Gemma Lavender — Kısaca Kuantum Fiziği (2026)

Gemma Lavender’in bu çalışması, kuantum fiziğinin temel kavramlarını kısa, yoğun ve anlaşılır açıklamalarla sunuyor. Kitap, atom altı dünyanın sezgilere aykırı işleyişini okuru korkutmadan tanıtıyor ve kuantum fiziğinin yalnızca fizikçilerin değil, çağdaş dünyayı anlamak isteyen herkesin konusu olduğunu gösteriyor.

‘Kısaca Kuantum Fiziği: Büyük Fikirler Arasında Yolculuk’ (Quantum Physics in Minutes’); dalga-parçacık ikiliği, belirsizlik ilkesi, süperpozisyon ve dolanıklık gibi kuantum teorisinin merkezinde yer alan fikirleri, gündelik benzetmeler ve tarihsel bağlam eşliğinde ele alıyor. Planck, Einstein, Bohr ve Schrödinger gibi isimlerin katkıları üzerinden teorinin nasıl şekillendiğini anlatıyor ve bilimsel devrimlerin ardındaki düşünsel kırılmaları görünür kılıyor.

Kitap aynı zamanda kuantum fiziğinin yalnızca teorik bir alan olmadığını vurguluyor. Lazerlerden yarı iletkenlere, tıbbi görüntülemeden kuantum bilgisayarlara uzanan uygulamalar üzerinden, bu teorinin modern teknolojiyi nasıl mümkün kıldığını açıklıyor. Böylece soyut görünen kavramların günlük yaşamla bağını kuruyor.

Kitap, kısa bölümler halinde ilerleyen yapısıyla okura parçalı ama bütünlüklü bir okuma deneyimi sunuyor. Alanla ilk kez karşılaşanlar için güçlü bir giriş niteliği taşıyor ve kuantum fiziğinin neden bilim tarihinde dönüştürücü bir rol oynadığını sade bir dille ortaya koyuyor. Bu yönüyle kitap, karmaşık bilginin erişilebilir biçimde aktarılmasının başarılı bir örneğini oluşturuyor.

Gemma Lavender — Kısaca Kuantum Fiziği: Büyük Fikirler Arasında Yolculuk
Çeviren: Aslı Candaş Shaeferdiek • Literatür Yayıncılık
Fizik • 160 sayfa • 2026

Peter Wohlleben – Ormanın Kalbi (2025)

Peter Wohlleben’in bu çalışması, insan ile doğa arasındaki görünmez bağın duyular, ritimler ve bilişsel sınırlar üzerinden nasıl kurulduğunu araştırıyor. Wohlleben, modern yaşamın gürültüsü içinde körelen duyusal kapasitemizin aslında ormanlarla, hayvanlarla ve iklimle sürekli bir etkileşim içinde olduğunu gösteriyor. Yazar, insanın yedi duyusunu açıklarken bu duyuların çevresel uyaranlarla nasıl zenginleştiğini ve doğadan kopmanın algısal fakirleşmeye nasıl yol açtığını örneklerle tartışıyor. Metin, insan bedeninin sezgisel tepkilerinin ormandaki en küçük değişimlere bile karşılık verdiğini vurgulayarak doğayı yalnızca çevresel bir arka plan değil, duyusal bir ortak olarak konumlandırıyor.

Wohlleben, ağaçların “kalp atışına” benzeyen su dolaşımlarını, içsel zamanlamalarını ve çevreye verdikleri tepkileri açıklarken bitkilerin pasif varlıklar olmadığını, karmaşık iletişim biçimleri geliştirdiğini söylüyor. Bu noktada bitkilerin bilinç sahibi olup olmadığı sorusunu dikkatle ele alıyor ve bilimsel sınırları aşmadan bitkisel davranışların nasıl anlamlandırılabileceğini yorumluyor. Bitkilerin çevre koşullarına uyum sağlama biçimlerini, ağaç topluluklarının dayanışmacı yapısını ve ekosistem içindeki ortak yaşam stratejilerini inceliyor.

‘Ormanın Kalbi: İnsan ile Doğa Arasındaki Görünmez Bağ’ (‘Das geheime Band zwischen Mensch und Natur: Erstaunliche Erkenntnisse über die 7 Sinne des Menschen, den Herzschlag der Bäume und die Frage, ob Pflanzen ein Bewusstsein haben’), insanın doğa karşısındaki üstünlük yanılsamasını sorguluyor ve kaybolan bağların yeniden kurulmasının hem ekolojik hem de psikolojik bir iyileşme sunduğunu savunuyor. Wohlleben, doğaya yönelik dikkatin artmasının empatiyi güçlendirdiğini, stres seviyelerini düşürdüğünü ve bilişsel derinliği artırdığını belirtiyor. Böylece çalışma, bilimin sunduğu verileri sezgisel bir anlatıyla birleştirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi hem duyusal hem de etik bir mesele olarak yeniden çerçeveliyor. Bu yaklaşım, doğanın karmaşık örgüsünü anlamaya çalışan her okura yeni bir düşünme biçimi sunuyor.

  • Künye: Peter Wohlleben – Ormanın Kalbi: İnsan ile Doğa Arasındaki Görünmez Bağ, çeviren: Aslı Candaş Shaeferdiek, Doğan Kitap, inceleme, 240 sayfa, 2025