David Runciman – Politika (2016)

Politikanın her anlamda hayatımızı belirlediğinin bir kez daha altını kalın çizgilerle çizen pratik bir kitap.

Politikanın ne olduğu, ona neden ihtiyaç duyduğumuz, sınırlarının nerede bittiğini ve onu bekleyen tehlikeleri açıklayan kitap, nasıl yönetildiğimizi daha yakından görmek için şahane bir fırsat.

  • Künye: David Runciman – Politika, çeviren: Anıl Ceren Altunkanat, Domingo Yayıncılık

Hector Macdonald – Hangi Doğru (2020)

Doğruyu söylemenin pek çok yolu vardır.

İnsanları motive edip harekete geçirecek doğruları seçebileceğimiz gibi, bilerek yanlış yönlendirecek olanları da yayabiliriz.

Başka bir deyişle doğrunun farklı şekilleri vardır ve deneyimli iletişimciler, gerçeklik algımızı şekillendirmek için bu çeşitlilikten faydalanır.

Şu iki örneğe bakalım mesela:

“İnternet dünyada var olan bilgiyi geniş bir kitlenin erişimine açıyor.”

“İnternet yanlış bilgilendirme ve nefretin yayılmasını hızlandırıyor.”

Hector Macdonald da bu kitabında, bu olgunun manipüle edildiği bir duruma; doğrunun nasıl yalan gibi kullanıldığına ve bundan nasıl korunabileceğimize odaklanıyor.

İletişimcileri doğru olmayan şeyleri söylemeye iten içgüdüler, baskılar ve dürtüleri pek çok örnek üzerinden ortaya koyan Macdonald, yanıltıcı doğruları nasıl daha çabuk fark edebileceğimizi açıklıyor.

Macdonald bununla da yetinmeyerek, doğrunun farklı biçimlerini yapıcı bir şekilde birleştirmek, ilham vermek ve dönüştürmek için nasıl kullanabileceğimizi de anlatıyor.

Başka bir deyişle “doğru” doğruyu nasıl bulacağımız konusunda bir yol gösterici olarak okunabilecek kitap, dürüstçe iletişim kurmak isteyen ama aynı zamanda kullanabilecekleri farklı doğrular olduğunu da anlayan ve “teknik olarak doğru”lardan faydalanıp bizi diledikleri gibi yönlendiren politikacılar, reklamcılar ve halkla ilişkiler uzmanlarından usananlar için birebir.

  • Künye: Hector Macdonald – Hangi Doğru: Nereden Baktığınız Gerçekliği Nasıl Şekillendiriyor, Doğru Bizi Nasıl Yanıltıyor?, çeviren: Aslı Perker, Domingo Kitap, inceleme, 376 sayfa, 2020

Oliver Bullough – Paravatan (2020)

 

Paranın dili ve dini yok.

Vatanı da yok.

Bütün dillerin, dinlerin ve ülkelerin üstündedir para.

Oliver Bullough, muhteşem bir araştırmacı gazetecilik ürünü olan ‘Paravatan’da, dünyada kara para aklama trafiğinin nasıl işlediğini gözler önüne seriyor.

Bizi, kanunların işlemediği, devletlerin erişemediği süper zenginler ülkesi Paravatan’a doğru bir yolculuğa çıkaran Bullough, halkının parasını çalan devlet adamlarını, bu paranın aklanıp katlandığı zengin ülkeleri, dolandırıcıları ve onların beyaz yakalı yardakçılarını anlatıyor.

Avrupa ve ABD’nin “saygın” kurumlarının nasıl birer kara para aklama üssüne dönüştüğünü belgeler eşliğinde ortaya koyan çalışma, 21. yüzyılda paranın, gücün ve yozlaşmanın hikâyesi olarak okunabilir.

Kara para aklama sisteminin nasıl işlediğini yakından görmek isteyenlerin kaçırmaması gereken bir çalışma.

  • Künye: Oliver Bullough – Paravatan: Neden Dünyayı Hırsızlar ve Dolandırıcılar Yönetiyor ve Onlardan Nasıl Geri Alırız?, çeviren: Ayşegül Çetin, Domingo Kitap, siyaset, 392 sayfa, 2020

David Gilmour – Film Kulübü (2010)

David Gilmour ‘Film Kulübü’nde, lisede sorunlu bir dönem geçiren, geleceği belirsiz bir oğul ile onun yaşadığı sıkıntıyı filmler aracılığıyla gidermeye çalışan babasının hikâyesini anlatıyor.

Jesse, dikkat çekecek derecede sorunlu bir kişilik sergilemektedir.

Bu sıkıntılar öyle bir hale gelmiştir ki, çocuğun liseden ayrılması an meselesidir.

Durumu fark eden baba, oğlunun yaşadıklarına çözüm olmak için filmlere başvurur.

Her hafta baba tarafından seçilen üç film izlemek, buradaki tek kuraldır.

Baba ile oğul, seçilen filmleri izleyecek, bu filmlerden yola çıkarak hayata dair uzun soluklu sohbetlere girişecek; bu arada ilişkileri üzerine düşünmeye de fırsat bulacaklardır.

  • Künye: David Gilmour – Film Kulübü, çeviren: Dost Körpe, Domingo Kitap, roman, 223 sayfa

Walter Isaacson – Leonardo da Vinci (2019)

Leonardo da Vinci’ye neden hayranız?

Çünkü neredeyse hiç resim eğitimi almamasına, çok az Latince okuyup yazabilmesine ve uzun bölme işlemlerini zar zor yapabiliyor olmasına rağmen, sırf tükenmek bilmez tutku ve merakıyla yol alan, muazzam bir çabayla şaheserler ortaya koyan birisi olduğu için.

da Vinci, ışık ve optik üzerine çalışmalarını sanatıyla birleştirerek nesnelerin iki boyutlu yüzeyde üç boyutlu görünmeleri için modellemede gölgeleme ve perspektif kullanımında uzmanlaştı.

Daha da ilginci, Leonardo için yürüttüğü araştırmalar sanatını geliştirmek için bir araç olmanın ötesindeydi.

Bilimsel çalışmalarına evrendeki düzen, uyum ve güzelliğin özünü kavramaya yönelik coşkulu bir istekle sarılırdı.

Örneğin gökyüzünün neden mavi göründüğünü açıklamakla uğraşırken temel motivasyonu, ulaştığı bilgiyi tablolarında kullanmak değil, merakı saf, kişisel ve saplantı derecesindeydi.

Leonardo da Vinci’nin yapıp ettikleri, disiplinler –sanat ile temel bilimler, beşeri bilimler ile teknoloji– arasında bağlantılar kurma becerisinin yenilikçilik, yaratıcılık ve dehaya giden yolda ne kadar önemli olduğunun en iyi örneğidir.

İşte çok değerli biyografileriyle bildiğimiz Walter Isaacson, şimdi de bu da Vinci’nin hayatını baştan sona izleyen bu şahane biyografisiyle karşımızda.

Başlangıç olarak da Vinci’nin zihnine ışık tutmanın günümüzde de en iyi yolu olan, sanatçının ardında bıraktığı toplamda 7 bin 200 sayfadan oluşan defterlerinden yararlanan Isaacson, daha sonra da Vinci’yi ve sanatını, yaşadığı 15. ve 16. yüzyıl dünyası içinde anlamaya koyuluyor.

  • Künye: Walter Isaacson – Leonardo da Vinci, çeviren: Emre Gözcü, Domingo Kitap, biyografi, 616 sayfa, 2019

Matt Haig – Nevrotik Bir Gezegenden Notlar (2019)

Modern dünyadaki yaşama tarzımız, hissetme şeklimizi nasıl yozlaştırıyor?

‘Yaşama Tutunmak İçin Nedenler’ kitabıyla bildiğimiz Matt Haig, şimdi de “Çılgın bir dünyada çıldırmadan nasıl yaşarız?” gibi hayati bir sorunun yanıtını aradığı bu kitabıyla karşımızda.

‘Nevrotik Bir Gezegenden Notlar’, bizi, sahip olduğumuzdan daha fazlasını isteten, işi eğlenceden üstün tutturan, kendimize dair en kötü şeyleri insanların en iyi yönleriyle kıyaslatan ve sürekli bir şeylerden yoksunmuşuz gibi hissettiren nedenlerin neler olduğu üstüne düşünmeye davet ediyor.

Haberlerden sosyal medyaya, iş ortamından bağımlılıklara çevremizi kuşatmış dış etkenlerin “nasıl hissettiğimiz” üstündeki etkisini çarpıcı örnekler eşliğinde gösteren Haig, dijital çağın törelerini sorguluyor ve bizi biraz daha serinkanlı olmaya, olan bitene daha geniş bir çerçeveden bakmaya çağırıyor.

Kendisi de uzun yıllar anksiyete ve panik atakla mücadele etmiş Haig, bu karmaşık çağda kendimizi mutlu, bütün ve insan hissedebilmek için neler yapabileceğimizi irdeliyor.

  • Künye: Matt Haig – Nevrotik Bir Gezegenden Notlar, çeviren: Kıvanç Güney, Domingo Kitap, deneme, 320 sayfa, 2019

David Eagleman – Ve…: Sonraki Hayattan Kırk Öykü (2010)

Sinirbilim dalında doktorasını yapmadan önce üniversite eğitimini İngiliz ve Amerikan edebiyatı üzerine yapan David Eagleman ‘Ve…’ isimli elimizdeki eserinde, öldükten sonra insanın başına neler geleceğini, öteki dünyada neler olup bittiğini anlatıyor.

Bir öyküsünde, “Tanrı’nın cinsiyeti hakkındaki tartışma yanlış yönlendirilmiştir. Bizim Tanrı dediğimiz şey aslında evli bir çifttir. Kendi suretlerinde insanı yaratmaya karar verdikleri zaman bir uzlaşmaya varmış, her iki cinsten aşağı yukarı eşit sayıda üretmişlerdir.” diyen Eagleman, aynı zamanda hem güldüren hem de hüzünlendiren bir kurmacaya imza atmış.

İnsanın varoluş konusunda sonu gelmez bir şekilde yanıt aradığı soruları, gerçekte onun yok oluşuna inerek cevaplamaya koyulan kitap, sırlarla dolu öte dünyadan kimi düşündüren, şaşırtan ve kimi de güldüren hikâyeler sunuyor.

  • Künye: David Eagleman – Ve…: Sonraki Hayattan Kırk Öykü, çeviren: Duygu Akın, Domingo Kitap, öykü, 125 sayfa

Desmond Morris – Muhteşem Bebek (2010)

‘Çıplak Maymun’ ve ‘İnsanat Bahçesi’ gibi kitaplarıyla bildiğimiz Desmond Morris ‘Muhteşem Bebek’te, bir bebeğin anne rahmine düştüğü andan iki yaşına kadarki gelişim sürecini ve anne-babaların bu gelişiminde nasıl olumlu roller üstlenebileceğini ayrıntılı bir şekilde izliyor.

Ebeveynlere yönelik bebek bakımı kitaplarının disiplini fazlasıyla merkeze aldığını söyleyen yazar, bu durumun kadınları, bebeklerine gönüllerince yaklaşmalarını engellediğini savunuyor.

Amerikalı bebek uzmanı John Watson’ın teorilerinin moda olduğu 1928 yılında dünyaya gelen yazar, öteki bebekler gibi olabildiğince katı bir disiplinle yetiştirilmiş.

“Watson’ın gaddar rejimi altında yetiştirilen bebekler, genelde acı çekiyorlardı” diyen Morris, anne ve çocuk arasında tamamen sevgi üstüne kurulu bir ilişkinin nasıl oluşturulabileceğini ele alıyor.

  • Künye: Desmond Morris – Muhteşem Bebek, çeviren: Duygu Akın, Domingo Kitap, bebek bakımı, 192 sayfa

Alan Bradley – Bir Tuhaf Turta Davası (2010)

‘Bir Tuhaf Turta Davası’, Alan Bradley’nin, küçük İngiliz hafiye Flavia de Luce’nin maceraları üzerine kurduğu serisinin ilk romanı.

1950 yazında Buckshaw’da geçen roman, Luce’nin kapı eşiğinde, gagası bir posta puluna saplanmış halde ölü bir kuş bulmasını ve bu olaydan sonra tanık olduğu bir cinayeti aydınlatma çabasını hikâye ediyor.

Bu olaydan kısa bir süre sonra Luce, bostanda bir adamın, son nefesini verişine tanık olur.

Yaşadığı huzurlu dünyanın bir cinayetle gölgelenmesi, bir yandan Luce’yi korkuturken öte yandan sıra dışı oluşuyla da onu heyecanlandıracaktır.

Bradley bu ilk romanıyla, İlk Hançer, Agatha, Spotted Owl ve Dilys gibi ödülleri de kucakladı.

  • Künye: Alan Bradley – Bir Tuhaf Turta Davası, çeviren: Kutlukhan Kutlu, Domingo Kitap, roman, 347 sayfa

William Poundstone – Taş, Kağıt, Makas (2016)

Kendi tahminlerimizin kalitesini artırmak için psikolojiyi nasıl kullanabileceğimizi anlatan pek çok uygulama sunan bir kitap.

Çoktan seçmeli sınavlar, ofis içi bahisler, oyunlar, paket üyelikleri, strateji ve yatırım tercihleri, özellikle başkalarının yaptıkları tercihler nasıl öngörülebilir sorusunun yanıtı, burada.

Kitabın bize sundukları bununla sınırlı değil.

Poundstone, günlük hayatta temas ettiğimiz insanların hangi bariz düşünce kalıplarıyla karar verdiğini, bize hep daha fazlasını tükettirmek için yeni yollar arayan şirketlerin bize hangi zaaflarımız üstünden yüklendikleri gibi konularda bizi daha uyanık olmaya davet ediyor.

  • Künye: William Poundstone – Taş, Kağıt, Makas: Bilinecek Kadarını Bilme Sanatı, çeviren: Zeynep Yeşiltuna, Domingo Kitap