Christopher Lasch – Narsisizm Kültürü (2021)

‘Narsisizm Kültürü’, çağdaş Amerikan yaşamındaki kültürel çöküşüngüçlü bir eleştirisini sunuyor.

Christopher Lasch’ın burada narsisizmi yalnızca bireysel bir hastalık olarak değil, aynı zamanda burjuva bir toplumsal salgın olarak tanımlaması çığır açtı.

Lacsh, bireyin kendi içine gömülüp tüm dikkatini kendisine vermesinin Amerikan kültürü ile yaşamını nasıl olumsuz etkilediğini, geçtiğimiz yüzyılda aile kurumunun iyice çökmesiyle birlikte çağdaş toplumların nelere gebe kaldığını soruşturuyor.

Lasch, insan ruhunun derinlerine işleyen narsisizmin toplumsal kurumların işleyişini bozduğunu; tüketimciliğe dayalı bencil, hırslı bir toplum ile renksiz, sığ bir kültür yaratılmasına yol açtığını ortaya koyuyor.

Analizleri Freudçu teoriye ve tarihsel olaylara dayanan Lasch’in Amerikan kültürüne koyduğu tanı, endişeli ve açgözlü narsisistik benliğin hayatın her alanına girmesiyle günümüzde daha da anlamlı hale geldi.

Yazar, 1960’larda doğan ve günümüzde de kullandığımız, muhafazakâr ve liberal tanımlamalarını masaya yatırıyor; bireyselliğin önlenemez yükselişini inceliyor.

Narsisistik kişilik bozukluğundaki yükselişi ele alırken bunu iş hayatında, dinsel ve toplumsal anlam azalışıyla bağdaştırıyor.

‘Narsisizm Kültürü’, bireysel psikolojik meselelerin, miras aldığımız kolektif sorunların kültürel ve siyasal çözümleri üzerinde ne kadar önemli olduğuna dair çok önemli bir eser.

  • Künye: Christopher Lasch – Narsisizm Kültürü: Beklentilerin Azaldığı Bir Çağda Amerikan Hayatı, çeviren: Ayşen Tekşen, Alfa Yayınları, inceleme, 360 sayfa, 2021

Augustus – Ankara Anıtı (2021)

‘Ankara Anıtı’, Roma’nın ilk imparatoru Augustus’un, hüküm sürdüğü dönemdeki “Res Gestae”, yani Türkçe adıyla yapılan işleri yazdırdığı bir levhanın Ankara’da bulunan kopyası.

Anıt, epigrafi ve klasik filoloji tarihinin en önemli keşifleri arasında yer alıyor.

‘Ankara Anıtı’, Roma’nın ilk imparatoru Augustus’un, hüküm sürdüğü dönemdeki “Res Gestae”, yani Türkçe adıyla yapılan işleri yazdırdığı bir levhanın Ankara’da bulunan kopyası.

Mermer üzerine Latince ve Yunanca yazılmış yazıt, 1865 yılında levhanın ilk edisyonunu hazırlayan Theodor Mommsen tarafından ‘Monumentum Ancyranum’, yani ‘Ankara Anıtı’ olarak adlandırılmış.

On altıncı yüzyılda keşfedilen ‘Monumentum Ancyranum’, altı levha halinde, 35 paragraflık bir satır.

İçerik olarak üç bölüme ayrılan yazıtta, Senatus ve Roma halkı tarafından Augustus’a bahşedilen onurlar; Augustus’un, devleti için kişisel servetinden yaptığı harcamalar ve Augustus’un barışta ve savaşta gerçekleştirdiği hizmetler anlatılıyor.

Yazıtın Latince, Yunanca ve Türkçe olarak yayımlandığı elimizdeki baskıda, çevirme Çiğdem Dürüşken’in ‘Ankara Anıtı’nı ele aldığı kapsamlı bir sunuş yazısı da yer alıyor.

  • Künye: Augustus – Ankara Anıtı, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Alfa Yayınları, tarih, 136 sayfa, 2021

Haydar Akın – Ortaçağ Avrupa’sında Cadılar ve Cadı Avı (2021)

Maria Mies, Ortaçağ Avrupa’sında, 2. Dünya Savaşı’nda öldürülen Yahudiler kadar kadının cadı oldukları iddiasıyla işkenceyle yahut yakılarak katledildiğini söyler.

Haydar Akın da, ortaçağın sonlarıyla yeniçağın başlarına kadar uzanan cadı avlarının kültürel, sosyolojik arka planını zengin bir bibliyografya taraması eşliğinde ele alıyor.

Avrupa’nın belleğinde yüzyıllar boyunca farklı imgelerle yer etmiş, Shakespeare, Dante, Milton’un eserlerinden Bosch ve Goya’nın resimlerine kadar pek çok sanat yapıtına, masallara konu olan cadılar on binlerce masum insanın ölümüne sebep olan “cadı avı çağı”nda Engizisyon mahkemelerince yargılanıp cezalandırılmıştı.

‘Ortaçağ Avrupa’sında Cadılar ve Cadı Avı’, Eski Mısır, Mezopotamya, İran kültürlerindeki şeytan, büyü ve demon inanışlarının Avrupa’daki büyücülük ve cadı inanış ve ritüellerine etkileri; Şeytan’la işbirliği; Hıristiyan teolojisi ile büyücülük, demon inanışlarının birbirinden ayrılması; büyücülük ritüelleri; Engizisyon mahkemelerinin cadılık testleri; hayvana dönüş büyüleri ve hayvan davalarında Kutsal Engizisyonun verdiği cezalar, infazlar, mahkeme kayıtlarıyla eşsiz bir okuma sunuyor.

  • Künye: Haydar Akın – Ortaçağ Avrupa’sında Cadılar ve Cadı Avı, Alfa Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2021

Andrew Graham-Dixon – Caravaggio (2021)

Barok resmin büyük üstadı Caravaggio’nun sanatı ve çalkantılı, çelişkilerle dolu hayatı üzerine harikulade bir çalışma.

Andrew Graham-Dixon, Caravaggio’nun resimlerini, çağdaşlarının duygu ve düşünceleri üzerinden okuyor.

Caravaggio’nun kısa hayatı ibadet ve kavgalar, kardinaller ve fahişeler arasında, kiliselerde ve düellolara sahne olan sokaklarda mekik dokuyarak geçti.

Barok resim sanatının ilk ve en önemli temsilcilerinden Caravaggio, resimlerinde çalkantılı hayatının iniş ve çıkışlarının izlerini, dikkatli bakan gözlerin sezebileceği incelikle yansıttı.

Graham-Dixon’ın bu enfes çalışması, her şeyden önce görme sanatı üzerine heyecan verici bir ders, Caravaggio’nun bazen şiddetli ama her zaman inançlı dünyasının gölgelerinin duyusal bir keşfi.

  • Künye: Andrew Graham-Dixon – Caravaggio: Dinsel ve Dünyevi Bir Hayat, çeviren: Bora Kamcez,  Alfa Yayınları, biyografi, 500 sayfa, 2021

Rüdiger Safranski – Heidegger (2021)

Martin Heidegger’e hakkını da veren, eleştirisini de sakınmayan kapsamlı bir çalışma.

Rüdiger Safranski, 668 sayfalık bu çalışmasında, Heidegger’in hayatını ve felsefi gelişimi üzerine usta işi bir çalışmaya imza atmış.

Heidegger, 20. yüzyılın en etkili filozoflarının başında gelir.

O olmaksızın Sartre’dan, Foucault’dan ya da Frankfurt Okulundan da bahsetmenin kolay olmayacağı, üzerinde hemfikir olunan bir görüş.

Buna karşılık, Hitler yönetimiyle kurduğu ilişki Heidegger’i aynı zamanda en sert eleştirilerin de merkezine oturtmuştur.

Safranski’nin elinizde bu çalışması, Heidegger’in yaşamını onun felsefi gelişimi, dostlukları, hırsları, geri çekilmeleri ve yüzyılın olayları temelinde ortaya koyuyor.

Kitapta Heidegger’in Herakleitos, Platon, Kant gibi filozoflar üzerinden gerçekleşen felsefi gelişiminin, Almanya’nın I. Dünya Savaşı yenilgisi sonrası muhafazakârlığa olan trajik yönelimi paralelinde anlatılması Heidegger’e ilişkin çok yönlü ve bütünsel bir kavrayış imkânı sunuyor.

Safranski’nin çalışmasının belki de en özgün yanı, Heidegger’in hayatının ve felsefesinin âdeta Almanya’nın hikâyesinin, iyi ve kötü, ihtişam ve körlük gibi iç içe geçmiş özelliklerini taşıdığını yetkinlikle ortaya koyabilmesi.

  • Künye: Rüdiger Safranski – Heidegger: Almanya’dan Bir Usta, çeviren: Ali Nalbant, Alfa Yayınları, felsefe, 668 sayfa, 2021

Platon – Kleitophon veya Felsefeye Davet (2021)

Platon’un ‘Kleitophon veya Felsefeye Davet’i, doğruluk, adalet ve erdem hakkında enfes bir diyalog.

Kleitophon ve Sokrates arasındaki tartışma üzerinden ilerleyen diyalog, Sokrates’in felsefesini tartışmaya açmasıyla dikkat çekici.

Kleitophon, Sokrates’e Sokrates’in söylediklerine şaşırdığını ve onun öğüt verici konuşmalarına hayran olduğunu hatırlatarak başlar.

Kleitophon, Sokrates’in verdiği konuşmalardan örnekler vererek devam eder.

Sokrates ise, babaların oğullarına servetlerini adil bir şekilde nasıl kullanacaklarını öğretecek adalet eğitmenleri bulamadıklarını ve servetlerini artırmaya odaklandıklarını belirtir.

Ardından Sokrates müzik, jimnastik ve yazıya ağırlık veren geleneksel eğitimle ilgilenir.

Zira kendisine göre uyumsuzluk, müzikte ölçü eksikliğinden ziyade ruhtan kaynaklanır.

  • Künye: Platon – Kleitophon veya Felsefeye Davet, çeviren: Eyüp Çoraklı ve Cana Vilken Çoraklı, Alfa Yayınları, felsefe, 56 sayfa, 2021

Walter Benjamin – Çocuklar, Gençlik ve Eğitim Üzerine (2021)

Walter Benjamin, gençlik hareketi, burjuva ve proleter çocuk eğitimi, oyun ve oyuncak, pedagoji ve gençlikle deneyim arasındaki zıtlığı sıklıkla irdelemişti.

Bu derleme ise, Benjamin’in bu konularda yazdığı çok değerli makalelerini bir araya getiriyor.

Düşünür burada, çocukların öğrenme becerilerinden çeşitli eğitim yöntemlerinin çocuklar üzerinde yarattığı etkilere, oyuncakla kurdukları ilişkiden oynama biçimlerine dek çocukların gençliğe ulaşırken izlediği yolu adım adım takip ediyor.

Bunun yanı sıra, gençlik hareketlerini, üniversiteleri ve üniversitelilerin hayatlarını, gençliğin deneyimle etkileşimini ve toplumun gençlikte yarattığı yeni yönelimleri de sıklıkla irdeliyor.

Çalışma, yazarın koleksiyonundan seçilmiş fotoğraflarla da zenginleştirilmiş.

  • Künye: Walter Benjamin – Çocuklar, Gençlik ve Eğitim Üzerine, çeviren: Mustafa Tüzel, Alfa Yayınları, eğitim, 152 sayfa, 2021

Louis Althusser – Psikanaliz ve İnsanbilimleri (2021)

Louis Althusser’in 1963-1964 akademik yılında École Normale Supérieure’de Lacan ve psikanaliz üzerine verdiği iki konferansı bu kitapta bir araya getirilmiş.

Kitap, psikanaliz ile insanbilimleri arasındaki ilişkiyi irdelemesi ve Lacan hakkındaki özgün yorumlarıyla alan açısından altın değerinde.

  • Psikanaliz nerede yer alır?
  • Yeri neresidir?
  • Henüz var olmayan bir alanda yeri nasıl tespit edilir?
  • Mevcut disiplinlerle sınırları nedir?
  • Mevcut disiplinlerle olmayan-sınırları nedir?

Bunlar, Lacan’ın düşüncesine sürekli musallat olan türden sorulardır.

Freud’un düşüncesine de musallat olduklarını söylemek abartı olmaz.

Hem Lacan’da hem de Freud’da eşit derecede çarpıcı olan şey şu paradokstur. Lacan’da yeniden karşılaşacağımız gibi, Freud’da da iki yönlü bir meşguliyet buluruz:

Psikanalizi, ona en yakın olduğunu iddia eden disiplinden (psikolojiden) kökten bir şekilde ayırmak ve tam tersine onu görünüşte ondan uzak olan disiplinlere (sosyoloji, antropoloji veya etnolojiye) bağlamaya çalışmak.

İşte bu kitap da, Althusser’in 1963-1964 akademik yılında École Normale Supérieure’de Lacan ve psikanaliz üzerine verdiği iki konferansı bir araya getiriyor.

Filozofun psikanalizin, özellikle Fransa’da, insanbilimleri, felsefe ve özellikle psikolojiyle olan ilişkisini ayrıntısıyla ele aldığı iki temel metin.

  • Künye: Louis Althusser – Psikanaliz ve İnsanbilimleri, çeviren: Murat Erşen, Alfa Yayınları, felsefe, 120 sayfa, 2021

Stephen Hawking – Zamanın Kısa Tarihi (2021)

Kozmolojinin karmaşıklığını duru şekilde açıklayan bir klasik.

Einstein’dan bu yana en büyük bilimsel deha olan Stephen Hawking’in ‘Zamanın Kısa Tarihi’, genişletilmiş 100. baskısına özel ciltli edisyonuyla raflarda.

Yaklaşık kırk dile çevrilen ve dünya üzerindeki her 750 kişiden birinin edindiği ‘Zamanın Kısa Tarihi’ çağımızın en büyük zihinlerinden biri olan Stephen Hawking’in önemli sorulara yanıt aradığı bir şaheser.

  • Evren nasıl başladı ve başlamasını olanaklı kılan şey neydi?
  • Zaman her daim ileri doğru mu akar?
  • Evrenin bir sonu ya da sınırı var mı?
  • Uzayda başka boyutlar var mı?
  • Her şey sona erdiğinde ne olacak?

Eldeki bu baskı, Hawking’in 2016 yılında kitabını son kez gözden geçirdiği ve bir Ek yazdığı genişletilmiş baskıdan Türkçeye kazandırılmış.

Hawking’in bu ekte de belirttiği gibi, evrenin başlangıcından 300.000 yıl sonrasını araştıran ve Hawking’in varlığını ileri sürdüğü uzayzaman dokusundaki kırışıklıkları tespit eden kozmik mikrodalga ardalan ışınımı uydularının (WMAP ve Planck) verileri ve LIGO deneyinin kütleçekim dalgalarını saptaması gibi yeni gelişmeler ışığında ‘Zamanın Kısa Tarihi’ güncelliğini koruyor.

  • Künye: Stephen Hawking – Zamanın Kısa Tarihi, çeviren: Mehmet Ata Arslan, Alfa Yayınları, bilim, 265 sayfa, 2021

Pierre Hadot – İçsel Kale (2021)

Marcus Aurelis’un fikir dünyası nasıl şekillendi?

Ünlü eseri ‘Düşünceler’in beslendiği kaynaklar neydi?

Pierre Hadot, bu soruların izini sürerek Antik düşüncenin gelişiminin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Aurelius’un ‘Düşünceler’i, yüzyıllardır tükenmez bir bilgelik kaynağı olarak karşımızda duruyor.

Stoacılığın en önemli anlatımlarından biri olarak kabul edilen ‘Düşünceler’, Aurelius’un özellikle kendine rehberlik etmesi için kaleme aldığı, iyi ve adil bir yaşam sürmenin ilkelerini ortaya koyar.

İçimizdeki yol gösterici ilke olan ruh, Aurelius’un stoa felsefesinde özgürlüğün dokunulmaz “içsel kalesi”dir.

Ne var ki eserin üslubunun açıklık ve kolaylığı aldatıcıdır.

Antik düşüncenin önde gelen tarihçilerinden Pierre Hadot’nun bu kitabı, Marcus Aurelius’un ilke ve kanaatlerini araştırıp onları temellendiren kavramsal sistemi ortaya koyar.

Çözümlemesini temellendirmek için ‘Düşünceler’den bolca alıntı yapan yazar, böylelikle Aurelius’un doğrudan okuyucuyla konuşmasına izin veriyor.

Hadot ayrıca, Aurelius’un okuduğu filozoflar hakkında yorum yaparak ve öğrencisi olduğu Epiktetos’un öğretilerine özel bir önem vererek ‘Düşünceler’in felsefi bağlamını bizim için ortaya koyuyor.

Aurelius’un düşüncesine ilişkin bu canlı ve ilgi çekici çalışma, büyüleyici filozof-imparatorun yeni bir resmi, stoacılık geleneği ve öğretileri ile Roma İmparatorluğunun MS 2. yüzyıldaki kültürü hakkında zengin bir kavrayış sunuyor.

  • Künye: Pierre Hadot – İçsel Kale: Marcus Aurelius Üzerine Düşünceler, çeviren: H. Can Utku, Alfa Yayınları, felsefe, 472 sayfa, 2021