André Comte-Sponville – Hayat Yaşamaya Değer (2020)

Kült yapıtı ‘Büyük Erdemler Risalesi’ ile bildiğimiz André Comte-Sponville, şimdi de söyleşileri ile karşımızda.

André Comte-Sponville ile François L’Yvonnet’nin son yirmi yıl içinde yaptığı söyleşileri bir araya getiren kitap, düşünürün entelektüel gelişimi, okumaları, üstatları ve düşüncesinin büyük eksenleri hakkında harika bir bilanço çıkarıyor.

Burada, kendisini felsefeye iten etkenlerin neler olduğu sorusuna “Yaşamdaki zorluklar, düşünme tutkusu” yanıtını veren André Comte-Sponville, filozof olmanın ne anlama geldiğinden felsefenin ne olduğuna, kendisine yol gösteren düşünürlerden mutluluğa, siyasetten sanata, ahlaktan etiğe ve bugün felsefe yapmanın ne anlama geldiğine kadar pek çok konu üzerine fikirlerini bizimle paylaşıyor.

‘Hayat Yaşamaya Değer’ kitabının da gösterdiği gibi, herkes fikir sahibi olabilir ama bir düşünce geliştirmek tamamen farklı bir iştir ve bu bağlamda André Comte-Sponville de kesinlikle en derin düşünürlerden biridir.

  • Künye: André Comte-Sponville – Hayat Yaşamaya Değer, söyleşi: François L’Yvonnet, çeviren: Ercüment Tezcan, İletişim Yayınları, söyleşi, 408 sayfa, 2020

Kolektif – Türkiye’nin Anayasa Gündemi (2016)

27 uzmanın 66 soruya verdiği yanıtlar ekseninde, okurunu anayasanın ne olduğu konusunda gerçek bilgilerle aydınlatan bir rehber.

İbrahim Kaboğlu’nun derlediği kitap, anayasalar ve anayasal değişimler; parlamenter, başkanlık ve yarı başkanlık rejimleri; yargı bağımsızlığı, Türkiye’de anayasal ve siyasal düzenin geleceği gibi pek çok önemli konuyu tartışmaya açıyor.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’nin Anayasa Gündemi, derleyen: İbrahim Ö. Kaboğlu, İletişim Yayınları

Richard D. Wolff ve Stephen A. Resnick – Çatışan İktisadi Teoriler (2016)

Marksist teoriyi neoklasik ve Keynesçi teoriler ile sistematik bir biçimde, boylu boyunca karşılaştıran bir inceleme.

Kitap, alternatif teorileri karşılaştırarak bir disiplin olarak iktisadı sunuyor ve modern söylem çözümlemesinin ilkeleri, Marksçı, neoklasik ve Keynesçi iktisat teorileri arasındaki meydan okumaları anlamak için uygulanıyor.

Kitap ayrıca, iktisat öğretmenin bir yöntemi olarak, teorileri birbirinden ayıran özellikler yan yana koyarak inceliyor ve başlangıç ilkeleri ile varsayımlarından biçimsel çözümleme araçlarına, oradan da Marksçı iktisada özgü bir toplumsal tahlil uygulamasına kadar uzanan, sistematik ve karşılaştırmalı biçimde Marksist bir teori geliştiriyor.

Her bir kurama objektif yaklaşması ve bu teorileri geniş bir perspektifte ele alması, kitabı hem öğrenciler hem de her seviyeden okur için ilgi çekici kılmakta.

  • Künye: Richard D. Wolff ve Stephen A. Resnick – Çatışan İktisadi Teoriler, çeviren: Can Evren, İletişim Yayınları

Niyazi Kızılyürek – Ulus Kaçağı (2020)

Kıbrıs sorununu farklı yönleriyle irdelediği önemli çalışmalarıyla bildiğimiz Niyazi Kızılyürek, Kıbrıs söz konusu olduğunda da milliyetçilik dayatmalarına tevessül etmeyen, her iki halkı da kucaklayan bir tutum sergiledi.

Aynı zamanda 2019 yılında Avrupa Parlamentosuna seçilen ilk Kıbrıslı Türk olan Kızılyürek, bu otobiyografik çalışmasında da, Kıbrıs’la ilgili duygu, düşünce ve deneyimlerini bizimle paylaşıyor.

Burada anlatılan hikâye etnik çatışmaların, darbe ve savaşların böldüğü bir ülke kadar, bölünen ülkenin parçalarından birini sahiplenmeyi reddeden ve bu yönüyle de bölünmüş olan bir insanın hikâyesi olarak okunabilir.

Kendisini ulusların dünyasında siyasi yurtsuzluk yaşayan biri olarak tanımlayan Kızılyürek, hep öteki, başka, yabancı kalan bir insanın ne anlama geldiğini bize anlatıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Hayat beni iki toplumlu, iki dilli, tek bölgeli kıldı. Kıbrıs’ın bütününün insanıyım. ‘Biz’ dediğimde Mehmet ile Yannis, Ayşe ile Maria aynı anda aklıma düşer. Onların hassasiyetleri, özgüllükleri, kültürleri ve çıkarları bende ortak ve birdir.Fakat benim kendimden saydığım insan toplulukları, ‘biz’ ve ‘onlar’ karşıtlığı içinde yaşıyorlar. Birbirini değersizleştirmeye, kavga ve rekabet etmeye devam ediyorlar. Benim aynı anda hem içlerinde ve aralarında olmam, hem de ‘biz’ ve ‘onların’ ötesini aramam, bu sürtüşmeden fırlayan kıvılcımların üstüme sıçramasına yol açıyor. Ve biliyorum ki, Oliki Kipros/Bütün Kıbrıs aşamasına geçilmedikçe, bu durum devam edip gidecek…”

  • Künye: Niyazi Kızılyürek – Ulus Kaçağı, İletişim Yayınları, anı, 407 sayfa, 2020

Kemal Selçuk – Cemiyet Kaçkını (2016)

Bir yanda kaba mı kaba, çirkin mi çirkin, bu haliyle de edebiyat cemiyetine hiç yakışmayan Kerim.

Diğer yanda okumuş yazmış, şehirli züppe Oğuz.

Bu iki sıra dışı karakterin tam ortasında da, büyüleyici güzelliğiyle Makbule…

Makbule etrafında bir araya gelen bu iki adamın baştan sona aşkla, edebiyatla, kavgayla ve Bursa’yla iç içe geçen hikâyesi, ‘Cemiyet Kaçkını’ romanının merkezini oluşturuyor.

  • Künye: Kemal Selçuk – Cemiyet Kaçkını, İletişim Yayınları

Kolektif – “Sıkıntı Var” (2020)

Sıkıntı bizi her yere götürebilir.

Tümüyle içimize de kapanabilir, devrimci de olabiliriz.

Öte yandan sıkıntı, her coğrafyada kendine özgü şekillerde sirayet eder.

İşte elimizdeki bu zengin derleme de sıkıntıyı mekân/zaman, siyaset, edebiyat ve sinema bağlamında ele alıyor.

Sıkıntıya odaklanmanın bu coğrafyada bizi nerelere götürebileceği konusunda çok ilginç sonuçlar barındıran kitap, özellikle sıkıntının toplumsallığı ve sıkıntının potansiyeli üzerine bizi düşündürmesiyle önemli.

Sıkıntının Türkiye’ye özgü veçheleri, mekânları, zamansallığı ve öznelik biçimlerini ayrıntılı bir biçimde ortaya koyan çalışma, Türkiye bağlamında, taşra sıkıntısından sıkıntı hashtag’ine giden süreçlerin bize ne anlattığını, sıkıntı kavramının, bu coğrafyada hem tarihsel olarak hem de bugünün koordinatları içindeki anlam arayışlarını, sıkıntının toplumsal hareketler, gündelik hayat ve kültürel pratikler hakkında bize ne söyleyebileceğini irdeliyor.

Sıkıntının temelde bir anlam krizine işaret ettiğinden yola çıkan çalışma, sıkıntı mekânlarına ve onun zamanla ilişkisine, bir estetik kategori olarak kullanımına, siyasette uç verdiği anlara, edebiyat ve sinemadaki temsillerine ve ona karşı sunulan panzehirlere yakından bakmak için çok iyi fırsat.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Aylin Kuryel, Senem Aytaç, Barış Bıçakçı, Sevinç Çalhanoğlu, Ayşe Çavdar, Begüm Özden Fırat, Emre Tansu Keten, Orhan Koçak, Beno Kuryel, Efe Murad, Pınar Öğünç, Osman Özarslan, Necati Sönmez, Asuman Susam, Uğur Tanyeli, Mehmet Fatih Uslu, Sezen Ünlüönen, Nalan Yırtmaç ve Fırat Yücel.

Künye: Kolektif – “Sıkıntı Var”: Sıkıntı Üzerine Denemeler, derleyen: Aylin Kuryel, İletişim Yayınları, inceleme, 398 sayfa, 2020

Tülin Kozikoğlu – Mıstık, Seni Anlamıyoruz! (2016)

Mıstık’ın ebeveynleri çok şanslı.

Niye diye sorarsanız, kendisi tam bir yazma tutkunu.

Fakat işin kötü tarafı, yazdıkları ne yazık ki hiç kimsenin anlayamayacağı kadar karman çormandır.

Mıstık şimdi adım adım düzgün yazmayı ve noktalama işaretlerini yerli yerinde kullanmayı öğrenecek.

Hikâyemize, Uğur Altun’un güzel resimleri eşlik ediyor.

  • Künye: Tülin Kozikoğlu – Mıstık, Seni Anlamıyoruz!, İletişim Yayınları

Kolektif – Sudan Sebepler (2016)

AKP’nin on sekiz yıllık iktidarında uyguladığı çevre politikalarına karşı çıkarak görünürlük kazanan yerel çevre hareketlerini farklı yönleriyle irdeleyen nitelikli bir derleme.

Uzun sürmüş saha çalışmaları ve birebir görüşmelerle zenginleşen kitap, Türkiye’deki neoliberal su-enerji politikaları ve buna karşı ortaya konan direnişler için bir başucu kitabı.

  • Künye: Kolektif – Sudan Sebepler, derleyen: Derleyen: Cemil Aksu, Sinan Erensü ve Erdem Evren, İletişim Yayınları

Kolektif – Paylaşımlar (2016)

Bilimsel özerkliğe atfedilen gerçeklikler günümüzde nasıl bir bağlamsal süzgeçten geçerek sorunsallaştırılmaktadır?

Alanında uzman pek çok ismin bu soruya yanıt aradığı eldeki derleme, üniversitelerdeki bilimsel üretimin nasıl gerçekleştiğini, devlet ve piyasaların bu üretimdeki rolünü tartışıyor.

  • Künye: Kolektif – Paylaşımlar, derleyen: Barış Mücen, Çağatay Topal ve Erdoğan Yıldırım, İletişim Yayınları

Janet Lansbury – Saygılı Ebeveynlik (2020)

Anne-baba olanlar çok iyi bilir: ebeveynlik, çoğu zaman yorucu, sinir bozucu ve bazen de son derece kafa karıştırıcı olabiliyor.

Fakat ebeveynlik aynı zamanda, hayatın en doyurucu deneyimlerinden biridir de.

Bunun için yapmamız gereken tek şey de, bu insan evladını daha yakından tanımaktır.

İşte ebeveyn eğitmeni olarak uzun yıllar deneyim edinmiş, aynı zamanda üç çocuk sahibi olan Janet Lansbury de, hem mesleki hem de kişisel deneyimlerinden yola çıkarak çocuk bakımına dair en yaygın hususları ve saygılı ebeveynliğin nasıl uygulanabileceğini anlatıyor.

Lansbury burada, BEB (Bebek Eğitmenlerine gerekli Beceriler) yaklaşımını ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

BEB ebeveynlik yaklaşımı, bebeğimizin bakış açısıyla ilgili farkındalık olarak özetlenebilir.

Bebeklerimizin biricik, ayrı bireyler olduğunu algılar ve öyle kabul ederiz.

Farkındalığımızı, onları gözlemleyerek ve bize kim olup neye ihtiyaç duyduklarını göstermeleri için gerekli alanı onlara tanıyarak geliştirebiliriz.

Lansbury’ye göre, BEB ebeveynlik yaklaşımının bir diğer katkısı da, öz farkındalığımızı artırması.

Buna göre, hassas gözlemlerimiz sayesinde, örneğin bebeğimizin sıkıldığı, yorulduğu, üşüdüğü, acıktığı veya odanın öbür ucunda fark ettiği oyuncağı almak istediği yolundaki hızlı sonuçlara varmamayı öğreniriz.

Bu yaklaşım bebeklerin de, tıpkı bizim gibi, bazen paylaşmak istedikleri duyguları olduğunu ve bu duyguları bizim desteğimizle, kendi yöntemlerince detaylı bir şekilde incelediklerini fark etmemize yardımcı oluyor.

Çocuklarının verdiği işaretleri, kendi tahminlerinden ayırt etmeyi öğrenmek isteyen her ebeveynin edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Janet Lansbury – Saygılı Ebeveynlik: Çocuk Eğitiminde Farkındalığın Önemi, çeviren: Leyla Keskiner, İletişim Yayınları, eğitim, 167 sayfa, 2020