Valéry Giroux ve Renan Larue – Veganizm (2021)

Veganizm, hisleri olan canlıları köleleştirmeye, onlara uygulanan kötü muamelelere ve onları öldürme eylemine, mümkün olduğunca ortak olmamaktır.

Bu sebeple veganlar hayvan istismarı içeren tüm ürünlerden, tüm hizmetlerden ve tüm eylemlerden kaçınmaya özen gösterirler.

Ne mutlu ki, hayvanları köleleştirmenin temelleri ve meşruiyeti artık yüksek sesle sorgulanıyor..

Valéry Giroux ve Renan Larue’nin vegan felsefesi ve veganizmin tarihi üzerine bu enfes çalışması da, bu sorgulamada bize rehber olacak nitelikte.

Kitap, kimi zaman alay konusu olan, çoğu zamansa sanayicileri ve hayvan sömürüsünden kâr elde edenleri kızdıran veganizmi hayvanlara eziyet etmeme çerçevesinin yanı sıra, doğaya, dünyaya, bizzat insanlara olan faydaları açısından da düşünerek bu felsefeyi daha geniş bir bağlama yerleştirmesiyle dikkat çekiyor.

Kitabın ilk bölümünde, hayvan sömürüsünün güçlü bir direnişi nasıl harekete geçirdiğini görüyoruz.

İkinci bölümde, Antik Çağ’daki öncüllerinden, hayvan etiği hakkındaki en yeni gelişmelere kadar vegan felsefesinin kendine has yönleri ele alınıyor.

Akabinde günümüz veganlarının portresi çiziliyor ve onların −özellikle internetin doğuşuyla− oluşturduğu topluluk inceleniyor.

Son olarak da, veganizmin sadece hayvanlara eziyet etmeyi reddetmenin pratik bir sonucu olmaktan ibaret olmadığı, aynı zamanda onların özgürleşmesi için siyasi bir araç da olduğu gözler önüne seriliyor.

  • Künye: Valéry Giroux ve Renan Larue – Veganizm, çeviren: Z. Hazal Louze, İletişim Yayınları, inceleme, 104 sayfa, 2021

Kolektif – Günebakan Düşlerimiz (2021)

Kültür, kamusallık ve tecrübe üzerine nitelikli derlemeler.

Parlak Yıldızlardık O Zaman’dan sonra, Türkiye’de kültür incelemeleri alanında öncü isimlerden olan Meral Özbek Hoca’ya armağan olarak hazırlanmış ikinci kitap olan ‘Günebakan Düşlerimiz’, farklı kentsel mekân deneyimlerinden okul karşıtı kültüre, feminizmden erkeklik krizine pek çok konuyu irdeliyor.

Kitapta,

  • Incel deneyimi bağlamında erkeklik krizi ve nefret,
  • Müşterekler, kamusal alan ve tecrübe,
  • Aslı Tohumcu olayı bağlamında lincin sosyal medya hali,
  • İdam cezası karşıtı bir Osmanlı aydını olarak Ahmed Midhat Efendi,
  • Arendt-Heidegger ilişkisinin izdüşümünde bağışlama, dostluk ve aşk,
  • Kamusal-özel alan ikiliğinin ötesinde feminist bilinç yükseltme grupları,
  • Walter Benjamin’in düşüncesinde bir kavşak noktası olan “Deneyim Yoksulluğu”,
  • Orhan Gencebay Arabeski’nin yazıldığı yıllarda kebap ve kültür,
  • 1930’lu yıllarda İstanbul’daki yeni evlerde yaşam deneyimi,
  • Okul karşıtı kültür ile sınıfsal aidiyetler arasındaki ilişki,
  • Ve kent mekânında deneyim ve tecrübe gibi, ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Tülin Ural, Bahadır Vural, Leyla Bektaş Ata, Ebru Aykut, Nacide Berber, Fatmagül Berktay, Diler Bulut, Aykut Çelebi, Begüm Özden Fırat, Ceren Lordoğlu, Ebru Mocoş, Burak Onaran ve Alev Özkazanç.

  • Künye: Kolektif – Günebakan Düşlerimiz: Kamusallık, Gündelik Hayat ve Tecrübe Üzerine Yazılar (Meral Özbek’e Armağan 2), derleyen: Tülin Ural ve Bahadır Vural, İletişim Yayınları, kültürel çalışmalar, 312 sayfa, 2021

Esra Kaya Erdoğan – “Bayağı Kalabalığız” (2021)

Diplomalı işsizlik korkunç seviyelerde, fakat bunun toplumsal ve politik sorumluluğu sürekli görmezden geliniyor.

Esra Kaya da bu önemli incelemesinde, diplomalı işsizliğini bir toplumsal deneyim olarak bütün yönleriyle mercek altına alıyor.

Derinlemesine görüşme ve gözlemlere dayanan çalışma, diplomalı işsizliğin yaşa ve toplumsal cinsiyete göre nasıl yapılandığına da bakarak, geçim sorununun ötesinde çok yönlü bir tahribata yol açtığını gözler önüne seriyor.

Diplomalı işsizliğin en çarpıcı ve yakıcı yönü, özellikle diplomalı işsizlerin, kendi işsiz oluşlarının sorumlusu olarak görülmesi ve onların da kimi zaman kendilerini öyle hissetmeleri.

Oysa bu çalışma, sorunun bireysel olmaktan çok, daha köklü ve yapısal bir sorun olduğunu ayrıntılı bir şekilde gösteriyor.

Diplomalıların deneyimleri ve anlatılarının yol göstericiliğinde üniversite yaşamından işsiz günlere uzanan izlekte işsizliğin çeperlerini, diplomalı işsizliğinin ayırt edici yanlarını, nüanslarını arayan Erdoğan, şöyle diyor:

“Diplomalı işsizliğin küresel bir sorun olduğu ve hatta gelecekte dünyanın gündemini daha fazla meşgul edeceği aşikâr. Ancak diplomalı işsizliğini bir politik kavrayış olarak sadece ‘küresel’ ve ‘kaçınılmaz’ sorun alanları torbasına atmak, yaşanan tahribatın toplumsal ve politik sorumluluğunu örtmek anlamına da gelir. Meselenin sadece yapısallığını ve ölçeğini öne çıkaran bu nevi yaklaşımlar sonuç olarak işsizliğin tekil olarak diplomalıların sorunu olduğu kanaatini yeniden üretir.”

  • Künye: Esra Kaya Erdoğan – “Bayağı Kalabalığız”: Üniversiteli İşsizliği, İletişim Yayınları, sosyoloji, 263 sayfa, 2021

Muzaffer Şakar – Kadıdan Hâkime (2021)

Bağımsız ve tarafsız olduğu dillerden düşmeyen yargı, nasıl oluyor da bu kadar kolaylıkla manipüle edilebiliyor?

Muzaffer Şakar, Osmanlı’da kadılık, Cumhuriyet dönemindeyse hâkimlik teşkilatının inşası ve yürütülüş biçimi üzerine çok iyi bir tarihsel analizle karşımızda.

‘Kadıdan Hâkime’, hukuka sosyolojik, tarihsel ve felsefi bir bakış açısıyla yaklaşmasıyla bilhassa dikkat çekiyor.

Çalışma, bizde hukuktan ziyade devlete; adaletten ziyade bürokrasiye göre hizalanan yargının seyrini gözler önüne sermesiyle, konuyla ilgilenen herkesin kitaplığında bulunmalı.

  • Künye: Muzaffer Şakar – Kadıdan Hâkime: Bir Mesleğin Yolculuğu, İletişim Yayınları, hukuk, 296 sayfa, 2021

Kolektif – Bir Ahir Zaman Babil’i: Urfa (2021)

Etnik ve kültürel çoğulluyla Urfa, rengârenk bir kaosun canlı ritmidir.

Bu usta işi derleme de, Urfa’nın farklı kimlikleri, hayat tarzları ve kültürleriyle bir ahir zaman Babil’i olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor.

Kitapta,

  • Urfa aşiretleri,
  • Son otuz yılda Urfa’da kalkınma,
  • Urfa’da siyaset,
  • Urfa’da dindarlık,
  • Bir varlık mücadelesi olarak Urfa’da kadın hareketi,
  • “Urfa erkekliği”,
  • Urfa’nın mutfak ve yemek kültürü,
  • Urfa müziği,
  • Halfeti yerel müziği, Halfetili müzisyenler ve sözlü kültür,
  • Ve Çirkin Kral Yılmaz Güney’den İmparator İbrahim Tatlıses’e Urfa’nın kültür ikonları gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Oya Açıkalın, Sedat Anar, Suavi Aydın, Ali Fuat Bilkan, A. Celil Kaya, Erdinç Kineşçi, Özge Özdemir, Furkan Dilben, Fuat Şen, A. Nevin Yıldız ve Eren Yüksel.

  • Künye: Kolektif – Bir Ahir Zaman Babil’i: Urfa, derleyen: A. Nevin Yıldız, İletişim Yayınları, şehir, 336 sayfa, 2021

Abdulazim Şimşek – “Komünistin Eşkâli” (2021)

Sağcıların antikomünizm tariflerindeki fecaat ve kötücül dil, onların dünya görüşleri hakkında bize çok şey söyler.

Abdulazim Şimşek bu enfes çalışmasında, Soğuk Savaş’ın en hararetli döneminde, Türkiye’de antikomünizmin nasıl anlaşıldığını ve nasıl bir işlev gördüğünü irdeliyor.

Soğuk Savaş yıllarında Amerika’nın etkisi ve Sovyetler’in korkusuyla güdülen antikomünist politikanın mahiyetini daha iyi kavramak açısından son derece önemli olan çalışma, çok partili hayata geçiş sürecinden 1950 seçimlerine kadar Türkiye’de antikomünist faaliyetleri irdeleyerek başlıyor.

Çalışmanın devamında ise, antikomünist teşkilatlar ve dergiler ile Soğuk Savaş yıllarında komünizmle mücadeleyi kendine misyon edinen dernekler irdeleniyor.

Çalışmanın en renkli kısımlarının başında ise, “Türkiye’de Antikomünizme ‘Adanmış Ruhlar’” başlığı altında, biri sosyalizmden gelen Aclan Sayılgan’la beraber beş aydının komünizme yönelik eleştirilerinin özetlendiği ve değerlendirildiği bölüm geliyor.

Şimşek’in çalışması, konu ve dönem hakkındaki yorumlara önemli bir katkı sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Abdulazim Şimşek – “Komünistin Eşkâli”: Türkiye’de Antikomünizm (1945-1971), İletişim Yayınları, inceleme, 416 sayfa, 2021

Norman Ohler – Harro ile Libertas (2021)

Nazi diktatörlüğüne karşı mücadele etmiş bir çiftin aşk ve direnişle iç içe geçen hikâyesi.

Norman Ohler, yıllar içinde çevrelerinde yüzden fazla kişi toplaşmış ve parlak bir şebeke meydana getirmiş Harro ve Libertas Schulze-Boysen’in görkemli hayatını anlatıyor.

‘Harro ile Libertas’, Nazi iktidarına karşı yürütülmüş bir direniş mücadelesini anlatıyor.

Yasadışı bildiri dağıtarak, anti-faşist müttefik güçler için istihbarat toplayarak, hayati tehlikede olanlara yardım ederek rejime direnen, daha sonra “Kızıl Orkestra” diye adlandırılacak bir grup…

Son derece esnek, karmakarışık bir ilişki ağı: Muhafazakârlar, milliyetçiler var, liberaller, sosyal demokratlar, komünistler var, belirli bir siyasi fikre bağlı olmayanlar var.

Aristokratlar, akademisyenler, sanatçılar, memurlar, subaylar, işçiler var.

Yaşlılar var, gençler var.

Kadın-erkek, yaklaşık yarı yarıya.

Direniş ağının merkezinde, ikisi de milliyetçi-muhafazakâr aile ve muhitlerden gelen tutkulu bir genç̧ adam ve tutkulu bir genç kadın yer alıyor: Kitaba adlarını veren Harro ile Libertas’tır bunlar.

Direniş hikâyesi, ikisinin aşk hikâyesiyle iç içe geçiyor.

İşte Norman Ohler bu trajik hikâyeyi geniş bir dokümantasyona dayanarak, roman akıcılığında anlatıyor.

  • Künye: Norman Ohler – Harro ile Libertas: Bir Aşk ve Direniş Hikâyesi, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, siyaset, 376 sayfa, 2021

Kolektif – Ulus Baker’i Okumak (2021)

Ulus Baker’in yazılarını estetikten tarihe, felsefeden sosyolojiye, farklı ilgi ve bilgi alanlarıyla etkileşime açan usta işi bir derleme.

Ulus Baker’in yazdıkları, kalıcı izler bıraktı.

2015’ten beri “Ulus Baker Okumaları” adıyla onun metinlerinden biri etrafında hazırlanan sunuşlar ve yürütülen tartışmalar, bu kitapta bir araya getirilmiş.

Çalışma bu yönüyle, Baker’in “derinlere daldıran, uzaklara götüren” yazılarının hakkını veren bir seçki niteliğinde.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Şükrü Argın, Ali Artun, Mustafa Çağlar Atmaca, Eylem Canaslan, Özge Çelikaslan ve Alper Şen, Gülsüm Depeli, Toros Güşen Eşgün, Beliz Güçbilmez, Can Gündüz, Ahmet Gürata, Fulden İbrahimhakkıoğlu, Emre Koyuncu, Barış Mücen, Oktay Özel, Mehmet Şiray, Özgür Taburoğlu, Latif Yılmaz ve Hakan Yücefer.

  • Künye: Kolektif – Ulus Baker’i Okumak (2015-2019), derleyen: Onur Eylül Kara, İletişim Yayınları, sosyoloji, 352 sayfa, 2021

Lilia Zaouali – Ortaçağ’da İslâm Mutfağı (2021)

İslam mutfak geleneği tarih içinde büyük dönüşümler geçirdiği gibi, Avrupa mutfağını da derinden etkiledi.

Lilia Zaouali, Ortaçağ İslam mutfağı üzerine müstesna bir çalışmayla karşımızda.

İslam yemek kültürünün Persler, Bizans, Romalılar, Çin, Hindistan, Türk ve onlarca medeniyetle nasıl bir iletişim içinde olduğunu gözler önüne seren Zaouali, kapsayıcı bir tarih anlatısıyla dönemin yemek kültürü üzerine esaslı bir bilgi kaynağı ortaya koyuyor.

Kuzey Afrika’dan Bereketli Hilal’e ve ötelere uzanan geniş bir coğrafyada kullanılan mutfak eşyalarına, baharatlara değinen; gelenek ve göreneklerin sofra üzerindeki etkisini ele alan; gerek saraylardaki gerek evlerdeki yemek alışkanlıklarına göz atan; kültürler arasındaki yoğun etkileşimi sergileyen Zaouali ufuk açıcı ve zenginleştirici bir eser ortaya koyuyor.

174 yemek tarifi de barındıran ‘Ortaçağ’da İslâm Mutfağı’, karmaşık pişirme teknikleri ve geniş yemek yelpazesiyle dönemin Avrupa mutfağına göre katbekat gelişmiş Ortaçağ Arap mutfağını daha yakından tanımak, hatta belki sofralarımıza misafir etmek için eşsiz bir kaynak.

  • Künye: Lilia Zaouali – Ortaçağ’da İslâm Mutfağı: Kısa Bir Tarihçe Eşliğinde 174 Yemek Tarifi, çeviren: Barış Baysal, İletişim Yayınları, yemek, 192 sayfa, 2021

Serbülent Şengün – Sesini Biraz Açabilir miyim? (2021)

1980’li yılların müziğinin, kültürünün keyifle okunacak bir hikâyesi bu kitapta.

O süreci dört ülke, altı şehir, yedi okul değiştirerek yaşamış Serbülent Şengün’ün bizlere anlatacak çok şeyi var.

Küreselleşme söylemlerinin coştuğu dönemin hemen öncesini anlatan Şengün, kişisel bir pencereden ve kişisel anılar eşliğinde 1990’da biten iki kutuplu dünya sürecinin son on iki yılını aktarıyor.

Şengün, çocukluğunu 1980’li yıllarda geçiren birçok yaşıtı gibi Amerika ve Sovyetler Birliği arasında iki kutba bölünmüş bir dünyada doğan, zamanla bu kutuplardan birinin ortadan kalkıp dünyanın “küreselleşmesine” tanık olan biri.

Onu yaşıtlarından farklı kılan önemli bir özelliğiyse çocukluğundan lise döneminin sonuna kadar dört ülke, altı şehir, yedi okul değiştirmiş olması: Stockholm, Ankara, Tel-Aviv, İstanbul, Gümülcine, Nürnberg.

Birbirinden farklı birçok kültürle ve yaşam biçimiyle hemhal olan Şengün, küreselleşme öncesindeki dünyanın hikâyesini dönemin saç modelleri, giyim kuşam modaları, film ve dizileri, kahramanları, popüler eşyaları, spor etkinlikleri ve esas olarak bir tür müzikal tanıklık üzerinden aktarıyor.

Kitap aynı zamanda, barındırdığı karekodlar sayesinde, kitabı okurken dinlenebilecek şarkılar da barındırıyor.

  • Künye: Serbülent Şengün – Sesini Biraz Açabilir miyim?: Küreselleşme Öncesi Dünyanın Müzikal Hikâyesi, İletişim Yayınları, müzik, 239 sayfa, 2021