Priscilla Mary Işın – Bereketli İmparatorluk (2020)

Osmanlı mutfağının kökenleri ve gelişimi üzerine usta işi bir çalışma.

Daha önce yemek kültürü ve yemek tarihi üzerine yaptığı önemli çalışmalarla bildiğimiz Priscilla Mary Işın, şimdi de Orta Asya Türkleri, Abbasiler, Selçuklular ve Bizanslılar gibi Osmanlı mutfağının temellerini oluşturan gelenekleri çok yönlü bir bakışla ortaya koyduğu bu özgün incelemesiyle karşımızda.

‘Bereketli İmparatorluk’, Osmanlı mutfağının tekdüze olmaktan ziyade, gelişen ve kendini sürekli yenilemeyi başaran bir yemek kültürüne sahip olduğunu gösteriyor.

Kitap, hem bu zengin mutfak kültürünü tanıtıyor hem de Osmanlı yemek kültüründe adab-ı muaşeret kuralları, aşçılar, lokantalar, kanunlar ve gıda ticareti gibi pek çok konuyu aydınlatıyor.

Çok sayıda belgeye dayanmasıyla da büyük önem arz eden ‘Bereketli İmparatorluk’un, tam yüz yirmi renkli görselle zenginleştiğini de ayrıca belirtelim.

Çalışma, Osmanlı mutfak kültürünün, farklı toplumsal kesimlerin birikimini bir araya getirerek sosyal kimliğin inşasına katkı sağladığını ortaya koyuyor.

  • Künye: Priscilla Mary Işın – Bereketli İmparatorluk: Osmanlı Mutfağı Tarihi, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2020

Alain Badiou – Petrograd’dan Şanghay’a (2020)

Alain Badiou’dan, 20. yüzyılı kökten dönüştürmüş Rus Devrimi ile Çin Kültür Devrimi üzerine sağlam bir felsefi ve siyasi sorgulama.

Badiou, yalnızca bu iki büyük halk hareketinin tarihine odaklanmakla kalmıyor, aynı zamanda bu iki devrimin bize öğrettiklerinden yola çıkarak komünizm idealinin çağımıza nasıl yanıt verebileceğini de tartışıyor.

Badiou, bir yanda bu süreçte yaşanan olayları ele alıyor, diğer yanda da bu olaylara bağlı iki temel metni yorumluyor.

İlk metin Lenin tarafından yazılan “Nisan Tezleri”, ikincisi ise Mao’nun en azından gözetimi altında yazılan 1966 tarihli “On Altı Maddelik Genelge”.

  • Künye: Alain Badiou – Petrograd’dan Şanghay’a: 20.Yüzyılın İki Devrimi, çeviren: Murat Erşen, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 100 sayfa, 2020

John Carey – Sanat Neye Yarar? (2020)

Sanat konusunda kimi insan kafa karışıklığı yaşar, kimisi de saçma yahut aşırı bulup kızgınlık duyar.

John Carey’nin bu ufuk açıcı kitabı ise, sanatın ne işe yaradığı konusunu sivri dilli ve eleştirel bir bakışla tartışıyor.

Sanat, edebiyat eleştirisi ve antropoloji gibi farklı alanları harmanlayan Carey, sanat eserinin ne olduğunu, “yüksek” sanatın “düşük” sanattan üstün sayılıp sayılmayacağını, sanatın bizi daha iyi insanlar yapıp yapamayacağını, sanatın kutsal yahut ruhsal niteliklere sahip olup olmadığı gibi güncel soruları yanıtlıyor.

Carey kitabının ikinci kısmında ise, edebiyatın bizi nasıl etkilediğini ele alıp insanları değiştirme konusundaki belgelenmiş örnekleri sunarak edebiyatın diğer sanatlara neden üstün olduğunu tartışıyor.

  • Künye: John Carey – Sanat Neye Yarar?, çeviren: Orhan Düz, Vakıfbank Kültür Yayınları, sanat, 400 sayfa, 2020

Barbara Stollberg-Rilinger – Kutsal Roma İmparatorluğu (2020)

Barbara Stollberg-Rilinger’in yayımlandıktan kısa süre sonra beş baskı yapan ‘Kutsal Roma İmparatorluğu’, Mete Tunçay çevirisiyle Türkçede.

Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nun yaşayan en önemli uzmanlarından biri sayılan Barbara Stollberg-Rilinger, İmparatorluğun siyasi kültürünü ve kendine has kurumlarını çok yönlü bir bakışla ele alıyor.

İmparatorluğu, çokça yapıldığı gibi Avrupa Birliği gibi modern yapılarla karşılaştırmak yerine, başka hiçbir örneğe benzemeyen özgün bir siyasi organizasyon olarak değerlendiren Rilinger, İmparatorluğun homojen olmayan yapısının ortaya koyduğu durumu ve birçok içsel çelişkiye sahip oluşunun onun kaderini nasıl dönüştürdüğünü kapsamlı bir bakışla izliyor.

  • Künye: Barbara Stollberg-Rilinger – Kutsal Roma İmparatorluğu, çeviren: Mete Tunçay, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 196 sayfa, 2020

Talal Asad – Seküler Çeviriler (2020)

“Seküler olan” ile “dini olan” çerçevesindeki söylemleri keşfetmenin en iyi yollarından biri de dildir.

Bu kitabın yazarı Talal Asad ise, bu iki farklı yaşam tarzını anlamak için, bunların dilin pratiklere nasıl kök saldığı ve bu pratiklerini bize ne söylediği üzerine antropolojik bir perspektifle düşünüyor.

Asad, sekülarizmin liberal demokratik devletlerin bağlı olduğu varsayılan soyut bir eşitlik ve özgürlük ilkesinden ibaret olmayıp, örneğin hissetme, düşünme ve konuşma tarzları gibi, birtakım duyarlılıklara da sahip olduğunu belirtiyor.

Asar bu bağlamda, farklı siyasi, ahlaki ve epistemolojik dünyaların dilsel olarak birbirine çevrilebilirliğinin olanaklarını; seküler dilin, dinsel dili kendine çevirmedeki başarısını/başarısızlığını ve “Sekülerliğin dili” ile “dinsel dil”in farklı dünyalarını tartışmaya açıyor.

Asad bunu yaparken de ulus-devletten modern benliğe ve akla zengin bir kavramsal alana ve Wittgenstein’dan Benjamin’e, Gazâlî’den Roman Jacobson’a pek çok ismin düşüncelerine uzanıyor.

  • Künye: Talal Asad – Seküler Çeviriler: Ulus-Devlet, Modern Benlik ve Hesapçı Akıl, çeviren: Ferit Burak Aydar, Vakıfbank Kültür Yayınları, antropoloji, 256 sayfa, 2020

Quinn Slobodian – Küreselciler (2020)

Yirminci yüzyıldaki liberal iktisatçıların küreselleşme tahayyülleri tam olarak neydi?

Quinn Slobodian, küreselciliğin evrensel tarihini irdelediği bu çalışmasında, Friedrich Hayek, Ludwig von Mises, Wilhelm Röpke ve Michael Heilperin gibi liberal iktisatçıların fikirlerini tarihsel dönüm noktaları eşliğinde yeniden yorumluyor.

Kitabın en ilgi çeken tarafı, küreselciler üzerine bilinegelen pek çok yanlışı düzeltmesi.

Örneğin Slobodian, neoliberallerin, özerk kendilikler olarak kendi kendini düzenleyen piyasalara inanmadığını gösteriyor.

Demokrasi ile kapitalizmi eşanlamlı görmedikleri gibi, insanları yalnızca ekonomik rasyonaliteyle hareket eden kimseler olarak da görmediklerini, ne devletin ne de sınırların ortadan kalkmasını istediklerini ve dünyaya yalnızca bireyin penceresinden de bakmadıklarını ortaya koyuyor.

Yazara göre, neoliberal proje daha ziyade kurumları tasarlamaya odaklanmıştı.

Başka bir deyişle piyasaları serbestleştirmek için değil kılıflamak için, demokrasi tehdidine karşı kapitalizmi aşılamak için, çoğu zaman akıldışı olan insan davranışını sınırlayacak bir çerçeve yaratmak ve imparatorluktan sonra dünyayı, sınırların zorunlu işlev gördüğü bir rakip devletler mekânı olarak yeniden düzenlemek için.

Hem 20. yüzyıl tarihi üzerine farklı bir okuma gerçekleştirmek hem de küreselcilerin yaklaşımlarının tam olarak ne olduğu konusunda aydınlanmak isteyenlerin muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Quinn Slobodian – Küreselciler: İmparatorluğun Sonu ve Neoliberalizmin Doğuşu, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 532 sayfa, 2020

Murat Önderman – Utanç (2020)

Utanç duymak, bireye ve topluma dair tam olarak neler söyler?

Murat Önderman’ın, utanç fenomenini öznel, sosyal, öznelerarası ve kolektif yönleriyle inceleyen dikkat çekici çalışması, yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Sosyoloji, siyasal teori, psikolojisi, felsefe ve psikanalitik sosyoloji gibi farklı disiplinlerden yararlanan Önderman’ın çalışması, utancı Türkiye’nin toplumsal ve kültürel yapısı bağlamında ayrıca okumasıyla da önemli.

Utancın toplumsal boyutundan bir toplumsal kontrol aracı olarak utanca, utanç mekanizmalarından utancın psişik boyutlarına pek çok konunun tartışıldığı kitap, sosyo-kültürel etmenlerin duyguları nasıl ürettiklerini ortaya koyuyor ve bununla da sınırlı kalmayarak utancın fenomenolojisiyle ilgili kimi saptamalarda bulunuyor.

  • Künye: Murat Önderman – Utanç: Sosyo-Kültürel Bir Fenomen, Vakıfbank Kültür Yayınları, kültür, 440 sayfa, 2020

Nia Gould – 21 Kedide Sanat Tarihi (2020)

Sevdiğimiz ev kedileri olarak bilinen felis catus, tarih boyunca insanların yoldaşı olarak değer gördü, kültürün ve zarifliğin simgesi olageldi.

Kediler kendilerine en yüksek payeyi veren Antik Mısırlıların hayal gücünü fethetmiş; Pablo Picasso, Claude Monet ve Georgia O’Keeffe gibi sanatçıların atölyelerinin en zarif süsü olarak yerlerini almıştır.

İşte bu güzel kitap da, dünyada bilinen 21 farklı sanat akımını 21 kediyle anlatan harika bir eser.

Diana Vowles ve Jocelyn Norbury’nin yazarlığını yaptığı, Nia Gould’un usta işi illüstrasyonlarıyla zenginleşen kitap, Antik Mısır ve Bizans sanatından Genç Britanyalı Sanatçıların uçuk dünyasına kadar en önemli sanat hareketlerini ve bunlara öncülük eden sanatçıları keşfetmemize olanak sağlıyor.

Kedigillerin 21 temsilcisinin rol aldığı kitaptaki kedileri oluşturan unsurlara, bunların sanatçıların yapıtlarını ya da bir sanat akımının bakış açısını nasıl yansıttığına dair birer açıklama eşlik ediyor.

Kitabın sonunda ise, kitapta yer alan sanatçıları ve akımları bir bakışta özetleyen, rehber niteliğinde bir zaman çizelgesi de yer alıyor.

  • Künye: Diana Vowles ve Jocelyn Norbury – 21 Kedide Sanat Tarihi, illüstrasyon: Nia Gould, çeviren: Ebru Berrin Alpay, Vakıfbank Kültür Yayınları, sanat, 96 sayfa, 2020

Lord Acton – Tarih Üzerine Bir Ders (2020)

 

Yüzyıllara yayılan modernite deneyimi tarihi ve tarihçilik mesleğini nasıl etkiledi?

On dokuzuncu yüzyıl İngiliz düşünce tarihinin en önemli figürlerinden biri olan; tarih alanına yaptığı büyük katkılarla bilinen Lord Acton, hem bu sorunun yanıtını arıyor hem de genç tarihçi adaylarına kimi önerilerde bulunuyor.

Kitap, Lord Acton’un 1895 yılında Cambridge Üniversitesi Tarih bölümünde açılış konferansı olarak verdiği derse dayanıyor.

Acton, modern dünya tarihini Kolomb, Machiavelli, Erasmus ve Luther gibi isimlere atıfla 16. yüzyıldan başlatıyor.

Çalışma hem Alman Tarihçilik Okuluyla Victoria Çağı İngiliz tarihçiliğinin yaklaşımlarını bir araya getirmesi hem önemli saptamalar barındırması ve hem de zengin kaynaklara başvurmasıyla dikkat çekiyor.

Tarih konusunda düşünen ve üreten okurların muhakkak okuması gereken bir yapıt olarak öneriyoruz.

  • Künye: Lord Acton – Tarih Üzerine Bir Ders, çeviren: Kerem Başer, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 88 sayfa, 2020

Nicholas Rescher – 101 Anekdotta Felsefe Tarihinde Yolculuk (2019)

Felsefe, insan doğamıza ve dünyadaki şeylerin düzeni içindeki yerimize ilişkin “büyük sorular”la ilgilenen bir soruşturma alanıdır.

Nicholas Rescher de bu kitabında, felsefeyle ilgilenen, paradokslara ve bulmacalara meraklı okurlar için pek çok felsefi anekdot sunuyor.

Antik çağlardan günümüze uzanan kapsamlı bir felsefi anekdotlar seçkisi olarak okunabilecek kitap, filozofların felsefi meseleleri nasıl ele aldıklarını ortaya koyarak, okurun karşısına felsefe tarihinin önde gelen düşünürlerini ve metinlerini çıkarıyor.

Ksenophon’un “Hayvan teologları”ndan İbn Rüşd’ün “Hakikatine”, Platon’un “Devlet”inden Thomas Aquinas’ın “Kanıtlar”ına, Kant’ın “Kendinde şeyler”inden Borel’in “Maymunlar”ına, Spinoza’nın “Solucan”ından Collingwood’un “Tarih kapanı”na pek çok paradoks ve bulmacayı açıklayan kitap, tarih boyunca filozofların felsefenin temel meselelerine nasıl yaklaştıklarını ortaya koymasıyla önemli.

Buradaki anekdotların felsefi düşünceyi teşvik etmek için nasıl kullanılabileceğini de gösteren Rescher, böylelikle çok özgün bir felsefe tarihi okuması yapıyor.

  • Künye: Nicholas Rescher – 101 Anekdotta Felsefe Tarihinde Yolculuk, çeviren: Gökçe Çiçek Çetin, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 368 sayfa, 2019