Kurtuluş Cengiz, Önder Küçükural ve Hande Gür – Türkiye’de Spiritüel Arayışlar (2021)

Son yıllarda özellikle de büyükşehirlerde, yoga-meditasyon stüdyoları çoğalmaya başladı.

Peki, insanlar neden bu tür inanç ve pratiklere ilgi duyuyorlar?

İşte ‘Türkiye’de Spiritüel Arayışlar’ araştırması, geleneksel dinî pratiklerden ziyade kişisel/öznel deneyimi öne çıkaran bu tür arayışların nedenlerini ortaya koyuyor.

Çalışma, 1 Ekim 2018’de başlayıp 1 Mart 2020’de biten “Türkiye’de Spiritüel Arayışlar” adlı projenin sonuçlarını barındırıyor.

Kitabın asıl özgünlüğü, bu hareketleri yalnızca farklı, ilginç ve renkli faaliyetler olarak görmeyip başta din olmak üzere Türkiye’de toplumsal değişmenin önemli bir semptomu olarak ele alması.

Çalışma bu yönüyle, büyük çoğunluğu Müslüman olan, resmî dinî örgütlenmesi (Diyanet İşleri Başkanlığı) bütünüyle İslâm’ın Sünni/Hanefi yorumu çerçevesinde şekillenmiş bulunan ve bu nedenle de diğer dinler bir yana İslâm’ın farklı mezheplerine bile olumlu bir gözle bakmayan bir dinî atmosfer içinde yaşayan Türkiye’de bireysel/öznel dinî inanç ve pratiklerin nasıl yaşandığı, bu hareketlere duyulan ilginin toplumsal olarak ne anlama geldiği ve neye denk düştüğünü gözler önüne seriyor.

  • Künye: Kurtuluş Cengiz, Önder Küçükural ve Hande Gür – Türkiye’de Spiritüel Arayışlar: Deizm, Yoga, Budizm, Meditasyon, Reiki vb., İletişim Yayınları, inceleme, 365 sayfa, 2021

Eric J. Hobsbawm – Fransız Devrimi’ne Bakış (2021)

Dostta güven düşmanda korku yaratmak, tırışkadan pozlar vermek yerine Fransız Devrimi’ne gibi tarihe yön veren olaylarla sağlanır.

Hobsbawm’ın bu klasik tarihyazımı çalışması Fransız Devrimi’nin sonraki iki yüzyıl boyunca nasıl algılandığını araştırıyor.

Fransız Devrimi ‘Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik’ sloganıyla kitleleri harekete geçirmiş görkemli bir başkaldırı, modern dünyanın tarihinde derin dönüşümlere yol açmış kritik bir momenttir.

Ama cevaplanması gereken sorular da var:

  • Devrime damgasını vuran şey Aydınlanma’nın hümanist ilkeleri miydi yoksa giyotinle özdeşleşen terör mü?
  • Devrim avam tabakasını mı güçlendirdi, burjuvaziyi mi?
  • Dünya tarihinde bir dönüm noktası mıydı, yoksa sadece bir anomali mi?

Hobsbawm, burjuva liberallerden radikal sosyalistlere kadar herkesin, anlamının ve içeriminin ne olduğu konusunda hemfikir olmasa da, bu tarihsel olaya nasıl atıfta bulunduğunu, bu tavrın on dokuzuncu yüzyıl siyasi söyleminin nasıl ayrılmaz bir parçası haline geldiğini inceliyor.

Fransız Devrimi’nin komünist devrimciler için retorik bir mihenk taşı, sosyal muhafazakârlar içinse korkuyla hatırlanan bir ‘an’ olmasının nedenlerini serimliyor.

Fransız Devrimi’nin yalnızca tarih yapmakla kalmayıp, aynı zamanda tarihin kendisiyle ilgili temel fikirlerimizi nasıl şekillendirdiğini de ortaya koyan öncü bir eser.

  • Künye: Eric J. Hobsbawm – Fransız Devrimi’ne Bakış, çeviren: Osman Akınhay, Dipnot Yayınları, tarih, 196 sayfa, 2021

Bell Hooks – Sınırları Aşmayı Öğretmek (2021)

Eşitsiz ve baskıcı eğitim, sistemi ve sistem sorunlarını beslemekten başka bir işe yaramaz.

Bell Hooks, hasta ruhlu eğitime çözüm sunmak amacıyla, öğretmen ve öğrencilerin yeni bir kolektif çalışmayı nasıl yaratabileceklerini açıklıyor.

Ülkeyi ve dünyayı yöneten propagandaları, telkinleri, incelikli tiranlık biçimlerini açığa çıkararak, alışılmış ve içselleştirilmiş olanı ortadan kaldırma çabasını eleştirel biçimde ele alan Hooks, bilginin, eğitimin, kültürün, kimliğin, farklılığın ve sosyal ilişkilerin tarihsel inşasında iktidar ve ideolojinin rolünü belirleyerek, gerçekliğin politik doğasını ortaya koyarak, tahakkümün nasıl işlediğini aydınlatarak geçmişi kurtarmaktan bahsediyor.

‘Sınırları Aşmayı Öğretmek’, eğitimi bir özgürlük pratiği olarak görüyor.

Paulo Freire’nin çalışmalarından ilham alan Bell Hooks, ders ortamının öğrencilere baskıdan uzak birtakım yöntemler sunması gerektiğini söylüyor, feminist teoriye ilişkin görüşlerini bu çalışmayla birleştiriyor.

Hooks, önerilerini sunarken hayattan ve tecrübeden besleniyor.

Okulla hayatı ayıran duvarları yıkıyor böylece. bell hooks’a göre eğitim doğası gereği politik bir eylem.

Statükoya meydan okurken tarafsız kalmak, egemenin yani “bankacılık modeli”nin tarafını tutmaktır.

Bell Hooks bunun yerine sistemin sorunlarını, sosyal adaleti öğrenmeyi, sesini duyurmayı savunan bir öğrenme topluluğundan yana.

Bu süreci “suça ortak olma” şeklinde değerlendiren yazar, karmaşık kavramları ve durumları sorunsallaştırıyor.

Eğitimcilerin bunalmadan, saldırıya uğramış hissetmeden zihniyet değişikliğini benimsemesinin yollarını araştırıyor, onları bu zorlu yolu birlikte yürümeye çağırıyor.

Her geçen gün biraz daha parçalanmış, şiddete yönelen ve öğrencilere korkunç derecede kötü davranan bir ülkede, haklılık için savaşmaktan daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu anımsatıyor.

Şefkati, anlamayı ve sevgiyi büyütmeye…

Hooks, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ırkçılığa, cinsiyetçiliğe ve sınıf ayrımcılığına batmış eğitim sisteminin, üstünlükçü beyaz feministlerin dışlayıcı yaklaşımının içinden sesleniyorsa da, homofobik davranışların, bedeni unutan zihni alkışlayanların tüm dünyada farklı biçimlerde görünen ayrımcı, eşitsiz ve baskıcı eğitimin, sistemi ve sistem sorunlarını nasıl beslediğinin altını çiziyor.

Bedeni unutmayan zihinsel bir çalışmayla her birimizi, kendini aşmanın, karşılıklı dayanışmanın önemine yönlendiriyor.

Pedagojiyi sıkıcı, müstakil bir kavram olmaktan çıkarıyor.

Çalışmayı benzerlerinden ayıransa eğitim alanında dilsel düzeni ve erotizmin etkisini ihmal etmeyen iki önemli makale içermesi…

  • Künye: Bell Hooks – Sınırları Aşmayı Öğretmek: Özgürlük Pratiği Olarak Eğitim, çeviren: Arzu Eylem, Nota Bene Yayınları, eğitim, 191 sayfa, 2021

Roderic H. Davison – Osmanlı İmparatorluğu’nda Reform (2021)

Osmanlı’nın Tanzimat reformlarıyla ilgili şu ana kadar yapılmış en derli toplu ve güvenilir çalışmalardan biri.

Kitap, 1839 Gülhane Hattı Şerifi’nin ilan edilmesinden başlayarak 1856 Hattı Hümayunu ve 1876 Anayasası’na kadar olan dönemi içine alıyor.

Yazar, zengin referanslardan yararlanarak merkezi hükümeti kuvvetlendirmeye, taşra yönetimine çeki düzen vermeye, gayrimüslim azınlıkların yapısını gözden geçirmeye, hukuk, eğitim ve orduyu modernize etmeye ve tüm bir reform hareketinin doruk noktası olarak 1876 Anayasası’nın ilan edilmesine yönelik girişimleri enine boyuna inceliyor.

Davison, kullandığı geniş literatür, arşiv vesikaları ve ölçülü hükümleri ile Osmanlı tarihinin bu devresinde iç siyasi gelişme üzerinde şimdiye kadar yazılmış olan en derli toplu ve güvenilir araştırma.

On dokuzuncu yüzyılda Türk modernleşmesini çalışacaklar için altın değerinde bir kılavuz olan çalışma, Avrupa arşivleri üzerinden Tanzimat’ın hazırlanışı, ilanı ve Kanun-i Esasi’nin ilanına kadarki dönemin Batılı gözlerden bir panoramasını sunuyor.

  • Künye: Roderic H. Davison – Osmanlı İmparatorluğu’nda Reform (1856-1876), çeviren: Osman Akınhay, Dergah Yayınları, tarih, 626 sayfa, 2021

Andrew Graham-Dixon – Caravaggio (2021)

Barok resmin büyük üstadı Caravaggio’nun sanatı ve çalkantılı, çelişkilerle dolu hayatı üzerine harikulade bir çalışma.

Andrew Graham-Dixon, Caravaggio’nun resimlerini, çağdaşlarının duygu ve düşünceleri üzerinden okuyor.

Caravaggio’nun kısa hayatı ibadet ve kavgalar, kardinaller ve fahişeler arasında, kiliselerde ve düellolara sahne olan sokaklarda mekik dokuyarak geçti.

Barok resim sanatının ilk ve en önemli temsilcilerinden Caravaggio, resimlerinde çalkantılı hayatının iniş ve çıkışlarının izlerini, dikkatli bakan gözlerin sezebileceği incelikle yansıttı.

Graham-Dixon’ın bu enfes çalışması, her şeyden önce görme sanatı üzerine heyecan verici bir ders, Caravaggio’nun bazen şiddetli ama her zaman inançlı dünyasının gölgelerinin duyusal bir keşfi.

  • Künye: Andrew Graham-Dixon – Caravaggio: Dinsel ve Dünyevi Bir Hayat, çeviren: Bora Kamcez,  Alfa Yayınları, biyografi, 500 sayfa, 2021

Joseph Rickaby – Ortaçağ Felsefesi: Skolastisizm (2021)

Ortaçağ felsefesinin ne olduğu üzerine çok iyi bir giriş.

Joseph Rickaby, skolastik düşüncenin kökenlerini, ortak özelliklerini, çöküşünü ve en önemlisi de felsefeye bıraktığı mirası geniş bir çerçevede irdeliyor.

Felsefenin bin yıldan fazla bir süre ‘karanlık çağlar’ı yaşadığına, hatta Aziz Augustinus’tan Francis Bacon’a kadar, bir trans halinde olduğuna inanıldı.

Oysa bugün modern zihin kendi kalıplarından çıkarak bu çağlara yaklaşmayı öğreniyor.

Modern düşünce hafife alsa da, bütün Ortaçağ felsefesi madde ve form arasındaki ayrıma dayanır.

Ortaçağ düşüncesine yön veren töz ve ilinek ayrımı, ilk madde, yeti psikolojisi ve bireyleşme ilkesi bu kitapta tartışılan konulardandır.

İşte bu çalışma, skolastik felsefenin gelişimine daha yakından bakmak için iyi fırsat.

  • Künye: Joseph Rickaby – Ortaçağ Felsefesi: Skolastisizm, çeviren: Filiz Didem Çoban Sarı, Fol Kitap, felsefe, 88 sayfa, 2021

Kolektif – Kavramsal Ritimler (2021)

Edebiyat ile felsefe arasında sıkı bir ilişki vardır.

Bu nitelikli derleme de, filozofların kullandıkları kavramları merkeze alarak, filozofların edebiyata yönelik tutumlarını ve kendi düşünceleriyle edebiyat arasında nasıl bağ kurduklarını aydınlatıyor.

Felsefe edebiyatın yerini alamaz; edebiyat da felsefenin yerini tutamaz.

Edebiyat bir şey yapar, etkileri vardır; bazı sonuçlar doğurur, felsefe bu sonuçların ne olduğunu, böylelikle edebiyatın ne olduğunu anlamak ve açıklamak ister.

Fakat aslında bu, felsefenin daima önünde duran zor bir meseledir.

Zira edebiyatın sonsuz evreninde hep keşfedilecek başka yollar, anlaşılmayı bekleyen başka sonuçlar var olacaktır.

İnsana dair kavranabilir ve hissedilebilir olanı arayan bu iki faaliyet arasındaki bağlar, her zaman kavramların gücüyle eleştirel bir biçimde tartışılmayı bekleyecektir.

Elinizdeki derlemede, edebiyat ile felsefe arasındaki ilişkiler filozofların edebiyata yaklaşırken kullandıkları kavramlar merkeze alınarak tartışmaya açılmaktadır.

Derlemede bir araya getirilen metinler, filozofların edebiyata yönelik tutumlarının ne olduğunu, kendi düşünceleriyle edebiyat arasında nasıl bir bağ kurduklarını ve bu bağın genel olarak felsefe ile edebiyata yönelik kavrayışları ya da kabulleri ne şekilde değiştirdiğini göstermektedir.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Ömer Küçük, Sercan Çalcı, Burcu Canar, Hakan Yücefer, P. Burcu Yalım, Emre Koyuncu, Mustafa Demirtaş, Uğur Ermez, Özgür Taburoğlu, Zeliha Dişçi ve Yüce Aydoğan.

  • Künye: Kolektif – Kavramsal Ritimler, editör: Mustafa Demirtaş, Nika Yayınevi, inceleme, 316 sayfa, 2021

Jodi Dean – Yoldaş (2021)

Yoldaşlık çoktan öldü.

İnsanlar oldukça çıkarcı ve birbirinin kuyusunu kazmanın peşinde.

Jodi Dean ise, yoldaşı siyasi mücadelenin aynı safında yer alan eşitler şeklinde, bir siyasi aidiyet olarak yeniden kuramsallaştırıyor.

Yirminci yüzyılda dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan birbirine “yoldaş” diye hitap etti.

Şimdiyse solda daha yaygın olarak “müttefik”lerden bahsediliyor.

‘Yoldaş’’ta Dean, işte bu değişimin çağdaş solun temel sorununa işaret ettiğini söylüyor: inşa edilip sürdürülmesi, savunulması gereken bir siyasi aidiyet ilişkisinin yerine siyasi kimliklerin geçmesine…

Dean bir yoldaşlık kuramı ortaya koyuyor.

Yoldaşlar bir siyasi mücadelenin aynı safında yer alan eşitlerdir.

Adalet mücadelesi için gönüllü olarak bir araya gelen yoldaşların ilişkisi, disiplinin, sevincin, cesaretin ve coşkunun damgasını taşır.

Dean, yoldaşlığın eşitlikçiliğini ırk ve cinsiyet farklılıkları ışığında değerlendirirken Harry Haywood, C.L.R. James, Alexandra Kollontay ve Doris Lessing gibi pek çok tarihi ve edebi ismin deneyimlerine başvuruyor.

Ve eğer “Sol” olacaksak, yoldaş olmamız gerektiğini savunuyor.

Dean’in yoldaşlık tanımı şöyle:

“Yoldaş ayakta kalmayı bilen bir mücadeleciden de, müttefikten de fazlasıdır. Yoldaşlar, özgür ve eşitlikçi bir dünya için verilen mücadelede aynı safta duran insanlardır.”

  • Künye: Jodi Dean – Yoldaş: Siyasi Aidiyet Üzerine Bir Deneme, çeviren: Ali Karatay, Minotor Kitap, siyaset, 192 sayfa, 2021

Vandana Shiva – Yeryüzüyle Barışmak (2021)

‘Yeryüzüyle Barışmak’, Vandana Shiva’nın kırk yıla yayılan dünya ve insan haklarını savunma mücadelesinin meyvesi.

Shiva, ekolojik ve etik sınırlara saygı duymayan, eşitsizliği, açgözlülüğü, adaletsizliği ön planda tutan yeryüzüyle savaşın dünyayı getirdiği yıkımın çarpıcı bir resmini çektiği gibi, doğada ve gıdada adaleti nasıl sağlayabileceğimizi de tartışıyor.

Sınırsız büyüme üzerine kurulu olan küresel şirket ekonomisinin, gezegene ve insanlara karşı sürekli bir savaş ekonomisi haline geldiğini ve yeryüzüyle barışmanın, günümüzde yeryüzüne ve insanlara karşı açılan savaşlara şahitlik etmek olduğunu belirten Shiva, aynı zamanda bu şahitliğin dünyanın, toprağın, suyun, ormanların, tohumların, biyolojik çeşitliliğin ve insanların haklarını savunmak için verilen mücadelelerin hikâyelerini anlatıyor.

Neoliberal ekonomik küreselleşme modeli, başka bir alternatifin olmadığı varsayımına dayanır.

Ancak yerli kültürlerde ve yerel ekonomilerde, pek çok alternatif bulunuyor.

Vandana Shiva da, bugün yaşadığımız krize çözüm olacak pek çok alternatifi bu kitabında karşımıza çıkarıyor.

  • Künye: Vandana Shiva – Yeryüzüyle Barışmak, çeviren: Tuğba Elçin, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 248 sayfa, 2021

İsmail E. Erünsal – Osmanlılarda Kitap Ticareti (2021)

Osmanlı’da sahaflık mesleği üzerine tam 792 sayfalık bir şaheser.

İsmail Erünsal, sahafların niteliklerinden sosyal statülerine, sahaf loncasının yapısından kitap ticaretinin nasıl yürütüldüğüne ve hatta kullanılan kâğıt türlerine pek çok konuyu aydınlatıyor.

Osmanlı kültür hayatında sahafların önemli bir payı olmasına rağmen bugüne kadar sahaflara dair monografik bir çalışma yapılmadı.

Dolayısıyla da sahaflığın ve kitap ticaretinin tarihî gelişimi, kitap kültürünün oluşmasındaki rolü ve bu kültürün yaygınlaşmasındaki önemi yeterince aydınlatılamadı.

Bu çalışma ise, Osmanlı’da sahafların kimlikleri, nitelikleri, sosyal statüleri, bir meslek örgütü olarak sahaf loncasının yapısı ile kitap ticaretinin nasıl yürütüldüğü, kitapların isimleri, maddi değerleri, nerelerden ve nasıl temin edildiği gibi konuları ele alıyor.

Sahaflık mesleği 19. yüzyılda büyük bir değişime uğramış, geleneksel sahafların çoğu yerini sahaf-matbaacıya ve sahaf-kitapçıya bırakmıştı.

Her ne kadar bu asırda geleneksel sahaflar, sayıları azalarak varlığını sürdürmüşse de kitap ticaretine artık matbaacılar ve kitapçı sahaflar hâkim olmaya başladı.

Bu çalışma, ‘Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar’ isimli daha önceki baskılarında ele alınan konuların, kaynakların yeniden değerlendirilmesi ve yeni araştırmalar ile ilave edilen bölümleriyle geliştirilmiş hali.

Kitap, Osmanlı’da kullanılan kâğıt türlerinden mürekkep terkiplerine, kitap fiyatlarından sahaf/kitapçı kültürüne kadar pek çok konuyu derinlemesine irdeleyen belgesel niteliğinde bir eser.

  • Künye: İsmail E. Erünsal – Osmanlılarda Kitap Ticareti: Sahaflar ve Kitapçılar, Timaş Yayınları, tarih, 792 sayfa, 2021