Erich Kästner – Çizmeli Kedi (2016)

  • ÇİZMELİ KEDİ, Erich Kästner, çeviren: Genç Osman Yavaş, Can Yayınları

cizmeli-kedi

Çocuk yazınının ünlü ismi Kästner, Andersen Ödülü kazanmış bu kitabıyla, klasik masallardan Çizmeli Kedi’yi kendine has tarzıyla yorumluyor. Babaları ölmüş üç kardeş, kendilerine kalan mirası bölüşür. En küçük kardeşlerden Hans’a da, yalnızca bir kedi düşer. Fakat çok geçmeden bu kedinin öyle sıradan bir hayvan olmadığı açığa çıkar.

Pieter Koolwijk – Ben’in Gemisi (2017)

  • BEN’İN GEMİSİ, Pieter Koolwijk, çeviren: Erhan Gürer, Can Yayınları, çocuk

benin-gemisi

Bir ailenin onulmaz kaybını mizahla harmanlayan sıcacık bir hikâye. Giel’in ağabeyi Ben, yakın zamanda hayatını kaybetmiştir ve aile de oğullarını şehrin öteki ucundaki o soğuk mezarlık yerine, evin arka bahçesine yaptıkları mezara defneder. Çok geçmeden komşular bu duruma tepki gösterir. Ne var ki Giel ve ailesi buna da zekice bir çözüm bulur.

Can Göknil – Gölgem Renkli mi? (2007)

  • GÖLGEM RENKLİ Mİ?, Can Göknil, Can Yayınları, anlatı, 99 sayfa

golgem-renkli-mi

Can Göknil, ressamlığının yanı sıra, çocuk kitapları yazarlığıyla da bilinen bir isim. Kendisinin ‘Gölgem Renkli mi?’ isimli bu kitabı ise, resimlerinin ortaya çıkış serüvenine yer veren ve mitolojiden sanata uzanan yazılarla çerçevelediği bir çalışma. Kitap, Göknil’in sergilere hazırlanırken aldığı notlar, bu notlara eklenen yorumlar ve günlük metinlerden oluşuyor. Fakat resme dair kaleme alınan bu notlar, sadece günlük karalamalardan ibaret olmayıp, efsaneler, kadim inançlar, büyüler, Şamanizm ve halk kültürünün çağdaş sanata yansıma şekillerine de odaklanıyor. Dolayısıyla kitap, resme ilgi duyanlar dışında, efsaneler ve inançların bu sanata yansımalarına ilgi duyanlara da hitap ediyor.

Eva Tucker – Berlin Bir Mozaik (2007)

  • BERLİN BİR MOZAİK, Eva Tucker, çeviren: Belkıs Çorakçı Dişbudak, Can Yayınları, roman, 196 sayfa

berlin-bir-mozaik

‘İlişki’ ve ‘Boğulma’, Alman kökenli İngiliz yazar Eva Tucker’in daha önce yayınlanmış romanlarıydı. Tucker’in ‘Berlin Bir Mozaik’ isimli bu romanı ise, bir ailenin yirminci yüzyılın başından sonuna uzanan çalkantılı öyküsünü anlatıyor. Bu büyük burjuva ailenin yaşadıkları üzerinden, Almanya’nın ve Berlin’in tarihte yüz yüze kaldığı trajedilerin tasvir edilmesi romanı ilgi çekici kılan başlıca husus. Zira ailenin yüz yıllık tarihi, Almanya’nın görüp görebileceği en büyük felaketlerden biri olan 2. Dünya Savaşı’yla birleşiyor. Tucker’in kurgusu, bu ailenin yaşadıklarının tarihsel arka planını ihmal etmeden verebilmesiyle okunmaya değer.

Burçak Gürün Muraben – Çocuklar İçin İstanbul (2016)

  • ÇOCUKLAR İÇİN İSTANBUL, Burçak Gürün Muraben, Can Yayınları

cocuklar_icin_istanbul_kapak.indd

İstanbul’u dönem dönem, sokak sokak izleyen, bu kadim şehrin farklı yüzlerini ilgi çekici detaylar ve zevkli çizimlerle anlatan bir kitap. Evliya Çelebi’nin vampir hikâyeleri, James Bond filminin çekimlerine ev sahipliği yapmış Kız Kulesi gibi keyifli detayların yer aldığı bu rehber kitap, çocuklar kadar yetişkinlere de hitap edecek türden.

V. S. Naipaul – Nehrin Dönemeci (2015)

  • NEHRİN DÖNEMECİ, V. S. Naipaul, çeviren: Aslı Biçen, Can Yayınları

nehrin-donemeci

Bağımsızlığını henüz kazanmış bir Afrika ülkesinin geleneklerine bağlı kalmak ile cezbedici modern yaşam arasında gidip gelişi… Kıtanın iç bölgelerine taşınan Salim, burada merkezdekinden farklı bir gerçeklikle karşılaşır. Cehalet, kaos ve yoksullukla boğuşan toplum, eğitimli ve idealist Salim’in ruhunda onarılamaz bir gedik açar.

Marguerite Duras – Bir Yaz Akşamı On Buçukta (2007)

  • BİR YAZ AKŞAMI ON BUÇUKTA, Marguerite Duras, çeviren: Muhterem Anıt, Can Yayınları, roman, 116 sayfa

bir-yaz-aksami

‘Bir Yaz Akşamı On Buçukta’, Marguerite Duras’nın aşkın trajik yönlerini merkeze aldığı bir romanı. Roman, Maria, eşi Pierre, kızları Judith ve arkadaşları Claire’in, İspanya’nın taşrasına yaptıkları bir geziyi hikâye ediyor. Fakat kaldıkları kasabaların birinde, bir aşk cinayetine tanık olurlar. Rodrigo Paestra, karısını ve karısının aşığı Toni Perez’i öldürdüğü için, şehirde olağanüstü bir durum vardır. Polisler ile Paestra arasındaki kovalamaca roman boyunca sürer. Bu cinayetin arifesinde, Maria da kocasının kendisini aldattığına tanık olacaktır. Maria böylece, kendisi gibi bir aldatılan olan Paestra’nın hissettiklerini anlamaya çalışacaktır.

Bilgin Adalı – Güneşi Arayan Çocuk (2013)

  • GÜNEŞİ ARAYAN ÇOCUK, Bilgin Adalı, Can Yayınları, çocuk, 94 sayfa

GUNESI

Kısa süre önce aramızdan ayrılan Bilgin Adalı, çocuk yazınının önde gelen isimlerindendi. Adalı’nın ‘Güneşi Arayan Çocuk’ isimli eseri de, doğaya, hayata dair sorularının cevabını aramaya koyulan Ayata adlı karakterinin başından geçenleri anlatıyor. Güneşin gizemini çözmeye koyulan Ayata, köyün diğer çocukları gibi koşturup durmak ve oyunlar oynamak yerine, yaşlı bilgeye gidip sorular sorar. Kahramanımız böylece sabahları doğup akşamları batan güneşin nereye gittiğini anlamaya çalışır. Kitabın sonunda, Mustafa Köz tarafından hazırlanmış, okuma ve anlama pratiğini geliştiren bir yaratıcı okuma bölümü de yer alıyor.

Ayşegül Çelik – Korku ve Arkadaşı (2013)

  • KORKU VE ARKADAŞI, Ayşegül Çelik, Can Yayınları, öykü, 108 sayfa

KORKU

Bir süre önce Muhsin Ertuğrul biyografisine imza atan Ayşegül Çelik, yeni bir baskıyla yayınlanan ilk kitabı ‘Korku ve Arkadaşı’nda, masal, efsane, mitoloji ve gerçeği harmanladığı kısa öykülerini sunuyor. Çelik’in dili kullanmadaki ustalığı da, öyküleri ilgi çekici kılan hususlardan bir diğeri. Yazar, kitaba adını veren öyküsünde de, iki delikanlı arasında yaşanan bir karasevda hikâyesi sunuyor. Masalsı ve şiirsel anlatımın yoğun bir biçimde kullanıldığı öykü, birbirinden hiç ayrılmayan iki aşığın, hayatın acımasız gerçekleriyle yüz yüze gelişlerini ve ardından trajik biçimde birbirlerinden kopuşlarını anlatıyor.

Kadri Öztopçu – Yara (2013)

  • YARA, Kadri Öztopçu, Can Yayınları, roman, 99 sayfa

YARA

Kadri Öztopçu, şiirsel üslubuyla öne çıkan romanı ‘Yara’da, babasının ölümüyle zor dönemler geçiren karakterinin yaşadığı ikilemleri hikâye ediyor. Romanın anlatıcısı olan çocuk, başı bir türlü beladan kurtulamayan tombalacı babası nedeniyle zor dönemler geçirmektedir. Kahvehanelerin renkli siması olan bu baba, sürekli cezaevlerine düşmekte, bu yönüyle ailesine büyük acılar çektirmektedir. Fakat günün birinde, bir kahvehane kavgasında baba öldürülür. Geriye, anlatıcı ve ailesi için acılar, silinmez yaralarla dolu bir hayat kalır. Roman, Öztopçu’nun yetkin tasvirleri ve sokak dilini kullanmadaki ustalığıyla da dikkat çekiyor.