Kolektif – Kadınlar Kadınları Analiz Ediyor (2021)

Kadın, kadının düşmanı değil, dermanıdır.

Bu derlemede bir araya gelen metinler de, kuramsal ve klinik psikanaliz ışığında kadının toplumsal sorunlarına ve ruhsal dünyasına daha yakından bakıyor.

Kitapta bir araya getirilen makaleler, kadın cinselliği, toplumsal cinsiyet, psikanalistin cinsiyeti ve bunun aktarımdaki rolü gibi konulara odaklanıyor.

Kitapta, toplumsal cinsiyet sorunlarıyla bağlantılı olarak kadınların maruz kaldığı aile içi şiddet, ensest ve cinsel taciz gibi sorunların yanı sıra, ruhsal düzlemde kadınsı cinsellik, annelik, kadınsı ve erkeksi, eşcinsellikler gibi konular ele alınıyor.

Kuramsal ve klinik psikanaliz düşüncesiyle toplumsal alanda yaşanan meseleler arasında bağlar kuran bu metinler, psikanaliz kavramlarının gelişmesine ve güncellenmesine büyük katkıda bulunacak türden.

Çalışma, İstanbul Psikanaliz Derneği ile Psike İstanbul’un 19-20 Ekim 2019 tarihlerinde Yapı Kredi Kültür Sanat’ta gerçekleştirdikleri Kadınlar ve Psikanaliz Komitesi (COWAP) konferansındaki sunumların bir derlemesini ve 18 Ekim 2019’da İstanbul Psikanaliz Derneği ile Psike İstanbul Uluslararası Psikanaliz Çalışmaları Örgütü (IPSO) komitelerinin ortaklaşa düzenledikleri COWAP IPSO etkinliğinde sunuların yazıların bir kısmını içeriyor.

  • Künye: Kolektif – Kadınlar Kadınları Analiz Ediyor, derleyen: Elda Abrevaya ve Melis Tanık Sivri, Yapı Kredi Yayınları, psikanaliz, 136 sayfa, 2021

Evangelinos Misailidis – Tamaşa-yi Dünyâ ve Cefakâr u Cefakeş (2021)

Her şeyden önce eşsiz bir dil hazinesi olan ‘Tamaşa-yi Dünyâ ve Cefakâr u Cefakeş’, Türkçenin ilk romanlarından.

Daha da önemlisi, Karamanlı Türkçesinin en büyük abidelerinden biri olan roman, aynı zamanda yazıldığı dönemin kozmopolit hayatını çarpıcı bir şekilde yansıtıyor.

Evangelinos Misailidis’in 1872 yılında yayımladığı romanı, başkahramanı Aleko Favini’nin İstanbul’da başlayıp Romanya, Rusya, İtalya, İngiltere ve Fransa’da devam ettikten sonra Yunanistan’da son bulan ve yıllar boyu bin bir türlü macera ile oradan oraya savrulmakla geçen fırtınalı hayatını kendine has üslubuyla anlatıyor.

Roman, geçtiği ülkelerin o devirdeki halleri, türlü türlü âdetleri, bazıları hâlâ yaşayan önyargıları ve boş inançları hakkında barındırdığı birbirinden ilginç bilgilerle de nadide bir kaynak.

Latin alfabesiyle ilk defa 1987 yılında Robert Anhegger ve Vedat Günyol tarafından kısmen sadeleştirilmiş ve bazı kısımları çıkarılmış halde yayımlanan roman, Peri Efe’nin titiz çalışması sonucu bugün açıklamalı tam metin olarak okurla yeniden buluşuyor.

  • Künye: Evangelinos Misailidis – Tamaşa-yi Dünyâ ve Cefakâr u Cefakeş, hazırlayan: Robert Anhegger, Vedat Günyol ve Peri Efe, Yapı Kredi Yayınları, roman, 808 sayfa, 2021

Anonim – Homerosçu İlahiler (2021)

‘Homerosçu İlahiler’, eski Yunan dini ve mitolojisi konusunda eşsiz bir kaynaktır.

Burada, her biri Yunan tanrılarına yönelik “heksametron” veznindeki otuz üç “hymnos”tan (ilahi/neşide) oluşan bir külliyat yer alıyor.

Bunların Homerosçu ilahiler olarak tanımlanmasının nedeni de Homeros’a atfedilmeleri.

Hepsi tanrılara yönelik bir çağrıyla başlayan ve bir elvedayla tanrıyı uğurlayarak sonlanan ilahiler Yunan dini ve mitolojisi kadar, mitsel coğrafya tasavvuru ve ayrıca Homeros çağından itibaren sürdürülen icra geleneğine dair kilit önemde olması.

İlahiler, Erman Güran’ın özenli çevirisi ve zengin notlarıyla Türkçeye çevrilmiş.

  • Künye: Anonim – Homerosçu İlahiler, çeviren: Erman Gören, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 144 sayfa, 2021

Derya Bengi ve Erdir Zat – 100. Yılında Cumhuriyet’in Popüler Kültür Haritası – 1 (2020)

Üç cilt halinde tasarlanmış, Cumhuriyet’in yüz yıllık popüler kültür haritasını çıkaran eşsiz bir çalışma.

Derya Bengi ve Erdir Zat’ın muazzam çabalarıyla hayat bulan kitabın elimizdeki ilk cildi ise, Cumhuriyet’in 1923-1950 zaman aralığına odaklanıyor ve tek partili dönemden, Atatürk’lü, İnönü’lü yıllardan hikâyeler ve hatıralarla zenginleşiyor.

Bir nevi yakın tarihin kültürel belleğinin kaydını tutan çalışma, bu dönemde toplumsal yaşamda gözlemlenen büyük değişimi ve bu değişimin popüler kültürdeki, folklordaki yansımalarını kayıt altına alıyor.

Kitabı önemli kılan hususlardan biri de, bütün bu kültürel zenginliği ortaya koyduğu gibi, Cumhuriyet tarihinde siyasetin ana istasyonlarına uğramayı da ihmal etmemesi.

Her kitaplıkta bulunması gereken, arşivlik bir eser.

  • Künye: Derya Bengi ve Erdir Zat – 100. Yılında Cumhuriyet’in Popüler Kültür Haritası – 1 (1923 – 1950): “Her Savaştan Bir Yara”, Yapı Kredi Yayınları, kültür, 400 sayfa, 2020

Kolektif – Karialılar (2020)

Efsanevi deniz kavimlerinden olan Karialılar üzerine konuyla ilgilenen herkesin kitaplığında bulunması gereken devasa bir çalışma.

Kitap, Karia Bölgesi’nin prehistorik çağlara tarihlenen en erken yerleşimlerinden Geç Osmanlı Dönemi’ne uzanan arkeolojik ve tarihi geçmişi hakkında bugüne dek yapılmış çalışmaları ve güncel araştırmaları sunuyor.

Türkçe ve İngilizce yayımlanan kitap, Karia’nın farklı dönemlerini, o döneme damgasını vurmuş değişimleri ana hatlarıyla ortaya koyuyor.

Tek bir yerleşimi, kutsal alanı veya belirli bir maddi kültür unsurunu derinlemesine inceleyen bölümler ise bölgenin kültürel çeşitliliğine pencere açıyor.

Karia’nın bugün halen ilgi çekici bir turizm cenneti olmasının sebebi mavi koyları, uzun kumsalları ve temiz su kaynakları kadar, kadim geçmişinden gelen maddi kültür kalıntılarının zenginliği ve çeşitliliğidir.

İşte bu çalışma da, bizi, bölgenin arkeolojik ve doğal servetinin paha biçilemez değeri üzerinde düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Kolektif – Karialılar: Denizlerden Kent Kuruculara, hazırlayan: Olivier C. Henry ve Ayşe Belgin-Henry, çeviren: İpek Dağlı Dinçer ve G. Bike Yazıcıoğlu, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 544 sayfa, 2020

John Williams – Augustus (2020)

‘Stoner’ romanıyla büyük beğeni toplayan John Williams, şimdi de bir tarihsel roman şaheseriyle karşımızda.

Williams, tamamladığı son romanı olan ‘Augustus’, Roma İmparatorluğu’nun kurucusu Octavius Sezar’ın, yani Augustus’un gençlikten yaşlılığa uzanan hikâyesini mektuplar ve başka belgeler aracılığıyla anlatıyor.

Roman yalnızca “dünya imparatoru” Augustus’un değil, aynı zamanda Roma’nın sürgün devlet adamlarının, komplocuların, askerlerin, şairlerin, kölelerin, kadınların, kısacası o dönemde yaşamış pek çok kişi ve kesimin hikâyesi olarak okunabilir.

Roman, hem karakter zenginliği, hem de gündelik hayata dair ayrıntılarıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: John Williams – Augustus, çeviren: Özlem Yüksel, Yapı Kredi Yayınları, roman, 296 sayfa, 2020

Talat Parman – Ergenliğin Tutkusu (2020)

Ergenlik, bireye, ailesine, çevresine ve genelde topluma açık bir biçimde erişkin olmak için ayrılığı kabullenmenin zorunlu olduğunu gösterir.

Talat Parman’ın deyişiyle ergenlik sürecinde, ergenin ailesinin, çevresinin ve toplumun ortaya koyduğu tüm tepkiler, özünde bu çözülme yani ayrılık olgusuna tutkulu bir karşı çıkıştan ibarettir.

İşte bu kitap da, ergenlik dönemini tutku boyutunu merkeze alarak irdeleyen makaleler sunuyor.

Parman burada, ergenliğin mitlerini; öğrenmenin ruhsallıktaki yansımalarını; okulda öğretmen, veli ve öğrencilerin kendi aralarındaki ilişkilerde ortaya çıkanları ve ergenlikte cinsellik, cinselliğin yaşam boyu gelişimini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Talat Parman – Ergenliğin Tutkusu, Yapı Kredi Yayınları, psikanaliz, 136 sayfa, 2020

Ingeborg Bachmann – Frankfurt Dersleri (2020)

‘Frankfurt Dersleri’, Avusturyalı büyük yazar ve şair Ingeborg Bachmann’ın çağdaş edebiyata farklı yönleriyle baktığı beş dersini bir araya getiriyor.

Bachmann’ın Kasım 1959 ile Şubat 1960 tarihleri arasında Frankfurt Üniversitesi’nde misafir doçent sıfatıyla verdiği bu dersler, çağdaş yazının sorunlarını merkeze alıyor.

Bachmann derslerinde, yazarın rolü ve sorumluluğu, dil etiği, estetik, yazarın ve şairin hakikatle ilişkisi, edebiyatın toplumsal işlevi, “Ben” sorunsalı ve isimlerle ilişki, Dil’in doğası ve sınırlamaları, çağdaş yazında yazarın konumu ve ütopya olarak edebiyat gibi, çağdaş edebiyata dair çok önemli temaları tartışıyor.

Dersler, Bachmann’ın savaş ve faşizm deneyimiyle ilişkilenen düşüncelerini sergilemesiyle de ayrıca önemli.

  • Künye: Ingeborg Bachmann – Frankfurt Dersleri, çeviren: İlknur Özdemir, Yapı Kredi Yayınları, edebiyat kuramı, 104 sayfa, 2020

Talat Parman – Freud’un Makara Oyunu (2020)

Sigmund Freud, psikanalitik dürtü kuramını temelden sarsmış ‘Haz İlkesinin Ötesinde’ yapıtını, torunu Ernst’in bir buçuk yaşındayken oynadığı makara oyunundan esinlenerek yazmıştı.

1920’de yazılmış bu kitabıyla Freud, psikanalizde ikinci dürtü kuramını ortaya çıkarmış, aynı zamanda yineleme zorlantısı ve ölüm dürtüsü gibi kavramları psikanaliz kuramına dâhil etmişti.

Öte yandan bu kitap, kimilerine göre Freud’un en kişisel metnidir.

Zira kitabın yazılış süreci Freud için, kızının ani ölümü başta olmak üzere kayıplarla dolu olan bir dönemdi.

İşte Talat Parman da ‘Haz İlkesinin Ötesinde’nin yayımlanışının yüzüncü yılında, eseri yeniden tartışmaya açıyor.

Parman burada, kuramsal önermeleri tartışmak yerine ‘Haz İlkesinin Ötesinde’yi Freud’un özel yaşamıyla koşutluklar kurarak okuyor ve yorumluyor.

Parman bunu yaparken, Freud’un bir kuramcı, bir klinisyen ve bir bilimin kurucusu olmasının ötesinde aynı zamanda bir eş, bir baba ve bir dede, kısaca bir insan olarak da portresini çiziyor.

  • Künye: Talat Parman – Freud’un Makara Oyunu: “Haz İlkesinin Ötesinde” Metninin Çağrıştırdıkları, Yapı Kredi Yayınları, psikanaliz, 64 sayfa, 2020

Rıza Yıldırım – Menâkıb-ı Evliyâ (2020)

 

Menâkıb-ı Evliyâ (Buyruk), Kızılbaş-Aleviliğin inançları, ritüelleri, toplumsal yapısı ve kurumları için temel kaynak niteliğindedir.

‘Buyruk’, 16. yüzyıldan itibaren Kızılbaş-Alevi toplumunun inancı, kolektif belleği, örgütlenme yapısı, dini-toplumsal kurumları, ritüelleri, Safevi merkezi ile bağlantıları ve Sünni toplumla ilişkileri gibi birçok konuda zengin bir içeriğe sahiptir.

İşte Rıza Yıldırım da bu önemli incelemesinde, ‘Buyruk’un ilk kez bir edisyon-kritik metninin sunmasının yanı sıra, eserin tarihsel ve toplumsal bağlamı, kaynakları, oluşum süreci ve kavramsal dünyası üzerine kapsamlı bir analiz sunuyor.

Alevilik üzerine çalışan araştırmacıların Kızılbaş hareketi ve Kızılbaş-Alevi kaynaklarına ilgisizliğini en bariz şekilde ‘Buyruk’ örneğinde görüyoruz.

Bu nedenle bu önemli eser, Alevilik çalışmalarında hak ettiği öncelikli yere kavuşamadı.

Yıldırım’ın çalışması ise, bu eksikliği bir nebze de olsa gideren çok önemli bir eser.

  • Künye: Rıza Yıldırım – Menâkıb-ı Evliyâ (Buyruk), Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 576 sayfa, 2020