Mehmet Öztürk – Sine-Masal Kentler (2014)

Paris, Berlin, Roma, New York ve İstanbul…

Yirminci yüzyılda kimi kentler, pek çok filmin gerek tematik yapısının gerekse biçiminin metaforu, aktörü olmuştu.

Mehmet Öztürk burada, yukarıdaki kadim kentleri, film hikâyesinin oluşturucu öğelerinden biri olarak kullandıkları gibi sinema sanatına da yeni anlatım olanakları açmış kimi filmleri masaya yatırıyor.

  • Künye: Mehmet Öztürk – Sine-Masal Kentler, Doğu Kitabevi

Kolektif – Sinematografik Kentler: Mekânlar, Hatıralar, Arzular (2008)

Mehmet Öztürk’ün derlediği ‘Sinematografik Kentler’, kent ile sinema arasındaki ilişkiye odaklanan çok sayıda yazıyı bir araya getiriyor. Bu ilişkiyi,’Siegfried Kracauer’in sine-kent denemeleri, sine-kent incelemelerinde yöntemsel yaklaşımlar ve modeller, sinemada kent mizansenleri ve filmlerde kentin fonksiyonu bağlamında ele alan kitabın yazarları, bu anlamda en iyi örnekler olan Berlin, Bombay, Kahire, Los Angeles, İstanbul, Paris ve Prag gibi stüdyo-mekânları analiz ediyor.

Çalışma en çok, sembolik kentsel filmlerden sonra, o şehre dair yeni kentli deneyimlerin nasıl oluştuğunu örnekler vererek göstermesiyle ilgi çekiyor.

  • Künye: Kolektif – Sinematografik Kentler: Mekânlar, Hatıralar, Arzular, derleyen: Mehmet Öztürk, Agora Kitaplığı, sinema, 451 sayfa

Mehmet Öztürk – Oğuz Türkleri (2008)

  • OĞUZ TÜRKLERİ, Mehmet Öztürk, Ledo Yayıncılık, tarih, 491 sayfa

Mehmet Öztürk, ilk kitabı olan ‘Oğuz Türkleri’nde, Oğuz Türklerinin tarih sürecindeki gelişim evrelerini inceliyor. Öztürk’ün çalışmasında, Oğuz Türklerinin M.Ö. 235-30 yıllarından günümüze kadar süren tarihleri, önemli simaları, nasıl yaşadıkları, neler yaptıkları ve bu tarihi evrede ne şekilde yer aldıkları anlatılıyor. Bu Türk boyunun Anadolu’ya göç edişi, göçlerinin nedenleri, göçler sonucunda Anadolu coğrafyasını nasıl şekillendirdikleri, burada kurdukları devletler gibi konular da kitapta kapsamlı olarak ele alınıyor. Toplam on üç bölümden oluşan kitap Oğuzları, Göktürklerden Selçuklulara, Oğuz Kağan’dan Alparslan’a ve Farabi’den İbni Sina’ya uzanan geniş bir çerçevede ele alıyor.