Selin Melikler’in ‘Nietzsche’den Foucault’ya Deliliğin Trajik Deneyimi’ adlı kitabı, deliliği tıbbi ya da patolojik bir sapma olarak değil, düşünce ve sanat tarihinde trajik bir deneyim olarak ele alan eleştirel bir inceleme sunuyor. Melikler, Nietzsche’den Foucault’ya uzanan temel metinleri merkeze alarak, deliliğin akıl karşısında bastırılan bir “eksiklik” değil, modern öznenin sınırlarını açığa çıkaran kurucu bir deneyim olduğunu tartışıyor.
Kitap, Nietzsche’nin trajedi, Dionysosçu taşkınlık ve aklın sınırları üzerine düşüncelerini, Foucault’nun deliliğin tarihine ilişkin çözümlemeleriyle birlikte okuyor. Bu iki düşünür arasında kurulan hat, deliliğin dışlanma, sessizleştirilme ve denetim altına alınma süreçlerini görünür kılarken, aynı zamanda deliliğin düşünceyi sarsan ve dönüştüren gücünü de öne çıkarıyor. Delilik, burada modern rasyonalitenin karanlık karşıtı olarak değil, onun kırılganlığını ifşa eden bir eşik deneyimi olarak konumlanıyor.
Melikler, felsefi metinlerle yetinmeyip çağdaş trajik sanatın güçlü örneklerinden Lars von Trier sinemasını da tartışmaya dahil ediyor. Von Trier’in filmleri, deliliğin estetik, etik ve varoluşsal boyutlarını güncel imgeler üzerinden düşünmek için bir alan açıyor. Böylece delilik, tarihsel bir kavram olmanın ötesinde, bugün hâlâ süren bir deneyim olarak ele alınıyor.
‘Nietzsche’den Foucault’ya Deliliğin Trajik Deneyimi’, deliliği aklın dışında tutan açıklamalara karşı, onu düşüncenin merkezine yerleştiren bir okuma öneriyor. Kitap, felsefe, sanat ve eleştirel teoriyle ilgilenen okurlar için deliliğin neden hâlâ vazgeçilmez bir sorgulama alanı olduğunu ikna edici biçimde ortaya koyuyor.
Selin Melikler — Nietzsche’den Foucault’ya Deliliğin Trajik Deneyimi
• Agora Kitaplığı
Felsefe • 176 sayfa • 2026

