Ercan Çağlayan – Diyarbakır (2020)

Kemalist yönetimin asıl amacı, Diyarbakır’ı Türkleştirmekti.

Özellikle Cumhuriyet’in ilanından itibaren hazırlanan Şark Raporlarında Diyarbakır, “Türk kültürlü nüfusun tekâsüfü (yoğunlaşması) ve Türk kültürüne temsili istenilen yerlerden” biri olarak öne çıkıyordu.

1935 yılında şehri ziyaret eden Başbakan İsmet İnönü, Diyarbakır’ın “kuvvetli bir Türk merkezi” yapılması için alınması gereken tedbirlere dikkat çekiyordu.

Diyarbakır’ı “kuvvetli bir Türk merkezi” yapmak için Birinci Umumi Müfettişlik, Türk Ocağı, Millet Mektepleri ve Halkevleri, kız mektepleri ile yatılı mektepler açılmıştı.

Ayrıca, şehre Türk nüfus iskân edilerek şehirdeki nüfuzlu kişi ve aileler Batı Anadolu vilayetlerine sürgün edilerek vilayette teritoryal hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştı.

Ercan Çağlayan’ı Kemalist Cumhuriyet’in tek parti döneminde inşa ettiği veyahut inşa etmeye çalıştığı “yeni Diyarbakır” hakkında ‘Cumhuriyet’in Diyarbakır’da Kimlik İnşası (1923-1950)’ adlı çalışmasıyla biliyoruz.

Çağlayan söz konusu kitabın devamı olarak da okunabilecek eldeki son çalışmasında ise, “yeni Diyarbakır”ın inşasında önemli yer tutan ve rol oynayan nüfus sayımları, seçimler, belediye, eğitim ve sağlık konularının yanı sıra tarım, ticaret ve sanayi alanlarındaki iktisadi konulara odaklanarak Diyarbakır’ın o döneminin nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Arşiv belgeleri, gazeteler, istatistikler, hatıralar, gezi yazıları gibi birincil kaynakları referans alan kitap, Diyarbakır araştırmalarına büyük katkı sağlayacak türden.

  • Künye: Ercan Çağlayan – Diyarbakır: Nüfus, Siyaset, Eğitim, Sağlık ve İktisat (1923-1950), Libra Kitap, tarih, 212 sayfa, 2020

Fuat Keyman ve Berrin Koyuncu-Lorasdağı – Sekiz Kentin Hikâyesi (2020)

2014 yılında yürürlüğe giren bir kanun ile on dört il büyükşehir statüsüne çıkarılmıştı.

Bu kanuna göre bugün Türkiye nüfusunun % 92.5’i kentlerde yaşıyor.

Durum böyle olunca bu kentlerin iyi, adil, demokratik yönetimi, sadece kendilerinin geleceği için değil, kendilerine komşu kentlerin ve Türkiye’nin ekonomisinin, siyasi istikrarının ve kültürel birlikte yaşamasının geleceği için de kritik önem taşıyor.

İşte Fuat Keyman ve Berrin Koyuncu-Lorasdağı imzalı ‘Sekiz Kentin Hikâyesi’ adlı bu önemli çalışma da, Türkiye’de sermaye-mekân diyalektiğinin kentlerdeki yansımasının nasıl yönetileceği sorusuna cevap arayarak kentleşme ve kent olgusunu eleştirel bir biçimde ele alıyor.

Başka bir deyişle yazarlar, 2000’li yılların başından itibaren Türkiye’de ekonomik neoliberalleşmeden nemalanarak yükselen İslami / mütedeyyin burjuvazinin neden olduğu büyük yıkımın sosyal, kültürel ve siyasal anlamdaki yansımalarını irdeliyor.

Yazarlar, neoliberal hegemonyanın hâkimiyetini sınırlamanın, başka bir deyişle “kâr için değil, insanlar için kentler” anlayışının benimsenmesi için de “yeni yerellik” olarak kavramsallaştırdıkları bir yaklaşımdan hareket ediyor.

Burada tanımlandığı şekliyle “yeni yerellik”, kâr yerine toplumsal ihtiyaçları gözeten ve yerelden demokratik katılımı mümkün kılan bir kent siyaseti ve böylece kentlerin adalet, demokrasi ve farklılık siyasetine dair mücadele için taşıdıkları önemi ifade ediyor.

Yazarlar bu tartışmayı da Kayseri, Konya, Gaziantep, İzmir, Denizli, Eskişehir, Diyarbakır ve Şanlıurfa kentlerini merkeze alarak yapıyor.

Türkiye’de kentler, kent çalışmaları, kentler ve rant, yerel yönetim ve yerellik gibi konularda düşünen ve çalışan herkesin okuması gereken bir kitap.

  • Künye: Fuat Keyman ve Berrin Koyuncu-Lorasdağı – Sekiz Kentin Hikâyesi: Türkiye’de Yeni Yerellik ve Yeni Orta Sınıflar, Metis Yayınları, kent çalışmaları, 312 sayfa, 2020

Lütfiye Gültekin – Diyarbakır (2016)

Daha önce bir öykü kitabı daha yayınlamış Lütfiye Gültekin, şimdi de 21 yıl ayrı kaldığı Diyarbakır’ı anlatıyor.

Hikâyeler, şimdilerde yakılıp yıkılan, farklı din ve kültürlerin beşiği Sur’u merkeze alıyor.

Bu kadim mekânda geçen mutlu çocukluğunun hikâyelerini paylaşan Gültekin, okurunu çocukluğun büyülü dünyasına ve Sur’un hareketli yakın tarihine götürüyor.

  • Künye: Lütfiye Gültekin – Diyarbakır, Ceylan Yayınları

Mehmet Atlı – Hepsi Diyarbakır (2014)

Son yıllarda büyük bir dönüşüm geçirerek hızla metropolleşen Diyarbakır’a mimari, edebi ve kültürel perspektiflerle bakan hem bir monografi hem de bir otobiyografi çalışması.

Asıl olarak müzisyenliğiyle bildiğimiz, aynı zamanda mimar Mehmet Atlı, Diyarbakır surlarının dinamik karakterini, şehrin Dicle ile ilişkisini, Diyarbakır göçmenlerini, 2000’lerden itibaren şehirde hız kazanan mekânsal dönüşümü ve bunun gibi pek çok konuyu ele alıyor.

  • Künye: Mehmet Atlı – Hepsi Diyarbakır, İletişim Yayınları

Silva Özyerli – Amida’nın Sofrası (2019)

‘Amida’nın Sofrası’, Diyarbakır Ermenilerinin mutfak ve yemek kültürleri hakkında çok değerli bir çalışma.

Kendisi de doğma büyüme Diyarbakırlı olan Silva Özyerli, şehrin mutfak kültüründen pek çok örneği bizimle paylaşırken, aynı zamanda bu yemeklerin Diyarbakırlı Ermenilerin gündelik ve toplumsal hayatlarındaki izlerini de keyifle okunacak bilgiler, anekdotlar ve hikâyelerle harmanlayarak anlatıyor.

Yazar, burada, aile geçmişinden, eski kuşak Diyarbakırlılarla yaptığı görüşmelerden, bilhassa Ermenice yazılı kaynaklardan yaptığı araştırmalardan yararlanarak, bugün bazıları yaygın olarak bilinse de, önemli kısmı yok olmaya yüz tutmuş veya değişip dönüşmüş, bir kısmı ise tamamen unutulmuş yemekleri eskiden pişirildikleri halleriyle gün yüzüne çıkarıyor.

Özyerli’nin, aile tarihinde iz bırakmış acı tatlı olaylarla harmanlayarak geliştirdiği anlatım tarzı, Diyarbakır ve çevresinin yüz yılı aşkın tarihine alternatif bir bakışın taşıdığı imkânlara işaret ettiği için ayrıca önemli.

Dolmalardan üsküre kebaplarına, kavurmalardan perdeli ciğerlere, bastırmalardan duvaklı pilavlara pek çok tarif, burada.

  • Künye: Silva Özyerli – Amida’nın Sofrası: Yemekli Diyarbakır Tarihi, Aras Yayıncılık, yemek, 272 sayfa, 2019

Kolektif – Osmanlı Döneminde Diyarbekir’de Toplumsal İlişkiler (2016)

Diyarbakır Vilayetinin 1870-1915 zaman aralığındaki toplumsal hayatını irdeleyen ve böylece dönemin Diyarbekir bölgesindeki gelişmelerin çok yüzlü bir tablosunu çizen usta işi makaleler.

Kitap diğer bir yönüyle de, vilayetteki etnik ve dini gruplar ile Kürtlerin bölgedeki Süryani, Asuri ve Ermenilerle ilişkileri konularında bir başucu kitabı.

Çalışma, vilayetin o döneminde devlet ve aşiret ilişkilerinden, Hamidiye Alayları’na, Ermeni soykırımından, Kürtlere, Süryanilere uzanan pek çok konuyu ve ayrıntılı bir şekilde inceleniyor.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı Döneminde Diyarbekir’de Toplumsal İlişkiler (1870-1915), derleyen: Joost Jongerden ve Jelle Verheij, çeviren: Ayşen Gür, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2016

Veysel Gürhan ve Nazife Gürhan – Osmanlı Taşrasında Zengin Sınıf (2018)

Osmanlı taşrasında zenginlik ve servet oluşumunu, 1750-1800 yılları arasındaki Diyarbakır zenginlerinin dünyasına inerek irdeleyen özgün bir çalışma.

Bu kitabın yazarlarından biri tarihçi, diğeri de sosyolog.

Dolayısıyla çalışmanın, konuya her iki disiplinin verileri ışığında yaklaşmalarının, kitabı ayrıca özgün kılan hususların biri olduğunu söyleyebiliriz.

Veysel Gürhan ve Nazife Gürhan, Osmanlı zengin sınıfının tarihsel arka planını irdelerken, Osmanlı toplumunda ortaya çıkan sınıfsallaşma süreçlerinin ekonomik ve kültürel sermaye çerçevesinde nasıl oluştuğunu, söz konusu dönemdeki servet edinme ve tüketim araçlarının yoksul ve orta halli gruplardan ne gibi farklılıklar gösterdiğini ve zengin kesimin bu imkânlardan yola çıkarak nasıl bir hareket alanı kazandığını ortaya koyuyor.

Tarih ve sosyoloji meraklılarının ilgiyle okuyacağı bir inceleme.

  • Künye: Veysel Gürhan ve Nazife Gürhan – Osmanlı Taşrasında Zengin Sınıf: Diyarbekirli Zenginler (1750-1800), Phoenix Yayınları, tarih, 192 sayfa, 2018

Ali Emirî Efendi – Osmanlı Doğu Vilayetleri (2008)

Ali Emirî Efendi’nin 1. Dünya Savaşı sırasında kaleme aldığı ‘Osmanlı Doğu Vilayetleri’, daha çok Osmanlı’nın Diyarbakır vilayetine odaklanıyor.

Yazar kitabında, Diyarbakır vilayetinin zengin kültür ve tarihi özelliklerini sıralarken, bölgenin Türk egemenliğine nasıl geçtiği, demografik yapısı ve Ermeni meselesi gibi konuları da anlatıyor.

Yaşadığı dönemde Osmanlıcılık görüşünü benimseyen yazar, kitabını, Osmanlı’nın son dönemindeki çalkantılı durumdan kaynaklı olarak, vatan sevgisi ve birlik temalarıyla kurmuş.

Çalışmanın asıl önemi ise, Milli Mücadele öncesi Doğu vilayetlerine dair önemli ayrıntılar barındırması.

  • Künye: Ali Emirî Efendi – Osmanlı Doğu Vilayetleri, yayına hazırlayan: Abdülkadir Yuvalı ve Ahmet Halaçoğlu, Babıali Kültür Yayınları, tarih, 246 sayfa

Ercan Çağlayan – Cumhuriyet’in Diyarbakır’da Kimlik İnşası (2014)

Ercan Çağlayan, tek parti iktidarında Diyarbakır’daki kimlik inşa sürecini, bu sürecin devlet ve halkın nazarında tekabül ettiği siyasal ve toplumsal düzlemi irdeliyor.

Cumhuriyet’in Diyarbakır’daki kimlik inşa sürecinin başta siyaset kurumu olmak üzere, umumi müfettişlikler, zorunlu iskân ve sürgün gibi demografik müdahaleler ile zorunlu eğitim, Türk Ocakları, Millet Mektepleri ve Halkevlerinin çalışmalarıyla gerçekleştirildiğini hatırlatan Çağlayan, Kemalist Cumhuriyet’in mekânı ve insanı ulusallaştırması üzerinden giriştiği kimlik inşasını Diyarbakır örneği üzerinden ortaya koymasıyla, alana önemli bir katkı sunuyor.

  • Künye: Ercan Çağlayan – Cumhuriyet’in Diyarbakır’da Kimlik İnşası, İletişim Yayınları, tarih, 319 sayfa

Sedat Eroğlu – Gülbaran’ın Gülleri (2013)

  • GÜLBARAN’IN GÜLLERİ, Sedat Eroğlu, Kent Işıkları Yayınları

gulbaranin-gulleri

Eroğlu’ndan Ergani’nin sosyal ve tarihsel hayatının kapsamlı ve nitelikli bir envanteri. Hesenê Metê’den Sezai Karakoç’a, Vecdi Subaşı’dan Şehmus Güzel’e, Kemal Varol’dan Fırat Anlı’ya, Molla Gürani’den Şeyh Şükrü Çobanoğlu’na Ergani’nin düşün, sanat, bilim, din ve siyaset dünyasına armağan ettiği pek çok ismin hayatı, bu kitapta kayıt altına alınıyor.