Leonie Lutz, Anika Osthoff – Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik (2024)

  • “Çocuğum tableti elinden bırakmıyor.”
  • “İmdat, oğlum oyun bağımlısı oldu!”
  • “Ergen kızım kendi YouTube kanalını açmak istiyor, ne yapmalıyım?”

Bu ve benzer endişeler, bugün anne babaların başlıca dert ve sıkıntı kaynakları arasında.

Öte yandan dijital dünya artık geri dönüşsüz bir şekilde yerleşik ve vazgeçilmez bir olgu olarak hayatımızda.

O halde endişelerimizi nasıl yönetmeli ve çocuklarımızın dijital dünyayla ilişkisini nasıl ele almalıyız?

Çocuklar tıpkı hayatın diğer alanlarında olduğu gibi dijital alanda nasıl hareket edecekleri konusunda da desteğe ve rehberliğe ihtiyaç duyarlar.

Dolayısıyla aileler olarak kendimize şu soruları sormalı ve cevaplarını hep birlikte aramalıyız:

  • Çocuklarımızı gelecekte nasıl bir iş dünyası bekliyor?
  • Araştırma yetkinliği nedir ve çocuklara nasıl kazandırılır?
  • Medya okur yazarlığı eğitimi evde mi, okullarda mı verilmeli?
  • İnternet ne tür tehlikeler barındırır ve çocuklar bunlardan nasıl korunur?
  • Bilgisayar oyunları çocukları şiddete mi yönlendirir?
  • İnternet reklamları ve influencer’lar konusunda çocuklara nasıl farkındalık kazandırılır?
  • Çocuk arama motorları ve öğrenme uygulamaları seçerken nelere dikkat edilmeli?
  • Farklı yaşlar için ne kadar ekran süresi uygundur?
  • İlk cep telefonu için doğru yaş ne olmalıdır?
  • WhatsApp, Instagram, TikTok ve Snapchat gibi platformlarda çocuğun güvenliği nasıl sağlanır?
  • Siber zorbalık, siber uşaklaştırma ve sexting nedir, çocuklar bunlardan nasıl korunur?

Dijital eğitim uzmanları Leonie Lutz ve Anika Osthoff ‘Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik’te internet dünyasında ailece güvenli, yetkin ve yaratıcı bir şekilde var olmanın yollarını tartışıyorlar.

Doğru yönlendirmeyle hem beraber eğlenceli vakit geçirmenin hem de çocukları yarının dünyasına hazırlamanın mümkün olduğunu gösteriyorlar.

Çocuklarının ekran başında geçirdikleri süreden dolayı rahatsızlık duyan, bu nedenle aile yaşamlarının tehlikeye düştüğünü düşünen tüm ebeveynler için ilham verici bir başucu kitabı.

  • Künye: Leonie Lutz, Anika Osthoff – Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik (#yasaklamayönlendir), çeviren: Atilla Dirim, İletişim Yayınları, psikoloji, 239 sayfa, 2024

Christina Morina – Marksizmin İcadı (2024)

Christina Morina, 19. yüzyıl / 20. yüzyıl dönümünde Marksizmin bir öğreti, bir siyasal hareket, bir ahlâki angajman olarak kurumlaşma evresini; dokuz öncü figürün üzerinden anlatıyor.

‘Marksizmin İcadı’, Fransa, Almanya, Avusturya ve Rusya’daki bu dokuz kahramanın nasıl sosyalleştiğini, Marksizmle nasıl buluştuğunu, sosyalist harekete nasıl angaje olduğunu, “Toplumsal Sorun”la ve emekçilerle somut ilişkisini irdeliyor.

Hepsinin yaşarken tanıklık ettiği 1905 Rus Devrimi’ni nasıl karşıladıklarını mukayese ediyor.

Saha araştırmacısı, kitap- kurdu ve maceraperest tipolojileriyle tasnif ettiği kahramanlarının yol ayrımlarını ve ayrılıkları içindeki ortak noktalarını inceliyor.

Özel bir kuşağın serencamı ile bir siyasal akımın oluşumunun iç içe geçtiği, zengin bir hikâye…

Kitaptan bir alıntı:

“Karl Kautsky, Eduard Bernstein, Rosa Luxemburg, Victor Adler, Jean Jaurès, Jules Guesde, Georgi Plehanov, Vladimir I. Lenin ve Peter B. Struve. Bunların her biri Marksizmin entelektüel kurucu neslinin mensubudur. (…) Onlar kendi ülkelerinde Marksist sosyalizmin önde gelen teorisyen ve pratisyenleri oldular, dolayısıyla ‘Marksizm’in ‘Altın Çağı’nı şekillendirdiler.”

  • Künye: Christina Morina – Marksizmin İcadı: Bir Fikir Dünyayı Nasıl Fethetti, çeviren: Emre Adıyaman, İletişim Yayınları, siyaset, 448 sayfa, 2024

Amanda Rees, Charlotte Sleigh – İnsan (2024)

  • İnsan nedir?
  • İnsan olmayan nedir?

Amanda Rees ve Charlotte Sleigh ilk bakışta basit gibi görünen ama cevaplamanın çok da kolay olmadığı bu soruların peşine düşüyorlar.

Tarihte, kültürde, mitolojide, bilimde, sanatta ve siyasette insanın izini sürerek Öteki’nden nerede ve nasıl ayrıldığına odaklanıyorlar.

İnsanı hayvan, hominini, makine, kadın, tanrı ve yabancıyla mukayese ederek insan tanımının sınırlarının nasıl çizilebileceğine bir yol arıyorlar.

Bunu yaparken insanın içinde olduğu zamanın, mekânın ve toplum yapısının öneminin ne denli belirleyici olduğunu gösteriyorlar. İnsan, benzersizlik iddiası taşıyan bir grubun, yani insanın tanımını yapmaya çalışmanın zorluğunu yansıtırken, birey olarak insanın da neye benzediğini bizzat kavramaya çalıştığını gösteren, düşünmeye sevk eden bir eser.

Kitaptan bir alıntı:

“İnsanlığın, tanımlanması namümkün bir şey olduğunu ve belki de türlerin sınırları içinde düşünülmemesi gerektiğini ileri sürüyoruz. Aksine, içeriye alınan şeyin ya da kimsenin muhteviyatına bakmadan, insanlığı çerçeveleyen bir kapsama hareketi bu. İnsanlık –öyle bir şey varsa tabii– ne talep edilebilir ne de bahşedilebilir, yalnızca kırılgan, geçici bir takdimle, yani Öteki ile olan ilişkinin idrakiyle var olabilir.”

  • Künye: Amanda Rees, Charlotte Sleigh – İnsan (Ne Olduğunu Biliyor muyuz?), çeviren: Hilal Dikmen, İletişim Yayınları, inceleme, 160 sayfa, 2024

Han Fei Zi – Hükmetme Sanatı (2024)

M.Ö. 3. yüzyılda yaşamış Çinli düşünür Han Fei Zi’nin siyasal düşünceler tarihi içindeki önemi, yakın zamanlarda fark edildi.

Şimdi onun ‘Hükmetme Sanatı’, Machiavelli’nin Prens’i ve La Boétie’nin ‘Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev’i gibi klasiklerle aynı kefeye konuyor.

“Antik çağların Machiavellisi…”

Çağdaş siyaset düşünce tarihinde Han Fei Zi için kullanılan lakap, bu.

O da, büyük İtalyan düşünür gibi, siyaseti anlamak için olgulardan, eylemlerden hareket edilmesi gerektiğini belirtir ve ahlâkı, ahlâki değerleri siyasal alandan dışlar.

Ayrıca siyasal iktidar olgusunu düşüncelerinin odak noktasına yerleştirir, özellikle de tek adam iktidarının nasıl işlediğini ve varlığını nasıl sürdürdüğünü açıkça gözler önüne serer.

Bu bakımdan Han Fei Zi, en az Machiavelli kadar, güncel bir düşünürdür.

Kitabın çevirmeni Mehmet Ali Ağaoğulları, Han Fei Zi için şöyle diyor:

“Çinli düşünür yazılarını yalnızca hükümdarlar için yazmıştı ve bunların halk tarafından, sıradan insanlar tarafından okunmasını istememişti. (…) Han Fei Zi’nin korktuğu başına gelmiş bulunuyor. Çünkü günümüzde herkesin kitabına ulaşma imkânı var, yeter ki okunsun. Okunduğu zaman da, her okurun, kişiselleşmiş bir iktidarın halkı boyun eğmeye yönlendirmek ve kendini onaylatıp kurduğu düzeni sürdürmek için ne gibi yöntemlere, araçlara başvurduğunu görüp anlamaması mümkün değil.”

  • Künye: Han Fei Zi – Hükmetme Sanatı: Seçilmiş Yazılar, çeviren: Mehmet Ali Ağaoğulları, İletişim Yayınları, siyaset, 224 sayfa, 2024

Herkül Millas – Yunanistan’da Milli Mitoslar (2024)

Herkül Millas, ‘Yunanistan’da Milli Mitoslar’da, günümüz Yunanistanı’nda canlı biçimde var olan bazı mitosları çıkış kaynaklarından hareketle incelerken, aynı zamanda genel olarak insan toplumlarında mitosların yeri ve işlevini de ele alıyor.

Tarihyazımından siyasete, kültürel yaşamdan yasalara ve eğitime kadar hemen her alanda yaygın ve etkili olan mitosların, bir “yalan”dan veya “doğru olmayan bir hikâyeden” “birleştirici bir toplumsal anlatıya” nasıl dönüştüğünü gösteriyor.

Yunanlıların kendilerini, diğerlerini, geçmişlerini nasıl algıladıklarını, tarihsel ve toplumsal olgulara bakışlarını, kimi tehdit, neyi sorun olarak gördüklerini anlamayı sağlayacak bir malzeme sunuyor. Milli kimlik meselesini mitosların rehberliğinde görmemizi mümkün kılıyor. Aynı zamanda günümüzün diğer toplumlarında var olan dürtülere ışık tutuyor. Yunanistan’da Milli Mitoslar, Yunanlılarla tanışmak için bir rehber olarak da okunabilir.

Kitaptan bir alıntı:

“Milli kimliği tanımlamak için (olumsuz) ’Öteki’ vazgeçilmezdir. Yunanistan’da Türkler çoğunlukla ‘tarihsel öteki’ olarak görülürler. Bir milletin stereotipleştirilmesine ilişkin bu mitos, 1980’lerden itibaren çoğunlukla akademisyenler tarafından incelendi. Bu eleştiride en büyük engel milletlerin kimliklerini Öteki üzerinden oluşturduklarını görebilmeleridir. Milli kimlik sahibi kimseler için kimliklerinin ‘tepkisel’ olduğunu kabullenmeleri imkânsız değilse, çok zordur. Hatta çoğu Öteki diye bir algıları olduğunun bilincinde bile değildir.”

  • Künye: Herkül Millas – Yunanistan’da Milli Mitoslar, İletişim Yayınları, inceleme, 272 sayfa, 2024

Hâle Sert – Edebiyat Devrimi (2024)

Hâle Sert, 1932 yılında gerçekleşen Dil Devrimi’nin aynı zamanda bir “edebiyat devrimi” olarak okunup okunamayacağı sorusunun peşine düşüyor.

1928 yılındaki Alfabe Devrimi ile göstergenin kendisinde yapılan değişiklikten başlayarak, Arapça-Farsça kelimelerin tasfiyesine, Öztürkçe kelime türetme politikalarına uzanan geniş bir alanda, zengin örnekler sunarak, bu politik hamlelerin edebi metinler üzerindeki yansımalarının izini sürüyor.

‘Edebiyat Devrimi’, dönem yazarlarının, matbuat dünyasının, bir bütün olarak geniş bir kültür âleminin, farklılaşan reaksiyonlarını da gözler önüne sererken, politikanın sanata müdahil olduğu noktada ortaya çıkan gerilimi de tüm yönleriyle gösteriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Latin alfabesiyle kelimelere yeni elbiseler giydirildi ama yine de sözcükler bu kıyafetlerin içinde eğreti duruyordu. Dönemin aydınlarınca da ifade edildiği üzere bir medeniyet değişimi yaşanıyordu. Dilin görüntüsü değişse de içerikte Arapça ve Farsça kökenli kelimeler hâlâ eski medeniyeti temsil ediyorlardı. 1932’de başlayan Dil Devrimi, ‘Doğulu’ kelimelerin tasfiyesi ve yerine yeni kelimeleri koyabilme amacıyla gerçekleştirildi.”

  • Künye: Hâle Sert – Edebiyat Devrimi: Cumhuriyet Aydınının Yeni Bir Dil ve Edebiyat Kurma Telaşı (1930-1950), İletişim Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2024

César Rendueles – Fırsat Eşitliğine Karşı (2024)

‘Fırsat Eşitliğine Karşı’, adının açıkça ifade ettiği gibi, “fırsat eşitliği” yaklaşımını reddederek, gerçek (veya derin) bir eşitliğin gereğini ve ahlâkını savunuyor.

Fırsat eşitliği kavramının, sadece biçimsel ve meritokratik (liyakatçi), dolayısıyla sınırlı bir ufku olduğunu anlatıyor.

Alt başlığının (Eşitlikçi Bir Bildiri) açıkça ifade ettiği gibi, genel olarak eşitlik fikrinin siyasal, toplumsal ve insani önemini anlatmaya çalışan bir kitap bu.

İspanya’daki muhalif sol Podemos (“Yapabiliriz”) partisinin düşünce insanlarından olan César Rendueles, siyaset teorisiyle de alışverişini kesmeksizin, eşitliği gündelik hayat deneyimleri ışığında, “kanlı canlı” bir mesele olarak ele alıyor.

Eğitimde derinleşen eşitsizlik de odaklandığı konulardan biri.

“Eşitlikçi bir ethos” ve “eşitlik kültürü”nün, dünyayı paylaşmanın icabı olduğu kabulüne adanmış bir kitap.

Kitaptan bir alıntı:

“Doğal eşitlik tezinin sorunu basit ve rahatlatıcı bir hakkaniyet hissi uyandırması. Sanki eşitlikçilik sadece toplumun yozlaştırdığı doğal bir durumu korumaya yönelik basit stratejilere gereksinim duyuyormuş gibi bir hava oluşturuyor. (…) Fakat tarihsel deneyimler sonuç veren eşitlikçi dinamiklerin sürekli ve sofistike bir müdahaleye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Gerçek eşitlik sadece politik müdahaleyle mümkün olabilir ve bir vatandaşlık bilinci oluşturmanın yanı sıra sistematik bir biçimde geliştirilmiş bir demokrasinin ürünüdür.”

  • Künye: César Rendueles – Fırsat Eşitliğine Karşı: Eşitlikçi Bir Bildiri, çeviren: Süleyman Doğru, İletişim Yayınları, siyaset, 231 sayfa, 2024

Yves Bossart – Her Şeye Rağmen Gülmek (2024)

Mizah hem içinde yaşadığımız dünyayla hem kendimizle aramıza mesafe koymamızı ve fikirlerimizi sorgulamamızı sağlar.

Fanatizme karşı güçlü bir silah olmakla kalmaz, özgür düşüncenin gelişimi için de vazgeçilmez önkoşuldur.

Felsefeci Yves Bossart ‘Her Şeye Rağmen Gülmek’te okuru mizahın düşünce dünyasında zihin açıcı bir keşif yolculuğuna çıkarıyor.

  • Neden ve neye güleriz?
  • Güldüğümüzde vücudumuzda ve ruhumuzda neler olur?
  • Komiklik zevkten zevke değişir mi?
  • Mizahın etik sınırları var mıdır?
  • Her şeye rağmen gülmek ne demektir?

Bu ve benzeri sorulara cevap arayan yazar, gülmenin hayatımızdaki yerini ve değerini anlamak isteyen okura yol gösterici bir rehber sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Komiklik, şaka ve espri, çoğu zaman ölçüyü kaçırmanın oyuncu halleridir. Sağlıklı zihnin ve terbiyenin kuralları bir anlığına rafa kaldırılır, ki bu rahatlatıcı ve özgürleştiricidir.”

  • Künye: Yves Bossart – Her Şeye Rağmen Gülmek: Mizahın Felsefesi Üzerine, çeviren: Gülsen Yüksel, İletişim Yayınları, mizah, 88 sayfa, 2024

Robert J. C. Young – Postkolonyalizm (2024)

Derin eşitsizlikler üzerine kurulu bir dünyada yaşıyoruz.

Sömürgeciliğin tasfiyesine rağmen, eski emperyal devletler, önceden hükmettikleri ülkeler üstündeki egemenliklerini büyük oranda koruyorlar.

‘Postkolonyalizm’, sömürgecilik karşıtı mücadeleyi farklı bir bakış açısıyla, bugüne uzanan bir izlekte inceliyor; Batı egemenliğinin eski ve yeni görünümlerini eleştirel bir gözle ele alıyor.

Sömürgeciliğe karşı mücadelenin hem tarihini hem temel tartışmalarını ortaya koyarken dünya düzenine dair düşüncelerimizi de yeni bir perspektife yerleştiriyor.

Robert J. C. Young; ezilen, hor görülen, baskı altında yaşayan kadınların, yurtlarından edilmiş mültecilerin, kendi toplumları içinde en küçük düşürücü şekillerde yaşamaya mahkûm edilenlerin, kültürleri ve yaşam alanları yok edilen yerli halkların, işgal altında yaşayan Filistinlilerin hayatlarına dokunuyor.

Siyasal, toplumsal ve kültürel tahakkümün eski biçimleriyle birlikte şimdiki yansımalarını da incelikle dile döküyor.

Geniş bir coğrafyaya yayılan incelemesinde müzikten edebiyata, sömürgeci geçmişin kalıntılarının nasıl hâlâ ayakta kalabildiğini sorguluyor ve en çok da kendi hayatlarımızı ve zihinlerimizi sömürgeci bakıştan kurtarmanın yollarını arıyor.

  • Künye: Robert J. C. Young – Postkolonyalizm: Çok Kısa Bir Giriş, çeviren: Turgay Sivrikaya, İletişim Yayınları, siyaset, 192 sayfa, 2024

Oktay Özel – Kiske Kuşunun Peşinde (2024)

‘Kiske Kuşunun Peşinde’, 93 Harbi’nin ardından 1878 ile 1882 yılları arasında Batum’dan yola çıkıp Ordu’ya göçen, üç kuşak boyunca kaostan düzen ve refah çıkarmaya çalışan Çürüksulu bir Gürcü muhacir ailesinin hikâyesini anlatıyor.

Katamize/Özel ailesinin o tarihten bugüne uzanan yüz elli yıllık geçmişini.

Ordu şehriyle yakın kırsalı arasında her kuşakta yeniden hareketlenen, bozulan ve tekrar kurulan hayatlar…

Savaşların, çatışmaların yaşandığı, gündelik gerilimlerin derinden aktığı ve hiç sonlanmayacak gibi görülen zor koşullarda her seferinde yeni bir başlangıcı mümkün kılan toplumsal ilişkiler ve dayanışma ağları…

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, oradan bugüne kiske kuşunun peşinde yeni hayat arayışları…

Oktay Özel yıllara yayılmış sözlü tarih, arşiv, saha araştırması ve resmî kayıtlarla beslenerek kendi ailesi üzerinden bir Türkiye hikâyesi sunuyor okurlara.

  • Künye: Oktay Özel – Kiske Kuşunun Peşinde: Katamizeler (1835-1981), İletişim Yayınları, tarih, 374 sayfa, 2024