İbrahim Şimşek – Köy Enstitüsünden Öğretmenliğe, Öğretmenden Öğrenciye (2017)

Köy Enstitülerinin ne denli büyük bir devrim anlamına geldiğini geçen zamanla birlikte daha iyi anlıyoruz.

İbrahim Şimşek de, yolu Köy Enstitüleriyle kesişmiş ve bu ekolün ortaya koyduğu toplumsal, kültürel ve eğitsel dönüşüme birebir tanık olmuş.

İbrahim Şimşek, Ihlara Vadisi’nde Cumhuriyet’in ilk yıllarında, dört çocuklu bir ailenin oğlu olarak doğdu.

Okula çok geç başladı. Zira köyünde ne okul, ne de öğretmen vardı.

Şimşek geç de olsa, meşhur İvriz Köy Enstitüsü’nde eğitim almayı başarır.

Burası, kendisini yeni şeyler öğrenmek ve onları başkalarıyla paylaşmak için öylesine teşvik eder ki, Şimşek bu tutkusunu sonraki kuşaklara aktarmak amacıyla öğretmen olmaya karar verir.

Daha sonra Anadolu’nun farklı yerlerinde görev almaya başlar Şimşek.

Şimşek’in, ülkenin 1930’lardan 1970’lere uzanan dönemiyle iç içe geçen anıları, hem bir eğitimcinin meslek hayatı boyunca yaşadıklarını aktarıyor hem de Köy Enstitüleri deneyimini birinci elden paylaşıyor.

Bu kitap, yalnızca eğitim alanında denenmiş, başarılı olmuş, fakat iktidarın daha sonra korkup yasaklayacağı bir eğitim sistemini anlatmıyor, aynı zamanda ülkenin 1930’lardan bugüne uzanan bir panoramasını da sunuyor.

Şimşek, Atatürk’ün devrimci çizgisine sonuna kadar inanıyor ve bu inançla yazıyor.

  • Künye: İbrahim Şimşek – Köy Enstitüsünden Öğretmenliğe, Öğretmenden Öğrenciye, İş Kültür Yayınları, anı, 400 sayfa

Timothy W. Childs – Trablusgarp Savaşı ve Türk-İtalyan Diplomatik İlişkileri (2008)

Trablusgarp Savaşı, İtalya’nın 1911’de Libya topraklarını işgalinin ardından, İtalya ve Osmanlı İmparatorluğu arasında yaşanmış, tarihe yön veren savaşlardan.

Timothy W. Childs’ın çalışması, İtalya’nın Roma İmparatorluğu hayalleri kurarak gerçekleştirdiği bu emperyalist girişimi, Osmanlı İmparatorluğu’nun o dönemdeki durumu çerçevesinden izliyor.

Yazarın, İtalyan kaynaklarının ve devlet arşivlerinin yanı sıra, Osmanlı Hariciye arşivlerinde de yaptığı incelemelerin ürünü olan kitap, savaşın diplomatik ve askeri yönlerini ele alıyor.

Childs ayrıca, savaş alanındaki ve pazarlık masasındaki süreçleri, dönemin uluslararası dengeleriyle birlikte yorumluyor.

  • Künye: Timothy W. Childs – Trablusgarp Savaşı ve Türk-İtalyan Diplomatik İlişkileri, çeviren: Deniz Berktay, İş Kültür Yayınları, tarih, 333 sayfa

François Dosse – Ufalanmış Tarih (2008)

François Dosse, ‘Ufalanmış Tarih’te, Annales ekolünün tarih konusunda getirdiği yorumun, günümüzde hegemonik bir yapıya büründüğü eleştirisini sunuyor.

Batı’da iki dünya savaşı arasında, Fransa’da yayınlanan Annales dergisi, tarih biliminin ve yazımının geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmasında etkili oldu.

Dosse, bu dergi ve derginin getirdiği tarih yazımı anlayışını masaya yatırıyor.

Yazar ayrıca, “tarihin tarihini” yazan Georges Duby, Emmanuel Le Roy Ladurie, Pierre Chaunu, Jean Bouvier, Marc Ferro ve Fernand Braudel gibi tarihçilerin hikâyesini de eleştirel bir gözle veriyor.

  • Künye: François Dosse – Ufalanmış Tarih, çeviren: Işık Ergüden, İş Kültür Yayınları, tarih, 282 sayfa

Türkan Şoray – Sinemam ve Ben (2017)

Türkan Şoray…

O sıradan bir oyuncu değil. Bir oyuncudan da ve kesinlikle güzel bir kadından da öte bir şey…

1960’larda sinemayla tanışmış, ilk ödülünü 1964’te Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Acı Hayat filmiyle en başarılı kadın oyuncu seçilerek almış ve toplamda 222 filmde rol alarak rekor kırmış, yaşayan bir efsane.

Aynı zamanda senarist, aynı zamanda yönetmen…

Türkan Şoray ‘Sinemam ve Ben’de, hayatına ve Yeşilçam günlerine dair bilinmeyenleri bizimle paylaşıyor.

İstanbul’da orta halli bir ailenin üç çocuğundan biri olarak başlayan hayat…

Eski İstanbul mahallelerinde insan ilişkileri…

Erken yaşlarda başlayan sinema tutkusu…

Yeşilçam’da ilk günler…

Sinemanın büyülü dünyasında tanık olduğu ilginç olaylar…

Bu dünyadan edindiği arkadaşlıklar ve dostluklar…

Bunlar ve ilgi çekici daha pek çok şey, Türkan Şoray’ın sahici anlatımıyla okurunu karşılıyor.

Kitap, yalnızca Türkan Şoray’ın hayatının değil, Türkiye sinemasının ve toplumunun yaşadığı büyük dönüşümün de hikâyesi.

  • Künye: Türkan Şoray – Sinemam ve Ben, İş Kültür Yayınları, anı, 496 sayfa

Jean Bottéro ve Samuel Noah Kramer – Mezopotamya Mitolojisi (2017)

Mezopotamya’da keşfedilmiş en eski mitlerden günümüze gelebilmiş elli mitin çevirisi, derlemesi ve yorumu.

Şu ana kadar, alanında Türkçeye kazandırılmış en kapsamlı ve bütünlüklü derleme.

Jean Bottéro ve Samuel Noah Kramer, Antik Yakın Doğu uygarlıkları denince ilk akla gelen uzmanlardan.

Bu iki önemli ismin hazırladığı kitap ise, hem mitoloji gibi büyülü ve ilginç bir alanla ilgilenenlere hem de başta Ortadoğu tarihi olmak üzere tarihle ilgilenen tüm okurlara fazlasıyla hitap edecek nitelikte.

Buradaki mitolojilerden en eskisi, bundan tam üç bin yıl öncesine dayanıyor ve bu mitolojiler toplamının sunduğu hikâyeler de, eski insanların düşünme biçimleri, toplumsal/ekonomik yaşamları ve inanç sistemleri hakkında bize altın değerinde bilgiler veriyor.

‘Mezopotamya Mitolojisi’, yıllar ve çağlar geçse de, insanın büyük ve evrensel sorular sorma, bunların yanıtlarını arama sevdasının hiçbir zaman sona ermeyeceğini gösteren bir yapıt.

  • Künye: Jean Bottéro ve Samuel Noah Kramer – Mezopotamya Mitolojisi, çeviren: Alp Tümertekin, İş Kültür Yayınları, mitoloji, 896 sayfa

Ahmet Raşit Bey – İmparatorluğun Son Döneminde Gördüklerim, Yaptıklarım (2014)

Ahmet Reşit Bey, kâtip olarak Mabeyin Başkitabeti’ne girdikten sonra, 32 yıl farklı mevkilerde görev üstlendi.

Ahmet Reşit Bey’in 1890-1922 yıllarını kapsayan bu hatıraları da, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yaşananlara dair pek çok ayrıntı sunmasıyla önemli.

Yazar burada, dönemin önde gelen devlet adamları olan Sultan Abdülhamid, Sultan V. Mehmed, Tevfik Paşa ve Damat Ferid Paşa’yı; İttihat ve Terakki Partisi’ni; bu dönemde yaşanan gelişmelerin Kudüs, Halep, Manastır, Ankara, İzmir ve İstanbul’daki izdüşümlerini; Balkan Harbi ile 1. Dünya Savaşı’nı ve Sevr Antlaşması’nın arka planında yaşananları anlatıyor.

Muazzam bir kaynak!

  • Künye: İmparatorluğun Son Döneminde Gördüklerim, Yaptıklarım, Ahmet Reşit Bey, hazırlayan: Nur Özmel Akın, İş Kültür Yayınları, anı, 480 sayfa

Halil Cibran – Ermiş (2014)

  • ERMİŞ, Halil Cibran, çeviren: Ayşe Berktay, İş Kültür Yayınları, edebiyat, 54 sayfa

Aşk, ölüm, doğa ve yurt özlemi konularında kaleme aldığı birçok çalışması bulunan Halil Cibran’ın ‘Ermiş’i, yazarın en ünlü yapıtlarından biri. Hem şiir, hem aforizma hem de “bilgelik kitabı” olarak değerlendirilebilecek eser, yıllar boyu yaşadığı kentten ayrılacak Ermiş’in, veda niyetine halka hitabından oluşuyor. Ermiş, kent halkının kendisine aşk, evlilik, suç, ölüm, güzellik, acı, yoksulluk ve mutluluk gibi kavramlara dair sorduğu sorulara yanıt verir.

Michael Howard – Van Gogh (2014)

  • VAN GOGH, Michael Howard, çeviren: Meltem Savcı ve Özge Somersan, İş Kültür Yayınları, resim, 256 sayfa

van-gogh

Sanat tarihi alanında kıdemli bir isim olan Michael Howard, kısa kariyerine iki bini aşkın sanat eseri sığdırmasına rağmen, ancak öldükten sonra ressam olarak tanınabilen Vincent Van Gogh’un en önemli 280 çalışmasından oluşan bir galeri eşliğinde, sanatçının yaşamını ve sanatını açıklıyor. Van Gogh’un hayatını ayrıntılı bir biçimde ele alan Howard, onun ailesini, yetiştiği çevreyi, resim yapmaya başlamadan önceki iş yaşamını ve sanat kariyerinin evrelerini irdeliyor. Yazar kitabının devamında ise, sanatçının erken döneminden ustalık dönemine pek çok eserinin çözümlemesini yaparak, bunların sanatsal kimliğini yorumluyor.

Ahmet Şükrü Esen – Karacaoğlan (2016)

  • KARACAOĞLAN, Ahmet Şükrü Esen, İş Kültür Yayınları, folklor

karacaoglan

‘Karacaoğlan’, Esen’in âşık edebiyatı ve anonim halk edebiyatı alanındaki 30 yıllık derleme çalışmalarının ilk ürünü. Esen’in derlediği Karacaoğlan şiirleri, bir sözlük, kapsamlı bir dizin ve kaynakça ile zenginleşiyor. Kitaba, İsmail Görkem’in, Türk sözel kültüründe Karacaoğlan’ın yerini ve Esen’in çalışmalarını irdelediği iki yazı da eşlik etmekte.

Aydın Boysan – Ne Hoş Zamanlardı (2007)

Aydın Boysan, ‘Ne Hoş Zamanlardı’da, insana ve onun yarattıklarına dair kaleme aldıklarına, kaldığı yerden devam ediyor.

Kitapta, Boysan’ın yazıları dışında, birkaç şiiri de bulunuyor.

Boysan, kitabı için, “Bu kitabımla, çok sayıda konuyu olabildiği kadar kısaltarak, sunmak istedim. Egoistçe davrandığımı itiraf ederek diyeceğim ki, yaşadığım, gördüğüm ve düşündüğüm sahneleri anlatırken, durmadan konu değiştirdim. Mekânlar İstanbul’dan Uzay ve Evren’e, zamanlar ise çok önce’den, uzak geleceğe kadar çeşitlendi,” diyor.

Yazarın dediği gibi, kitapta birbirinden çok farklı konular yer alırken, Boysan’ın alaycı, muzip ve zeki kalemi, okur için eğlenceli metinler yaratıyor.

Kitap, insanoğlunun çeşitli hallerini, çelişkilerini, hoşluklarını, akıcı kalemi ve engin tecrübesiyle aktaran, “beşer şaşar” diyen Boysan’ın diğer kitaplarıyla aynı lezzeti taşıyor.

  • Künye: Aydın Boysan – Ne Hoş Zamanlardı, İş Kültür Yayınları, anlatı, 262 sayfa