Taha Akyol – Bilim ve Yanılgı (2010)

  • BİLİM VE YANILGI, Taha Akyol, Doğan Kitapçılık, inceleme, 376 sayfa

Taha Akyol, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Bilim ve Yanılgı’da, bilimin izini tarihten günümüze uzanan bir perspektifle ele alıyor. Burada, Eski Yunan’da ve İslam’da kaydedilen bilimsel gelişmeler kadar, çağdaş bilimin geldiği nokta ve bilim adı altında dile getirilen zırvalar, hurafeler ve yanılgılar da mercek altına alınıyor. “İslam medeniyeti niye yükseldi, niye çöktü?” ve “Bilim devrimi niye Batı’da ortaya çıktı?” sorularının yanıtını arayan çalışma, önyargıların bilimi nasıl gerilettiğini; Türkiye’nin dünya bilim üretiminin neresinde durduğunu ve YÖK’ün bilimsel üretimdeki artı ve eksilerini inceliyor.

Amélie Nothomb – Kameraya Gülümse (2006)

  • KAMERAYA GÜLÜMSE,  Amélie Nothomb, çeviren: Yaşar İlksavaş, Doğan Kitapçılık, roman, 133 sayfa

Televizyonun, daha doğrusu “Reality Show”ların özel hayata tecavüz ettiği, özel hayatı seyirlik bir eğlenceye dönüştürdüğü çokça eleştirildi. Amélie Nothomb’un yeni eseri olan ‘Kameraya Gülümse’ de, bu eleştirinin edebiyat çerçevesinden dillendirildiği bir eser. Romanın, “Gün gelir, başkalarının acıları yetmez olur insanlara; işte o andan sonra sadece gösteridir bekledikleri.” cümlesi, bu eleştirinin girizgâhı olarak karşımıza çıkıyor. Yazar, televizyon kanallarında gerçekleştirilen bu tür programların halkın üzerindeki etkisini olduğu kadar, halkın ya da izleyicinin reality show programlarının üzerindeki etkisini, “kara kutu”ya odaklanarak sorguluyor.

Nuriye Akman – Örtü (2006)

  • ÖRTÜ, Nuriye Akman, Doğan Kitapçılık, roman, 256 sayfa

Nuriye Akman’ın 2004 yılında yayımlanan ilk romanı olan ‘Nefes’ten sonra yayımlanan ‘Örtü’, başörtüsü sorunu üzerine inşa edilen, bunun yanında polisiye özelliklerle de beslenen bir roman. Şeyhine inancını yitirip başörtüsünü çıkartan genç bir kadın; rüyalarının peşine düşüp dünyayı dolaşan ve sonunda bir “rüya ressamı”na dönüşen genç bir adam; paramparça bir kafa, ezilmmiş bir yürek ve ölüm korkusuyla büyümüş bir çocuk ve tarihi mekânlara bırakılan “örtünün” mesajı yazılmış kesik kadın organları romanın başlıca olay örgüsünü oluşturuyor. Roman çok geniş olay örgüsüyle, Türkiye’de şu an iki uç noktaya hapsedilmiş bulunan türban/başörtüsü sorununa alternatif bir bakış getirmeyi amaçlıyor.