Sylvia Angelique Alajaji – Sılaya Giden Yol (2019)

1915’in yarattığı büyük yıkım, Ermenileri doğup büyüdükleri bu topraklardan koparmakla kalmadı, kültürel dünyalarını da muazzam şekilde dönüştürdü.

Ermeni kültürünün en zengin taşıyıcılarından olan müzik de bundan nasibini aldı.

Sylvia Angelique Alajaji’nin bu harika çalışması, Ermeni diasporasında müziğin nasıl dönüştüğünü Amerika’dan Lübnan’a uzanarak izliyor.

Alajaji, soykırımdan sağ kalanlar ve onların torunlarının, fiziksel ve ideolojik sürgünlerinde, soykırımın faili olarak gördükleriyle tüm ortaklıkları reddederken, müziğin de bu reddedişten nasibini aldığını belirtiyor.

Böylece zamanla ortak şarkılar siyasi ve toplumsal baskılarla diaspora cemaatlerinin kamusal alanından silinmeye başlar.

Fakat Alajaji, yeni Ermeni kimliği milliyetçi bir tahayyülle belirlenirken, öte yandan da insanların “Şeker Oğlan”ı, “Ada Sahillerinde Bekliyorum”u, “Telgrafın Telleri”ni dinlemeye gizlice devam ettiklerini de belirtiyor.

Böylece Ermeni müziğinin ve kimliğinin sürekli yeniden çizilen sınırlarında gezinen yazar, Osmanlı coğrafyasındaki Ermeni müzisyenlere ve soykırım sonrasında Amerika ve Lübnan’da gelişen diaspora cemaatlerine bakarak “Ermeni müziği nedir?” sorusunun yanıtını arıyor.

Kitaptan da öğrendiğimiz gibi, New York’un Sekizinci Caddesi’nde icra edilen Anadolu müziği yerini zamanla, Lübnan’dan dünyaya yayılan milliyetçi temalara bırakırken, çeşitli Ermeni gruplarına ev sahipliği yapan Kaliforniya’daki en son müzik ve siyaset tartışmaları Ermeniliğe dair farklı algıları ortaya koyuyor.

Alajaji, müziğin, sürgündeki toplulukların kimliğini oluşturan çokkatmanlı etkilerine dair eleştirel bir yaklaşımla, salt Ermeni müziğinin ne olduğu sorusunu yanıtlamıyor, Ermenilerin “kim” olduğu meselesini de irdeliyor.

  • Künye: Sylvia Angelique Alajaji – Sılaya Giden Yol: Ermeni Diasporasında Müzik, çeviren: Ayşe Çavdar, Aras Yayıncılık, müzik, 174 sayfa, 2019

Gaius Suetonius Tranquillus – On İki Caesar’ın Yaşamı (2019)

‘On İki Caesar’ın Yaşamı’, Eskiçağ Tarihi çalışmaları alanında eşsiz bir yapıttır.

Modern tarihyazımının biçimlenmesinde büyük paya sahip Suetonius bu eşsiz yapıtında, Iulius Caesar’dan Domitianus’un ölümüne dek (MÖ 100 MS 96) Roma tarihine yön veren imparatorların yaşamlarını anlatıyor.

Yazar bununla da yetinmeyerek Roma devletinin yapısı, işleyiş biçimi, toplumun durumu, olaylar ve çeşitli konular hakkında pek çok aydınlatıcı bilgi de veriyor.

Tranquillus burada sırasıyla Iulius Caesar, Augustus, Tiberius, Caligula, Claudius, Nero, Galba, Otho, Vitellius, Vespasianus, Titus ve Domitianus’un hayatını anlatıyor.

Aynı zamanda bu imparatorların dış görünüşlerini, doğumları ve ölümleri ile ilgili kehanetleri, ailelerini, biyografi yazım türünün geleneğine uyarak belli bir düzen içinde aktarıyor.

Kitap bu yönüyle, Roma’daki yönetim değişikliğinin nasıl başladığı ve halkın sosyal yaşamının bundan nasıl etkilendiği konularında da bize fikir veriyor.

  • Künye: Gaius Suetonius Tranquillus – On İki Caesar’ın Yaşamı, çeviren: Gül Özaktürk ve Ü. Fato Telatar, Doğu Batı Yayınları, tarih, 494 sayfa, 2019

Takuhi Tovmasyan – Sofranız Şen Olsun (2019)

‘Sofranız Şen Olsun’, Takuhi Tovmasyan’ın çocukluğu ve ilkgençliği döneminde ninelerinden ve diğer aile büyüklerinden öğrendiği otuzu aşkın yemek, meze, salata, tatlı ve içecek tarifi ile yazarın bu yemeklere, yaşadığı yerlere ve çevresindeki insanlara dair anılarından oluşuyor.

Kitap, büyük çoğunluğu Tovmasyanların aile albümünden seçilen fotoğraflar ve yemekleri hazırlamak için gerekli malzemelerle zenginleşmiş.

“Kimi evde, yemek, yaşamak için yenir. Kimi evde, yemek için yaşanır. Bizim evde ise yemek, muhabbet olsun diye yenirdi. Sofra muhabbet için kurulur, yine muhabbetle kapatılırdı.” diyen Tovmasyan, düğün-bayram sofralarının vazgeçilmezlerinden sıradan salatalara, tatlıdan tuzluya, etliden sütlüye, herhangi bir ayrım yapmadan, bir düzen kaygısı gütmeden, öylesine, içinden geldiği gibi yazmış.

Ermeni mutfağını, geleneksel yemek kitabı kalıplarının çok ötesinde, ilginç bir bakış açısıyla anlatmasıyla dikkat çeken kitap, Ermeni sofralarındaki yaşamı anlatıyor, hüznün sevinçle, gülüşün ağlayışla sarmalandığı eski zaman yaşanmışlıklarını okuruna duyumsatıyor.

Künye: Takuhi Tovmasyan – Sofranız Şen Olsun: Ninelerimin Mutfağından Damağımda, Aklımda Kalanlar, Aras Yayıncılık, yemek, 160 sayfa, 2019

İnan Özdemir Taştan, İlkay Kara ve Merve Diltemiz Mol – Siyasette Dinselleşme (2019)

AKP 2002’de iktidara geldikten sonra, büyük bir hızla dinselleşmeye, bunun yanı sıra eğitim, sağlık ve kamu harcamaları alanlarında dinsel referansları adeta gözümüze sokacak şekilde arttırmaya başladı.

Üç yazarlı bu usta işi çalışma da, 2002 yılından bugüne devam eden AKP hükümetleri döneminde siyasetin giderek dine yaslanmasını bizzat liderlerin seçmenlere seslenişlerini merkeze alarak izliyor.

AKP’nin ilk seçim başarısını elde ettiği 3 Kasım 2002 tarihinden 1 Kasım 2015’e kadar yapılan beş genel seçim döneminde liderlerin seçmenlerine seslenirken kurdukları söylemin içinde dinsel referansların nasıl işe koşulduğuna, bu söylemin dönüşümüne, kapladığı hacme bakan kitap, bu tartışmayı AKP etrafında yürütmekle kalmayıp bu süreçte parlamentoda grubu bulunan CHP, MHP ve HDP’nin tartışmanın neresinde durduğunu da ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Türkiye’de siyasetçilerin dinsel olanı söylemlerine nasıl dâhil ettiğini, hangi temalar ve sorunlar etrafında dinsel olanla ilişki kurduklarını ve bu ilişkinin girift yapısına yakından bakmak isteyen herkesin edinmesi gereken bir çalışma.

Künye: İnan Özdemir Taştan, İlkay Kara ve Merve Diltemiz Mol – Siyasette Dinselleşme, Nota Bene Yayınları, siyaset, 230 sayfa, 2019

Thomas Hager – Havadaki Simya (2019)

Beyrut’taki büyük patlama, yaklaşık 3 bin ton amonyum nitrattan kaynaklandı?

Peki, bu amonyum nitrat neyin nesidir, nasıl üretilir, neden bu kadar tehlikelidir?

İşte bu kitap, tüm bu sorulara yanıt vermesiyle eşsiz bir eser.

Thomas Hager’in ‘Havadaki Simya’sı, 20. yüzyılın başında havadaki azotu kullanmak gibi büyük bir keşfe imza atmış iki bilim insanının, Fritz Haber ve Carl Bosch’un hikâyesini anlatıyor.

Haber ve Bosch’un keşfi, sadece milyarlarca insanın hayatını kurtarmakla kalmadı, aynı zamanda milyonlarca insanın ölümünün tasarlanmasına da vesile oldu.

Hager’in kitabı, yaptıkları keşifle inanılmaz paralar kazanmış bu iki ismin gurur, kibir ve hırstan müteşekkil hayatlarının izini sürdüğü gibi, muazzam dönüşümlerin yaşandığı iki dünya savaşı arasında dönen akıl almaz entrikaları ve bilim ve iktidar arasındaki girift ilişkiyi de aydınlatıyor.

Kitapta, amonyum nitrat nedir, yaşamımız için mutlak gerekliliklerden biri olan azot nedir, azotun tarımda gübre olarak kullanılması beraberinde nasıl büyük bir tarımsal devrim getirdi gibi pek çok önemli sorunun yanıtı yer alıyor.

  • Künye: Thomas Hager – Havadaki Simya, çeviren: Burhan Yüksekkaş, Pan Yayıncılık, bilim, 384 sayfa, 2020

Gerald F. Gaus – Siyaset Kavramları ve Siyaset Kuramları (2019)

Siyaset kavramları ve kuramları hakkında özenli bir çalışma arayanlara Gerald Gaus’un bu kitabını öneriyoruz.

Gaus burada, sosyalist, liberal ve muhafazakâr yaklaşımların siyaset anlayışlarını çok yönlü bir bakışla çözümlüyor ve böylece Batıda siyaset kuramının dört dörtlük bir haritasını çıkarıyor.

Batı dünyasında özgürlüğü, gücün, eşitliğin, adaletin, demokrasinin ve otoritenin doğası ve daha da önemlisi bunun tarih içinde nasıl dönüştüğünü kapsamlı bir şekilde ortaya koyan Gaus, bunu da oldukça anlaşılabilir bir üslupla yapıyor.

Tarih boyunca siyasetin ne olduğu konusuna kafa yormuş Platon’dan Hobbes’a, Wittgenstein’dan Rawls’a, Locke’tan Dworkin’e, Burke’ten Berlin’e, Marx’tan Lenin’e, Hobhouse’tan Nozick’e ve Gallie’ye pek çok felsefeci ve siyaset bilimcinin katkılarını ortaya koyan çalışma, bununla da yetinmeyerek söz konusu isimleri birbiriyle iletişime de sokuyor.

Alanla ilgilenen her okurun kitaplığında bulunmalı.

  • Künye: Gerald F. Gaus – Siyaset Kavramları ve Siyaset Kuramları, çeviren: Nihal Akdere, Phoenix Yayınevi, siyaset, 462 sayfa, 2019

Ferit Edgü – Buluşmalar (2019)

Ferit Edgü’nün “yakın dostlarım” dediği kimi yazar ve ressamları farklı yönleriyle irdelediği denemeleri, ‘Buluşmalar’da.

Albert Camus’den Malcolm Lowry’ye, Robert Walser’dan Beckett’a, Kafka’dan Sait Faik’e, Tezer Özlü’den Can Yücel’e pek çok yazar ve Bedri Rahmi’den Turan Erol’a, Chagall’dan Avni Arbaş’a, Sarkis’ten Jean Dubuffet’ye ve Semiha Berksoy’a birçok ressam, Edgü’nün özgün yorumlarıyla karşımıza çıkıyor.

  • Künye: Ferit Edgü – Buluşmalar, Alfa Yayınları

Marshall McLuhan – Yaradanımız Medya (2019)

İletişim kuramcısı Marshall McLuhan, internetin henüz icat edilmediği zamanlarda yaşasa da, yazılı ve görsel basının kitleleri manipüle etmede ne kadar mahir olabildiğine, televizyonun kitlelerin yeni afyonu haline geldiğine yakından tanıklık etti.

“Küresel köy” kavramıyla ilk “medya gurusu” olarak kabul edilen McLuhan, her kültür çağında bilginin kaydedilip aktarıldığı ortamın o kültürün karakterinin belirlenmesinde kesin bir rol oynadığını söyledi.

Bu görüşünü de o ünlü “Ortam mesajdır” deyişiyle özetledi.

McLuhan’ın ilk kez 1967 yılında yayımlanmış, bizde de yeni baskısıyla raflardaki yerini almış ‘Yaradanımız Medya’ adlı bu çalışması ise, medyanın ne denli güçlü bir aygıt olabileceğini, pek çok çarpıcı örnekten yola çıkarak gözler önüne seriyor.

İktidarların medya aracılığıyla propaganda yapmak ve rıza üretmek için trol orduları kurduğu günümüzde, özellikle okunması gereken bir çalışma.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Evrensel, tiranca bir gözetim, hem de ana rahminden mezara kadar gözetim altındayız.”

“Zamanımız neyin nerede başlayıp bittiğinin belirsizleştiği, eski kategorilerin geçersizleştiği – her şeyin yeniden incelenmesinin gerektiği bir zaman.”

“Bugünün gençliği, bugünün yaşam ortamını – yaşadığımız bu elektronik dramayı içgüdüsel bir şekilde anlayabiliyor. Bu drama, mitik ve derinlemesine yaşanan bir drama. Kuşaklar arasındaki bugünkü yoğun yabancılaşmanın nedeni de budur. Yaşadığımız günün savaşları, devrimleri, toplumsal ayaklanmaları da günümüzün elektronik enformasyon araçlarının arabirimleri, kumanda panelleri durumunda.”

“Herkesin herkesin yapıp ettiğiyle bu kadar uğraştığı, hepimizin bir toplumsal değişimin amelesine dönüştüğü günümüz dünyasına nasıl gelip dayandık? Bunu kim programladı? Bu ne iştir?”

“Yeni teknolojiden ‘evli evine, köylü köyüne’ demesini bekleyemeyiz. Artık, günün birinde dönecek yurdunuz, yuvanız kalmadı.”

  • Künye: Marshall McLuhan – Yaradanımız Medya, çeviren: Ünsal Oskay, Nora Kitap, medya, 160 sayfa, 2019

Nick Dyer-Witheford – Siber Proletarya (2019)

O süslü adı “enformasyon devrimi”yle teknoloji, dünya için tam bir yıkımla sonuçlandı.

Kongo’daki altın madenleri, Çin’de işçileri ölümüne çalıştıran fabrikalar, viraneye dönmüş Detroit mahalleleri, bu büyük yıkımın yalnızca buz dağının sadece görünen kısmını oluşturuyor.

Nick Dyer-Witheford da, sınıf iktidarı ve bilgisayarlaşma üzerine sıkı bir analiz sunduğu ‘Siber Proletarya’da, teknoloji sayesinde büyük sınıfsal eşitsizliklerin ve kutuplaşmaların elitler lehine nasıl yumuşatıldığını ortaya koyuyor.

Yaygınlaşan online gözetim ve yoğunlaşan robotlaşmanın ardındaki sınıf tahakkümünü gözler önüne sermesiyle dikkat çeken ‘Siber Proletarya’, bunun yanı sıra, bilişim teknolojisinin radikal hareketlerde yarattığı imkânlara da bakıyor.

Çalışma, Silikon Vadisi’nin yaşadığımız dünyayı nasıl kökten dönüştürdüğüne ve özellikle bugünün enformasyon teknolojisinin muhalif bir siyaset yaratma konusunda ne gibi potansiyeller sunduğuna yakından bakmak için iyi fırsat.

  • Künye: Nick Dyer-Witheford – Siber Proletarya: Dijital Girdapta Küresel Emek, çeviren: Eylem N. Akçay, Z Yayınları, siyaset, 288 sayfa, 2019

Kolektif – Zihin Felsefesi (2019)

Batı düşüncesini derinden etkilemiş zihin felsefesi, özellikle son yıllardaki yapay zekâ olgusu ile yeniden ilgi çekmeye başladı.

Elimizdeki bu derleme ise, zihin felsefesi alanında çalışan veya bu alana ilgi duyan okurların kaçırmak istemeyeceği türden.

Çalışmanın özgünlüğü, konuyu anlaşılması güç teorik bir perspektiften anlatmak yerine, filozoflar üzerinden ele alması.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, zihin felsefesinin ana konularını farklı düşünürlerin fikirlerini tartışmaya açarak irdeliyor.

Kitapta,

  • Edmund Husserl ve fenomenoloji,
  • Merleau-Ponty’nin fikirleri bağlamında fenomenolojik zihin ve beden felsefesi,
  • Gilbert Ryle ve mantıkçı davranışçılık,
  • Bilincin özdeşlik kuramına filozofların yaptığı katkılar,
  • David Lewis ve David Armstrong’a göre bedensel zihin kuramı,
  • Hilary Putnam ve bilgisayımsal işlevselcilik,
  • Jerry Fodor ve temsilci zihin kuramı,
  • Donald Davidson, Daniel Dennett ve normatif zihin,
  • Patricia ve Paul Churchland’ın nörofelsefeleri,
  • Ve bunun gibi pek çok aydınlatıcı metin yer alıyor.

Çalışma, Anglo-Amerikan dünyanın son 70 yılına damgasını vurmuş zihin felsefesini daha iyi kavramak için birebir.

  • Künye: Kolektif – Zihin Felsefesi, derleyen: Andrew Bailey, çeviren: Füsun Doruker, Fol Kitap, felsefe, 376 sayfa, 2020