Kolektif – Gelecek Nasıl Gelecek (2022)

‘Gelecek Nasıl Gelecek’, gelecekte bizi bekleyen bilimsel gelişmeler üzerine harika bir derleme.

Alanında uzman isimler burada demografi, doğal kaynaklar, internet, tıp, genetik, ulaşım, iklim değişikliği, mühendislik, enerji, uzayda yaşam ve zamanda yolculuk gibi konulardaki öngörülerini paylaşıyor.

Ünlü fizikçi Jim Al-Khalili’nin hazırladığı çalışma, bir nevi zaman makinesi olarak da okunabilir.

Kendi kendini tamir eden bisikletlere, yoldan elektrik üreten sürücüsüz otomobillere, hava şartlarına göre kendini ayarlayan giysilere hazır mısınız?

İlaçlarınızın sizin DNA’nıza özel tasarlandığı bir dünya mı, yoksa yaşanabilir bir uzay mı sizi heyecanlandırır?

Yapay zekânın bizden tüm işlerimizi devraldığı bir dünyaya ne dersiniz?

‘Gelecek Nasıl Gelecek’te, alanında söz sahibi uzmanlar önden gidip keşfe çıkarak insanlığın hayli olası yarınına ışık tutuyor.

Kuantum bilgisayarları ve sentetik biyoloji gibi dudak uçuklatan teknolojilerden, iklim değişikliği ve enerji sorunu gibi hassas konulara uzanıyor; sürücüsüz araçların kaza anında kimin hayatını kurtarmaya programlanacağı ya da tedavisi imkânsız bir hastalığa yakalanma riskinizi öğrenmek isteyip istememe gibi ikilemleri sorgulatıyor; totaliter “Büyük Birader” yerine trilyonlarca dijital “küçük birader” tarafından izlenmek bizi ürkütmeli mi gibi politik sorulara dair öngörülerde bulunuyorlar.

Her şeyin internete bağlandığı bir gelecekte su ısıtıcınızın hack’lenmesiyle evinizin “kontrolünü kaybetmek” gibi tuhaf riskleri anlatıyor, “kıyameti yaşamış” bir dünyada nasıl hayatta kalıp uygarlığı baştan inşa edebileceğimizle ilgili sorulara ufkumuzu genişletecek cevaplar veriyorlar.

Gelecek dendiğinde bilimkurgunun ötesini merak edenler için, devrim yaratacak atılımların şablonları bu zihin açıcı gelecek kılavuzunda.

  • Künye: Kolektif – Gelecek Nasıl Gelecek: Bilim, Geleceğimiz Hakkında Ne Biliyor?, hazırlayan: Jim Al-Khalili, çeviren: Tevfik Uyar, Domingo Kitap, bilim, 240 sayfa, 2022

David Robson – Zekâ Tuzağı (2022)

Bakıyoruz koskoca bilim insanları, telefon dolandırıcılarının bildik tuzaklarına anında düşüyor.

David Robson, zeki olduğu düşünülen insanların nasıl mantıksız kararlar alabildiklerini açıklıyor ve bizlere de benzer tuzaklardan kaçınmak için basit ve uygulanabilir yöntemler sunuyor.

Çok zeki insanlar çok mantıksız kararlar alabiliyor.

Nobelli bir fizikçi Arjantin sınırından iki kilo eroin geçirmek üzere kandırılabiliyor, Sherlock gibi bir zihni yaratan Arthur Conan Doyle iki ergen tarafından oyuna getirilebiliyor.

Bilgi ve uzmanlık, insanları önyargılarına hapsederek yanlış düşüncelerin kök salmasına neden olabiliyor.

Robson’ın sözünü ettiği “Zekâ Tuzağı” tam da bu.

Thomas Edison’dan NASA’ya, Nokia’dan İngiltere milli futbol takımına kadar zekâsına güvendiğimiz pek çok isim ve kurum bu tuzağa düşmüş, düşmeye de devam ediyor.

Peki, bu kadar zeki olduğunu düşündüğümüz insanlar böyle yanlışlara düşebiliyorsa bizim de düşmemiz kaçınılmaz değil mi?

Pek değil.

Robson, zekâ ve deneyim konusunda yakın dönemlerde ortaya atılmış stratejik cehalet, meta-unutkanlık ya da işlevsel aptallık gibi yaklaşımlardan yola çıkarak, bir yandan zekâsına çok güvendiğimiz insanların nasıl ve neden mantıksız kararlar alabildiklerini irdeliyor, bir yandan da bizlere de benzer tuzaklardan kaçınmak için basit ve uygulanabilir yöntemler sunuyor.

  • Künye: David Robson – Zekâ Tuzağı: Zeki İnsanlar Neden Aptalca Hatalar Yapar ve Nasıl Daha Akıllı Kararlar Verebiliriz?, çeviren: Ezgi Başer, Domingo Kitap, psikoloji, 384 sayfa, 2022

David Eagleman – Canlı Devre (2021)

Aşk kendi derinliğinin farkına neden ancak ayrılık saati gelip çattığında varır?

‘İncognito’ ve ‘Beyin’ adlı iki ünlü kitabın yazarı olan David Eagleman, bu sefer de en yeni bilimsel araştırmalar, ilginç vakalar ve yukarıdaki gibi ufuk açıcı sorular eşliğinde eşliğinde beynimizin dudak uçuklatan sihirleri hakkında bizi aydınlatıyor.

  • Madde yoksunluğu ile kırık bir kalbin ortak yönü ne?
  • Anıların düşmanı neden zaman değil de başka anılar?
  • Kolsuz bir insan nasıl dünyanın en iyi okçusu olabiliyor?
  • Geceleri neden rüya görürüz ve bunun gezegenimizin dönüşüyle ne ilgisi var?
  • Kör bir insan diliyle görmeyi, sağır bir insan derisiyle işitmeyi nasıl öğrenebilir?

Bu soruların yanıtı gözlerimizin hemen arkasında duruyor.

Yaşadığımız gezegende keşfedegeldiğimiz en ileri teknoloji, kafatasının karanlık haznesinde taşıyıp durduğumuz şu bir buçuk kiloluk organda saklı.

Nasıl ki hayatın heyecanı kim olduğumuzla değil, kime dönüşme sürecinde olduğumuzla ilgili, beynin sihri de onu oluşturan parçalardan çok, parçaların dinamik ve canlı bir doku oluşturmak üzere kendilerini durmaksızın yeniden dokumalarında yatıyor. Beynimiz, tıpkı dünyamız gibi, değişken ve akışkan bir sistem.

Kuşağının en iyi bilim anlatıcılarından Eagleman ‘Canlı Devre’de, en yeni bilimsel araştırmalar ve ilginç vakalar eşliğinde, beynimizin içyüzüyle tanıştırıyor bizleri.

Kitap, beyinlerimizin kendi devrelerini sürekli olarak nasıl yeniden yapılandırdığını ve bunun hem yaşamımız hem de geleceğimiz için ne anlama geldiğini net bir şekilde ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: David Eagleman – Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü, çeviren: Zeynep Arık Tozar, Domingo Kitap, bilim, 328 sayfa, 2021

Ethan Kross – Geveze (2021)

İç sesimiz, hayatta kalabilmemiz için çoğu zaman işimize yarasa da kimi zaman tam bir baş belası da olabiliyor.

Nörobilimci ve psikolog Ethan Kross, kafamızın içinde dönenip duran gevezeyi durdurmanın ve onu olumlu yönde dönüştürmenin yollarını anlatıyor.

Pek çok vaka ve araştırmadan yararlanan Kross, iç sesi dizginlemek için bir dizi araca sahip olduğumuzu vurgulayarak söylediğimiz ve yaptığımız belli bazı şeylerin içimizdeki konuşmayı nasıl daha iyi bir hale getirebileceğini ortaya koyuyor.

Kitap, beynin “sihirli” arka kapılarının kilitlerini nasıl açacağımızı; plaseboların, uğur getirdiğine inanılan nesnelerin ve ritüellerin belli şekillerde uygulanmasının bizi nasıl daha dayanıklı kıldığını göstermesiyle dikkat çekiyor.

İç sesin hem yardımsever bir süper güç hem de bizi yaralayan yıkıcı bir kriptonit olmasının yarattığı kaçınılmaz gerilim, insan zihninin en büyük bilmecelerinden biri.

Peki, yok mu onu dizginlemenin bir çaresi?

İşte tam da bu amaçla yazılmış ‘Geveze’, kendinizle yaptığımız konuşmaları olumlu yönde dönüştürecek ve daha mutlu, daha üretken bir yaşam sürmemize yardımcı olacak bir kitap.

  • Künye: Ethan Kross – Geveze: Kafamızın İçindeki Dırdırcı Ses ve Onu Dizginlemenin Yolları, çeviren: Ayşegül Çetin, Domingo Yayınevi, bilim, 272 sayfa, 2021

Bill Bryson – Beden: Bir Kullanıcı Kılavuzu (2021)

Bedenimiz nasıl işler, bu sıra dışı mekanizmanın içinde neler olup biter?

Daha önce yayımlanan dikkat çekici çalışması ‘Hemen Her Şeyin Tarihi’yle sevdiğimiz Bill Bryson, bu muazzam düzenek hakkında ilgiyle okunacak yeni kitabıyla karşımızda.

Kitap, insan bedeninin işleyişine ve kendini iyileştirme konusundaki dudak uçuklatan maharetlerine odaklanıyor

İnsan vücudu birkaç kusurunu bir yana bırakırsak, mucizevidir.

Genlerimiz, zamanın uzun bir bölümü boyunca insan bile olmayan atalardan aldığımız genlerdir.

Bunlardan bir kısmı balık, ufacık ve tüylü olan çok daha fazlası ise toprakta açtıkları oyuklarda yaşayan hayvanlardır.

Vücut planınızı miras almış olduğunuz canlılar bunlardır.

Üç milyar yıllık evrimsel ayarlamaların ürünüyüz hepimiz.

Tarih içindeki yolculuğumuza, ılık ve sığ denizlerde oradan oraya yüzen tek hücreli damlacıklar olarak başladık.

Ama ondan sonra gerçekleşen her şey uzun soluklu ve ilginç ama epeyce de görkemli bir kaza.

İşte Bryson’un çalışması, bu hikâyeyi ustaca anlatmasıyla, konuyla ilgilenen herkesin severek okuyacağı bir kitap.

  • Künye: Bill Bryson – Beden: Bir Kullanıcı Kılavuzu, çeviren: Zeynep Arık Tozar, Domingo Kitap, bilim, 464 sayfa, 2021

David Wallace-Wells – Yaşanmaz Bir Dünya (2020)

Farkındaysanız, kış mevsiminde olduğumuz halde havalar ilkbahar mevsimindeki gibi.

Dünya bugün içinden geçtiğimiz kitlesel yok oluştan önce beş kitlesel yok oluş daha yaşadı.

Dolayısıyla durum, çokça kaygılanmamızı gerektirecek kadar ciddi.

Özellikle fosil yakıtların yakılmasıyla atmosfere bırakılan karbonun yarısından fazlasının sadece geçtiğimiz otuz yıl içinde salındığı gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda.

David Wallace-Wells, iklim değişikliğinin düşündüğümüzden çok daha hızlı ilerlediğini gözler önüne seriyor ve bizi derhal harekete geçmeye çağırıyor.

‘Yaşanmaz Bir Dünya’, son bilimsel çalışmalardan yola çıkarak yakın gelecekte bizi bekleyen büyük tehlikeyi; ısınmanın insanları, küresel politikayı, teknolojiyi ve doğayı nasıl dönüştürebileceğini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

Bunu yaparken insanın ilerleme saplantısına sıkı eleştiriler getiren Wallace-Wells, elimizi çabuk tutup, bizi bekleyen büyük yok oluştan kurtulmak için harekete geçmeye ve kapitalizmin sürdürülebilirliği üzerine yeniden düşünmeye çağırıyor.

  • Künye: David Wallace-Wells – Yaşanmaz Bir Dünya: Isınma Sonrasında Hayat, çeviren: Ebru Kılıç, Domingo Kitap, ekoloji, 336 sayfa, 2020

Philippe J. Dubois ve Élise Rousseau – Kuşların Felsefesi (2020)

Kuşlar ne güzeldir.

Örneğin, kendi varlıklarından tatmin olmuş görünürler.

Hayatımızdan onlar kadar doygunluk duysaydık günlük yaşantımız belki daha hafif olurdu.

Yılların kuş gözlemcisi Philippe Dubois ile felsefeci Élise Rousseau da, hayatımızı daha anlamlı ve iyi kılmak için kuşlardan neler öğrenebileceğimizi irdeliyor.

Yazarların, hem son zamanlarda yapılmış araştırmaların verilerine hem de tüm dünyadaki nehirler, tropikal ormanlar ya da çöllerin rüzgârlı kumullarında uzun saatler boyu yaptıkları gözlemler ve kuşlarla kurdukları mahrem yakınlığın sonuçlarına dayanan kitapları, bize kanatlı dünyadan alınacak önemli dersler olduğunu ortaya koyuyor.

Kuşların aslında düşünme ustaları olduğunu gösteren çalışma, kendini dünyanın efendisi olarak algılayan bizlerin biraz zahmete girmesi halinde, örneğin kuşların sosyal yaşamlarından, kur yapma tarzlarından, ebeveynliklerinden ve hatta yıkanma biçimlerinden çok şey öğrenebileceğimizi ortaya koyuyor.

  • Kuşlar aşkı nasıl tasavvur eder?
  • Sadık mıdırlar yoksa çokeşli mi?
  • Dingin midirler yoksa başıboş mu?
  • Neden bazıları iflah olmaz gezginlerken diğerleri tam birer ev kuşudur?
  • Yavruları uzun zaman büyütmek mi iyidir yoksa bir an önce başlarının çaresine bakabilmeleri için onlara yardım eli uzatmak mı?
  • Neden kumrular ev işlerini paylaşmanın şahıyken dövüşken kuşlar korkunç birer maçodur?
  • Kuşlar yağmura, rüzgâra, geceye göğüs gerer, ayın doğmasını ve yıldızların yerlerini alacakaranlığa bırakmasını gözlerken günlük hayatlarını nasıl geçirirler?
  • Ölecekleri zaman saklandıkları doğru mudur?

Kafamıza takılan bu ve bunun gibi pek çok soruya doyurucu yanıtlar veren ‘Kuşların Felsefesi’, hem kuş hem de doğa tutkunu her okurun kitaplığında bulunmayı hak ediyor.

  • Künye: Philippe J. Dubois ve Élise Rousseau – Kuşların Felsefesi, illüstrasyonlar: Joanna Lisowiec, çeviren: Murat Erşen, Domingo Kitap, hayvan, 172 sayfa, 2020

Lucy Cooke – Hayvanlar Âleminden Uygunsuz Gerçekler (2020)

Az enerjiyle yaşamanın kusursuz bir örneği olan tembel hayvanların olağanüstü dayanıklılığının sırrı, uyuşuk doğalarında saklı.

Bu sayede Orta ve Güney Amerika’nın son derece rekabet dolu cangıllarında hayatta kalabilmişlerdir.

Yarasa, kuş olmak isteyen bir memelidir.

Penguen, balık olmak isteyen bir kuştur.

Yılanbalığı, esrarengiz yaşam döngüsü yüzünden iki bin yıldır aranan kayıp eşey organlarıyla insanoğlunu şaşırtmaya devam ediyor.

Suaygırı, salgıladığı kızıl salgı ile kendi kendini tedavi etme yeteneğine sahiptir.

Dünyanın en büyük kuşu olan devekuşu, genel beslenmesi sindirimi zor otlarla çalılardan oluşan gayet sıra dışı bir otlak hayvanına evrilmiştir.

Göründüğü gibi evrim, akla sığmayan yaratıklar tasarlayarak bize muazzam eşek şakaları yapmış.

İşte Lucy Cooke’un ‘Hayvanlar Âleminden Uygunsuz Gerçekler’i de, hayvanların sıra dışı dünyasına açılan aydınlatıcı bir pencere.

Hayvanlar hakkındaki en büyük mitlerimize neşter vuran çalışma, onlar hakkında yanlış bilinen gerçekleri açıklıyor.

Hayvanları anlamaya çalışmanın kilit noktasının, bağlam olduğunu belirten Cooke, kitabında yukarıda saydığımıza benzer pek çok sıra dışı örnek gösteriyor.

Kitap ayrıca, tarihten günümüze, hayvanlarla ilgili gerçekleri ararken tuhaf ve genellikle yanlış yöntemlerin peşinden gitmeyi seçen bilim insanlarını anlatmasıyla da dikkat çekiyor.

Mesela, on yedinci yüzyılda gübre yığınının üzerine ördek koyarak kendiliğinden kurbağa üretmeye çalışan bir hekim vardı.

İtalyan Katolik rahip Lazzaro Spallanzani, bilim uğruna eline aldığı zalim makasıyla ya hayvan deneklerinin üzerine uygun minicik donlar kesip biçiyor ya da kulaklarını koparıyordu.

Daha yakın zamanlarda ise, örneğin yirminci yüzyılda yaşayan ve merakına uyup bir sürü fili zil zurna sarhoş ederek çılgın sonuçlar alan Amerikalı bir psikofarmakolog, bunlara verilebilecek birkaç örnek.

  • Künye: Lucy Cooke – Hayvanlar Âleminden Uygunsuz Gerçekler, çeviren: Ezgi Başer Akgürgen, Domingo Kitap, inceleme, 456 sayfa, 2020

Patti Smith – Maymun Yılı (2020)

Patti Smith’in kaleminden, birbirinden güzel polaroid fotoğraflarla zenginleştirilmiş, düşler ile gerçeklerin iç içe geçtiği bir kitap.

Smith, San Francisco’nun ünlü konser salonu Fillmore’daki yeni yıl konserlerinin ardından, kendini Santa Cruz sahilinde aylaklık yaparken bulur.

Şimdi önünde, plan yapmak zorunda olmadığı, kendisiyle ve hayatla derinlemesine yüzleşmeye koyulacağı, tek başına dolaşacağı bir yıl vardır.

Elinde bir polaroid kamerasıyla tabelalar vardır yalnızca.

Bir süre sonra Smith, bir dönüm noktası yaşayacak ve kendini yaşamının girdabındaki değişimler ile Amerika’nın kendine has siyasi iklimi içinde bulur.

‘Maymun Yılı’, Smith’in bu süreçte yaşadıklarını çarpıcı bir üslupla anlattığı ve hayaller, acımasız gerçekler, ümitler ve sevgiyle örülü sıra dışı bir metin.

  • Künye: Patti Smith – Maymun Yılı, çeviren: Seda Ersavcı, Domingo Kitap, deneme, 240 sayfa, 2020

Gavin Francis – Metamorfoz (2020)

Gavin Francis’i, 2017’de Türkçeye kazandırılan ve doğanın yarattığı olağanüstü makinelerden biri olarak insan vücudunu anlattığı ‘İnsan Vücuduna Seyahat’ ile biliyoruz.

Yazar bu sefer de, sürekli bir değişim halinde olan insan vücudunun hikâyesini anlatıyor.

Francis bunu yaparken de, bizzat hekimlik hayatı boyunca yaşadığı deneyimlerden yola çıkıyor.

‘Metamorfoz’da Francis, klinik tecrübelerinden edindiği vakaları, tıp tarihinden, sanattan, edebiyattan ve mitolojiden öykülerle bir araya getirerek, neden insan olmanın özünde değişimin yattığını anlatıyor.

Charles Darwin ‘Türlerin Kökeni’nde, “Öylesine basit bir başlangıçtan, en güzel ve en muhteşem sonsuz sayıda biçim evrilmiştir ve evrilmektedir.” demişti.

Biyoloji, psikoloji ve felsefe gibi farklı disiplinlerden yararlanan bu kitap da, tıp ve değişen insan bedeniyle ilgili öyküler sunarak bu sözün gerçekliğini bir kez daha teyit ediyor.

  • Künye: Gavin Francis – Metamorfoz: İnsan Vücudunda Değişimin Öyküsü, çeviren: Şiirsel Taş, Domingo Kitap, tıp, 304 sayfa, 2020