Ali Emirî Efendi – Osmanlı Doğu Vilayetleri (2008)

Ali Emirî Efendi’nin 1. Dünya Savaşı sırasında kaleme aldığı ‘Osmanlı Doğu Vilayetleri’, daha çok Osmanlı’nın Diyarbakır vilayetine odaklanıyor.

Yazar kitabında, Diyarbakır vilayetinin zengin kültür ve tarihi özelliklerini sıralarken, bölgenin Türk egemenliğine nasıl geçtiği, demografik yapısı ve Ermeni meselesi gibi konuları da anlatıyor.

Yaşadığı dönemde Osmanlıcılık görüşünü benimseyen yazar, kitabını, Osmanlı’nın son dönemindeki çalkantılı durumdan kaynaklı olarak, vatan sevgisi ve birlik temalarıyla kurmuş.

Çalışmanın asıl önemi ise, Milli Mücadele öncesi Doğu vilayetlerine dair önemli ayrıntılar barındırması.

  • Künye: Ali Emirî Efendi – Osmanlı Doğu Vilayetleri, yayına hazırlayan: Abdülkadir Yuvalı ve Ahmet Halaçoğlu, Babıali Kültür Yayınları, tarih, 246 sayfa

Louis de Bernières – Kardinal Guzman’ın Belalı Çocukları (2008)

Louis de Bernières, dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de en çok sinemaya da uyarlanan ‘Yüzbaşı Corelli’nin Mandolini’ romanıyla bilinir.

Bernières’nin bu romanı ise And Dağları’ndaki Cochadebajo’ köyünde geçiyor.

Köyün geleneksel kalıplardan sıyrılmış bir hayatı ve buna uyan karakterleri vardır.

Trajikomik yaşamıyla maço filozof, sahte papaz, gerçeküstü yolculuklar yapan bir Kızılderili ve hem hak yolunu seçen hem de kadim mesleklerini icra etmekten çekinmeyen fahişeler, bu ilginç karakterlerden birkaçı.

Roman, sınır tanımayan bu ütopik toplumun, Kardinal Guzman’ın saldırısına uğramasını ve bundan sonra meydana gelen gerçeküstü olayları anlatıyor.

  • Künye: Louis de Bernières – Kardinal Guzman’ın Belalı Çocukları, çeviren: Gülden Şen, Altın Kitaplar, roman, 461 sayfa

Asuman Susam – Susunca Sen (2008)

‘Bir Unutuş Olsun’ ve ‘İhtimal ki Aşk’, Asuman Susam’ın daha önce yayınlanmış şiir kitapları.

Susam’ın üç bölüme ayırdığı bu kitabı da, yaklaşık kırk şiirini bir araya getiriyor.

Kitapta yer alan ‘Aşk Cinayeti’ şiirinden bir alıntı:

 

“meşenin karanlık gövdesi yutuyor gölgeni

bilmiyorsun aslında, sen aşktan ölüyorsun

çırpındıkça kırlangıç elleri kalbinin

bir nar gibi delireceksin.

 

bak, orda ormanın uğultulu karanlığında

bir maktûl, usanmadan sürüklüyor katilini

çarptıkça masumiyet duvarlarına gecenin

ölmeden öleceksin.

 

susuyorsun ilerledikçe orman

kasıklarında kabardıkça ölmek arzusu

etin kararacak, uykunun ölümle dansı…

yükseklerden düşeceksin. (…)”

 

  • Künye: Asuman Susam – Susunca Sen, Digraf Yayıncılık, şiir, 58 sayfa

Selahattin Çetiner – Çöküş Yılları (2008)

Selahattin Çetiner ‘Çöküş Yılları’nda, Osmanlı’nın çalkantılı dönemlerinden Cumhuriyet’e uzanan olaylar dizisini, II. Abdülhamid, Jön Türkler ve İttihat ve Terakki üzerinden inceliyor.

Tüm yenileşme çabalarına rağmen, Osmanlı’nın çöküş sürecinin hızlandığı 19. yüzyıl, barındırdığı önemli ayrıntılarla, birçok tarihçi tarafından işlendi.

Bu kritik döneme odaklanan kitapta da, Osmanlı’da oluşan karşıt siyasi görüşler ve örgütler; Cuma Selamlığı töreni ve Ermeni teröristlerin Abdülhamid’e suikast girişimi; İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin doğuşu; II. Meşrutiyet’in ilanı; 31 Mart 1325 (9 Nisan 1909) isyanı ve II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi gibi konular yer alıyor.

  • Künye: Selahattin Çetiner – Çöküş Yılları, Remzi Kitabevi, tarih, 318 sayfa

Honoré de Balzac – Evde Kalmış Kız (2008)

‘Evde Kalmış Kız’, yaşamı boyunca olağanüstü bir üretkenlik sergilemiş Balzac’ın taşra yaşamını ve burada yaşayan karakterleri en iyi tasvir ettiği eserlerinden biri.

Kurgu, bildik taşra ve taşralı görünümlerinden çok, her biri kendine özgü davranışlar sergileyen karakterler ve onların kendine has dünyalarıyla dikkat çekiyor.

Balzac’ın roman kahramanları, çıkar çatışmalarının ortasında, ait oldukları sınıfın tipik karakterleri olarak ele alınsa da, her birinin bireysel ve ruhsal özellikleri, giyim kuşamlarından tutum ve davranışlarına kadar ayrıntılı bir şekilde tasvir ediliyor.

Roman, Balzac’ın ‘İnsanlık Komedyası’nda, ‘Töre İncelemeleri’ kısmının ‘Taşra Yaşamından Sahneler’ bölümünde yer alıyor.

  • Künye: Honoré de Balzac – Evde Kalmış Kız, çeviren: Yaşar Avunç, İş Kültür Yayınları, roman, 153 sayfa

Mustafa Cemil Kılıç – Hangi Sünnilik: Sünniliğe Yönelik Bazı Eleştiriler (2008)

İlahiyatçı-sosyolog Mustafa Cemal Kılıç ‘Hangi Sünnilik’te, Sünniliğin Aleviliğe dair görüşlerini eleştiriyor ve Alevilik önündeki engellerin kaldırılması için önerilerde bulunuyor.

Kılıç, Alevi inancının temellerine yönelik bir teolojik saldırı olduğunu ve çalışmasının da buna karşı gelişen savunmalara katkıda bulunmayı amaçladığını söylüyor.

  • Aleviliğin teolojik anlamda bağımsız bir inanç olduğu,
  • Kırklar Meclisi ve Kırklar Cemi’nin mitolojiden öte, özgün ve orijinal bir inanç olduğu,
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ‘Alevi/Bektaşi Klasikleri’nin Alevilik inancını çarpıttığı,
  • Ve Sünni mezheplerin kimi önemli çelişkiler barındırdığı, burada ele alınan konulardan birkaçı.

Kitap, Alevilik ve Sünnilik tartışmalarına önemli bir katkı sunmakta.

  • Künye: Mustafa Cemil Kılıç – Hangi Sünnilik: Sünniliğe Yönelik Bazı Eleştiriler, Etik Yayınları, din, 190 sayfa

Ali Teoman – Eşikte (2008)

Ali Teoman edebiyatını özgün kılan hususların başında, eserlerinde kendine has yaratıcı ve ilginç bir dil kullanması.

Teoman’ın ‘Eşikte’ isimli bu son romanı da, yazarın zengin üslubuna ve dili kullanmadaki maharetine iyi bir örnek.

Gerçekler, anılar, düşler ve imgelerle kurulan roman, özellikle kahramanlarının iç dünyalarını, deyim yerindeyse iyice didiklemesiyle dikkat çekiyor.

Romanda sürekli yer değiştirmeler, bir yerden başka bir yere gidişler, beraberinde, kahramanlarının dönüşümünü, kendileriyle ve alışkanlıklarıyla hesaplaşmalarını da getirir.

“Bu kitabı er ya da geç mutlaka yazacağını biliyordun. Denebilir ki, bilmenin de ötesinde, bir uğursuzluğu önsemek, tedirgin edici bir kaçınılmazlığın bilincinde olmak gibi bir şeydi bu. Onu hem özlüyor, hem de ondan bucak bucak kaçıyordun.” diyen anlatıcı, okurunu da gölgede kalmış, bastırılmış iç dünyasını keşfetmeye davet ediyor.

  • Künye: Ali Teoman – Eşikte, Sel Yayıncılık, roman, 121 sayfa

Steven Cook – Yönetmeden Hükmeden Ordular (2008)

Ortadoğu uzmanı Steven Cook, ‘Yönetmeden Hükmeden Ordular’da, askeri vesayetin siyaset üzerinde etkin olduğu üç Akdeniz ülkesini, Türkiye, Mısır ve Cezayir’i inceliyor. Cook, ilk bakışta farklı olduğu düşünülen bu ülkelerin silahlı kuvvetlerinin, ideolojik, siyasal, iktisadi ve stratejik konumları, kurumsal çıkarları ve misyonları düşünüldüğünde büyük benzerlikler gösterdiğini savunuyor.

Yazara göre kışlasından “gerektiğinde” çıkan ya da her an için çıkabilme ihtimali olan ordu kurumunun yarattığı vesayet, üç ülkenin silahlı kuvvetlerinin benzer paralellikleri.

Türkiye’de şu günlerde gündemde olan Ergenekon davası ve darbe günlükleri, Mısır’ın yeni bir darbenin eşiğinde olduğu iddiaları ve Cezayir’de bir türlü durulmayan siyaset-ordu ilişkileri düşünüldüğünde, kitabın, olayların perde arkasındakileri kavramak açısından önemli ayrıntılar sunduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Steven Cook – Yönetmeden Hükmeden Ordular, çeviren: Bahar Şahin, Hayy Kitap, siyaset, 344 sayfa

Tracy Chevalier – Leydi ve Efsane At (2008)

İnci Küpeli Kız’, ‘Düşen Melekler’, ‘Likornlu Bayan’ ve ‘Kutsal Mavi’, Amerikalı edebiyatçı Tracy Chevalier’in daha önce Türkçede yayınlanmış romanları.

Chevalier’in ‘Leydi ve Efsane At’ı da, yazarın daha önceki eserleri gibi tarihi roman türünde.

Hikâye, krala yakınlığıyla bilinen, 15. yüzyıl asilzadelerinden Jean le Viste’nin, saray erkânı arasında giderek yükselen konumunu kutlamak amacıyla hırslı bir ressamdan kendisi için altı duvar halısı tasarlamasını istemesiyle başlar.

İşi alan Nicolas des Innocents isimli genç minyatür sanatçısı, bir süre sonra patronunun kızı Claude’den etkilenmeye başlar.

Fakat Innocent, kadını elde etmeye çalışırken, kendisini tüm bir aileyi kuşatmış garip ilişkiler ağının içinde bulacaktır.

Kurgu boyunca okurun karşısına çıkan farklı kişi ve öykülerin birbirine eklemlenmesi de, romanı başarılı kılan unsurlardan.

  • Künye: Tracy Chevalier – Leydi ve Efsane At, çeviren: Aylin Yengin, İnkılap Kitabevi, roman, 288 sayfa

Kolektif – Kültürün Nabzını Tutan Doğan Hızlan (2008)

‘Kültürün Nabzını Tutan Doğan Hızlan’, incelemeleriyle, yarım yüzyıldır Türkiye edebiyatına katkı sunan Doğan Hızlan’ın hayatını ve çalışmalarını anlatıyor.

Hızlan yazı serüvenine, arkadaşlarıyla beraber kurduğu Yankı isimli edebiyat dergisiyle başlamış ve daha sonra çeşitli yazılı ve görsel basın kuruluşlarında edebiyat kritikleri yaparak, bu görevini devam ettirdi.

Kitapta, Hızlan’ın edebiyatla süregelen bağı dışında, sinema, tiyatro, yemek kültürü gibi alanlardaki üretimlerine de vurgu yapılıyor.

Çalışma, Hızlan hakkında görüş bildiren yazarların yorumlarını, yazılarından yapılmış bir derlemeyi ve kendisiyle yapılmış bir söyleşiyi barındırıyor.

  • Künye: Kolektif – Kültürün Nabzını Tutan Doğan Hızlan, hazırlayan: Alpay Kabacalı, Gürer Yayınları, biyografi, 208 sayfa