Søren Kierkegaard – Ölüme Götüren Hastalık (2020)

Søren Kierkegaard, umutsuzluğu ölüme götüren bir hastalık olarak irdeliyor.

Düşünüre göre, umutsuzluk evrenseldir ve kaçınılmazdır.

İnsanın sonluluktan sonsuzluğa geçişinin umutsuzluk yoluyla gerçekleştiğini söyleyen Kierkegaard, umutsuzluğun insanın diyalektik bir varlık oluşunun gereği olduğunu belirtiyor.

“Bu hastalık olasılığı insanın hayvan karşısındaki üstünlüğüdür ve bu üstünlük ona iki ayak üzerinde dik yürümekten bambaşka bir nitelik sağlar; zira sonsuz dimdikliğe veya yüceliğe, insanın tin olduğuna delalet eder.” diyen Kierkegaard, umutsuzluğun neden sürekli bir can çekişme hali olduğu üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kierkegaard’ın 1849 yılında kaleme aldığı kitabının, Anti-Climacus müstear adıyla yayımlandığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Søren Kierkegaard – Ölüme Götüren Hastalık, çeviren: Nur Beier, Alfa Yayınları, felsefe, 172 sayfa, 2020

Alexandre Kojève – Otorite Kavramı (2020)

Otoritenin doğası ve tarihsel gelişimi üzerine usta işi bir sorgulama.

Yeni bir baskıyla yayımlanan kitabında Alexandre Kojève, Aydınlanmadan Vichy Fransa’sına pek çok örneğin politik uygulamalarını inceliyor ve dört ana otorite tipini ele alıyor.

Bu otorite tiplerinin kavramsal önermelerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan Kojève, bizi otoritenin tarihi, gelişimi ve dinamikleri üzerine düşünmeye davet ediyor.

1940’lı yıllarda yazılmış olsa da güncelliğini halen koruyan bir çalışma.

  • Künye: Alexandre Kojève – Otorite Kavramı, çeviren: Murat Erşen, Alfa Yayınları, siyaset, 136 sayfa, 2020

Jacques Derrida – Platon’un Eczanesi (2016)

Platon’un Phaedros adlı diyaloğunu ören yapısal çerçeveyi irdeleyen bir metin.

Bunu ortaya koymak için özgün yöntemi dekonstrüksiyona başvuran Derrida’ya göre Platon kökeni ve ereği ararken aynı zamanda değerler ve kavramlar da yaratır.

Kitap, Derridacı bir bakışla hakikat ve değer sorunsalı üzerine yeniden düşünmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Jacques Derrida – Platon’un Eczanesi, çeviren: Zeynep Direk, Alfa Yayınları

Kolektif – Tüketim Araştırmaları ve Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (2020)

Donald Quataert’in editörlüğünü üstlendiği bu nitelikli çalışma, Osmanlı İmparatorluğu’nda tüketim alışkanlıkları üzerine usta işi makaleler barındırıyor.

Kitapta,

  • Moda elbiselerin kitlesel yükselişi,
  • Giyim kuşamda değişen moda akımları,
  • Lale tüketiminin kültürlerötesi önemi,
  • Basılı reklamların yükselişi,
  • Bir statü sembolü olarak yemeğin kullanımı,
  • Osmanlı seçkinlerinin “temel ürünler”, “lüksler” ve “lezzetler” arasında gidip gelen gıda tüketimi alışkanlıkları,
  • Geç Osmanlı toplumunda tüketim kültürünün yaratılması,
  • Ve ticari bir mal olarak fotoğrafın ortaya çıkışı gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitap, daha önce kullanılmamış kaynaklardan yararlanması, özellikle de barındırdığı görsel kaynaklarla dikkat çekiyor diyebiliriz.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Suraiya Faroqhi, Joyce Hedda Matthews, Ariel Salzmann, Tülay Artan, Charlotte Jirousek, Elizabeth B. Frierson, Nancy C. Micklewright ve Madeline C. Zilfi.

  • Künye: Kolektif – Tüketim Araştırmaları ve Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, 1550-1922, editör: Donald Quataert, çeviren: Tanju Günseren, Alfa Yayınları, tarih, 427 sayfa, 2020

Priscus – Attila ve Bizans Tarihi (2020)

Priscus, Attila’yı gören tek yazardı.

Sadece bu bile, elimizdeki kitabı eşsiz kılmaya yeter.

Priscus’un bu çalışması, Avrupa Hun tarihinin yazılı kaynakları arasında en önemli yeri işgal ediyor.

Kitabın Türk tarihi ve tarihçiliği açısından önemi her tür tartışmanın ötesindedir.

Priscus bir elçilik heyeti dahilinde Hunlar arasında bir süre bulunmuş ve daha da önemlisi Attila’nın sofrasında da yer almıştı.

Dolayısıyla Priscus’un anlattıkları birinci el gözlemlere dayanmasıyla istisnaidir.

Burada yer alan Attila ve sarayı üzerine yazdığı uzun bölüm ise, Priscus’un bir anlatı ustası kılıyor.

Önde gelen tarihçilerden John Bagnell Bury’nin, ‘History of the Later Roman Empire’ adlı eserinde, Priscus’u, Ammianus Marcellinus ile Procopius arasındaki en yetenekli tarihçi olarak tanımladığını da belirtelim.

  • Künye: Priscus – Attila ve Bizans Tarihi, çeviren: Turhan Kaçar, Alfa Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2020

Hakan Doğan – Ekşi Mayalı Ekmekler (2016)

Ekşi mayalı ekmekler hakkında merak edilenleri yanıtlayan, ayrıca her kesimden okuyucuların kendi mutfaklarında ekşi mayalı ekmek yapmalarını sağlayacak bilgiler barındırmasıyla dikkat çeken bir kitap.

Bazlama, cevizli lokum, Ramazan pidesi, baget, simit, tahinli pide, çavdar ekmeği, Şam kurabiyesi, Erzurum pastası ve daha pek çok lezzetli tarif, burada.

  • Künye: Hakan Doğan – Ekşi Mayalı Ekmekler, Alfa Yayınları

Kolektif – Soframız Nur, Hanemiz Mamur (2016)

Osmanlı maddi kültüründe yemek ve barınağın yerini irdeleyen çok güzel bir derleme.

Osmanlı saray mutfağında baharatın rolü, sohbet mekânları olarak kahvehaneler, medreseler ve tekkelerde yaşam, 16. yüzyılda İstanbul evleri ve Osmanlı evlerinde konfor ve lüks normları, kitabın ilgi çekici konuları arasında.

  • Künye: Kolektif – Soframız Nur, Hanemiz Mamur, editör: Suraiya Faroqhi ve Christoph K. Neumann, çeviren: N. Zeynep Yelçe, Alfa Yayınları

Charles Tilly – Avrupa’da Devrimler (2016)

 

Avrupa’nın son 500 yıllık tarihini yeniden yorumlayarak devrimlerin Avrupa, genel olarak da dünya tarihindeki yerini tartışan harikulade bir kitap.

1492-1992 arasında Avrupa’da gerçekleşen devrimleri irdeleyen Charles Tilly, devrimlerin tarihe ve siyasete etkilerini, devletlerin örgütlenmesinde hangi büyük değişimleri meydana getirdiğini araştırıyor.

  • Künye: Charles Tilly – Avrupa’da Devrimler, çeviren: Özde Arıkan, Alfa Yayınları

Pierre Bourdieu – Sanatın Kuralları (2020)

Pierre Bourdieu’nün yeni bir baskıyla yayımlanan ‘Sanatın Kuralları’, sanat sosyolojisi alanında kült yapıtlardandır.

Bourdieu burada, on dokuzuncu yüzyılda devlet bürokrasisi ve akademilerin dayattığı güzellik anlayışlarından kendini kurtaran bir yazınsal ve sanatsal dünyanın nasıl adım adım yapılandığını ortaya koyuyor.

On dokuzuncu yüzyılın ortalarından günümüze yazın ve sanat tarihine bir pencere açan Bourdieu, özellikle Gustave Flaubert’in modern yazın alanında yaptıklarını diğer sanatlara uyarlıyor.

Bunu yaparken sanat ile toplumsal yapı arasındaki çok yönlü ilişkiyi güçlü bir şekilde hatırlatan Bourdieu, on dokuzuncu yüzyılda sanatın edindiği yeni özerkliğin toplumsal yapıyla olan karmaşık bağlantısını çözümlüyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Sanatın Kuralları: Yazınsal Alanın Oluşumu ve Yapısı, çeviren: Necmettin Kâmil Sevil, Alfa Yayınları, sanat, 588 sayfa, 2020

Giorgio Agamben – Çocukluk ve Tarih (2020)

Çocukluk ve günlük yaşamı merkeze alarak deneyim ve bilginin nasıl birbirinden ayrıldığını izleyen harikulade bir çalışma.

Giorgio Agamben, yeni baskısıyla raflardaki yerini alan kitabında, Kant, Hegel, Husserl ve Benveniste’yi takip ederek çocukluk, dil, deneyim ve bilgi konularını yeniden yorumluyor.

Walter Benjamin, “deneyim yoksulluğu”nun 1. Dünya Savaşı’nın sebep olduğu yıkımın bir sonucu olarak moderniteden kaynaklandığını söylemişti.

Agamben ise, deneyimin yıkılması için artık bir felakete gerek kalmadığını, herhangi bir modern şehirdeki günlük yaşamın bunun için yeterli olabileceğini söylüyor.

Doğa ve kültür arasındaki antropolojik karşıtlık; konuşma ve dil arasındaki dilbilimsel zıtlık; öznenin doğuşu ve bilinçaltının ortaya çıkışı; ritüeller ve oyunlar arasındaki farklılıklar, Agamben’in bu bağlamda tartıştığı kimi dikkat çekici konular.

Deneyim, bilgi, oyun gibi herkesin üzerinde anlaştığını düşündüğü terimleri didikleyen Agamben, felsefeden dilbilime, antropolojiden siyasete geçerek, okura yeni ufuklar açıyor.

  • Künye: Giorgio Agamben – Çocukluk ve Tarih: Deneyimin Yıkımı Üzerine Bir Deneme, çeviren: Betül Parlak, Alfa Yayınları, felsefe, 212 sayfa, 2020