Mehmet Altun — İletişim Tarihi (2026)

‘İletişim Tarihi: Neolitik Yukarı Mezopotamya’da Kültürel Etkileşim’, iletişimi modern araçlara indirgemeyen, insanlık tarihinin en erken toplumsal deneyimlerine yerleştiren kapsamlı bir düşünce denemesi. Mehmet Altun, iletişimi yalnızca konuşma ya da işaretleşme olarak değil; beden, mekân, nesne ve imgeler üzerinden kurulan çok katmanlı bir ilişki alanı olarak ele alıyor ve onu insanın hayatta kalma mücadelesiyle, birlikte yaşama pratikleriyle ve kültürel belleğin oluşumuyla birlikte düşünüyor.

Yukarı Mezopotamya’yı merkezine alan kitap, Paleolitik dönemden Çanak Çömleksiz Neolitik’e uzanan geniş bir zaman aralığında, iletişimin nasıl giderek toplumsal düzenin kurucu unsurlarından biri hâline geldiğini arkeolojik bulgular eşliğinde tartışıyor. Ritüeller, semboller, mimari düzenlemeler, heykeller ve işlevi henüz tam çözülememiş maddi kültür öğeleri; bu coğrafyada iletişimin yalnızca anlam paylaşımı değil, aynı zamanda iktidar ilişkilerinin, hiyerarşinin ve kolektif sürekliliğin taşıyıcısı olduğunu ortaya koyuyor.

Altun’un en güçlü itirazlarından biri, iletişim tarihinin yazıyla başlatılmasına yöneliktir. Yazı öncesi toplumların “sessiz” olmadığına dikkat çeken yazar, maddi kültürün kendisinin yoğun, karmaşık ve süreklilik taşıyan bir iletişim alanı yarattığını söylüyor. Bu yaklaşım, iletişim tarihine dair yerleşik çizgisel anlatıları sorgularken, arkeoloji, antropoloji, sosyoloji ve kültürel tarih arasında üretken bir bağ kuruyor.

Bu yönüyle kitap, yalnızca erken dönem iletişim pratiklerini inceleyen bir akademik çalışma değil; insanlığın en eski anlatılarını, örgütlenme biçimlerini ve anlam üretme yollarını kavramak isteyen okurlar için ufuk açıcı bir rehber niteliğinde.

Mehmet Altun — İletişim Tarihi: Neolitik Yukarı Mezopotamya’da Kültürel Etkileşim
• Minotor Kitap
İnceleme • 360 sayfa • 2026

Mehmet Altun – Yukarı Mezopotamya’da Devletin Kökeni (2025)

Yakındoğu’da devletin ortaya çıkış süreci, arkeologlar ve eskiçağ tarihçileri tarafından uzun yıllardır incelenen karmaşık bir konudur. Bu sürecin nasıl başladığına dair hem yazılı kaynaklar hem de arkeolojik buluntular önemli bilgiler sunmaktadır. Kazılarla ortaya çıkarılan yerleşim yerlerinin boyutları, nüfus yoğunluğu, meslek grupları, dini ve idari yapılar gibi veriler, devletin temel özelliklerini anlamamıza yardımcı olmaktadır. Ancak, Eski Yakındoğu’da devletin tanımı hala tartışmalıdır ve günümüz dünyasında bile kesin sınırlarla tanımlanmış kavramlardan uzaktır.

Mehmet Altun’un ‘Yukarı Mezopotamya’da Devletin Kökeni’ adlı kitabı, bu tartışmalara yeni bir bakış açısı getirerek, devlet oluşumunun kökenlerini MÖ 10.000’lere kadar götürüyor. Kitap, Mezopotamya’nın coğrafi koşullarının devlet oluşumuna nasıl zemin hazırladığını ve ilk yerleşimlerin, tapınakların ve toplumsal organizasyonların daha sonraki devlet yapılarını nasıl şekillendirdiğini inceliyor. Altun, prehistorya ve eskiçağ alanındaki akademik birikimini kullanarak, bu doğal süreci ve devletin temel kurallarını ustalıkla ortaya koyuyor.

Yukarı Mezopotamya’da devletin kökeni, MÖ 4. binyılın sonlarına kadar uzanır. Bu dönemde, sulama tarımının yaygınlaşması ve nüfusun artmasıyla birlikte, karmaşık toplumsal yapılar ortaya çıkmaya başladı. Bu yapılar, zamanla şehir devletlerine ve ardından imparatorluklara dönüştü. Altun’un kitabında ele alınan ilk yerleşimler ve tapınaklar, bu dönemde ortaya çıkan toplumsal organizasyonun ve devlet yapılarının temelini oluşturdu.

Mezopotamya’nın verimli toprakları ve sulama imkanları, tarımsal üretimin artmasını ve nüfusun yoğunlaşmasını sağladı. Bu durum, toplumsal iş bölümünün ve uzmanlaşmanın ortaya çıkmasına yol açtı. Tapınaklar, sadece dini merkezler değil, aynı zamanda ekonomik ve idari merkezler olarak da işlev gördü. Tapınaklarda toplanan ürünler, depolandı ve dağıtıldı. Bu durum, merkezi bir otoritenin ve devlet yapısının ortaya çıkmasına zemin hazırladı.

‘Yukarı Mezopotamya’da Devletin Kökeni’, Yakındoğu’da devletin ortaya çıkış sürecini ve Yukarı Mezopotamya’daki kökenlerini anlamak için önemli bir kaynak. Kitap, arkeolojik buluntular ve yazılı kaynakları bir araya getirerek, devletin temel özelliklerini ve gelişim sürecini detaylı bir şekilde inceliyor. Altun, okuyuculara, devletin sadece siyasi bir yapı olmadığını, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kültürel bir olgu olduğunu da gösteriyor.

  • Künye: Mehmet Altun – Yukarı Mezopotamya’da Devletin Kökeni, Minotor Kitap, tarih, 272 sayfa, 2025

Mehmet Altun – Yukarı Deniz (2008)

‘Yukarı Deniz’, daha önce ‘Rüyamda Hayat Vardı’ ve ‘Su Zılgıtları’ kitaplarıyla hatırlanacak Mehmet Altun’un üçüncü şiir kitabı.

Kitapta yer alan ‘Kar Değdi Yamaçlarıma’ isimli şiir şöyle:

 

“Büyük atlaslar gerdim göğüne

Avuntunun ve mavinin resmiyle

Hesaplayıp yaralarını dünyanın

Denize karşı olsun diye

Havadan suya dönüşmek kadar

Sudan havaya bölünmek üzre

yalvardım ateşe

 

Menekşeler kadar derin

Çiniler için pırıl pırıl mavi oldum

Uygarlıklara hayat olmak üzre

Yüksek dağlara kuruldum

Kar değdi yamaçlarıma,

Avlularımda tipiden kalma parkalar

soğudukça vuruldum

 

Gün için gece, geceye mabet oldum

Toprak yahut ekmeğin huzurunda

Huzurum oooy, sevgilim oldun”

  • Künye: Mehmet Altun – Yukarı Deniz, Babil Yayınları, şiir, 111 sayfa