Edgar Morin – Yolumuzu Değiştirelim (2021)

Koronavirüs, dünyaya dair bütün algılarımızı yerle yeksan etti.

Sosyolog Edgar Morin ise, bu virüsü, gezegene yayılmış Batılı paradigmanın, yani modernite krizinin bir semptomu olarak okuyor.

“Covid-19’un köklü yeniliği siyasal, ekonomik, toplumsal, ekolojik, ulusal ve küresel krizlerin bileşimi olan bir megakrize yol açması oldu,” diyen Morin, yaşadığımız sürecin nasıl bir dönüşüme işaret ettiğini tartışıyor, daha da önemlisi, bu krizi nasıl fırsata çevirebileceğimiz üzerine kafa yoruyor.

Koronavirüs sonrasının da krizin kendisi kadar endişe verici olduğunu, umudun da yeni felaketlerin de taşıyıcısı olabileceğini belirten Morin, tüm insanları bir kader ortaklığına mahkûm eden, herkesi gezegenin biyo-ekolojik yazgısına bağlayan bu pandemiden vakit kaybetmeden ders çıkarmamız gerektiğini söylüyor.

  • Künye: Edgar Morin – Yolumuzu Değiştirelim: Koronavirüsün Öğrettikleri, çeviren: Murat Erşen, İş Kültür Yayınları, siyaset, 104 sayfa, 2021

Armenag K. Bedevian – Resimli Çokdilli Bitki Adları Sözlüğü (2021)

‘Resimli Çokdilli Bitki Adları Sözlüğü’, 85 yıl önce bize miras kalan bir hazine.

Botanikçi Armenag K. Bedevian’ın bu şaheseri, günümüz botanik tarihi ve sözlük yayıncılığı açısından hâlâ biricikliğini koruyor.

Eserin elimizdeki Türkçe baskısı ise, ilk baskısı 1936 yılında Kahire’de yapılan sözlüğünün tıpkıbasımından oluşuyor.

Sözlükte 3657 adet bitki Latince, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Türkçe, Ermenice ve Arapçadaki adlarıyla tanıtılıyor ve bu sözlük için çizilmiş 1711 adet özgün desenle canlandırılıyor.

Tıpkıbasımı hazırlarken içeriğinin yanı sıra fiziki özelliklerinin de korunmasına gayret edilmiş.

Sözlüğün ikinci bölümünde, yedi dilde hazırlanan bitki adları dizini, yedi farklı renkle temsil ediliyor: İngilizce pembe, Fransızca sarı, Almanca turuncu, İtalyanca beyaz, Türkçe gök mavisi, Ermenice zeytin ve Arapça yeşil.

Bedevian, sözlüğünün giriş yazısında, bu sözlüğü kimler için hazırladığını şöyle anlatmış:

“Her ne kadar bu sözlük, başlangıçta, ziraat ve tıp talebesinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere yazılmışsa da aynı derecede eczacıların, çiçekçilerin, bahçecilerin, haşerat uzmanlarının ve dilcilerin ihtiyaçlarına da cevap verebileceği gibi evlerde de kullanılabilecektir. Bu kitap, etrafımızda gördüğümüz veya işittiğimiz bütün ağaçların, ağaççıkların [çalıların] veya otların isimlerini içeremezse de yetiştirilen bütün mahsulatı, meyve ağaçlarını ve sebzeleri, sınai, tıbbi ve zehirli bütün bitkileri, umumi bahçelerin en önemli ve en çekici süs bitkilerini, çiçekçiliğin sevimli ve beğenilen çiçeklerini ve çiftliklerin en yaygın kendiliğinden bitme otlarını içerir. Kitabın hacmini lüzumsuz yere büyültmekten sakınmak için belli bir bitkinin en çok bilinen ve halk arasında en çok kullanılan ismini veya isimlerini yazarak daha az öneme sahip aynı cins türlerini bıraktım. Bitkilerin isimleri, Latince isimlerine göre, alfabetik olarak sıralanmışsa da eser öyle bir tarzda düzenlenmiştir ki bir bitkinin söz konusu yedi dilin birinde kullanılan ismini bilen herhangi bir kimse diğer dillerdeki karşılıklarını bulabilecektir. Bunu mümkün ve kolay bir hale koymak için sözlüğün ikinci bölümüne ayrı ayrı yedi fihrist koyarak bitkilerin seçilen dillerde bilinen isimlerini ve müracaat numaralarını belirttim.”

  • Künye: Armenag K. Bedevian – Resimli Çokdilli Bitki Adları Sözlüğü, İş Kültür Yayınları, sözlük, 1132 sayfa, 2021

Greg Gibson – Son Sözü Genom Söyler (2021)

Yepyeni baskısıyla raflardaki yerini alan ‘Son Sözü Genim Söyler’de Greg Gibson, genomlarımız ile modern yaşam biçimimiz arasındaki çatışmanın kronik hastalıkların artışındaki en büyük etken olduğunu savunuyor.

Bu durumun evrimsel tarihimizin sonucu olduğunu söyleyen Greg Gibson, insanlık tarihinin büyük bir bölümünde karşılaşılan çevresel dalgalanmalarla başa çıkabilmemize karşın yüksek kalorili, hareketsiz ve aşırı uyarılmış bir halden ibaret olan modern yaşam biçiminin doğurduğu sonuçları özümseyecek bir genomun henüz evrimleşmediğini gösteriyor.

Gibson’a göre genomun hem kendisiyle hem de çevreyle olan dengesi bozulmuştur ve bu nedenle de kanser, diyabet, astım, bağırsak hastalıkları, Alzheimer ve hatta depresyon gibi pek çok rahatsızlığımız ile genomumuz arasında kesin bir ilişki bulunmaktadır.

  • Künye: Greg Gibson – Son Sözü Genom Söyler: Modern Yaşam ile Genlerimiz Arasındaki Çatışma Bizi Nasıl Hasta Eder?, çeviren: Ergi Deniz Özsoy, İş Kültür Yayınları, bilim, 264 sayfa, 2021

Tyanalı Apollonios – Mektuplar (2021)

Bugün Niğde’nin Kemerhisar beldesinin bulunduğu bir Yunan kenti olan Tyana’da yaşamış Apollonios hayatını bilgeliğe adamış, iktidar karşısında dimdik durmuş bir filozoftu.

‘Mektuplar’ da, Apollonios’un Türkçeye çevrilen ilk metni.

Cengiz Çevik’in özenli çevirisiyle Türkçeye kazandırılan mektuplar, Apollonius’un yaşamı, kişiliği, yolculukları, çağdaşlarıyla ve imparatorlarla olan ilişkileri ve yaşadığı dönem üzerine altın değerinde bilgiler barındırıyor.

Kaynaklar Apollonios’un ailesinin kentin kurucularına kadar uzandığını belirtir.

Filozofun yaşamına ilişkin bilgi aktaran en önemli kaynak Philostratus’un sekiz kitaptan oluşan eseridir.

Philostratus’un eseri, sergilediği çeşitli mucizelerden söz ederek Apollonios’u efsanevi bir kişi mertebesine çıkarır ve Roma İmparatoru Caracalla’nın Tyana’da onun için bir anıt-mezar yaptırdığı bilgisiyle son bulur.

Apollonios’a atfedilen mektupların bir kısmı bu eserde, bir kısmı V. yüzyılda yaşamış olan John Stobaeus’un oluşturduğu antolojide, daha büyük bir kısmı ise Ortaçağ el yazmalarında bulunuyor.

  • Künye: Tyanalı Apollonios – Mektuplar, çeviren: C. Cengiz Çevik, İş Kültür Yayınları, mektup, 136 sayfa, 2021

Emanuele Coccia – Bitkilerin Yaşamı (2021)

 

Dünyayı anlamak için merkeze bitkileri yerleştiren çok özgün bir kitap.

Emanuele Coccia, gündelik yaşamdan, felsefeden ve bilimden yola çıkarak yaprakları, kökleri ve çiçekleri birer karakter olarak karşımıza çıkarıyor.

Kitap, bildiğimiz ve içinde yaşadığımız haliyle dünyayı bitkilerin yarattığını, hayal etmekte ve akıl yürütmekte esas ustaların onlar olduğunu ve gezegen üzerindeki tüm yaşamı bir güneş krallığı haline getirdiklerini bize bir kez daha hatırlatmasıyla çok önemli.

Özellikle pandemide de çarpıcı bir biçimde öğrendiğimiz gibi, doğa, salgınlarla ve türlü felaketlerle insanı ayrıcalıklı konumunu sorgulamaya çağırıyor.

Beri yandan düşünürler de, bu davete icabet edip insanı merkezden çıkaracak bakış açıları arıyor.

Coccia’nın şiirsel üslubuyla öne çıkan bu ödüllü kitabı da, dünyayı anlamak için bitkilere kulak vermesiyle bu arayışın en güzel örneklerinden biri.

Bitkilerin yaşam biçimleri ve doğaları, felsefe için bir muamma olmaya devam ediyor.

Bu kitap da, felsefe, doğa bilimleri ve sanattan örnekleri harmanlayarak, bu tekil varlıkların gizemine nüfuz etmeye girişiyor.

  • Künye: Emanuele Coccia – Bitkilerin Yaşamı: Bir Karışım Metafiziği, çeviren: Kağan Kahveci, İş Kültür Yayınları, doğal yaşam, 160 sayfa, 2021

Gerald Maclehan ve Nabil Matar – İngiltere ve İslam Dünyası (2021)

Erken modern dönemde İngilizlerin Müslüman halklar ve toplumlara nasıl baktığı hakkında çok önemli bir inceleme.

Gerald Maclehan ve Nabil Matar, 1558-1713 zaman aralığını merkeze alarak İngiltere’deki Müslüman, daha genel bir tanımla “Doğu” algısının nasıl değiştiğini anlatıyorlar.

Diplomatik yazışmalardan İngiliz şirket raporlarına, Müslümanlara esir düşenlerin anlatılarından seyahatnamelere kadar çok geniş bir malzeme derlemesinden yararlanan yazarlar, Kraliçe I. Elizabeth’in tahta çıkışından Kraliçe Anne’in ölümüne kadar geçen süreçte, İngilizlerin Sünni veya Şii Müslüman diyarlarla olan karşılaşmalarını aydınlatıyor.

Kitap, o dönemde henüz Doğu’da kendi imparatorluğunu kuramamış İngiltere’nin diplomatları, seyyahları, korsanları, tüccarları ve şirket temsilcilerinin sadece keşif, kazanç ve ticaret amacıyla değil, aynı zamanda güçlü Katolik devletlere, Fransa ve İspanya’ya karşı ittifak arayışıyla da İslam topraklarına gittiklerini gösteriyor.

Kitap, İngilizlerin İslam algısını daha çok belirleyen faktörün, karşılaştıkları Müslümanlarla girdikleri mücadelenin şiddeti olduğunu, örneğin Osmanlı veya Babürlü imparatorluklarını ziyaret eden İngilizlerle, “Berberi” korsanların diyarı Cezayir’de esir düşenlerin yorumlarının çok farklılaşabileceğini ortaya koyuyor.

Çalışma, bununla da yetinmeyerek İngiltere’deki kültürel yaşamın, ev hayatının, hatta kimliklerin İslam ülkelerinden ithal edilen fikirler, mallar, stiller ve tekniklerden nasıl etkilendiğini de renkli örneklerle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Gerald Maclehan ve Nabil Matar – İngiltere ve İslam Dünyası 1558 – 1713, çeviren: Bilal Genç, İş Kültür Yayınları, tarih, 404 sayfa, 2021

James McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa (2021)

Dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökenini tarihöncesi dönemden bugüne Akdeniz dünyasında doğa imgesinin dönüşümü üzerinden bakan çok özgün bir çalışma.

James McGregor, Antik Akdeniz’de geleneksel tarımın, doğal ekosistemlerin temel özelliklerine aykırı olmadığını, zengin olduğunu ve kendi kendini düzenleme kabiliyetine sahip olduğunu belirtiyor.

Bu ilişkinin, doğanın, insanın müdahale etmediği yabani kırsal olarak algılanmaya başladığı 18. yüzyılın sonlarında sona erdiğini belirten McGregor, bu tarihten başlayarak tarım dünyasının doğa dünyasından ayrıldığını, bu ani ve çarpıcı değişimin de ekolojik anlayışı baş aşağı ederek halen mücadele etmekte olduğumuz çok önemli sorunlara sebep olduğunu söylüyor.

Yazar böylece, dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökeninde Batı toplumunun “İlk Doğa” ilkesini, insan toplulukları ile doğa dünyası arasındaki uyumlu ilişkiyi terk etmesinin yattığını savunuyor.

Kitap bu yönüyle, doğadaki yerimize dair eski anlayışı yeniden edinmemiz gerektiğini hatırlatıyor, doğaya karşıt ve hasım konumumuzu terk etmemizi, doğuştan ait olduğumuz biyolojik dünyada geçmişin kendini ispatlamış teknikleriyle yetiştiricilik yapan kimliğe dönmemizi telkin ediyor.

  • Künye: James H. S. McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa: Kriz Çağına Nasıl Geldik?, çeviren: Barış Gönülşen, İş Kültür Yayınları, tarih, 412 sayfa, 2021

Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke – Osmanlı Dönemi Kısa Girit Tarihi (2021)

Girit adası, coğrafi konumu açısından Doğu Akdeniz’in kilit noktasıdır.

Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke’nin otuz yıllık Girit çalışmalarının ürünü olan bu kitap da, Osmanlı dönemindeki Girit’i fethinden savaşlarına, toplumsal yapısından bölgede yaşanan ayaklanmalara ve adanın diplomasideki hayati yerine, konuyu çok zengin bir pencereden izliyor.

Girit kültürü kendine özgüdür.

İçinde, eski dönemlerden Miken, Minos, Roma, Hellen, Bizans ve biraz da Arap kültürü barındırır.

Ortaçağ ve hemen sonrasında, bu kadim kültürün üstüne kalın bir Venedik kültürü katmanı eklendi.

Bu senteze son olarak da Osmanlı kültürü katıldı.

Bütün bunlar Akdeniz mirasının özgün bir parçası haline gelen Girit kültürünü oluşturdu.

İşte elimizdeki kitap, bu olağanüstü tarihsel hikâyenin Osmanlı kısmı ayrıntılı olarak inceliyor.

Yazarların Girit kadı sicillerini de kapsayan çok geniş bir arşiv, yazma ve belge taramasının sonucu olan kitap, bilinçli popüler tarih tercihiyle, başta Giritliler olmak üzere, Osmanlı dönemi Girit tarihini merak eden tüm okuyuculara kolay okunan bir anlatı sunuyor.

  • Künye: Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke – Osmanlı Dönemi Kısa Girit Tarihi, İş Kültür Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2021

Ioan James – Büyük Biyologlar (2021)

Lamarck, Humboldt, Darwin, Galton, Mendell…

Oxford Üniversitesi matematik profesörlüğünden emekli olan Ioan James, bugünden 400 yıl geriye uzanarak bilim tarihinde devrim yaratmış otuz sekiz büyük biyoloğun biyografilerini sunuyor.

James, biyologların bilimsel başarılarının yanı sıra her biri oldukça merak uyandırıcı yaşam öyküleri üzerinde de titizlikle duruyor.

Kronolojik olarak düzenlenmiş biyografilerle, biyolojinin yıllar içinde hangi toplumsal koşullarda geliştiğine dair çarpıcı bir tablo sunan, bilimsel ve biyolojik teknik ayrıntıları asgaride tutan kitap, konuya ilgi duyan bütün okurları modern gelişmeleri kolayca izlemeye davet ediyor.

Aralarında Sloane, Linnaeus, Banks, Lamarck, Humboldt, Hooker, Owen, Aggassiz, Darwin, Galton, Mendel, Wallace, Huxley ve Crick gibi pek çok büyük biyoloğa ait ilginç hayat hikâyelerinin yer aldığı çalışma, bir yandan da modern tıp ve genetik biliminin bugünkü birikimine nasıl kavuştuğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Ioan James – Büyük Biyologlar, çeviren: Cumhur Öztürk, İş Kültür Yayınları, bilim, 312 sayfa, 2021

Zafer Toprak – Cumhuriyet ve Antropoloji (2021)

Erken Cumhuriyet dönemindeki antropolojik araştırmaların arkasındaki siyasi ve ideolojik saikler nelerdi?

Zafer Toprak’ın yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu nitelikli çalışması, 1930’lu yıllarda gerçekleştirilen bilimsel ve kültürel devrimin geri planında yer alan birikime odaklanıyor.

Bir anlamda, Tanzimat sonrası yüz yılı kapsayan bir bilim tarihi olarak da okunabilecek ‘Cumhuriyet ve Antropoloji’de tartışılan kimi ilgi çekici konular şöyle:

  • Erken Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde antropolojinin doğuşu,
  • Cumhuriyet’in Ankara’da tasarladığı ilk fakülte olan 1923 tarihli İçtimaiyyat Fakültesi,
  • Antropoloji ve Türk Tarih Tezi,
  • Şevket Aziz Kansu ve antropolojinin evrimi,
  • Sosyal Darwinist tarih ve Türk Tarih Tezi,
  • Osmanlı proto-antropolojisi ve toplumsal cinsiyet ırkçılığı,
  • Erken Cumhuriyet’in doğa bilimleri,
  • Türkiye’de tarih eğitiminin evrimi,
  • 1939 Beynelmilel XVIII. Antropoloji ve Prehistorik Arkeoloji kongresindeki tartışma konuları,
  • Dil devrimi ve Sadri Maksudi,
  • Antropolojik dilbilim ve Güneş-Dil teorisi,
  • Atatürk ve ezoterik arkeoloji,
  • Toplum mühendisliği ve antropolojik ırk sorunu…

Künye: Zafer Toprak – Cumhuriyet ve Antropoloji, İş Kültür Yayınları, antropoloji, 624 sayfa, 2021