Lawrence Venuti – Çevirinin Skandalları (2025)

Lawrence Venuti’nin ‘Çevirinin Skandalları: Farklılıkların Etiğine Doğru’ (‘The Scandals of Translation: Towards an Ethics of Difference’) adlı kitabı, çeviri eyleminin kültürel ve etik boyutlarını sorgular. Venuti, çevirinin yalnızca bir dilsel aktarım değil, aynı zamanda ideolojik bir müdahale olduğunu savunur. Batı merkezli çeviri anlayışının, farklı kültürleri bastırarak homojenleştirdiğini belirtir.

Kitapta Venuti, “görünmezlik” kavramını öne çıkarır. Çevirmenlerin genellikle metne sadık kalmak adına kendilerini silmeleri, aslında kaynak kültürün farklarını görünmez kılar. Bu durum, çeviri aracılığıyla kültürel tahakküm kurma riskini doğurur.

Venuti, yerelleştirici çeviri stratejilerinin, okura tanıdık gelen metinler sunarken, öteki kültürleri boğduğunu vurgular. Ona göre etik bir çeviri, farklılığı koruyarak çalışmalı, kaynak metnin yabancılığını görünür kılmalıdır.

‘Çevirinin Skandalları’, çeviri sürecinin politik doğasına dikkat çekerken, çevirmenin sorumluluğunu yeniden tanımlar. Venuti, çevirmenin yalnızca diller arası değil, kültürler arası bir aracı olduğunu ve bu aracılığın etik ilkelerle yönlendirilmesi gerektiğini ileri sürer.

Bu kitap, çeviri kuramına eleştirel bir bakış sunarken, kültürel çeşitliliğe saygılı bir çeviri anlayışının nasıl inşa edileceğini tartışmasıyla önemli.

  • Künye: Lawrence Venuti – Çevirinin Skandalları: Farklılıkların Etiğine Doğru, çeviren: Erdem Hürer, Everest Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2025

Ali Behdad – Camera Orientalis (2025)

Ali Behdad’ın bu kitabı, fotoğrafın Doğu’yu “keşfetme” ve temsil etme biçimlerini eleştirel bir bakış açısıyla inceliyor. ‘Camera Orientalis: Ortadoğu Fotoğrafçılığının Yansımalar’ (‘Camera Orientalis: Reflections on Photography of the Middle East’), 19. yüzyılın ortalarından itibaren özellikle Avrupalı seyyahlar, oryantalistler ve sömürgeciler tarafından çekilen fotoğrafların, Doğu’ya dair Batılı tahayyülleri nasıl inşa ettiğini ve pekiştirdiğini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Behdad, fotoğrafın nesnel bir kayıt aracı olmaktan ziyade, belirli bir ideolojik çerçeve içinde nasıl kullanıldığını ve Doğu’nun egzotik, hareketsiz ve Batı’nın tüketimine açık bir “öteki” olarak sunulmasına nasıl hizmet ettiğini gösteriyor.

Kitap, fotoğrafın sadece görsel bir belge olmadığını, aynı zamanda kültürel bir müdahale aracı olduğunu savunur. Oryantalist fotoğrafçıların kompozisyonları, seçtikleri konular ve aydınlatma teknikleri aracılığıyla, Doğu’nun Batılı gözlemci için nasıl “okunur” hale getirildiğini analiz eder. Behdad, bu fotoğrafların genellikle Doğu’nun özgünlüğünü ve karmaşıklığını basitleştiren, stereotipleri güçlendiren ve Doğu’yu Batı’nın üstünlüğünü kanıtlayan bir dekor olarak kullanan bir bakış açısı sunduğunu ortaya koyar.

‘Camera Orientalis’, oryantalist fotoğraf geleneğinin, sömürgecilikle olan bağlarını ve iktidar ilişkilerini de mercek altına alıyor. Fotoğrafların, sömürgecilik projelerini meşrulaştırmada, Doğu’yu yönetilebilir ve kontrol edilebilir bir alan olarak göstermede nasıl bir rol oynadığını tartışıyor. Behdad, fotoğrafın hem bir tanıklık hem de bir manipülasyon aracı olarak çifte rolünü vurgulayarak, görsel temsilin karmaşık doğasına ışık tutuyor.

  • Künye: Ali Behdad – Camera Orientalis: Ortadoğu Fotoğrafçılığının Yansımaları, çeviren: Didem Kizen Matalon, Everest Yayınları, fotoğraf, 288 sayfa, 2025

Jenny Diski – Trendeki Yabancı (2025)

Jenny Diski’nin ‘Trendeki Yabancı: Amerika’yı Katederken Kesintilerle Hayal Kurup Sigara İçmek’ (‘Stranger On A Train: Daydreaming and Smoking Around America’) adlı eseri, yazarın Amerika Birleşik Devletleri’ni trenle yaptığı yolculuğu ve bu yolculuk sırasında yaşadığı deneyimleri anlatıyor. Diski, yolculuk boyunca tren kompartımanında geçirdiği zamanı düşünmek, hayal kurmak ve sigara içmekle geçiriyor. Bu süreçte, Amerika’nın farklı bölgelerinden insanlarla tanışıyor, onların hikayelerini dinliyor ve kendi iç dünyasına doğru bir yolculuk yapıyor.

Kitap, Diski’nin kişisel deneyimleri üzerinden Amerika’nın toplumsal ve kültürel yapısına dair gözlemlerini içeriyor. Yazar, yolculuk boyunca karşılaştığı insanların yaşam tarzlarını, değerlerini ve inançlarını kendi perspektifinden yorumluyor. Bu yorumlar, zaman zaman ironik, zaman zaman eleştirel bir üslupla okuyucuya sunuluyor.

Diski’nin anlatımı, tren yolculuğunun monotonluğu ve dinginliğiyle uyumlu bir şekilde ilerliyor. Yazar, düşüncelerini ve gözlemlerini akıcı bir dille ifade ederken, okuyucuyu da kendi iç dünyasına davet ediyor. Kitap, sadece bir seyahatname değil, aynı zamanda yazarın kişisel düşüncelerini, duygularını ve deneyimlerini yansıtan bir otobiyografik eser olarak da değerlendirilebilir.

Sonuç olarak, kitap, Jenny Diski’nin Amerika’yı trenle yaptığı yolculuk sırasında yaşadığı deneyimleri ve bu deneyimler üzerinden yaptığı gözlemleri anlatan samimi ve içten bir eser. Kitap, seyahat, kişisel gelişim ve kültürel gözlem konularına ilgi duyan okuyucular için keyifli bir okuma deneyimi sunuyor.

  • Künye: Jenny Diski – Trendeki Yabancı: Amerika’yı Katederken Kesintilerle Hayal Kurup Sigara İçmek, çeviren: Nurhayat Çalışkan, Everest Yayınları, gezi, 336 sayfa, 2025

Luise von Flotow – Çeviri ve Toplumsal Cinsiyet (2024)

Uzun yıllardır Ottawa Üniversitesi’nde görev yapan çeviri araştırmacısı ve çevirmen Luise von Flotow, 1990’larda çeviriyi sömürgecilik sonrası yaklaşımlarla buluşturan Kanada ekolünün önemli bir temsilcisidir.

Bu ekolün öncülü, Fransız feminizminin etkisiyle Kanada’da özellikle 1980’lerde görülen feminist çeviri etkinliğidir.

Feminist çeviri dinamiklerini kavramsal ve tarihsel boyutlarıyla örnekleyen ‘Çeviri ve Toplumsal Cinsiyet: “Feminizm Çağı”nda Çeviri’, antik dönemin lirik şairi Sappho’dan feminist aktivist Simone de Beauvoir’a kadar kadın yazınının tarihsel yolculuğuna çeviri penceresinden bakan değerli bir başvuru kaynağıdır.

Bunda kitabın derlediği örneklerin çeşitliliği kadar von Flotow’un feminist eleştirel bakışının ve yorumlarının da etkisi büyüktür.

Önsözdeki ifadesiyle bu kitap, yazarın “kültürel bir yapılanma olarak toplumsal cinsiyetin feminist açılımlarına ve kültürel bir aktarım olarak çeviriye olan ilgisinin” bir sonucudur.

Von Flotow,

  • Çevirmen, üçüncü dünya ülkelerindeki kadınların sesinin Batı’da duyulmasında tam olarak nasıl bir rol oynar?
  • Nasıl bir çeviri yapmalıdır?
  • Çeviriyi kimin için yapar?
  • Çevirisi yalnızca o kadınların sömürülmesine hizmet etmekle mi kalır, yoksa uluslararası feminist amaçlara anlamlı bir katkı mı sağlar?

gibi soruları toplumsal cinsiyet ve çeviriye ilgi duyan okur ve araştırmacıların dikkatine sunuyor.

  • Künye: Luise von Flotow – Çeviri ve Toplumsal Cinsiyet: “Feminizm Çağı”nda Çeviri, çeviri: Alev Bulut Kerimoğlu, Everest Yayınları, feminizm, 192 sayfa, 2024

 

Richard Zenith – Pessoa (2024)

Portekiz edebiyatının ve Avrupa modernizminin önde gelen isimlerinden Fernando Pessoa, şiir, tiyatro, kurgu, kurgudışı birçok eser kaleme aldı, asıl üne ölümünden sonra kavuştu.

Eline geçirdiği her türden kâğıda karaladığı yazılarını istiflediği meşhur sandığı, 25.000’den fazla belgeyi barındırır.

Farklı heteronimlerle –yani yazarın kendisinden farklı bir edebi tarzda yazan takma kimliklerle–kaleme aldığı bu belgelerden birine Pessoa, “Evren gibi çoğul ol!” notunu düşmüştür.

Pessoa’nın birçok eserinin çevirmeni olan Richard Zenith, bu çoksesli evrenin arkasındaki gizemli yazarın yaşamını titiz ve kapsamlı bir araştırmayla ortaya koyuyor.

Üstelik bu sadece Fernando Pessoa’nın değil, başta Alberto Caeiro, Ricardo Reis, Álvaro de Campos ve Bernardo Soares olmak üzere onlarca heteronimin de yaşam ve yaratım öyküsü.

Devasa bir çalışma.

Pessoa’nın yazıları rehbere ihtiyaç duyan bir şehirdi.

Zenith sayesinde sonunda bir rehberimiz oldu.

  • Künye: Richard Zenith – Pessoa, çeviren: Can Sezer, Everest Yayınları, biyografi, 974 sayfa, 2024

Sherry Simon – Çeviri Şehirleri (2024)

‘Çeviri Şehirleri’, okuyucuyu çokdilli şehirleri çeviri dinamikleri ışığında (yeniden) keşfetmeye davet ederken diller arasındaki yaratıcı etkileşimin kültürel çeşitlilik açısından gücünü ve önemini ortaya koyuyor.

Coğrafi, kültürel ve dilsel olarak bölünmüş Kolkata, Trieste, Barselona ve Montreal’in zengin bir arka plan oluşturduğu bu çalışma, güç ilişkileri ve bölünmüşlüklerle şekillenmiş çeviri ve edebiyat pratiklerini inceliyor, sınırları keskinleştiren bakış açısını ve bunun dayattığı geleneksel kavramları sorguluyor.

Bu çekici keşfe eşlik eden fotoğraflar ve haritalarla daha da aydınlatıcı bir yolculuğa dönüşen Simon’ın titiz çalışması, şehirlere bakış açınızı tümüyle değiştirecek nitelikte.

Şehirleri dillerin ve çevirinin kültürel, coğrafi ve tarihsel boyutlarla iç içe geçtiği mekânlar olarak sunan ‘Çeviri Şehirleri’, geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyor.

Sadece çeviribilimciler, edebiyatçılar, göstergebilimciler ve kültürel çalışmalar meraklıları için değil, dillerin karmaşık etkileşimine ve sınırları muğlaklaştırma gücüne ilgi duyan bütün okuyucular için dikkat çekici bir kitap.

  • Künye: Sherry Simon – Çeviri Şehirleri: Dil ve Hafızanın Karşılaşmaları, çeviren: Şule Demirkol Ertürk, Everest Yayınları, inceleme, 352 sayfa, 2024

Priscilla Mary Işın – Osmanlı Mutfak Sözlüğü (2023)

Priscilla Mary Işın, merakının peşine düşerek çıktığı yolda araştırmalarıyla Osmanlı mutfak tarihi literatürünün gelişmesine büyük katkı sağladı.

Işın’ın yıllara yayılan kapsamlı çalışmalarının ürünlerinden olan ‘Osmanlı Mutfak Sözlüğü’, her tür yiyecek-içecek ve araç-gereçlerin sözlük anlamlarından başka, bitki ve hayvanların adları ve bilimsel karşılıkları, yetiştikleri coğrafya, yemek tarifleri, mutfak gelenekleri, kimi sözcüklerin ve kavramların tarihsel gelişimi gibi pek çok bilgi içeriyor.

Mutfağa ve tarihine ilgi duyan herkes için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı.

Mary Işın, sözlüğünün hazırlık aşamasında yaşadıkları için şöyle diyor:

“Bu işin birkaç hafta, bilemedim birkaç ay süreceğini düşündüm. Bir falcı yıllar alacağını söyleseydi herhalde cesaretim kırılacak ve vazgeçecektim.”

  • Künye: Priscilla Mary Işın – Osmanlı Mutfak Sözlüğü, Everest Yayınları, sözlük, 576 sayfa, 2023

Tejaswini Niranjana – Çevirinin Konumu (2023)

Çevirinin siyasi bir eylem olduğunu savunan Tejaswini Niranjana, ‘Çevirinin Konumu’nda İngilizlerin Hindistan’ı sömürgeleştirme sürecinde çeviriyi bir araç olarak kullandıklarını ve böylece bir “öteki” yarattıklarını ortaya koyuyor.

Jacques Derrida, Paul De Man ve Walter Benjamin gibi post-yapısalcılığın önemli düşünürlerinden hareketle Niranjana, çevirinin uzun zamandır halklar, ırklar ve diller arasındaki eşitsiz güç ilişkilerini sürdüren bir alan olduğunu gösteriyor.

Ona göre Batı felsefesinden beslenen geleneksel çeviri anlayışı, sömürgeciliğin egzotik ötekiyi değişmez ve tarihdışı olarak inşa etmesine ve böylece ona daha kolay hükmetmesine yardım etmiştir.

On sekizinci yüzyıldan günümüze kadar Hintçeden yapılmış bazı çevirileri de karşılaştırmalı olarak inceleyen Niranjana, bu çalışmasıyla çevirinin aynı zamanda bir direniş ve dönüşüm alanı olduğunu da ileri sürüyor.

  • Künye: Tejaswini Niranjana – Tarih, Post-yapısalcılık ve Sömürgecilik Bağlamında Çevirinin Konumu, çeviren: Ensar Macit, Everest Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2023

James Attlee – İstasyonlar Arasında (2023)

‘İstasyonlar Arasında’ isimli kitabında James Attlee, 19. yüzyılda Londra ile Bristol arasında döşenen ve ülkeyi bıçak gibi ortadan ikiye bölerek iki büyük şehri birbirine bağlayan Great Western Hattı’nı takip ediyor.

Çığır açan tasarımları ve dâhice yapılarıyla Sanayi Devrimi’nin önemli isimlerinden Isambard Kingdom Brunel’in inşa ettiği demiryolu hattında tarihsel ve kültürel bir keşfe çıkıyor.

Londra, Paddington İstasyonu’ndan başlayarak batıya, Bristol’e ilerleyişini “Konumlar”, “Sapmalar” ve “Ara Sözler” başlıkları altında kaydeden yazar, hâlâ her gün binlerce kişinin seyahat ettiği hat boyunca Oscar Wilde, Diana Dors, T.E. Lawrence, Eddie Cochran, Haile Selassie ve elbette Isambard Kingdom Brunel’in izini sürerek okuru merak uyandırıcı bir seyahate davet ediyor.

‘İstasyonlar Arasında’, benzersiz bir demiryolu seyahati kaydı – kısmen kişisel bir yolculuk, kısmen tarih, kısmen mimarlık rehberi, kısmen seyahatin doğasına dair bir tefekkür, kısmen ulusal benliğin soruşturması…

  • Künye: James Attlee – İstasyonlar Arasında: Great Western Hattında Hikâye Arayışı, çeviren: Çağla Konuk, Everest Yayınları, deneme, 264 sayfa, 2023

John Cheever – John Cheever’ın Mektupları (2023)

Pulitzer Ödülü sahibi roman ve öykü yazarı John Cheever’ın, oğlu Benjamin Cheever tarafından derlenen mektupları, bizi bu büyük yazarın ruhsal ve yazınsal dünyasına davet ediyor.

Aralarında Philip Roth, John Updike ve Saul Bellow’un da yer aldığı arkadaşlarına ve çevresine haftada otuz mektup yazan Cheever, “Bir mektubu saklamak, bir öpücüğü saklamaya benzer” düşüncesiyle yazıştığı insanlardan mektupları yok etmelerini isterdi.

Buna rağmen günümüze ulaşabilen ve özenle derlenen mektupları, “Amerika’nın Çehov’u” John Cheever’ın karmaşık karakterini; bastırılmış cinselliğinin, alkolikliğinin ve hırslarının yanı sıra kendine has mizahını da yansıtıyor.

Benjamin Cheever’ın sözleriyle, “Sevdiğimiz insanların hatıralarında ölümsüzlüğün yakalanması mümkünse, o zaman babam bugün de 27 Mayıs 1912’de ciyak ciyak ağlayarak dünyaya geldiği günkü kadar canlı.”

  • Künye: John Cheever – John Cheever’ın Mektupları, derleyen: Benjamin Cheever, çeviren: Can Sezer, Everest Yayınları, mektup, 504 sayfa, 2023