Elyesa Koytak – Kendini Yazan Habitus (2025)

Elyesa Koytak’ın bu çalışması, şiirin yalnızca estetik bir ifade alanı değil, toplumsal ilişkiler içinde şekillenen canlı bir pratik olduğunu gösteriyor. Cemal Süreya’nın şiirini merkeze alarak İkinci Yeni’nin doğuşunu, bireysel yaratıcılıkla sınırlı bir kopuş değil, belirli tarihsel ve toplumsal koşulların ürünü olarak ele alıyor. Şiirin en kapalı görünen imgelerinde bile sınıf, kültür ve siyasal atmosferin izleri okunuyor.

‘Kendini Yazan Habitus: Cemal Süreya Şiirinin Sosyolojisi’, Süreya’nın 1950’ler boyunca kurduğu şiirsel dili dönemin politik gerilimleri, entelektüel çevreleri ve kurumsal yapılarıyla birlikte düşünüyor. Mülkiye çevresinden edebiyat dergilerine uzanan ilişkiler ağı içinde şairin konumunun nasıl oluştuğunu gösterirken, şiirin hem bu alan tarafından belirlendiğini hem de alanı dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Böylece şair, edilgen bir figür değil, kendi koşullarını yazıyla yeniden kuran bir özne olarak beliriyor.

Alan, habitus ve eser arasındaki karşılıklı etkileşimi birlikte okuyan yaklaşım, şiiri toplumsal bir eylem olarak kavrıyor. İkinci Yeni’nin soyut dili, toplumsaldan kaçış değil, aksine onu dolaylı ve yaratıcı biçimlerde yeniden kurmanın yolu olarak okunuyor. Bu yönüyle kitap, şiiri sosyolojik indirgemeye hapsetmeden, toplumsal belirlenimleri görünür kılan güçlü bir yorum sunuyor.

Sonuçta çalışma, Cemal Süreya şiirinin yalnızca edebiyat tarihi açısından değil, sosyoloji için de neden önemli olduğunu gösteriyor. Şiirin, baskın yapılara rağmen kendini yazan bir pratik olarak nasıl var olabildiğini açığa çıkarıyor ve okuru hem İkinci Yeni’ye hem de şiirin toplumsal imkânlarına yeniden bakmaya çağırıyor.

  • Künye: Elyesa Koytak – Kendini Yazan Habitus: Cemal Süreya Şiirinin Sosyolojisi, Vakıfbank Kültür Yayınları, inceleme, 156 sayfa, 2025

Yalçın Armağan – İmgenin İcadı (2019)

 

Türkiye’de imgenin tarihi üzerine özgün bir eser.

Yalçın Armağan’ın, 1950’lerin başından 1980’lere kadar yaklaşık otuz yılı kapsayan sürece odaklanan çalışması, imge kavramının tarihini izlerken, bu zaman zarfında şiirin tanımının nasıl değiştiğine ve daha da önemlisi İkinci Yeni’nin meşruiyet kazanma ve ardından kanonlaşma sürecinde imge kavramının nasıl bir işlev yüklendiğine odaklanıyor.

“Şiir, imge kurma sanatıdır” önermesini bugün neredeyse herkes bilir.

Armağan’ın kitabı da, bilhassa bu önermenin bizde nasıl kabul gördüğünü ve bunu sağlayan pragmatik dönüşümlerin neler olduğunu ortaya koymasıyla önemli.

‘İmgenin İcadı’, Armağan’ın ilk kitabı ‘İmkânsız Özerklik’in devamı olarak okunabilir.

‘İmkansız Özerklik’, 1950’lerde şiir dilinin özerkliğini savunan bir tarzın, yani İkinci Yeni’nin Türkiye modernleşmesinin “hassasiyetler”i nedeniyle dirençle karşılanmasını ele almıştı.

‘İmgenin İcadı’ ise, bu direncin hâkim fikirler açısından nasıl kırıldığını yorumluyor.

  • Künye: Yalçın Armağan – İmgenin İcadı: İkinci Yeni’nin Meşruiyeti, İletişim Yayınları, inceleme, 224 sayfa, 2019