Dilara Buket Didin – Doğa Bilimlerinin Hukuk Felsefesine Etkisi (2021)

Doğa bilimleri ile hukuk arasında pek ilişki yoktur diye düşünürüz.

Dilara Buket Didin ise, belli bir dönemin evren, insan ve bilim anlayışı ile hukuk anlayışı arasında nasıl sıkı bir ilişki olduğunu gözler önüne seriyor.

Doğa bilimlerinde yaşanan gelişmelerle hukuka ilişkin görüşler arasında bir bağlantı bulunduğu düşüncesi, en azından hukukçular arasında alışık olunan bir düşünce değil.

Oysa belli bir dönemin evren, insan ve bilim anlayışı ile hukuk anlayışı arasında yakın bir bağlantı söz konusu.

Hukuk, insan düşüncesindeki büyük kırılmalardan ve dönüm noktalarından sanıldığından çok daha derinden etkilenir.

İşte bu yüzden eldeki çalışma, doğa bilimleri ile hukuk felsefesi arasındaki bağlantının mevcudiyetini ve mahiyetini tespit etmesi, doğa bilimlerinde yaşanan gelişmelerin hukuk felsefesine etkisinin açığa çıkarmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Dilara Buket Didin – Doğa Bilimlerinin Hukuk Felsefesine Etkisi: Modern ve Postmodern Paradigma Ekseninde Bir Değerlendirme, Lykeion Yayıncılık, hukuk, 238 sayfa, 2021

Scott Turow – Harvard Hukukta İlk Yıl (2021)

Bugünkü Türkiye’de iyi bir hukukçu olmak, bilakis çok önemli.

Ünlü avukat Scott Turow’un Harvard hukuk fakültesindeki ilk yılındaki deneyimlerini barındıran bu kitap da, özellikle mesleğe yeni adım atacak her hukukçunun başucu kitabı olmaya aday.

Hukuk fakültesinde ilk yıl; korkuların ve zaferlerin, depresyonların ve sevinçlerin, mecburi çalışmanın, acımasız rekabetin ve nihayet kitlesel histerinin yılıdır.

Turow, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en eski, en büyük, en saygın hukuk fakültesindeki ilk yılını anlatıyor.

Turow’un, birinci sınıf öğrencilerinin “H1ler” olarak adlandırıldığı Harvard Hukuk Fakültesi’ndeki deneyimleri, her yerdeki birinci sınıf hukuk öğrencilerininkiyle paraleldir.

Kitap, bir yandan ABD’deki hukuk eğitimine dair önemli ve yerine göre eleştirel bilgiler verirken, diğer yandan bir hukukçu adayının zorlu bir tecrübedeki dönüşümünü sürükleyici bir dille anlatıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Beyzbolda çaylaklık yılıdır. Askeriyede intibak. Hayat devam ederken benzer sınavlar, kabul edilme dönemleri vardır; çıraklar kendi beceriksizliklerinin kurbanı olmaya zorlanır; hayatta kalmak için, yapacakları işin gerektirdiği asgari becerileri bir şekilde öğrenmek zorundadırlar.

Hukukçu olmak isteyenler için kendini kanıtlama vakti, hukuk fakültesinin birinci sınıfıdır.”

  • Künye: Scott Turow – Harvard Hukukta İlk Yıl, çeviren: Ertuğrul Uzun, Lykeion Yayıncılık, hukuk, 317 sayfa, 2021

Jonathan Wolff – Siyaset Felsefesine Giriş (2021)

Siyaset felsefesinin temel soruları hakkında iyi bir giriş.

Jonathan Wolff, kavramsal tartışmaların ötesine geçerek sınıf, devlet ve mülkiyet konularında kışkırtıcı sorular sorarak siyaset felsefesinin derinliklerine iniyor.

  • Devlet olmasaydı hayat nasıl olurdu?
  • Devleti meşru kılan nedir?
  • Kim yönetmeli?
  • Vatandaş ne kadar özgürlüğe sahip olmalıdır?
  • Mülkiyet nasıl adil bir şekilde dağıtılmalıdır?

Çalışma,  siyaset felsefesinde yer alan temel sorunları ve bu sorunlara yanıt vermeye yönelik geçmişteki çabaları değerlendiriyor.

Wolff; diğer filozofların yanı sıra Platon, Hobbes, Locke, Rousseau, Mill, Marx ve Rawls’ın eserleri ile filozoflar arasındaki tartışmaların nasıl geliştiğini incelemekte ve bu kışkırtıcı sorulara olası cevaplar arıyor.

Yazar, konuyu bir dizi kalıcı ve zamansız soru aracılığıyla araştırıyor, en etkili cevapları keşfetmek ve siyaset felsefesinin çağdaş meseleleri anlamak için yüzyıllar ve binyılları arşınlıyor.

Kitabın son bölümü, ırk, cinsel yönelim, engelli çokkültürlülüğü ve küresel adalet hakkındaki kuramsallaştırmada yeni gelişmelere ayrılmış.

Siyaset felsefesindeki temel sorulara ilişkin merak uyandıran çalışma, açıklık ve konuşma tarzını birleştiren yapısıyla siyaset felsefesine ideal bir giriş kitabı.

  • Künye: Jonathan Wolff – Siyaset Felsefesine Giriş, çeviren: Fahri Bakırcı, Lykeion Yayıncılık, felsefe, 248 sayfa, 2021

Richard Susskind – Yarının Hukukçuları (2021)

Türkiye’nin en büyük sorunların başında adalet gelir.

Richard Susskind, azimli hukukçuların adalet sistemini çağdaşlaştırabilmek için neler yapabileceğini anlatıyor.

‘Yarının Hukukçuları’, yeni hukuk düzenini tanıtan, hukuk alanında kariyer hedefleyenlere ve iş kurmak isteyenlere gerçekçi tavsiyelerde bulunmasıyla dikkat çekiyor.

Peki, azimli hukukçular için önümüzde ne tür ihtimaller var?

Susskind, gelecekte ortaya çıkabilecek mesleklere ve işverenlere dair tahminlerde bulunuyor ve müstakbel hukukçuları şimdiki ve gelecekteki işverenlerine sorabilecekleri etkili sorularla donatıyor.

Kitap, hızla değişen hukuk düzeninde yarışta kalmak isteyenler için geleceğin hukuk düzenine dair esaslı bir harita.

  • Künye: Richard Susskind – Yarının Hukukçuları: Mesleğin Geleceğine Bir Giriş, çeviren: Çağdaş Özcan, Lykeion Yayıncılık, hukuk, 207 sayfa, 2021

Jonathan Sumption – Mahkemelerin Yükselişi (2021)

Yargıçlar kanunları yorumlamak yerine giderek kanun koyucu gibi davranıyor.

Jonathan Sumption, yasama organı ile yargı erki arasındaki yetki karmaşasının çözümü için siyasileri daha fazla sorumluluk almaya çağırıyor.

Son birkaç on yıldır, dünyanın her yerindeki yasama organları tıkanıklıktan mustarip.

Demokrasilerde yasalar ve politikalar yapılır yapılmaz kaldırılıyor.

Görünen o ki yasama meclisleri ilerleme veya fikir birliği sağlayamıyor; dahası mahkemeler seçilmişlerin almış olduğu kararları sıklıkla bozuyor.

Etkin siyasilerin yokluğu karşısında, pek çok kişi, siyasi ve ahlaki sorunların çözümünde mahkemelerden medet umuyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’taki Yüksek Mahkemelerin veya Strazburg’daki Avrupa Mahkemesinin kararları tartışmayı sona erdiriyor gibi görünse de bölünme ve tartışmalar azalmıyor.

Esasen, demokratik hesap verebilirliğin yokluğu radikalleşmeye yol açıyor.

Yargı erkinin altından kalkamayacağı kadar iş üstlenmesi, siyasilerin eksikliklerini gidermeye yetmemektedir.

Bu durum özellikle insan hakları alanında akut hale gelmiş durumda.

Örneğin, kürtaj ve mahkûmların oy kullanma hakları konularında kim karar vermeli? Seçilmiş siyasiler mi yoksa atanmış yargıçlar mı?

İlk olarak 2019 yılında BBC Reith Derslerinde ortaya konan görüşlerini genişleten Sumption, bazı sorunları siyasilere geri döndürmenin zamanının geldiğini savunuyor.

  • Künye: Jonathan Sumption – Mahkemelerin Yükselişi: Yasamanın Gerileyişi ve Hukuk Üzerine, çeviren: Anıl Aygen, Lykeion Yayıncılık, hukuk, 93 sayfa, 2021