Philippe Petit – Yaratıcılık (2015)

  • YARATICILIK, Philippe Petit, çeviren: Volkan Atmaca, Everest Yayınları

yaraticilik

Petit daha çok, 1974’te İkiz Kuleler’de gerçekleştirdiği ip cambazı Fransız olarak bilinse de, kendisi sihirbaz, tasarımcı ve yazar şapkalarına da sahip. Samimi üslubuyla dikkat çeken kitap, yaratıcılığı “kusursuz suç” olarak tanımlayan bu sıra dışı sanatçının özgün hayal gücünü gözler önüne seriyor.

Erhan Bener – Baharla Gelen (2017)

  • BAHARLA GELEN, Erhan Bener, Everest Yayınları

baharla-gelen

Başkahramanı Reha’nın hayatı üzerinden bireyin varoluş krizini derinlemesine işleyen bir roman. Reha’nın zorlu geçen askerlik süreci ile bunun hemen öncesinde derin bir bunalımın üstesinden gelmeye çalıştığı bir döneminde geçen roman, kahramanımızın yaşadığı çelişkileri ve kararsızlıkları, bunlarla yüzleşme girişimini ve adım adım olgunlaşmasını hikâye ediyor.

İsmet Kür – Onuncu Sigara (2007)

  • ONUNCU SİGARA, İsmet Kür, Everest Yayınları, roman, 201 sayfa

onuncu-sigara

İsmet Kür’ün ‘Onuncu Sigara’sı, başkahramanı Yosun’un, 12 Eylül’le kesişen hikâyesini anlatıyor. Anne ve babasının mutsuzluğuna tanık olan Yosun, bu arada kişisel anlamda yaşadığı boşlukları ve acıları da ayrımsamaya başlar. Geçmişine yaptığı yolculukta, babasının bir dönem çok sevdiği Zerrişte’yi keşfeder. Fakat bu yolculuk, aynı zamanda kendisinin, babasının ve Zerrişte’nin 12 Eylül nedeniyle yaşadıkları acıların yeniden hatırlanması anlamına da gelecektir. İsmet Kür’ün romanı böylece, Yosun’un kişisel arayışını anlatırken, bir dönemin acılarını da kayda geçiriyor. Roman bilhassa, anne, kız ve sevgili olarak okurun karşısına çıkan kadın karakterlerin sağlamlığıyla öne çıkıyor.

Emine Çaykara – Melek Annem ve Ben (2007)

  • MELEK ANNEM VE BEN, Emine Çaykara, Everest Yayınları, anı, 280 sayfa

melek

Emine Çaykara’nın ‘Melek Annem ve Ben’i, Kandilli’deki Abud yalısına, bu yalıdaki yaşanmışlıklara yer veriyor. Mehmet Abud’un anlatımlarıyla ortaya çıkan kitap, kendisinin ağırlıklı olarak annesi Belkıs hanıma dair anımsadıklarından oluşuyor. Anılarda, Türkiye’nin yakın tarihine dair ayrıntıların yanında, bir dönem Türkiye’sinde önemli roller üstlenmiş aktörlere de rastlanır. Cemal Reşit Rey, Neyzen Tevfik, Şehzade Ömer Faruk Efendi, Muhsin Ertuğrul, Mazhar Osman, Fahrettin Kerim, Yahya Kemal, bir dönemin ünlü matematik hocası Bedros Adruni, son Melami’lerden Osman Kemali Efendi, Süreyya Paşa, Kont Ostrorog, Çürüksulu Belkıs Hanım ve Necmettin Molla, bu isimlerden birkaçı.

Julien Green – Leviathan (2013)

  • LEVIATHAN, Julien Green, çeviren: Işın Gürbüz, Everest Yayınları, roman, 298 sayfa

LEVIATHAN

Julien Green, genellikle Fransa’nın taşrasında geçen romanlarında, din ve inanç konularındaki ikiyüzlülüğü, günah, suçluluk ve cinsel saplantı gibi konuları işler. Yazar, 1929 yılında yayınlanan ‘Leviathan’da ise, yeni taşındıkları kasabada bir burjuva ailesine özel öğretmenlik yapan Paul Guerét’nin, burada çamaşırcılık yapan Angéle ile yaşadığı yasak aşkı hikâye ediyor. Mutsuz bir evlilik yaşayan Guerét, yaptığı işten de sıkılmaktadır. Günün birinde öğretmen, burada çamaşırcılık yapmakta olan Angéle ile yakınlaşır. Aralarında yaşanacak tutkulu ilişki, bir süre sonra Guerét’yi saplantılı, yıkıcı bir ruh haline doğru sürükler.

Anton Çehov – Vişne Bahçesi (2013)

  • VİŞNE BAHÇESİ, Anton Çehov, çeviren: Mehmet Özgül, Everest Yayınları, oyun, 381 sayfa

VISNE

Anton Çehov külliyatında önemli yer tutan ‘Vişne Bahçesi’, yazarın bütün oyunlarının ikinci cildi. Burada ‘Vişne Bahçesi’nin yanı sıra, Çehov’un ünlü oyunları ‘Jübile’, ‘Martı’ ve ‘Üç Kız Kardeş’ de bulunuyor. Çehov ‘Vişne Bahçesi’nde, serflerin özgürlüklerini kazanması ertesinde güç kaybetmeye başlayan aristokrat sınıfın bunalımlarını bir ailenin çözülüşü üzerinden anlatıyor. Aristokrat bir sınıftan gelen Madam Ranevskaya, uzun yıllardır uzak kaldığı ülkesine geri dönmüştür. Fakat aile şimdi, eski görkemli zenginliğini tümüyle kaybetmiştir, öyle ki, sahip oldukları son mülkleri vişne bahçesi de ellerinden kayıp gitmektedir.

Rosemary Sullivan – Margaret Atwood (2013)

  • MARGARET ATWOOD, Rosemary Sullivan, çeviren: Özlem Sevim Gayretli, Everest Yayınları, biyografi, 460 sayfa

MARGARET

Rosemary Sullivan elimizdeki kitapta, Kanada’nın dünya edebiyatına armağan ettiği yazar, şair ve eleştirmen Margaret Atwood’un kapsamlı bir biyografisini sunuyor. Kitapta, Atwood’un Kanada Ottawa’da geçen çocukluğu, büyüdüğü çevre, eğitim yılları, yazıyla ilk münasebetleri, edebiyat dünyasında ses getiren eserlere imza atışı ve bir kadın olarak edebiyat dünyası ve topluma dair gözlemleri gibi ilgi çekici konular yer alıyor. Kitabın bir diğer özelliği de, usta yazarın beslendiği kaynaklar, eserlerinin tematik çerçevesi, eserlerinde kültürün ve kuşağın öne çıkmasının belli başlı sebeplerine dair ipuçları barındırması.

Arzu Arınel – 41. Oda: Mardinkapı (2013)

  • 41. ODA: MARDİNKAPI, Arzu Arınel, Everest Yayınları, roman, 386 sayfa

41

’41. Oda: Mardinkapı’, Arzu Arınel’in ilk kitabı. Kendisini kutluyoruz. Arınel’in hikâyesinin omurgasını, geleneksel bir ailenin çözülüşü oluşturuyor. Kırşehirli bir ailenin en büyük kızı olan Berna, henüz on altı yaşındayken bir akrabasından hamile kalır. Berna için bu süreç, içinde bulunduğu toplumun gerçekleriyle acımasızca yüzleştiği bir deneyime vesile olur. Bu trajik yüzleşme, Berna’nın ailesinden acımasızca kopuşuna ve ardından geneleve savrulmasına neden olur. Arınel’in romanı, Berna’nın genelevdeki günlerinde yaşadıklarını işlerken, hayatın uçlarda deneyimlendiği bu dünyaya dair sağlam tasvirleriyle de dikkat çekiyor.

Hrant Der Andreasyan – Polonyalı Simeon’un Seyahatnâmesi (1608-1619) (2013)

  • POLONYALI SIMEON’UN SEYAHATNÂMESİ (1608-1619), Hrant Der Andreasyan, yayına hazırlayan: Saro Dadyan, Everest Yayınları, tarih, 244 sayfa

POLONYALI

Hrant Der Andreasyan, Krapar adı verilen Klasik Ermeniceden birçok eseri tercüme ederek Osmanlı tarihine çok önemli katkılarda bulunmuş bir isim. Andreasyan’ın bu çalışmalarından biri de, aslen Kefeli bir Ermeni ailesine mensup Polonyalı Simeon’un, Osmanlı İmparatorluğu’nun on yedinci asır başlarındaki durumunu aydınlatan bu seyahatnâmesi. 1608’de Lemberg’ten yola çıkıp İstanbul’a varmış ve burada bir yıl kaldıktan sonra, Ege ve Marmara Havzası, Venedik, Roma, İzmir, Muş, Mısır ve Kudüs’ü ziyaret etmiş Simeon, gördüğü yerlerin coğrafi, etnik, iktisadi ve toplumsal durumuna dair zengin gözlem ve saptamalarda bulunuyor.

Alfred Döblin – Berlin-Aleksander Meydanı (2013)

  • BERLİN-ALEKSANDER MEYDANI, Alfred Döblin, çeviren: Ahmet Arpad, Everest Yayınları, roman, 470 sayfa

BERLIN

Alfred Döblin, Türkçede yeniden basılan ‘Berlin-Aleksander Meydanı’nda, 1920’lerin Almanya’sında başına gelmedik bela kalmayan Franz Biberkopf’un zorluklarla dolu hikâyesini anlatıyor. Biberkopf, belalı olaylar nedeniyle girdiği cezaevinden henüz çıkmış ve Berlin’e gelmiştir. Oysa 1920’lerin Berlin’i tümüyle yoksulluğa, fuhuşa, belalı tiplere ve belirsizliklere batmıştır. Biberkopf için özgürlüğünün ilk günleri sakin geçer. Fakat kahramanımız, hiçbir suça bulaşmayacağına dair kendisine söz vermiş olsa da, her belayı adeta üstüne çekecek ve her seferinde de biraz daha çökmüş bir halde Aleksander Meydanı’nda görünecektir.