Rebecca Solnit – Yokluğumdan Aklımda Kalanlar (2021)

Kadınların yok sayıldığı bir toplumda adeta dişiyle tırnağıyla kazıyarak hayallerini gerçekleştirmiş Rebecca Solnit’ten muazzam bir tanıklık.

Solnit, 1980’lerin San Francisco’sunda genç bir kadın yazar olarak ortaya çıkışını anlatıyor.

‘Yokluğumda Aklımda Kalanlar’, kadınların sessiz kalmasını tercih eden bir toplumda kadın bir yazarın kendi sesini bulma öyküsü, sanatçının genç bir kadın olarak portresi.

Solnit 1980’lerin San Francisco’sunda, kadına yönelik şiddetin hem sokakta hem de toplumun tüm tabakalarında yaygın olduğu, kadınların kültürel arenadan kolayca dışlandığı bir ortamda yazar olarak ortaya çıkışını anlatıyor.

En büyük öğretmenim dediği kentteki savruluşlarını, fakirliği ve ümidi; on dokuz yaşındayken kişisel dönüşümüne ev sahipliği yapmaya başlayan küçük apartman dairesini; punk rock’ın hem öfkesine hem de içindeki patlayıcı enerjiye nasıl biçim ve ses kazandırdığını tarif ediyor.

Kadınları küçümseyen, onların sözüne inanmayan otorite figürlerinden bahseden Solnit, geriye dönüp baktığında tüm bunları hem geçmişte hem de bugün hâlâ kadınların olağan durumu olan sessizleştirilmişliğin sonuçları olarak görüyor ve bizlere de yazarlığa, kadın hakları savunucusu olmaya giden yolda bununla nasıl mücadele ettiğinin öyküsünü anlatıyor.

Kendisini hem insan hem de yazar olarak özgürleştiren güçleri; yani kitapları, cinsiyet, aile ve sevincin ne gibi farklı görünümlere bürünebileceği konusunda kendisine başka başka bakış açıları kazandıran etrafındaki gey erkekleri ve sonunda Amerikan Batısı’nın o uçsuz bucaksız topraklarına varışını, o toprakların öteden beri göz ardı edilen çatışmalarına dahil oluşunu irdelerken bir yandan da bütün bu etkilerin kendisine özgün bir yazar olmayı nasıl öğrettiğine ve pek çok başka insana hitap eden, onlara güç kazandıran bir sese nasıl kavuşturduğuna değiniyor.

  • Künye: Rebecca Solnit – Yokluğumdan Aklımda Kalanlar, çeviren: Seda Çıngay Mellor, Minotor Kitap, inceleme, 264 sayfa, 2021

Alan Lightman – Muhtemel İmkânsızlıklar (2021)

Bu kitap evren, yaşam ve zihin konularında önde gelen bir fizikçi ve yazardan denemeler sunuyor.

Alan Lightman, hiçlik, sonsuzluğun imkân ve imkânsızlıkları, kozmostaki yerimiz üzerine derinlemesine düşünüyor.

  • Uzam nihayetsiz olarak gitgide daha küçük birimlere bölünebilir mi?
  • Ya da sonsuzluğa varıncaya dek gitgide daha büyük alanları kapsayacak şekilde genişlemekte midir?
  • Bilinç dediğimiz şey, tamamen maddeden oluşan beynimize ve beyindeki nöronlara indirgenebilir mi?
  • Hayatın kökeni nedir ve biyologlar laboratuvar ortamında sıfırdan yaşam yaratabilir mi

Lightman, ‘Muhtemel İmkânsızlıklar’da, bu soruları ve gülümsemenin anatomisinden hafızanın öngörülemezliğine, evrende yaşamın aslında çok özel bir şey oluşundan Büyük Patlama’nın öncesinde neler olduğuna kadar pek çok ilginç meseleyi kimi zaman felsefi bir bakışla, ama bilim insanı kimliğini asla bırakmadan tartışıyor.

Kitap, evren hakkında, yaşam ve zihin hakkında, bizlerden son derece büyük ve son derece küçük şeyler hakkında okurları derin bir tefekküre davet ediyor.

  • Künye: Alan Lightman – Muhtemel İmkânsızlıklar: Başlangıçlar ve Bitişler Üzerine Düşünceler, çeviren: Barış Gönülşen, Minotor Kitap, bilim, 192 sayfa, 2021

Jodi Dean – Yoldaş (2021)

Yoldaşlık çoktan öldü.

İnsanlar oldukça çıkarcı ve birbirinin kuyusunu kazmanın peşinde.

Jodi Dean ise, yoldaşı siyasi mücadelenin aynı safında yer alan eşitler şeklinde, bir siyasi aidiyet olarak yeniden kuramsallaştırıyor.

Yirminci yüzyılda dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan birbirine “yoldaş” diye hitap etti.

Şimdiyse solda daha yaygın olarak “müttefik”lerden bahsediliyor.

‘Yoldaş’’ta Dean, işte bu değişimin çağdaş solun temel sorununa işaret ettiğini söylüyor: inşa edilip sürdürülmesi, savunulması gereken bir siyasi aidiyet ilişkisinin yerine siyasi kimliklerin geçmesine…

Dean bir yoldaşlık kuramı ortaya koyuyor.

Yoldaşlar bir siyasi mücadelenin aynı safında yer alan eşitlerdir.

Adalet mücadelesi için gönüllü olarak bir araya gelen yoldaşların ilişkisi, disiplinin, sevincin, cesaretin ve coşkunun damgasını taşır.

Dean, yoldaşlığın eşitlikçiliğini ırk ve cinsiyet farklılıkları ışığında değerlendirirken Harry Haywood, C.L.R. James, Alexandra Kollontay ve Doris Lessing gibi pek çok tarihi ve edebi ismin deneyimlerine başvuruyor.

Ve eğer “Sol” olacaksak, yoldaş olmamız gerektiğini savunuyor.

Dean’in yoldaşlık tanımı şöyle:

“Yoldaş ayakta kalmayı bilen bir mücadeleciden de, müttefikten de fazlasıdır. Yoldaşlar, özgür ve eşitlikçi bir dünya için verilen mücadelede aynı safta duran insanlardır.”

  • Künye: Jodi Dean – Yoldaş: Siyasi Aidiyet Üzerine Bir Deneme, çeviren: Ali Karatay, Minotor Kitap, siyaset, 192 sayfa, 2021