Tarkan Barlas – Huzursuz Ruhlar (2008)

  • HUZURSUZ RUHLAR, Tarkan Barlas, Everest Yayınları, öykü, 123 sayfa

‘Huzursuz Ruhlar’, daha önce ‘Lanetli Oda’ isimli romanıyla hatırlanacak Tarkan Barlas’ın, on beş öyküsünü bir araya getiriyor. İnsan olmanın huzursuzluğu, iletişimsizlik, yabancılaşma, yalnızlık ve özgürlük, bu öykülerin asıl dokusunu oluşturuyor. Kitapta, Barlas’ın daha önce değişik dergilerde yayınlanan öyküleri ile yeni yazdığı öyküler bulunuyor. Barlas’ın öyküleri, özellikle yoğun bir anlatıma sahip olmaları ve sürprizler barındırmalarıyla ilgi çekiyor. Yazarın ‘Lanetli Oda’ isimli romanı, düzene yabancılaşmanın getirdiği bir isyan halini resmediyordu. Kendisinin bu öykülerinde de, benzer bir şekilde, yoğun bir sıkıntının ve huzursuzluğun izleri görülebiliyor.

 

Nikolay Vasilyeviç Gogol – Mirgorod Öyküleri (2014)

  • MİRGOROD ÖYKÜLERİ, Nikolay Vasilyeviç Gogol, çeviren: Mehmet Özgül ve Kayhan Yükselir, Everest Yayınları, öykü, 278 sayfa

Kendisi de Ukrayna’da orta halli toprak sahibi bir ailede dünyaya gelen Gogol’ün ‘Mirgorod Öyküleri’, yazarın kökenine, çocukluğuna doğru yaptığı bir yolculuk. Gogol burada yer alan öykülerinde, çocukluğunu etkileyen köy yaşamı ve Kazak geleneklerini yoğun bir biçimde kullanıyor. Kitapta, yazarın daha önce ayrı ayrı yayınlanmış ‘Eski Zaman Beyleri’, ‘Taras Bulba’, ‘Viy’ ve ‘İvan İvanoviç ile İvan Nikiforoviç’in Nasıl Tanıştıklarının Öyküsü’ isimli eserleri yer alıyor. Yazar, bu öykülerinden en meşhuru olan ‘Taras Bulba’da, saygın bir Kazak komutan olan Taras Bulba ile oğulları Ostap ve Andrey’in kahramanlık hikâyesini sunuyor.

Mihail Bulgakov – Kader Yumurtaları (2014)

  • KADER YUMURTALARI, Mihail Bulgakov, çeviren: Erdem Erinç, Everest Yayınları, roman, 98 sayfa

Mihail Bulgakov, hiciv romanı ‘Kader Yumurtaları’nda, Rusya’da bir profesörün adeta bir Frankenstein yaratarak ülkeyi büyük bir karmaşaya sürüklemesi üzerinden, Stalin döneminin “büyüme” ve “ilerleme” politikalarıyla alay ediyor. Romanın başkahramanı olan zooloji profesörü Vladimir Persikov, canlı organizmaların büyüme hızını artıran bir “kızıl” ışın keşfeder. Fakat keşif, felaketle sonuçlanacaktır. Keşfin neticesinde korkunç değişimler geçiren sürüngenler, Moskova’nın kapılarına dayanacaktır. Bulgakov, başkahramanı Persikov’da Lenin’i, işler bozulunca çareyi kaçmakta bulan Kadert’te ise Troçki’yi resmetmiş.

Ünal Ersözlü – Gençliğin Dün Gecesi (2008)

  • GENÇLİĞİN DÜN GECESİ, Ünal Ersözlü, Everest Yayınları, şiir, 98 sayfa

‘Okyanusların Not Defterinden’, ‘Gidiyorum Adım Unutuluş Olsun’ ve ‘Aşk-ı Hakiki’, Ünal Ersözlü’nün ‘Gençliğin Dün Gecesi’nden önceki şiir kitapları. Ersözlü’nün şiirleri oldukça lirik ve izlenimci olmalarıyla öne çıkıyor. Kitaptan bir alıntı: “Ey sevginin efendisi / Akşamları ne muhteşem / Olur yayılır çizgi çizgi / Her denizde bir ay yolu / Kıyısında kır çiçekleri açar / Gözyaşım gövdemde uçurum / Sefilim, barışığım, insanım / Arıyorum kendi anlamımı: / Seviştim, üleştim, koklaştım / Hiçliğe vardım da / Kendime geç kaldım / Bulmak için önce / Yitirmeyi öğrendim / Aşk dedim, tutku dedim / Ömrümün taraçasında / Havva’dan Adem’den miras / Teslimdim arzunun kraliçesine”

Can Bahadır Yüce – Yaslı Mızıka (2014)

  • YASLI MIZIKA, Can Bahadır Yüce, Everest Yayınları, şiir, 57 sayfa

yasli

Can Bahadır Yüce’nin ilk şiir kitabı olan ‘Yaslı Mızıka’, ilk kez 2000 yılında yayınlanmıştı. Hilmi Yavuz bu kitabıyla Yüce’nin, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ilk gençliğini anımsattığını söylemişti. Yüce, kitabının açılış şiiri olan ‘Denizde Ölmek’te şöyle diyor: “su kendine dönüyor, mavilikler kendine / kendine dönüyorsun, işte; kendi yüzündür, / hiç kimse görmemeli, saklan suyun sesinden / üşümesin yıldızlar, yalnızlığını söndür // korsan, daha ne kadar gizlenecek bu hüzün? / yalnızların yalnızı, hey korsan, hey serseri / deniz çirkinleşmeden gömülüp git sulara / bilmez misin dünyada korsanların yok yeri… (…)”

Orhan Kemal – Bütün Oyunlar 1 (2007)

  • BÜTÜN OYUNLAR 1, Orhan Kemal, Everest Yayınları, oyun, 321 sayfa

butun-oyunlar-1

Pek bilinmese de, edebiyatımızın önemli isimlerinden Orhan Kemal’in oyun türünde kaleme aldığı birçok eseri de bulunuyor. Orhan Kemal’in insandan, umuttan ve aydınlıktan yana tavrını bir kez daha gözler önüne seren bu oyunlar, aynı zamanda kendisinin edebiyatın farklı türlerinde yazma yetisinin de en iyi örneklerinden. Yayınevinin Orhan Kemal’in bütün oyunları serisinin bu birinci kitabında ise, yazarın ’72. Koğuş’, ‘Kardeş Payı’ ve ‘Üçkâğıtçı’ isimli oyunları yer alıyor. Bu oyunlardan ’72. Koğuş’, ilk kez, 26 Ocak 1967’de Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenmişti. ‘Kardeş Payı’, ilk kez, Eylül 1970’te Ankara Mithatpaşa Tiyatrosu tarafından ve ‘Üçkâğıtçı’ da, ilk kez 31 Ekim 1997’de Adana Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenmişti. Kitaba, ’72. Koğuş’ oyununa dair dönemin önemli isimlerinin kaleme aldıkları yazılar da eklenmiş.

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (2007)

  • KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ / MELEK SANMIŞTIM ŞEYTANI, Hüseyin Rahmi Gürpınar, yayına hazırlayan: Sevengül Sönmez, Everest Yayınları, 232 sayfa

kuyruklu-yildiz-altinda-bir-izdivac

Hüseyin Rahmi Gürpınar, Türkiye edebiyatının en üretken yazarlarından biriydi. Everest Yayınları, bu önemli ismin tüm eserlerini yayınlamaya başladı. Bunların ikinci kısmı olan yukarıdaki iki kitap da, özellikle genç okurlar için sadeleştirildi. Birinci eser, dünyaya çarpması beklenen Halley kuyrukluyıldızının İstanbul insanının hayatında büyük çalkantılara sebep oluşunu hikâye ediyor. Bir öykü derlemesi olan ikinci kitapta ise, dönemin İstanbul halkının mahalle aralarında yaşadıkları, evlerinin içinde olup bitenler canlı bir şekilde anlatılıyor. Gürpınar’ın kendine has mizahi üslubunu yeniden hatırlamak için iyi bir fırsat.

Brenda Serotte – Falcının Öpücüğü (2007)

  • FALCININ ÖPÜCÜĞÜ, Brenda Serotte, çeviren: Zeynep Seyhan, Everest Yayınları, anı, 305 sayfa

falcinin-opucugu

Brenda Serotte ‘Falcının Öpücüğü’nde, kendi ailesini ve çocuk felciyle savaşını anlatıyor. 1900’lerin başında ABD’ye göç etmiş Sefarad bir ailenin öyküsünün anlatıldığı kitap, aynı zamanda Serotte’nin köklerine doğru gerçekleştirdiği bir yolculuk anlamına da geliyor. Bu yolculuk kimi zaman İspanya’ya, kimi zaman da Kuzey Afrika’ya uğruyor. Fakat anıların, daha çok Çanakkale, Silivri, İzmir ve Ege adalarında duraklamaları, Türkiyeli okurun özellikle ilgisini çekebilecek nitelikte. Anıların çoğunluğunun Türkiye topraklarında geçtiği kitabında Serotte, Türkiye müziği, Türk kahvesi, kahve falı bakma kültürü, bayramlar ve düğünlere dair anımsadıklarını paylaşıyor.

Nihat Behram – Yalın Yürek Bayram Gümüş (2007)

  • YALIN YÜREK BAYRAM GÜMÜŞ, Nihat Behram, Everest Yayınları, anlatı, 210 sayfa

yalin-yurek

Nihat Behram’ın ‘Yalın Yürek Bayram Gümüş’ü, resim sanatçısı Bayram Gümüş’ü ve sanat çalışmalarını merkeze alan bir belgesel anlatı. Behram, Gümüş’ün resimlerini, “Toprakta kökü olmayan fidan gibi, hayatta kökü olmayan sanat da sahi değildir,” şeklinde tanımlıyor. Bu resimler, yalınlıkları ve izleyene sundukları zengin renk cümbüşüyle, naif sanatın iyi örneklerini oluşturur. Behram’ın anlatısı, Gümüş’ün biyografisinden hareketle, bu ismin özgün yaratı evrenine uzanıyor. Buradaki şiirsel dilin, Gümüş’ün resimleriyle buluşarak, yoğunlaştığı ve samimi bir hal aldığı gözlenebiliyor. Kitap için, edebiyat üretimine atıflar yapan, bunu yoğun şiirsel üslubuyla harmanlayan Behram’ın kalemi ile “Açıkçası ben de tanrı olsam göğü her gün başka renge boyardım,” diyen ve doğayla dil bulan Gümüş’ün resim anlayışının buluşması, bu buluşmanın da devasa bir zenginliğe dönüşmesidir denebilir.

David Shields – Gerçeklik Açlığı (2017)

  • GERÇEKLİK AÇLIĞI, David Shields, çeviren: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur, Everest Yayınları, deneme

gerceklik-acligi

Amerika’da yayımlandığı dönemde ilgi uyandıran, yazarının “edebi montaj” şeklinde tanımladığı oyuncu bir kitap. Yazar, Nietzsche, Beckett, Godard, von Trier gibi önemli figürleri ve kimi popüler kültür ikonlarını işlediği metinlerinde, başka yazarlara ait alıntılardan, aforizmalardan ve anekdotlardan serbestçe faydalanıyor.