Ö. Sıla Durhan ve Yekta Özgüven – Mısır Çarşısı’nı Düşünmek (2021)

İstanbul’un tarihi, mimari ve kültürel mirasında büyük payı olan Mısır Çarşısı üzerine kapsamlı bir inceleme.

Ö. Sıla Durhan ve Yekta Özgüven, Mısır Çarşısı’nın geçirdiği değişim ve dönüşümleri izliyor.

Yeni Cami Külliyesi’nin yapılarından biri olarak inşa edildiği 17. yüzyıldan günümüze uzanan bir aralıkta, farklı yoğunluklarda da olsa, bir aktarlar ya da baharat çarşısı olma işlevinin süreklilik göstermesi; yüzyıllardır İstanbul’un en canlı ticaret bölgelerinden biri olan Eminönü’nde yıkımlar, inşalar, eklemeler içeren çeşitli müdahaleler geçirerek fiziksel ve ekonomik olarak ayakta kalabilmiş olmasıyla önem taşıyan, ancak şimdiye kadar pek az araştırılmış Mısır Çarşısı üstüne, Durhan ve Özgüven’den bir araştırma projesinden kitaba uzanan titiz ve detaylı bir çalışma.

Kitap, yakın çevresi ile birlikte Mısır Çarşısı’nın geçirdiği değişim ve dönüşümlere odaklanarak bunların tarihsel izlerini araştırmakla birlikte bu izlerin, mekândaki, düşüncelerdeki, pratiklerdeki tezahürlerini de ele alıyor.

Başlığında vurgulanan “Mısır Çarşısı’nı Düşünmek” ise yapının var olduğu süreçleri kavramak anlamını taşıyor.

Bu yönüyle kitap, çarşının hangi toplumsal ve zamansal bağlamlarda, yani hangi ortam ve koşullarda varlık kazandığını düşünme, bu mekânı çok yönlü kavrama olanağı sağlıyor.

  • Künye: Ö. Sıla Durhan ve Yekta Özgüven – Mısır Çarşısı’nı Düşünmek: Mekânsal Pratikler, Özneler, Gündelik Yaşam, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yayınları, tarih, 391 sayfa, 2021

Cengiz Sinan Çelik – Serdestan (2021)

“Geçmişimin ve geleceğimin çatal sesinde kavmim

Katilini arıyordu.”

‘Serdestan’, yirmi dört yıldır cezaevinde bulunan Cengiz Sinan Çelik’in kadim Mezopotamya toprakları ve efsaneler ile tanığı ve mağduru olduğu yakın tarihle ördüğü şiirlerini bir araya getiriyor.

Kitap, esasında, Çelik’in elli dört gün süren işkenceli sorgu sonrasında tutuklanması ve devamında müebbet hapse mahkûm edilmesinin ürünü.

Buna rağmen buradaki şiirlerde ne ağırlaştırılmış hüzün ne de yazıklanma var.

Kitaba adını veren şiirden bir alıntı:

“Kaygılanmayın!

Bir gül nasıl katlanıyorsa dikenine

Sırrımın ahı vebaliyle öylece kanıyorum yüreğime.

Kurbanıyım usulluğunuzun.

Kaygılanmayın!

Gecikmeden ve inan olsun ki –tamahkârlığınızın

sebebi–

bir parça ekmeğinize de elimi sürmeden, usulca

ama tükürerek acımı cehennemateşi

parçalanmışlığınıza

gideceğim!

Yolum uzun…

(…)”

  • Künye: Cengiz Sinan Çelik – Serdestan, Ayrıntı Yayınları, şiir, 160 sayfa, 2021

Karen Armstrong – Tanrı Adına Savaş (2021)

‘Tanrı Adına Savaş’, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamda, korkunç örneklerine tanık olduğumuz köktendincilik hakkında iyi bir inceleme.

Karen Armstrong, bizi, militan dindarlığı ciddiye almaya ve onunla baş etmeye yönelik stratejiler geliştirmeye davet ediyor.

Geniş kapsamı kadar ayrıntılarıyla da önem arz eden çalışma, köktendinciliğin zorla kontrol altına alınamayacağını ve eğer yenilgiye uğratılmak isteniyorsa öncelikle anlaşılmak zorunda olduğunu ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Konuyu orta çağdan 19. yüzyıla ve oradan 20. yüzyılla uzanarak irdeleyen Armstrong’un çalışması, din ve politikayla çok az ilgisi olanlara da hitap edecek türden.

  • Künye: Karen Armstrong – Tanrı Adına Savaş: Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamda Köktendincilik, çeviren: Murat Erdem, Alfa Yayınları, inceleme, 625 sayfa, 2021

Evren Şar İşbilen – Zeus’un Kadınları (2021)

Zeus, kadın düşmanlığının feriştahıydı.

Evren Şar İşbilen de bu özenli çalışmasında, binlerce yıllık ana tanrıça kültünün toplumda nasıl sistematik olarak değersizleştirildiğini ve eril erkin toplumu şekillendirmede mitlerden nasıl faydalandığını ortaya sererek Zeus ve birlikte olduğu kadınların hikâyelerini feminist bir çerçeveden okuyor.

Mitolojik öyküler, içinde yeşerdikleri toplumun görüş, düşünüş ve duyuş şekillerini, toplumun siyasi ve sosyal yapılanmasını dışa vuran hatta yorumlanma biçimleri üzerinden düşünce tarihinin izdüşümlerini yansıtan karmaşık yapılardır.

Böylece bu hikâyelerin ardındaki toplumsal dinamiklerin ortaya çıkarılmasında kalıplaşmış yorumların ötesine geçilebilmesi için tarih, sosyoloji ve antropoloji bilimleri adeta birbirine muhtaçtır.

Tüm bunların paralelinde eldeki çalışma, alışılagelen klasik alegorik değerlendirmelerin dışına çıkarak ilk kez, Zeus’un hayatına giren kadınları Zeus’un varlığı ile birlikte bir bütün olarak değerlendirmiş ve gerek mitoloji gerekse Yunan kültür tarihi açısından önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitap bu yönüyle Zeus ile kadınlarını, eğlenceli birer anekdot olmanın ötesine taşıyor ve Yunan dünyasında tohumları atılarak günümüze kadar ulaşan cinsiyet ayrımcılığının, Yunan dini yapısındaki köklerine ışık tutuyor.

  • Künye: Evren Şar İşbilen – Zeus’un Kadınları: Antik Yunan Toplumunda Kadın Konumlanmasına Zeus Merkezli Bir Bakış, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 112 sayfa, 2021

Roland Barthes – Moda Sistemi (2021)

‘Moda Sistemi’, göstergebilimi kültürel bir olguya uygulayan klasikleşmiş bir yapıt.

Roland Barthes, modadaki anlamlama sistemini açığa çıkararak insanın giysisiyle ve sözüyle nasıl anlam ürettiğini gözler önüne seriyor.

Beklenmedik ama yine de düzenli, her zaman yeni ve anlaşılır olan moda, psikologların, estetikçilerin, sosyologların hep ilgisini çekti.

Ancak Barthes modayı bambaşka bir bakış açısıyla ele aldı.

Basın betimlerini kullanarak onu kavravıp modada bir anlamlama sistemini açığa çıkardı ve böylece modaya gerçek bir semantik çözümleme uyguladı.

Artık klasikleşen bu kitap göstergebilimin kültürel bir olguya uygulamasının en parlak örneklerinden biri.

  • Künye: Roland Barthes – Moda Sistemi, çeviren: Ayşe Meral, Hayalperest Kitap, sosyoloji, 350 sayfa, 2021

Valerie Hansen – İpek Yolu (2021)

İpek Yolu üzerine harika bir arkeolojik ve tarihsel çalışma.

Seyahat güzergâhında yer alan sekiz arkeolojik kazı alanını inceleyen Valerie Hansen, aynı zamanda ortaçağ Çin keşişlerinin günlüklerinden kadınların kaleme aldığı mektuplara zengin bir arşivden besleniyor.

Dünya tarihine yön veren İpek Yolu tam olarak nedir?

Akla hemen çöl kumlarının üzerinde, Çin’den Roma’ya yol alan bir deve kervanı geliyor.

Ama gerçek bundan daha farklı ve ilgi çekici.

‘İpek Yolu’nda Valerie Hansen, bereketli ticaret rotalarına, kültürlerarası etkileşime, İpek Yolu ekonomisine ve arkeolojik şaheserlere dair bilinmeyenlere ışık tutuyor.

Hansen, seyahat güzergâhında yer alan sekiz arkeolojik kazı alanını inceliyor.

Çangan’dan Semarkand’a kadar uzanan bu coğrafi araştırmada tüccarların, hacıların, gezginlerin iç içe geçtiği kozmopolit toplulukların izini sürüyor.

Kültürel çeşitliliğin yanı sıra dini zenginliklere de değiniyor.

‘İpek Yolu’, ortaçağ Çin keşişlerinin günlüklerinden, hukuki belgelerden, kadınların kaleme aldığı mektuplardan, kasaba tasvirlerinden, yasal ve dini dokümanlardan oluşan zengin bir arşivden besleniyor.

Çalışma, İpek Yolu’nun Moğol hâkimiyetinde olduğu döneme dair belgelerle de destekleniyor.

  • Künye: Valerie Hansen – İpek Yolu, çeviren: İlkem Topal, Nora Kitap, tarih, 336 sayfa, 2021

Andy Hargreaves ve Michael Fullan – Profesyonel Sermaye (2021)

Eğitimi daha iyi hale getirmenin tek yolu öğretmenlik mesleğini onurlandırmak ve geliştirmektir.

Andy Hargreaves ve Michael Fullan’ın bu değerli çalışması, eğitim alanında birçok ülkede başarısız olan reform hareketlerinin keskin bir eleştirisi ve güçlü bir manifesto olarak okunmalı.

Yazarlar, deneyimsiz, hem ucuz ve kısa sürede umutlarını kaybeden bir öğretim kadrosuyla sonuçlanan politikalara karşı duruyor hem de öğretmenliğin geleceğini dönüştürmek için çığır açan yeni bir gündem oluşturuyor.

Fikirlere, kanıta dayalı ve stratejik olarak güçlü kitap, öğretmenlerin ve öğretmenliğin artık eskimiş argüman ve klişeleriyle mücadele etmeye ve öğretmenlik mesleğinden, onu destekleyen sistemlerden daha fazlasını talep ederek mevcut gidişatın nasıl değiştirilebileceğine dair zengin bir içerik ve metodoloji sunuyor.

Çocukların eğitimine önem verenlerin asla görmezden gelmemesi gereken bir kitap.

  • Künye: Andy Hargreaves ve Michael Fullan – Profesyonel Sermaye: Çocuklar İçin Daha İyi Bir Eğitim Mümkün!, çeviren: Burak Şen, Sola Unitas Yayınları, eğitim, 296 sayfa, 2021

Lev Sedov – Kızıl Kitap (2021)

 

Lev Sedov’un kaleme aldığı ‘Kızıl Kitap’, Stalin’in Bolşevik kadroları hedef alan ve 16 sanığın tamamının vurularak ölüme mahkûm edildiği temizlik harekâtının ilk esaslı teşhiriydi.

Troçki bu kitabı, “paha biçilmez bir armağan… Kremlin’deki sahtekârlara yönelik ilk ezici yanıt” olarak tanımlamıştı.

Dünya tarihindeki en aşağılık entrikalarından biri olan birinci Moskova Duruşması’ndan bu yana seksen beş yıl geçti.

16’lar Duruşması olarak da bilinen “Troçkist-Zinovyevci Terörist Merkez Davası”, 19 Ağustos’tan 24 Ağustos 1936’ya kadar, Moskova’da gerçekleşti.

On altı sanığın tamamı vurularak ölüme mahkûm edildi ve kişisel eşyalarına el kondu.

On altı sanıktan on biri, 1917’den önce partiye katılmış, Ekim Devrimi’ni örgütlemiş ve ona önderlik etmiş, 1919’da Komünist Enternasyonal’i kurmuş, İç Savaş’ta (1918-1921) kahramanca savaşmış ve Sovyetler Birliği’ni dünyadaki ilk işçi devleti olarak inşa etmiş olan seçkin yaşlı Bolşeviklerdi.

Gerçek devrimcilerin yanında sanık sırasına oturarak anlamsız bir karışım oluşturan diğer beş sanık, Sovyet gizli polisinin ajanlarıydı.

Sedov’un kaleme aldığı Kızıl Kitap, Stalinist bürokrasinin Ekim Devrimi’nin kazanımlarını ve devrimi gerçekleştiren Bolşevik kadroları ortadan kaldırma planını teşhir etmesi açısından oldukça önemli.

Bugün, 1917 Ekim Devrimi’ne yol açan çözülmemiş bütün siyasi ve toplumsal sorunlar dünya ölçeğinde yeniden ortaya çıkıyor.

Stalinizmi, Ekim Devrimi’nin devamı değil ama devrime yönelik karşıdevrimci bir tepki olarak kavramak, önümüzdeki devrimci mücadelelere hazırlanmak açısından can alıcıdır.

Sedov’un Moskova Duruşmalarını çözümleyen bu eserinin yeniden basımı, COVID-19 pandemisiyle birlikte kapitalist sistemin derinleşen krizi ve uluslararası sınıf mücadelesinin canlanması koşullarında sosyalizme ve klasik Marksizme, yani Troçkizme artan ilgiyi besleyecek nitelikte.

  • Künye: Lev Sedov – 1936 Moskova Duruşmaları Üzerine Kızıl Kitap, çeviren: Halil Çelik, Mehring Yayıncılık, tarih, 237 sayfa, 2021

David North – Lev Troçki ve Marksizmin Gelişimi (2021)

Marksist-Troçkist bir kadro hangi süreç üzerinden geliştirilir?

David North, etkili bir Troçkist hareketin nasıl inşa edilebileceğini çok yönlü bir bakışla ortaya koyuyor.

İlk kez 1982 sonbaharında yayımlanan kitap, İşçiler Birliği’nin (Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Sosyalist Eşitlik Partisi’nin önceli örgüt) önderlerinden biri olan Tom Henehan’ın siyasi suikasta kurban gitmesinin beşinci yıldönümü üzerine yazıldı.

Henehan’ın hayatının gözden geçirilmesi şu kritik soruları gündeme getiriyordu:

  • Troçkist harekete katılanlar nasıl eğitilirler?
  • Marksist-Troçkist bir kadro hangi süreç üzerinden geliştirilir?
  • Devrimci partinin günlük faaliyeti ile Dördüncü Enternasyonal’in tarihi arasındaki ilişki nedir?

Kitap bilhassa, dünyanın dört bir yanında gelişmekte olan Troçkist devrimciler kuşağına, Tom Henehan’ın ilham verici hikâyesini aktarmasıyla çok önemli.

  • Künye: David North – Lev Troçki ve Marksizmin Gelişimi, çeviren: Ulaş Ateşçi, Mehring Yayıncılık, siyaset, 84 sayfa, 2021

Şevket Akıncı – Öteki Caz (2021)

Caz tarihi üzerine çok yönlü bir telif eser arayanlar, bu kitabı muhakkak edinsin.

20 yıldır caz tarihi dersleri veren Şevket Akıncı’nın kapsamlı çalışması, ana akım cazın dışında kalan birçok müzik türünü de ele almasıyla ayrıca dikkat çekiyor.

Gerek ana akım cazı gerekse de özgür caz, özgür doğaçlama, postmodern caz, noise gibi konuları ele alan Türkçe kaynakların sayısı oldukça azdır.

‘Öteki Caz’, Şevket Akıncı’nın 20. ve 21. yüzyıla odaklanarak kaleme aldığı bir caz tarihi kitabı.

Yaklaşık 20 yıl önce vermeye başladığı caz tarihi dersleri süresince cazın tanımının genişlediğini, ana akım caz dışında kalan birçok müzik türünün de ele alınması gerektiğini düşünen Akıncı kitaba “Müzik nedir?”, “Gürültü nedir?” gibi tanımlar ve yaklaşımlarla başlayarak “yeni müzik/özgür müzik” kavramına değiniyor.

Ardından cazın doğuşu ve evrimi, özgür caz, çağdaş müzik, İkinci Chicago Okulu, özgür doğaçlama, izlenimci caz, postmodern caz, 1980’ler ve sonrası ile günümüz müzik endüstrisini hem dönemler arası hem de kültürler ve yaklaşımlar arası etkileşimlerle beraber ele alıyor.

“Uluslararası haberleşmenin kolaylaşmasıyla değişik kültürlerin etkileşim içinde bazen başat, bazen yoğun, bazen de ikinci derecede rol oynadıklarını yadsımak doğru olmaz. Ornette Coleman’ı anlamak için caz tarihine, AMM’i anlamak için çağdaş müziğin tarihine de bakmak lazım; Japon cazını anlamak için fluxus hareketini anlamak, John Zorn’u anlamak için postmodernizmi anlamak lazım,” diyen Akıncı, kitapta Derek Bailey, Peter Brötzmann, Mats Gustafsson gibi özgür caz ve özgür doğaçlama müzisyenleriyle yapılan söyleşilere de yer veriyor.

Ayrıca kitabın son iki bölümünde Akıncı’nın “Türk Öteki Cazı” adını verdiği ve özgür müzik yapan birçok Türkiyeli müzisyen ve Okay Temiz ile yaptığı söyleşiler bulunuyor.

  • Künye: Şevket Akıncı – Öteki Caz, Pan Yayıncılık, müzik, 528 sayfa, 2021