Cem Behar – Kan Dolaşımı, Ameliyat ve Musıkî Makamları: Kantemiroğlu (1673-1723) ve Edvâr’ının Sıradışı Müzikal Serüveni (2017)

Kantemiroğlu veya tam adıyla Boğdan Prensi Demetrius Cantemir, ömrünün toplam yirmi iki yılını İstanbul’da geçirdi.  Kantemiroğlu’nun 1703-1710 yılları arasında kaleme aldığı, daha çok “Kantemiroğlu edvârı” adıyla bilinen ‘Kitbabu’ilmi’l-mûsikıki ‘alâ vechi’l-hurûfât’ adlı eseri Osmanlı/Türk musıki tarihinde büyük öneme haiz.

Dönemin musıki kaynaklarının en önemlisi sayılan bu eser, geleneksel Osmanlı/Türk musıkîsinin oluşum dönemine ait vazgeçilmez bir tarihi belge.

İşte Cem Behar’ın bu uzun soluklu çalışması, söz konusu esere ve yazarına dair bilinmeyenlerin izini sürüyor.

Kitabın teorik ilk bölümü, Edvârın kendisine yer veriyor.

Kitabın, repertuar bölümü sayılabilecek ikinci bölümü ise, Kantemiroğlu’nun eserinin ilk bölümünde açıklanmış olan ve Kantemiroğlu’nun kendi icadı notalama sistemiyle kâğıda döktüğü üç yüz elli üç adet müzik eserinin notalarını sunuyor.

Bu eserlerin hepsi peşrev veya saz semaisidir, yani enstrümantal eserlerdir ve bir dönemin çalgı repertuarının önemli bir bölümünü teşkil ediyor.

  • Künye: Cem Behar – Kan Dolaşımı, Ameliyat ve Musıkî Makamları: Kantemiroğlu (1673-1723) ve Edvâr’ının Sıradışı Müzikal Serüveni, Yapı Kredi Yayınları, müzik, 340 sayfa

Robert Dankoff – Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi Okuma Sözlüğü (2008)

Türk dili uzmanı Robert Dankoff’un, ‘Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi Okuma Sözlüğü’ ilk yayınlandığı 2004 yılında büyük bir ilgiyle karşılanmıştı.

Yayınevinin on ciltlik Evliya Çelebi seyahatnâmesini yayımlanmasına mukabil raflardaki yerini alan sözlük, seyahatnamenin daha iyi anlaşılmasını sağlayan bir rehber niteliğinde.

Bilindiği gibi Evliya Çelebi seyahatnamesi, 17. yüzyıl Türkçe’si bakımından değerli bir kaynak olmasının yanı sıra, pek çok dilden kelimeler, deyimler ve atasözleri de barındırıyor.

Bu zenginlik, aynı zamanda eserin anlaşılabilirliği açısından güçlükler de barındırdığından, Dankoff’un çalışmasının önemi bir boşluğu doldurduğu açık.

  • Künye: Robert Dankoff – Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi Okuma Sözlüğü, çeviren: Semih Tezcan, Yapı Kredi Yayınları, sözlük, 291 sayfa

Beyza Akyüz – Uçan Fare ile Hayalet Hayri (2014)

Ta Avusturalya’dan buraya gelen maceracı bir fare ile okula yeni başlayan, içine kapanık, hayalet çocuk Hayri’nin arkadaşlığı.

Sınıfın en arka sıralarında oturan, hiç arkadaşı olmayan Hayri, burayı mesken edinmiş faremizle tanışır.

Bu tanışma, kahramanlarımızın yaşayacağı heyecanlı ve eğlenceli maceraların ayak sesleridir.

  • Künye: Beyza Akyüz – Uçan Fare İle Hayalet Hayri, resimleyen: Fırat Yaşa, Yapı Kredi Yayınları

Brendan Freely ve John Freely – Galata, Pera, Beyoğlu: Bir Biyografi (2014)

Bir Amerikalı baba ile oğulun gözünden Beyoğlu ve çevresi.

Bölgeyi sokak sokak adımlayan ikili, burada farklı kültürlerin bir aradalığına, gün geçtikçe güzelleşen tarihi yapılarına, caddelerine, mahallelerine, hanlarına ve geçitlerine doğru keyifli bir yolculuğa koyuluyor.

  • Künye: Brendan Freely ve John Freely – Galata, Pera, Beyoğlu: Bir Biyografi, çeviren: Yelda Türedi, Yapı Kredi Yayınları

Damon Galgut – İyi Doktor (2014)

Apartheid sonrası Güney Afrika’sında, karanlık geçmişiyle yüzleşen bir doktorun trajedisi.

Dr. Eloff, ülkenin boğucu bir taşra kasabasındadır.

Bir süre sonra kasaba, eski bir diktatörün etrafta dolandığı söylentisiyle iyiden iyiye hareketlenir.

Dr. Eloff’un üzerini örttüğü karanlık geçmişi, tam da bu anda gün yüzüne çıkar.

  • Künye: Damon Galgut – İyi Doktor, çeviren: Kıvanç Güney, Yapı Kredi Yayınları

Andrew Robinson (haz.) – Bilim İnsanları (2014)

200’ü aşkın resim eşliğinde, çığır açmış bilimsel buluşlara imza atmış isimlerin kişisel hayatları.

Galileo’dan Newton’a, Darwin’den Marie Curie’ye ve Einstein’dan Freud’a 43 bilim insanının hayatları konusunda bilinmeyenleri aydınlatan çalışma, görsel malzemeleri ve kaliteli baskısıyla da arşivlik.

  • Künye: Kolektif – Bilim İnsanları, hazırlayan: Andrew Robinson, çeviren: Yelda Türedi, Yapı Kredi Yayınları

Kolektif – 90’lı Yıllarda Türkiye’de Çağdaş Sanat (2008)

Levent Çalıkoğlu, ’90’lı Yıllarda Türkiye’de Çağdaş Sanat’ta, 1990’lı yıllarda Türkiye’de sanat çalışmalarını ve sanat dünyasındaki dinamikleri, kişisel tanıklıklara da başvurarak anlatıyor.

Çalıkoğlu’nun dönemi analiz eden yazısı ile başlayan kitap, kendisinin sanatçı, eleştirmen ve küratörlerle yaptığı söyleşilerle de zenginleşiyor.

Alan için önemli bir kaynak.

Kitapta söyleşileri yer alan isimler şöyle: Ali Akay, Gülsün Karamustafa, Hasan Bülent Kahraman, İnci Eviner, Emre Zeytinoğlu, Hüsamettin Koçan, Hakan Onur, Haşim Nur Gürel, Mehmet Ergüven, Hale Tenger ve Haldun Dostoğlu.

Levent Çalıkoğlu bu isimlerle birlikte, dönemin önemli sanatsal olgularını analiz ediyor.

  • Künye: Kolektif – 90’lı Yıllarda Türkiye’de Çağdaş Sanat, hazırlayan: Levent Çalıkoğlu, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 312 sayfa

Luan Starova – Kül Kalesi (2008)

Luan Starova, ‘Kül Kalesi’ veya diğer adıyla ‘Siciller’ isimli bu romanında, Manastır’da ortaya çıkarılan Osmanlı kadı sicillerinin, romanın başkahramanı Baba üzerindeki etkisini hikâye ediyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar olan dönemdeki mahkeme kayıtlarının bulunması, nereden geldiğinin ve ne olduğuna kafa yoran, Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk başbakanlarından Fethi Okyar’ın kuzeni Baba’nın hayatını değiştirir.

Bu sicillerin, Balkan halklarının ortak hazinesi olduğunu düşünen Baba, siciller aracılığıyla bu halkların geçmişlerinin izini sürer.

  • Künye: Luan Starova – Kül Kalesi, çeviren: Suat Engüllü, Yapı Kredi Yayınları, roman, 254 sayfa

İsmail Uyaroğlu – Kirli Şiirler (2008)

İsmail Uyaroğlu’nun son kitabı ‘Kirli Şiirler’, insanı sadece yüce duygularıyla değil, kötücül, kara yönleriyle de işleyen şiirlerini barındırıyor.

‘Şölen’ isimli şiir şöyle:

“Bir bıçak edin artık kendine

Bırak avutmayı bedenini

Ucuz zehirlerle, alkol vb.

Balkırken ölümün çelik dikeni

 

Bir bıçak…

Kromaj kaplı bir kan lekesi

Parlasın üstünde

Ve uğuldasın ölümün sesi

 

Bir bıçak edin…

Önce ucunu dene

İyi gelirse eğer

Gömersin şehveti etine

Bir bıçak edin artık…

Bileğine bir şans tanı

Eğlenirsin hem giderayak, ne güzel

Seyrederken hışırtıyla akan kanı

 

Bir bıçak edin artık kendine

Tutarken henüz elin

Bulamazsın sonra yaşlanınca damarı

Kaçar tadı şölenin”

  • Künye: İsmail Uyaroğlu – Kirli Şiirler, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 125 sayfa

Jon McGregor – Bu Senin Gibi Birinin Başına Gelecek Türden Şey Değil (2014)

Her insan, olağanüstü bir hayatı düşler, ama dönüp dolaşıp gündelik yaşama, tekdüzeliğe toslar.

McGregor öyküleri ise, rutin, daha doğru bir deyişle sıkıcı denen hayatın destanını yazmayı tercih eder.

O, sıradan olanın içindeki olağanüstülüğün, duru olanın ihtişamının peşindedir.

  • Künye: Jon McGregor – Bu Senin Gibi Birinin Başına Gelecek Türden Şey Değil, çeviren: Kıvanç Güney, Yapı Kredi Yayınları