Susan Wise Bauer ve Jessie Wise – Evde Klasik Eğitim (2021)

Bu kitap, evde klasik eğitim almak isteyenler için harika bir başvuru kaynağı.

Tarihçi Susan Wise Bauer ile eğitimci Jessie Wise, klasik bir eğitimin temellerini özetliyor, ayrıca klasik eğitimin evde nasıl öğretilebileceğini açıklıyor.

Kitap, okulöncesinden başlayarak adım adım tarih, coğrafya, bilim, Latince, sanat, müzik ve mantık gibi pek çok dersin evde nasıl işleneceğini anlatıyor.

İster müfredat ister ek kaynak olarak bu çalışma, evde klasik bir öğretim ortamı sağlamak isteyen her ebeveyn için çok iyi bir çözüm.

  • Künye: Susan Wise Bauer ve Jessie Wise – Evde Klasik Eğitim, çeviren: Mehmet Moralı, Alfa Yayınları, eğitim, 662 sayfa, 2021

Michel Balivet – Şeyh Bedreddin: Tasavvuf ve İsyan (2021)

Şeyh Bedreddin ve hareketi üzerine muhteşem bir çalışma.

Michel Balivet, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan kitabında, Şeyh Bedreddin’in yaşadığı dönemi, beslendiği kaynakları ve mirasını çok yönlü bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitap, Bedreddin hareketinin manevi kökenlerini oluşturan 13. yüzyıl Anadolu Selçuklu Sultanlığı’ndaki tasavvuf ve evrenselcilik ideallerini irdeleyerek açılıyor.

Burada İbn Arabi, Mevlana, Hacı Bektaş ve Yunus Emre gibi, Şeyh Bedreddin’i derinden etkilemiş isimlerin katkıları aydınlatılıyor.

İkinci bölüm, Şeyh Bedreddin’in Ortaçağ Osmanlı Sultanlığı’ndaki hayatını ve çalışmalarını izliyor.

Bedreddin’in Rumeli’deki çocukluk yılları, Kahire’deki eğitim dönemi, Hüseyin Ahlatî’yle tanışması, fikir hayatındaki dönüşümler, Rumeli’ye dönüş ve burada Osmanlı Devleti’nin hizmetine girişi, Osmanlı’ya başkaldırışı ve idam edilişi, burada kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

Balivet kitabının son bölümünde ise, Şeyh Bedreddin’in manevi mirası ve düşüncelerinin Osmanlı dünyasındaki önlenemez yayılışını ele alıyor.

Balivet’in, Bedreddin’in torunu Hafız Halil’in kaleme aldığı Menakıbnâme’nin ve dönemin diğer kaynaklarının karşılaştırmalı incelemesine dayanan eseri, Şeyh Bedreddin’in siyasal ve toplumsal gerilimlerin kesişme noktasında yer aldığını bir kez daha hatırlatıyor.

  • Künye: Michel Balivet – Şeyh Bedreddin: Tasavvuf ve İsyan, çeviren: Ela Güntekin, Alfa Yayınları, tarih, 212 sayfa, 2021

Rüdiger Safranski – E. T. A. Hoffmann (2021)

Tam adıyla Ernst Theodor Amadeus Hoffmann, besteci olmasının yanı sıra muazzam fantezi ve korku hikâyelerine imza atmış bir yazar, çizer ve karikatüristti.

Usta biyografi yazarı Rüdiger Safranski de, Hoffmann üzerine muhteşem bir kitapla karşımızda.

Kitapta, küçük yaşta sanatçı olmaya çağrılan Hoffmann’ın eğitim serüveni, ardından avukatlık mesleği, aile hayatındaki karmaşalar, entelektüel dünyayla gerilimi ve çocukluk arkadaşı Hippel’le kapsamlı yazışmaları titizlikle izlenerek bu gizemli adamın hayatının derinliklerine iniliyor.

Safranski’nin ortaya koyduğu kadarıyla Hoffmann, sadece büyük bir yazar olarak değil, ayrıca zamanının çok ötesinde, çok yönlü yeteneğe sahip bir karakter olarak da öne çıkıyor.

  • Künye: Rüdiger Safranski – E. T. A. Hoffmann: Kuşkucu Bir Hayalperestin Yaşamı, çeviren: Firuzan Gürbüz Gerhold, Alfa Yayınları, biyografi, 616 sayfa, 2021

Ian Stewart – Profesör Stewart’ın İnanılmaz Sayıları (2021)

Sayıların gizemleri konusunda aydınlanmak isteyenler için harika bir kitap.

Matematik profesörü Ian Stewart, hiçbir ders kitabından öğrenemeyeceğiniz şeyleri, sayılar dünyasının neden bu denli olağanüstü olduğunu gözler önüne seriyor.

Sayılar üzerine klasik ve güncel araştırmaların iyi bir özeti olarak okunabilecek kitap, π (pi) sayısı gibi büyük öneme haiz sayılardan ilk başta önemsiz gibi görünen fakat özünde sıra dışı özelliklere sahip sayılara kadar, konu hakkında bilmemiz gereken pek çok aydınlatıcı ve keyifli ayrıntıyı bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Ian Stewart – Profesör Stewart’ın İnanılmaz Sayıları, çeviren: Zeyd Remzi Şen, Alfa Yayınları, bilim, 368 sayfa, 2021

Kate Manne – Otur Kızım (2021)

Cinsiyetçilikten farklı olan kadın düşmanlığı tam olarak nasıl işler?

Ahlak felsefesi profesörü Kate Manne, hem kadın düşmanlığının nasıl sinsi yollarla harekete geçtiğini hem de kadın düşmanlığıyla nasıl savaşabileceğimizi açıklıyor.

Kadın düşmanlığının mekanizmalarının ve yöntemlerinin çok fırsatçı ve çok çeşitli olduğunu belirten Manne, bu düşmanlıkla kız çocukları ve kadınların bulundukları kademeden aşağı indirilip ondan mahrum edildiklerini belirtiyor.

Kadın düşmanlığının tepeden bakarak, ahlakçılık yaparak, suçlayarak, cezalandırarak, sessizleştirerek, alaya alarak, dalga geçerek, cinselleştirerek, küçülterek, karikatürleştirerek, sömürerek ve daha pek çok yolla yapıldığını ortaya koyan yazar, bununla nasıl mücadele edebileceğimizi de anlatıyor.

  • Künye: Kate Manne – Otur Kızım: Kadın Düşmanlığının Mantığı, çeviren: Zeynep Direk ve Ata Mert Binicioğulları, Alfa Yayınları, feminizm, 400 sayfa, 2021

Gilles Deleuze – Nietzsche (2021)

Gilles Deleuze’ün bu muazzam çalışması, Nietzsche felsefesini tekrar keşfetmek için harika bir vesile.

Yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan kitap, Deleuze’ün yeni bir düşünce imgesi yaratma idealinin, Spinoza ve Bergson’la birlikte temel dayanaklarından olmasıyla çok önemli.

İlk olarak 1965’te yayımlanmış çalışma, anlaşılır diliyle hem Nietzsche’nin delilik ve ihanet tarafından gölgelenen felsefesini tekrar keşfetmeye olanak tanıması, hem de Deleuzecü yeni düşünce imgesine ilişkin ipuçları sunmasıyla dikkat çekiyor.

Kitap, Nietzsche’nin temel kavramlarına ilişkin yanılsamaları eleştirel bir okumayla gideriyor.

Deleuze’e göre, Bengi dönüş aynının tekrarı değil, olumlananın geri dönüşüdür, güç istencinin gücü istemekle bir ilgisi yoktur, o etkin kuvvetleri tepkisel kuvvetlerden ayırmaya yarayan bir seçim ilkesidir, üstinsan tarihsel bir momenti değil, tarihüstü bir dönüşüm figürünü ifade eder.

Deleuze, Nietzsche’nin felsefesinden çıkarabileceğimiz en önemli dersin, düşünürün, üstün değerlerin taşıyıcısı olmadığı, bir yaratıcı, yasa koyucu olduğudur.

  • Künye: Gilles Deleuze – Nietzsche, çeviren: İlke Karadağ, Alfa Yayınları, felsefe, 2021

Stephen Fry – Mitos (2021)

Yunan tanrı ve tanrıçaları, uygarlığın kökenini oluşturur.

Aşkı, savaşı, ihtirası ve aldatmaları, hiç kimse onlar kadar yürekli ve hayranlık verici şekilde yaşayamamıştır.

Stephen Fry da bu özenli kitabında, Yunan mitlerini kendine has bir üslupla anlatıyor.

Kitap Khaos’la başlıyor ve oradan Gaia’nın doğuşuna uzanıyor.

Daha sonra Titanlar’ı ve Zeus’un yeni bir ırk yaratmaya karar verişine geçiyor.

Kitapta, Pandora’nın kutusundan Prometheus’un ateşine uzanan bir kadim öykü anlatılıyor ki, böylece biz okurlara Olymposluların maceralarla dolu cezbedici dünyasının kapıları açılıyor.

Yunan mitleriyle ilgilenenlerin severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Stephen Fry – Mitos: Yunan Mitleri – 1, çeviren: Can Başaçek, Alfa Yayınları, mitoloji, 478 sayfa, 2021

Douglas R. Hofstadter ve Daniel C. Dennett – Aklın G’özü (2021)

Bilişsel bilim profesörü Douglas R. Hofstadter ile felsefe profesörü Daniel C. Dennett’in kaleme aldığı ‘Aklın G’özü’nde, benlik, ruh, hayaller ve düşünceler, kapsamlı bir şekilde irdeleniyor.

“Ben kimim?”,

“Zihin nedir?”,

“Madde düşünebilir ya da hissedebilir mi?”, gibi huzur kaçıran soruların yanıtlarını arayan yazarlar, akıl, yapay zekâ, zihin-beden ilişkisi konularındaki felsefi ve bilimsel düşünceleri tartışıyor.

İkilinin bu tartışmayı, edebiyattan bilime, felsefeden bilim-kurguya, evrim kuramından psikolojiye uzanan farklı disiplinler aracılığıyla yapması ise, eseri nitelikli kılan unsurların başında geliyor.

“Elinizdeki kitabı bu zihin karışıklıklarını ortaya çıkarma ve belirginleştirme girişimi olarak tasarladık,” diyen yazarlar, bu doğrultuda benlik, bilinç, başkası gibi konuları farklı metinlere başvurarak, çok yönlü ve disiplinlerarası bir yaklaşımla ortaya koyuyorlar.

‘Aklın G’özü’, Jorge Luis Borges’ten Alan Turing’e, Stanislaw Lem’den Richard Dawkins’e, John Searle’e, Thomas Nagel’e uzanan geniş bir yazar yelpazesinin önemli metinlerini de barındırıyor.

  • Künye: Douglas R. Hofstadter ve Daniel C. Dennett – Aklın G’özü: Benlik ve Ruh Üzerine Hayaller ve Düşünceler, çeviren: Füsun Doruker, Alfa Yayınları, bilim, 600 sayfa, 2021

Carlo M. Cipolla – Fatihler, Korsanlar, Tüccarlar (2021)

Yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Fatihler, Korsanlar, Tüccarlar’, İspanyolların Yeni Dünya’daki sömürgecilik yıllarında keşfettikleri gümüş yatakları ve yoğun madencilik faaliyetlerinin harika bir dökümü.

Carlo Cipolla, İspanya’ya akan tonlarca gümüşün Batı’dan Doğu’ya hızla yayılarak dünya ticaretini nasıl kökten dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.

Avrupa tüm Ortaçağ boyunca değerli maden yokluğu yüzünden büyük sıkıntı çekti.

Ancak beklenmedik bir anda, 16.yüzyılın ortasından başlayarak, Amerika kıtasındaki sömürgeleri, özellikle de Meksika ve Peru, İspanya’ya tonlarca gümüş akıtmaya başladı.

İspanya sınırlarını da aşan bu gümüş bolluğu, Batı’dan Doğu’ya, bir ülkeden diğerine hızla yayıldı.

Bu arada Avrupalıları imrendiren Doğu malları da -baharat, ipek ve özellikle de porselen- aksi yönden (Doğu’dan Batı’ya) hareket ederek bütün dünyada yoğun bir ticaretin gelişmesini sağlıyordu.

Bu ticari gelişmeye olanak sağlayan temel araç da, İspanya’da sekizlik real ya da peso, Anglo-Sakson ülkelerde sekizlik sikke ve İtalya’da piastra diye adlandırılan kaba ve ağır bir madeni paraydı.

Türkiye’den İran’a, Hindistan’a, Çin’e kadar, bu sikke en çok aranan şey oldu ve kıtalararası karşılıklı ticaret yöntemini çalıştırmak için gerekli olan paraya çevrilebilir değer sağladı.

İşte Cipolla da, İspanyol-Amerikan gümüşünün heyecan verici, ilginç öyküsü ve sekizlik real’in başarısını ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

  • Künye: Carlo M. Cipolla – Fatihler, Korsanlar, Tüccarlar, çeviren: Erdal Turan, Alfa Yayınları, tarih, 104 sayfa, 2021

Jonathan Harris – Bizans’ın Sonu (2021)

Bizans halkı, o görkemli imparatorlukları yıkılırken neler hissetti?

Daha önce Bizans dönemi İstanbul’u üzerine çok iyi bir çalışmasına da yer verdiğimiz Jonathan Harris, elimizdeki kitabında da, bu olağanüstü ve trajik dönemden kişisel hikâyelerin peşine düşüyor.

Bir zamanların en güçlü imparatorluklarından biri olan Bizans, 1400’lü yılların başında inanılmaz bir hızla kan kaybetmeye başlamıştı.

Topraklarının çoğu Osmanlı’ya geçmiş, üstüne üstlük başkent Konstantinopolis de dört bir yandan kuşatılmıştı.

Peki, bu dönemde sıradan günlük hayatlarını devam ettirmeye çalışan Bizans vatandaşları neler hissediyordu?

İşte o günleri anımsatan bu dokunaklı kitapta Jonathan Harris, diplomatik manevralar, üstü kapalı meydan okumalar ve büyük tarihsel akımların cereyan ettiği bu zamandan kişisel hikâyeleri araştırıyor, böylece imparatorluğun yıkılmasına çok farklı ve özgün bir pencereden bakıyor.

  • Künye: Jonathan Harris – Bizans’ın Sonu, çeviren: Tevabil Alkaç, Alfa Yayınları, tarih, 356 sayfa, 2021