Charles Darwin – İnsanda ve Hayvanlarda Duyguların İfade Edilmesi (2021)

Charles Darwin’in evrim kuramında eksik olan tek nokta duygulardı.

İşte Darwin’in son büyük eseri olan eldeki çalışma da, tam da insan ve hayvan duygularına odaklanmasıyla hazine değerinde bir yapıt.

Darwin, önceki eserlerinde insanların diğer hayvanlardan kategorik olarak farklı olmadığını ve dünya üzerindeki bütün canlıların ortak bir atadan geldiğini ispatlamıştı.

Bu eserinde ise, insanlar ve hayvanlarda duyguların nasıl ortaklıklar gösterdiğini analiz ederek hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalı olan etolojinin de temellerini atmış olur.

Darwin’in ölümünün üzerinden yüz yıldan fazla zaman geçti.

Fakat bugün de, onun parmak ısırtan çıkarımlarla dolu ifadelerini tam olarak hazmedebilmiş değiliz.

Hiçbir bilimsel devrim daha önceki alışkanlıklarımızı ve kanaatlerimizi değiştirme açısından Darwin’in buluşuyla karşılaştırılamaz.

İşte bu kitap da, bu gerçeği bir kez daha ortaya koymasıyla çok önemli ve değerli.

  • Künye: Charles Darwin – İnsanda ve Hayvanlarda Duyguların İfade Edilmesi, çeviren: Bahar Kılıç, Alfa Yayınları, bilim, 360 sayfa, 2021

Jaak Panksepp ve Lucy Biven – Zihnin Arkeolojisi (2021)

‘Zihnin Arkeolojisi’, evrimin mirası olan temel duygulara odaklanan harika bir çalışma.

Jaak Panksepp ve Lucy Biven’in 740 sayfalık kitabı, hayvan zihni ile insan zihni arasındaki sürekliliği çarpıcı biçimde ortaya koymasıyla da dikkat çekiyor.

Yazarlar, bu kitaba zemin oluşturacak çalışmalarına, temelde insan duyguları ve duyguların, özellikle de klinik bozukluklardaki rahatsızlıklarına eğilerek başlamış, daha sonra uygun hayvan modelleri olmaksızın derin bir nörobilimsel anlayışın geliştirilemeyeceğini fark etmişti.

Kitapta, memeli beyinlerinin eski subkortikal bölgelerinde en az yedi temel afektif sistem olduğu belirtiliyor.

Bunlar da, Arayış (Beklenti), Korku (Kaygı), Öfke (Kızgınlık), Arzu (Cinsel Heyecan), Bakım (Besleme), Panik/Yas (Üzüntü) ve Oyun (Sosyal Neşe).

Kitap, beynin daha yüksek düzeydeki süreçlerini anlamamızın temelini oluşturan bu yedi birincil süreci inceliyor ve yaşamak için evrimsel araçlar olarak miras aldığımız temel duygusal hisleri güvenilir bir şekilde anlayamadan, güvenilir bir zihin kuramı geliştiremeyeceğimizi vurguluyor.

  • Künye: Jaak Panksepp ve Lucy Biven – Zihnin Arkeolojisi: İnsan Duygularının Nöroevrimsel Kökeni, çeviren: Çiğdem Çalkılıç Taylor, Alfa Yayınları, bilim, 740 sayfa, 2021

Robert Irwin – İbni Haldun (2021)

 

 

Son yıllarda daha çok ilgi çekmeye başlayan 14. yüzyıl Arap düşünürü İbni Haldun’un yaşamı ve düşüncesi üzerine usta işi bir biyografi.

Ortaçağ Arap kültürü üzerine büyük bir otorite olan Robert Irwin, çalışmasının merkezine, İbni Haldun’un düşüncesinin modern varsayımlarımıza nasıl uyduğunu koyuyor.

İbni Haldun’un geleneksel görüşlerini sorgulayan Irwin, bir yandan da İbni Haldun’un kült yapıtı ‘Mukaddime’yi, çağdaş kaynaklardan yararlanarak inceliyor.

Çalışma, İbni Haldun’un yaşamının ve düşüncesinin ortaçağ İslam teolojisi, felsefesi, siyaseti, edebiyatı, ekonomisi dâhil olmak üzere tarihsel ve entelektüel bağlamını ustaca serimlemesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Robert Irwin – İbni Haldun: Entelektüel Bir Biyografi, çeviren: Abdullah Yılmaz, Alfa Yayınları, biyografi, 368 sayfa, 2021

Hoimar von Ditfurth – Başlangıçta Hidrojen Vardı (2021)

Özellikle son yıllarda gericilerin bitmek bilmez saldırılarıyla karşı karşıya kalmış “evrimi” bilimsel ve felsefi düzlemde açıklayan sıkı bir eser.

Hoimar von Ditfurth, ‘Başlangıçta Hidrojen Vardı’da, big-bang’in ardından gezegende başlayan hayatın öyküsünü anlatıyor.

Modern doğa bilimleri alanında çok sayıda bilim dalının verilerini bir araya getirerek doğa tarihinin büyüleyici bir panoramasını çizen Ditfurth, toplamda üç kitaptan oluşan bu çalışmasında, “yaratılış” mitoslarının ardından, son yıllarda özellikle ABD’nin başını çektiği “Akıllı Tasarım”cı tezlerin hedefi halindeki “evrimi”, hem bilimsel hem de felsefi düzlemde tartışmaya açıyor.

Sistem teorisi, “sosyal sistemleri” de kapsadığı için, evrim ile sosyal sistem karşılaştırmaları çok yönlü bir ilgiyi hak ediyor.

İşte Ditfurth’un çalışması da bilhassa, evrim süreçleriyle birlikte, özellikle günümüzde çok konuşulan “sistem teorisi”nin sağlam bir modelini sunmasıyla dikkat çekiyor.

Yazar, ayrıntılı bilimsel zorlamalara girmeden, fakat aynı zamanda düşünce alışkanlıklarımıza da meydan okuyan kitabında, big-bang’den başlayarak büyük patlamanın ardından evrenin bir köşesinde ortaya çıkan bir gezegenin ve onun üzerinde başlayan hayatın öyküsünü anlatıyor.

Oksijenin zehirli gaz olarak başlangıçta canlıları yok olmanın eşiğine getirmesi, karaya çıkan hayatın “sıcakkanlılığı” keşfedişi ve bilinç ile kültürün ortaya çıkışı, burada aydınlatılan çarpıcı konulardan birkaçı.

  • Künye: Hoimar von Ditfurth – Başlangıçta Hidrojen Vardı, çeviren: Veysel Atayman, Alfa Yayınları, bilim, 418 sayfa, 2021

O. Faruk Akyol – Thomas Aquinas (2021)

Skolastik düşünceye önemli katkılarda bulunmuş Thomas Aquinas’ın bilgi ve varlık anlayışları üzerine çok iyi bir çalışma.

Faruk Akyol’un kitabı, Thomas Aquinas’ın hayatına, eserlerine ve düşünce dünyasına bütüncül bir bakış sunan başucu eseridir.

On üçüncü yüzyılla birlikte akıl (ratio) ile iman (fides) arasındaki ayrımın zorunlulukla yansıdığı felsefe-teoloji ayrılığından hareketle, felsefi konuları titizlikle ve seküler bir biçimde ortaya koymaya çalışan insanlar belirmişti.

Thomas Aquinas’ın da felsefi olan ile teolojik olanı birbirinden ayrı bir şekilde değerlendirdiği ve bunu da takdir edilecek bir ölçüde başardığı söylenebilir.

Bu çalışma da, Avrupa’nın toplumsal ve kültürel anlamda baş döndürücü bir hızla değişim geçirmeye, manastırların yanı sıra seküler bir eğitim kurumu olarak üniversitelerin filizlenmeye başladığı bir dönemde yaşayan, ortaya koyduğu eserlerle Hıristiyan teolojisinin tartışmasız isimlerinden biri haline gelen ve Papa XXII. Johannes’in talimatıyla 1323’te aziz ilan edilen Thomas Aquinas’ın hayatı, eserleri ve düşünce dünyasına yakından bakmak için kaçırılmayacak bir fırsat.

  • Künye: O. Faruk Akyol – Thomas Aquinas: Doctor Angelicus Hayatı, Eserleri ve Düşüncesi, Alfa Yayınları, felsefe, 336 sayfa, 2021

Pénélope Bagieu – Meydan Okuyan Kadınlar (2021)

Kadın olmak, kabile lideri olmayı yahut uzaya gitmeyi engelleyemiyor.

Fransız illüstratör Pénélope Bagieu, dünya tarihinde iz bırakmış devrimci kadınlar üzerine harika bir grafik romanla karşımızda.

Burada, kadınların suda daha rahat hareket etmelerini sağlayacak giysiler tasarlayan Anette’den Çin’e en görkemli dönemini yaşatan imparatoriçeye, dünya rekoru kıran kadın atletten çocuk gelin olmaktan kaçıp rap yıldızı olan Sonita’ya ve araştırmacı gazeteciliğin üstadı Nelly Bly’a, kadın tarihinde devrim yaratmış pek çok aktör yer alıyor.

Görsel zenginliğiyle de dikkat çeken ‘Meydan Okuyan Kadınlar’, kadınlar başta olmak üzere, kendine karşı dürüst kalarak hayatını yaşamak isteyen herkes için ilham verici öyküler barındırmasıyla çok önemli.

  • Künye: Pénélope Bagieu – Meydan Okuyan Kadınlar: Kendilerine Sunulanla Yetinmeyenler, çeviren: Ayşe Meral, Alfa Yayınları, çizgiroman, 312 sayfa, 2021

Yaşar Çoruhlu – Türk Mimarisinin Kısa Tarihi (2021)

Türk mimarisinin tarihsel gelişimi üzerine sağlam bir inceleme.

Yaşar Çoruhlu, Orta Asya’dan Avrasya’ya ve oradan Türkiye’nin farklı bölgelerine uzanarak bu mimarinin dinamiklerini, beslendiği kaynakları aydınlatıyor.

Türklerin tarih boyunca yarı-yerleşik ve yerleşik olarak değişen yaşam tarzları, doğal olarak onların mimari anlayışlarına da yansıdı.

Otuz yıldan fazladır İç ve Orta Asya ağırlıklı akademik çalışmalar yapan Çoruhlu da, bu farklı anlayışları açıklıyor.

Sanat tarihçilerinin, mimarlık tarihçilerinin ve arkeologların çokça faydalanacağı çalışma, Türk mimarisinin ne tür bir zemin üzerinde ve hangi bileşenlerle doğduğunu, İç Asya’da ortaya çıkarak Türklerin milattan önceki devirlerden bu yana yaşadığı Orta Avrasya bölgelerine nasıl yayıldığını örnekleriyle ortaya koyuyor.

  • Künye: Yaşar Çoruhlu – Türk Mimarisinin Kısa Tarihi, Alfa Yayınları, mimari, 472 sayfa, 2021

Peter Ackroyd – Alfred Hitchcock (2021)

Gerilim ustası Alfred Hitchcock üzerine çok iyi bir biyografi.

Peter Ackroyd, yatak odasını terk etmekten korkan bir çocukken 20. yüzyılın en saygın yönetmeni olan karanlık bir dehaya sahip Hitchcock’un sıra dışı dünyasının kapısını aralıyor.

Hitchcock garip bir çocukluk geçirdi.

Örneğin yatak odasını terk etmekten korkardı.

Yine çocukluğunda, Avrupa boyunca hayali bir rota çizmek için demiryolu tarifelerini kullanarak büyük yolculuklar planlıyordu.

Hitchcock ayrıca, Poe’nun eserlerindeki ürkütücü tavırdan da ziyadesiyle etkileniyordu.

Ackyord, yönetmen koltuğunda oturan Hitchcock’un korkularını, güvensizliklerini, takıntılarını ve ilginç çalışma yöntemlerini anlatıyor, aynı zamanda yönetmenin tarzından umutsuzluğa kapılan Grace Kelly, Cary Grant, James Stewart, Ingrid Bergman ve Tippi Hedren gibi ikonik film yıldızlarının da Hitchcock’la karşılaşmalarında neler yaşadıklarını izliyor.

  • Künye: Peter Ackroyd – Alfred Hitchcock, çeviren: Mehmet Gürsel, Alfa Yayınları, biyografi, 326 sayfa, 2021

James Monaco – Bir Film Nasıl Okunur? (2021)

Bir filmi iyi da kötü kılan hususlar nedir?

James Monaco, sinema dili, tarihi ve kuramından hareketle bir filmi nasıl okuyabileceğimizi anlatıyor.

Filmleri sanat ve zanaat, duyarlılık ve bilim, gelenek ve teknoloji bağlamında okuyan Monaco’nun çalışmasını özgün kılan hususlardan biri de, filmlerin roman, resim, fotoğraf, televizyon, hatta müzik gibi diğer anlatı ortamlarıyla olan yakın ilişkilerini de derinlemesine irdelemesi.

Kitabın bu baskısında da, yeni bir girişin yanı sıra genişletilmiş bir kaynakça ve yüzlerce açıklayıcı siyah beyaz fotoğraf ve diyagram yer alıyor.

Sinema üzerine sayısız faydalı bilgi içeren bu basit ve sistematik çalışma, film hakkında yazan ya da filmlerle ilgilenen herkesin kitaplığında muhakkak bulunmalı.

  • Künye: James Monaco – Bir Film Nasıl Okunur?: Sinema Dili, Tarihi ve Kuramı, çeviren: Tufan Göbekçin, Alfa Yayınları, sinema, 743 sayfa, 2021

Cemil Aydın – İslam Dünyası Fikri (2021)

İslam dünyası, modernliği nasıl algıladı?

Cemil Aydın’ın bu önemli çalışması, “İslam dünyası” fikrinin hangi tarihsel ve siyasal çerçevelerde oluşup geliştiği üzerine düşünüyor.

Çalışma özellikle, hem Müslümanların modernlikle inişli çıkışlı serüveninden edindikleri deneyimi, hem de bu deneyimin dünyanın geri kalanının algısını nasıl şekillendirdiğini ortaya koymasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz.

İslamı, başlı başına bir kültür ve uygarlık geleneği olarak ele alan Aydın, “İslam dünyası” ifadesinin nasıl geliştiğini çok yönlü bir bakışla sorguladığı gibi, bu ifadenin günlük söylemlerde nasıl yer edindiğini de gösteriyor.

  • Künye: Cemil Aydın – İslam Dünyası Fikri: Küresel Bir Entelektüel Tarih Çalışması, çeviren: Hasan Aksakal, Alfa Yayınları, inceleme, 336 sayfa, 2021