Luc Ferry – Mitoloji ve Felsefe (2025)

‘Mitoloji ve Felsefe’ (‘The Wisdom of the Myths: How Greek Mythology Can Change Your Life’), Yunan mitolojisinin zengin dünyasına bir yolculuk yaparak, mitosların günümüz insanına sunabileceği derin anlamları ve yaşam derslerini keşfetmeyi amaçlıyor. Luc Ferry, mitolojik hikâyeleri sadece eğlenceli anlatılar olarak değil, aynı zamanda insan doğasına, varoluşsal sorulara ve ahlaki değerlere dair önemli içgörüler sunan kaynaklar olarak görüyor.

Kitapta, Yunan mitolojisinin temel figürleri olan tanrılar, tanrıçalar ve kahramanların hikâyeleri, onların kişilikleri, tutkuları, zaafları ve erdemleri detaylı bir şekilde ele alınıyor. Ferry, bu mitolojik karakterlerin deneyimlerinden yola çıkarak, günümüz insanının kendi hayatında karşılaştığı sorunlara ve zorluklara ışık tutuyor. Aşk, nefret, kıskançlık, öfke, intikam, bağışlama, cesaret, bilgelik gibi temel insan duyguları ve deneyimleri, mitolojik hikâyeler aracılığıyla derinlemesine inceleniyor.

‘Mitoloji ve Felsefe’, mitolojik hikâyelerin evrensel temalarını ve insan doğasına dair derin anlamlarını ortaya çıkararak, okuyuculara kendi hayatlarına dair yeni bir bakış açısı kazanma fırsatı sunuyor. Kitap, mitosların sadece geçmişe ait hikâyeler olmadığını, aynı zamanda günümüz insanının kendi kimliğini, değerlerini ve yaşam amacını keşfetme yolculuğunda da rehberlik edebileceğini gösteriyor. Ferry, mitolojik hikâyelerdeki karakterlerin hatalarından ve başarılarından dersler çıkararak, kendi hayatımıza nasıl yön verebileceğimizi ve daha anlamlı bir yaşam sürebileceğimizi anlatıyor.

  • Künye: Luc Ferry – Mitoloji ve Felsefe: Büyük Yunan Mitlerinin Anlamı, çeviren: Pınar Çatalpınar, Alfa Yayınları, felsefe, 680 sayfa, 2025

Alice Waters – Ne Yersek Oyuz (2025)

Alice Waters’ın ‘Ne Yersek Oyuz: Bir ‘Slow Food’ Manifestosu” (‘We Are What We Eat: A Slow Food Manifesto’) adlı eseri, yemek yeme alışkanlıklarımızın ve beslenme şeklimizin sadece sağlığımızı değil, aynı zamanda kültürümüzü, toplumu ve gezegenimizi de nasıl etkilediğini derinlemesine inceliyor. Waters, hızlı ve endüstriyel gıda üretiminin yarattığı sorunlara dikkat çekerek, “slow food” felsefesini savunuyor. Bu felsefe, yemeğin sadece karın doyurmaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir kültür, bir ritüel ve bir keyif olduğunu vurguluyor. Yemeklerin hazırlanışından sunumuna kadar her aşamanın özenle yapılması gerektiğini, yemeklerin tadını çıkarmanın ve paylaşmanın önemini anlatıyor.

Kitapta, hızlı ve ucuz gıda üretiminin yaygınlaşmasının, lezzetin ve besin değerinin kaybolmasına, çiftçilerin ve yerel üreticilerin zor durumda kalmasına, çevrenin zarar görmesine ve obezite gibi sağlık sorunlarının artmasına neden olduğu vurgulanıyor. Waters, bu sorunlara karşı, yerel, mevsimlik ve sürdürülebilir gıda üretimini desteklemenin önemini savunuyor. Yerel üreticileri desteklemenin, mevsimlik ürünler tüketmenin ve yemekleri özenle hazırlayıp paylaşmanın önemine dikkat çekiyor.

“Slow food” felsefesinin sadece bireysel bir tercih olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir hareket olması gerektiği de vurgulanıyor. Waters, okuyucuları yerel üreticileri desteklemeye, mevsimlik ürünler tüketmeye, yemeklerini özenle hazırlamaya ve paylaşmaya davet ediyor. Bu felsefenin sadece sağlıklı ve lezzetli yemekler yememizi değil, aynı zamanda daha adil, sürdürülebilir ve keyifli bir dünya kurmamızı da sağlayabileceğini savunuyor. Kitap, yemek yeme alışkanlıklarımızı ve beslenme şeklimizi yeniden düşünmeye davet eden bir manifesto niteliğinde.

Kısacası ‘Ne Yersek Oyuz: Bir ‘Slow Food’ Manifestosu’, yemek yeme alışkanlıklarımızı ve beslenme şeklimizi yeniden düşünmeye davet eden bir manifesto niteliğinde. Kitap, “slow food” felsefesinin sadece sağlıklı ve lezzetli yemekler yememizi değil, aynı zamanda daha adil, sürdürülebilir ve keyifli bir dünya kurmamızı da sağlayabileceğini savunuyor. Bu kitap, yemek yeme alışkanlıklarımızı ve beslenme şeklimizi yeniden düşünmek için bir başlangıç noktası olabilir.

  • Künye: Alice Waters – Ne Yersek Oyuz: Bir ‘Slow Food’ Manifestosu, çeviren: Mehmet Gürsel, Alfa Yayınları, yemek, 168 sayfa, 2025

Carl Gustav Jung – Jung Konuşuyor (2025)

William McGuire ve R. F. C. Hull’un derlediği ‘Jung Konuşuyor: Söyleşiler ve Karşılaşmalar’ (‘C. G. Jung Speaking: Interviews and Encounters’) adlı kitap, Carl Gustav Jung’un yaşamı boyunca verdiği röportajları, katıldığı seminerleri ve yaptığı konuşmaları bir araya getiriyor. Kitap, Jung’un düşüncelerinin, inançlarının ve kişiliğinin farklı yönlerini ortaya koyuyor. Jung’un psikoloji, din, felsefe, sanat ve mitoloji gibi geniş bir yelpazedeki konulara dair görüşleri, bu derleme sayesinde okuyucuya doğrudan aktarılıyor.

Kitap, Jung’un analitik psikoloji kuramının temel kavramlarını, kolektif bilinçdışı, arketipler, bireyleşme süreci ve sembolizm gibi konuları Jung’un kendi sözleriyle açıklıyor. Jung’un rüya yorumları, sembollerin anlamları ve mitolojik figürlerin psikolojik yansımaları üzerine yaptığı açıklamalar, okuyucuya Jung’un düşünce dünyasına derinlemesine bir bakış sunuyor.

Kitap, Jung’un sadece bir kuramcı olmadığını, aynı zamanda bir düşünür, bir sanatçı ve bir insan olarak da zengin bir kişiliğe sahip olduğunu gösteriyor. Jung’un insan doğasına, topluma ve dünyaya dair gözlemleri, günümüzde de geçerliliğini koruyan önemli içgörüler sunuyor. Kitap, Jung’un düşüncelerini ilk elden öğrenmek isteyenler için değerli bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Carl Gustav Jung – Jung Konuşuyor: Söyleşiler ve Karşılaşmalar, editör: William McGuire, R. F. C. Hull, çeviren: Reha Kuldaşlı, Alfa Yayınları, psikoloji, 456 sayfa, 2025

İdil Çetin – İktidarın Görsel Repertuarı (2025)

Bu çalışma, geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet döneminde Atatürk fotoğraflarının gündelik görselliği nasıl şekillendirdiğini ve bu görselliğin Atatürk kültünün inşasına nasıl katkıda bulunduğunu inceler.

Amaç, insanların günlük olarak karşılaştığı Atatürk fotoğrafları aracılığıyla sıradan ve gündelik olanın bilgisini ortaya koymaktır.

Çalışma, siyasetin fotoğraflara nasıl yansıdığından ziyade, fotoğrafların siyasi hayatın ilerleyişindeki rolüne odaklanır.

Bu nedenle, temel malzeme olarak dönemin süreli yayınlarında dolaşıma girmiş Atatürk fotoğrafları kullanılır. Ayrıca, iktidardakilerin bu fotoğraflar üzerindeki tasarrufları da gündelik görselliğin inşasının bir parçası olarak değerlendirilir.

  • Künye: İdil Çetin – İktidarın Görsel Repertuarı: Lider Kültünün İnşasında Mustafa Kemal Atatürk Fotoğrafları (1912-1950), Alfa Yayınları, tarih, 584 sayfa, 2025

Matt Ridley – Her Şeyin Evrimi (2025)

Matt Ridley’nin ‘Her Şeyin Evrimi: Yeni Fikirler Nasıl Ortaya Çıkar?’ (‘The Evolution of Everything: How New Ideas Emerge’) adlı kitabı, evrimin sadece biyolojik bir süreç olmadığını, aynı zamanda kültür, teknoloji, ekonomi ve hatta ahlak gibi insan yaşamının diğer alanlarında da geçerli olduğunu savunuyor. Ridley, yeni fikirlerin ve yeniliklerin nasıl ortaya çıktığını, yayıldığını ve geliştiğini inceliyor. Kitap, evrimin bilinçli bir tasarım veya plan olmadan, kendiliğinden işleyen bir süreç olduğunu vurguluyor.

Ridley, evrimin farklı alanlardaki örneklerini karşılaştırarak, ortak bir model ortaya koyuyor. Ona göre, evrim, deneme-yanılma, rekabet ve seçilim gibi temel mekanizmalar üzerinden işliyor. Başarılı fikirler ve yenilikler, rekabette ayakta kalırken, başarısız olanlar eleniyor. Bu süreç, zaman içinde daha karmaşık ve gelişmiş sistemlerin ortaya çıkmasına yol açıyor.

Kitap, evrimin sadece geçmişte değil, günümüzde ve gelecekte de etkili olduğunu gösteriyor. Ridley, teknolojinin, ekonominin ve kültürün sürekli değiştiğini ve geliştiğini, bu değişimin de evrimsel bir süreç olduğunu savunuyor. Ona göre, evrimi anlamak, geleceği daha iyi öngörmemize ve daha iyi kararlar almamıza yardımcı olabilir.

Ridley, evrimin insan yaşamının farklı alanlarındaki örneklerini incelerken, aynı zamanda evrimin sınırlarını ve eleştirilerini de ele alıyor. Kitap, evrimin her şeyi açıklayamayacağını, bazı alanlarda rastlantısal faktörlerin de önemli olduğunu kabul ediyor. Ancak, evrimin, insan yaşamının birçok yönünü anlamak için güçlü bir çerçeve sunduğunu vurguluyor.

Sonuç olarak bu kitap, evrimin sadece biyolojiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda kültür, teknoloji ve ekonomi gibi insan yaşamının diğer alanlarında da geçerli olduğunu savunan kapsamlı ve düşündürücü bir kitap. Ridley, evrimin nasıl işlediğini ve yeni fikirlerin nasıl ortaya çıktığını anlamak için okuyuculara farklı bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Matt Ridley – Her Şeyin Evrimi: Yeni Fikirler Nasıl Ortaya Çıkar?, çeviren: Erhun Yücesoy, Alfa Yayınları, bilim, 384 sayfa, 2025

Edhem Eldem – Mitler, Gerçekler ve Yöntem (2025)

Edhem Eldem’in ‘Mitler, Gerçekler ve Yöntem’ adlı eseri, bir Osmanlı tarihçisinin merakının ve titizliğinin bir ürünü olarak, farklı dönemlere ve konulara ışık tutan makalelerden oluşuyor. Bu kitap, Eldem’in bir resme dair genel kanıları sorguladığı, bir Osmanlı bürokratının hayat hikayesindeki tercihlerini incelediği, yeniçerilerin mezarlarının akıbetini araştırdığı ve 19. yüzyılın başındaki bir intihal olayını mercek altına aldığı geniş bir yelpazede, Osmanlı tarihine ilişkin bir dizi miti sorguluyor.

Eldem’in bu eseri, sadece Osmanlı tarihinin yazımına dair genel ve özel yöntem önerileri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda tarihçinin bakış açısının günümüze kadar uzandığını da gösteriyor. Yazar, Osmanlı tarihinin farklı dönemlerine ve konularına dair derinlemesine bir analiz sunarken, tarihçinin rolünü ve sorumluluğunu da vurguluyor. Kitap, tarihçinin sadece geçmişi değil, bugünü de anlamak için nasıl bir bakış açısına sahip olması gerektiğini gözler önüne seriyor. Ayrıca, okuyuculara yazarın Collège de France’a uzanan tarihçilik kariyeri hakkında kapsamlı bir söyleşi de sunuluyor. Bu söyleşi, Eldem’in akademik yolculuğunu ve tarihçiliğe bakış açısını daha yakından tanımamızı sağlıyor. ‘Mitler, Gerçekler ve Yöntem’, Osmanlı tarihine ilgi duyan herkes için okunması gereken bir eser.

  • Künye: Edhem Eldem – Mitler, Gerçekler ve Yöntem: Osmanlı Tarihinde Aklıma Takılanlar, Alfa Yayınları, tarih, 384 sayfa, 2025

Armin Hermann – Werner Heisenberg (2025)

Armin Hermann’ın ‘Werner Heisenberg’ adlı biyografisi, 20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden biri olan Werner Heisenberg’in hayatını ve bilimsel çalışmalarını detaylı bir şekilde ele alıyor. Kitap, kuantum fiziğinin temel taşlarından biri olan belirsizlik ilkesini ortaya atan Heisenberg’in hem kişisel hayatına hem de bilimsel kariyerine derinlemesine bir bakış sunuyor.

Hermann, Heisenberg’in çocukluğundan başlayarak, Göttingen ve Kopenhag’daki akademik kariyerine, II. Dünya Savaşı sırasında Almanya’daki nükleer fizik araştırmalarına ve savaş sonrası dönemdeki bilimsel ve siyasi faaliyetlerine kadar geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Heisenberg’in, kuantum fiziği üzerine yaptığı çalışmalarla fizik dünyasında yarattığı devrim ve bu çalışmaların felsefi ve etik boyutları üzerine de önemli tespitlerde bulunuyor.

Kitap, Heisenberg’in sadece bir bilim insanı olarak değil, aynı zamanda döneminin siyasi ve sosyal olaylarına duyarlı bir figür olarak da portresini çiziyor. Heisenberg’in Nazizm dönemindeki tutumu, savaş sonrası dönemdeki bilim insanı sorumluluğu ve atom bombası projesindeki rolü gibi konulara da yer veriliyor.

Hermann’ın biyografisi, kuantum fiziğinin gelişimini ve bu alandaki önemli bilim insanlarından birinin hayatını anlamak için önemli bir kaynak. Kitap, Heisenberg’in sadece bilimsel başarılarını değil, aynı zamanda yaşadığı dönemin zorluklarını ve kişisel mücadelelerini de gözler önüne seriyor. Heisenberg’in belirsizlik ilkesi gibi çığır açan kavramlarını, kuantum mekaniğinin temellerini ve bu teorinin felsefi sonuçlarını merak edenler için bu kitap, derinlemesine bir inceleme sunuyor.

  • Künye: Armin Hermann – Werner Heisenberg 1901-1976: Kuantum Kuramının Kurucularından Heisenberg’in Yaşamı, çeviren: Zekeriya Aydın, Alfa Yayınları, biyografi, 200 sayfa, 2025

Kolektif – Devrimler Çağında Yunan Devrimi 2025)

Bu eser, 1821 Yunan Devrimi’nin 200. yılını kutlamak amacıyla bir araya getirilen 21 akademisyenin özgün yorumları, argümanları ve yeni bilgileriyle dolu bir eser. Kitap, Yunan Kurtuluş Savaşı’nın uluslararası tarihteki önemini ortaya koymayı ve 1815’te Fransız Devrimi’nin yenilgisinden sonra Avrupa’da devrimlerin yeniden canlanmasında dönüm noktası olduğunu vurgulamayı amaçlıyor.

Kitap, Yunan Devrimi’ni sadece Yunanistan’ın değil, tüm Avrupa’nın tarihinde önemli bir olay olarak konumlandırıyor. Devrimin, ulusal kimliklerin oluşumunda, liberalizm ve milliyetçilik gibi ideolojilerin yayılmasında ve Avrupa’daki siyasi haritanın yeniden çizilmesinde oynadığı rolü vurguluyor. Ayrıca, Yunan Devrimi’nin diğer büyük devrimlerle (Amerikan Devrimi, Fransız Devrimi) olan benzerliklerini ve farklılıklarını karşılaştırarak, evrensel bir bağlam içinde değerlendiriyor.

Kitapta yer alan makaleler, Yunan Devrimi’nin sosyal, ekonomik ve kültürel yönlerini de inceliyor. Devrimin farklı sosyal sınıflar üzerindeki etkileri, kadınların rolü, devrimin finanse edilmesi gibi konulara değiniliyor. Ayrıca, devrimin uzun vadeli sonuçları ve modern Yunan devletinin oluşumundaki etkisi de tartışılıyor.

Kitap, Yunan Devrimi’ni yeni bir bakış açısıyla ele alarak, bu önemli tarihi olayın daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunuyor. Hem tarihçiler hem de genel okurlar için değerli bir kaynak niteliğinde.

Özetle bu çalışma, 1821 Yunan Devrimi’nin uluslararası ve ulusal boyutlarını kapsamlı bir şekilde inceleyen bir çalışma. Kitap, devrimin sadece Yunanistan için değil, tüm dünya için önemini vurguluyor ve devrim tarihçiliğine yeni bir bakış açısı getiriyor.

  • Künye: Kolektif – Devrimler Çağında Yunan Devrimi 1776-1848: Değerlendirmeler ve Karşılaştırmalar, editör: Paschalis M. Kitromilides, çeviren: Ayşen Tekşen, Alfa Yayınları, tarih, 376 sayfa, 2025

Peter Coles – Kozmostan Kaosa (2025)

Peter Coles’un ‘Kozmostan Kaosa: Öngörülemezliğin Bilimi’, evrenin karmaşık yapısı ve bu karmaşıklık içindeki öngörülemezliği bilimsel bir bakış açısıyla inceliyor. Yazar, kozmolojiden günlük hayata kadar pek çok alanda karşımıza çıkan belirsizliği ve olasılığı matematiksel modeller ve gerçek dünya örnekleriyle açıklıyor.

Kitap, kozmolojideki son gelişmelerden yola çıkarak, evrenin başlangıcı, yapısı ve geleceği gibi büyük sorulara yanıt ararken aynı zamanda günlük hayatta karşılaştığımız belirsizlikleri de ele alıyor. Coles, olasılık teorisinin temel kavramlarını anlaşılır bir dilde açıklayarak, okurların bu konuya daha derinlemesine inmesine olanak tanıyor.

Kitapta ele alınan başlıca konular:

Kozmolojideki belirsizlikler: Evrenin genişlemesi, karanlık madde ve karanlık enerji gibi konularda hüküm süren belirsizlikler ve bu belirsizliklerin nedenleri.

Olasılık teorisi: Olasılık kavramının temelleri, olasılık dağılımları, istatistiksel yöntemler ve bunların bilimsel araştırmalardaki önemi.

Karmaşık sistemler: Hava durumu, finansal piyasalar gibi karmaşık sistemlerde öngörülemezliğin nedenleri ve bu sistemlerin modellenmesi.

Bilimsel modellerin sınırları: Bilimsel modellerin gerçekliği ne kadar iyi yansıtabildiği ve bu modellerin öngörülemezlik karşısındaki sınırları.

Günlük hayattaki belirsizlikler: Oyunlardan kumar oynamaya, karar verme süreçlerinden sosyal olaylara kadar günlük hayatımızdaki belirsizlikler ve bu belirsizliklerle başa çıkma yöntemleri.

Sonuç olarak, ‘Kozmostan Kaosa: Öngörülemezliğin Bilimi’ adlı kitap, evrenin ve yaşamın karmaşık yapısı hakkında meraklı olan herkes için önemli bir kaynak. Kitap, okurlara hem bilimsel bir bakış açısı sunuyor hem de günlük hayatla ilgili önemli sorular soruyor.

  • Künye: Peter Coles – Kozmostan Kaosa: Öngörülemezliğin Bilimi, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2025

Robert J. Sharer – Maya Uygarlığında Günlük Hayat (2025)

Robert Sharer’ın ‘Maya Uygarlığında Günlük Hayat’ adlı eseri, Amerika’nın gizemli uygarlıklarından biri olan Mayaların günlük hayatlarına dair kapsamlı bir inceleme sunuyor.

Sharer, kitabında Maya toplumunun sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını, günlük ritüellerini, inanç sistemlerini ve sanatsal ifade biçimlerini detaylı bir şekilde ele alıyor. Yazar, arkeolojik bulgular, tarihi metinler ve günümüz Maya toplulukları hakkındaki araştırmalar ışığında, Maya yaşamının zengin ve karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Kitapta, Maya şehirlerinin planlanması, mimarisi ve şehir yaşamı; tarım teknikleri, ticaret yolları ve ekonomik sistem; dinî inançlar, tanrılar ve ritüeller; yazım sistemi ve astronomi bilgileri gibi konulara yer veriliyor. Ayrıca, Maya sanatının farklı ifade biçimleri, giyim kuşam, yemek kültürleri ve sosyal hiyerarşi gibi konular da inceleniyor.

Sharer, Maya toplumunun sadece piramitleri ve takvimleriyle değil, aynı zamanda gelişmiş bir tarım sistemi, karmaşık bir sosyal yapı ve zengin bir kültürel mirasa sahip olduğunu vurguluyor. Yazar, Maya uygarlığının çöküşünün nedenleri üzerine de çeşitli teorileri değerlendirerek, bu medeniyetin bıraktığı etkilerin günümüz dünyası için hala önemli olduğunu gösteriyor.

‘Maya Uygarlığında Günlük Hayat’, hem akademik bir çalışma hem de popüler bir kitap olarak kabul edilebilir. Kitap, Maya uygarlığına ilgi duyan herkes için anlaşılır bir dilde yazılmış ve zengin görsel materyallerle desteklenmiş.

  • Künye: Robert J. Sharer – Maya Uygarlığında Günlük Hayat, çeviren: Tufan Göbekçin, Alfa Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2025