Addie Johnson – Bahaneler Kitabı (2008)

Bahaneler, en basit anlamıyla, kişinin kötü davranışlar sergilediği ve bundan pişman olduğu ya da kendisine söyleneni yapmadığı zamanlarda başvurduğu bir savunma biçimidir denebilir.

Addie Johnson’ın bu eğlenceli kitabı ise, bazen sorumluluklarından kaçıp tembellik yapmak isteyenlere, daha iyi bahaneler uydurma konusunda alet edevat yardımı.

Johnson çok içten olduğu için şöyle diyor: “Arada sırada dürüstlük en iyi politikadır. Yine de buna fazla başvurmayın ve sadece işe yarayacağından emin olduğunuzda kullanın.”

Daha çok yalan söylemenin, kandırmanın, sosyal durumlarda ve aile içinde bahaneler uydurmanın, kısacası “kötülük” yapmanın “incelikleri”, bu kitapta.

  • Künye: Addie Johnson – Bahaneler Kitabı, çeviren: Filiz İnceoğlu Öztürk, Doğan Kitap, mizah, 138 sayfa

Yalım Eralp – Perdeyi Aralarken (2017)

Deneyimli diplomatlardan Yalım Eralp Dışişleri Bakanlığı’nda 1962 yılında çalışmaya başlayıp, Birleşmiş Milletler’den NATO’ya, AGİT’ten Amerika ve Hindistan’ın Türkiye Büyükelçiliklerine, dış politikada farklı görevler aldıktan sonra 2000 yılında emekli oldu.

Erdoğan’ın “Mon cher” diyerek küçümsediği ekolden gelen Eralp, “diplomasinin kurdu” tanımını fazlasıyla hak ediyor.

İşte Eralp’in anılarından oluşan bu kitap, Türk dış politikasının nitelikli bir fotoğrafını çekmesiyle önem arz ediyor.

Kitapta karşımıza çıkan bazı ilginç olaylar şöyle:

Doğan Güreş, görev süresinin uzatılmasını neden istedi?

Leyla Zana’nın Nobel Ödülü alması nasıl engellendi?

Tansu Çiller Kürt sorununun çözümünde neden şiddetten yana tavır aldı?

Kardak krizinin arkasındaki etkenler nelerdi?

Eralp, bu ve bunun gibi birçok gelişmeyi zengin ayrıntılarla harmanlayarak ele alıyor.

Eralp’in Türkiye’nin dış politikasındaki güncel durum hakkındaki fikirleri ile Türkiye dış politikasının geleceğine dair öngörüleri de, kitabı önemli kılan hususlardan.

Tüm diplomasi meraklılarına önerilir.

  • Künye: Yalım Eralp – Perdeyi Aralarken, Doğan Kitap, anı, 288 sayfa

John Sandford – Av Kuralları (2008)

1986 yılında Pulitzer Ödülü de kazanmış bir gazeteci olan Amerikalı yazar John Sandford, çağdaş polisiyenin önemli isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Yazarın av temalı dizi romanlarının ilki, Türkçeye de çevirisi yapılan ‘Av Kuralları’ isimli bu kitap.

Roman, hem çok zeki genç bir avukat hem de bir katil olan Louis Vullion’un etrafında dönüyor.

Her cinayetinde, öldürdüğü kadınların üzerine notlar bırakan Vullion, asla tanıdığı birisini öldürmez, asla motif kullanmaz ve asla aynı düzenle hareket etmez.

Vullion’un peşine düşen isim olan ve yazarın ‘Gölge Avı’ndan aşina olduğumuz dedektif Lucas Davenport ise katilin kurallarına göre oynamaya karar verir.

  • Künye: John Sandford – Av Kuralları, çeviren: Boğaç Erkan, Doğan Kitap, roman, 456 sayfa

Frédéric Beigbeder – Pardon Nasıl Yardımcı Olabilirim? (2008)

‘Pardon Nasıl Yardımcı Olabilirim?’, Fransız yazar Frédéric Beigbeder’in ‘9.900’ romanındaki reklamcı başkahramanı Octave’ın yeniden okura göründüğü kitaplarından biri.

Octave bu sefer, bir model ajansı için çalışmaya başlar. Yapacağı iş de, dünyadaki güzel kadınların izini sürmesi ve sıradan kadınların olmak isteyeceği, örnek yüzler bulmaktır.

Hikâyenin mekânı, Octave’ın bu yeni işi için kadın yüzü bulmaya geldiği Moskova’dır.

Burada Lena adında bir kadına âşık olan Octave, verili ve dayatma güzellik anlayışının tüm kadınları tek tipleştirmekten, gençliği ve güzelliği sömürmekten başka bir anlama gelmediğini fark edecektir.

  • Künye: Pardon Nasıl Yardımcı Olabilirim?, Frédéric Beigbeder, çeviren: Mahmut Özışık, Doğan Kitap, roman, 199 sayfa

Maxime Chattam – Zamanın Kanı (2008)

Fransız polisiye roman yazarı Maxime Chattam’dan, iki farklı zamanı yaşayan kahramanlarının yaşadıklarını hikâye eden bir gerilim romanı.

Fransız Karşı Casusluk Örgütü (DST), Dr. Marion’a, anlaşılmaz bir nedenden dolayı yakın zamanda öleceğini bildirir. Marion bu nedenle Paris’ten ayrılmak ve ortadan kaybolmak zorundadır.

DST’nin adamları Dr. Marion’u, dini bir tarikatın yaşadığı Mont-Saint-Michel’e götürür. Fakat çok geçmeden, Dr. Marion burada da gözetlendiğini fark eder.

Bu tuhaf durumu çözmek için kolları sıvayan Dr. Marion, kendisini de bekleyen ölümün, 1928 yılında Kahire’de baş gösteren gizemli çocuk ölümleriyle çok benzer olduğunu, o zamanki çocuk ölümlerinin sebebinin ise ‘Binbir Gece Masalları’nda anlatılan korkunç Gûl olduğunu fark edecektir.

  • Künye: Zamanın Kanı, Maxime Chattam, çeviren: Ali Cevvat Akkoyunlu, Doğan Kitap, roman, 322 sayfa

Paolo Giordano – Daha Yolun Başındasın (2014)

  • DAHA YOLUN BAŞINDASIN, Paolo Giordano, çeviren: Eren Yücesan Cendey, Doğan Kitap, roman, 333 sayfa

Paolo Giordano ‘Daha Yolun Başındasın’da, savaşmak için Afganistan’a giden İtalyan askerlerinin yaşadığı dönüşümü hikâye ediyor. İtalyan ordusunda görevli Egitto, Rene, Ietri, Cederna, Mitrano ve Torsu isimli askerler, savaşmaları için Afganistan’ın Gülistan bölgesine gönderilir. Kahramanlarımız, burada gördükleri karşısında hayal kırıklığına uğrar. Zira Gülistan, onlara kandan, acıdan ve gözyaşından başka hiçbir şey vaat etmemektedir.

Osman Ulagay – AKP Gerçeği ve Laik Darbe Fiyaskosu (2008)

  • AKP GERÇEĞİ VE LAİK DARBE FİYASKOSU, Osman Ulagay, Doğan Kitap, siyaset, 140 sayfa

Milliyet gazetesi yazarı Osman Ulagay, ‘AKP Gerçeği ve Laik Darbe Fiyaskosu’ isimli bu kitabında, 22 Temmuz seçimleriyle birlikte büyük bir zafer kazanan AKP’ye ve onun bugüne gelmesinde payı olanlara isyan ediyor. AKP’nin Türkiye’nin kaderine yön verecek tek güç haline gelmiş olduğunu belirten Ulagay, dünyanın, Türkiye’yi modernleştirecek bir güç olarak karşısında sadece AKP’yi bulduğunu söylüyor. AKP’nin, Türkiye ve dünyada rakipsiz bir güç olarak kabul görmesine ortam hazırlayan siyasetçi ve aydınlar; ufuksuz siyasetçi ve aydınların peşine takılanlar; buna tepki duydukları halde entelektüel birikimlerini ortaya koymayanlar ve tartışmaktan ziyade ezberleri tekrarlayanlar, Ulagay’ın isyanını yönelttiği başlıca kişi ve kesimler.

 

Süleyman Akbulut – Sandalye (2008)

  • SANDALYE, Süleyman Akbulut, Doğan Kitap, anı, 426 sayfa

‘Sandalye’, bir kaza sonucu hayatı tümüyle değişen Süleyman Akbulut’un anılarından oluşuyor. Henüz yirmi bir yaşında, üniversite son sınıf öğrencisiyken, Ankara’dan İstanbul’a dönen Akbulut, 5 Ekim 1991’de bir trafik kazası geçirir. Kaza sonucu felç olan Akbulut, kendisi için gerçek hayat mücadelesinin o an başladığını fark eder. Bu dönem, Akbulut için olabildiğince sıkıntılı olmasının yanı sıra, hayatı da yeniden keşfettiği ve kendisiyle yüzleştiği bir dönem olmuş. Kazanın üzerinden geçen on yedi senenin ardından Akbulut, kendisi gibi olanlara yardım elini uzatan, onlara her daim umut aşılamaya çalışan bir insana dönüşmüş.

Selçuk R. Şirin – Bir Türkiye Hayali (2017)

  • BİR TÜRKİYE HAYALİ, Selçuk R. Şirin, Doğan Kitap, eğitim, 242 sayfa

Eğitim ve psikoloji alanlarında çok sayıda çalışması bulunan Selçuk R. Şirin elimizdeki kitabında, daha müreffeh, daha huzurlu bir Türkiye’ dair hayaller kuruyor bu hayallere giden yolları anlatıyor. Bilimsel verilerden yola çıkan Şirin, Türkiye’de eğitim, kalkınma, girişimcilik, çocuk yetiştirme ve sağlık gibi farklı alanlarda hâlihazırda yaşanan sorunları saptıyor ve bunları aşmak için yapılması gerekenleri adım adım sıralıyor. Karamsar bir tablo çizmek yerine iyimser bir bakışla sorunları ele alan yazar, okurunu hayal kurmaya ve dönüşüme, değişime kendi cephesinden katkı sunmaya davet ediyor.

Fatmagül Demirel – Son Ziyaretler, Son Ziyafetler (2008)

  • SON ZİYARETLER, SON ZİYAFETLER, Fatmagül Demirel, Doğan Kitap, tarih, 175 sayfa

Fatmagül Demirel’in ‘Son Ziyaretler, Son Ziyafetler’i, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, Yıldız ve Dolmabahçe saraylarında verilen ziyafetleri anlatıyor. O dönemde bu iki saray, Avrupa hükümdarlarının ve Balkan devletleri krallarının ziyaretlerine tanık olmaktaydı. Alman İmparatoru II. Wilhelm, İran Şahı Muzafferüddin, Bulgar Kralı Ferdinand, Sırp Kralı Petro ve Avusturya İmparatoru Karl, bu ziyaret ve ziyafetlerde ağırlanan son isimlerdi. Demirel’in çalışması, bu dönemde dünyanın büyük güçlerinin Osmanlı üzerine hesaplarına yer verirken, ziyaretlerde Osmanlı’nın hükümdar ağırlama inceliklerini ve ziyafet mönülerini de ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.