Hüseyin Kaptan – Kentleşme Serüveni (2021)

Mimar ve plancı Hüseyin Kaptan, 60 yıllık mesleki deneyimi ile planlama tarihinde iz bırakmış bir isimdir, Türkiye şehircilik tarihi ile yaşıttır.

Kaptan, Anadolu’nun hemen her coğrafyasında ve İstanbul’da yürüttüğü çalışmalarda planlamanın en önemli unsurunun “insan” olduğunu savunmuş, katılımcı planlama çalışmalarının öncülerinden olmuş, kent ile doğa arasında köprü kurmuş, tüm kentlerin kuşlarının, ağaçlarının, ormanlarının, sularının, özetle tüm ekolojik değerlerinin savunucusu olmuştu.

Bugünün açgözlü, insana, doğaya ve hayvana düşman müteahhitlerine bakıldığında, Hüseyin Kaptan gibi değerlerin özlemini çokça duymamız bu yüzden.

Kaptan ile yapılan röportajlar, ayrıca kendisinin kaleme aldığı yazılar, plan ve proje raporları ile belgesel ve televizyon programlarındaki söyleşilerinden derlenerek hazırlanmış bu güzel çalışma da, genel olarak Kaptan’ın mesleki deneyimlerini ve tanıklığını sunuyor, bunun yanı sıra Türkiye’nin planlama ve şehircilik tarihinin harika bir fotoğrafını çekiyor.

Kitaptan iki alıntı:

“Planlama mesleği bir macera ve ben o maceranın her aşamasında yer almayı tercih ediyorum. Irmakta su kenarında da balık vardır; en sert, en vahşi yerinde de. Adam gibi kenarda balık tutmak varken ben hep orayı, o vahşi yeri tercih ettim.”

“Planlama süreçlerinde bütün teorilerin üzerinde bir gerçek olduğunu, bunun yerelde yaşayan insanlarla bir uzlaşma anlamına geldiğini, 1960’lı yıllarda İller Bankası’nda çalışırken yer aldığım Iğdır deneyiminden itibaren gördüm ve yaşadım. Öyle tepeden inme bir yaklaşımla: ‘Kuramsal doğru budur, bu sizin istikbaliniz için çok faydalıdır ve vazgeçilmez doğrulardır.’ şeklinde entelektüel bir dayatmanın çok yanlış olduğunu hep hissettim. Bu farkındalığın faydasını meslek hayatımda çok gördüm. Büyük yenilgiler yaşamama rağmen hepsi onurlu oldu. Ben meslek hayatımda onursuz bir yenilgi hatırlamıyorum. Bu yenilgilerden bile zevk aldım. Bir şey yaptığımın, işe yaradığımın farkına vardım.”

  • Künye: Hüseyin Kaptan – Kentleşme Serüveni, derleyen: Eylem Gülcemal Aktan, Literatür Yayıncılık, kent çalışmaları, 240 sayfa, 2021

Nazan Alioğlu ve Bengisu Bayrak – Çağdaş Sanatta Anlam Sorunu Üzerine Bir Deneme (2019)

Sanat nedir?

Bengisu Bayrak ve Nazan Alioğlu, düşünce tarihinde sanat-gerçeklik ilişkisinin nasıl yorumlandığını irdeleyerek bu soruya yeni yanıtlar veriyor.

Yazarlar, bunu yaparken de, çağdaş sanatta anlam yaratmanın yollarından biri olarak tüm Batı sanatını belirlemiş sanat-gerçeklik ilişkisinin nasıl geliştiğinden estetik yargının geçirdiği dönüşümlere, çağdaş sanatta bilişselliğin katılımıyla oluşan yeni estetikle birlikte çoğulcu mimesisin ortaya çıkışından sanatta anlam üretimi sorununa ve görsel sanatlar eğitimindeki güncel krize kadar pek çok konuyu tartışıyor.

  • Künye: Nazan Alioğlu ve Bengisu Bayrak – Çağdaş Sanatta Anlam Sorunu Üzerine Bir Deneme, Literatür Yayıncılık, sanat, 140 sayfa, 2019

Corrado Alvaro – Türkiye’ye Yolculuk (2010)

‘Türkiye’ye Yolculuk’, İtalyan gazeteci, yazar ve şair Corrado Alvaro’nun 1931 yılında Türkiye’ye yapmış olduğu yolculuğun izlenimlerinden oluşuyor.

Atatürk’ün modernleşme çalışmalarının ilk ürünlerinin alındığı dönemde Türkiye’yi ziyaret eden Alvaro, ülkenin geçmişten bugüne gelirken yaşadığı dönüşümü ayrıntılı bir bakışla kaleme getiriyor.

Atatürk devrimlerinin savunuculuğunu yapan Alvaro, bu devrimlerin eskinin “teokratik derebeylik” sistemine karşı yapıldığını belirtiyor.

Yazar buradan hareketle, Atatürk’ün, Türk toplumunun özüne yaraşır “yeni insan”ın yaratılması konusundaki öncü rolünün görmezden gelinmemesi gerektiğini belirtiyor.

  • Künye: Corrado Alvaro – Türkiye’ye Yolculuk, çeviren: Necdet Adabağ, Literatür Yayıncılık, gezi, 107 sayfa

Valentin Chernykh – Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor (2010)

Valentin Chernykh ‘Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor’da, Sovyet toplumunun çelişkilerini hikâye ediyor.

Romanın merkezinde, 1957 yılında taşradan Moskova’ya eğitim görmek için gelen, içlerinde romanın başkahramanı Katya’nın da bulunduğu üç kızın hayalleri, aşkları ve hayal kırıklıkları yer alıyor.

Kendi hayatlarını daha istikrarlı hale getirmeye çalışan genç kızlar bir yandan da, yaşadıkları ülkenin içinde bulunduğu bocalamalarla da yüzleşecektir.

Romanı sinemaya uyarlayan Vladimir Menshov’un, 1980’de Oscar kazandığını da hatırlatalım.

  • Künye: Valentin Chernykh – Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor, çeviren: Ayser Ali, Literatür Yayıncılık, roman, 353 sayfa

Rebecca Pawel – Bir Faşistin Ölümü (2010)

Rebecca Pawel ‘Bir Faşistin Ölümü’nde, İspanya’da iç savaş döneminde yaşananları anlatıyor.

İspanya’da yaşanan toplumsal kamplaşma, romanın geçtiği kentteki insanlara da zorlu bir hayat dayatmıştır.

Önyargılar her birini başkalarına karşı güvensiz hale getirmiş, açlık ve ölümler sıradan hale gelmiştir.

İşte bu dönemde, kentte neredeyse herkes tarafından çok sevilen iki kişi öldürülmüştür.

Bu korkunç cinayetler, Çavuş Tejada Alonso y Leon, komünist Gonzalo Llorente ve öğretmen Elena Fernandez’i buluşturur.

İşlenen cinayetler, gündelik hayatını devam ettirmeye çalışan insanlarda büyük öfke uyandırmış ve öfke, önü alınamayan büyük bir ateşe dönüşmüştür.

  • Künye: Rebecca Pawel – Bir Faşistin Ölümü, çeviren: Elif Uras Akhan, Literatür Yayıncılık, roman, 263 sayfa

Luciano Canfora – Avrupa’da Demokrasi (2010)

‘Avrupa’da Demokrasi’, geniş bir zaman diliminde Avrupa’da demokrasinin gelişimine, geçirdiği dönüm noktalarına odaklanıyor.

Antik Yunan’da demokrasinin nasıl filizlendiğiyle çalışmasına başlayan Luciano Canfora, Büyük İskender ve kölelik zamanlarından günümüze, Avrupa’nın demokrasiyi kurmasındaki dönüm noktalarını tespit ediyor.

Canfora, genel oy hakkının kazanılması, Soğuk Savaş süreci, Fransız Devrimi, Marksizmin Doğu ve Batı Avrupa’daki etkisi, Paris Komünü, Rus Devrimi ve faşizm zamanları gibi süreçlerden gelişerek ya da zayıflayarak yol alan Avrupa demokrasisini anlatırken, tarihin yanı sıra, sosyoloji ve siyaset biliminden de yararlanıyor.

  • Künye: Luciano Canfora – Avrupa’da Demokrasi, çeviren: Neşenur Domaniç ve Nusret Ayhan, Literatür Yayıncılık, siyaset, 347 sayfa

Alex Rovira ve Francesc Miralles – Mutluluk Labirenti (2010)

İki yazarlı ‘Mutluluk Labirenti’, roman ve felsefenin harmanlandığı bir eser olarak düşünülebilir.

Romanın başkahramanı, genç bir kadın olan Ariadne, sonu gelmez bir labirentte yolunu kaybetmiştir.

Ariadne’nin bu labirentten kurtuluşu ise, ancak “Ben kimim?”, “Nereden geliyorum?” ve “Ne için yaşıyorum?” gibi varoluşsal sorulara yanıt vermesiyle mümkün.

Kahramanımız, labirentte sorulara doğru yanıtları verdikten sonra, kişilik itibariyle de dönüşmüş ve gerçek anlamda mutluluğu bulmuş olacaktır.

‘Mutluluk Labirenti’, Ariadne’nin öyküsü ekseninde, okurunu varoluşunu sorgulamaya ve mutluluğa giden yollar üzerinde düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Alex Rovira ve Francesc Miralles – Mutluluk Labirenti, çeviren: Ayşegül Yurdaçalış, Literatür Yayıncılık, roman, 199 sayfa

Paul Krugman – Bunalım Ekonomisinin Geri Dönüşü ve Küresel Kriz (2010)

 

Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Paul Krugman, elimizdeki kitabında, tüm Asya ve Latin Amerika ülkelerine yayılan ekonomik krizleri inceliyor; bunların kapitalist sistemin geleceği için önemli uyarılar olduğunu gösteriyor.

Sınır tanımayan krizler ülkeleri kaosa sürüklerken, dünya devi ABD’nin de, krizlere yakalanan gelişmekte olan ülkeler kadar savunmasız olduğu ortaya çıktı.

Krugman, krizlerin tıpkı hastalıklar gibi, antibiyotiklere karşı direnç kazandıklarını ve kontrolden çıkan finans sisteminin ABD’yi ve dünyayı 1930’lardan bu yana görülen en büyük finans krizine, adım adım nasıl soktuğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Paul Krugman – Bunalım Ekonomisinin Geri Dönüşü ve Küresel Kriz, çeviren: Neşenur Domaniç, Literatür Yayıncılık, iktisat, 185 sayfa

Sevinç Akdur – Su İçsem Yarıyor (2016)

Diyetler ne zaman işe yarar ne zaman yaramaz?

Yakınlarımızın diyetimizi bozmasını nasıl engelleriz?

Sevinç Akdur kitabını, zayıflamaya öncelikle beynimizi ve ruhumuzu hazırlayarak başlamamız gerektiği fikrinden yola çıkarak yazmış.

Kilo vermeye nereden başlayacağınız ve yoldaki engelleri az zararla nasıl alt edip başarıya ulaşacağınız konusunda bir rehber.

  • Künye: Sevinç Akdur – Su İçsem Yarıyor, Literatür Yayıncılık, beslenme, 179 sayfa, 2016

John Hopkins – Moda Tasarımında Erkek Giyim (2016)

Bu güzel çalışma, en eski çağlardan bugüne, erkek giyimindeki dönüşümün sağlam bir analizini sunuyor.

Erkek giyimine yön vermiş terzilik geleneği, spor giyim devrimi, askeri giysiler ve üniformalar, karşı kültür giyim tarzı ve erkek modasının kadın giyimi üzerindeki belli başlı etkileri gibi ilginç detaylar, burada.

  • Künye: John Hopkins – Moda Tasarımında Erkek Giyim, çeviren: Nilgün Altınay, Literatür Yayıncılık