Kolektif – Savaşanların Gözüyle Türk-Alman İttifakı (2018)

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ve Alman imparatorlukları müttefikti.

Bu ittifak, ikisi için de hezimet oldu.

Türk ve Alman kaynaklarının yanı sıra, İngiliz ve Fransız kaynaklarından da yararlanmasıyla büyük öneme haiz elimizdeki kitap ise, bizzat içinde yer almış olanların gözünden bu ittifakın içeriğini çok yönlü bir şekilde irdelemesiyle dikkat çekiyor.

Farklı yazarların makaleleriyle katıldığı kitapta, aynı cephede Almanlarla birlikte savaşmış Mustafa Kemal Atatürk’ün Alman subayları hakkında ne düşündüğünden Almanların Türk komutanlarını nasıl değerlendirdiklerine, Alman askerî stratejisinde Türkiye’nin rolünün ne olduğundan 1915’te Ermenilere yapılanlara dair kararların alınmasında Almanların rolünün ne olduğuna pek çok konu ele alınıyor.

Çalışmanın, o dönemi hem zengin belgeler hem de kapsamlı bir şekilde irdelemesiyle her tarih tutkununa hitap edeceğini söyleyebiliriz.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: M. Alaaddin Yalçınkaya, Mustafa Çolak, Mustafa Gencer, Uğur Üçüncü, Özgür Yılmaz, Kadir Kon ve Cemal Candan.

  • Künye: Kolektif – Savaşanların Gözüyle Türk-Alman İttifakı (1914-1918), editör: Necmettin Alkan ve Eyyub Şimşek, Kronik Kitap, tarih, 240 sayfa, 2018

Necmettin Alkan – Karikatürlerle Sultan II. Abdülhamid (2018)

Yerli ve yabancı karikatürcülerin, gerilimi oldukça yüksek bir dönemde hüküm sürmüş II. Abdülhamid’e çok ilgi duyduğunu biliyoruz.

Kendisiyle ilgili yapılmış pek çok karikatür bulunuyor.

Necmettin Alkan’ın elimizdeki kitabı da, II. Abdülhamid karikatürlerinden yola çıkarak bir dönem okumasına girişmesiyle, bu alanda yapılmış en özgün çalışmalardan biri olmaya aday.

Türk, Alman, İngiliz, Fransız, Rus, Yunan, İtalyan ve Amerikan karikatüristlerin pek çok karikatür örneğini barındıran çalışma, II. Abdülhamid’in iktidarı döneminde yaşananları, Osmanlı’nın o süreçteki durumunu ve söz konusu karikatürler üzerinden dönemin propaganda yöntemlerinin nasıl işlediğini ayrıntılı bir bakışla inceliyor.

  • Künye: Necmettin Alkan – Karikatürlerle Sultan II. Abdülhamid: Propaganda ve Gerçek Arasında Bir Padişah, Kronik Kitap, tarih, 304 sayfa, 2018

Georgi P. Kostandov – İstanbullu Bulgarlar ve Eski İstanbul (2018)

İstanbul doğumlu bir Bulgar olan Georgi Kostandov’un bu kitabı, İstanbul’un yakın tarihini ait olduğu cemaatin penceresinden okumasıyla çok değerli.

Bilindiği gibi Bulgarların, Osmanlı İstanbul’unda yoğun ve etkili bir nüfusu vardı.

Bunun yanı sıra, kalabalık bir kesim oluşturan Bulgar cemaatinin dönemin sosyo-politik gelişmelerinde oldukça etkili oldukları da biliniyor.

Kostandov’un uzun araştırmalarının ürünü olan bu kitap da, yalnızca bu özgün cemaatin dünyasına daha yakından bakmakla yetinmiyor, aynı zamanda eski İstanbul’un iyi bir fotoğrafını da çekiyor.

Kostandov, Bulgar cemaatinin sosyal ve kültürel durumunu, Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin bağımsız bir yapıyla kuruluşunu ve Bulgar cemaatinin ülke siyaseti içindeki yerini saptıyor.

Yazar kitabının ikinci bölümünde ise, okurunu İstanbul’un semtlerinde 1950’li yıllardan 2000’li yıllara uzanan bir yolculuğa çıkarıyor.

Bu bölümde, şehrin tarihi dokusu ve eski yerleşim yerleri, İstanbul’da Bulgar sütçüler ve muhallebiciler, şehirdeki bayram ziyaretleri ve kutlamaları, şehrin sayfiye yerleri, boğaz gezileri, İstanbul’un sahilleri ve plajları, 6-7 Eylül’de yaşananlar ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu yer alıyor.

  • Künye: Georgi P. Kostandov – İstanbullu Bulgarlar ve Eski İstanbul, Kronik Kitap, tarih, 416 sayfa

Emrah Safa Gürkan – Sultanın Korsanları (2018)

Emrah Safa Gürkan, geçen sene yayımlanan ‘Sultanın Casusları’nda, Osmanlı, Habsburg ve Venedik istihbarat faaliyetlerinin kapsamlı bir karşılaştırmasını yapmış ve tüccar, korsan, asker ve denizcilerin ilginç hayat hikâyeleriyle bunların istihbari faaliyetlerinin detaylarını sunmuştu.

Gürkan, şimdi harika bir çalışmayla daha karşımızda.

Yazar, bizi Osmanlı deniz tarihinde keyifli bir yolculuğa çıkararak Osmanlı korsanlarının gizemli dünyasına davet ediyor.

Kitapta,

  • Osmanlı korsanlarının etnik aidiyetleri,
  • Hıristiyan denizcilerin Müslüman dünyasına ne kadar adapte oldukları,
  • Gemilerde korsanların yiyip içme alışkanlıkları, doğal ihtiyaçlarını karşılama biçimleri,
  • Denizcilerin denizcilikle ilgili ibadet ve ritüelleri,
  • Hastalıkla mücadele yöntemleri,
  • Hijyen ve disiplin sağlama yöntemleri,
  • Korsan akınlarındaki askerî taktikler,
  • Korsan akınlarına uygun gemi tipleri,
  • Topoğrafik faktörlerin hangi limanları korsanlığa mahkûm ettiği,
  • Elde edilen ganimetin korsan limanlarına katkısı ve Avrupa ekonomisine zararının boyutları,
  • Ganimetlerin paylaşım kuralları,
  • İnsanları korsanlığa iten sosyo-ekonomik etkenler,
  • Ve korsanların uluslararası hukuktaki yeri gibi pek çok önemli konu ele alınıyor.

Gürkan’ın Osmanlıca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, İngilizce, Portekizce, Katalanca, Latince ve Almanca kaynaklarına dayalı çalışması bununla sınırlı kalmıyor.

Firar etmek için binbir yolu deneyen Cervantes gibi esirler, aynı gemide yoldaşlık yapan ve beraber yiyip içen Hıristiyan ve Müslümanlar, Yeniçerilere fark ettirmeden korsan gemisini bir Hıristiyan limanına yanaştırıp özgürlüğüne kavuşan esir denizciler ve Hıristiyan dünyasında bıraktığı ailesini ziyaret eden gaziler gibi pek çok ilginç, aydınlatıcı ve keyifli konuyu da bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Emrah Safa Gürkan – Sultanın Korsanları: Osmanlı Akdenizi’nde Gazâ, Yağma ve Esaret (1500-1700), Kronik Kitap, tarih, 592 sayfa, 2018

Plano Carpini – Moğolistan Seyahatnamesi (2018)

Ortaçağ Avrupa’sının en büyük korkularından biri, Moğol İmparatorluğu’nun kendilerini birebir tehdit eden bir güce dönüşmesiydi.

Hele hele Moğol ordularının 13. yüzyılda Macaristan’ı geçip, Adriyatik kıyılarına kadar dayanması, Avrupa’nın tabir-i caizse yüreğini ağzına getirmişti.

Bu dönemde Papa Innocentius, Moğollara elçi yollayıp, barış girişimlerinde bulunmalarını emretmişti.

Dönemin ünlü seyyahı, keşiş Plano Carpini de, bu emre uyarak büyük bir cesaretle Moğol topraklarına, hükümdarın ayağına kadar gitmişti.

Carpini, Moğol topraklarında aylarca kalmış, onları yakından tanımış ve geri döndüğünde izlenimlerini bizzat Papa’ya sunmuştu.

İşte altın değerinde bir tarihi kaynak olan Carpini’nin bu seyahatnamesi, dönemin Moğol İmparatorluğu’nun kapsamlı bir değerlendirmesini sunuyor.

Carpini, yalnızca Moğol topraklarında gördüklerini anlatmıyor, aynı zamanda Moğolların gelenekleri, yaşamları, kılık kıyafetleri, inançları, Ritus adı verilen Moğol dini törenleri, tarihleri, savaşma biçimleri ve başka uluslarla ilişkileri hakkında çok önemli bilgiler veriyor, ayrıca Batılıların Moğolların ilerleyişine karşı ne gibi tedbirler alabileceği konularında kimi ilgi çekici önerilerde bulunuyor.

Moğolların en güçlü oldukları dönem hakkında, birinci elden yazılmış iyi bir kaynak.

  • Künye: Plano Carpini – Moğolistan Seyahatnamesi: 13. Yüzyılda Avrupa’dan Asya’ya Yolculuk, 1245-1247, çeviren: Ergin Ayan, Kronik Kitap, seyahatname, 176 sayfa, 2018

Charles Alexandre de Challaye – Kırım Savaşı Öncesinde Osmanlı Ordusu (2018)

Yaklaşık üç yıl sürmüş Kırım Savaşı, Osmanlı ile Rusya arasında başlamış olsa da, daha sonra Avrupa ülkelerinin de dâhil olduğu büyük bir savaşa dönüştü.

Dolayısıyla bu savaş, yalnızca Osmanlı tarihinde değil, Avrupa tarihinde de çok büyük öneme sahip.

O dönem Erzurum’da Fransız konsolosu olarak görev yapan Charles Alexandre de Challaye’ın bu önemli kitabı da, savaş öncesinde Osmanlı ordusunun ne durumda olduğu hakkında çok değerli ve ilgi çekici ayrıntılar barındıran bir kaynak.

Challaye, Osmanlı-Rus ilişkilerinin kesildiği Haziran 1853’ten itibaren Osmanlı ordusunun Kırım Savaşı’ndaki merkezi olarak belirlenen Erzurum’daki gelişmeleri adım adım izlemiş ve daha sonra bunları Fransız makamlarına rapor etmişti.

Raporda, Osmanlı ordusunun yerleşik olduğu kamplar, ordunun durumu, savaş gücü ve ordunun Ruslara nasıl karşı koyabileceği konuları ayrıntılı şekilde yer alıyor.

Kitap, hem Osmanlı ordusunun durumunu kapsamlı bir şekilde ortaya koyması hem de Osmanlı ordusunda yeniçeriliğin kaldırılmasından sonra askeri modernleşme anlamında nelerin gerçekleştirildiğini gözler önüne sermesiyle çok önemli.

  • Künye: Charles Alexandre de Challaye – Kırım Savaşı Öncesinde Osmanlı Ordusu: Organizasyon ve Savaş Gücü, çeviren: Özgür Yılmaz, Kronik Kitap, tarih, 160 sayfa, 2018

Ebu Dülef – İran Seyahatnamesi (2018)

Seyyah, edebiyatçı ve doğabilimci Ebu Dülef’in bu seyahatnamesi, 10. yüzyıl İran’ı hakkında çok yönlü, altın değerinde bir kaynak.

Tam adıyla Ebu Dülef Mis’ar bin Mühelhil el-Hazrecî Yenbuî olan kitabın yazarı, Samanoğulları döneminde yaptığı bu yolculuğunda, İran coğrafyasını, tarihini, madenlerini, şifalı bitkilerini, adetlerini, toplumsal yaşamını, kültürünü ve bu özgün ülkeye dair daha pek çok konuyu kapsamlı bir şekilde anlatıyor.

Seyahatname, dönemin İran’ına dair gizemleri araladığı gibi, bir süre sonra bu bölgede kurulacak Selçuklu hâkimiyeti hakkında da çok önemli ipuçları sunuyor.

Kitabın bulunma serüveni de ilginç.

Ünlü tarihçimiz Zeki Velidi Togan ile Abdülkadir İnan, 1922 yılında Horasan topraklarına doğru yola çıkarlar ve seyahat esnasında, bu önemli eseri bulurlar.

Türkçeye ilk kez çevrilen kitap, çevirmeni Serdar Gündoğdu tarafından dönemin önemli seyahatnameleriyle karşılaştırılmış, ayrıca ilave notlarla zenginleşmiş.

  • Künye: Ebu Dülef – İran Seyahatnamesi: 10. Yüzyılda Kafkasya’dan Fars Körfezi’ne Yolculuk (953-955), çeviren: Serdar Gündoğdu, Kronik Kitap, seyahatname, 144 sayfa

Simeon Trayçev Radev – Galatasaray Mekteb-i Sultanisi (2018)

Galatasaray Lisesi, eski adıyla Mekteb-i Sultani, Osmanlı’dan bugüne Türkiye’nin çağdaş eğitim geleneğinin en önemli taşıyıcılarından biri olageldi.

Simeon Trayçev Radev’in anılarından oluşan bu kitabı ise, hem bu önemli okulun tarihi hem dönemin atmosferi ve hem de Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde yaşananlar hakkında harika bir kaynak.

On dokuzuncu yüzyıl boyunca İstanbul ve çevresinde cemaat oluşturan, Radev’in de üyesi olduğu Osmanlı tebaası Bulgarların tarihini anlatarak açılan kitap, bağımsız Bulgar Kilisesi’nin kuruluşu ve

İstanbul’a gönderilen Bulgar gençlerinin eğitimlerine yönelik çalışmalarla ilerliyor.

Kitabın devamında ise,

  • Galatasaray Lisesi’nde nasıl bir eğitim verildiği,
  • Mektebin hocalarının kimlerden oluştuğu,
  • Okulun uluslararası bir okul olmayı başarmasının altındaki etkenler,
  • Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e Galatasaray Lisesi eğitim ve öğretiminde değişiklikler olup olmadığı,
  • Ve lisede nehari (gündüzlüler) ve leyli (yatılılar) öğrenciler arasındaki farkların neler olduğu gibi konular ele alınıyor.

Kitap bu ve benzeri konuları aydınlatırken, dönemin İstiklal Caddesi’ndeki, Cadde-i Kebir’deki yaşam hakkında zengin bir fotoğraf da çekiyor.

  • Künye: Simeon Trayçev Radev – Galatasaray Mekteb-i Sultanisi: Resneli Bulgar Bir Talebenin Hatıraları, 1879-1898, açıklama, çeviri ve notlar: Georgi P. Kostandov, Kronik Kitap, anı, 160 sayfa, 2018

George Stitt – Son Mekke Emiri Şerif Ali Haydar Paşa Anlatıyor (2018)

Şerif Ali Haydar Paşa, Osmanlı’nın tayin ettiği son Mekke emiriydi.

Daha da ilginci, Arap isyanını başlatan Şerif Hüseyin Paşa, Şerif Ali Haydar Paşa’nın uzaktan kuzeniydi.

Bilindiği gibi Şerif Ali Haydar Paşa, Arap isyanı zamanlarında birçok kuzeninin aksine Osmanlı’ya sadık kalmış, ayrıca bizzat Fahreddin Paşa’nın yanında Medine’de Şerif Hüseyin ve adamlarına karşı mücadele etmişti.

İşte bu kitap, Arapların bağımsızlık savaşında yaşananlar başta olmak üzere, paşanın tanık olduğu önemli gelişmeleri ilk elden sunmasıyla çok değerli bir kaynak.

Abdülaziz döneminde doğmuş paşa, bu anılarında da görüleceği gibi, II. Abdülhamid zamanında şehzadelerle birlikte saray mektebine gitmiş ve hanedan yaşamına, ayrıca birçok konakta bulunmasıyla da dönemin İstanbul yaşamına yakından tanık olmuş.

Kitapta,

  • 1908 Devrimi, 31 Mart Vak’ası ve Birinci Dünya Savaşı esnasındaki İttihatçıların faaliyetleri,
  • Mithat Paşa’nın sürgün edilmesi,
  • Abdülhamid’in ıslahatları,
  • Vahdeddin’in ülkeyi terk edişi,
  • Osmanlı’nın Arap bölgeleri konusunda yürüttüğü politikalar,
  • Arap isyanının başlama sebepleri,
  • Arabistan’ın Osmanlı’nın elinden çıkma nedenleri,
  • Cumhuriyet idaresinin Arabistan’a karşı nasıl bir tavır takındığı,
  • Saltanat ve hilafetin kaldırılışı,
  • İbn-i Suud’un ve Vehhabilerin Mekke ve Medine’yi ele geçirme süreçleri,
  • Ve bunun gibi birçok tarihi olay anlatılıyor.

Künye: George Stitt – Son Mekke Emiri Şerif Ali Haydar Paşa Anlatıyor: Osmanlı Arabistan’ı Nasıl Kaybetti?, çeviren: Yusuf Selman İnanç, Kronik Kitap, tarih, 336 sayfa, 2018

Jona Lendering – Büyük İskender (2018)

Büyük İskender, 11 Haziran 323 tarihinde Babil’de öldüğünde henüz 33 yaşındaydı, fakat ardında, gerçek anlamda bir dünya imparatorluğu bırakmış, antik dünyanın ve belki de tarihin gelmiş geçmiş en büyük askeri lideriydi.

Antikçağ Yunan hikâyelerinden, Babil hükümdarlık kayıtlarından, İran kökenli belgelerden yararlanan bu kitap ise, en kapsamlı Büyük İskender biyografilerinden biri olmaya aday.

Tarihçi Jona Lendering, uzun soluklu araştırmalarının ürünü olan kitabında,

  • Büyük İskender’in doğduğu Makedonya İmparatorluğu’nu,
  • Babası Philippos’u,
  • Yetiştiği çevreyi,
  • Hocalarını,
  • Aldığı siyasi ve askeri eğitimi,
  • Liderlik yeteneklerini,
  • Devlet yönetimine getirdiği yenilikleri,
  • Kazandığı büyük başarıların altındaki etkenleri,
  • Ve en büyük siyasi ve askeri hatalarını kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

Lendering’in çalışması, Büyük İskender’in kişiliği, savaştığı ordular, başka devletlerle ilişkileri, kısacası bu önemli tarihi aktöre dair bilinmesi gereken pek çok önemli ayrıntıyı bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Jona Lendering – Büyük İskender, çeviren: Burak Sengir, Kronik Kitap, biyografi, 456 sayfa, 2018