Cem Gürdeniz – Kültürü ve Görgüsüyle Denizcilik (2022)

Denizcilik kültürü ve görgüsü sonsuz bir okyanustur.

Cem Gürdeniz de bu enfes çalışmasında, her kesimden denizciye, asırlar öncesinden süzülüp gelen mavi kültürün pratik bilgi ve uygulamalarını anlatıyor.

Kitapta,

  • Denizcilik kültürü ve psikososyal etkileşim,
  • Deniz ve denizcilik kültürü unsurları,
  • Deniz arkeolojisi,
  • Denizcilik ve edebiyat,
  • Sinemada ve televizyonda denizcilik kültürü,
  • Amatör denizcilik,
  • Su sporları,
  • Denizcilik örf, adet ve gelenekleri,
  • Denizciliğin gelenekselleşmiş protokol ve nezaket kuralları,
  • Tekne sahibinin mahremiyetine saygı ve davranış usulleri,
  • Ve bunun gibi daha pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Türkiye’nin denizcileşmeye ihtiyacının önemini tarihsel, toplumsal, kültürel, siyasal, askeri ve psikososyal boyutlarıyla geniş bir perspektiften ele alan önemli bir çalışma.

  • Künye: Cem Gürdeniz – Kültürü ve Görgüsüyle Denizcilik, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2022

Ethan L. Menchinger – İlk Modern Osmanlı (2022)

On sekizinci yüzyılda yaşamış Ahmed Vâsıf’ın hayatı ile Osmanlı’da reform, ahlaki yenilenme ve özgür irade konusundaki tartışmalar iç içe geçmiştir.

Bu sıra dışı karakteri ilk modern Osmanlı olarak tanımlayan Ethan Menchinger, Ahmed Vâsıf’ın hayatını ve fikri gelişimini başından sonuna izliyor.

Osmanlı İmparatorluğu 18. yüzyılla birlikte çalkantılı bir değişim dönemine girdi.

Askeri ve idari ıslahat yoluyla modernleşmeye çalışırken, Avrupa sahnesindeki nüfuzunu savaşlar ve isyanlar yüzünden büyük bir ölçüde yitirdi.

Menchinger bu kitapta dönemin önde gelen aydınları ve devlet adamları arasında yer alan Ahmed Vâsıf’ı inceleyerek, imparatorluktaki fikir hayatına, siyaset ve ıslahat ortamına ışık tutuyor.

Vâsıf’ın hayatı, Osmanlı literatürünün ahlaki yenilenme, savaş ve barış, adalet ve özgür irade üzerine hararetli tartışmalar gibi yeni yönlerini açığa vurmanın yanı sıra, İslam felsefesini, ahlakı ve devlet idaresini köklü biçimde sarmış hayati bir tepkiyi göstererek, okuru Osmanlı siyasal ıslahat sürecini yeniden değerlendirmeye yöneltiyor.

‘İlk Modern Osmanlı’, 19. yüzyılın dönümünde Vâsıf’ın oynadığı rolün izini sürerek, Osmanlı İmparatorluğu, fikir tarihi, Aydınlanma çağı ve Napoléon Avrupası hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen herkes için modernlik ve münevverlik üzerine tartışmanın kapısını aralıyor.

  • Künye: Ethan L. Menchinger – İlk Modern Osmanlı: Ahmed Vâsıf’ın Fikri Gelişimi, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2022

Tim Mackintosh-Smith – Araplar (2022)

Arap halkının üç bin yıllık tarihi üzerine eşsiz çalışmalardan biri.

Otuz yıldır Yemen’de yaşayan Tim Mackintosh-Smith, Arap dünyasının özgün bir tahlilini sunduğu gibi, bir dil olarak Arapçayı da bütün kilit tarihsel gelişmeleri birbirine bağlayan olgu olarak irdeliyor.

Kitap, Arap Yarımadası’ndan çıkıp İspanya’dan Orta Asya’ya dek Avrasya kıtasının büyük kısmını fethederek dillerini, dinlerini ve kültürlerini bu muazzam coğrafyaya yayan Arap halklarının üç bin yıllık tarihini anlatıyor.

Aslen İngiliz olan Mackintosh-Smith’in otuz yıla yakın, tasvir ettiği coğrafyanın bir parçasını teşkil eden Yemen’de yaşaması ve kendisini bir Yemenli olarak tanımlaması kitabın değerini kuşkusuz daha da artırıyor.

Mackintosh-Smith, dilin Arap dünyasındaki merkezi konumundan hareketle, Arapçanın ortak bir kültürel kimliğin temelini nasıl oluşturduğunu, İslamiyet öncesi şiirden alfabenin evrimine, Muhammed Peygamber’in yazıyı kullanmasından Arap matbaasının yaşadığı sorunlara ve yakın dönemdeki çetrefilli olaylara varıncaya kadar, kimi zaman yükselen, kimi zaman çöküş yaşayan Arap tarihinden kesitler sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bu kitap Arapların hikâyesini anlatırken, görünüşte ebedi ve çoğu kez trajik birlik-parçalanma döngüsünü ve ayrıca ateşi besleyen, devrimleri körükleyen, kimlikleri değiştirme ve yeniden kümeleme tarihi boyunca Arapları her şeyden daha fazla belirleyen gücü, yani Arapçayı daha yakından inceleyecek. Dil bütün kilit tarihsel gelişmeleri, yazıya geçirilmiş Allah kelamından kelime işlem ve yeni gerici rejimlerin beyin yıkama tekniklerine kadar bilgilendirme teknolojisi temelinde birbirine bağlayan şeydir. Liderliğe soyunan bütün Arapların sıkıca tutmaya çalıştıkları iptir. Hepsinin gayesi daima asabiyeti, o ‘bağlanmışlık’ ya da ittifak halini, Arapçadaki ifadesiyle Arap halkları ve kabileleri arasında ‘söz birliği’ (cemü’l-kelime) yaratmak olmuştur. Burada anlatılan Arapçanın değil, Arapların bir tarihidir. Ama ondan geçen dil ipini izlemek, bütün farklı anlamlarıyla ‘Arap olma’nın en derin damarını araştırmaktır.”

  • Künye: Tim Mackintosh-Smith – Araplar: Kavimler, Kabileler ve Devletlerin Üç Bin Yıllık Tarihi, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 640 sayfa, 2022

Pierre Christin – Orwell (2022)

Büyük yazar George Orwell’in hayatı üzerine bir görsel şölen.

Pierre Christin’in yazdığı, resimleri Sebastien Verdier imzalı şahane kitap, Orwell hayranları kadar çizgi roman tutkunlarının da arşivlerindeki yerini muhakkak almalı.

‘Hayvan Çiftliği’ ve ‘1984’ gibi romanlarının etkileri hâlâ felsefe ve sanat alanında devam eden Orwell’in muhteşem hayat hikâyesini anlatan çalışmaya ayrıca André Juillard, Olivier Balez, Manu Larcelet, Blutch, Kuanjo Guarnido ve Enki Bilal de katkıda bulunmuş.

  • Künye: Pierre Christin – Orwell, resimleyen: Sebastien Verdier, çeviren: Zeynep Büşra Bölükbaşı, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 160 sayfa, 2022

Mustafa Aktar – Rasathane ile Bilimde Yüz Elli Yıl (2022)

 

1868 yılında İstanbul’da kurulan rasathane, Türkiye’nin bilim yolculuğunda dönüm noktasıdır.

Mustafa Aktar da bu çalışmasında, 150 yıllık süreçte rasathanenin hangi sosyal, ekonomik ve politik rolleri üstlendiğini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Kendisi de uzun yıllar Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nde araştırmacı olarak görev yapan Aktar, rasathanenin, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e uzanana kültürel devrimin neredeyse bir izdüşümü gibi toplumsal gelişmede ne denli kritik bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor.

Aktar bunu yaparken, söz konusu süreçte dünyadaki bilimsel gelişmeler ile bizdeki bilimsel düzeyi ayrıntılı bir bakışla karşılaştırıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Rasathaneler özünde bilim için oluşturulmuş birer gözlem laboratuvarıdır; ancak tarih boyunca bunun çok ötesinde bir anlam taşımışlardır. Bunun sebebi, bazı kritik dönemlerde, evrene bakış açımızı değiştiren toplumların en yenilikçi ve hatta en devrimci düşüncelerini üreten kuruluşlar arasında yer almalarıdır.

Gün gelmiş insan aklının ulaştığı en üst noktayı simgelemiş ve gün gelmiş şeytani düşüncelerin yeşerdiği bir sapkınlık yuvası olarak kabul edilmişlerdir.”

  • Künye: Mustafa Aktar – Rasathane ile Bilimde Yüz Elli Yıl, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 308 sayfa, 2022

Hélène L’Heuillet – Gecikmeye Övgü (2022)

Sürekli acele ettiğimiz halde, paradoksal olarak yine de hiçbir yere, hiçbir işe yetişemiyoruz.

Hélène L’Heuillet, bugün tam bir saplantıya dönüşmüş her yere ve her şeye geç kalmak korkusunu irdeleyerek hayatı nasıl ıskaladığımızı gözler önüne seriyor.

Herkesin herkesle savaşınnı artık yalnızca mekânları, bölgeleri, sınırları değil, zamanı da kapsadığını söyleyen L’Heuillet, her güç ilişkisinin bir zaman ilişkisi olduğunu, iktidarın zamansal açıdan imkânsızı talep etme kapasitesiyle ölçüldüğünde, yeni bir şiddet biçimi uyguladığını belirtiyor.

Yazara göre bunun aksine gecikme, zamansallığı bize hem kaotik hem de sevinçli bir biçimde yaşatan çok özel bir ruhsal deneyimdir.

Zira geç kaldığımızda, bunun çok da bilincinden olmasak da, kendimizi başkaldırmış olarak görürüz.

‘Gecikmeye Övgü’, çocuklukta ısrar etmek, uykusuzluk, annelik, çalışma yaşamının katı kuralları gibi olgular üzerinden zaman(sızlığ)ın hissedilen yüzlerini tasvir ediyor ve hayatı daha iyi anlamak için geç kalmaya davet ediyor bizi.

  • Künye: Hélène L’Heuillet – Gecikmeye Övgü: Zaman Nereye Gitti?, çeviren: Şehsuvar Aktaş, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 104 sayfa, 2022

Kolektif – Topraktan Sofraya Sakarya Mutfağı (2021)

Sakarya özelinde yemek ve kültür arasındaki ilişkiye, bu ilişkiden doğan çeşitli etkileşimlere tarihsel bir perspektiften bakan dört dörtlük bir yemek antropolojisi.

Kitabın ilk bölümünde Arif Bilgin tarafından yazılan “Osmanlı Döneminde Adapazarı ve çevresinde Gıda Üretimi ve Tüketimi” başlıklı yazıda arşiv belgelerinden, defterlerden, seyyahların notlarından okuyoruz.

Örneğin Adapazarı’nın ilk patatesini, ilk kuşkonmazını, Sapanca Gölü etrafındaki karpuz ve kavun bostanlarını…

İkinci bölümde Suavi Aydın tarafından yazılan “Sakarya İli Kırsalının Kültürel Çeşitliliğine Dair Bir Envanter Çalışması: “Yetmiş İki Buçuk Millet Bir Arada” başlıklı yazıda, Sakarya Mutfağını şekillendiren göçlerin tarihini okuyoruz.

Osmanlı arşivinden, çeşitli derlemelerden faydalanarak desteklediği saha çalışmasından

Sakarya mutfağına biçim veren iskân tarihini öğreniyoruz.

Envanter çalışmasında ise güncel veriler ayrıntılı olarak listelenmiş durumda.

“Sakarya İli Damak Hafızası” başlıklı üçüncü bölümde ise, yeni kuşakların bugün belki hiç tadına varamayacağı yemekler, oturamayacağı sofralar sözlü tarih yöntemiyle aktarılıyor.

Yemek ve mutfak kültürünün bütün belirleyicilerle el ele, değişerek yaşamaya devam ettiğini gösteren örneklerle dolu olan bu çalışma, okurunu, “bereketli topraklar”da, insana bağlı, insanla gelişen, insan emeği ve sevgisiyle kurulmuş “bereketli sofralar”a buyur ediyor.

  • Künye: Kübra Sultan Yüzüncüyıl, Aynülhayat Uybadın, Arif Bilgin ve Suavi Aydın – Topraktan Sofraya Sakarya Mutfağı: Bir Yemek Antropolojisi, Yapı Kredi Yayınları, yemek, 600 saya, 2021

Kolektif – Bizans Dönemi’nde Anadolu (2021)

 

Bizans İmparatoru II. Theodoros Laskaris, Anadolu’ya “Kutsal diyar, anam, Anadolu!” demişti.

Konusunda uzman yerli ve yabancı Bizantologların yazdığı 32 makale barındıran bu harika çalışma da, hem Bizans kültürünün hem daha özelinde Bizans Anadolusu’nun kapsamlı bir sunumunu yapıyor.

İmparator I. Theodosius’un 395 yılında ölümünden sonra, Manş Denizi kıyılarından İran sınırına kadar uzanan geniş Roma toprakları batı ve doğu olarak ikiye ayrılır.

Her ne kadar imparatorluğun batı parçası 5. yüzyılın ikinci yarısında tarihe karışsa da, Roma İmparatorluğu varlığını doğudaki topraklarında 1453 yılına kadar sürdürür.

Başkenti Roma’dan Byzantion kentine (yeni adıyla Konstantinopolis’e) taşınan, zaman içerisinde Hıristiyanlaşan bu imparatorluk için “Bizans” adı, ilk kez 16. yüzyılda Alman hümanist ve filolog Hieronymus Wolf tarafından kullanılmış, 19. yüzyıl ve sonrasında bu terim yaygınlaşmıştı.

Ancak, bu kitapta bahsedilen insanlar kendilerini hep “Romalı”, devletlerini de “Roma İmparatorluğu” olarak adlandırmış; komşuları da onları “Romalılar” olarak bilmişti.

Yaklaşık 11 yüzyıl boyunca varlığını sürdüren Bizans İmparatorluğu, Anadolu’da en uzun süre hüküm süren devletlerden biri oldu.

Ağırlıklı olarak Yunanca konuşulan ve Hıristiyan olan Bizans dünyasının coğrafi, beşerî ve ekonomik beşiği Anadolu’dur.

On dördüncü yüzyıl itibarıyla Anadolu’nun kaybedilmesi, kısa sürede imparatorluğun sonunu getirmiştir.

On üçüncü yüzyılın ortasında İmparator II. Theodoros Laskaris’in, mektuplarından birinde Anadolu’ya “Kutsal diyar, anam, Anadolu!” diye seslenmesi, bu toprakların imparatorluk için ne denli yaşamsal olduğunu gösteriyor.

Türkçe ve İngilizce yayımlanan bu kitap, konusunda uzman yerli ve yabancı Bizantologların yazdığı 32 makale aracılığıyla hem Bizans kültürünün hem daha özelinde Bizans Anadolusu’nun bir sunumunu yapıyor.

Siyasi, bürokratik, askeri, iktisadi ve dini hayat hakkındaki makaleler, devlet aygıtı ve toplumsal yapı üzerine eğilirken; edebiyat, sağlık, sanat ve maddi izler temalı makaleler, gündelik hayatla ilgili değerli bilgiler sunuyor.

Kitabın son bölümünde okuyucu, Bizans Anadolusu’nun farklı bölgelerine odaklanan makaleler üzerinden tarihsel bir yolculuğa davet ediliyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: John F. Haldon, Johannes Koder, Peter Schreiner, Nikos D. Kontogiannis, Michael Featherstone, Siren Çelik, Cécile Morrisson, Oğuz Tekin, Luca Zavagno, Michael R. Jones, Alice-Mary Talbot, Ayça Tiryaki Türkmenoğlu, Andreas Külzer, Philipp Niewohner, Ingela Nilsson, Stephanos Efthymiadis, Buket Kitapçı Bayrı, Brigitte Pitarakis, Suna Çağaptay, Özgü Çömezoğlu Uzbek, Meryem Acara Eser, Neslihan Asutay Effenberger, Şebnem Dönbekçi, Mustafa Sayar, Klaus Belke, France-Mary Auzépy, James Crow, Yelda Olcay Uçkan, Seçkin Evcim, Tolga B. Uyar, Mustafa Sayar, Koray Durak ve Emilio Bonfiglio.

  • Künye: Kolektif – Bizans Dönemi’nde Anadolu, hazırlayan: Engin Akyürek ve Koray Durak, çeviren: Yiğit Adam, Deniz Sever Georgousakis ve G. Bike Yazıcıoğlu, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 496 sayfa, 2021

Anthony Kaldellis ve Niketas Siniossoglou – Bizans’ın Entelektüel Tarihi (2021)

Bizans kendi döneminde komşuları için önde gelen bir entelektüel muhatap ve kanal olsa da, Bizans’ın entelektüel tarihi, Bizans Araştırmaları içerisinde muhtemelen en az gelişmiş alandır.

Anthony Kaldellis ve Niketas Siniossoglou’nun bu kapsamlı kitabı, nihayet bu boşluğu dolduracak değerli bir çalışma.

Kitap, Geç Antikçağ’dan 15. yüzyıla uzanan dönemde, Bizans’ta düşünce dünyasına odaklanarak entelektüel uğraşın güvenilir bir tarihini ortaya koyuyor.

Çalışmanın özünü Yunan, Hıristiyan ve Bizans düşüncesi ile kavramlarının aktarımı, dönüşümü ve değişimi oluşturuyor.

Bizans, Yunan klasikleri kanonunu muhafaza ederek bir seçki haline getirmiş ve biçimlendirmiş, bir yandan Antik Yunan düşünce dünyasıyla ilk temas noktasını oluştururken, bir yandan Ortodoks geleneği yaratmıştır.

Seçme makalelerden oluşan bu kitap, Bizans’ta bilginin yayılmasından başlayarak retorik, edebiyat, sanat ve hukuk gibi sözcük bilimlerine; astronomi ve tıp gibi dünya bilimlerine; Erken, Orta ve Geç Bizans’ta felsefe ve teoloji ile politika ve tarih alanlarına dair geniş bir perspektif sunuyor.

Bizans, kendi döneminin önemli aktörlerinden biri ve entelektüel geleneklerin büyüleyici ve eşsiz bir bileşimidir.

  • Künye: Anthony Kaldellis ve Niketas Siniossoglou – Bizans’ın Entelektüel Tarihi: Seçme Makaleler, çeviren: Ercan Ertürk, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 448 sayfa, 2021

Anthony Aveni – Yıldız Hikâyeleri (2021)

Gökyüzü, yaşamın anlamı hakkında hikâyeler anlatmak için öteden beri bir tuval vazifesi gördü.

Kozmoloji üzerine kültürel çalışmalarıyla bildiğimiz Anthony Aveni de bu harika çalışmasında, antik ve çağdaş çok sayıda kültürün tasavvur ettiği yıldız hikâyelerini irdeleyerek kozmik anlatıların doğasında var olan kültürel çeşitliliğe odaklanıyor.

Gökyüzünün farklı çağlarda ve farklı kültürlerde hayatın anlamı, kader ve gelecekle ilgili hikâyelerle birlikte anılması insanların ilgisini çekmeyi hep başarmıştır.

Yunan ve Roma mitlerinden Çin mitolojisine, kadim kâhinlerden modern falcılara varıncaya dek, bilinmezi bilmenin başrolü olmuştur gökyüzü ve yıldızlar.

Aveni, nesillerden beri sevilerek anlatılan hikâyeleri bir araya getirerek yıldızlarla dolu gökyüzünün sıra dışı bir haritasını çıkarıyor: Orion, Pleiadlar, Samanyolu’nun karanlık bulut takımyıldızları, Kutup takımyıldızlar…

Bizden önce sayısız kuşak boyunca anlatılagelen bu hikâyeler, bugün de bizler tarafından paylaşılmayı ve üzerinde düşünülmeyi çokça hak ediyor.

‘Yıldız Hikâyeleri’, hayat karşısında yaşadığımız deneyimlerin gökyüzündeki yansıması üzerine olağanüstü bir çalışma.

  • Künye: Anthony Aveni – Yıldız Hikâyeleri: Dünya Kültürlerinde Takımyıldızlar, çeviren: Erdem Gökyaran, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 152 sayfa, 2021