Edward W. Said – Müzik Üzerine Görüşler (2021)

Edward Said’in muazzam bir müzik tutkusu vardı.

Said’in müzik üzerine düşüncelerini bir araya getiren bu çalışma da, müziğin, müzikologlara bırakılamayacak kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor.

Müzik ve müziğin temsili konusuna hem icracı hem de eleştirmen rolüyle uzun yıllar kafa yoran Said, burada, çağdaş kültürel çalışmalar alanındaki büyük bir boşluğu dolduruyor.

Müziğin kamusal ve özel anlamını, Adorno ve Proust’un gözlemleri ve Glenn Gould, Toscanini, Wagner ve Beethoven gibi sanatçı ve besteciler üzerinden tartışıyor.

Kitap, müzik ve müzisyenler üzerine ilginç kişisel görüşler barındırmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Edward W. Said – Müzik Üzerine Görüşler, çeviren: Gül Çağalı Güven, Alfa Yayınları, müzik, 192 sayfa, 2021

Hoimar von Ditfurth – Bilinç Gökten Düşmedi (2021)

Beynimiz, bize altın tepside sunulmadı.

Hoimar von Ditfurth, yaklaşık bir milyon yıl önce kendi varlığının bilincine varmış beynimizin olağanüstü evrimini anlatıyor.

Beynimizin hazır bir şekilde gökten düşmediğini söyleyen Ditfurth, beynimizin kendi varlığının bilincine varmaya başladığında en azından bir milyar yaşında olduğunu belirtiyor.

Ditfurth, devamında şöyle diyor:

“Öznenin yaşantısında ilk kez dünyanın bir tür izdüşümü, bir tür kopyası ya da imgesi ortaya çıktığında, bu imgenin neye benzeyeceği konusundaki kararlar evrimce çoktan alınmıştı… Her halükârda bunlar biyolojik kararlardı.”

  • Künye: Hoimar von Ditfurth – Bilinç Gökten Düşmedi: Bilincimizin Evrimi, çeviren: Veysel Atayman, Alfa Yayınları, bilim, 428 sayfa, 2021

Martin Heidegger – Kant ve Metafizik Problemi (2021)

Martin Heidegger’den, Kant’ın başyapıtlarından ‘Saf Aklın Eleştirisi’ üzerine sıkı bir çözümleme.

Heidegger Kant’ın bu önemli eserini varlık sorununu merkeze alarak irdeliyor.

Yorumlarının özünü, 1927-28 güz döneminde verilen derslerin oluşturduğu kitap, Heidegger’in ‘Varlık ve Zaman’ın soru formülasyonunun şekillendirdiği bir bakış açısına sahip.

Varlık sorusuna bu kez de Kant’ın metni üzerinden uzanan Heidegger, ‘Saf Aklın Eleştirisi’nin kendisi için yalnızca bir sığınak teşkil etmediğini, aynı zamanda Kant’ı, varlık sorusu bağlamında düşünebilmesine imkân tanıdığını da söylüyor.

  • Künye: Martin Heidegger – Kant ve Metafizik Problemi, çeviren: Kaan H. Ökten, Alfa Yayınları, felsefe, 360 sayfa, 2021

Carlo M. Cipolla – Zaman Makineleri (2021)

Saatler ile kültür ve toplumsal gelişme arasındaki girift ilişki üzerine harikulade bir inceleme.

Carlo Cipolla, 14. ve 18. yüzyıl zaman aralığında saat imalatının Doğu ve Batı coğrafyalarındaki kendine has gelişim dinamiklerini aydınlatıyor.

Kitap, “Saatleri demircilerin imal ettikleri ortaçağ demirci ocaklarından 17. yüzyılın sonunda Pekin imparatorluk sarayında kurulan saat atölyesine kadar saat imalatının sonuçları neler olmuştu?”, “Niçin bazı kültürler saatlere hem sosyal hem ticari alanlarda büyük anlam yüklerken diğerleri onları sadece birer oyuncak gibi gördü?” ve “Batı, Çin ve Japonya gibi ülkelere saat üzerinden nasıl meydan okudu?” gibi ilginç sorulara çarpıcı yanıtlar vermesiyle dikkat çekiyor.

İtalyan tarihçi Cipolla’nın ‘Zaman Makineleri’, teknolojik gelişmeyle kültürün ve toplumsal gelişmenin arasındaki bağın, çağımız Avrupa uygarlığına ve onun üstünlüğü temeline nasıl oturduğunu gösteriyor.

  • Künye: Carlo M. Cipolla – Zaman Makineleri: Saat ve Toplum 1300-1700, çeviren: Erdal Turan, Alfa Yayınları, tarih, 140 sayfa, 2021

Carlo M. Cipolla – Yelkenler ve Toplar (2021)

Avrupalıların yelkenler ve toplar sayesinde pek çok kıtada nasıl hâkimiyet kurdukları ve böylece Sanayi Devrimi’nin altyapısını oluşturdukları hakkında eşsiz bir çalışma.

Carlo Cipolla, ufuk açıcı bir tarih okumasıyla karşımızda.

Avrupalılar geliştirdikleri topları ve yelken kullanımındaki tecrübeleriyle ticaret sahnesinin en baskın oyuncuları oldular.

Hem Asya, Afrika ve Amerika kıyılarında yüzyıllar boyu hâkimiyet kurdular hem de Sanayi Devriminin altyapısını hazırladılar.

Dünyaca ünlü ekonomi tarihçisi Cipolla, eğitimini Sorbonne ve London School of Economics’te tamamladıktan sonra, 1959 yılında Berkeley Üniversitesinde ders vermeye başladı.

Hayatını kaybettiği 2000 yılına dek yirmiden fazla esere imza atan Cipolla, ‘Yelkenler ve Toplar’da, tarihi şekillendiren teknolojik gelişmelerden en verimli şekilde yararlanmak için emek ve sermaye kaynaklarının nasıl kullanıldığını, savaş silahları ve donanmalar üzerinden gözler önüne seriyor.

  • Künye: Carlo M. Cipolla – Yelkenler ve Toplar, çeviren: Erdal Turan, Alfa Yayınları, inceleme, 204 sayfa, 2021

Kolektif – Beyin Nasıl Çalışır? (2021)

İnsan beyninin karmaşık süreçlerini çözümleyen güzel bir rehber.

Farklı yazarların katkıda bulunduğu çalışma, zengin görseller eşliğinde beynin gizemlerini basit ve anlaşılabilir bir üslupla açıklıyor.

Kitapta,

  • “Erkeklerle kadınların beyni gerçekten farklı mı?”
  • “Ergenler neden sabırsız ve isyankâr?”
  • Ve “Yakında Bulut bağlantısı aracılığıyla beyinlerimizi birbirine bağlamak mümkün olacak mı?” gibi ilgi çekici soruların yanıtları aranıyor.

Son araştırmalardan yola çıkmasıyla da dikkat çeken kitap, motor korteksi ile ayna nöronları arasındaki farkı öğrettiği gibi, hafıza ve kişilikten başlayarak duygulara ve iletişime dek tam bir rehber olarak tasarlanmış.

  • Künye: Kolektif – Beyin Nasıl Çalışır?, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları, bilim, 223 sayfa, 2021

Hoimar von Ditfurth – Biz, Bu Evrenin Çocukları (2021)

‘Biz, Bu Evrenin Çocukları’, sonsuz evren hakkında pek çok bilgi barındıran, konu hakkında arşivlik bir yapıt.

Hoimar von Ditfurth, yepyeni bir astronomi ve kozmos tablosu çiziyor.

Ditfurth, dizinin bu son kitabında 20. yüzyılın sonundaki evrene ilişkin standart bilgi ve verilerle, her türlü metafizikten uzak, kendi içinde bütünlüklü, kapalı, algılarımızın ve düşünme alışkanlıklarımızın sınırlarını genişleten bir yapıt oluşturmuş.

Ditfurth, hâlihazırda benimsenmiş olan bir evren tablosunun, sonsuz büyüklükteki evrenin milyarlarca galaksisinden birinin (Samanyolu) kenarına rastlayan bir Güneş sisteminin hayata elverişli üçüncü sıradaki gezegeni unutulmuş ve terk edilmiş, yapayalnız dolanıp durduğu anlayışına dayalı tablonun yanıltıcılığını gözler önüne seriyor.

Ditfurth, bir “uzay gemisine” benzettiği Dünya’nın ve gezegenleriyle birlikte Güneş sisteminin, hayata düşman, yaşamaya izin vermeyen, soğuk ve ürpertici bir kozmosun karanlığında sahipsiz olmadığını vurguluyor.

Bu çalışma, evrende en uzak ile en yakın, en büyük ile en küçük arasında kopmaz bağ olduğunu, “dış uzayın” ve ötesinin burada hayatın var olması ve sürmesi için vazgeçilmez katkılar sunduğunu gösteren bir başyapıt olarak muhakkak okunmalı.

  • Künye: Hoimar von Ditfurth – Biz, Bu Evrenin Çocukları, çeviren: Veysel Atayman, Alfa Yayınları, bilim, 392 sayfa, 2021

Abraham Pais – Albert Einstein’ın Bilimi ve Hayatı (2021)

Sürükleyici bir roman gibi okunacak, Albert Einstein’ın tüm zamanların en eksiksiz bilimsel biyografisi.

Abraham Pais, Einstein’ın bütün yazdıklarını ayrıntılı bir biçimde ele alıyor ve bunu geniş bir kaynakçayla tamamlıyor.

Pais, Einstein’ı hayatının son yıllarında hem profesyonel hem de kişisel olarak tanıyan seçkin bir fizikçi ve tarihçiydi.

Einstein’ı tanıdığı yıllara dair kişisel hatıraları ile bilimsel düşüncesinin gelişimini iç içe geçirmesi eserini benzersiz kılmış.

Aynı zamanda Einstein’ın görelilik teorilerinin formülasyonunu, Brown hareketi üzerine yaptığı çalışmaları ve kuantum teorisine olan tepkisini ayrıntılı bir biçimde irdeleyen kitap, Einstein’ın fikirlerinin fizik üzerinde yarattığı derin etkiyi ortaya koyuyor.

Çalışma, Einstein’ın felsefeye olan düşkünlüğü, Yahudilerin kaderine dair endişesi ve Newton’dan Freud’a kadar büyük şahsiyetler hakkındaki görüşleri gibi pek çok konuda boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Abraham Pais – Albert Einstein’ın Bilimi ve Hayatı: “Kurnazdır Tanrı…”, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, biyografi, 576 sayfa, 2021

Erich Auerbach – Dante (2021)

Erich Auerbach’tan büyük şair Dante üzerine eşsiz bir inceleme.

Auerbach, Hıristiyan şairlerin en büyüğü olan Dante’ye, paradoksal biçimde seküler dünya kavramını borçlu olduğumuzu savunuyor.

Dante’nin, moderniteye giden yolu açan büyük bir deha olduğunu belirten Auerbach, Dante’nin şiirinin, insanın karakteri ve kaderi nosyonlarını yeniden tanımladığını; duyusal ve kavramsal ve bireysel ve evrensel olanın olağanüstü bir sentezini sunduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Erich Auerbach – Dante: Seküler Dünyanın Şairi, çeviren: Ceren Can Aydan, Alfa Yayınları, biyografi, 230 sayfa, 2021

Patrick Wilcken – Claude Lévi-Strauss (2021)

Yirminci yüzyılın en büyük antropologlarından olan Claude Lévi-Strauss hakkında enfes bir biyografi.

Patrick Wilcken’in biyografik eserinde, seyahat etmekten ve kâşiflerden nefret eden Lévi-Strauss’un Amazon’un en ücra noktalarındaki saha çalışmasından Nazi işgalindeki Fransa’da bir Yahudi olarak yaşamanın zorluklarına, savaş dönemi New York’unda bir mülteci olmaktan 1940’ların sonunda Paris’e dönüp Jean-Paul Sarte’la çatışmasına ve Lacan’dan Foucault’ya pek çok düşünürü derinden etkilediği hayatını takip ediyor.

İlkel kabilelerin dünyasının hızla yok olduğu zamanlarda, Lévi-Strauss yalnızca Brezilya’da 90 kabile ve 15 dille karşılaşıyor.

Modern bir monokültür egemenliğinden endişelenen Lévi-Strauss, insanlığın “kendi mirasını unutmasına ya da yok etmesine” izin vermeyip, geride bıraktığı eserlerle kültürel çeşitliliğin insan topluluklarını birbirinden yalıtan değil, birleştiren ilişkilerini gösteriyor.

  • Künye: Patrick Wilcken – Claude Lévi-Strauss: Laboratuvarda Bir Yaşam, çeviren: Ali Atakay, Alfa Yayınları, biyografi, 472 sayfa, 2021