Foti Benlisoy – Kapitalist Kıyamet: Sermaye mi Dünya mı? (2021)

Bu dünyayı yok edebilecek en büyük tehlike kapitalizmdir.

Foti Benlisoy, çağımızın devrimci pratiğinin, alıştıra alıştıra gelmekte olan bu kapitalist felaketi nasıl aşabileceğini tartışıyor.

“Dünyanın sonu” ya da “kıyamet”, eski zamanlarda İsrafil’in borusunu öttürmesiyle başlayıp bir defada olup bitecek tekil bir olaydı.

Şimdiyse “seküler” kıyamet, yani “bizim dünyamızın sonu”, ağır çekimde, alıştıra alıştıra gerçekleşiyor.

Bizim kıyametimiz, dünyanın bir felaketten bir başkasına sürüklendiği ekolojik çöküşün distopik dünyası.

Farklı biçimlere bürünen bir çoklu krizler, çoklu felaketler zamanı.

Zamana yayılan, farklı bağlam ve koşullarda farklı biçimlere bürünüp felaketli sonuçlar yaratan bir “eşitsiz ve bileşik kıyamet” devri.

Sermaye yıkmadan yaratamaz, “yaşayanları da ölüleri de öldürmeden” gelişemez, büyüyemez.

“Felaket kapitalizmi” sadece afetleri yeni bir kâr kapısı, bir fırsat olarak değerlendirmekle kalmaz, aynı zamanda bilfiil felaket üretir, felaketin ekonomik değeri üzerine bina olur.

Dolayısıyla felaket, “bir başka dünya” mücadelesinin merkezî bir alanı olmak zorunda.

Bu kıyamet çağında ismine yaraşır her komünizm artık “felaket komünizmi” olmak durumunda.

Günümüzün komünizmi ister istemez yaşanan yenilgilere ve daima eli kulağında olan felaketlere dair keskin bir duyguyla yüklü olacak.

Çağımızın devrimci pratiği, felaket ile normallik arasındaki yanıltıcı ayrıma dayanarak değil, kapitalist felaketin içinde, ona karşı ve onu aşmaya dönük olarak şekillenecek.

  • Künye: Foti Benlisoy – Kapitalist Kıyamet: Sermaye mi Dünya mı?, Habitus Kitap, siyaset, 344 sayfa, 2021

Efe Baştürk – Sokrates’ten Rousseau’ya Politika Felsefesi Tarihi (2021)

Politika felsefesine, Sokrates’in ‘Savunma’sından Rouseau’nun ‘Toplum Sözleşmesi’ne, alanın klasikleşmiş yapıtları üzerinden iyi bir giriş kitabı arayanlara bu çalışmayı öneriyoruz.

Efe Baştürk, antik dönemden modern döneme uzanarak okurunu politik felsefe tarihinde aydınlatıcı bir yolculuğa çıkıyor.

Siyasal düşünce felsefesinin doğrudan bu çok zamanlı yapıtlarına dayanarak anlatan Baştürk, klasik yapıtların bize temel soruları sormayı öğrettiğini bir kez daha vurguluyor.

Düşünce tarihindeki bütün kırılmaların bu “yeni soruları sorabilme” yeteneğiyle ortaya çıktığını hatırladığımızda, klasikleri okumanın önemi bir kez daha ortaya çıkar.

Kitapta, Sokrates ve ‘Savunma’sında ‘yasa’ ve ‘yurttaş’ fikrinden, Platon’un ‘Devlet’inde ‘doğruluk’ ve ‘adalet’in anlamına ve Aristoteles’in ‘Politikası’na politik düşüncenin kurucu düşünürleri sade bir üslupla ele alınıyor.

Aynı zamanda Makyavel’in ‘Prens’i ve Hobbes’un ‘Leviathan’ına adım atacağımız modern politika felsefesinin bu kitaptaki yolculuğu, Spinoza’nın ‘Politik İnceleme’si ve Rousseau’nun ‘Toplum Sözleşmesi’ ile son buluyor.

Politik düşünce tarihine giriş yapmak isteyen ve okumalarını derinleştirmek isteyen okur için bu kitap önemli bir izlek sunuyor.

  • Künye: Efe Baştürk – Sokrates’ten Rousseau’ya Politika Felsefesi Tarihi, Fol Kitap, felsefe, 400 sayfa, 2021

Lucía Álvarez de Toledo – Che Guevara’nın Yaşam Öyküsü (2021)

Bize imkânsızı istemeyi öğretmiş Che Guevara’nın hayatı ve mücadelesi üzerine eşsiz bir biyografi.

Tam 15 yıldır Che’nin hayatı üzerine çalışan Lucía Álvarez de Toledo, dünya tarihinin bu en büyük devrimcisi üzerine şimdiye kadar yazılmış en kapsamlı biyografiyle karşımızda.

Marx’ın Avrupa’da dolaşan komünizm hayaleti gibi, Latin Amerika’nın ardından bütün dünyada ikonik bir hayalet dolaşıyor: Che Guevara hayaleti.

Toledo’nun titiz bir arşiv çalışması yaparak kaleme aldığı eser, Ernesto “Che” Guevara de la Serna’nın 39 yıllık yaşamını okurlarla buluşturuyor.

Che Guevara’nın sermayenin emperyalizm ve kolonyalizm bağlamındaki tarihsel biçimi ile bu tarihsel sömürü biçimlerinin nasıl yeniden üretildiğine ilişkin düşünceleri, ABD emperyalizmi düşmanlığı, bürokratizm karşıtlığı ve bu sebepten ötürü Sovyetler Birliği ile yaşadığı anlaşmazlık, Çin ile Küba arasında oynadığı rol de yine ayrıntılarıyla dikkat çekilen hususlardan bazıları.

Kitap, Che Guevara hakkında yazılmış en kapsamlı çalışmalardan biri olmakla kalmıyor, Latin Amerika’daki mücadele tarihine ilgi duyan okurlara da detaylı bir kaynakça sunuyor.

  • Künye: Lucía Álvarez de Toledo – Che Guevara’nın Yaşam Öyküsü, çeviren: Behzat Hıroğlu, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 544 sayfa, 2021

Edward W. Said – Müzik Üzerine Görüşler (2021)

Edward Said’in muazzam bir müzik tutkusu vardı.

Said’in müzik üzerine düşüncelerini bir araya getiren bu çalışma da, müziğin, müzikologlara bırakılamayacak kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor.

Müzik ve müziğin temsili konusuna hem icracı hem de eleştirmen rolüyle uzun yıllar kafa yoran Said, burada, çağdaş kültürel çalışmalar alanındaki büyük bir boşluğu dolduruyor.

Müziğin kamusal ve özel anlamını, Adorno ve Proust’un gözlemleri ve Glenn Gould, Toscanini, Wagner ve Beethoven gibi sanatçı ve besteciler üzerinden tartışıyor.

Kitap, müzik ve müzisyenler üzerine ilginç kişisel görüşler barındırmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Edward W. Said – Müzik Üzerine Görüşler, çeviren: Gül Çağalı Güven, Alfa Yayınları, müzik, 192 sayfa, 2021

Benjamin Selwyn – Kalkınma Mücadelesi (2021)


Kapitalist toplumsal ilişkilere dayanmayan, daha insani kalkınma biçimlerini üretmek mümkün.

Benjamin Selwyn bu ufuk açıcı çalışmasında, günümüzde dünya üzerinde insani kalkınmanın alternatif biçimlerini geliştirmenin farklı yollarını anlatıyor.

Bunu yaparken, kalkınmaya emekçi sınıfların perspektifinden bakan Selwyn’in çalışması bu yönüyle, sermaye merkezli geleneksel kalkınma yaklaşımlarından açıkça farklılaşıyor.

Selwyn’in analizinin merkezinde küresel düzeyde giderek artan yoksulluk sorunu yer alıyor.

Teorik açıdan bunun önemi ise, düşünsel temelleri “büyüme ve refah” vaadi üzerine kurgulanan geleneksel (ortodoks) kalkınma yaklaşımlarının gerçeklik tarafından açıkça yanlışlaması.

Çalışmanın temel aksı, yerel ve uluslararası yoksulluk üzerine oturtulmuş ve kapitalizmin uluslararası üretim ve ticaret zincirleri üzerinden yoksulluğun nasıl bir seyir izlediğini deşifre etmek üzerine kurulmuş.

Kapitalist bir süreç dışında yaşanabilecek farklı bir toplumsallaşma mümkün müdür?

Çalışma, bunun mümkün olacağına dair önermeler içermesiyle çok önemli.

  • Künye: Benjamin Selwyn – Kalkınma Mücadelesi, çeviren: Ferda Dönmez Atbaşı, M. Meryem Kurtulmuş, Mustafa Öziş ve Taner Akpınar, Heretik Yayıncılık, iktisat, 240 sayfa, 2021

Kolektif – Afetlerle Yoksullaşma (2021)

‘Afetlerle Yoksullaşma’, küresel salgının yol açtığı sert dönüşümleri tarihe not düşüyor.

Çalışma, küresel salgın sürecini, etkileri her geçen gün artan iklim krizi ve afetlerle birlikte okumasıyla bilhassa dikkat çekiyor.

24 yazarın kaleme aldığı 16 çalışmayla çok disiplinli ve bütüncül bir yaklaşım sergileyen kitap, eleştirel bir yaklaşımla söylememiz gerekenleri bir araya getiriyor.

Kitapta,

  • Afetler sonrasında yoksulluk, sosyal kırılganlık, sosyal politikalar ve yeniden yapılanma,
  • Covid-19 salgınının yaşlı bakım evlerinde sebep olduğu bakım krizi,
  • Salgın ve yoksulluk kıskacında kent mültecileri ve sağlık hakkına erişim,
  • Toplumsal afetlerde çocuklar,
  • Covid-19 küresel salgınının göçmenlere etkisi,
  • Snowden’ın takibi bağlamında, küresel salgın sürecinde dijital ahlâk ihlalleri,
  • Covid-19 tedbirlerinin ekonomik etkileri,
  • Salgın sürecinde derinleşen kent yoksulluğu,
  • Çalışma hakkı bakımından pandemi süreci ve alınan önlemler,
  • Covid-19 salgınıyla sosyal refah devleti uygulamalarının dönüşümü,
  • Salgın döneminden iklim değişikliği mücadelesine ilişkin alınabilecek dersler,
  • Ve iklim krizi gölgesinde gıda tüketiminde ve israfında öznenin rolü gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: H. Sibel Kalaycıoğlu, Volkan Yılmaz, Başak Akkan, Ayşen Üstübici, Ahmet İçduygu, Sibel Karadağ, Selin Kitiş, Ayşe Bilge Selçuk, Besim Can Zırh, İlhan Zeynep Karakılıç, Murad Tiryakioğlu, Sabâ Yağcı, Seçil Ayşed Bahçe, Emel Memiş, Nergis Dama, Mert Can Duman, M. Levent Kurnaz, Selin Özokcu, Deniz Başoğlu Acet ve Utku Perktaş.

  • Künye: Kolektif – Afetlerle Yoksullaşma: Salgınlar, Göçler ve Eşitsizlikler, derleyen: Murad Tiryakioğlu, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 379 sayfa, 2021

George Thomson – Tragedyanın Kökeni (2021)

Aiskhylos’un oyunlarını, Yunan toplumunun genel evrimi, özellikle de kabile toplumundan devlete geçiş döneminin ışığında yeniden yorumlayan eşsiz bir çalışma.

Kitap, yalnızca Aiskhylos’un oyunlarını ve onların izleyiciler için taşıdığı anlamı inceleyen bir eser değil, Atina demokrasisinin kökenlerini, gelişimini ve dolayısıyla Batı uygarlığının ve kültürünün yapısını da irdeleyen değerli bir araştırma.

Zira Thomson, Aiskhylos’un oyunlarının, alışılagelmiş yazınsal eleştirinin ya da geleneksel bilgi ölçütlerinin sınırları çerçevesinde çözümlenemeyeceği görüşündedir.

Aiskhylos’un tragedyaları, Atina’nın toplumsal ve siyasal yaşamının öylesine ayrılmaz bir parçasıdır ki, ancak ve ancak Atina’nın tarihsel içeriğinin tamamının sistemli olarak incelenmesiyle anlaşılabilir.

Dolayısıyla, bu kitabın birincil amacı Aiskhylos’un anlaşılması olsa da, inceleme, Erken Yunan şiirinin tarihini, Yunan düşüncesindeki yaşamsal unsurların gelişimini, Yunan tragedyasının dinsel temellerini ve bütün bu kültürel gelişmelerin ilkel kabile toplumundan Yunan kent devletine geçişle ilişkisini de içeren çok daha geniş bir alanı kapsıyor.

Thomson’ın kapsamlı incelemesi, Eski Yunan uygarlığına tarihsel maddeciliğin ilkelerini uygulama yolunda yapılan ilk girişimdir.

Yazar, daha sonra yazdığı ‘Tarihöncesi Ege’ ve İlk Filozoflar adlı diğer iki önemli kitabında da bu çalışmasını sürdürdü.

  • Künye: George Thomson – Tragedyanın Kökeni: Aiskhylos ve Atina, çeviren: Mehmet H. Doğan, Yordam Kitap, tarih, 320 sayfa, 2021

Lili Sohn – Annelik (2021)

Anneliğe sıkı eleştiriler getirdiği gibi, annelik yükümlülüğünün toplumsal yükünü de derinlemesine sorgulayan sağlam bir çalışma.

Lili Sohn, bizzat kendi annelik deneyiminden hareketle, meşhur annelik içgüdüsünü sorguluyor, onu felsefi, kültürel, tarihsel bir bakış açısıyla tartışıyor.

Aynı zamanda diğer tanıklıklar aracılığıyla farklı ebeveynlik türlerine de yaklaşan Sohn’un çalışması, “Annelik içgüdüsü nedir?”, “Ve gerçekten var mı?” sorularına çırpıcı yanıtlar veriyor.

  • Künye: Lili Sohn – Annelik: Annelik İçgüdüsüne Tarihsel ve Eleştirel Bir Bakış, çeviren: Ayşenur Müslümanoğlu, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 304 sayfa, 2021

Bruno Zevi – Mimarlığı Görebilmek (2021)

Bruno Zevi’nin, 1948’de kaleme aldığı ‘Mimarlığı Görebilmek’, bugün de modernist mimarlık yazınının en parlak örneklerinden biridir.

Mimari gerçeklik üzerine bu ufuk açıcı eser, gözden geçirilmiş yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Zevi, çalışmasına, toplumun mimari alandaki bilgisizliğinin nedenlerini çözümleyerek başlıyor.

Kitabın devamında da, mekân olarak mimarinin ne anlama geldiği ele alınıyor; mimarinin çok kere sanıldığının aksine birtakım genişlik, uzunluk ve yüksekliklerin toplamı olmaktan ziyade, kişinin duyup yaşadığı içinde gezinip dolaştığı kapsanan bir iç mekânın ta kendisi olduğu tartışılıyor.

Zevi kitabında, kendi mimari eleştiri anlayışını da açıklıyor.

Zevi’ye göre, bir sanatçıyı ya da eseri değerlendirmeye girişmeden önce, onun üretildiği devrin sosyal, düşünsel, teknik, estetik ve figüratif çevre gibi faktörleri göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

Yazar, kitabının beşinci ve son bölümünde ise, mimari yaratma eyleminin birtakım mimarlık eleştirmenlerince çeşitli açılardan nasıl ele alınıp yorumlandığını inceliyor.

  • Künye: Bruno Zevi – Mimarlığı Görebilmek, çeviren: Alp Tümertekin, Arketon Yayıncılık, mimari, 176 sayfa, 2021

Kadir Akın – Saklı Tarihin İzinde (2021)

Osmanlı Meclisi’nde Ermeni vekillerin yürüttüğü sosyalist mücadelenin mahiyeti neydi?

Kadir Akın, daha önce gün yüzüne çıkmamış belgelere dayanarak Türkiye sosyalist hareketi tarihinde Ermeni vekillerin rolüne ışık tutuyor.

Osmanlı’nın özellikle son 50 yılına yenilmiş devrimlerin bakış açısından bakan Akın, tarihsel olguların üzerindeki örtüyü kaldırarak “Hınçak Partisi ve onurlu devrimcileri ortak tarihimizin ve enternasyonalist mirasımızın bir damarı ve entelektüel ve politik müktesebatımızın bir bileşeni değil midir?” sorusuna yanıt arıyor.

Osmanlı Meclis-i Mebûsan’ında Ermeni milletvekillerinin mücadelesini anlatan çalışma, Ermeni milletvekillerinin mecliste yalnızca Ermeni halkının değil, tüm Osmanlı halkının haklarını savunduğunu ve mağdurların sözcüsü olduklarını çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

  • Künye: Kadir Akın – Saklı Tarihin İzinde: Osmanlı’da Modernleşme, Anayasa, Sosyalizmin Kökleri ve Ermeni Vekiller, Dipnot Yayınları, tarih, 354 sayfa, 2021