Kolektif – Bomonti (2021)

İstanbul’un en eski sanayi bölgelerinden olan Bomonti’nin geçmişini, bugününü ve geleceğini bizzat sakinlerinin gözünden anlatan, kent çalışmaları alanında çok önemli bir eser.

Kitap, semtin hızlı yapısal dönüşümünü, Bomontiada’nın yeni bir kamusal tüketim alanı oluşunu ve sınıfsal profilin değişimini, semtin apartmanları ve yerleşik sakinleriyle yeni orta sınıfın mekânı olmaya başlayışını sosyolojik bir bakışla izliyor.

Çalışma, semtin sosyal yapısındaki tarihsel dönüşüme paralel olarak Bomonti’nin çokkatmanlı belleğini, bir sanayi semti olarak gelişimini, “Teneke Mahallesi”ni ve kentsel dönüşüm mekânı olarak yaşadıklarını, bir orta sınıf mahallesi olarak görünümünü, nihayet rezidanslaşma sürecini beş eksende ele alıyor.

Derya Fırat, semtin çokkatmanlı belleğini, kozmopolit yapısını, bohem burjuvalarını ve soylulaştırma sürecinde semt belleğinin nasıl metalaştırıldığını irdeliyor.

Egemen Yılgür, teneke mahallesinin oluşumunu ve kentsel dönüşüm karşısında mahallelinin düşüncelerini aktarıyor.

Şükrü Aslan, Bomonti’nin bir sanayi mahallesi olarak ortaya çıkıp gelişmesini, bir dönem çok yoğun olan semtteki işçi eylemliliklerini ve politik mücadeleleri izliyor.

Aylın Dikmen Özarslan, Bomonti’nin kozmopolit bir orta sınıf semti olarak kapsamlı bir portresini çekiyor.

Çağlayan Kovanlıkaya ise, soylulaştırmadan sonra Bomonti’deki rezidans hayatını, rezidans sakinini ve lüks, güvenlikli konut olgusunu tartışıyor.

  • Künye: Çağlayan Kovanlıkaya, Derya Fırat, Egemen Yılgür, Şükrü Aslan ve Aylın Dikmen Özarslan – Bomonti: Kentsel Dönüşüm ve Mekânın Belleği, İletişim Yayınları, kent çalışmaları, 288 sayfa, 2021

Beyza Üstün – Doğayı, Emeği, Yaşamı Korumak (2021)

Beyza Üstün hocamız, su havzalarının kirlilikten etkilenmesi, kirliliğin suda ve canlılarda yarattığı etkiler, su havzalarının korunması konularında muazzam çalışmaları bulunan bir isimdir.

Kendisi aynı zamanda, suyun ve su havzalarının ticarileştirilmesine karşı Anadolu’da yürütülen mücadelelerin, akademik özgürlük mücadelelerinin içinde de yer alıyor.

Üstün, 2020 yılının Ekim ayından bu yana tutuklu ve bu tutuklulukla da, ekoloji hareketine ve politik sözcülerine gözdağı vermek amaçlanıyor.

Bu kitap ise, politik bir ekoloji hareketinin kurulmasının çok farklı evrelerini kişisel serüveni ile bütünleştirmeyi başarmış Üstün’ün ekoloji-politik yazılarını bir araya getiriyor.

Büyük bir ekolojik krizin içinde debelendiğimiz bugün, Üstün’ün buradaki yazıları, yaşanan uygarlık krizine yanıt üretmesi açısından eşsizdir.

  • Künye: Beyza Üstün – Doğayı, Emeği, Yaşamı Korumak: Ekoloji Politik Yazılar, İletişim Yayınları, ekoloji, 240 sayfa, 2021

Emilio Gentile – Faşist Kimdir? (2021)

 

Bir kişinin, iktidarın faşist oluşunun ölçütü nedir?

Emilio Gentile, İtalya’nın faşizm yıllarını merkeze alarak, faşizm özgül örgütsel, kültürel ve kurumsal boyutlarını açıklıyor.

Kitap, Tanıl Bora’nın Türkiye’de faşizm sıfatının serencamını izlediği bir makaleyle de zenginleşmiş.

Kime faşist, kime antifaşist denir; İtalya’nın Mussolini iktidarı faşizm hakkında bize neler söyler ve 20. yüzyılda faşist olmanın ne anlama geldiği gibi konuları aydınlatan Gentile, aynı zamanda faşizm kavramının genel bir hakaret sözcüğüne dönüşmesinin neden sakıncalı olduğunu da tartışıyor.

  • Künye: Emilio Gentile – Faşist Kimdir?, çeviren: Betül Parlak, İletişim Yayınları, siyaset, 168 sayfa, 2021

Ali Rıza Güngen – Borçlandırma Siyaseti (2021)

Bugün herkes borçlu.

Çünkü insanları borçlandırmak, onları sisteme bağımlı kılmanın en iyi yoludur.

Borç yönetimi ve bağımlı finansallaşma gibi alanlarda çalışan değerli iktisatçılarımızdan Ali Rıza Güngen de, Türkiye’nin hangi yollar ve aşamaları kat ederek bir borçlular ülkesine dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Çalışma bu bağlamda, Türkiye’de finans sisteminin, herkese birden fazla kredi kartı vermek, borç ve kredi temin etmek için adeta çırpınmasının ardındaki etkenleri ortaya koyuyor.

Güngen’in kitabı şu önemli gerçekliği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor: Türkiye’de piyasaya daha fazla içerilmiş, banka hesabı bulunan, kredi kullanan, faiz hesabı yapan, birikimini finansal piyasada değerlendiren yurttaş yaratma uğraşı bir projeye dönüşerek 2010’lar başında devlet kademesinde hâkim oldu.

Bu projenin uygulamaları ve sonuçlarının, Türkiye’de 1980’lerde başlayan finansallaşmanın bir veçhesini oluşturduğunu savunan Güngen, incelediği dönemi politika yapımına odaklanarak ve borç siyasetinin çelişkilerine dikkat çekerek aktarıyor.

Kitap, Türkiye’de borçlu devletine dönüşümü (borç refahı devleti inşasını) daha geniş finansallaşma tartışması içine yerleştirmesiyle büyük önem arz ediyor.

  • Künye: Ali Rıza Güngen – Borçlandırma Siyaseti: Türkiye’de Finansal İçerilme, İletişim Yayınları, iktisat, 206 sayfa, 2021

Ali Artun – Modernizm Kavramı ve Türkiye’de Modernist Sanatın Doğuşu (2021)

Türkiye’de estetik modernizmin doğuşu ve sanatın özerkleşmesi üzerine çok önemli bir çalışma.

Ali Artun, çağdaş sanat tarihinin en kilit kavramlarından biri olan estetik modernizmin 19. yüzyıl başında romantik filozoflarla başlamasından bunun Türkiye’deki macerasına uzanarak konu hakkında derinlemesine bir tartışma yürütüyor.

Artun kitabının ilk bölümünde, “estetik modernizm” ve “post-kolonyalizm” teorileriyle ilgili yazını eleştirel bir bakışla inceliyor.

Üçüncü bölüm, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı-dışı dünyadan Paris’e akan sanatçıların oluşturduğu kozmopolit ortamda modernizmin canlanmasını ele alıyor.

Dördüncü bölüm, metropoller ötesi çevre kültürlerde ve sonuncu bölüm ise, Türkiye’de estetik modernizmin doğuşu ve sanatın özerkleşmesi konularına odaklanıyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, Türkiye’deki kalıplaşmış sanat tarihi anlatısıyla yüzleşmesi.

  • Künye: Ali Artun – Modernizm Kavramı ve Türkiye’de Modernist Sanatın Doğuşu, İletişim Yayınları, sanat, 371 sayfa, 2021

Pierre Bourdieu ve Loïc Wacquant – Düşünümsel Sosyolojiye Davet (2021)

‘Düşünümsel Sosyolojiye Davet’, Pierre Bourdieu’nün otuz yıllık araştırmaları boyunca geliştirdiği toplumsal dünyalar ve pratik teorisinin epistemolojik ve metodolojik ilkelerini aydınlatan çok önemli bir yapıt.

Kitap, daha önce ‘Düşünümsel Bir Antropoloji İçin Cevaplar’ adıyla yayımlanan çalışmanın gözden geçirilmiş ve genişletilmiş versiyonu.

Bourdieu’nün eserlerine harika bir giriş niteliği taşıyan çalışma, üç bölümden oluşuyor.

İlk bölümde Loïc Wacquant, Bourdieu sosyolojisinin yapısını ve mantığını çok yönlü bir biçimde değerlendiriliyor.

İkinci bölümde Bourdieu, Wacquant’la yaptığı mülakatta sosyolog olarak entelektüel serüveninin bir muhasebesini yapıyor.

Bourdieu burada çalışmalarını; yapı, alan, strateji, habitus, kültürel sermaye, çıkar, illusio ve simgesel iktidar gibi kullandığı temel kavramlarını açıkladığı gibi, eserlerine yönelik kimi yanlış anlaşılmaların nedenlerini tartışıyor, ayrıca kendisine yöneltilen eleştirilere yanıt veriyor.

Kitabın üçüncü bölümü ise, Bourdieu’nün lisansüstü öğrencileriyle yaptığı bir araştırma seminerinde verdiği konferanslardan oluşuyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu ve Loïc Wacquant – Düşünümsel Sosyolojiye Davet, çeviren: Nazlı Ökten, İletişim Yayınları, sosyoloji, 407 sayfa, 2021

Bayram Koca – “Kürtler Aslında…” (2021)

1945-1980 yılları arasında uç sağın Kürt meselesine bakışı üzerine çok yönlü bir inceleme.

Bayram Koca uç sağ kavramıyla Türk sağı (milliyetçilik, muhafazakârlık ve İslâmcılık) içerisinde merkez sağ-muhafazakârlık dışında kalan İslâmcılık ve milliyetçilik akımları kastediliyor.

Koca, bu alanda yapılmış ilk inceleme olan çalışmasında, Soğuk Savaş sürecinde “güvenlik”, “kimlik” ve “kalkınma” kavramları ekseninde, doğrudan Kürt meselesine odaklanmak yerine uç sağın Kürt meselesine dair söylemini irdeliyor.

Uç sağın Soğuk Savaş sürecinde Kürt meselesini genel olarak “güvenlik”, “kimlik” ve “kalkınma” çerçevesinde tartıştığını belirten Koca’nın çalışması, Kürtlere yaklaşım konusunda uç sağın içinde hem milliyetçi ve İslâmcı cenahlar arasında ortaklıkları ve farklılıkları ortaya koymasıyla önemli.

Kitabın sunduğu bir diğer ilgi çekici katkı ise, Türkiye’de İslâmcıların Soğuk Savaş sürecinde ana akım İslâmcılar ve Radikal İslâmcılar şeklinde ikiye bölünmesinde, Kürt meselesine yaklaşımlarının önemli bir etken olduğunu ortaya koyması.

  • Künye: Bayram Koca – “Kürtler Aslında…”: Uç Sağın Kürtlere Bakışı, İletişim Yayınları, siyaset, 310 sayfa, 2021

Adem Yavuz Elveren – Askerî Harcamalar ve Ekonomi (2021)

Askeri harcamaların iktisadi etkilerine Marksist, liberal ve neoklasik perspektiflerden bakan önemli bir inceleme.

Adem Yavuz Elveren, kapitalist devletin şiddet aygıtlarının başında gelen ordunun kapitalizmin hayatiyeti ile ilişkisine yoğunlaşıyor, askerî harcamanın büyümedeki rolü hakkında sıkı bir analize girişiyor.

Kitapta, askeri harcamaların tarihi, askeri harcamaların iktisadi etkileri, Marksist kuramlarda askeri harcamaların kârlılık üzerindeki etkileri, askeri harcamalar ve kâr oranı bağıntısı, Türkiye’de askeri harcamaların ekonomiye etkileri askeri harcamalar ile gelir eşitsizliği arasındaki ilişki gibi önemli konular tartışılıyor.

Kapitalizm savaşlara, savaşlar düşmanlara ve düşmanlar (hep daha üstün) silahlara ihtiyaç duyar.

Bu kitap da, bu eski önermeye odaklanması, ampirik bir yaklaşımla bunu yeniden sorgulamasıyla dikkat çekici.

  • Künye: Adem Yavuz Elveren – Askerî Harcamalar ve Ekonomi: Eleştirel Bir Yaklaşım, çeviren: Çağdaş Sümer, İletişim Yayınları, iktisat, 277 sayfa, 2021

Hans-Lukas Kieser – Talat Paşa (2021)

İttihat ve Terakki’nin azametli parti lideri, Balkan Savaşları sırasında kurulan diktatoryal tek parti rejiminin önde gelen nâzırı ve Soykırım’ın mimarı Talat Paşa üzerine usta işi bir siyasi özgeçmiş.

Daha önce birçok kıymetli çalışmaya imza atmış Hans-Lukas Kieser, burada çok özgün tezlerle karşımıza çıkıyor.

Yazara göre, etno-milliyetçilik ve siyasal İslâmla güç kazanan Talat Paşa, Anadolu’da Türk ulus-devleti haline gelecek oluşumu inşa eden ilk kişiydi.

Nihai kurucu Kemal Atatürk ise, kadro ve merkezî kavramlar söz konusu olduğunda, alenen onun siyasi mirasçısıydı.

Kieser, Talat Paşa’nın, radikal bir ulusçuluğa yaslanan Osmanlı sonrası Türkiye’nin doğrudan doğruya atası haline geldiğini; Atatürk’ün selefi Talat’ın, siyasi İslâm’ın gücüne yaslanmaya devam ettiğini, Kemalistler için dinsel hegemonyanın dönüşünü devamlı bir tehdit haline getirdiğini belirtiyor.

Bu tehdidin Kemalizm sonrası dönemde neredeyse kaçınılmazlaştığını söyleyen Kieser’e göre, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki toplum tarihi ve siyasi kültür Talat Paşa’nın mirasını reddetmedi, bunun yerine, Atatürk’ün yaşam süresi boyunca devam eden bir sessizliğin ardından, 1940’larda resmî olarak baş üstünde tuttu.

Kitap, Talat Paşa’nın 1908 Jön Türk Devrimi’ndeki rolünden sürgüne ve orada öldürülmesine kadar uzanan bir aralıkta hayatını ele alıyor, Paşa’nın önceden fark edilmemiş gücüyle imparatorluğun fiili lideri olma yolunu izliyor.

Çalışma bunun yanı sıra, savaş dönemi İstanbulu’nu yansıtıyor ve Talat Paşa’nın başvurduğu yöntemlerin nasıl felaketle sonuçlandığını ve Ermeni soykırımının korkunç boyutlarını ortaya koyuyor.

  • Künye: Hans-Lukas Kieser – Talat Paşa: İttihatçılığın Beyni ve Soykırımın Mimarı, çeviren: Ayten Alkan, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2021

Kolektif – Kentlerin Türkiyesi (2021)

AKP iktidarında, Türkiye modernleşme tarihinin en dramatik dönüşümleri yaşandı.

Bu güzel kitap ise, Adana-Mersin, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Samsun ve Van’ın, 2000’li yıllardan itibaren AKP’nin uyguladığı ekonomi politikalarından sonra nasıl dönüştüğünü izliyor.

Çalışma, küreselleşme ve politika arasındaki diyalektik ilişkiyi odağa alarak, küreselleşmenin son evresinde tanık olunan mekânsallıkları politik olarak inşa olunan, kendi içinde çelişki ve çatışmalar barındıran bir süreç olarak irdeleyerek açılıyor.

Kitabın devamında da,

  • Türkiye’nin kentleşme tarihinin temel nitelikleri ve dönüm noktaları,
  • 2000’li yıllarda kent-bölge oluşumlarını biçimlendiren maddi yapıları ve politik süreçler,
  • İkinci Dünya Savaşı sonrasını izleyen üç ayrı alt dönemde Türkiye kentleşmesini biçimlendiren yasal, kurumsal, politik ve ekonomik dinamikler,
  • 2000’li yıllarda Anadolu kentlerinin içinden geçtiği ekonomik dönüşüm süreci,
  • Adana-Mersin, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Samsun ve Van’ın ulusal ölçekte birbirlerine kıyasla konumlarının ne yönde değiştiği, bu süreçte kentlerin ulus-üstü ölçeklerle ne derece eklemlendiği ve tüm bu sürecin toplumsal kalkınma açısından ne ölçüde tatminkâr sonuçlar ürettiği,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Kitabın yazarları ise şöyle: Fırat Genç, Çağlar Keyder, E. Fuat Keyman ve Ayşe Köse Badur.

  • Künye: Fırat Genç, Çağlar Keyder, E. Fuat Keyman ve Ayşe Köse Badur – Kentlerin Türkiyesi: İmkânlar, Sınırlar ve Çatışmalar, İletişim Yayınları, kent çalışmaları, 248 sayfa, 2021