David Stasavage – Demokrasinin Gerilemesi ve Yükselişi (2022)

Demokrasi ve otokrasinin gelişimini ilişkisel şekilde analiz eden olağanüstü bir kitap.

Siyasi kurumların büyümesini özgün bir tarzda ele alan David Stasavage’in çalışması, modern yönetim biçimlerinin kökenlerine önem veren herkes için muazzam dersler barındırıyor.

Demokrasinin yükselişinin tarihsel anlatımları, Antik Yunan ve Rönesans öncesi Avrupa’ya odaklanma eğilimindedir.

Birkaç bin yıla yayılan örneklerden yola çıkan Stasavage, öncelikle devletlerin neden demokratik ya da otokratik yönetim tarzları geliştirdiğini ele alıyor ve erken demokrasinin, zannedilenin aksine, zayıf bir devlette ve basit teknolojilerle küçük yerlerde bile gelişme eğiliminde olduğunu savunuyor.

Amerika’dan Mezopotamya’ya, hatta sömürge öncesi Afrika’ya kadar birçok farklı coğrafyada, demokratik uygulamaların var olduğunu dile getiren Stasavage, bu kapsamlı çalışmasında, hikâyenin tahmin edilenden katbekat zengin olduğunu göstermek adına çok daha öncesine uzanan küresel kanıtlardan yola çıkıyor.

Stasavage, erken demokrasinin dünyadaki yaygınlığına değinerek onların nerede ve nasıl yükseldiğini –ne zaman ve neden gerilediğini– anlamanın, yalnızca yönetimlerin tarihi ekseninde değil aynı zamanda modern demokrasilerin çalışma biçimleri ve gelecekte nerede açığa çıkabileceği ekseninde de önemli bilgiler sağlayacağını öne sürüyor.

Demokratik kaygıların hızla çoğaldığı günümüzde ‘Demokrasinin Gerilemesi ve Yükselişi’, siyasi kurumların büyümesini yepyeni bir tarzda ele alıyor ve modern yönetim biçimlerinin kökenlerine önem veren herkes için şaşırtıcı dersler sunuyor.

  • Künye: David Stasavage – Demokrasinin Gerilemesi ve Yükselişi: Antik Dönemden Günümüze Uzanan Küresel Bir Tarih, çeviren: Selim Sezer, Epsilon Yayıncılık, 520 sayfa, 2022

Ariel Durant ve Will Durant – Tarihten Alınacak Dersler (2022)

5 bin yıllık dünya tarihinin bize verdiği bilgi ve deneyim birikimi üzerine arşivlik bir kitap.

Pulitzer ödüllü tarihçiler Will Durant ve Ariel Durant, ünlü çalışmaları ‘The Story of Civilization’ın on anıtsal cildi üzerindeki kırk yıllık çalışmalarından birikimleri damıtarak insan deneyiminin doğasına, uygarlığın evrimine, insan kültürüne dair çarpıcı içgörülerle dolu bir insanlık tarihi sunuyor.

Yazarlar, hayatlarının işinin tamamlanmasıyla geriye bakıp insanın savaş, fetih ve yaratılış içinde geçen uzun yolculuğunun anlamını irdelemeye başlıyorlar. Kendi çağımızı anlamamıza yardımcı olabilecek temaları kullanarak insanın doğası, davranışları ve beklentileri hakkında tarihin ne göstereceğini araştırırken geçmişin büyük yaşamlarına, fikirlerine ve olaylarına değiniyorlar.

‘Tarihten Alınacak Dersler’, 5.000 yıllık dünya tarihinde gözlemlenen konu ve dersleri coğrafya, biyoloji, ırk, kişilik, ahlak, din, ekonomi, sosyalizm, devlet, savaş, büyüme ile çürüme ve ilerleme gibi on iki farklı bakış açısıyla gözden geçiriyor.

  • Künye: Ariel Durant ve Will Durant – Tarihten Alınacak Dersler, çeviren: Varol Ataman, Epsilon Yayıncılık, tarih, 136 sayfa, 2022

Tanol Türkoğlu – Dijital Kaos (2022)

İnternetle ilişkimiz, sadece bireysel değil toplumsal alışkanlıklarımızı da kökten dönüştürdü ve dönüştürmeye de devam ediyor.

Tanol Türkoğlu, dijital dünyanın kaotik ve devrimci durumu üzerine aydınlatıcı makaleleriyle karşımızda.

Kitabın ilk bölümü, olası “dijital devrim”in ekonomik temelini oluşturacak kripto para dünyasına odaklanıyor.

İkinci bölüm, yapay zeka dünyasını ele alıyor.

Üçüncü bölüm, hakikat sonrası sahtekârlığı dünyasında sosyal medyanın konumunu ele alıyor.

Son bölüm ise, “Dijitalleşme bireye, topluma, dünyaya, evrene yeni bir bakış açısı getirebilir mi?” sorusundan yola çıkarak olası gelecek senaryoları üzerine düşünüyor.

.

  • Künye: Tanol Türkoğlu – Dijital Kaos, Epsilon Yayıncılık, inceleme, 264 sayfa, 2022

Gaye Amus – Çık Dışarıya Oynayalım (2022)

Çocuklarımızı, en iyi öğretmenlerden biri olan doğanın kollarına bırakmalıyız.

Zira doğa, muazzam bir öğretmendir.

Gaye Amus, kendi deneyimlerinden ve kuzey ülkelerinden öğrendiklerinden yola çıkarak okulöncesi çocuk eğitiminde açık havanın ne kadar önemli olduğunu göstererek özgün bir doğa pedagojisi öneriyor.

  • Orman anaokulu nedir?
  • Sınıf dışı eğitim ne demek?
  • Doğa pedagojisi nedir?
  • Kendimizi ormanın güvenli kollarına nasıl bırakabiliriz?
  • Doğada oyun esnasında cesaret verici, çevreye de özen gösteren cümleleri nasıl kullanırız?
  • Kötü hava diye bir şey var mı?

Amus, yıllara yayılan deneyimini kendi hikâyesinin dönüm noktalarıyla birleştirerek okulöncesi sınıf dışı eğitim macerasını anlatıyor.

Türkiye’de Doğada Öğreniyorum’un kurucusu olarak da tanınan Amus, açık havada olmanın çocuklara ve hatta yetişkinlere getirdiği bakış açılarını anlatırken, kuzey ülkelerinde öğrendiklerini de kitap aracılığıyla paylaşıyor.

Eğitmenler ya da ebeveynler olarak çocuğun doğal ritmine, onun ihtiyaçlarına ve ilgilerine dayalı bir akışa dahil olmak isteyenler bu kitabı kaçırmasın.

Amus, şöyle diyor:

“Çocuklar, onlara rehber olan yetişkinler ve çevremiz, hepimiz birbirinden beslenen ve yenilenen doğanın kendisiyiz.”

  • Künye: Gaye Amus – Çık Dışarıya Oynayalım: Doğa Pedagojisine Doğru Bir Öğrenme Yolculuğu, Epsilon Yayıncılık, eğitim, 248 sayfa, 2022

Chanel Miller – Benim Bir Adım Var (2022)

Çoğu insanın Emily Doe olarak tanıdığı Chanel Miller, cinsel tacizle mücadelede simge isimlerden biri.

Şimdi Miller, gerçek ismini geri alarak cinsel tacizden sonra yaşadığı travmayı bütün boyutlarıyla anlatıyor ve cinsel tacizle mücadele için neler yapabileceğimizi anlatıyor.

Miller’ın hayatı bir gece Stanford Üniversitesi’nin kampüsünde cinsel tacize uğradığında değişti.

Başta bütün dünya onu Emily Doe ismiyle tanıyordu.

Davası için yazdığı yazı BuzzFeed’de yayınlandığında milyonlarca kişiyi etkilemiş ve harekete geçirmiş, dünya çapında pek çok dile çevrilmiş, Kongre’de okunmuş, Kaliforniya yasalarında değişiklik yapılmasına ilham vermiş ve davadaki yargıcı koltuğundan etmişti; ama en önemlisi insanlara ilk kez kendi saldırı deneyimlerini paylaşma cesareti vermişti.

Artık Miller, Emily Doe ismini bir kenara bırakıyor, yaşadığı travmayla ve kelimelerin gücüyle ilgili hikâyesini anlatmak için kimliğini geri alarak “Benim Bir Adım Var” diyor.

Yargılama sırasında yaşadığı utancı, mağdurların en iyi senaryolarda bile karşılaştıkları baskıyı tek tek gözler önüne seriyor.

Hikâyesi, failleri korumaya yönelik önyargılı bir kültüre ışık tutuyor, en savunmasız olanları yüzüstü bırakmak için tasarlanmış adalet sistemini suçluyor ve nihayetinde, ıstırabı arkada bırakıp dolu dolu ve güzel bir hayat yaşamak için gereken cesareti aşılıyor.

‘Benim Bir Adım Var’, cinsel saldırı hakkındaki düşüncelerimizi sonsuza dek değiştirecek, neyin kabul edilebilir olduğuna dair inançlarımıza meydan okuyacak türden bir kitap.

  • Künye: Chanel Miller – Benim Bir Adım Var: Dünyayı Sarsan Taciz Davasının Gerçek Hikâyesi, çeviren: Dilara Dilmen, Epsilon Yayıncılık, anı, 440 sayfa, 2022

Joshua Foer – Einstein ile Ay Yürüyüşü (2022)

‘Einstein ile Ay Yürüyüşü’, belleğin ilginç toplumsal tarihi, anımsamanın çalışma biçimi ve hileleri konusunda muhakkak okunması gereken bir kitap.

Joshua Foer, antik çağlardan kalma ezber teknikleri gibi önemli bilgileri de açıklıyor.

İnsanlar her yıl ortalama kırk günlerini unuttukları şeyleri telafi etmeye harcıyor.

Foer da bu insanlardan biriydi.

Ama bir yıl süren eğitimden sonra kendini ABD Bellek Şampiyonası’nın finalinde buldu.

Hepimizin sıklıkla unuttuğu bir gerçeği, aslında anılarımızın toplamı olduğumuz fikrini keşfetmesi daha da önemliydi.

‘Einstein ile Ay Yürüyüşü’, zihin açıcı bir araştırmayı, belleğin şaşırtıcı toplumsal tarihini ve insanların anımsama biçimini algılayışımızı değiştirecek hileleri irdeliyor.

Kitap, üst düzey “zihin sporcuları”nın verdiği eğitimleri, Cicero’nun uzun konuşmalarını ve ortaçağ düşünürlerinin kitapları ezberlerken kullandığı, antik çağlardan kalma teknikleri bir araya getiriyor.

Foer, araştırmasını zihin sporcularının dünyasından öteye, ülkenin dört bir köşesine ve kendi aklının derinliklerine taşıyarak hepimizin sahip olduğu ama sıklıkla unuttuğu bir yeteneğe derin saygı duymayı öğretiyor.

  • Künye: Joshua Foer – Einstein ile Ay Yürüyüşü: Her Şeyi Hatırlama Sanatı, çeviren: Füsun Doruker, Epsilon Yayıncılık, psikoloji, 320 sayfa, 2022

David Sinclair ve Matthew LaPlante – Yaşam Döngüsü (2022)

Yaşlılık aslında bir hastalık mı?

Ve en önemlisi de, bunun tedavisi var mı?

Harvard Tıp Fakültesi’ndeki laboratuvarında pek çok araştırma yapmış David Sinclair, yaşlanmanın aslında tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu savunuyor.

Biliminsanları yıllarca yaşlanmanın sebeplerini aradı ve sonunda kimsenin yaşlılıktan ölmediği fikrine ulaştılar.

Bu düşünceye göre insanlar yaşa bağlı hastalıklardan ölürler.

Çünkü yaşlanma ve ölüm kaçınılmaz sondur.

  • Peki, bu gerçekten doğru mu?
  • Yaşlanma hakkında bildiğimiz her şey yanlış olabilir mi?

‘Yaşam Döngüsü’nde, genetik ve yaşlanma konusunda dünyanın önde gelen otoritelerinden biri olan ve hayatını insanların daha uzun, daha sağlıklı ve hastalıksız yaşamalarını sağlamaya adayan Sinclair, tüm bu sorulara açıklık getiriyor.

Sinclair’e göre, genetik yapımızda var olan ve yaşamda karşılaştığımız zorluklara hücrelerimizin içinde karşı koyan bir hayatta kalma devresi, zamanla işleyişinde ortaya çıkan bozulmalarla bizi yaşlandırır.

Ancak bu bozulmaları tersine çevirmek ve sadece yaşam süremizi değil, sağlıklı geçirdiğimiz yılların sayısını artırmak da mümkün.

Tıbbi çalışmaların ön saflarında yer alan araştırmacıların keşfettiği en son bulgulardan yararlanan Sinclair, şaşırtıcı ve çok basit yöntemler paylaşarak daha uzun bir yaşam için genetik saati tersine çevirmenin bilimsel kanıtlara dayanan yol haritasını önümüze seriyor.

TIME dergisinin “Dünyadaki En Etkili 100 Kişisi” listesinde yer alan Sinclair’ın vizyonu, insanların uzun yıllar sağlıklı yaşadığı bir dünyanın nasıl bir yer olacağını ve oraya ulaşmak için neler yapmamız gerektiğini gösteriyor.

  • Künye: David A. Sinclair ve Matthew D. LaPlante – Yaşam Döngüsü: Yaşlanmanın Sebepleri ve Nasıl Önlenebileceği Üzerine Devrim Yaratan Bir Teori, çeviren: Cenk Tezcan, Epsilon Yayıncılık, sağlık, 480 sayfa, 2022

Luca Mori – Çocuklarla Felsefe Oyunları (2021)

Eğitimin böylesine gerilediği bir dönemde, düşünen ve sorgulayan çocuklar yetiştirmek hayati önemde.

Luca Mori, oyunların yardımıyla çocukların severek yapacağı felsefe egzersizleri sunuyor.

  • Yaratıldığımız evren nasıldır?
  • Her şeyin bir kaynağı olan bir şey var mıdır?
  • İnsan nedir?

Kitap, bu gibi sorulardan yola çıkarak 8-10 yaş arası çocuklara doğa olayları, insan, dil ve akıl yürütme ile ilgili konuları düşünmeleri için eşlik ediyor.

Mori, çocukları ilkokuldan başlayarak felsefi düşünme ve akıl yürütmeye alıştırmanın önemine ilişkin bir giriş bölümünün ardından, felsefe tarihinden esinlenerek dört ana bölümde gruplandırılmış, on beş konu sunuyor.

Doğa felsefesi, insan felsefesi, dil felsefesi ve bakış açısını değiştirme, bunlardan birkaçı.

Çocuklar, onları varsayımsal – tümdengelimsel düşünmeye yönlendirecek küçük – büyük zorluklarla kendilerini sınama fırsatına sahip olacaklar.

Bu rota ise, Ütopya Adası/Ütopya Kuralım oyunuyla tamamlanıyor: Çocuklar resimli bir tablo üzerine yaşıtlarıyla birlikte çalışarak, fikirlerini karşılaştırarak, çıkarımlarda ve tahminlerde bulunarak, kendi kararlarını vererek hayallerindeki adayı tasarlayacak ve yaratacaklar.

  • Künye: Luca Mori – Çocuklarla Felsefe Oyunları: Cesur Çocuklar için Felsefe Egzersizleri, çeviren: Çağrı Ekiz, Epsilon Yayıncılık, felsefe, 172 sayfa, 2021

Aydın Büke ve İpek Mine Sonakın – Müziği Yaratanlar (2021)

Barok dönem müziğini merak edenler bu enfes çalışmayı kaçırmasın.

Dönemin bestecilerinin yaşam öykülerini ve eserlerini enine boyuna ele alan Aydın Büke ile İpek Mine Sonakın, çalışmalarını nota örnekleri ve grafiklerle de zenginleştirmiş.

‘Müziği Yaratanlar’, Barok dönem müziğini her yönüyle mercek altına alıyor.

Avrupa’nın farklı bölgelerindeki bestecilerin yaşam öyküleriyle birlikte bu bestecilerin önemli yapıtlarının nota örnekleri ve grafiklerle incelenmesi, okuyucu için müziği görünür ve anlaşılır kılıyor.

Her bölüm için hazırlanmış, kitap içine yerleştirilmiş QR kodları ile hemen ulaşılabilen çalma listeleri, incelenen yapıtların tümünü dinlemeye olanak sağlıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“1500’lü yılların sonlarında, ileride barok olarak adlandırılacak dönemin başlangıcında, birbiriyle çatışmakta olan iki kurum, sanatı ve sanatçıları yeni yapıtlar üretme konusunda yüreklendiriyordu. Bunlardan biri, Protestan başkaldırının ardından eski gücünü toplamak için sanatın kitleleri etkileme gücünden yararlanmak isteyen Katolik Kilisesi diğeri ise kiliseye karşı kendi gücünü göstermek isteyen soylu kesim ve krallardı. Her iki kurum da mimariyi, güzel sanatları ve müziği en iyi biçimde kullanabilmek için âdeta yarışa girmişti. Krallar ve soylular, iktidarlarının sarsılmaz gücünü göstermek için mimarlardan görkemli yapılar inşa etmelerini istiyorlardı. Uçsuz bucaksız parklar içinde geniş ve büyük pencereli, ışığı olabildiğince içeri yansıtan saraylar yapılıyor, ardından bu yapıların duvarları tablolar ve aynalarla süsleniyordu. Sarayların çevresindeki kentler de yeniden yapılanıyor, geniş meydanlar, süslü merdivenler yardımıyla insanların yaşadıkları ortamın bir tiyatro sahnesine dönüştürülmesi için çaba harcanıyordu sanki. Aslında hepsinin arkasında belki de yaşamı bir tiyatro oyunu, dünyayı da bir sahne gibi görmek vardı. Sahne, oyun için dekorlarla süslenmeliydi. Tıpkı aynı dönemde yaşayan Shakespeare’in pek çok oyununda vurguladığı gibi ‘tüm dünya bir sahne’ idi.”

  • Künye: Aydın Büke ve İpek Mine Sonakın – Müziği Yaratanlar: Barok Dönem, Epsilon Yayıncılık, müzik, 480 sayfa, 2021

Hope Jahren – Bir Bilim İnsanının Tutkulu Hikâyesi (2021)

Hope Jahren, hayatını doğaya adamış büyük bir bitkibilimci.

Jahren’in bilimsel çalışmalarını ve kişisel deneyimlerini paylaştığı bu ödüllü otobiyografisi de, bir bilim insanının dünyasına yakından bakmak için harika fırsat.

‘Bir Bilim İnsanının Tutkulu Hikâyesi’, Jahren’ın hayatını adadığı çalışmalarını ve tüm çabasını anlamlı kılan sevgiye dair düşüncelerini içtenlikle paylaştığı, etkileyici bir otobiyografi.

Yaşamını ağaçları, çiçekleri, tohumları ve toprağı inceleyerek geçiren bitkibilimci, tabiatın sunduğu büyüleyici güzellikleri keşfe çıkarken yüz yüze geldiği amansız hayatta kalma mücadelesini ve bu keşiflerden edindiği deneyimleri hikâyeleştirerek anlatıyor.

İnsanın doğayla olan bitmek bilmez mücadelesinde sıra, bitkilerin dilini öğrenmeye ve yeşil yaprakların, yüzyıllık ağaç gövdelerinin, toprağı kucaklayan köklerin anlatacaklarını dinlemeye geldi.

Kitabın Amerika Kitap Eleştirmenleri Birliği en iyi otobiyografi ödülünü kazandığını da belirtelim.

Kitaptan bir alıntı:

“İnsanlar bitkilere benzer: Işığa doğru büyürler. Bilimi seçmemin nedeni, bana ihtiyaç duyduğum şeyi sunmasıydı. Bilim, bana kelimenin gerçek anlamıyla bir yuva sundu.”

  • Künye: Hope Jahren – Bir Bilim İnsanının Tutkulu Hikâyesi: Bitkilerin Büyülü Dünyası, çeviren: Can Evren Topaktaş, Epsilon Yayınları, otobiyografi, 360 sayfa, 2021