Julián Casanova – İspanya İç Savaşı’nın Kısa Tarihi (2015)

Hizipler arasındaki çatışmalarla derinden bölünmüş İspanya, Temmuz 1936’da büyük bir iç savaşa yuvarlandı.

Julián Casanova’nın kitabı, Cumhuriyet fikri etrafında örgütlenen siyasi kanatlardan anarşist hareketin toplumda büyük destek kazanışına ve bütün bir iç savaşın faşizmle sonuçlanmasına sürecin kapsamlı bir hikâyesini sunuyor.

Kitapta, İspanya’da Monarşi’den Cumhuriyet’e geçişte yaşanan çatışmalar, bu çatışmanın büyük bir iç savaşa dönüşmesi, savaşın uluslararası bir boyut kazanması ve faşistlerin sosyalistlere karşı savaşı kazanmalarıyla birlikte İspanya’da faşizmin ve militarizmin yükselişi ve bunun gibi pek çok konu ele alınıyor.

İspanya İç Savaşı hakkında derli toplu bir kaynak arayanlar, bu kitabı kaçırmasın deriz.

  • Künye: Julián Casanova – İspanya İç Savaşı’nın Kısa Tarihi, çeviren: Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yayınları, tarih, 254 sayfa, 2015

Neal Curtis – İdiotizm (2015)

Neal Curtis’e göre, özel olana ayrıcalıklı bir konum bahşeden serbest piyasa dogması, dünyanın mevcut düzenini pekiştirme eğilimini vurguluyor.

Yazar, dikkat çekici çalışmasında, özel olanın biricikliğini vurgulayarak yükselen bu iktisat ideolojisinin, toplumsal alanın tamamına nasıl hükmettiğini gösteriyor.

Kapitalizmin özel alanı nasıl sömürgeleştirdiğini gözler önüne seren kitap, idiotizm ideolojisinden idiotizm olgusu ile ekonomi, siyaset ve kültür arasındaki ilişkiye yakından bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Neal Curtis – İdiotizm: Kapitalizm ve Hayatın Özelleştirilmesi, çeviren: Mehmet Ratip, İletişim Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2015

Kolektif – Hepsi Aynı Şeyi Söyleyecekse Bu Kadar Çok İktisatçıya Ne Gerek Var? (2018)

İktisat biliminin ne denli kötü uygulanabileceğinin, özellikle de bu alanda nasıl bir dogmatik düşüncenin egemen olduğunun en çarpıcı örneği 2008 ekonomik kriziydi.

Zira o dönemde ana akım iktisatçılar tümüyle tozpembe bir tablo çizmiş, krizlerin artık yaşanmayacağı gibi büyük laflar edip durmuşlardı.

Özetle söz konusu krizden bu iktisatçıların haberi bile yoktu.

Peki, nasıl oluyor da, sözüm ona “uzmanlar” neden hâlâ televizyonlarda boy gösterip iktisatla ilgili bildikleri şeyleri tek ve alternatifsiz gerçeklermiş gibi sunmaya devam ediyor.

İşte bir grup Fransız araştırmacının başlattığı daha sonra dünya çapında karşılık bulan bu manifesto da, iktisat alanındaki tek sesliliğe karşı çıkıyor, farklı iktisadi yaklaşımların serpilebileceği bir ortamın yaratılması ve bilimsel özgürlüğün önündeki engellerin ortadan kaldırılması çağrısında bulunuyor.

İktisatla ilgili bilgilerin tarafsız ve nesnel bilgiler olması gerektiğini belirten yazarlar, bilginin tekelleşmesine karşı çıkan, yeni araştırma programlarına üniversitelerde yer verilmesi gerektiğini vurguluyor.

Kitabın yazarları ise şöyle: Philippe Batifoulier, Bernard Chavance, Olivier Favereau, Sophie Jallais, Agnès Labrousse, Thomas Lamarche, André Orléan ve Bruno Tinel.

  • Künye: Kolektif – Hepsi Aynı Şeyi Söyleyecekse Bu Kadar Çok İktisatçıya Ne Gerek Var?: Çoksesli Bir İktisat İçin Manifesto, çeviren: Çınla Akdere, İletişim Yayınları, iktisat, 96 sayfa, 2018

Aksu Akçaoğlu – Zarif ve Dinen Makbûl (2018)

AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte muhafazakâr kesimde de önemli bir dönüşüm yaşandı.

Bu dönüşüm sonucunda, burjuva kültürüyle barışık muhafazakâr bir orta sınıf beğenisi yaygınlaştı.

Bu yeni muhafazakâr beğeni de asıl olarak, eski bir gecekondu mahallesi olan Çukurambar’daki sosyo-mekânsal dönüşümle özdeşleşti.

Peki, Türkiye’nin tek kurtuluş yolu olarak Milli Görüş Hareketi’nin adil düzen programını gören muhafazakârlar yirmi yıl sonra bugün nereye buharlaştı?

İşte Aksu Akçaoğlu’nun bu önemli çalışması, Kasım 2012 – Haziran 2013 tarihleri arasında Çukurambar’da yürütülmüş bir etnografik araştırmaya dayanarak, muhafazakâr siyasetteki dönüşümün, muhafazakâr orta sınıf hayat tarzları ve stratejileri üzerindeki etkilerini sorguluyor.

Kitap, İslâmcı muhalefetin kapitalizm tarafından nasıl massedildiğini bizzat İslâmcıların gündelik hayat deneyimleri üzerinden izlemek isteyenler için harika bir çalışma.

  • Künye: Aksu Akçaoğlu – Zarif ve Dinen Makbûl: Muhafazakâr Üst-Orta Sınıf Habitusu, İletişim Yayınları, inceleme, 172 sayfa, 2018

Emre Sencer – Ordu ve Millet (2018)

Almanya ve Türkiye’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki ittifakı hezimetle sonuçlandı.

İki ülke, bu ortaklığın yansımaları nedeniyle, daha sonraki süreçte de benzer dönüşümler yaşamaya devam etti.

Örneğin iki ülke de, kendilerini emperyalizmin mağduru olarak tanımladı ve her iki ülkede de milliyetçilik ve radikal militarizm aynı süreçte gelişti.

İşte tarihçi Emre Sencer de bu çalışmasında, iki ülkede arasındaki benzerlik ve farklılıkları Almanya ve Türkiye’deki askeri kültürün dönüşümü bağlamında inceliyor.

Yazar, söz konusu değişikliklerin, Almanya ve Türkiye’de subay kadrolarının dünya görüşleri ve zihniyetlerine nasıl yansıdığını, subayların savunma basınındaki yazıları üzerinden izliyor.

Almanya ve Türkiye ülke örneklerine dayanarak 1930’lar askerî kültürünün karşılaştırmalı ve ulusötesi analizini ilk defa yapan bu kitap, Birinci Dünya Savaşı’nın, subay kadrolarının tepkileri ve düşünüşlerine etkisini incelemesi ve iki savaş arası dönemde sivil-asker ilişkilerinin gelişimini takip etmesiyle çok önemli.

Sencer ayrıca, her iki ülkede de, askerlik hikâyeleri ve toplumsal ve kültürel ilişkilerdeki askerlik rolünün, sansasyon yaratılmasında ve kamuoyunun kutuplaşmasında hâlâ etkili olduğunu da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Emre Sencer – Ordu ve Millet: 1930’larda Almanya ve Türkiye’de Askerî Kültür, çeviren: Özlem Albayrak, İletişim Yayınları, tarih, 286 sayfa, 2018

Behrooz Moazami – İran’da Devlet, Din ve Devrim (2018)

Son iki yüzyıllık siyasi tarihini merkeze alarak İran’ı, Batıdışı bir modern devlet oluşum tecrübesi olarak analiz eden harika bir çalışma.

İran’daki mevcut rejime karşı yıllarca muhalefet etmiş tarihçi Behrooz Moazami’nin kapsamlı çalışması, Kaçar Devleti’nin merkezi bürokratik iktidarını kurmasından Pehlevilere, oradan Şii ulemanın kurumsallaşmasına, ardından İslam devriminin oluşumu ve sonrasına ve nihayet bugünün demokratik reform taleplerine uzanıyor.

1979 Devrimi ve sonrasında devlet oluşumu ve dinin kurumsallaşmasının yakınlaşması konusunda Moazami’nin yürüttüğü tartışma, İran Anayasası’nın cumhuriyetçi ve dinî (teolojik) bir belge olarak ikili doğası ve İran Devleti’nin “teolojik bir güvenlik devleti” olarak tanımlanması İran’daki görünürde tartışmalı rejimin doğasına ve onun bölgedeki güçlü askerî varlığına ışık tutmasıyla önemli.

1979 Devrimi’nin bitmediğini ileri süren ve İran’daki siyasi ve dinî alanlardaki dönüşümleri bölgedeki daha geniş siyasi ve toplumsal istikrarsızlıklara bağlayan çalışma, İran’daki siyasi ve toplumsal karmaşanın yeni bir bölgesel siyasi yapı gelişene kadar devam edeceğini savunuyor.

Moazami’nin eserini, İran’ın devlet, din ve devrim tarihinin doğasına dair bir arka plan ve kavrayış sağlayarak kullanışlı bir analitik araç olarak tavsiye ederiz.

  • Künye: Behrooz Moazami – İran’da Devlet, Din ve Devrim: 1796’dan Bugüne, çeviren: Bahar Bilgen, İletişim Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2018

Reinhart Koselleck – Kavramlar Tarihi (2009)

Tarihçi Reinhart Koselleck, ‘Kavramlar Tarihi’nde, Almanya, İngiltere, Fransa tecrübelerini karşılaştırarak, modernliğin kavramlarının değişim süreçlerini inceliyor.

Koselleck, devrim, vatandaş, burjuva, ilerleme, çöküş, “eski rejim”, aydınlanma, anayasa, birlik/ittifak, özgürleşim, kriz, hane/aile, Bildung (eğitim/kişisel öz-belirlenim) gibi, modernliğin dönüşüm süreçlerinden geçen kavramları antropolojik ve semantik bir incelemeye tabi tutuyor.

Kitap, sözcüklerin, kavramların içerikleriyle, metaforik işlevleriyle, çağrışımlarıyla geçirdikleri değişimin macerasını anlatıyor.

  • Künye: Reinhart Koselleck – Kavramlar Tarihi: Politik ve Sosyal Dilin Semantiği ve Pragmatiği Üzerine Araştırmalar, çeviren: Attila Dirim, İletişim Yayınları, siyaset, 572

Erik Jan Zürcher – Modernleşen Türkiye’nin Tarihi (2018)

Modern Türkiye tarihini 1800’lerden bugüne izleyen ve konu hakkında pek çok üniversitede ders kitabı olarak okutulan elimizdeki kitap, genişletilmiş baskısıyla yeniden okura sunuluyor.

Leiden Üniversitesi’nde Türkiye Etütleri Bölümü başkanı olan Erik Jan Jürcher, Türkiye’nin modernleşme tarihini dünya çapında deneyimlenmiş en özgün modernleşme süreçlerinden biri olarak inceliyor.

Kapsamı ve derinliğiyle dikkat çeken çalışma, Osmanlı’daki modernleşme hareketlerinden Cumhuriyet’in kuruluşuna ve bugüne uzanan süreci siyasi olaylarla olduğu kadar toplumsal ve ekonomik tarih ve bu sürece yön vermiş düşünce akımlarıyla kuşatarak anlatıyor.

Dönemi canlı bir şekilde ele alışıyla birçok tartışmaya vesile olmuş kitap, Türkiye araştırmaları alanına özgün bir perspektif sunuyor.

  • Künye: Erik Jan Zürcher – Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, çeviren: Yasemin Saner, İletişim Yayınları, tarih, 464 sayfa, 2018

Memet Kara – Ordulu Emin’in “Kurtuluş” Tarihi (2015)

1970’lerin ve 80’lerin sosyalist hareketi içinde yer almış sıra dışı bir figürün, Ordulu Emin’in devrimci sosyalist mücadele ortamına dair, ilgiyle okunacak anı ve gözlemleri.

Polisin sürekli peşinde olduğu, kavgadan hiç kaçmamış Emin, aynı zamanda “Cesaret korkmamak değil, yapacağını korka korka yapmaktır.” diyecek kadar da samimi.

  • Künye: Memet Kara – Ordulu Emin’in “Kurtuluş” Tarihi, İletişim Yayınları, anı, 259 sayfa, 2015

Etienne Copeaux ve Claire Mauss-Copeaux – Taksim! (2009)

‘Taksim!: Bölünmüş Kıbrıs’ başlıklı elimizdeki eser, yazarların Kuzey Kıbrıs Türk cemaatindeki on yıllık araştırmalarının ürünü.

Yazarlar çalışmalarında, Kıbrıs’ın iki kesimi arasındaki tarihsel çatışmanın izlerini sürüyor.

Kıbrıs’ta yaşanan çatışmalar, 1974’te imzalanan Taksim anlaşmasıyla yeni bir evreye girdi.

Zira Ada’yı ikiye bölen anlaşma, bu coğrafyanın toplumsal dokusunu da büyük tahribata uğrattı.

İşte, Copeaux çiftinin Türk kesiminden insanlarla yaptığı söyleşilerden oluşan çalışmaları, iki halk arasındaki ayrışmanın, yaşanan trajik çatışmaların derli toplu bir tarihini vermesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Etienne Copeaux ve Claire Mauss-Copeaux – Taksim!: Bölünmüş Kıbrıs, 1964-2005, çeviren: Ali Berktay, İletişim Yayınları, inceleme, 310 sayfa