Sibel Hürtaş – Canına Tak Eden Kadınlar (2014)

Bu ülkede erkeğin pervasız şiddeti dur durak bilmiyor.

İşin vahim yönü, bu şiddet artık kanıksanmış durumda.

Fakat buna eyvallah demeyenler de var.

Sibel Hürtaş bu kitabında, bu toprağın derinlerine dek işlemiş şiddeti, kocalarını öldüren kadınların hikâyelerini izleyerek gözler önüne seriyor.

Devlet erki, yasalar ve polis, erkek şiddetinin üstesinden gelmekte acizken, bu şiddetin hedefindeki kadınların artık canına tak ediyor.

Çalışma, kocalarını öldüren kadınlarla yapılan birebir görüşmelere dayanmasıyla alana büyük bir katkıda bulunuyor.

Bu kadınları cinayet işlemeye götüren toplumsal, siyasi ve kültürel etkenleri analizi açısından çok değerli ve önemli bir çalışma.

  • Künye: Sibel Hürtaş – Canına Tak Eden Kadınlar, İletişim Yayınları, kadın, 192 sayfa

 

Kolektif – Zonguldak (2017)

Genel olarak Karadeniz bölgesi üzerine yapılmış muhtelif çalışmalar bulunuyor bulunmasına, ama doğrudan Zonguldak’ı ele alan çalışmalar çok az.

İşte bu zengin derleme de, Zonguldak’ı bir işçi sınıfı, madencilik, toplumsal cinsiyet, sanat, edebiyat ve farklı toplumsallıkların yaşandığı bir mekân olarak bir uçtan diğer uca irdelemesiyle önemli bir işlev üstleniyor.

Kitapta,

  • Devletin Zonguldak kömür havzasındaki işçi sınıfı kimliği üzerindeki etkileri,
  • Son büyük yürüyüşün ardından Zonguldak kömür madeni işçilerinde direniş ve dayanışma,
  • Zonguldak’ta termik santral karşıtı mücadeleler,
  • Zonguldak’da feminist kadınların örgütlenme girişimleri,
  • Türk sinemasında Zonguldak,
  • Zonguldak’ta tiyatro,
  • Zonguldak’taki madenci ve çöpçü katırlar,
  • Zonguldak Kömürspor,
  • Çocuk cinsel istismarı ve Zonguldak,
  • Ve bunun gibi, ilgi çekici konular yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: E. Attila Aytekin, H. Tarık Şengül, Ayça Erinç Yıldırım, Akın Bakioğlu, Evrim Yılmaz, Hanen Çiftdoğan, Naz Hıdır, Atilla Barutçu, Güzin Yamaner, Hasan Anıl Sepetci, Şeyma Balcı, Mete Arif Tokmak, Figen Uzar Özdemir, Caner Özdemir, Fahri Bozbaş ve Ayça Demir.

  • Künye: Kolektif – Zonguldak, derleyen: Atilla Barutçu ve Figen Uzar Özdemir, İletişim Yayınları, şehir, 349 sayfa

Kolektif – Çağdaş Toplum Kuramından Portreler (2017)

Son yıllarda kavramsal ve kurumsal dönüşümlere dair giderek artan bir farkındalık ortaya çıktı.

Elimizdeki kitap da, son yirmi-otuz yılda toplumsal ve siyasal tartışmalara hâkim olan 35 düşünüre dair eleştirel tartışmalar içeriyor.

Bu figürlerin sosyolog, tarihçi, felsefeci, psikanalist ve siyaset kuramcılarına uzanan geniş bir alana yayılması ise, kitabın kapsamlı kılan başlıca husus.

Kitapta, Jürgen Habermas’tan Jacques Derrida’ya, Julia Kristeva’dan Fredric Jameson’a, Richard Rorty’den Luce Irigaray’a, Michel Foucault’dan Erving Goffman’a ve Edward Said’ten Zygmunt Bauman’a kadar birçok önemli ismin katkıları güncel tartışmalar da gözetilerek eleştirel bir perspektifle ele alınıyor.

Kitap, öznellik, psikanaliz, feminizm, modernite, postmodernite, küreselcilik, Marksizm, post-Marksizm, postkolonyalizm ve Queer kuramı gibi, toplum bilim alanını etkilemiş önemli kavram ve konuları da detaylı bir bakışla açıklıyor.

Çalışma, toplum bilimine yeni ilgi duymaya başlayan okurlar kadar, bu alandaki güncel tartışmaları takip etmek isteyenlere de fazlasıyla hitap edecek nitelikte.

Kitapta düşünceleri ele alınan isimler şunlar: Martin Heidegger, Georges Bataille, Maurice Merleau-Ponty, Herbert Marcuse, Theodor Adorno, Walter Benjamin, Jürgen Habermas, Erving Goffman, Peter Berger, Michel Foucault, Jean-François Lyotard, Jacques Lacan, Jacques Derrida, Roland Barthes, Julia Kristeva, Luce Irigaray, Jean Baudrillard, Gilles Deleuze, Félix Guattari, Paul Virilio, Henri Lefebvre, Paul Ricoeur, Niklas Luhmann, Charles Taylor, Richard Rorty, Nancy Chodorow, Anthony Giddens, Ulrich Beck, Pierre Bourdieu, Zygmunt Bauman, Donna J. Haraway, Fredric Jameson, Stuart Hall, Juliet Mitchell ve Edward Said.

Kitabın yazarları ise şöyle: Richard Polt, Michel Richardson, Nick Crossley, Douglas Kellner, Andrew Bowie, Graeme Gilloch, Patrick Baert, Ann Branaman, Bryan S. Turner, Stephen Katz, Victor Jeleniewski Seidler, Christina Howells, Kelly Oliver, Caroline Bainbridge, Mike Gane, Paul Patton, John Armitage, Rob Shields, Kathleen Blamey, Jakob Arnoldi, Francis Dupuis-Déri, Marcos Anvelovici, Geoffrey Gershenson, Michelle Williams, Anthony Elliott, Nick Stevenson, Bridget Fowler, Barry Smart, Joseph Schneider, Patricia Ticineto Clough, Sean Homer, Chris Rojek ve Sarah Wright.

  • Künye: Kolektif – Çağdaş Toplum Kuramından Portreler, derleyen: Anthony Elliott ve Bryan S. Turner, çeviren: Barış Özkul, İletişim Yayınları, sosyoloji, 566 sayfa

Susan Neiman – Niçin Büyüyelim? (2017)

“Yargıda bulunmak, öğrenilebilir bir şeydir fakat öğretilemez”

Susan Neiman’ın ‘Ahlâki Açıklık’ı, geçen yıl Türkçeye çevrilmişti.

Yazar söz konusu kitabında, sola egemen olan bozguncu ruh halinin nedenlerini irdelemiş, bu duruma meydan okumuş ve solu ahlâkın, idealizmin ve Aydınlanma’nın alanına geri dönmeye davet etmişti.

Yazar ‘Niçin Büyüyelim?’de ise, felsefenin bize olgunlaşmanın teslim olmakla, tevekkülle eşdeğer görülmediği bir model bulmada yardımcı olup olamayacağını sorguluyor.

Neiman, büyümenin genellikle umutlarımızdan ve hayallerimizden vazgeçme, verili olan gerçekliğin çizdiği sınırlara rıza gösterme olduğu varsayımına meydan okuyor, aksine büyümenin kendinde bir ideal olduğunu belirtiyor.

“Çocukluk dogmalarına takılıp kalan insanlar, tüm yaşamlarını dünyanın önemsedikleri inançlarla bağdaşmadığı gerçeğini inkâr ederek geçirirler.” diyen yazar, gerçek anlamda büyümenin, özgürlük ve sorumluluk etiğini içselleştirmekle mümkün olduğunu savunuyor.

Neiman bu bağlamda emeğin, eğitimin ve seyahatin anlamlı deneyimler olarak insanın olgunlaşmasına nasıl katkıda bulunduklarını tartışıyor.

Yazara göre, Aydınlanma değerleri de, bize bu anlamda önemli katkılar sunma potansiyeline sahip.

Kitabında, Aydınlanma düşüncesinin dünyanın nasıl bir yer olduğuna ve deneyimlerimizi daha da öteye taşıma konusunda bize ne gibi perspektifler kazandıracağına odaklanan Neiman, Kant’ın fikirlerini merkeze alarak, Rousseau ve Arendt’in düşüncelerini tartışıyor.

  • Künye: Susan Neiman – Niçin Büyüyelim?: Çocuksu Bir Çağ İçin Altüst Edici Düşünceler, çeviren: Nagehan Tokdoğan, İletişim Yayınları, felsefe, 208 sayfa

Honoré de Balzac – Ferragus (2017)

Türkçeye daha önce ‘Çakalların Başı Ferragus’ olarak da çevrilmiş bu roman, Balzac’ın 19. yüzyıl Fransız toplumunun tarihçiliğini görkemli şekilde ortaya koyduğu bir yapıtı.

Mösyö Jules ile Madam Jules, birbirlerine deli gibi âşık iki gençtir. Günün birinde âşıklar, Paris’in adı oldukça kötüye çıkmış bir sokağında tesadüfen karşılaşır.

İki genç bir süre sonra evlenir, fakat arka sokaktaki gizemli karşılaşma soyluların en çok da Madam Jules’in namusu hakkında yapacakları dedikoduya malzeme olur.

Başta söylentilere kulaklarını tıkayan Mösyö Jules ise, yavaş yavaş eşinden şüpheye düşmeye ve bu nedenle de büyük bir vicdan azabı yaşamaya başlar.

Fakat genç adamın merakı, bu utanca egemen olacak ve Mösyö Jules,  zengini yoksuluyla her türden insanın yaşadığı bu sokağı gidip eşinin sırrını aydınlatmaya koyulur.

Balzac’ın Paris sokaklarına ve Fransız toplumuna dair tasvirleri, romanın en ilgi çekici bölümlerini oluşturuyor.

Usta çevirmenliğiyle de bildiğimiz Cemil Meriç’in Balzac’a, Balzac’ın yaşadığı döneme ve Balzac’ın yapıtlarına dair kapsamlı sunuşunun da kitaba apayrı bir zenginlik kattığını belirtelim.

  • Künye: Honoré de Balzac – Ferragus, çeviren: Cemil Meriç, İletişim Yayınları, roman, 199 sayfa

 

Yonca Güneş Yücel – Gardiyanlar: Kilidin Öte Tarafı (2017)

Bilenler bilir, bizde infaz ve koruma memurlarını konu alan çok sayıda film bulunuyor.

Zira ülkenin durumu, ortada.

Yonca Güneş Yücel de bu kitabında, gardiyanların mesleki deneyimlerinin ve toplumla ilişkilerinin kapsamlı bir incelemesini yapıyor.

Kitabı benzer çalışmalardan ayıran en önemli yön, infaz ve koruma memurlarının mesleki deneyim pratiklerini yalnızca cezaeviyle tanımlı bir ilişkilenme olarak değil, onların toplumsal ilişkiler içindeki yerleriyle ele alması.

Çalışmada ele alınan belli başlı konular şöyle:

  • İnfaz ve koruma memurluğunun mevzuattaki tanımı,
  • Mesleğin tercih edilme nedenleri,
  • İnfaz ve koruma memurlarının cezaevindeki gündelik pratiği,
  • Sosyo-ekonomik hakların yetersizliği,
  • Yönetimle ilişkiler,
  • İnfaz ve koruma memurlarının kendi aralarındaki ilişkileri,
  • Dernekleşme ve dayanışma deneyimleri,
  • Tutuklu ve hükümlülerle kurulan ilişkilerdeki taktik ve motivasyonları.

Kitap, bu alanda çalışan uzmanlara da, gardiyanların dünyasını merak eden okurlara da fazlasıyla hitap edecek nitelikte.

  • Künye: Yonca Güneş Yücel – Gardiyanlar: Kilidin Öte Tarafı, İletişim Yayınları, inceleme, 296 sayfa

Uğur Biryol – Kaçkarlar’da Bulut Olsam (2017)

Kaçkarlar demek, bulutlarla arkadaş olmak demek!

Çamlıhemşin’de tur rehberliği de yapan gazeteci Uğur Biryol da elimizdeki kitabında, bizi bu görkemli coğrafyayı adım adım gezmeye davet ediyor.

Kitap, Fırtına Vadisi’nden Çamlıhemşin’e, Ayder’den Kavrun’a ve Kale’den Verneçik’e, bölge için şahane bir gezi rehberi.

Kitap,

  • Kaçkarlar’da konaklarken dikkat edilmesi gerekenleri,
  • Fırtına Vadisi’ni,
  • Kaçkarlar’ın cam damarı buzul göllerini,
  • Kaçkarlar’ın tarihi yapılarını,
  • Fırtına Vadisi konaklarını,
  • Kaçkar’ın ekolojik değerini,
  • Yeşil Yol’un bölgede yarattığı büyük tahribatı,
  • Hemşin horonlarının vazgeçilmezi olan tulumu,
  • Hemşin türkülerini,

Ve bunun gibi pek çok aydınlatıcı bilgiyi bizimle paylaşıyor.

Biryol, kitabında bölgenin tarihi yapıları ve coğrafi güzellikleri anlatmakla yetinmiyor, aynı zamanda bu harikulade coğrafyaya sinmiş hikâyeleri de okurlarıyla paylaşıyor.

Gezmek başka hayatlara, başka hikâyelere konuk olmaktır.

Görsel zenginliğiyle de dikkat çeken elimizdeki kitap da, bunun iyi örneklerinden biri.

  • Künye: Uğur Biryol – Kaçkarlar’da Bulut Olsam, İletişim Yayınları, gezi, 208 sayfa

Sinan Logie ve Yoann Morvan – İstanbul 2023 (2017)

İstanbul, sınırları sürekli zorlanan bir kentsel alan ve doymak bilmez, pervasız bir hırs, bu kentin istimlakini genişletmek için durmadan çaba harcıyor.

Canavar doymak bilmiyor…

AKP’nin “Hedef 2023” sloganının, aslında partinin 21 yıl boyunca iktidarda kalma ve bu süre zarfında da Türkiye’yi, kentlerini ve rejimin kurucu niteliklerini dönüştürmesinin şifresi olduğu, şimdi daha açık.

İktidarın “Hedef 2023” söylemini üzerinde en çok inşa ettiği kent ise, herkesin bildiği gibi İstanbul olageldi.

İstanbul şimdi, kenti tarih, topografya, insan, doğa, sınıf gibi bağlamlarından soyutlayan, her tarafı beton yığınlarına çeviren “Mega projeler”in esiri haline gelmiş durumda.

İşte mimar Sinan Logier ile antropolog Yoann Morvan’ın kaleme aldığı bu kitap, tarihsel bir perspektifle İstanbul’u bir baştan diğerine kat ediyor ve iktidarın dayattığı “mega projelerin” bu kadim şehrin bugünü ve geleceğini nasıl çelişkilerle dolu bir kaosa çevirdiğini gözler önüne seriyor.

Kitap, “Çılgın projelerle” bir şehrin nasıl tüketildiğini ve bu durumun İstanbul’da yaşayan insanların hayatını nasıl tehlikeye attığını daha iyi kavramak için birebir.

  • Künye: Sinan Logie ve Yoann Morvan – İstanbul 2023, çeviren: Nilüfer Şaşmazer, İletişim Yayınları, siyaset, 189 sayfa

Yakov M. Rabkin – Yahudilerin Siyonizm Karşıtlığı (2014)

Yakov M. Rabkin, “acımasız ve geniş kapsamllı bir tehdit” olarak tanımladığı Siyonizmi ve Siyonizme karşı direnişin bir tarihçesini sunuyor.

Tevrat’a bağlılığın Siyonizme dinsel muhalefetin ortak paydasını oluşturduğunu ifade eden yazar, Yahudilerin kaderini İsrail’in kaderinden ayırmaya girişiyor.

Çalışmasında sıklıkla Yahudilikte önemli yer tutan rabinik düşüncenin zengin geleneğine başvuran Rabkin’in çalışması, ülkesi İsrail’deki milliyetçilik tartışmalarını kamçılamıştı.

  • Künye: Yakov M. Rabkin – Yahudilerin Siyonizm Karşıtlığı, çeviren: Şahika Tokel, İletişim Yayınları, tarih, 372 sayfa

Süleyman Talay – Yaşamaktan Soğumadan (2017)

Süleyman Talay’ın hayatı, erken yaşlardan itibaren devrime adanmış bir hayat desek abartmış olmayız.

Kendisi daha Batman lisesinde iken Devrimci Liseliler Derneği’nin kuruluşunda yer almış, Türkiye’nin zorlu zamanlar yaşadığı 1980’li yıllarda, Batman ve Siirt’te İlerici Gençler Derneği ve Türkiye Komünist Parti yöneticiliği görevleriyle aktif bir şekilde siyasi çalışmalarını sürdürmüş.

12 Eylül askeri darbesi olunca dokuz yıl siyasi kaçak olarak yaşayan Talay, TKP-TİP birleşmesi ile oluşturulan TBKP’de ve Sosyalist Birlik Partisi’nin (SBP) kuruluş sürecinde yer aldı.

Talay’ın elimizdeki kitabı, kendisinin kişisel ve devrimci hayatını bir baştan ötekine kuşatan anılarından oluşuyor.

  • Batman’daki çocukluk ve okul yılları,
  • Kahvehanelerdeki devrimciler,
  • Bir devrimci olmak için atılan ilk adımlar,
  • İlerici Gençler Derneği’nin kuruluşu,
  • TKP’li yıllar,
  • Moskova’da eğitim amaçlı geçirilen altı ay,
  • Hapishane deneyimi,
  • 12 Eylül askeri darbesi,
  • Yıllarca süren kaçak hayatı,
  • Kürt coğrafyasında zorlu 90’lı yıllar,
  • Vedat Aydın’ın cenazesinde yaşananlar,
  • Küyerel Düşünce Grubu’nun kuruluşu…

Talay’ın sadece siyasi değil, aynı zamanda pek çok kişisel anısıyla da zenginleşen kitabı, aynı zamanda Türkiye yakın tarihinin nitelikli bir tasvirini de yapmasıyla dikkat çekici.

  • Künye: Süleyman Talay – Yaşamaktan Soğumadan, İletişim Yayınları, anı, 223 sayfa