Manfred Krebernik – Eski Doğu’da Tanrılar ve Mitler (2022)

Manfred Krebernik bu kitapta, Eski Doğu’nun tanrılar dünyasına ve Mezopotamya halklarının kendi tanrıları hakkında anlattığı mitlere değinerek tek tanrılı dinlerin ortaya çıkmasından çok önceki bir döneme ışık tutuyor.

Şehir tanrılarından savaş tanrılarına, Tufan’dan müthiş aşk şiirlerine kadar oldukça geniş bir konu yelpazesi olan kitap, tanrılar ve insanlar arasındaki ilişkiyi gerek ritüeller gerekse de kil tabletlere yazılan mitler, efsaneler ve diğer edebi eserlerle açıklığa kavuşturuyor.

Ana hatlarıyla tanrıların ve mitlerin ortaya çıktığı kültürel ortamın bir panoramasını çizen yazar, mitler ve tanrılar hakkında bilgi veren kaynakları yorumlayarak tanrıçaları ve tanrıları tanıtıyor, sorumluluk alanlarına işaret ediyor ve yüceltme biçimlerinin, kült davranışlarının, ritüellerin, duaların, büyü uygulamalarının ve kehanet tekniklerinin temellerini etraflıca ele alıyor.

  • Künye: Manfred Krebernik – Eski Doğu’da Tanrılar ve Mitler, çeviren: Nurettin Demir, Runik Kitap, tarih, 136 sayfa, 2022

Karl-Wilhelm Welwei – Eski Yunan Erken Dönemi (2022)

Eski Yunan sanatı ve mimarisi, Avrupa’nın en erken ve en gelişkin kültürünü barındıran Yunanistan’a her yıl ayak basan sayısız ziyaretçiyi büyülemeye devam ediyor.

Heraklion ve Atina milli müzelerinde sergilenen Homeros öncesine ait eşsiz eserler, Yunanların erken dönemine ait Minos ve Miken (Myken) kültürünün sessiz tanıklarıdır.

Minos Çağı ile başlayan bu kitap, okuyucuyu sırasıyla Miken dünyasına, Miken Krallığı’nın yıkılmasıyla başlayan “Karanlık Çağ”a ve daha sonra, eski bir heroik kültüre ait koskoca saraylardan arta kalan taş mirası çağdaşları için dizeleriyle canlandırmaya çalışan Homeros’un dünyasına götürüyor.

Kitap, Yunanistan’da MÖ 800 civarında başlayan Arkaik Çağ’ın toplumsal yapısıyla ekonomik sisteminin inşası kadar dönemin sanat ve kültürünü ele alıyor ve kent devletlerinin ortaya çıktığı evreyi de kapsıyor.

Yunan toplumundaki uyuşmazlıklar, yönetimin aristokratlarca ele geçirilmesi, Atina ve Sparta arasındaki rekabetin başlangıcı ve aynı zamanda Yunanistan ile Pers Krallığı arasında baş gösteren çekişmeler de kitabın konuları arasında.

  • Künye: Karl-Wilhelm Welwei – Eski Yunan Erken Dönemi (MÖ 2000-500), çeviren: Zeynep Yılmaz, Runik Kitap, tarih, 128 sayfa, 2022

Ray Monk – Wittgenstein’ı Nasıl Okumalıyız? (2022)

Wittgenstein, en zor anlaşılan filozoflardandır.

Güzel haber ise şu: kapsamlı Wittgenstein biyografisiyle bildiğimiz Ray Monk, filozofun sistemini daha iyi kavramamızı sağlayacak harika bir Wittgenstein okuma kılavuzuyla karşımızda.

Biz okurları “Nasıl okumalıyız?” sorusunu sormaya mecbur bırakan isimlerin başında Wittgenstein geliyor belki de.

Wittgenstein uzmanı Profesör Ray Monk’un yazdığı ‘Wittgenstein’ı Nasıl Okumalıyız?’ tam da bu soruyla cebelleşiyor.

Monk’a göre, Wittgenstein felsefesinin temelinde, çağımızın “bilimselci” karakterine karşı direnmek,  “bilimsel-olmayan”ın dürüstlüğü ve bağımsızlığında ısrarcı olmak yatıyor.

Bu sebeple, felsefe aracılığıyla ulaşmaya çalışmamız gereken kavrayış, bir insanda, bir müzik eserinde, dahası bir şiirde aradığımız kavrayışa benzemelidir.

Nitekim Wittgenstein, Ludwig Uhland’ın “Count Eberhard’s Hawthorn” şiirini okuduğunda son derece etkilenmiş, şöyle demişti: “Gördün mü? Söylenemeyecek olanı söylemeyi denemediğinde hiçbir şey yitmemiş olur. Söylenemeyen, söylenende –söylenemeyecek şekilde– kapsanır!”

‘Wittgenstein’ı Nasıl Okumalıyız?’, kısa ama dolu dolu bir iş.

Monk, her bölümün başında Wittgenstein’dan alıntı yapıp bölüm boyunca o alıntıyı didik didik etmek suretiyle adeta elimizden tutup Wittgenstein’la tanıştırıyor bizi.

  • Künye: Ray Monk – Wittgenstein’ı Nasıl Okumalıyız?, çeviren: Barış Şannan, Runik Kitap, felsefe, 104 sayfa, 2022

Keith Ansell Pearson – Nietzsche’yi Nasıl Okumalıyız? (2022)

‘Nietzsche’yi Nasıl Okumalıyız?’, büyük filozof Nietzsche’nin düşünce sistemine vakıf olmamızı sağlayacak, kısa ama etkileyici bir giriş.

Keith Ansell Pearson, Nietzsche’nin çok bilinen aforizmalarını da özgün bir bakışla yeniden yorumluyor.

Nietzsche’nin düşünce dünyası, yeni ve çarpıcı bir insanlık tanımının etrafında döner: Tanrı’nın ölümünü kabullenen, yaşamak sanatını ve bilimini deneyimleyen, metafizik ve ahlakî mutlak ihtiyacından azade bir insanlık.

  • Peki bu durumda nasıl yaşayacağız?
  • Neyi sevecek, neye tutunacağız?

Pearson, Nietzsche’nin ayrıksı felsefî üslubuna ve düşünce dünyasının gelişim evrelerine giriş yapıyor.

Nietzsche’nin en çok bilinen aforizmalarını yakından okuyarak onun sık sık referans verilen ve fakat sürekli yanlış yorumlanan fikirlerine ışık tutuyor.

‘Nietzsche’yi Nasıl Okumalıyız?’, felsefe tarihinin bu en tartışmalı ismini yalın bir üslupla ve sınırları belli, derli toplu bir yapı içinde sunuyor.

Nietzsche’ye göre, hayat tecrübelerimizi özümsemek için gerekli zamanı bulmakta zorlanıyoruz, düpedüz söylemek gerekirse yüreğimiz (ve kulaklarımız) ondan içre değil.

Aklımız bir karış havada yaşıyoruz, gün ortasında saatin on ikiyi vurmasıyla sıçrayarak hayretle uyanıp “Saat kaç?” diyen, kendi düşüncelerinin derinliklerine dalmış insanlar gibiyiz.

Daha sonra, zaman geçince başımızı kaşıyıp şaşkınlık ve kafa karışıklığıyla şöyle soruyoruz: “Peki o hâlde az önce yaşadığım da neydi?” ve “Ben aslında kimim?”.

İster istemez kendimize yabancıyız.

Aslında bilgiyi eve, yani aşina olduğumuz zamana ve yere geri getirmeye çalışıyoruz.

Arzumuz, yaşantılarımızda ve eylemlerimizde daima kendi yansımamızı görmek.

Aşinası olduğumuz ve omzumuza zamanın taleplerini yüklemeyecek bilgiler istiyoruz.

  • Künye: Keith Ansell Pearson – Nietzsche’yi Nasıl Okumalıyız?, çeviren: Celal Sabancı, Runik Kitap, felsefe, 127 sayfa, 2022

Helwig Schmidt Glintzer – Eski Çin (2022)

Bugünkü Çin’in dinamiklerini daha iyi kavramak isteyen okurlara bu kitabı öneriyoruz.

Helwig Schmidt Glintzer, Antik dönemlerden 19. yüzyıla uzanarak yüzyıllar boyu “izole olmuş” ülkenin siyasi, ekonomik ve toplumsal tarihi hakkında önemli bilgiler veriyor.

Kitap, her şeyden önce Çin’in bugünkü dinamiklerini anlaşılır kılan belli başlı gelişmeleri göstermesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor.

Yüzyıllar boyu Çin, gerek yakın komşularıyla gerekse de uzak komşularıyla yaşadığı birtakım problemlerle gündeme gelmiş ancak kendi içindeki sorunlar genel anlamda dünyayı ilgilendirmediğinden pek itibar görmemişti.

Oysa Çin, asırlardır kültürü, tarihi ve coğrafyasıyla birçok araştırmanın odak noktası olmuştur.

Günümüzde hammadde ve üretim dendiğinde akla ilk gelen ülke olan Çin, kuşkusuz dev bir ekonomi olmanın çok ötesinde, birçok halkı ve kültürü bünyesinde barındırarak bir medeniyet olma özelliğini de hâlihazırda devam ettiriyor.

Bu itibarla, bu “izole olmuş” medeniyete kısa bir bakış atmak, dahası belli başlı özelliklerini bilmek, şüphesiz küreselleşen dünyada okuyucuya bir avantaj sağlayacaktır.

  • Künye: Helwig Schmidt Glintzer – Eski Çin: Başlangıçlardan 19. Yüzyıla Kadar, çeviren: İclal Cankorel, Runik Kitap, tarih, 129 sayfa, 2022

Oliver Leaman – İbn Rüşd ve Felsefesi (2022)

İbn Rüşd felsefesi, yaşadığımız dönemin sorunlarına yanıt verebilir mi?

İbn Rüşd’ün felsefesini zengin bir perspektifle yorumlayan Oliver Leaman, İbn Rüşd’ün modern ve hatta post-modern dünya için uygun bir düşünür olduğunu savunuyor.

İbn Rüşd, eserleriyle modern Avrupa düşüncesini beslemiş, Batı felsefesinin modernizme ulaşmasında mühim bir menzil görevi görmüştür.

O, kendi teorize ettiği fikirler bir kenara, Antik Yunan filozoflarını da yeniden inşa etmiş, Avrupa’da kilise duvarlarına tasviri işlenecek kadar başat bir filozof hâline gelmişti.

İbn Rüşd, her ne kadar felsefe tarihinde büyük bir yekûn tutsa da çalışmaları, içinde bulunduğumuz çağda bile tam manasıyla anlaşılmamaktadır.

İslâm felsefesi hususunda çalışmalarıyla tanınan Profesör Leaman’ın ‘İbn Rüşd ve Felsefesi’ adlı kitabı da bu problemden yola çıkarak onun ihmal edilen yönüne ışık tutuyor.

“İbn Rüşd, Aristoteles ve Yunan felsefesinin genel olarak İslâm’a tamamen uygun olduğunu iddia eder ve onları dinin doğru anlaşılarak aktarılması için belirgin analitik araçlar olarak gösterir.” diyen Leaman, İbn Rüşd’ün düşünsel iddialarının felsefe tarihi için olduğu kadar felsefenin bizzat kendisi için de önemli olduğunu iddia ediyor.

Yazara göre İbn Rüşd, modern ve hatta post-modern dünya için uygun bir düşünürdür.

  • Künye: Oliver Leaman – İbn Rüşd ve Felsefesi, çeviren: Elif Özdem, Runik Kitap, felsefe, 236 sayfa, 2022

Harun Tepe – On Kavramda Wittgenstein (2022)

Modern felsefe denince ilk akla gelen isimlerden olan Ludwig Wittgenstein’ın fikirleri, bunlara aşina olmayan okurlar için oldukça girifttir.

Harun Tepe de; Wittgenstein’ın düşüncesini anlam, etik ve estetik gibi on kavramı merkeze alarak her seviyeden okurun rahatlıkla anlayabileceği şekilde açıklıyor.

Wittgenstein, kendi rızasıyla Birinci Dünya Savaşı’nın en ön cephelerinde görev almıştı, çünkü ölümle burun buruna yaşamanın nasıl bir şey olduğunu tecrübe etmek istiyordu.

Titiz bir mantık işçiliğinin sonucunda, felsefenin, dilin mantığının yanlış anlaşılmasından doğduğu fikrini ortaya atmış ve böylece felsefi sorunların kaynağını bulduğunu ve “nihai çözüme” ulaştığını iddia etmişti.

Bunun sonucundaysa “felsefeyle uğraşmayı” bırakmıştı.

Trinity College’da felsefe dersleri verdiyse de bu dersler öğrencilerin dikkatini pek de çekmemişti; zira hem Wittgenstein’ın yaptığı şey ders anlatmaktan ziyade sesli düşünmekti hem de ele aldığı konular öyle kolayca nüfuz edilebilecek türden değildi.

‘On Kavramda Wittgenstein’ başlıklı çalışmasında Tepe, bu sıra dışı filozofun sarsıcı ve görece girift fikirlerini ana hatlarıyla açıklıyor.

Dil ile dünya arasındaki ilişki, dünyayı oluşturan şeyin neliği, anlam, etik ve estetik gibi Wittgenstein felsefesinin en temel temalarına, filozofun düşünce dünyasını derli toplu bir şekilde haritalandırarak odaklanıyor.

  • Künye: Harun Tepe – On Kavramda Wittgenstein, Runik Kitap, felsefe, 144 sayfa, 2022

Victoria Emma Pagán – Latin Edebiyatında Komplo Teorileri (2022)

Latin edebiyatında komplo teorisinin nasıl kök saldığı hakkında usta işi bir inceleme.

Victoria Emma Pagán, Latin edebiyatından Iuvenlais, Tacitus, Suetonius, Terentius ve Cicero gibi usta yazarların eserlerini bu gözle yorumluyor.

Akademik çalışmalarda komplo teorisi teması özellikle son yirmi yılda popülerleşti.

Bu kitapta, elit Romalıların toplum içindeki hiyerarşi, bölünmeler ve eşitsizlikler içinde mekik dokurken komplo oluşmasına nasıl fırsat verdikleri açıklanıyor.

Romalılar her yerde bir komplo olabilir diye düşünüyor, dolayısıyla köle isyanlarını bastırmaya, rakiplerini ölüm ya da sürgünle cezalandırmaya, kadınları toplumdan uzaklaştırmaya, yabancıları karalamaya ya da imparatorların görüşlerine karşı şüphe duymaya büyük önem veriyorlardı.

Pagán, Latin Edebiyatından Iuvenlais, Tacitus, Suetonius, Terentius ve Cicero gibi usta yazarların eserlerini yorumluyor, kaynaklardaki bilgileri entrika ve gerçeklik süzgecinden geçirerek dikkatli ve çarpıcı bir bakış açısıyla aktarıyor.

Yazarın, Latin Edebiyatındaki yazım türlerinden birçok bilgi toplayarak bir komplonun ve komplo teorisinin nasıl kök saldığına yönelik güçlü bir inceleme sunduğu bu kitapta dedikodu, korku ve sırların geçmiş ve mevcut olayları yorumlamada (ve genellikle saptırmada) nasıl rutin şeyler olduğunu açıklamaya çalışıyor.

Antik Çağ’dan günümüze komplo teorilerinin devam etmesi, insanlığın zaaflarının üstüne gitme konusundaki mekanizması olarak sahip olduğu potansiyeli ortaya koyuyor.

  • Künye: Victoria Emma Pagán – Latin Edebiyatında Komplo Teorileri, çeviren: Bağış Alper Kovan ve Dorukhan Sacit Nur, Runik Kitap, inceleme, 227 sayfa, 2022

Melike Molacı – On Kavramda Stoa (2021)

Stoacılık zengin insan ve dünya tasavvuruyla yüzyıllar sonra bile ilgimizi çekmeye devam ediyor.

Melike Molacı da, Stoacılığa yeni başlayacak okurlar için öz ve aydınlatıcı bir giriş çalışmasına imza atmış.

Felsefe araştırmacılarının gündeminde bugün de en az ilkçağdaki kadar önemli bir yer tutan Stoa, yalnız felsefeciler için değil, mutlu hayata vardıracak alternatif güzergâhlar arayan okurlar için de tarihin her döneminde ilgi odağı oldu.

İnsanlık, bir köle ve bir imparatorun dünyayı aynı gözlerle görebileceğine ilk defa bu düşünce okulunda tanıklık etti.

Eski Hristiyan dünyasının adanmış bir dindarı da modern çağın gelenek karşıtı bir düşünürü de Stoa’da kendi algılarına hitap eden kurtuluş işaretlerini kolaylıkla bulabildi.

Stoa’nın bütün hayat pratiklerini kapsayan zengin insan ve dünya tasavvuru, günümüzde de onu barış ve eşitlik hareketleri için başlıca dayanak noktalarından biri olarak canlı tutuyor.

‘On Kavramda Stoa’ okurunu bu felsefe okulunda bilgilendirici ve keyifli bir kavram yolculuğuna çıkarıyor.

  • Künye: Melike Molacı – On Kavramda Stoa, Runik Kitap, felsefe, 126 sayfa, 2021

Kevin J. Hayes – Herman Melville (2021)

Amerika’dan çıkmış en büyük yazarlardan biri olan Herman Melville’in çarpıcı hayatı ve eserleri hakkında usta işi bir çalışma.

Kevin Hayes imzalı kitabın en özgün katkılarından biri de, Melville’in eserlerinin yaşadığı dönemde nasıl alımlandığını da irdelemesi.

Roman yazarı ve şair Herman Melville, pek çok kişi tarafından Amerika’dan çıkmış en yetkin yazar olarak değerlendirilir.

1819 yılında New York’ta dünyaya gelen Melville, biçime yönelik cüretkâr yenilikçi tavrıyla dünya edebiyatının da en iyi yazarlarından biri olarak anılır.

Nitekim başyapıtı ‘Moby Dick’ de dünyanın dört bir yanından okurları kendine çekmeye devam ediyor.

Hayes bu akıcı çalışmasında, Melville’in başlıca eserlerini değerlendiriyor, iş hayatının ve özel yaşamının ilginç hikâyesini anlatıyor.

Hayes’e göre Melville’in eserlerinin otoriteler ve okurlarca keşfedilmesi, I. Dünya Savaşı’nın bilançolarının görüldüğü ve modernizmin yükselişe geçtiği zamanlara denk gelir.

Romanları, hikâyeleri ve hayatının son kırk yılında yazdığı şiirleri de dâhil olmak üzere Melville’in bütün eserlerinin yapılarını inceleyen Hayes, bununla yetinmeyerek bu eserlerin yazıldıkları dönemde nasıl alımlandıkları meselesine de eğiliyor.

Melville’in hayatına ve içerisinde yaşadığı döneme dair bol bol yeni bilgi içeren bu biyografide, dünyaca tanınan ve fakat çoğu zaman yanlış anlaşılan yazarın en az kendi eserleri kadar merak uyandıran hikâyesini bulacaksınız.

  • Künye: Kevin J. Hayes – Herman Melville, çeviren: Arlet İncidüzen, Runik Kitap, biyografi, 197 sayfa, 2021