Andrey Tarkovski — Zaman Zaman İçinde (2026)

Andrey Tarkovski’nin 1970’ten ölümüne kadar uzanan iç dünyasını açığa çıkaran, parçalı ama derin bir düşünsel yolculuk. ‘Zaman Zaman İçinde: Günlükler 1970-1986’ (‘Martyrolog’), bir yönetmenin yalnızca filmlerini değil, o filmleri mümkün kılan zihinsel, duygusal ve ruhsal süreçleri de görünür kılıyor. Tarkovski, sanatın yüzeyde görünen başarılarından çok, arka plandaki bekleyişleri, hayal kırıklıklarını ve inatçı arayışları anlatıyor. Film çekmekte zorlandığı yıllarda yaşadığı tıkanmışlık, Sovyet bürokrasisiyle yaşadığı gerilimler ve üretme arzusunun sürekli engellenmesi, metnin temel gerilimlerinden birini oluşturuyor.

Eserde aile önemli bir yer tutuyor. Özellikle şair babası Arseni Tarkovski ile kurduğu bağ, sanat anlayışının duygusal ve şiirsel yönünü besleyen temel kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor. Tarkovski, yalnızca sinemayı değil, edebiyatı da yaratıcı sürecinin merkezine yerleştiriyor; Dostoyevski, Tolstoy, Hermann Hesse ve Thomas Mann üzerine düşünerek sanatın evrensel dilini sorguluyor. Bu düşünceler, onun sinemasındaki metafizik derinliğin entelektüel arka planını oluşturuyor.

Günlüklerde, yönetmenin filmlerine dair yaratım süreçleri de dikkat çekici ayrıntılarla yer alıyor. Andrei Rublev, Solaris ya da Stalker gibi yapıtların ardındaki fikirler, planlar ve kararsızlıklar, sanatın doğasına dair samimi bir bakış sunuyor. Bunun yanı sıra Hamlet sahnelemesi ve Dostoyevski’nin “Budala”sını uyarlama girişimi gibi projeler, Tarkovski’nin yalnızca sinemayla sınırlı kalmayan yaratıcı ufkunu gösteriyor.

Metnin ilerleyen bölümlerinde sürgün deneyimi belirginleşiyor. Ülkesinden uzak kalmanın yarattığı yalnızlık ve köksüzlük duygusu, onun sanat anlayışını daha da içe dönük ve metafizik bir hale getiriyor. Ancak tüm bu zorluklara rağmen günlükler karanlık bir umutsuzluk taşımıyor; aksine, sade ve içten anlatımıyla yaşamın anlamını sanatta arayan bir zihnin sıcaklığını yansıtıyor. Bu yönüyle eser, yalnızca bir yönetmenin günlüğü değil, sanatın, inancın ve insanın varoluşuna dair derin bir sorgulama olarak önem taşıyor.

Andrey Tarkovski — Zaman Zaman İçinde: Günlükler 1970-1986
Çeviren: Erdem Erinç • Alfa Yayınları
Günlük • 768 sayfa • 2026

Andrey Platonov – Edebiyat Fabrikası (2024)

Andrey Platonov’un yetkin kalemi yalnızca kurmaca eserlerde değil, denemeleri ve eleştiri yazılarında da hayat buluyor.

‘Edebiyat Fabrikası’nda Platonov’un bu kurmacadışı metinleri, edebiyatın ve sanatın toplumsal dönüşümlerden nasıl etkilendiğini, yazarların bu değişimlere nasıl yanıt verdiğini ve edebiyatın insanların ve dönemin ruhunu nasıl şekillendirdiğini tartışıyor.

Bu kitap, yazarın felsefi, siyasi ve edebi görüşlerini, toplumsal meselelere bakış açısını ve sanat anlayışını keşfetmek isteyen okurlara tatminkâr bir okuma sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“İnsanın içine yerleşen ve orada ölen hisler vardır. İnsanın zayıflığının bir emaresidir bu. Sebebi itibarıyla küçük ama insanda yanıp, tükenip, dağılıp, kendine bir yer edinemeyip de hayatın ateşiyle savrulup giden, görünmez olduklarından insanın içinde nasıl barındıkları kestirilemeyen hisler vardır.

Şöyle olur: İnsan çalışır, başka da bir şey yapmaz. Yüzlerce insan geçip gitti, onlarla birlikte çalışan insan görüntüsünün yarattığı izlenim de içlerinde parlayıp söndü. Sonra bir kişi daha gelip geçerken bu olağan durumda başka bir şey gördü. Gördükleri içinde sönmeyen, o küçücük şey koskocaman oldu, ona ıstırap verip dışarıya çıkmak için kıvrandırıp durdu. İşte o kişi hislerini kâğıda döktü, böylelikle rahatladı.”

  • Künye: Andrey Platonov – Edebiyat Fabrikası, çeviren: Erdem Erinç, Kolektif Kitap, deneme, 232 sayfa, 2024

Andrey Platonov – Birbirimiz İçin Yaşayacağız (2018)

Andrey Platonov hayranları bu kitabı kaçırmasın.

Zira Platonov’un 1920-1950 yılları arasında kaleme aldığı mektupları, bu gizemli yazar hakkında birçok önemli detay sunmalarıyla önemli.

Bir mektubunda, “Sana duyduğum özlem bizi birbirimizden ayıran günlerle birlikte büyüyor.” diyen Platonov burada,

  • Eşine duyduğu sonu gelmez aşkını,
  • Komünizm karşıtı, sakıncalı biri gibi algılanması sonucunda edebiyat dünyasından dışlanmasının kendisinde yarattığı etkiyi,
  • Hayatı boyunca yaşadığı büyük maddi sıkıntılar nedeniyle birbirinden farklı şehirlerde çalışmakla geçen hayatını,
  • Hapishane yıllarının kendisi üzerinde yarattığı ve izleri ölene dek sürecek büyük tahribatı,
  • Ve çok sevdiği oğlunu kaybetmenin ardında bıraktığı unutulamaz acıyı görüyoruz.

Platonov’un mektupları, her ne kadar trajik ve dışlanmış bir dehanın derin kederini yansıtsa da, aynı zamanda ümit etmekten, yaşama ısrarından, çabalamaktan, sevmekten ve aşktan taviz vermeyen ince bir insanın dünyasına bizi konut etmeleriyle önemli.

  • Künye: Andrey Platonov – Birbirimiz İçin Yaşayacağız, çeviren: Erdem Erinç, Metis Yayınları, mektup, 264 sayfa, 2018

Mihail Bulgakov – Kader Yumurtaları (2014)

  • KADER YUMURTALARI, Mihail Bulgakov, çeviren: Erdem Erinç, Everest Yayınları, roman, 98 sayfa

Mihail Bulgakov, hiciv romanı ‘Kader Yumurtaları’nda, Rusya’da bir profesörün adeta bir Frankenstein yaratarak ülkeyi büyük bir karmaşaya sürüklemesi üzerinden, Stalin döneminin “büyüme” ve “ilerleme” politikalarıyla alay ediyor. Romanın başkahramanı olan zooloji profesörü Vladimir Persikov, canlı organizmaların büyüme hızını artıran bir “kızıl” ışın keşfeder. Fakat keşif, felaketle sonuçlanacaktır. Keşfin neticesinde korkunç değişimler geçiren sürüngenler, Moskova’nın kapılarına dayanacaktır. Bulgakov, başkahramanı Persikov’da Lenin’i, işler bozulunca çareyi kaçmakta bulan Kadert’te ise Troçki’yi resmetmiş.