Joshua Sperling – John Berger: Zamanımızın Bir Yazarı (2022)

John Berger’ın hayatı ve macerası üzerine muazzam bir kitap.

Joshua Sperling, Berger’ın bir hikâyeci ve bir düşünür olarak ne denli benzersiz bir yere sahip olduğunu gözler önüne seriyor.

‘Zamanımızın Bir Yazarı’nda Sperling, 2. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın kültür alanında tartışmasız en önde gelen figürlerinden biri olan Berger’ı konu ediyor: Roman ve denemelerinin yanı sıra tiyatro oyunları, foto-metinleri, televizyon programlarıyla Berger’ın bir hikâyeci ve bir düşünür olarak benzersiz bir yere sahip olduğuna hiç şüphe yok.

Henüz yirmi altı yaşındayken “Siyaseti sanata sokmak şöyle dursun, asıl sanat beni siyasete sürükledi,” diyen Berger ölene dek devrimci tavrından vazgeçmedi, işçilerin, göçmenlerin, ezilenlerin haklarını savundu.

Sperling, yayımlanmamış röportajlardan, elyazmalarından, British Library’de yeni erişime açılmış John Berger Arşivi’nde bulunan belgelerden yararlanarak okuyucuyu kışkırtıcı düşünceleri, çelişkileriyle bu çok yönlü insanın dünyasına davet ediyor.

  • Künye: Joshua Sperling – John Berger: Zamanımızın Bir Yazarı, çeviren: Özge Özgür, Everest Yayınları, biyografi, 352 sayfa, 2022

Simone de Beauvoir – Müphemlik Ahlakı Üzerine / Pirus ve Sineas (2022)

 

Simone de Beauvoir’den özgürlük ve özgürlük etiği üzerine eskimeyecek iki eşsiz deneme.

de Beauvoir burada varoluşçu ahlak, sonsuzluk, insanlık, ötekiler, eylem gibi sorularla özgürlüğün başat olduğu bir varoluşu tartışıyor.

Yirminci yüzyılın en etkili yazar ve düşünürlerinden de Beauvoir’ın bu kitapta bir araya gelen ‘Müphemlik Ahlakı Üzerine’ ile ‘Pirus ve Sineas’ başlıklı felsefi denemeleri sırasıyla 1947’de ve 1944’te yayımlandı.

‘Müphemlik Ahlakı Üzerine’, varoluşçuluğun temelindeki özgürlük ve bu bağlamda varoluşçu bir ahlak için ihtimallere dair bir sorgulamayı içerir.

Yazar felsefi birikime, Sartre, Montaigne, Kant, Hegel, Kierkegaard gibi düşünürlere dayanarak insanlık durumunun müphemliğinin kabulü ve bu kabule dayalı bir ahlak üzerine düşünür.

Beauvoir’ın ilk felsefi denemesi olan ‘Pirus ve Sineas’ Plutarkhos’un bir metninde geçen, Kral Pirus ile Sineas arasındaki bir konuşmadan yola çıkarak sonsuzluk, insanlık, ötekiler, eylem gibi sorularla özgürlüğün başat olduğu bir varoluşu tartışır.

Her iki metin de varlığını hep koruyan özgürlük ve özgürlüğün etiği sorusuna rehberlik eder.

  • Künye: Simone de Beauvoir – Müphemlik Ahlakı Üzerine / Pirus ve Sineas, çeviren: Gülçin Kaya-Rocheman, Everest Yayınları, deneme, 240 sayfa, 2022

Miguel Herráez – Julio Cortázar (2021)

Yirminci yüzyıl dünya edebiyatının devlerinden Julio Cortázar’ın hayatı ve yazarlık serüveni hakkında muhteşem bir biyografi.

Akademisyen, gazeteci, yazar Miguel Herráez, yazarın Brüksel’de başlayan ardından Buenos Aires ve Paris’te devam eden yaşamında ve yazarlık serüveninde soluksuz bir yolculuğa çıkarıyor.

Herráez’in saysız mektup, gazete yazısı ve birebir yapılan görüşmeleri temel alarak yazdığı bu detaylı inceleme, Cortázar’ın ailesi, öğretmenlik serüveni, aşkları, çevirmenlik kimliği, dostlukları, yolculukları, siyasal aktivizmi gibi yaşamının birçok farklı katmanına ışık tutarken bir yandan da hayatı boyunca ona hep eşlik eden edebiyatla ilişkisini de çok kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Son olarak Herráez’in, öyküleri ve romanları bugün hâlâ sayısız okuyucuya ulaşan Cortázar’ın çocukluğundan başlayıp son günlerine dek geçirdiği değişimlere odaklanıyor ve bu değişimlerin eserlerini nasıl şekillendirdiğini anlayabilmesi için okuyucuya eşsiz bir fırsat sunuyor.

  • Künye: Miguel Herráez – Julio Cortázar, çeviren: Çağla Işıl Soykan, Everest Yayınları, biyografi, 2021

Susan Sontag – Radikal İrade Üslupları (2021)

Susan Sontag’ın ne denli büyük bir denemeci olduğunu yakından görmek için bu kitap harika bir vesile.

‘Radikal İrade Üslupları’, Sontag’ın sanat, edebiyat, tiyatro ve sinemadan Vietnam Savaşı’na kadar birçok konuda kaleme aldığı denemeleri içeriyor.

Sontag kitabın ilk iki bölümünde sanatta sessizlik, edebiyatta pornografi, Cioran’ın felsefesi ve yazını, tiyatronun gelişimi ve sesli sinemanın doğuşu, Bergman, Godard ve Bresson’un sinemasına dair zihin açıcı yorumlarda bulunuyor.

Üçüncü ve son bölümdeki en hacimli denemesinde ise davet üzerine iki hafta zaman geçirdiği Vietnam’daki deneyimlerini aktarıyor.

‘Radikal İrade Üslupları’, hem radikal tavrıyla Sontag’ın sadık okurları hem de yazarla ilk defa tanışacaklar için birçok kez dönüp okunacak bir kitap.

  • Künye: Susan Sontag – Radikal İrade Üslupları, çeviren: Nuray Önoğlu, Everest Yayınları, deneme, 325 sayfa, 2021

Franco “Bifo” Berardi – Sonun Fenomenolojisi (2021)

Pandemi, insan denen hayvanın yeryüzündeki sonunu getirebilir.

Franco “Bifo” Berardi, ancak radikal ekonomik eşitlik ve kültürel özgürlükle bu gelecek perspektifinden kurtulabileceğimizi belirtiyor.

Kapsamlı bir kuramsal temel ve düşünsel arka plana sahip ‘Sonun Fenomenolojisi’, Covid-19 pandemisinin gezegeni ve üzerinde yaşayan hepimizi cevapsız sorularla baş başa bırakan belirsizlik sürecinde olup bitenleri analiz ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Sonun fenomenolojisi. İyi de neyin sonu? Bu bize bağlı, bu sana bağlı.

Hiçbir politikanın gerçekleştiremediği ve bir virüsün paradoksal biçimde uçurumun kıyısında, aynı zamanda da kurtuluşun eşiğindeki insanlığın elini uzatınca tutacağı kadar yakınına getirdiği, iki yüzyıldır beklenen ve vaat edilen bir son: Paraya ve ücretli emeğe dayalı önyargıdan kurtuluş.

Bu koşulları sağlamayı beceremezsek, o zaman sözünü etmek durumunda kalacağımız son, insanlığın sonu olacak. Paylaşılan değer olarak, duyarlılık, zekâ ve anlayış olarak insanlığın, ama aynı zamanda tür olarak da insanlığın: İnsan denen hayvanın yeryüzündeki sonu.

Bu kez işin şakası yok: Dünyanın yarısındaki orman yangınları, buzulların erimesi, Afrika Boynuzu’nda görülen çekirge istilası, silahlanma yarışı, dünyanın birçok bölgesine geri gelen açlık ve bir sağlık terörü dönemini haber veren viral pandemi.

Bütün bunlar tek bir anlama geliyor: Yokoluş gündemde ve radikal ekonomik eşitliğin, kültürel özgürlüğün, hareketlerin yavaşlığı ile düşüncelerin hızı dışında bu gelecek perspektifinden çıkışın bir yolu yok.”

  • Künye: Franco “Bifo” Berardi  – Sonun Fenomenolojisi, çeviren: Bengi Oya, Mert Erarslan ve Serhan Ada, Everest Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2021

Pierre Drieu La Rochelle – Hayalet Işık (2021)

Paris’te derbeder bir hayat yaşayan Alain’in dünyasına inen çarpıcı bir roman.

Pierre Drieu La Rochelle’in, otuz yaşında intihar eden arkadaşı Jacques Rigaut’dan etkilenerek kaleme aldığı ‘Hayalet Işık’, psikanalizi ustaca kullanmasıyla da dikkat çekiyor.

La Rochelle, arkadaşının ölümünden bir yıl sonra ‘Hayalet Işık’ı kaleme almıştı.

Rigaut’nun son günleri, Rochelle’in kitabının kahramanı Alain’e esin kaynağı olur.

‘Hayalet Işık’, askerlik hizmetinden döndükten sonra derbeder bir hayat yaşamış, kadınlara ve paraya düşkün, uyuşturucuya bağımlı hale gelmiş Alain’in ışığıdır.

Bağımlılığı için tedavi gördüğü kliniğin doktoru onun artık iyileştiğinden, klinikte kalmasına gerek olmadığından emindir.

Doktorla aynı fikri paylaşmayan Alain, Paris’teki eski arkadaşlarını ziyaret etmeye karar verir.

Arkadaşları hayatla arasındaki bağı onarabilecek, ona yardım edebilecek midir?

Yeni Dalga akımının önde gelen isimlerinden Louis Malle’in 1963 yılında “Le Feu follet” adıyla sinemaya uyarladığı, 2011 yılında bu kez Joachim Trier’in Oslo, 31 Ağustos filmine ilham kaynağı olan ‘Hayalet Işık’, güncelliğini koruyan, zamansız bir anlatı.

  • Künye: Pierre Drieu La Rochelle – Hayalet Işık, çeviren: Emre Tokcael, Everest Yayınları, 112 sayfa, 2021

Rosalind E. Krauss – Modern Heykel Dehlizleri (2021)

Modern heykelin serüveni hakkında çok güzel bir çalışma.

Eleştirmen ve teorisyen Rosalind Krauss, Rodin’den günümüze usta heykeltıraşların önde gelen eserlerini, heykel sanatı sorunlarına farklı yaklaşımların ışığında inceliyor.

Krauss, Rodin’in “Cehennem Kapıları” adlı eserini gözeterek modernliğe dair ayrıntılı bir sorgulamaya girişiyor.

Sırasıyla Fütürizm, Yapısalcılık; Duchamp’ın “Hazır Yapımları”, David Smith’in “Tanktotem”i ve heykelsi gerçekliğin üstünde durduktan sonra Picabia, Calder, Oldenburg ve genç heykeltıraşlar Carl Andre, Mel Bochner, Robert Morris, Don Judd, Richard Serra, Sol LeWitt, Robert Smithson ve Michael Heizer’ın çalışmalarını derinlemesine irdeliyor.

Son derece biçimci ve analitik olan çalışma, anlatı zamanının ele alınışı, mekânın kullanımı ve gerçeküstücü heykele ilişkin oyun stratejileri gibi heykeltıraşlığa özgü düşünceler etrafında şekilleniyor.

  • Künye: Rosalind E. Krauss – Modern Heykel Dehlizleri, çeviren: Sibel Erduman, Everest Yayınları, sanat, 352 sayfa, 2021

Artun Ünsal ve Beyhan Gence Ünsal – İstanbul’un Lezzet Tarihi (2021)

Başka pek çok şeyin yanı sıra, yemek ve mutfak kültürü alanında da önemli çalışmalara imza atmış Artun Ünsal’dan bir şaheser daha.

Ünsal burada, İstanbul’un yemek kültüründe keyifli bir yolculuğa çıkıyor.

Bize bu yolculukta ise, Beyhan Gence Ünsal’ın birbirinden lezzetli tarifleri eşlik ediyor.

Yazarlar çalışmalarını, kendilerine yemek zevkleri ve damak tatlarını miras bırakmış aile büyüklerinin yanı sıra başta ünlü yazar, döneminin sayılı yemekseverlerinden ve hepsi de birer şaheser olan anı kitaplarının yazarı Refik Halit Karay ve onun izinden giden, yemek olayını sadece nefis köreltmek ya da karın doyurmak değil, ortak kültürümüzün ayrılmaz bir parçası gibi gören herkese adadıklarını belirtiyor.

‘İstanbul’un Lezzet Tarihi’, İstanbul ve mutfağı konusunda ilgi, sevgi, bilgi ve emek içeren uzun soluklu bir çalışmanın ürünü.

  • Künye: Artun Ünsal ve Beyhan Gence Ünsal – İstanbul’un Lezzet Tarihi, Everest Yayınları, yemek, 550 sayfa, 2021

Vasili Kandinski – Sanatta Manevilik Üstüne (2021)

“Renk tuş, göz ona vuran çekiç, ruh da telli bir enstrümandır.”

Vasili Kandinski bu önemli yapıtında, sanatta manevilik konusunu ve manevi bir rehber olarak sanatçıda sezginin rolünü tartışıyor.

Sanatın asıl eğiliminin insanın kalbinin derinliklerine ışık tutmak olduğunu belirten Kandinski, bu kitabının, her şeyden önce, gelecek için mutlaka gerekli olan ve sonsuz deneyimleri mümkün kılan bir yeteneği, maddi ve soyut nesnelerde manevi olanı duyumlama yeteneğini uyandırma amacını güttüğünü belirtiyor.

  • Künye: Vasili Kandinski – Sanatta Manevilik Üstüne, çeviren: Tevfik Turan, Everest Yayınları, sanat, 152 sayfa, 2021

Oktay Akbal ve Hilmi Yavuz – Sanki Her Şey Daha Dün Gibi (2021)

İki büyük ustanın, Oktay Akbal ile Hilmi Yavuz’un mektuplaşmaları, bu kitapta.

‘Sanki Her Şey Daha Dün Gibi’, Akbal ve Yavuz’un 1964 ile 1970 yılları arasındaki mektuplaşmalarını barındırıyor.

Hilmi Yavuz bu dönemde Londra’da BBC’de, Oktay Akbal da İstanbul’dadır.

Mektuplar, iki yazarın dostluklarına, hayat mücadelelerine, Dünyaya ve yazıya bakışlarına, entelektüel ilgilerine ışık tutuyor.

Kitap aynı zamanda yazıldıkları dönemin basın, politika ve edebiyat dünyasına ilişkin önemli bilgiler de barındırıyor.

  • Künye: Oktay Akbal ve Hilmi Yavuz – Sanki Her Şey Daha Dün Gibi, Everest Yayınları, mektup,168 sayfa, 2021