Gavin Francis – Metamorfoz (2020)

Gavin Francis’i, 2017’de Türkçeye kazandırılan ve doğanın yarattığı olağanüstü makinelerden biri olarak insan vücudunu anlattığı ‘İnsan Vücuduna Seyahat’ ile biliyoruz.

Yazar bu sefer de, sürekli bir değişim halinde olan insan vücudunun hikâyesini anlatıyor.

Francis bunu yaparken de, bizzat hekimlik hayatı boyunca yaşadığı deneyimlerden yola çıkıyor.

‘Metamorfoz’da Francis, klinik tecrübelerinden edindiği vakaları, tıp tarihinden, sanattan, edebiyattan ve mitolojiden öykülerle bir araya getirerek, neden insan olmanın özünde değişimin yattığını anlatıyor.

Charles Darwin ‘Türlerin Kökeni’nde, “Öylesine basit bir başlangıçtan, en güzel ve en muhteşem sonsuz sayıda biçim evrilmiştir ve evrilmektedir.” demişti.

Biyoloji, psikoloji ve felsefe gibi farklı disiplinlerden yararlanan bu kitap da, tıp ve değişen insan bedeniyle ilgili öyküler sunarak bu sözün gerçekliğini bir kez daha teyit ediyor.

  • Künye: Gavin Francis – Metamorfoz: İnsan Vücudunda Değişimin Öyküsü, çeviren: Şiirsel Taş, Domingo Kitap, tıp, 304 sayfa, 2020

Jim Al-Khalili ve Johnjoe McFadden – Kuantum Sınırında Yaşam (2016)

Kuantum biyolojisi üstüne okuru aydınlatan bir rehber.

“Yaşam nedir?” sorusuna yanıt arayan yazarlar, varlıkların aynı anda iki farklı yerde bulunabileceğini ve bunların geçilmez görünen engellerden geçebildiklerini ve bu olağanüstü durumun da kuantum mekaniği dünyasında yaşanabildiğini savunuyor.

  • Künye: Jim Al-Khalili ve Johnjoe McFadden – Kuantum Sınırında Yaşam, çeviren: Şiirsel Taş, Domingo Kitap

Yiyun Li – Bin Yıllık Dua (2016)

Çin’in yakın tarihinden sıra dışı insan hikâyelerini anlatan, bol ödüllü bir ilk kitap.

Yazar, Mao ve Tiananmen sonrasında büyük dönüşümler geçiren ülkesinde hayatına yabancılaşmış, karmaşalarla boğuşan insanların öykülerini anlatıyor.

Öyküler şiirsel üslupları ve barındırdıkları politik ve tarihsel göndermeleriyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Yiyun Li – Bin Yıllık Dua, çeviren: Anıl Ceren Altunkanat, Domingo Kitap

Jenny Offill – Eş (2016)

Heyecanını yitirmiş bir evlilik yaşayan ve bunun yarattığı duyguyla, edebiyatın rehberliğinde geçmişiyle yüzleşmeye koyulan bir kadının hikâyesi.

Kadına bu yolculuğunda Kafka’nın yanı sıra Stoacılar ve hatta Rus kozmonotları da eşlik edecektir.

Bu yolculuğun sonunda kadın, evli olmanın gerçekleriyle olduğu kadar, geçmişiyle de yüzleşecektir.

  • Künye: Jenny Offill – Eş, çeviren: Duygu Akın, Domingo Yayınları

David Runciman – Politika (2016)

Politikanın her anlamda hayatımızı belirlediğinin bir kez daha altını kalın çizgilerle çizen pratik bir kitap.

Politikanın ne olduğu, ona neden ihtiyaç duyduğumuz, sınırlarının nerede bittiğini ve onu bekleyen tehlikeleri açıklayan kitap, nasıl yönetildiğimizi daha yakından görmek için şahane bir fırsat.

  • Künye: David Runciman – Politika, çeviren: Anıl Ceren Altunkanat, Domingo Yayıncılık

Hector Macdonald – Hangi Doğru (2020)

Doğruyu söylemenin pek çok yolu vardır.

İnsanları motive edip harekete geçirecek doğruları seçebileceğimiz gibi, bilerek yanlış yönlendirecek olanları da yayabiliriz.

Başka bir deyişle doğrunun farklı şekilleri vardır ve deneyimli iletişimciler, gerçeklik algımızı şekillendirmek için bu çeşitlilikten faydalanır.

Şu iki örneğe bakalım mesela:

“İnternet dünyada var olan bilgiyi geniş bir kitlenin erişimine açıyor.”

“İnternet yanlış bilgilendirme ve nefretin yayılmasını hızlandırıyor.”

Hector Macdonald da bu kitabında, bu olgunun manipüle edildiği bir duruma; doğrunun nasıl yalan gibi kullanıldığına ve bundan nasıl korunabileceğimize odaklanıyor.

İletişimcileri doğru olmayan şeyleri söylemeye iten içgüdüler, baskılar ve dürtüleri pek çok örnek üzerinden ortaya koyan Macdonald, yanıltıcı doğruları nasıl daha çabuk fark edebileceğimizi açıklıyor.

Macdonald bununla da yetinmeyerek, doğrunun farklı biçimlerini yapıcı bir şekilde birleştirmek, ilham vermek ve dönüştürmek için nasıl kullanabileceğimizi de anlatıyor.

Başka bir deyişle “doğru” doğruyu nasıl bulacağımız konusunda bir yol gösterici olarak okunabilecek kitap, dürüstçe iletişim kurmak isteyen ama aynı zamanda kullanabilecekleri farklı doğrular olduğunu da anlayan ve “teknik olarak doğru”lardan faydalanıp bizi diledikleri gibi yönlendiren politikacılar, reklamcılar ve halkla ilişkiler uzmanlarından usananlar için birebir.

  • Künye: Hector Macdonald – Hangi Doğru: Nereden Baktığınız Gerçekliği Nasıl Şekillendiriyor, Doğru Bizi Nasıl Yanıltıyor?, çeviren: Aslı Perker, Domingo Kitap, inceleme, 376 sayfa, 2020

Oliver Bullough – Paravatan (2020)

 

Paranın dili ve dini yok.

Vatanı da yok.

Bütün dillerin, dinlerin ve ülkelerin üstündedir para.

Oliver Bullough, muhteşem bir araştırmacı gazetecilik ürünü olan ‘Paravatan’da, dünyada kara para aklama trafiğinin nasıl işlediğini gözler önüne seriyor.

Bizi, kanunların işlemediği, devletlerin erişemediği süper zenginler ülkesi Paravatan’a doğru bir yolculuğa çıkaran Bullough, halkının parasını çalan devlet adamlarını, bu paranın aklanıp katlandığı zengin ülkeleri, dolandırıcıları ve onların beyaz yakalı yardakçılarını anlatıyor.

Avrupa ve ABD’nin “saygın” kurumlarının nasıl birer kara para aklama üssüne dönüştüğünü belgeler eşliğinde ortaya koyan çalışma, 21. yüzyılda paranın, gücün ve yozlaşmanın hikâyesi olarak okunabilir.

Kara para aklama sisteminin nasıl işlediğini yakından görmek isteyenlerin kaçırmaması gereken bir çalışma.

  • Künye: Oliver Bullough – Paravatan: Neden Dünyayı Hırsızlar ve Dolandırıcılar Yönetiyor ve Onlardan Nasıl Geri Alırız?, çeviren: Ayşegül Çetin, Domingo Kitap, siyaset, 392 sayfa, 2020

David Gilmour – Film Kulübü (2010)

David Gilmour ‘Film Kulübü’nde, lisede sorunlu bir dönem geçiren, geleceği belirsiz bir oğul ile onun yaşadığı sıkıntıyı filmler aracılığıyla gidermeye çalışan babasının hikâyesini anlatıyor.

Jesse, dikkat çekecek derecede sorunlu bir kişilik sergilemektedir.

Bu sıkıntılar öyle bir hale gelmiştir ki, çocuğun liseden ayrılması an meselesidir.

Durumu fark eden baba, oğlunun yaşadıklarına çözüm olmak için filmlere başvurur.

Her hafta baba tarafından seçilen üç film izlemek, buradaki tek kuraldır.

Baba ile oğul, seçilen filmleri izleyecek, bu filmlerden yola çıkarak hayata dair uzun soluklu sohbetlere girişecek; bu arada ilişkileri üzerine düşünmeye de fırsat bulacaklardır.

  • Künye: David Gilmour – Film Kulübü, çeviren: Dost Körpe, Domingo Kitap, roman, 223 sayfa

Walter Isaacson – Leonardo da Vinci (2019)

Leonardo da Vinci’ye neden hayranız?

Çünkü neredeyse hiç resim eğitimi almamasına, çok az Latince okuyup yazabilmesine ve uzun bölme işlemlerini zar zor yapabiliyor olmasına rağmen, sırf tükenmek bilmez tutku ve merakıyla yol alan, muazzam bir çabayla şaheserler ortaya koyan birisi olduğu için.

da Vinci, ışık ve optik üzerine çalışmalarını sanatıyla birleştirerek nesnelerin iki boyutlu yüzeyde üç boyutlu görünmeleri için modellemede gölgeleme ve perspektif kullanımında uzmanlaştı.

Daha da ilginci, Leonardo için yürüttüğü araştırmalar sanatını geliştirmek için bir araç olmanın ötesindeydi.

Bilimsel çalışmalarına evrendeki düzen, uyum ve güzelliğin özünü kavramaya yönelik coşkulu bir istekle sarılırdı.

Örneğin gökyüzünün neden mavi göründüğünü açıklamakla uğraşırken temel motivasyonu, ulaştığı bilgiyi tablolarında kullanmak değil, merakı saf, kişisel ve saplantı derecesindeydi.

Leonardo da Vinci’nin yapıp ettikleri, disiplinler –sanat ile temel bilimler, beşeri bilimler ile teknoloji– arasında bağlantılar kurma becerisinin yenilikçilik, yaratıcılık ve dehaya giden yolda ne kadar önemli olduğunun en iyi örneğidir.

İşte çok değerli biyografileriyle bildiğimiz Walter Isaacson, şimdi de bu da Vinci’nin hayatını baştan sona izleyen bu şahane biyografisiyle karşımızda.

Başlangıç olarak da Vinci’nin zihnine ışık tutmanın günümüzde de en iyi yolu olan, sanatçının ardında bıraktığı toplamda 7 bin 200 sayfadan oluşan defterlerinden yararlanan Isaacson, daha sonra da Vinci’yi ve sanatını, yaşadığı 15. ve 16. yüzyıl dünyası içinde anlamaya koyuluyor.

  • Künye: Walter Isaacson – Leonardo da Vinci, çeviren: Emre Gözcü, Domingo Kitap, biyografi, 616 sayfa, 2019

Matt Haig – Nevrotik Bir Gezegenden Notlar (2019)

Modern dünyadaki yaşama tarzımız, hissetme şeklimizi nasıl yozlaştırıyor?

‘Yaşama Tutunmak İçin Nedenler’ kitabıyla bildiğimiz Matt Haig, şimdi de “Çılgın bir dünyada çıldırmadan nasıl yaşarız?” gibi hayati bir sorunun yanıtını aradığı bu kitabıyla karşımızda.

‘Nevrotik Bir Gezegenden Notlar’, bizi, sahip olduğumuzdan daha fazlasını isteten, işi eğlenceden üstün tutturan, kendimize dair en kötü şeyleri insanların en iyi yönleriyle kıyaslatan ve sürekli bir şeylerden yoksunmuşuz gibi hissettiren nedenlerin neler olduğu üstüne düşünmeye davet ediyor.

Haberlerden sosyal medyaya, iş ortamından bağımlılıklara çevremizi kuşatmış dış etkenlerin “nasıl hissettiğimiz” üstündeki etkisini çarpıcı örnekler eşliğinde gösteren Haig, dijital çağın törelerini sorguluyor ve bizi biraz daha serinkanlı olmaya, olan bitene daha geniş bir çerçeveden bakmaya çağırıyor.

Kendisi de uzun yıllar anksiyete ve panik atakla mücadele etmiş Haig, bu karmaşık çağda kendimizi mutlu, bütün ve insan hissedebilmek için neler yapabileceğimizi irdeliyor.

  • Künye: Matt Haig – Nevrotik Bir Gezegenden Notlar, çeviren: Kıvanç Güney, Domingo Kitap, deneme, 320 sayfa, 2019