Jonathan Harr – Kayıp Tablo (2007)

  • KAYIP TABLO, Jonathan Harr, çeviren: Taner Gezer, Sonsuz Kitap, roman, 264 sayfa

kayip-tablo

‘Kayıp Tablo’nun baş kahramanı, sanat tarihi öğrencisi Francesca Cappelletti. Francesca, Barok sanat akımının ilk büyük sanatçısı olan Michelangelo Merisi da Caravaggio’nun kayıp bir tablosunun peşine düşer. Harr’ın kurgusu, Francesca’nın tozlu bir arşivde araştırma yaparken, ressamın uzun yıllardır aranan bir kayıp tablosunun izine rastlamasıyla başlar. Francesca, yakaladığı izden hareketle, tablonun yüzlerce yıllık tarihini ve Avrupa boyunca sürdürdüğü yolculuğu ortaya çıkarır. Tabloya ulaşmasını sağlayacak başlıca isim ise, İrlanda’da çalışan restoratör Sergio Benedetti’dir. Tarihi unsurlarla oluşturulan romanın, polisiye kurgusuyla da dikkat çektiğini söyleyelim.

Hakan Yöney – Profesyonel Zekâ (2007)

  • PROFESYONEL ZEKÂ, Hakan Yöney, Remzi Kitabevi, kişisel gelişim, 263 sayfa

profesyonel-zeka

Bilindiği gibi, Entelektüel Zekâ (IQ) ile Duygusal Zekâ (EQ), ısıtıla ısıtıla, dillere pelesenk olmuş bir ikili. Hakan Yöney’se, bu ikilinin karşısına, Profesyonel Zekâ’yı (PQ) koyuyor. Psikiyatrist olan Yazar, IQ-EQ “mucize ikilisi”nin profesyonel yaşamda başarı için yeterli olmadığını, kendi deyimiyle “Daha mutlu, daha verimli, özel yaşamla daha barışık bir iş yaşamı için” PQ’nun devreye sokulması gerektiğini belirtiyor. Yazara göre, PQ’yu oluşturan on zihinsel yeti bulunuyor ve bu yetilerin keşfedilmesi, başarının yolunu mümkün kılıyor. Yöney’in çalışması, zekâsıyla sorun yaşayan ve bunu ne IQ ne de EQ ile aşabilen, son olarak da PQ ile şansını denemek isteyenlere önerilir.

Henri Pena-Ruiz – Laiklik Nedir? (2007)

  • LAİKLİK NEDİR?, Henri Pena-Ruiz, çeviren: Ümran Derkunt, Gendaş Kültür Yayınları, siyaset, 247 sayfa

laiklik-nedir

Henri Pena-Ruiz’in ‘Laiklik Nedir?’i, “Ortak çıkarların paylaşımından vazgeçmeden ‘farklılıkları’ nasıl yaşamak gereklidir?” sorusuyla başlıyor. Yazar, sorunun verili laiklik anlayışının tartışmaya açılmasıyla giderilebileceğini savunuyor. Pena-Ruiz, kitabının birinci bölümünde, laikliğin temel ilkesini, onun hukuksal tanımını ve felsefe açısından dayandığı gerçekleri açıklamaya çalışıyor. Yazar buradan hareketle, tanımın günümüzde karşılaştığı sıkıntıların nasıl üstesinden gelinebileceğine kafa yoruyor. Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü’nde Felsefe Doçenti olan yazarın, ‘Laikliğin Felsefesi’ isimli bir kitabının bulunduğunu da belirtelim.

Çetin Yiğenoğlu – Üç Bin Yıllık Kavga (2007)

  • ÜÇ BİN YILLIK KAVGA, Çetin Yiğenoğlu, Cumhuriyet Kitap, siyaset, 350 sayfa

uc-bin-yillik

Çetin Yiğenoğlu’nun ‘Üç Bin Yıllık Kavga’sının alt başlığı ‘Ermeniler Ne İstiyor?’ ismini taşıyor. Yiğenoğlu, doğru bir tespitle, konu hakkındaki tartışmaların, daha çok hamasi söylemlerin gölgesinde kaldığını belirtiyor. Yiğenoğlu, “İşte bu yapı, büyük gerçeği arama savındaki uzmanları ve bilim insanlarını bile düşüren tuzaklar kurulmasına yol açıyor,” diyor. Fakat, tamamıyla bir iyi niyetten yola çıkmış diyebileceğimiz Yiğenoğlu, çalışmasının merkezine Ermeni tezlerinin “provakatif” yönlerini alıp, diğer tarafın konu karşısındaki tutumunu ihmal etmiş. Kitap bu eksikliğine rağmen, en azından, Osmanlı’nın tehcir politikalarına dair önemli bilgiler barındırmasıyla ilgi çekebilir.

Martin Rees – Dünyanın Sonu (2007)

  • DÜNYANIN SONU: SON SAAT, Martin Rees, çeviren: Yasemin Engin, 1001 Kitap, bilim, 270 sayfa

dunyanin-sonu

Martin Rees, Cambridge Üniversitesi’nde profesör. Özellikle küresel ısınmayla beraber, dünyanın sonuna dair kaygılar gündemi işgal etmeye başladı. Rees, ‘Dünyanın Sonu: Son Saat’te, çok değil, sadece gelecek on yıl içinde verilecek kararların, dünyanın kaderini oldukça etkileyebileceğini belirtiyor. Çalışma, dünyanın geleceğini, daha çok teknolojik gelişmeler çerçevesinden ele alıyor. Örneğin yazara göre, nano teknolojinin gelişmesiyle beraber, yüzyılın ortalarında insanüstü robotlar ortaya çıkacak, hatta bunlar zekâlarıyla, insanı “sollayabilecek” bir duruna gelecek. Kitapta, bilgisayar teknolojisinin gelişimiyle ilgili ilginç tahminler de bulunuyor.

Mustafa Gündüz – 2. Meşrutiyet’in Klasik Paradigmaları (2007)

  • 2. MEŞRUTİYET’İN KLASİK PARADİGMALARI, Mustafa Gündüz, Lotus Yayınları, siyaset, 614 sayfa

2-mesrutiyetin-klasik-paradigmalari

Mustafa Gündüz’ün ‘2. Meşrutiyet’in Klasik Paradigmaları’ isimli bu çalışması, Tanzimat döneminde ortaya çıkan ve 2. Meşrutiyet döneminde en yüksek düzeye ulaşan Batıcı, Türkçü ve İslamcı paradigmaları anlatıyor. Gündüz bu paradigmaların izini, İçtihad, Sebilü’r-Reşad ve Türk Yurdu gibi dönemin üç önemli dergisi üzerinden sürüyor. Bu üç dergi, siyasi önemleri dışında, dönemin toplumsal sorunlarına da tanıklık ettiklerinden, önemli sosyolojik kaynaklar niteliğinde. Gündüz’ün çalışması da, bir yandan dergilerden yansıyan siyasi havayı ele alırken, diğer yandan söz konusu paradigmaların 2. Meşrutiyet toplumuna eğitim ve modernleşme bağlamında yaptığı katkıları inceliyor.

Tozan Alkan – Ve Rüzgâr (2007)

  • VE RÜZGÂR, Tozan Alkan, Artshop Yayınları, şiir, 47 sayfa

ve-ruzgar

Tozan Alkan’ın yirmi beş şiirine yer veren ‘Ve Rüzgar’, şairin ‘Zaman ve Maske’ ile ‘Kalbin Akşamüzerleri’nden sonraki üçüncü kitabı. Çok sayıda düzyazı ve şiir çevirisine de imza atmış Alkan’ın kitapta yer alan ‘Yeryüzünün Hüznü’ isimli şiiri şöyle: “Sesinde bunca yağmur birikmiş / yeryüzü iki sokak ötende / zaman oradan karışıyor hayata / yorgun göğsünün üzerinde kuşlar / kıpır kıpır. // ağacın kalbi kabuğunda / gökyüzü bulutun taşıdığı mavi / rüzgâr kim bilir nereden gelir / yarı yarıya bölüşüyoruz bir günü / yerle gök arasında. // bunca uykusu ağaç varken / orman bir başına kalmış gecede / oturmuş bizi bekliyor yağmur / bir hayâlden çıkmış gibi dalgın / ve tedirgin kendine.”

Chip Heath ve Dan Heath – İşte Bu Fikir Tutar (2007)

  • İŞTE BU FİKİR TUTAR, Chip Heath ve Dan Heath, çeviren: Elif Özsayar, Optimist Yayınları, iş dünyası, 288 sayfa

iste-bu-fikir

Chip Heath ve Dan Heath’in, ‘İşte Bu Fikir Tutar’ı, ‘Neden Bazı Fikirler Tutuyor da Bazıları Ölüp Gidiyor?’ sorusuyla başlıyor. Sanırız bu sırra ermek istemeyen yoktur. İşte iki kardeşin kaleme aldığı bu çalışma, tutacak bir fikrin nasıl tasarlanabileceğini anlatıyor. Yazarların temel tezi, çok bilgili kişilerin, fikirlerini başkalarına anlatmak konusunda zorlandıklarıdır. Yazarlar, “yapışkan fikirler” ismini verdikleri tezleriyle, böylesi bir zorluğun üstesinden gelinebileceğini savunuyor. Bu “yapışkan fikirler”se, ‘Basit’, ‘Beklenmedik’, ‘Somut’, ‘Güven Uyandıran’ ve ‘Duygusal Bir Hikâye’ gibi başlıklar altında sınıflandırılmış.

Mustafa Ragıb – Meşrutiyet’ten Önce Manastır’da Patlayan Tabanca (2007)

  • MEŞRUTİYET’TEN ÖNCE MANASTIR’DA PATLAYAN TABANCA, Mustafa Ragıb, hazırlayan: Rahşan Aktaş, Bengi Yayınları, tarih, 670 sayfa

mesrutiyetten

Mustafa Ragıb’ın ‘Meşrutiyet’ten Önce Manastır’da Patlayan Tabanca’ isimli bu kitabı, 1935 yılında, Akşam gazetesinde tefrika edilmişti. Ragıb’ın eseri, Kanun-i Esasi’ye yürürlük  kazandırma aşamasında, Rumeli’de gelişen olaylara yer veriyor. Bu olayların başta geleni de, Manastır’da Şemsi Paşa’nın öldürülmesiydi. Şemsi Paşa’nın öldürülmesi, İttihat ve Terakki’nin, Abdülhamit’in istibdat yönetimine karşı geliştirdiği başlıca eylemlerden biriydi. Kitap, Rumeli’de gelişen isyancı yapıya karşı Abdülhamit’in Şemsi Paşa’yı görevlendirişini, bundan sonra Paşa’nın Manastır’da öldürülüşünün ertesindeki gelişmeleri anlatıyor.

James C. Davis – İnsanın Hikâyesi (2007)

  • İNSANIN HİKÂYESİ, James C. Davis, çeviren: Barış Bıçakçı, İş Kültür Yayınları, tarih, 478 sayfa

 

James C. Davis, modern Avrupa uluslarının doğuşu, özellikle de Venedik tarihi gibi konularda uzman bir isim. Kitap özetle, ilk göçer insan topluluklarının yerleşik yaşama geçmelerini; kentler kurmalarını; komşularını fethetmelerini; dinleri biçimlendirmelerini; kim olduklarını ve yıldızların arasında nerede yaşadıklarını öğrenmelerini ve yazarın deyimiyle “bazı iyi ve çok fazla kötü şey” yapmalarını anlatıyor. Görüldüğü gibi, Davis’in çalışması, insan söz konusu olunca, oldukça uzun sayılabilecek bir hikâyeyi anlatıyor. Kitabın, yazarın hikâye tarzını iyi kullanması ve özlü, kolay anlaşılır bir anlatıma başvurmasıyla, sürükleyici olduğunu belirtelim.