Jean-François Solnon – Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa (2010)

On dördüncü yüzyıldan yirminci yüzyıla Osmanlılar ile Hıristiyan Avrupa’nın tarihini, kültürel alışverişini ve zaman içinde birbirlerine karşı değişen algılarını izleyen ödüllü bir çalışma.

Jean-François Solnon, bizde daha önce ‘Sarık ve İstanbulin’ adıyla çevrilen bu kitabında, iki kültür arasındaki ilişkinin elçilik heyetleri, tercümanlar, sanatçılar ve seyyahlarla belirlendiğini gösteriyor ve iki toplum arasında da oldukça zengin karşılıklı bir hayranlığın bulunduğunu ortaya koyuyor.

Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa arasındaki ilişkiler daha çok savaş ve çatışma merkezliydi.

Buna verebileceğimiz en güçlü örnekler ise İstanbul’un fethi, Viyana Kuşatması ve İnebahtı Savaşı’dır.

Oysa birbirinden apayrı bu iki toplum arasında savaşlar ve çatışmadan başka ilişkiler de mevcuttu.

Claudio Magris’in bir zamanlar dediği gibi: “Avrupa ile Osmanlı İmparatorluğu’nun karşılaşması, savaşan ve birbirini yiyip bitiren iki ayrı dünyanın sonunda farkına bile varılmadan nasıl iç içe geçip birbirlerini zenginleştirdiklerinin büyük örneğidir.”

Solnon da, Osmanlı ve Avrupa arasındaki karşılıklı hayranlığı edebiyat, resim, müzik, tiyatro, koleksiyonlar ve koleksiyoncular, moda, eğlence dünyası gibi pek çok örnek üzerinden anlatmasıyla dikkat çekiyor.

Çalışmanın, 2010 Avrupa Tarih Kitabı ödülünü kazandığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Jean-François Solnon – Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa, çeviren: Ali Berktay, İş Kültür Yayınları, tarih, 720 sayfa, 2019

Gazanfer İbar – Anadolulu Hemşehrilerimiz (2010)

Gazanfer İbar, nitelikli çalışması ‘Anadolulu Hemşehrilerimiz’de, Anadolu’da yaşamış ve anadili Türkçe olan Ortodoks Hıristiyanları ve “Karamanlıca kitaplar” olarak da nitelenen, Yunan alfabesiyle yazılmış Türkçe kitapları anlatıyor.

Türkiye’de sınırlı sayıda araştırmacı ve akademisyenin ürün verdiği Karamanlıca konusuna, şimdiye kadar bilimsel kayıtlara geçmemiş bazı basılı eserleri yayımlayarak katkıda bulunan İbar, aynı zamanda Karamanlıca ve Karamanlılar hakkında bilinenleri de sistemli bir biçimde derlemiş.

Karamanlıca basılı eserlerin bilinen ilk örneğinin 16. yüzyıla ait olduğunu belirten İbar, bunların 19. yüzyılda kendi çapında bir üretim patlaması yaşadığını söylüyor.

Yazar, Anadolu kültür zenginliğinde yüzyıllar boyunca katkıda bulunmuş ve Mübadele ertesinde Yunanistan’a göç ederek oraya yerleşmiş Hıristiyan Ortodoks nüfusa ve onların yazılı üretimlerine odaklanıyor.

  • Künye: Gazanfer İbar – Anadolulu Hemşehrilerimiz, İş Kültür Yayınları, tarih, 200 sayfa

Liji Pulcu Çizmeciyan – İstanbul’da Kayıp Zamanlar (2010)

Ermeni Katolik bir ailenin kızı olarak doğan Liji Pulcu Çizmeciyan, küçük yaşında Mustafa Kemal’i Kocataş Yalısı’nın balkonunda konuşurken seyretmiş.

Pulcuyan ayrıca, Atatürk’ün manevi kızlarıyla da aynı okulda okumuş.

Yazar, anılarından oluşan ‘İstanbul’da Kayıp Zamanlar’da, Atatürk ve manevi kızlarına dair anılarının yanı sarı, Sarıyer’de geçen çocukluğunu, ilk gençlik yıllarının Osmanbey’ini, Şişli-Tünel hattındaki semtleri, İstanbul insanının gündelik yaşamını, şehrin eğlence ve kültür hayatını anlatıyor.

Pulcuyan’ın belleğinden bize yansıyan anılar, Türkiye’nin ve bilhassa İstanbul’un yakın tarihi açısından önemli ayrıntılar barındırıyor.

  • Künye: Liji Pulcu Çizmeciyan – İstanbul’da Kayıp Zamanlar, İş Kültür Yayınları, anı, 205 sayfa

Gonca Şenözen – 99 Sayfada Tüp Bebeği Beklerken (2010)

Bir tüp bebek merkezinde görevli ve doğal yolla çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlere psikolojik danışmanlık yapan Gonca Şenözen, ’99 Sayfada Tüp Bebeği Beklerken’de, bu sürece dair merak edilenler hakkında okurlarını aydınlatıyor.

Tüp bebek tedavisinin daha çok psikolojik yönleriyle değerlendiren Şenözen, tüp bebek tedavisine karar verme döneminde çifti nelerin beklediğini; tedavideki uygulamaları; bu süreçte motivasyonun nasıl sağlanabileceğini; kadının hazır olmasının neden önemli olduğunu; tedavi sürecinde kadın ve erkeğin neler hissettiğini, gebeliğin oluşmaması halinde çiftin ilişkisinin bu durumdan nasıl etkileneceğini ve bunun gibi konuları detaylı bir şekilde anlatıyor.

  • Künye: Gonca Şenözen – 99 Sayfada Tüp Bebeği Beklerken, söyleşi: Nur Onur, İş Kültür Yayınları, psikoloji, 102 sayfa

Talât Sait Halman – Eski Uygarlıkların Şiirleri (2010)

İlk kez 1974 yılında yayımlanan, Talât Sait Halman’ın ‘Eski Uygarlıkların Şiirleri’, bin yıldan önceki uygarlıklardan bin 300 şiiri bir araya getiriyor.

Sümer, Mezopotamya, Mısır, Hitit, Sanskrit, Yunan, İbrani, Çin, Arap, Japon, Fars, Aztek ve Mayalar gibi çok sayıda geleneğin şiir türündeki üretimlerinden oluşan derleme, başlangıcından bugüne kadar insanlığın şiir serüvenini dünya coğrafyasının bir ucundan diğer ucuna izliyor.

Kitap, yeryüzüne dağılmış şiir bahçelerini günümüze getiriyor ve dünya şiirinin gelişmesini en güzel örnekleriyle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Talât Sait Halman – Eski Uygarlıkların Şiirleri, İş Kültür Yayınları, şiir, 633 sayfa

İvan Mihayloviç Mayski – Stalin ile Churchill Arasında (2019)

İvan Mihayloviç Mayski, baktığınız yere göre bahtsız yahut şanslı sayabileceğiniz kişilerden.

Çünkü kendisi, birbirinden zorlu iki mahir siyasetçinin, Churchill ve Stalin’in iktidarda bulunduğu dönemde, tam olarak 1932 ile 1943 yılları arasında Sovyetlerin Londra Büyükelçisi olarak görev yapmıştı.

Mayski’nin bu dönemi anlatan günlükleri, altın değerinde bir kaynak.

Günlükler, bu süreçteki Sovyetler ve İngiliz siyasetine dair pek çok konuyu içeriden bir bakışla ele alıyor.

Ağırlıklı olarak İkinci Dünya Savaşı öncesindeki ve sırasındaki olaylara ışık tutan günlük, Münih Antlaşması’ndan Molotov-Ribbentrop Paktı’na, Churchill’in savaşma kararlılığından Almanların Rusya’ya saldırmasına, “ikinci cephe” açılması tartışmalarından Türkiye’nin savaşa girmesi için yapılan baskılara kadar pek çok konuyu kapsıyor.

Mayski’nin günlükleri zengin portreleriyle de dikkat çekiyor.

Zira burada karşımıza, Churchill ile Stalin’in yanı sıra, Roosevelt, Lloyd George, Chamberlain, Litvinov, Molotov, Tevfik Rüştü Aras ve İsmet İnönü gibi siyaset sahnesinin önde gelen isimleri kadar Bernard Shaw, Beatrice Webb, Mihail Şolohov gibi düşün ve edebiyat sahnesinin önemli simaları da karşımıza çıkıyor.

Gabriel Gorodetsky günlükleri, Rus arşivlerinde çalışırken tesadüf sonucu buldu ve üzerinde titizlikle çalışarak kitap haline getirdi.

Kuşkusuz bu katkısıyla, büyük bir teşekkürü hak ediyor.

  • Künye: İvan Mihayloviç Mayski – Stalin ile Churchill Arasında, hazırlayan: Gabriel Gorodetsky, çeviren: Deniz Berktay, İş Kültür Yayınları, günlük, 888 sayfa, 2019

Edward J. Erickson – Çanakkale Savaşı: Ateş Altında Komuta (2019)

Ünlü savaş tarihçisi Edward Erickson’un bu özgün çalışması, Çanakkale Savaşı’nı harekât komutanlarının nasıl karar aldıkları üzerinden irdeliyor.

Bilindiği gibi Çanakkale Savaşı üzerine daha önce yapılan çalışmalarda, çoğunlukla savaş stratejik ve taktik düzeyde değerlendirilmişti.

Erickson ise, Çanakkale Savaşı’nı operatif düzeyde ele almasıyla benzerlerinden ayrılıyor.

Kitapta, harekât komutanlarının nasıl kararlar aldıkları, bu süreçteki amaçları, bu amaçlarını hangi yol ve araçlarla ortaya koydukları, nasıl bir denge kurdukları ve bütün bunların savaşın sonucunu nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.

Erickson, Osmanlı’nın bu savaşta büyük bir zafer kazandığını, bunun başlıca sebebinin ise bizzat İngiliz ordularının isabetsiz kararlarının olduğunu belirtiyor.

Zira İngiliz komutanlar ısrarla yetersiz varsayımlara dayanan kararlar verip harekâtların koordinasyon ve icrasını astlarına bırakmış, Osmanlı komutanları ise operatif düzeyde onlardan çok daha etkili bir komuta-kontrol bilgisi ve uygulaması sergilemişti.

Künye: Edward J. Erickson – Çanakkale Savaşı: Ateş Altında Komuta, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, İş Kültür Yayınları, tarih, 452 sayfa, 2019

Zafer Toprak – Türkiye’de Milli İktisat 1908–1918 (2019)

Zafer Toprak’ın ‘Türkiye’de Milli İktisat’ı, bundan tam kırk yıl önce yazılmış olmasına rağmen alanda bir klasik olmaya devam ediyor.

İkinci Meşrutiyet yıllarının “milli iktisat” politikasının, Türkiye’nin bağımsızlığa yöneliminde önemli bir başlangıç olduğunu ortaya koyan Toprak, bu durumun 19. yüzyılın ülkeyi bağımlı kılan liberal dünyasına bir başkaldırı, bir ulusal kimlik arayış süreci olduğunu belirtiyor.

Toprak, dönemin iktisat politikasını, birincil el kaynaklarla ve ayrıntıyla ele alarak Osmanlı’nın son döneminde bankacılık, para politikası, millî şirketler, kapitülasyonlar gibi temel konular çerçevesinde dönemin iktisat tarihini inceliyor.

Basında çıkan tartışmalarda zamanın ruhunu ortaya koymasıyla da dikkat çeken çalışmasında Toprak, milli iktisadın, hem Müslüman bir orta sınıfın yaratılması, hem de savaş ekonomisi içinde ülkenin iaşe sorununu, para politikasını, sanayileşmesini çözmeye yönelik bir çözüm olarak gündeme gelişini ayrıntılı bir şekilde analiz ediyor.

  • Künye: Zafer Toprak – Türkiye’de Milli İktisat 1908-1918, İş Kültür Yayınları, tarih, 752 sayfa, 2019

Edhem Eldem – V. Murad’ın Oğlu Selahaddin Efendi’nin Evrak ve Yazıları, 1. Cilt (2019)

Beşinci Murad’ın tek oğlu olan Selahaddin Efendi, II. Abdülhamid yönetiminin en karanlık, en kâbus dönemlerinde yaşadı.

Beşinci Murad henüz üç aylık saltanat sürmüşken tahttan indirilmişti ve Selahaddin Efendi de henüz on beş yaşındayken ailenin diğer fertleriyle birlikte gözetim altında yaşamak zorunda kalmıştı.

Bu acımasız tecrit, Beşinci Murad’ın öldüğü 1904 yılına kadar tam 28 yıl boyunca devam etti.

Selahaddin Efendi bu dönemde, zamanının önemli bir kısmını defterlere yazmaya ayırdı.

Edhem Eldem’in her bir bölümü döneme ilişkin analizlerle irdelediği yazıları eşliğinde sunulan bu kitap, Selahaddin Efendi’nin “Sada-yı Mahpus” (Hapisteki Ses) adı altında topladığı yazı ve kayıtlarına ek olarak günlüklerini de kapsıyor.

Son dönem Osmanlı tarihinin en ilginç ve özgün kaynaklarından birini oluşturan bu defterler, Eldem tarafından yeni harflere aktarılıp ayrıntılı açıklama ve yorumlarla bu kitapta sunuluyor.

Kitap, Selahaddin Efendi’nin metinlerinin tıpkıbasımlarının yanı sıra, Eldem’in her cildi tarihsel ve toplumsal bağlamı içine yerleştiren giriş yazılarıyla birlikte okuyuculara sunuluyor.

Dizinin bu ilk cildinde ise, Beşinci Murad ile Cléanthi Scalieri (1833-1892) arasındaki gizli yazışmanın kayıtları ele alınıyor.

Scalieri, Proodos (Terakki) mason locasının başındayken, o sırada henüz şehzade olan Murad’a yakınlığıyla bilinirdi.

Genç veliahdı 1872 yılında masonluğa kabul ettirmiş, kısa saltanatından sonra da onu tekrar tahta geçirmek için mücadele etmiş, 1878’de Atina’ya kaçtıktan sonra da Murad’la haberleşmeye devam etmişti.

1883 ile 1886 yılları arasındaki bu iki yönlü yazışmayı Çırağan cephesinde yürüten Selahaddin Efendi, bu deftere de kaydederek bugüne kadar gelmesini sağlamış.

Eldem’in yayına hazırladığı malzemenin bütününü tanıtıp dönemin genel bir değerlendirmesini yaptığı uzun giriş yazısıyla birlikte, Selahaddin Efendi’nin buradaki metinleri ve yazışmaları, II. Abdülhamid döneminin en karanlık süreçlerinden birine ışık tuttuğu gibi, dönemin siyasi ve zihniyet dünyasını daha iyi anlamamıza da vesile oluyor.

  • Künye: Edhem Eldem – V. Murad’ın Oğlu Selahaddin Efendi’nin Evrak ve Yazıları, 1. Cilt: V. Murad ile Cléanthi Scalieri, İş Kültür Yayınları, tarih, 224 sayfa, 2019

Abdi İpekçi ve Ömer Sami Coşar – İhtilalin İçyüzü (2010)

Abdi İpekçi ve Ömer Sami Coşar’ın uzun soluklu araştırmalarının ürünü olan ‘İhtilalin İçyüzü’nün ilk bölümü 1962, ikinci bölümü de 1965 yıllarında Milliyet gazetesinde tefrika edilmişti.

Yazarlar burada, Türkiye’nin yakın siyasî ve sosyal hayatının en önemli olaylarından biri olan 27 Mayıs darbesini öncesi ve sonrasıyla ele alıyor.

Darbenin gizli kalmış yönlerini araştırıp tespit eden çalışma, bu yönüyle dönemin tarihi açısından büyük öneme haiz.

Ayrıca yazarların, Milli Birlik Komitesi’nde yer alan üyelerle yetinmeyerek, olaylara tanık olan başka kaynaklara da başvurmaları, çalışmayı nitelikli kılan hususların başında geliyor.

İpekçi ve Coşar, 1950 seçimlerinden önce orduda kurulan teşkilattan ve darbenin hazırlık aşamasından, iktidarı ele geçiren komitede yaşanan tasfiye hareketine kadar geçen dönemi, tanıklıklar ve belgelerle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Abdi İpekçi ve Ömer Sami Coşar – İhtilalin İçyüzü, İş Kültür Yayınları, siyaset, 481 sayfa