneği, İletişim Yayınları, tarih, 264 sayfa, 2020

Axel Honneth – Sosyalizm Fikri (2016)

Sosyalizmin teorik öncüllerini temelden sorgulayarak onun günümüze hitap etme imkânlarını açığa çıkarmayı, yani sosyalizm fikrini güncellemeyi amaçlayan bir çalışma.

Axel Honneth, sosyalizmin yeni toplumsal çerçevelere taşınması halinde, son yılların anti-kapitalist protesto ve ayaklanma hareketlerine sağlam bir yanıt verebileceğini düşünüyor.

  • Künye: Axel Honneth – Sosyalizm Fikri, çeviren: Cem Şentürk, İletişim Yayınları

Kültegin Ögel – Bağımlılık Asla Sadece Bağımlılık Değildir (2020)

Bağımlılığı yalnızca tek bir etkene indirgemek ya da nesneleştirmek, onu hiç anlamamak demektir.

Çünkü bağımlılık, yalnızca psikolojik bir durum olmaktan öte, sosyolojik, kültürel, siyasi ve tarihsel arka planlara da sahip bir olgudur.

Kültegin Ögel’in bir anlamda toplumsal bir eleştiri olarak okunabilecek bu kitabı, kimseyi yargılamadan bağımlılığın sosyolojik, siyasi ve tarihsel dinamiklerini aydınlatıyor.

Kitapta, İstanbul’un eroin fabrikalarından bir homurdanma ve isyan mekânı olarak kahvehaneler ve meyhanelere, ticari bir ürün olarak bağımlılıktan tarihten ilginç bağımlılık öykülerine, devletin bağımlılık söz konusu olduğunda yasaklamadan para kazanmaya uzanan çelişik tavrından bu topraklara özgü bağımlılık kültürüne, edebiyatta bağımlılıktan sinemada bağımlılığın işlenişine ve ilaç niyetine uyuşturucu kullanımından bağımlılığın sosyal arka planına pek çok konu ele alınıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bağımlılık insanidir. Bağımlılık siyasidir. Bağımlılık bir kültürdür veya kültürden oluşur. İçinden ekonomi geçer. Geleneklerle yoğrulur. Tarihtir. Bağımlılığı beynin içinde görebilirsiniz. Bağımlılığın arkası psikolojidir. Bağımlılık itişme ve kakışmaların ortasındadır. Bağımlılık bireydir, ailedir, toplumdur, çevredir. Deneyimdir, sanattır, inançtır, ideolojidir.”

  • Künye: Kültegin Ögel – Bağımlılık Asla Sadece Bağımlılık Değildir, İletişim Yayınları, sosyoloji, 264 sayfa, 2020