Ali Artun – Eros ve Sanat (2022)

Sanat ve erotizm ilişkisi hakkında sağlam bir inceleme.

Ali Artun, Antik Yunan sanatından Ortaçağ’da cinsellik tabusuna, oradan Bataille antropolojisine ve Picasso’ya uzanarak konuyu geniş bir pencereden irdeliyor.

Kitapta,

  • Georges Bataille’da erotizm ile ölümün birliği ve sanat,
  • Erotizm tabusu ve orjiler,
  • Filozof fahişeler,
  • Ortaçağ ve cinsellik tabusu,
  • Rönasans’ta erotizm,
  • Seksin felsefesi, bilimi ve sanatı,
  • Picasso ve şehvetin estetiği,
  • Alain Badiou ve aşkın komünizmi,
  • Ve şehvetin yitimi gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Bataille’ın antropolojisinde insan, sadece icat ettiği aletlerle akıllı isler yaparak insan olmuyor.

Arzuları ve hayalleriyle de insan oluyor.

Erotizmi keşfederek ve sanatı yaratarak insan oluyor. Antik dinler ve mitolojiler bu kaynaklardan türüyor.

Antik Yunan kültürüne egemen olan erotizm ile sanatın birliği, Ortaçağ’da gerilerken, Rönesans’la yeniden canlanıyor ve hümanizmi güdülüyor.

On sekizinci yüzyılda romantik filozoflarla birlikte estetiğin ve sanatın özerkleşmesi olayının temelini oluşturuyor.

Erotizm-sanat birliği, estetik modernizmin ve avangardın örgütlenmesiyle iyice politikleşiyor ve rasyonalist dogmalara karşı, faydaya ve işleve indirgenmiş̧ disiplinlere karşı arzunun, hayal gücünün, büyünün, düşün, oyunun yaratıcılığını seferber ediyor.

  • Künye: Ali Artun – Eros ve Sanat: Modernizm Çağında Sanat ve Cinsellik, İletişim Yayınları, sanat, 148 sayfa, 2022

Klaus Hympendahl – Denizde Günah (2007)

  • DENİZDE GÜNAH, Klaus Hympendahl, çeviren: Hulki Demirel, Ataköy Marina Yacht Club Yayınları, inceleme, 280 sayfa

Klaus Hympendahl’ın ‘Denizde Günah’ı, özet olarak, hayatı denizde geçen kadınları anlatıyor. Denizcilik konulu kitaplarıyla tanınmış yazarın bu kitabının alt başlığı, ‘Denizcilik Tarihine Erotizm Penceresinden Bir Bakış’ ve çalışma, denizcilik tarihinde, yelkenli gemilere kadar giden bir zaman dilimi içinde, kadının denizcilik kültüründeki izinin peşine düşüyor. Her tarihte olduğu gibi, denizcilik tarihinde de kadının yeri çok az vurgulandı, ondan çok az bahsedildi. Oysa kadınlar eski zamanlardan beri gemilerde bulunmuşlardı. Sıradan yolcular olarak, eş ya da metres olarak, fahişe olarak veya tayfa olarak. Dolayısıyla Hympendahl’ın bu çalışması, denizcilik tarihinde kadının almış olduğu çok çeşitli rollerin peşine düşmeyi amaçlıyor. Fakat ağırlıklı olarak da, kadının daha çok cinsel, erotik yönlerden ele işlenmiş olduğunu da belirtelim.