Kolektif – Arapların 1915’i (2021)

Ermeni soykırımının Arap coğrafyasındaki seyrine ve sonrasına dair çok zengin bir tartışma.

‘Arapların 1915’i’, Ermeniler için bir son durak olarak görülen ve bu yüzden de derinlikli bir analize tabi tutulmayan bu geniş coğrafyayı, soykırımın üzerinde cereyan ettiği ana sahalardan biri olarak ele alıyor.

Aynı zamanda kitap, Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Arap vilayetlerinde olan biteni bilmeden, soykırım sürecini bütün boyutlarıyla anlamanın imkansızlığını ortaya koyuyor.

Bu açıdan bakıldığında ‘Arapların 1915’i’, sadece soykırım literatüründe değil, geç Osmanlı tarihçiliğinde de hayli ihmal edilmiş bir alana dair önemli katkılar yapıyor.

Kitapta,

  • Osmanlı İmparatorluğu’nun Arap vilayetlerine tehcir edilen Ermenilerin karşılaştıkları politikalar,
  • Ermeni soykırım anlatılarında her daim karşımıza çıkan çölün aynı zamanda bir hayatta kalma aracı olabilmesi,
  • Soykırımın bugüne değin süren etkileri,
  • Arapların soykırım karsısındaki tutumları,
  • Soykırımda basın-yayın organlarının etkisi,
  • Ve zorla evlendirilen Ermeni kadınların ve yetim çocukların kurtuluşu ve kurtulamayışı gibi önemli konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Yiğit Akın, Hamit Bozarslan, Nora Arissian, Emre Can Dağlıoğlu, Samuel Dolbee, Anna Aleksanyan, Narine Margaryan, Keith David Watenpaugh, Victoria Abrahamyan, Şule Can ve Rashid Khalidi.

  • Künye: Kolektif – Arapların 1915’i: Soykırım, Kimlik, Coğrafya, derleyen: Emre Can Dağlıoğlu, İletişim Yayınları, inceleme, 284 sayfa, 2021

Kolektif – Osmanlı’da Marksizm ve Sosyalizm (2021)

Osmanlı ve Türkiye işçi sınıfı tarihi üzerine yeni kuşak araştırma arayanların bu çalışmayı bilhassa edinmesi gerekiyor.

Bizden yüz yıl önce bu topraklarda sosyalizm mücadelesini var etmek için çalışanların faaliyetlerine ışık tutan çok önemli bir kitap.

Kitapta,

  • 1908 Devrimi öncesinde Selanik’te sosyalizm ile tanışan Müslüman/Türkler bağlamında “Türk sosyalistlerinin” ilk faaliyetleri,
  • Ermeni Hınçak Partisi’nin uzun soluklu öğrenci dergisi olan Gaydz’ın yayın hattı bağlamında dönemin dinamikleri,
  • Bulgar “dar” sosyalistlerinin etkisiyle Marksist sosyalizmin işçi sınıfı içerisinde yer bulmasında önemli rol oynamış ve II. Meşrutiyet İstanbul’unda ağırlıklı olarak Rumların oluşturduğu Türkiye Sosyalist Merkezi ya da İşçi Merkezi’nin rolü,
  • 1908 Devrimi’nden sonra patlayan tiyatro salgını ve politik tiyatro hareketi içinde sosyalizmin nasıl Osmanlı sahnelerinde sahnelenen Türkçe oyunlarda arz-ı endam ettiği,
  • Meşrutiyet döneminde güçlenen sosyalist düşüncenin ve hareketin 1919 seçimleri çerçevesinde gelmiş olduğu durum,
  • Ve Karl Marx ile Friedrich Engels’in ‘Komünist Manifesto’sunun Türkçe çevirisinin yapılması serüveni gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Y. Doğan Çetinkaya, İ. Arda Odabaşı, Stefo Benlisoy, Yaşar Tolga Cora, Bilge Seçkin Çetinkaya, Erol Ülker ve Mehmet Ö. Alkan.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı’da Marksizm ve Sosyalizm: Yeni Kuşak Çalışmalar, derleyen: Y. Doğan Çetinkaya, İletişim Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2021

Aslıhan Aykaç – Devletin İşçisi Olmak (2021)

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra işçi sınıfının dinamikleri nasıl bir seyir izledi?

Aslıhan Aykaç, o dönem dünyada yaşanan gelişmeleri de incelemesine dahil ederek Nazilli Basma Fabrikası’nın kuruluş aşaması sürecinde sınıf kimliğinin ve sınıfsal örgütlenmenin dönüşümünü irdeliyor.

Özellikle Türkiye’nin modernleşme surecinin iktisadi politikalarına ışık tutmasıyla büyük önem arz eden çalışma, erken Cumhuriyet dönemi kalkınma, ulusal ekonomi inşası ve sanayileşme hedeflerine yönelik uygulanan politikaların işçi sınıfı oluşumu açısından nasıl sonuçlar verdiğini inceliyor.

Yaklaşık yüz yıllık bir tarihsel süreçte dünya ekonomisindeki gelişmelere paralel olarak uygulanan politikaların toplumsal sonuçlarını gözler önüne seren çalışma, işçi sınıfı oluşumunu, yalnızca tarımsal nüfusun sanayi alanında istihdam edilmesi anlamında değil, aynı zamanda toplumsal yapıdaki dönüşümleri, maddi koşulların ortaklığına dayalı olarak ortaya çıkan sınıf kimliği ve sınıfsal örgütlenme bağlamında da inceliyor.

‘Devletin İşçisi Olmak’, kapitalist üretim ilişkilerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve genellikle ekonomik ilişkilerin toplumsal sonuçları bağlamında değerlendirilen sınıf ilişkilerini, devlet müdahalelerini de denklemin içine katarak değerlendiren usta işi bir çalışma.

  • Künye: Aslıhan Aykaç – Devletin İşçisi Olmak: Nazilli Basma Fabrikası’nda İşçi Sınıfı Dinamikleri, İletişim Yayınları, inceleme, 183 sayfa, 2021

Huricihan İslamoğlu – Dünya Tarihi ve Siyaset (2021)

Batı modernliğinin “evrenselliği” bugün yoğun bir şekilde tartışılıyor.

Huricihan İslamoğlu da, Batı merkezli modernleşme söylemine karşı eleştirel bir bakış açısı geliştirerek buna alternatif bir geleceği yeniden tahayyül ediyor.

Yüzlerce yıldır verili gerçeklik olarak kabul edilen Batı modernliğinin “evrenselliği”, Batı merkezli dünya tarihi anlayışları artık tartışmaya açılmış̧ durumda: Dünyadaki güç dengelerinin de değişmesiyle gerek siyasi gerek akademik alanda farklı ülkelerin, bölgelerin dünya tarihindeki yeri, Batı’ya hiç̧ de benzemeyen gelişim çizgileri, modelleri ele alınıyor.

Öteden beri tarihteki süreğenliğe dikkat çeken Huricihan İslamoğlu da alışılagelmiş̧ Batı merkezli modernleşme söylemine karsı eleştirel bir bakış̧ acısı geliştiriyor.

Kitaptaki yazılar farklı bir dünya tarihi tahayyülü arayışını temsil ediyor.

Bu arayışın çıkış noktasıysa 13. yüzyıldan 20. yüzyılın ortalarına kadar varlıklarını sürdürmüş Avrasya imparatorlukları.

Liberalizmin bitmek bilmeyen “devlet” meselesi, serbest piyasacı yaklaşımın açmazları, İslamiyetin yaygın olduğu coğrafyayı dünya tarihi içinde konumlandırma cabaları, hukuk-mülkiyet-meşruiyet ilişkisi gibi konuları tartışan ve Çin, Osmanlı ve Babür imparatorlukları örneklerinin kapsamlı bir değerlendirmesini, Batı’yla karşılaştırılmasını da sunan İslamoğlu, ortak bir gelecek tahayyülünün imkânlarını araştırıyor.

  • Künye: Huricihan İslamoğlu Dünya Tarihi ve Siyaset, çeviren: Yağız Ay, İsmail Ilgar ve Aytek Soner Alpan, İletişim Yayınları, tarih, 255 sayfa, 2021

Fuat Dündar – Hicret, Dîn ü Devlet (2021)

Ülkeyi sığınmacı cenneti haline getiren AKP’nin tam olarak ne yapmaya çalıştığını öğrenmek için bu kitap birebir.

Fuat Dündar, Osmanlı’nın 1856-1908 arasındaki göç politikasını merkeze alarak modern Türkiye’nin oluşumunda nüfus siyasetinin belirleyici önemini ortaya koyuyor.

1856-1908 arası göçen Türk, Tatar, Çerkes, Nogay, Boşnak, Gürcü ve Girit Müslümanlarına yönelik Osmanlı politikasını ele alan ‘Hicret, Din ü Devlet’, göç̧ yönetiminin, bu ülkede devletin modernleşme surecinin kilit bir parçası olduğunu gösteriyor.

Kırım, Kafkasya ve Balkanlar’dan gelen göçler; Müslümanların İslamın hâkimiyetindeki topraklara sığınmasını anlatan “hicret” kavramının çerçevesi içinde, bir yandan da göçmenlerin etnik “cinslerine” göre kaydedildiği bir rejime evriliyor.

Dönemin göç̧ rejiminin, boş arazileri muhacirlerle “şenlendirmekten” öte, muhacirleri, kendi üretim olanaklarını geliştirmeye sevk eden iktisadi bir boyutu var.

Müslüman nüfusu artırma önceliğiyle ve doğrudan doğruya bununla bağlantılı askerî boyutu var.

Batı’yla ve Rusya’yla ilişkiler üzerinden, önemli bir uluslararası siyaset boyutu var.

Dündar, modern Türkiye’nin oluşumunda nüfus siyasetinin belirleyici önemini gösteren incelemeler zincirine bu kitapla değerli bir halka daha ekliyor.

Kitaptan bir alıntı:

“1856-1908 arası ‘din ü devlet’ kaygısı ‘muhacir’ politikasını belirlerken; 1912- 1923 arası ‘mülk ü millet’ kaygısı ‘mülteci’ politikasını; 1923-1998 arası ‘millet ve devlet’ kaygısı ‘göçmen’ politikasını ve 2011 sonrası ‘mülk ve din’ kaygısı ise ‘sığınmacı’ politikasını belirledi.”

  • Künye: Fuat Dündar – Hicret, Dîn ü Devlet: Osmanlı Göç Politikası (1856-1908), İletişim Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2021

Sinan Yıldırmaz – Türkiye’de Köylülüğün Sosyal Tarihi (2021)

Çok partili hayat geçiş ve DP iktidarıyla birlikte köylüler hem toplumsal hayatta hem de siyasette daha görünür hale geldiler.

Sinan Yıldırmaz ‘Türkiye’de Köylülüğün Sosyal Tarihi’nde, 1945-1960 yıllarını merkeze alarak bu görünürlüğü farklı açılardan inceliyor.

Geçiş dönemi diye tanımlanan dönemlere genellikle güçlü bir belirleyicilik atfedilir ve bir toplumun tarihi, ağırlıkla, söz konusu “geçiş” dönemlerine referansla düşünülür.

1945-1960 yılları arası da –çok partili siyasal hayata geçiş, Demokrat Parti’nin iktidara gelişi ve 1960 Darbesi- Türkiye tarihi için böyle bir dönemi ifade eder. Bazen “geçiş̧” momentlerinin belirgin nitelikleri, dönemin birtakım kritik gelişmelerini görmeyi zorlaştırabilir.

Yıldırmaz, bu çalışmasında “köylülük” üzerinden bu zorluğun üzerine gidiyor.

Köylülerin siyasi bir güç haline gelmesini, siyasal alanda artan görünürlüklerini, siyasi tartışmalarda “hesaba katılmalarını” köy edebiyatından, köylülerin “karıştığı” olaylardan, kırsal alanın dönüşümü, kente göç, gecekondulaşma gibi gelişmelerden hareketle anlamaya çalışıyor.

  • Künye: Sinan Yıldırmaz – Türkiye’de Köylülüğün Sosyal Tarihi (1945-1960), İletişim Yayınları, siyaset, 326 sayfa, 2021

Frédéric Gros – Michel Foucault (2021)

Michel Foucault’nun düşünceleri üzerine derli toplu bir rehber eser arayanlara bu çalışmayı öneriyoruz.

Kitap, Foucault’nun Collège de France’ta verdiği dersleri yayıma hazırlamış, Foucault’nun çalışmaları hakkında dünya çapında uzman Frédéric Gros imzalı.

Foucault, kuşkusuz 20. yüzyılın en önemli figürlerinden biri.

Sadece felsefeye değil sosyal bilimlerin bütün alanlarına sızan yeni kavramlar ve yeni bakışlar sunmuş bir düşünür, ayrıca çağının siyasal olaylarına kayıtsız kalmamış bir entelektüel.

Frédéric Gros, onun yaşam güzergâhını takip ederek, döneminde olduğu kadar bugün de tartışılmaya devam eden eserlerini birbirine bağlayan halkaları ortaya koyuyor.

‘Foucault’, dışlanan delilikten kapatma mekânı olarak hapishaneye, cinselliğin tarihinden öznelleştirme pratiklerine, biyopolitikadan yönetimselliğe kadar Foucaultcu “arkeoloji”nin temel izleklerini, kavramlarının gelişimini ve geçirdiği değişimleri aktarıyor. Düşünürü tanımak ve eserlerini anlamak için anlaşılabilir bir rehber…

  • Künye: Frédéric Gros – Michel Foucault, çeviren: İsmet Birkan, İletişim Yayınları, inceleme, 126 sayfa, 2021

Pınar Aka – Ses, Anlam ve Mazi (2021)

Yahya Kemal şiiri ve bu şiirin Doğulu ve Batılı kökleri üzerine derinlemesine bir inceleme.

Pınar Aka’nın çalışması, Yahya Kemal şiirini Doğu-Batı, geleneksel-modern gibi ikilikler üzerinden irdelemesiyle dikkat çekiyor.

Yahya Kemal, 1903 yılında gittiği ve dokuz yıl kaldığı Paris’te kendini canlı bir kültürel ortamın ve yenilikçi fikirlerin ortasında bulur.

Bu dönem, Paris’in kültürel tarihinin en parlak zamanlarından biridir aynı zamanda.

Yahya Kemal bu süreçte, Victor Hugo, Théophile Gautier, Théodore de Banville gibi isimlerin şiirini de daha yakından tanımaya başlar.

Ancak onu asıl etkileyen Verlaine ve bilhassa Baudelaire olur.

Özellikle tarih ve Divan Edebiyatı üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda kendi geçmişini ve kültürünü de gerçek anlamda burada keşfeden Yahya Kemal, memlekete döndüğünde ise şiirlerini hiçbir yerde yayımlamadan, dilden dile dolaşan dizeleri sayesinde büyük üne kavuşur.

Aka, ‘Ses, Anlam ve Mazi’de, Yahya Kemal’in şiirini kişisel ve kültürel yönleriyle ele alıp bu unsurların şiirin inşasına nasıl katkıda bulunduklarını araştırırken, Doğu-Batı, geleneksel-modern, imge-ses gibi ikili karşıtlıkların nasıl etkileşime girip şiirsel bir denklemde bir araya geldiğini sorguluyor.

  • Künye: Pınar Aka – Ses, Anlam ve Mazi: Etkilerin Kavşağında Yahya Kemal Şiiri, İletişim Yayınları, eleştiri, 328 sayfa, 2021

Kolektif – Toplumcu Belediyecilik (2021)

Bu kitap, Türkiye’de toplumcu belediyecilik deneyimi ve kentsel siyaset alanına muazzam bir katkı sunuyor.

Çalışma, 1970’lerde CHP’nin İstanbul, Ankara, Adana, İzmit ve Çanakkale’deki başarıya ulaşmış toplumcu belediyecilik deneyimlerini inceliyor.

Türkiye’de 1970’lerde CHP’li belediye başkanları, dünyada 1968’den beri yükselen kentsel adalet ve özgürlük hareketleri ve yerel demokratik gelişmelerden de ilham alarak, uyguladıkları yerel politikalarla, yerel yönetimleri sadece hizmet üreten yapılar olmaktan çıkarıp, merkezî siyasetin karşısında bir siyasi alternatif olarak ortaya çıkarmışlardı.

Yerel yönetim seçimlerinde 1973’te oyların % 37’sini, 1977’de % 41,7’sini alan, 1977’de 67 il merkezinin 42’sini kazanan CHP’nin belediye kadroları, “toplumcu belediyecilik” anlayışını geliştirmişlerdi.

Bu, geniş̧ sosyal refah uygulamalarına dayanan ve “Belediyeler demokrasinin beşiğidir” şiarıyla âdeta “yerel hükümet” olma kapasitesi geliştirmeye yönelen bir anlayıştı.

Bu kitapta, İstanbul’da Ahmet İsvan, Ankara’da Vedat Dalokay ve Ali Dinçer, Adana’da Ege Bağatur, İzmit’te Erol Köke, Çanakkale’de Reşat Tabak yönetimleri örneklerine bakarak, toplumcu belediyecilik deneyimini enine boyuna inceleniyor.

2010’ların ikinci yarısında, CHP’li yerel yönetimler toplumcu belediyeciliği yenileyerek canlandırmaya yöneldiler.

Kitapta, dönemin ağır “vesayet ve velayet” koşulları altında yürütülen bu yerel siyasetin eleştirel bir değerlendirmesi de yer alıyor.

Sezgin Sezgin ve Tuğba Canbulut’un hazırladığı derlemede ayrıca Ulaş Bayraktar, Hatice Kurtuluş, Hülya Küçük Bayraktar ve İpek Sakarya’nın yazıları bulunuyor.

  • Künye: Kolektif – Toplumcu Belediyecilik: 1970’lerden Günümüze Bir Yerel Yönetim Deneyimi, derleyen: Sezgin Sezgin ve Tuğba Canbulut, İletişim Yayınları, siyaset, 252 sayfa, 2021

François Chaubet – Avrupa’nın Entelektüel Tarihi (2021)

Fikirler tarihine giriş olarak okunabilecek çok iyi bir çalışma.

François Chaubet, Avrupa’nın iki asırlık entelektüel güzergâhını izliyor ve Avrupa entelektüel hayatına etki eden ve devamlı dolaşım halinde olan temel düşünce akımlarını ele alıyor.

Yazarların, yayınevlerinin, çevirmenlerin, dergi çevrelerinin ve bilim insanlarının, kısacası kıtanın düşünsel manzarasını biçimlendiren isimlerin üretimlerini ve karşılaştırmalarını anlatan çalışma, düşünce geleneklerinin fikir alışverişleriyle, aktarımlarla ve zengin temaslarla nasıl gelişip serpildiğini gözler önüne seriyor.

Konferansların, sergilerin, bilim toplantılarının, edebiyat ve felsefe kitaplarının, çevirinin, üniversitelerin Avrupası’nı olduğu kadar savaşın ve yıkımın Avrupası’nı da aydınlara odaklanarak irdeliyor.

Faşizm ve Soğuk Savaş gibi büyük tarihsel olayların yanı sıra Marksizm, Hıristiyanlık ve çoğulculuk gibi büyük temalar etrafındaki tartışmaları ele alıyor.

Chaubet’nin ‘Avrupa’nın Entelektüel Tarihi’, karşılaşmalar, aktarımlar ve yan yana gelişler üzerinden özel bir düşünsel tarih okuması öneren, fikirler tarihine giriş niteliğinde bir kaynak kitap.

  • Künye: François Chaubet – Avrupa’nın Entelektüel Tarihi: 19. ve 20. Yüzyıl, çeviren: Z. Hazal Louze, İletişim Yayınları, tarih, 120 sayfa, 2021